Etiket: OHAL Komisyonu

  • OHAL Komisyonu başvuruların yüzde 95’ini karara bağladı, yaklaşık 10 başvurudan 8’ini reddetti

    OHAL Komisyonu başvuruların yüzde 95’ini karara bağladı, yaklaşık 10 başvurudan 8’ini reddetti


    Olağanüstü Hal (OHAL) İşlemleri İnceleme Komisyonu, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile meslekten ihraç edilenler, kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin yapılan 126 bin 783 başvurudan 120 bin 703’ünü karara bağladı.

    OHAL Komisyonu yapılan başvuruların yüzde 95’i ile ilgili karar verirken, orantıya vurulduğunda yaklaşık 10 başvurudan 8’ini reddettiği görüldü.

    Komisyondan yapılan açıklamaya göre, OHAL kapsamında KHK’lerde tesis edilen işlemler hakkındaki başvuruları değerlendirip karara bağlamak üzere kurulan OHAL Komisyonu, karar verme sürecinden bu yana geçen 4 yıllık süre içerisinde toplam başvuruların yüzde 95’i hakkında karar verdi.

    15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen darbe girişiminin ardından KHK’lar ile 125 bin 678 kişi kamu görevinden çıkarıldı. 3 bin 213’ü rütbe alma, 2 bin 761’i kurum ve kuruluş̧ kapatma ve 270’i yurt dışı öğrencilikle ilişiği kesilme olmak üzere toplam 131 bin 922 de tedbir işlemi uygulandı.

    Bu kapsamda 31 Aralık 2021 tarihi itibarıyla komisyona yapılan başvuru sayısı 126 bin 783 oldu. Komisyon tarafından verilen karar sayısı 120 bin 703, incelemesi devam eden başvuru sayısı ise 6 bin 80 olarak kayıtlara geçti. 22 Aralık 2017’den itibaren karar verme surecine başlayan komisyonca 16 bin 60 başvuruda kabul, 104 bin 643 başvuruda ret kararı verildi.

    Komisyon, 3 bin 550 dosya için ise ön inceleme kararı aldı. Ayrıca, kabul kararlarından 61’i ise kapatılan dernek, vakıf, öğrenci yurdu, televizyon kanalı ve gazete gibi kuruluşların açılmasına ilişkin oldu.

    Ret kararlarının yarısından fazlası hükümlü

    Komisyon tarafından 104 bin 643 başvuru dosyasında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisak veya bunlarla irtibatı bulunduğu gerekçesiyle ret kararı verildi. Ret kararlarının yüzde 95’inde adli soruşturma/kovuşturma bilgisi mevcutken, ağır ceza mahkemelerince hapis cezası verilenlerin oranı yüzde 53 olarak kayıtlara geçti.

    Ret kararı verilenlerden, Bank Asya’da hesap açma/para yatırma gibi işlem yapanların oranı yaklaşık yüzde 40, ByLock kullanımı ve mesaj içeriği tespiti yüzde 35 oldu.

    “Dernek, gazete ve okul, tek başına ret gerekçesi değil”

    Komisyon kararlarında “dernek üyeliği, gazete aboneliği veya örgüte müzahir okula kaydı” tek başına ret sebebi görülmezken, her bir dosya ayrı ele alınarak, kararlar gerekçeli olarak veriliyor.

    Komisyonun yaptığı inceleme sonucunda terör örgütüyle irtibatı nedeniyle ret kararı verilen eşinden bağımsız olarak 1594 kişinin başvurusu kabul edildi.

    Komisyon kurulmadan önce KHK’lar ile haklarında işlem yapılan kişilerin bir kamu kurumuna başvuru yapmış olması veya idare mahkemesinde dava açılması halinde, komisyona doğrudan başvuru yapılmaması durumunda da önceki başvurular resen işleme konuluyor. İnceleme ve değerlendirme sonunda bu başvuruların içerisinden 172 dosya hakkında da kabul kararı verilerek, kişilerin kamu görevine iadesi sağlandı.

    Etkili iç hukuk yolu olarak kabul ediliyor

    Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından etkili iç hukuk yolu olarak kabul edilen komisyon, ilk başvuruları 17 Temmuz 2017’de almaya başladı.

