Etiket: Olağanüstü hal (OHAL)

  • Fransa’da ülke genelinde gösteriler sürüyor, hükümet artık OHAL seçeneğini dışlamıyor

    Fransa’da ülke genelinde gösteriler sürüyor, hükümet artık OHAL seçeneğini dışlamıyor


    İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, dün gece 79 polis karakolunun yanı sıra 34 belediye binası ve 28 okul içinde olmak üzere 119 kamu binasının saldırıya uğradığını duyurdu.

    Paris’in Nanterre banliyösünde Nael M. isimli 17 yaşındaki genç sürücünün polis tarafından öldürülmesine tepki gösterenler, 3 gecedir ülke genelinde protestolarını sürdürürken hükümet, Olağanüstü Hal Uygulaması (OHAL) ilanını dışlamayarak, kamu düzeninin tesisi için bütün seçeneklerin değerlendirildiğini bildirdi.

    Göstericilerin ülke genelinde çok sayıda aracı ve kamu binasını ateşe vermesi ve mağazaları yağmalaması üzerine Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından önceki gün dışlanan OHAL ilanının bugünkü olağanüstü bakanlar kurulu toplantısında ciddi bir şekilde gözden geçildiği bildirildi.

    Fransa’da 2005’teki banliyö olayları sırasında dönemin Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, OHAL ilan etmişti.

    Gözaltına alınanlar 875’e çıktı

    Bu arada Reuters, 200’den fazla polisin yaralandığı olaylarda gözaltına alınanların sayısının 875’e çıktığını aktardı.

    İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, dün gece 79 polis karakolunun yanı sıra 34 belediye binası ve 28 okul içinde olmak üzere 119 kamu binasının saldırıya uğradığını duyurdu.

    Başbakan Elisabeth Borne, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şiddet olaylarının “kabul edilemez olduğunu” belirterek, hükümetin kamu düzenin yeniden tesisi için tüm seçenekleri” incelediğini” bildirdi.

    Borne, olayların başladığı Nanterre banliyösünü yaptığı ziyarette gazetecilere yaptığı açıklamada, “Öncelik hedefimiz milli birliğin sağlanması ve bunun yolu da düzeni yeniden tesis etmekten geçiyor.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Macron bakanlar kurulu toplantısında yaptığı açıklamada, “gencin ölümünün kabul edilemez bir şekilde araçsallaştırılmasını” kınadı ve üç gündür süren ve adeta isyana dönüşen olaylara müdahale için İçişleri Bakanı tarafından “ilave önlemlerin” alınacağını duyurdu.

    Macron ayrıca ailelere çağrı yaparak çocuklarını evlerinde tutmalarını istedi. 

    Marsilya’da olağanüstü önlemler

    Fransa’nın ikinci büyük şehri olan güneydeki Marsilya kentinde yetkililer cuma günü bütün gösterileri yasaklarken, tüm toplu taşıma araçlarının yerel saatle 19.00’da durdurulması talimatını verdi.

    Paris ve Marsilya dışında Lyon, Pau, Toulouse, Lille en fazla araçların kundaklandığı ve yağmalamaların yaşandığı kentler arasında.

    Fransa’da 17 yaşındaki bir genci trafik kontrolünde vurarak öldüren polis memuru, dün çıkarıldığı mahkemece ‘kasten adam öldürmek’ suçundan tutuklandı.

    BM’den Fransa’ya uyarı

    BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) Sözcüsü Ravina Shamdasani, Cenevre’de düzenlediği basın toplantısında, Kuzey Afrika kökenli gencin 27 Haziran’da polis kurşunuyla öldürülmesi nedeniyle endişe duyduklarını söyledi.

    Olayla ilgili soruşturma açıldığını dikkate aldıklarını vurgulayan Shamdasani, “Fransa’nın, kolluk kuvvetlerindeki derin ırkçılık ve ayrımcılık sorunlarını ciddi şekilde ele almasının zamanıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

    Shamdasani, barışçıl şekilde toplanmanın önemini vurgulayarak, yetkililerden, polisin gösterilerde şiddet içeren unsurları ele almak için güç kullanımının bazı ilkelere saygı gösterdiğine her zaman emin olmalarını istediklerini belirtti.

    Söz konusu ilkelerin meşruluk, gereklilik, ölçülülük, ayrımcılık yapmama, ihtiyatlı olma ve hesap verilebilirlik olduğuna dikkati çeken Shamdasani, “Orantısız güç kullanımına ilişkin tüm iddialar, hızla soruşturulmalıdır.” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Meksika’dan ABD’ye kaçak geçen Türk vatandaşların sayısı 1 yılda 3 katına çıktı

    Meksika’dan ABD’ye kaçak geçen Türk vatandaşların sayısı 1 yılda 3 katına çıktı


    Meksika’nın Türk vatandaşlarının ülkeye girişlerine getirdiği kısıtlamalara rağmen bu ülke üzerinden ABD’ye kaçak yollardan geçenlerin sayısında rekor artış yaşanıyor. 2021’de Meksika’dan ABD’ye 7 bin Türk vatandaşı geçerken bu sayı 2022’de 22 bine ulaştı. 2022 yılında ABD’ye kaçak yollarla gelen bin kişiden 7’si Türk vatandaşı. 