    Komisyon tarafından elektronik ortamda 7/24 esaslı başvuru alma işlemi gerçekleştirilirken, 20’den fazla kurum ve kuruluştan temin edilen yaklaşık 500 bin evrak tasnif, kayıt ve arşivleme işlemi oluşturulan özel bir bilgi işlem altyapısı sayesinde tamamlandı. Bilişim sistemi altyapısının, veri analiz sisteminin tamamlanması ve 70’i raportör olmak üzere istihdam edilen toplam 240 personeliyle belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde de 22 Aralık 2017’de başvuru dosyaları hakkında karar verme süreci başladı.

    Komisyon, 7075 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat kapsamında her bir başvuru dosyasını ele alarak bireyselleştirilmiş gerekçeli karar veriyor.

    Komisyon incelemesini terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı yönünden de yapıyor.

    Yargı mercileri tarafından haklarında adli soruşturma ve kovuşturma yapılan başvurucular bakımından örgüt üyeliği veya örgüte yardım etme gibi suçlar yönünden ceza hukuku kapsamında yargılama yürütülürken, komisyon tarafından yapılan inceleme öncelikle idari nitelik taşıyor.

    Bu kapsamda, kamu görevinden çıkarmada, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleriyle bağının kurulması yeterli görülüyor. Değerlendirme, cezai sorumluluğunun bulunup bulunmadığından bağımsız, sadece kamu görevinde kalmanın uygun olup olmadığı yönünden yapılıyor.

    106 kriter başlığına göre değerlendirme

    Komisyonca başvurular, öncelikle kişinin başvuru dilekçesindeki beyanlardan yola çıkarak, kurum ihraç sebepleri ile birlikte tespit edilen verilerle ele alınıyor. İlgili kurumlardan temin edilen bilgi, belge ve tespitler detaylıca incelenmesinin ardından yargı mercileri tarafından verilen kararlar UYAP sistemi üzerinde takip edilerek, haklarında takipsizlik veya beraat kararı verilen kişilerin dosyaları öncelikle inceleniyor.

    Komisyon tarafından yapılan değerlendirmedeki temel yaklaşım, terör örgütünün emir ve talimatına göre hareket edilip edilmediğinin tespitine yönelikken, başvurulara ilişkin 20’den fazla kurumdan temin edilen bilgiler, 106 kriter başlığı altında analiz ve sorgulama yapılarak inceleniyor, çalışma usul ve esasları kapsamında değerlendirilerek karara bağlanıyor.

    Komisyon inceleme ve değerlendirme kriter bilgileri arasında, adli soruşturma ve kovuşturma dosyalarındaki tespit ve bilgiler, ceza yargılamaları sonucunda mahkumiyet bilgisi, örgüt içi iletişim programı ByLock, Eagle kullanıcılığı bilgisi, Bank Asya’ya destek amaçlı hesap açma ve para yatırma bilgisi, iltisaklı sendika, dernek, vakıf ve federasyon üyelik, yöneticilik bilgisi, iltisaklı kuruluşlardaki çalışma kayıtlarına dair bilgiler, müzahir kuruluşlara yapılan mali destek, şüpheli para transferleri ve diğer mali bilgiler de yer alıyor.

    Başvuru sonucu, uygulama üzerinden öğrenilebiliyor

    Komisyona başvuru yapanlar, internet adresindeki “OHAL Komisyonu Başvuru Takip Sistemi” uygulaması üzerinden başvuruların safahatı ve kararın sonucu hakkında bilgi edinebiliyor.

    Komisyon kararları tebliğ edilmek üzere kişilerin en son görev yaptığı kurumlara teslim edilirken, tebligat işlemi bu kurumlar tarafından yapılıyor.

    Başvurusu kabul edilen kişilerin atama işlemi, ilgisine göre en son görev yapılan kurum ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca yapılırken, komisyon kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Hakimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen Ankara idare mahkemelerine ilgilinin en son görev yaptığı kurum veya kuruluş aleyhine iptal davası açılabiliyor.

    2021 yılı faaliyet raporu yayımlandı

    Öte yandan OHAL Komisyonu’nun 2021 yılı Faaliyet Raporu da yayımlandı. Türkçe ve İngilizce hazırlanan raporda, komisyonun çalışma sonuçlarına ilişkin bilgi verildi.

    Raporda, “FETÖ’nün okul dernek, vakıf gibi kuruluşlardaki yapılanmasının da anlatıldığı” belirtilerek, “örgütün asli unsuru müntesiplerin, ışık evleri, yurtlar, okullar, dershaneler olan hizmet birimlerinde yetiştirildiği, bu kuruluşların temel amacının eğitim değil, finansman kaynağı sağlamak ve örgüte ‘müntesip’ yetiştirmek olduğu” kaydedildi.

    Ayrıca raporda, örgüte ait şirket, holding, banka, vakıf ve dernek faaliyetlerinde yapılan usulsüzlükler ve yardım adı altında vatandaşlardan elde edilen gelirlerin örgüte aktarıldığı bilgisine yer verildi. Bu kapsamda verilen karar örnekleriyle de örgütün sivil toplum kuruluşlarındaki yapılanmasına ilişkin detaylar ortaya konuldu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • KHK’lılar Türkiye’nin ‘sakıncalı’ vatandaşı mı? İş ve sağlık hizmeti yok, bankalar hesap açmıyor…

    KHK’lılar Türkiye’nin ‘sakıncalı’ vatandaşı mı? İş ve sağlık hizmeti yok, bankalar hesap açmıyor…


    Türkiye’de 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından 20 Temmuz’da ilan edilen OHAL sonrası arka arkaya çıkan kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) 125 bin civarı kamu çalışanının idari ve adli işleme tabi tutulmadan görevlerine son verildi.

    Yasal birçok haklarından mahrum olan KHK mağdurları, hem kamuda hem özel sektörde kendilerine yönelik ayrımcı uygulamalardan şikayetçi.

    Kamudan ihraç edilen KHK’lıların Sosyal Sigorta Kurumu tarafından işten çıkış kodları değiştirilerek özel sektörde iş bulma, pasaportlarının iptali, banka hesaplarına bloke konulması, tapuda alım satım yapamamak, banka kredisi kullanamamak ve banka kredi kartlarının iptali gibi yasal olmayan uygulamalarla karşı karşıya kalıyor.

    OHAL’in sona ermesinin üzerinden bir buçuk yıl geçmesine rağmen son dönemlerde özel ve kamu bankalarında kredi kartlarının iptali ve yeni kart taleplerinin karşılanmaması, ihtiyaç kredisi kullandırılmaması, özel sigorta şirketlerinde maddi kayıplarının karşılanmaması gibi bazı bireysel sorunların kamuoyuna yansımaya başlamasıyla KHK’lılara uygulanan temel hak ihlalleri yeniden gündeme geldi.

    ‘Adımı kara listeye almışlar kredi alamıyorum’

    Bunlardan biri olan Baykal Tunç, Kahramanmaraş İl Emniyet Müdürlüğünde Özel Harekat polisi olarak görev yaptığı sırada önce açığa alındı, daha sonra da KHK ile meslekten ihraç edildi. Açığa alındıktan hemen sonra maaşını aldığı kamu bankası, banka kartı ile tüm kredi kartlarını iptal etti.

    İhraç olduktan sonra kamu ve özel bankalara yaptığı kredi kartı taleplerinin KHK’lı olduğu gerekçesiyle reddedildiğini söyleyen Baykal Tunç, “Hakkımda herhangi bir soruşturma, devam eden bir mahkeme yada mahkumiyet kararı olmadığı halde OHAL KHK’sından gerekçe gösterilerek temel hak ve hürriyetlerim kanunsuzca kısıtlandı” diyor.