    Yurtdışında yaşamak isteyen Türk vatandaşlarının sayısı son yıllarda giderek artıyor. Avrupa ülkelerinin yanı sıra ABD ve Kanada en çok hayali kurulan ülkelerin başında geliyor. Ancak Schengen ve ABD vizesi almak hiç de kolay değil. Vize ret oranları oldukça yükseldi. Binlerce vatandaş çareyi kaçak yollardan bu ülkeye gitmekte buluyor. Son dönemde Meksika üzerinden ABD’ye giriş en önemli rotalardan birisi.

    Meksika’ya uçakla gidenler e-vize alabiliyor

    Turizm, iş, eğitim, gazetecilik veya transit geçiş gibi nedenlerle Meksika’ya seyahat edecek Türk vatandaşları havayoluyla seyahat etmek şartıyla kolayca e-vize alabiliyor. Ancak son dönemde e-vize almalarına rağmen ülkeye sokulmayan Türk vatandaşları da var. Meksikalı yetkililer gelen Türk vatandaşlarının pasaportlarını sıkı sıkı inceliyor. İlk kez yurtdışına çıkanların ülkeye giriş şansı daha düşük. Ancak daha önce Schengen başta olmak üzere Batılı ülkelerden bir vize alanların ülkeye giriş şansı çok daha yüksek. Havalimanında pasaport kontrolündeki sınır polisinin ülkenize geri döneceğinize inanması gerekiyor.

    ABD Gümrük ve Sınır Muhafaza Teşkilatı’nın (CBP) yayımladığı verilere göre ülkeye giren düzensiz göçmenler arasında Türk vatandaşlarının sayısı da artıyor. Meksika üzerinden ABD’ye geçen Türklerin sayısı 2021 yılının tamamında 6 bin 945 iken bu sayı 2022’de 21 bin 968’e kadar yükseldi. Bu da yüzde 2016 artış demek.

    CBP verilerine göre 2019’da Ekim-Aralık aylarını kapsayan 3 aylık dönemde 636 Türk vatandaşı ABD’ye kaçak yollardan girdi. Bu sayı 2020’nin tamamında 4 bin 447 kişi oldu. Düzensiz Türk göçmenlerin sayısı 2021’de 6 bin 945’e çıktı. Resmi rakamlara göre 2022’nin tamamında ise bu sayı 21 bin 698 oldu.

    Bin kaçaktan 7’si Türk vatandaşı

    ABD’ye 2022 yılında 3 milyon 58 bin kişi kaçak yollarla girdi. Buna göre 2022’de ABD’ye kaçak yolla geçen her bin kişiden 7’si Türk vatandaşı. 2021’in tamamında ise bu sayı 2 milyon 275 bin 932 olmuştu.

    Meksika kaçak göçmenlerin en önemli rotası. Türk Dışişleri Bakanlığına göre hususi, hizmet ve umuma mahsus pasaport sahibi Türk vatandaşları vizeye tabi. Diplomatik pasaportlar ise vizeden muaf.

    Ancak 30 güne kadarki seyahatler için harç ödemeden internet üzerinden e-vize almak kolay. Dışişleri Bakanlığı sitesinde, “Turizm, iş, eğitim, gazetecilik veya transit geçiş gibi nedenlerle Meksika’ya seyahat edecek vatandaşlarımız, havayoluyla seyahat etmek kaydıyla, 30 gün süreyle geçerli tek girişli e-vizelerini internet sitesinden harçsız olarak alabilmektedirler” ifadesi yer alıyor.

    Öte yandan, CBP sitesinde veriler aylık olarak yer alırken yıllık toplamda ise mali yıl gösteriliyor. Mali yıl ekim ayında başlayıp eylül ayında sona eriyor. Bu haberdeki yıllık toplamlar Ocak-Aralık ayını içeren takvim yılını gösteriyor.

    ABD’nin kullandığı mali yıl olarak bakıldığında 2020’de 2 bin 580, 2021’de 4 bin 989 ve 2022’de 19 bin 470 Türk vatandaşı kaçak yollardan ABD’ye geçti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • OHAL Komisyonu başvuruların yüzde 95’ini karara bağladı, yaklaşık 10 başvurudan 8’ini reddetti

    OHAL Komisyonu başvuruların yüzde 95’ini karara bağladı, yaklaşık 10 başvurudan 8’ini reddetti


    Olağanüstü Hal (OHAL) İşlemleri İnceleme Komisyonu, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile meslekten ihraç edilenler, kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin yapılan 126 bin 783 başvurudan 120 bin 703’ünü karara bağladı.

    OHAL Komisyonu yapılan başvuruların yüzde 95’i ile ilgili karar verirken, orantıya vurulduğunda yaklaşık 10 başvurudan 8’ini reddettiği görüldü.

    Komisyondan yapılan açıklamaya göre, OHAL kapsamında KHK’lerde tesis edilen işlemler hakkındaki başvuruları değerlendirip karara bağlamak üzere kurulan OHAL Komisyonu, karar verme sürecinden bu yana geçen 4 yıllık süre içerisinde toplam başvuruların yüzde 95’i hakkında karar verdi.

    15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen darbe girişiminin ardından KHK’lar ile 125 bin 678 kişi kamu görevinden çıkarıldı. 3 bin 213’ü rütbe alma, 2 bin 761’i kurum ve kuruluş̧ kapatma ve 270’i yurt dışı öğrencilikle ilişiği kesilme olmak üzere toplam 131 bin 922 de tedbir işlemi uygulandı.

    Bu kapsamda 31 Aralık 2021 tarihi itibarıyla komisyona yapılan başvuru sayısı 126 bin 783 oldu. Komisyon tarafından verilen karar sayısı 120 bin 703, incelemesi devam eden başvuru sayısı ise 6 bin 80 olarak kayıtlara geçti. 22 Aralık 2017’den itibaren karar verme surecine başlayan komisyonca 16 bin 60 başvuruda kabul, 104 bin 643 başvuruda ret kararı verildi.

    Komisyon, 3 bin 550 dosya için ise ön inceleme kararı aldı. Ayrıca, kabul kararlarından 61’i ise kapatılan dernek, vakıf, öğrenci yurdu, televizyon kanalı ve gazete gibi kuruluşların açılmasına ilişkin oldu.

    Ret kararlarının yarısından fazlası hükümlü

    Komisyon tarafından 104 bin 643 başvuru dosyasında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisak veya bunlarla irtibatı bulunduğu gerekçesiyle ret kararı verildi. Ret kararlarının yüzde 95’inde adli soruşturma/kovuşturma bilgisi mevcutken, ağır ceza mahkemelerince hapis cezası verilenlerin oranı yüzde 53 olarak kayıtlara geçti.

    Ret kararı verilenlerden, Bank Asya’da hesap açma/para yatırma gibi işlem yapanların oranı yaklaşık yüzde 40, ByLock kullanımı ve mesaj içeriği tespiti yüzde 35 oldu.

    “Dernek, gazete ve okul, tek başına ret gerekçesi değil”

    Komisyon kararlarında “dernek üyeliği, gazete aboneliği veya örgüte müzahir okula kaydı” tek başına ret sebebi görülmezken, her bir dosya ayrı ele alınarak, kararlar gerekçeli olarak veriliyor.

    Komisyonun yaptığı inceleme sonucunda terör örgütüyle irtibatı nedeniyle ret kararı verilen eşinden bağımsız olarak 1594 kişinin başvurusu kabul edildi.

    Komisyon kurulmadan önce KHK’lar ile haklarında işlem yapılan kişilerin bir kamu kurumuna başvuru yapmış olması veya idare mahkemesinde dava açılması halinde, komisyona doğrudan başvuru yapılmaması durumunda da önceki başvurular resen işleme konuluyor. İnceleme ve değerlendirme sonunda bu başvuruların içerisinden 172 dosya hakkında da kabul kararı verilerek, kişilerin kamu görevine iadesi sağlandı.

    Etkili iç hukuk yolu olarak kabul ediliyor

    Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından etkili iç hukuk yolu olarak kabul edilen komisyon, ilk başvuruları 17 Temmuz 2017’de almaya başladı.

    Komisyon tarafından elektronik ortamda 7/24 esaslı başvuru alma işlemi gerçekleştirilirken, 20’den fazla kurum ve kuruluştan temin edilen yaklaşık 500 bin evrak tasnif, kayıt ve arşivleme işlemi oluşturulan özel bir bilgi işlem altyapısı sayesinde tamamlandı. Bilişim sistemi altyapısının, veri analiz sisteminin tamamlanması ve 70’i raportör olmak üzere istihdam edilen toplam 240 personeliyle belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde de 22 Aralık 2017’de başvuru dosyaları hakkında karar verme süreci başladı.

    Komisyon, 7075 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat kapsamında her bir başvuru dosyasını ele alarak bireyselleştirilmiş gerekçeli karar veriyor.

    Komisyon incelemesini terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı yönünden de yapıyor.

    Yargı mercileri tarafından haklarında adli soruşturma ve kovuşturma yapılan başvurucular bakımından örgüt üyeliği veya örgüte yardım etme gibi suçlar yönünden ceza hukuku kapsamında yargılama yürütülürken, komisyon tarafından yapılan inceleme öncelikle idari nitelik taşıyor.

    Bu kapsamda, kamu görevinden çıkarmada, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleriyle bağının kurulması yeterli görülüyor. Değerlendirme, cezai sorumluluğunun bulunup bulunmadığından bağımsız, sadece kamu görevinde kalmanın uygun olup olmadığı yönünden yapılıyor.

    106 kriter başlığına göre değerlendirme

    Komisyonca başvurular, öncelikle kişinin başvuru dilekçesindeki beyanlardan yola çıkarak, kurum ihraç sebepleri ile birlikte tespit edilen verilerle ele alınıyor. İlgili kurumlardan temin edilen bilgi, belge ve tespitler detaylıca incelenmesinin ardından yargı mercileri tarafından verilen kararlar UYAP sistemi üzerinde takip edilerek, haklarında takipsizlik veya beraat kararı verilen kişilerin dosyaları öncelikle inceleniyor.

    Komisyon tarafından yapılan değerlendirmedeki temel yaklaşım, terör örgütünün emir ve talimatına göre hareket edilip edilmediğinin tespitine yönelikken, başvurulara ilişkin 20’den fazla kurumdan temin edilen bilgiler, 106 kriter başlığı altında analiz ve sorgulama yapılarak inceleniyor, çalışma usul ve esasları kapsamında değerlendirilerek karara bağlanıyor.