    Geçimini sağlamak için çiftçilik yapmaya karar veren Tunç, “Köydeki tarlalarımı ekip biçmek istedim. Traktör almak için kamu bankasına kredi başvurusunda bulundum. Traktör bayisiyle ortak hareket ediyorduk. Bayiden beni aradılar. Kredinin onaylandığını, gelip traktörü teslim alabileceğimi söylediler. Yoldayken tekrar telefon geldi ve onaylanan kredimin iptal edildiğini bildirdiler. Daha sonra özel bir bankaya çiftçilik kredisi başvurusunda bulundum. Banka yetkilisi kimlik numaramı sorguladıktan sonra kredinin verilemeyeceğini, OHAL KHK’sından dolayı izin verilmediğini söyledi. Banka yetkilisinden Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK), KHK’lılara kredi verilmemesi yönünde bankalara yazı gönderildiğini öğrendim. Beni kara listeye almışlar. Daha sonra bu yönde hiç girişimde bulunmadım” diye konuşuyor.

    ‘Yeşil kart alamıyorum, üvey evlat muamelesi görüyoruz’

    KHK ile ihraç edilen öğretmen Cemil Özen de kamu görevinden atıldıktan sonra birçok yasal haklarından mahrum bırakılmış. Özel sektörde yaptığı tüm iş başvuruları SGK çıkış kodu nedeniyle geri çevrilen Cemil Özen, “Devlet bizi 3 yıldır açlıkla imtihan ediyor” ifadesini kullanıyor.

    Sağlık hizmetlerinden yararlanmak için “yeşil kart” başvurusunu KHK ile ihraç gerekçesiyle alamadığını belirten Özen “Ülkemizdeki mülteciler sağlık imkanlarından yararlanırken bizler kendi ülkemizde sağlık hizmetlerinden faydalanamıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı olmaktan ziyade bir üvey evlat muamelesi görüyoruz” açıklamasını yapıyor.

    Eğitim Sen Adana şubesinde genel sekreterlik yapan Özen, “KHK ile ihraç edilen sendika üyesi arkadaşların tamamının kamu bankalarındaki kredi kartları iptal edildi. Kredi kullanamıyorlar. Hatta para havalesi konusunda dahi sıkıntılar yaşadıklarına tanık oluyoruz” diyor.

    ‘Kimlik numaramın karşısında hala ‘sakıncalıdır’ yazıyor’

    “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız ancak en temel anayasal ve yasal haklarımızı kullanamıyoruz” diyen KHK’lı öğretmen Seher Kılıç, “Neyle suçlandığımı bilmeden işimden atıldım. Hakkımda bir soruşturma ya da adli işlem yok. Buna rağmen üç buçuk yıldır pasaport alamıyorum. Nüfus müdürlüğüne dilekçeyle neden pasaport alamadığımı sordum. Bana verilen cevapta kimlik numaramın yanında ‘sakıncalıdır pasaport verilmez’ şerhi olduğunu bildirdiler. Kredi kartlarım iptal oldu; yenisini alamıyoruz. Yurt dışında yaşayan ailemin adıma gönderdiği parayı almakta sorunlar yaşıyorum” şeklinde konuşuyor.

    İhraç edilmeden önce öğretmen dayanışma sandığından kredi çektiğini hatırlatan Seher Kılıç, şunları anlatıyor:

    “İhraç olduktan sonra, aldığım kredi sigorta kapsamında olduğu için, dayanışma sandığı verdiği krediyi sigorta şirketinden istedi. Sigorta şirketi de bu parayı benden talep etti. Oysa kredinin sigorta poliçesi, meslekten atılma durumunu da kapsıyordu. Buna rağmen icra gönderdiler. Ben de karşı dava açtım. Şu an yasal süreç devam ediyor”.

    ‘OHAL resmi olarak kalktı, fiili olarak devam ediyor’

    Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ihraç edilen Mehmet Alkan da, bu süreçte çok sayıda haksızlık ve hukuksuzluklara maruz kaldığını belirtiyor.