    Komisyon inceleme ve değerlendirme kriter bilgileri arasında, adli soruşturma ve kovuşturma dosyalarındaki tespit ve bilgiler, ceza yargılamaları sonucunda mahkumiyet bilgisi, örgüt içi iletişim programı ByLock, Eagle kullanıcılığı bilgisi, Bank Asya’ya destek amaçlı hesap açma ve para yatırma bilgisi, iltisaklı sendika, dernek, vakıf ve federasyon üyelik, yöneticilik bilgisi, iltisaklı kuruluşlardaki çalışma kayıtlarına dair bilgiler, müzahir kuruluşlara yapılan mali destek, şüpheli para transferleri ve diğer mali bilgiler de yer alıyor.

    Başvuru sonucu, uygulama üzerinden öğrenilebiliyor

    Komisyona başvuru yapanlar, internet adresindeki “OHAL Komisyonu Başvuru Takip Sistemi” uygulaması üzerinden başvuruların safahatı ve kararın sonucu hakkında bilgi edinebiliyor.

    Komisyon kararları tebliğ edilmek üzere kişilerin en son görev yaptığı kurumlara teslim edilirken, tebligat işlemi bu kurumlar tarafından yapılıyor.

    Başvurusu kabul edilen kişilerin atama işlemi, ilgisine göre en son görev yapılan kurum ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca yapılırken, komisyon kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Hakimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen Ankara idare mahkemelerine ilgilinin en son görev yaptığı kurum veya kuruluş aleyhine iptal davası açılabiliyor.

    2021 yılı faaliyet raporu yayımlandı

    Öte yandan OHAL Komisyonu’nun 2021 yılı Faaliyet Raporu da yayımlandı. Türkçe ve İngilizce hazırlanan raporda, komisyonun çalışma sonuçlarına ilişkin bilgi verildi.

    Raporda, “FETÖ’nün okul dernek, vakıf gibi kuruluşlardaki yapılanmasının da anlatıldığı” belirtilerek, “örgütün asli unsuru müntesiplerin, ışık evleri, yurtlar, okullar, dershaneler olan hizmet birimlerinde yetiştirildiği, bu kuruluşların temel amacının eğitim değil, finansman kaynağı sağlamak ve örgüte ‘müntesip’ yetiştirmek olduğu” kaydedildi.

    Ayrıca raporda, örgüte ait şirket, holding, banka, vakıf ve dernek faaliyetlerinde yapılan usulsüzlükler ve yardım adı altında vatandaşlardan elde edilen gelirlerin örgüte aktarıldığı bilgisine yer verildi. Bu kapsamda verilen karar örnekleriyle de örgütün sivil toplum kuruluşlarındaki yapılanmasına ilişkin detaylar ortaya konuldu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • KHK’lılar Türkiye’nin ‘sakıncalı’ vatandaşı mı? İş ve sağlık hizmeti yok, bankalar hesap açmıyor…

    KHK’lılar Türkiye’nin ‘sakıncalı’ vatandaşı mı? İş ve sağlık hizmeti yok, bankalar hesap açmıyor…


    Türkiye’de 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından 20 Temmuz’da ilan edilen OHAL sonrası arka arkaya çıkan kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) 125 bin civarı kamu çalışanının idari ve adli işleme tabi tutulmadan görevlerine son verildi.

    Yasal birçok haklarından mahrum olan KHK mağdurları, hem kamuda hem özel sektörde kendilerine yönelik ayrımcı uygulamalardan şikayetçi.

    Kamudan ihraç edilen KHK’lıların Sosyal Sigorta Kurumu tarafından işten çıkış kodları değiştirilerek özel sektörde iş bulma, pasaportlarının iptali, banka hesaplarına bloke konulması, tapuda alım satım yapamamak, banka kredisi kullanamamak ve banka kredi kartlarının iptali gibi yasal olmayan uygulamalarla karşı karşıya kalıyor.

    OHAL’in sona ermesinin üzerinden bir buçuk yıl geçmesine rağmen son dönemlerde özel ve kamu bankalarında kredi kartlarının iptali ve yeni kart taleplerinin karşılanmaması, ihtiyaç kredisi kullandırılmaması, özel sigorta şirketlerinde maddi kayıplarının karşılanmaması gibi bazı bireysel sorunların kamuoyuna yansımaya başlamasıyla KHK’lılara uygulanan temel hak ihlalleri yeniden gündeme geldi.

    ‘Adımı kara listeye almışlar kredi alamıyorum’

    Bunlardan biri olan Baykal Tunç, Kahramanmaraş İl Emniyet Müdürlüğünde Özel Harekat polisi olarak görev yaptığı sırada önce açığa alındı, daha sonra da KHK ile meslekten ihraç edildi. Açığa alındıktan hemen sonra maaşını aldığı kamu bankası, banka kartı ile tüm kredi kartlarını iptal etti.

    İhraç olduktan sonra kamu ve özel bankalara yaptığı kredi kartı taleplerinin KHK’lı olduğu gerekçesiyle reddedildiğini söyleyen Baykal Tunç, “Hakkımda herhangi bir soruşturma, devam eden bir mahkeme yada mahkumiyet kararı olmadığı halde OHAL KHK’sından gerekçe gösterilerek temel hak ve hürriyetlerim kanunsuzca kısıtlandı” diyor.

    Geçimini sağlamak için çiftçilik yapmaya karar veren Tunç, “Köydeki tarlalarımı ekip biçmek istedim. Traktör almak için kamu bankasına kredi başvurusunda bulundum. Traktör bayisiyle ortak hareket ediyorduk. Bayiden beni aradılar. Kredinin onaylandığını, gelip traktörü teslim alabileceğimi söylediler. Yoldayken tekrar telefon geldi ve onaylanan kredimin iptal edildiğini bildirdiler. Daha sonra özel bir bankaya çiftçilik kredisi başvurusunda bulundum. Banka yetkilisi kimlik numaramı sorguladıktan sonra kredinin verilemeyeceğini, OHAL KHK’sından dolayı izin verilmediğini söyledi. Banka yetkilisinden Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK), KHK’lılara kredi verilmemesi yönünde bankalara yazı gönderildiğini öğrendim. Beni kara listeye almışlar. Daha sonra bu yönde hiç girişimde bulunmadım” diye konuşuyor.

    ‘Yeşil kart alamıyorum, üvey evlat muamelesi görüyoruz’

    KHK ile ihraç edilen öğretmen Cemil Özen de kamu görevinden atıldıktan sonra birçok yasal haklarından mahrum bırakılmış. Özel sektörde yaptığı tüm iş başvuruları SGK çıkış kodu nedeniyle geri çevrilen Cemil Özen, “Devlet bizi 3 yıldır açlıkla imtihan ediyor” ifadesini kullanıyor.

    Sağlık hizmetlerinden yararlanmak için “yeşil kart” başvurusunu KHK ile ihraç gerekçesiyle alamadığını belirten Özen “Ülkemizdeki mülteciler sağlık imkanlarından yararlanırken bizler kendi ülkemizde sağlık hizmetlerinden faydalanamıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı olmaktan ziyade bir üvey evlat muamelesi görüyoruz” açıklamasını yapıyor.

    Eğitim Sen Adana şubesinde genel sekreterlik yapan Özen, “KHK ile ihraç edilen sendika üyesi arkadaşların tamamının kamu bankalarındaki kredi kartları iptal edildi. Kredi kullanamıyorlar. Hatta para havalesi konusunda dahi sıkıntılar yaşadıklarına tanık oluyoruz” diyor.

    ‘Kimlik numaramın karşısında hala ‘sakıncalıdır’ yazıyor’

    “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız ancak en temel anayasal ve yasal haklarımızı kullanamıyoruz” diyen KHK’lı öğretmen Seher Kılıç, “Neyle suçlandığımı bilmeden işimden atıldım. Hakkımda bir soruşturma ya da adli işlem yok. Buna rağmen üç buçuk yıldır pasaport alamıyorum. Nüfus müdürlüğüne dilekçeyle neden pasaport alamadığımı sordum. Bana verilen cevapta kimlik numaramın yanında ‘sakıncalıdır pasaport verilmez’ şerhi olduğunu bildirdiler. Kredi kartlarım iptal oldu; yenisini alamıyoruz. Yurt dışında yaşayan ailemin adıma gönderdiği parayı almakta sorunlar yaşıyorum” şeklinde konuşuyor.

    İhraç edilmeden önce öğretmen dayanışma sandığından kredi çektiğini hatırlatan Seher Kılıç, şunları anlatıyor:

    “İhraç olduktan sonra, aldığım kredi sigorta kapsamında olduğu için, dayanışma sandığı verdiği krediyi sigorta şirketinden istedi. Sigorta şirketi de bu parayı benden talep etti. Oysa kredinin sigorta poliçesi, meslekten atılma durumunu da kapsıyordu. Buna rağmen icra gönderdiler. Ben de karşı dava açtım. Şu an yasal süreç devam ediyor”.

    ‘OHAL resmi olarak kalktı, fiili olarak devam ediyor’

    Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ihraç edilen Mehmet Alkan da, bu süreçte çok sayıda haksızlık ve hukuksuzluklara maruz kaldığını belirtiyor.

    OHAL’in resmi olarak sona erdiğini fakat fiili OHAL’in devam ettiğini öne süren Alkan, “10 yıl boyunca maaşımı aldığım bir özel banka, ihraç olmamdan sonra banka ve kredi kartımı iptal etti. Bunun üzerine tüm kamu bankaları ve çok sayıda özel bankadan kredi kartı talebinde bulunmama rağmen kredi kartı alamadım. Bir banka yetkilisi kimlik numaramı girdiklerinde KHK’lı olduğumun ortaya çıktığını, bankanın riske girmemek için kredi kartı vermediğini söyledi. Şunu sormak lazım: KHK’lıların isimleri kamu ve özel bankalara kimler tarafından veriliyor? Bunların ortaya çıkarılması lazım ama mevcut şartlarda bu mümkün değil. KHK’lı demek medeni ölü demek. Hiçbir hakkınız yok. Avukatlık ruhsatnamem ve ara buluculuk yapma hakkım adalet bakanlığı tarafından iptal edildi” diye konuşuyor.

    ‘Suriyeli sığınmacıların yararlandığı haklardan yararlanamıyoruz’

    Milli Eğitim Bakanlığı’nda memur olarak çalışırken KHK ile ihraç edilen Ramazan Çınkır ise, Hematoloji hastası olduğunu belirterek kamudan ihraç edildikten sonra sosyal sigorta kurumu tarafından ilaçlarının ödenmediğini kaydediyor.

    Yasal haklarından faydalanamadığını söyleyen Çınkır şunları söylüyor:

    “Bütün haklarımdan mahrum bırakıldım. Beni adeta ölüme terk ettiler. Geçen yıl hakkımda yürütülen terör örgütü üyeliği davasından beraat ettiğim halde yine haklarımdan mahrumum. Eşime ödenen bakıcı maaşını kestiler. Banka kartlarımın hepsi iptal edildi. Kredi kartı almak için yaptığımız müracaatlar sonuçsuz kalıyor. Tedavi amaçlı kredi çekemiyorum, pasaportum olmadığı için yurt dışına tedaviye gidemiyoruz. Ülkemizdeki Suriyeli sığınmacıların yararlandığı haklardan dahi yararlanamadık. Bizi açlığa, yoksulluğa, sefalete sürüklediler”.

    Haberde yer verilen KHK’lıların hak ihlali iddialarına yönelik bir açıklama yapıp yapmayacaklarını ilgili kurumlara da sorduk, fakat bir yanıt alamadık. Garanti Bankası’nın İspanyol ortağı BBVA yetkililerinden aldığımız cevap ise ‘bu konuyla ilgili muhatabın Türkiye’deki iştirakleri olduğu, kendilerinin bir açıklama yapmayı planlamadığı’ şeklinde.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ekvador: Suç oranı artınca 60 günlük OHAL ilan edildi; hedefte uyuşturucu çeteleri var

    Ekvador: Suç oranı artınca 60 günlük OHAL ilan edildi; hedefte uyuşturucu çeteleri var


    Güney Amerika ülkesi Ekvador’da son zamanlarda artan suç oranı nedeniyle ülke genelinde olağanüstü hal ilan edildi.

    Uygulama özellikle ülkede sayıları giderek artan uyuşturucu şebekelerine ve bu maddelerin kullanımına önemli darbe vurmayı hedefliyor. Yılbaşından bu yana ülkede düzenlenen operasyonlarda 147 ton uyuşturucu ele geçirildi.

    Ekvador Devlet Başkanı Guillermo Lasso, suç istatistiklerinde ciddi artışların meydana geldiğini belirterek ülkede kamu güvenliğinin yeniden tesis edilmesi amacıyla 60 günlüğüne olağanüstü hal ilan edildiğini duyurdu.

    İlgili kararnameyi imzalayan Lasso, meydana gelebilecek olumsuz koşulların kontrol altında tutulmasının, barış içinde bir arada yaşamanın ve kamu düzeninin yeniden kurulmasının amaçlandığını bildirdi.

    “Güvenlik güçleri 24 saat devriye gezecek”

    Güvenlik güçlerinin hassas bölgelerde 24 saat devriye gezeceğini belirten Lasso, “Askeri birliklerimiz ve polis sokaklarda kendilerini güçlü bir şekilde hissettirecek.” dedi.

    Kararnameye göre, suç oranının yüksek olduğu kıyı kenti Guayaquil’de ve komşu ülkelerin sınırlarında polis ve askeri birlikler geniş çaplı önlemler alacak.

    Ekvador’da cezaevi sorunu bitmiyor

    Ülkedeki cezaevlerinde de şiddet olayları son dönemde önemli ölçüde artmıştı. Geçen ay Guayaquil cezaevinde uyuşturucu çeteleri arasında çıkan kavgalarda 119 kişi hayatını kaybetmişti.

    Ülkede 23 Temmuz’da iki ayrı cezaevinde mahkumlar arasında çıkan isyanda 21 kişi ölmüş, 35 kişi yaralanmıştı. Yaklaşık 38 bin tutuklu ve hükümlünün bulunduğu Ekvador cezaevlerinde, çeteler arasında çıkan olaylar zaman zaman isyanla sonuçlanıyor. Ülkede 24 Şubat’ta 3 şehirde aynı anda çıkan isyanlarda da 80 mahkum hayatını kaybetmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gine’de askerler yönetime el koyduklarını ve hükümeti feshettiklerini duyurdu

    Gine’de askerler yönetime el koyduklarını ve hükümeti feshettiklerini duyurdu


    Afrika ülkesi Gine’de bir grup asker, gerçekleştirdikleri askeri darbe ile yönetime el koyduklarını bildirdi.

    Pazar günü cumhurbaşkanlığı sarayının yakınında silah sesleri duyulduktan kısa süre sonra Devlet Başkanı Alpha Conde’nin askerler tarafından alıkonulmasına ilişkin görüntüler paylaşıldı.

    Olaydan birkaç saat sonra, Özel Kuvvetler Birliklerinin (GFS) başındaki Albay Mamady Doumbouya’nın, yönetime el koyduklarına ilişkin açıklamalarının yer aldığı bir video sosyal medyada platformlarında dolaşıma sokuldu.

    Videoda Conde’nin bir grup askerle bir odada beklediği ve askerlerden birinin bitkin haldeki Conde’ye “Saçının teline bile dokunmadık değil mi?” sorusunu yönelttiği, Conde’nin ise cevap vermediği görülüyor.

    Başkent Konakri’de cumhurbaşkanlığı sarayı ve idari binaların bulunduğu Kaloum bölgesinden yerel saatle 08.00’de otomatik silah sesleri duyuldu.

    Gine basını, bölgede askerlerin sokağa indiğini, şehir merkezine girişlerin kapatıldığı ve yaralı askerlerin olduğunu aktardı.

    Daha sonra özel kuvvetlerden olduğunu söyleyen bir grup haber ajanslarına bir video mesaj göndererek Cumhurbaşkanı Alpha Conde’nin yakalandığını ve anayasanın yürürlükten kaldırıldığını duyurdu.

    Cumhurbaşkanı Conde’nin ellerinde olduğunu gösteren görüntüleri de paylaşan darbeciler, ülke sınırlarının kapatıldığını aktardı.

    Askeri darbe sonrası ülkede ikinci bir emre kadar sokağa çıkma yasağı ilan edildiği duyuruldu. Darbeyi gerçekleştiren askerlerin oluşturduğu Ulusal Birlik ve Kalkınma Komitesinden (CNRD) yapılan açıklamada, vali ve kaymakamların görevlerinin bölge komutanları tarafından devralındığı kaydedildi.

    Devlet televizyonundan darbe bildirisi

    Gine’de Özel Kuvvetler Birliklerinin (GFS) başındaki Mamady Doumbouya ve beraberindeki bir grup asker, devlet televizyonu RTG’de canlı yayına çıktı.

    Doumbouya, anayasayı, hükümeti, kurumları feshettiklerini ve en kısa sürede halkın da katılımıyla yeni bir anayasa hazırlayacaklarını belirtti.

    Hava ve kara sınırlarının kapatıldığını kaydeden Doumbouya, en kısa sürede bir geçiş hükümeti oluşturmak için çalışmalara başlayacaklarını söyledi.

    Öte yandan Savunma Bakanlığı da bir açıklama yaparak, Cumhurbaşkanlığına giden darbecilerin korumalar ve bakanlığa bağlı güçlerce püskürtüldüğünü ifade etti.

    ABD, Gine’deki askeri darbeyi kınadı

    ABD yönetimi, Gine’de yapılan askeri darbeyi kınadı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, yaptığı yazılı açıklamada, ABD’nin Gine’de yönetimin zorla ele geçirilmesini kınadığı belirtti.

    “Şiddet ve anayasa dışı adımlar sadece Gine’nin barış, istikrar ve refah arzularını tüketmektedir.” ifadesini kullanan Price, bu tarz eylemlerin, ABD ve diğer uluslararası aktörlerin Gine’ye olan destek kabiliyetini kısıtladığına işaret etti. Price açıklamasında, “Tüm tarafları şiddetten ve anayasanın desteklemediği her türlü eylemden vazgeçmeye ve hukukun üstünlüğünü desteklemeye davet ediyoruz.” çağrısında bulundu.

    Fransa’dan Gine’deki darbeye kınama

    Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Paris’in Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu’nun (ECOWAS), 5 Eylül Pazar günü Gine’de yönetimin zorla ele geçirilmesinin kınanması çağrısına katıldığı belirtildi. ECOWAS’ın anayasal düzene geri dönülmesi ve alıkonulan Cumhurbaşkanı Alpha Conde’nin derhal ve koşulsuz şekilde serbest bırakılması çağrısı yinelenen açıklamada, “Fransa, Afrikalı ve uluslararası müttefikleriyle yakın temas içerisindedir.” ifadesi kullanıldı.

    Afrika Birliği ve ECOWAS’tan Gine’deki darbeye kınama

    Afrika Birliği (AfB) ve Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), Gine’de yapılan askeri darbeyi kınadı. AfB’den yapılan açıklamada, AfB Dönem Başkanı Kongo Demokratik Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi ve AfB Komisyonu Başkanı Musa Faki Muhammed’in, Gine’de yönetimin zorla ele geçirilmesini kınadığı belirtildi. Açıklamada, alıkonulan Cumhurbaşkanı Alpha Conde’nin derhal serbest bırakılması çağrısı yapılırken, Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi acil toplantıya çağrıldı. ECOWAS’tan yapılan yazılı açıklamada da Gine’deki darbenin şiddetle kınandığı ve Conde’nin fiziksel bütünlüğüne saygı duyulması gerektiği kaydedildi. Açıklamada, Conde ve Conde ile alıkonulanların derhal serbest bırakılması çağrısı yapılırken, derhal anayasal düzenin tesis edilmesi istendi.

    Gine aylardır siyasi ve ekonomik kriz içerisindeydi

    Zengin yeraltı kaynaklarına sahip olmasına rağmen Batı Afrika’nın en fakir ülkelerinden biri olan Gine aylardır derin siyasi ve ekonomik krizden geçiyor.

    Covid-19 salgınının daha da ağırlaştırdığı süreçte Cumhurbaşkanı Alpha Conde, 7 Kasım 2020’de yapılan anayasal düzenleme ile üçüncü kez bu göreve aday oldu.

    Fakat bu süreçte ülkede kanlı çatışmalar yaşandı ve onlarca kişinin öldüğü olaylarda birçok muhalif isim tutuklandı.

    Conde, Mart 2020’de tüm tepkilere rağmen “devlet kurumlarını modernleştirmek” adına Anayasa değişikliğine gitti.

    Muhalefet kendisini “anayasaya darbe” yapmakla suçlarken halk protestoları sert şekilde bastırıldı. Cumhurbaşkanı Ekim 2020’de Fransız basınına yaptığı açıklamada ömür boyu başkanlık uygulamasını başlatmayı istediğini belirtmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gine’de darbe girişimi: Cumhurbaşkanı Conde’nin görüntüleri yayınlandı, Bakanlık yalanladı

    Gine’de darbe girişimi: Cumhurbaşkanı Conde’nin görüntüleri yayınlandı, Bakanlık yalanladı


    Batı Afrika ülkelerinden Gine’de cumhurbaşkanlığı sarayının yakınında duyulan silah seslerinin darbe girişimi olduğu ortaya çıktı. Bir grup yayınladıkları videoda cumhurbaşkanını yakaladıklarını ve ülkenin kara ve hava sınırlarını kapattıklarını duyurdu. Savunma Bakanlığı ise darbecilerin püskürtüldüğünü iddia eden bir açıklama yaptı.

    Başkent Konakri’de cumhurbaşkanlığı sarayı ve idari binaların bulunduğu Kaloum bölgesinden yerel saatle 08.00’de otomatik silah sesleri duyuldu. Yerel basın, bölgede askerlerin sokağa indiğini, şehir merkezine girişlerin kapatıldığı ve yaralı askerlerin olduğunu yazdı.

    Daha sonra özel kuvvetlerden olduğunu söyleyen bir grup haber ajanslarına bir video mesaj göndererek Cumhurbaşkanı Alpha Conde’nin yakalandığını ve anayasanın yürürlükten kaldırıldığını duyurdu. Cumhurbaşkanı Conde’nin ellerinde olduğunu gösteren görüntüleri de paylaşan darbeciler, ülke sınırlarının kapatıldığını aktardı.

    Ancak Savunma Bakanlığı da bir açıklama yaparak, Cumhurbaşkanlığına giden darbecilerin korumalar ve bakanlığa bağlı güçlerce püskürtüldüğünü ifade etti.

    Zengin yeraltı kaynaklarına sahip olmasına rağmen Batı Afrika’nın en fakir ülkelerinden biri olan Gine aylardır derin siyasi ve ekonomik krizden geçiyor. Covid-19 pandemisinin daha da ağırlaştırdığı süreçte ülkenin iplerini elinde bulunduran Cumhurbaşkanı Alpha Conde, 7 Kasım 2020’de üçüncü defa bu göreve seçildi. Fakat seçim sürecinde ülkede kanlı çatışmalar yaşandı ve onlarca kişinin öldüğü olaylarda birçok muhalif isim tutuklandı.

    Conde, Mart 2020’de tüm tepkilere rağmen “devlet kurumlarını modernleştirmek” adına Anayasa değişikliğine gitmişti. Muhalefet kendisini “anayasaya darbe” yapmakla suçlarken halk protestoları sert şekilde bastırılmıştı. Cumhurbaşkanı Ekim 2020’de Fransız basınına yaptığı açıklamada ömür boyu başkanlık uygulamasını başlatmayı istediğini belirtmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sri Lanka’da gıda krizi nedeniyle olağanüstü hal edildi, ithalatçılar döviz bulamıyor

    Sri Lanka’da gıda krizi nedeniyle olağanüstü hal edildi, ithalatçılar döviz bulamıyor


    Sri Lanka’da gıda tedariği konusunda yaşanan sıkıntılar nedeniyle olağanüstü hal ilan edildi. Ülkedeki özel bankalarda döviz rezervlerinin tükenmesi nedeniyle ithalat yapılamıyor.

    Ülkede ağır bir ekonomik kriz yaşanırken Devlet Başkanı Gotabaya Rajapaska şeker, pirinç ve diğer temel ihtiyaçlarda stokçuluğun önüne geçmek için acil durum yönetmeliğini devreye soktuğunu açıkladı.

    Rajapaska üst düzey bir subayı çeltik, pirinç, şeker ve diğer temel gıdaların tedariğini koordine etmesi için “temel hizmetler genel komiseri” olarak atadı.

    Karar şeker, pirinç, soğan ve patates fiyatlarında patlama yaşanmasının ardından gelirken süt tozu, aydınlatma yağı ve tüp gazında yaşanan kesintiler nedeniyle dükkanların önünde uzun kuyruklar oluşmaya devam ediyor.

    Pandemi nedeniyle her gün 200’den fazla kişinin hayatını kaybettiği 21 milyon nüfuslu ülkede, gıda stokçularına verilen cezalar artırılmasına rağmen halkın temel ürünlere ulaşmasında hala aksamalar yaşanıyor.

    Döviz rezervi 2,8 milyar dolara düştü

    Ekonomi geçtiğimiz yıl yüzde 3,6 oranında daralırken hükümet döviz krizini engellemek için otomobil, yemeklik yağ ve ülkede en çok tüketilen baharatlardan olan zerdeçalın ithalatını yasaklamıştı. Buna rağmen ithalatçılar izin verilen gıdaları ve ilaçları almak için bile gerekli dövizi bulamamaktan yakınıyor.

    İki hafta önce merkez bankası yerel para birimini desteklemek için faizleri yükseltmişti. Hükümetin göreve başladığı Kasım 2019’da 7,5 milyar dolar olan döviz rezervleri temmuz ayı sonunda 2,8 milyar dolara geriledi. Bu zaman zarfında yerel para birimi olan Rupi, Amerikan Doları karşısında yüzde 20’den fazla değer kaybetti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***