    OHAL’in resmi olarak sona erdiğini fakat fiili OHAL’in devam ettiğini öne süren Alkan, “10 yıl boyunca maaşımı aldığım bir özel banka, ihraç olmamdan sonra banka ve kredi kartımı iptal etti. Bunun üzerine tüm kamu bankaları ve çok sayıda özel bankadan kredi kartı talebinde bulunmama rağmen kredi kartı alamadım. Bir banka yetkilisi kimlik numaramı girdiklerinde KHK’lı olduğumun ortaya çıktığını, bankanın riske girmemek için kredi kartı vermediğini söyledi. Şunu sormak lazım: KHK’lıların isimleri kamu ve özel bankalara kimler tarafından veriliyor? Bunların ortaya çıkarılması lazım ama mevcut şartlarda bu mümkün değil. KHK’lı demek medeni ölü demek. Hiçbir hakkınız yok. Avukatlık ruhsatnamem ve ara buluculuk yapma hakkım adalet bakanlığı tarafından iptal edildi” diye konuşuyor.

    ‘Suriyeli sığınmacıların yararlandığı haklardan yararlanamıyoruz’

    Milli Eğitim Bakanlığı’nda memur olarak çalışırken KHK ile ihraç edilen Ramazan Çınkır ise, Hematoloji hastası olduğunu belirterek kamudan ihraç edildikten sonra sosyal sigorta kurumu tarafından ilaçlarının ödenmediğini kaydediyor.

    Yasal haklarından faydalanamadığını söyleyen Çınkır şunları söylüyor:

    “Bütün haklarımdan mahrum bırakıldım. Beni adeta ölüme terk ettiler. Geçen yıl hakkımda yürütülen terör örgütü üyeliği davasından beraat ettiğim halde yine haklarımdan mahrumum. Eşime ödenen bakıcı maaşını kestiler. Banka kartlarımın hepsi iptal edildi. Kredi kartı almak için yaptığımız müracaatlar sonuçsuz kalıyor. Tedavi amaçlı kredi çekemiyorum, pasaportum olmadığı için yurt dışına tedaviye gidemiyoruz. Ülkemizdeki Suriyeli sığınmacıların yararlandığı haklardan dahi yararlanamadık. Bizi açlığa, yoksulluğa, sefalete sürüklediler”.

    Haberde yer verilen KHK’lıların hak ihlali iddialarına yönelik bir açıklama yapıp yapmayacaklarını ilgili kurumlara da sorduk, fakat bir yanıt alamadık. Garanti Bankası’nın İspanyol ortağı BBVA yetkililerinden aldığımız cevap ise ‘bu konuyla ilgili muhatabın Türkiye’deki iştirakleri olduğu, kendilerinin bir açıklama yapmayı planlamadığı’ şeklinde.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP Milletvekili Kaboğlu’nun OHAL Komisyonu kararlarının araştırması önergesi reddedildi

    CHP Milletvekili Kaboğlu’nun OHAL Komisyonu kararlarının araştırması önergesi reddedildi


    CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu’nun Olağanüstü Hal İşlemleri İncelem Komisyonu’nun (OHALİİK) verdiği “iade ve ret kararlarındaki tutarsızlıklar ve bunların yol açtığı mağduriyetlerin belirlenebilmesi ve giderilebilmesi” amacıyla verdiği araştırma önergesi bir kere daha reddedildi

    Önerge AK Parti ve MHP’nin oylarıyla reddedildi.

    Araştırma önergesinde Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu ihlal kararını hiçe sayan Komisyon’un, hak arama hürriyeti önünde ciddi ve yapısal bir engel oluşturma işlevini sürdürdüğünü belirten Kaboğlu “Her ne kadar OHAL hukuken sonlanmış görünse de; onun yarattığı kurallar ve kurumların varlıklarının böylece idame ettiriliyor” ifadelerini kullandı.

    Kaboğlu, hakkında hiçbir soruşturma veya kovuşturma olmayan ya da hakkında takipsizlik veya beraat kararı verilen birçok insanın, doğal hâkim ilkesine aykırı şekilde kurulmuş olan ve kararlarını hangi objektif hukuk ölçütlerine göre aldığı anlaşılamayan Komisyon’dan ret yanıtı aldığını belirtti. Ayrıca, KHK ek listelerine eklenmelerine sebep olmuş iddialar açısından mahkeme önünde aklanmış olan insanların, bu duruma rağmen hangi gerekçelerle kamu görevine iade edilmediklerinin Komisyon kararlarından anlaşılamadığını; bu kararların, hukuki dayanak, gerekçe ve usul açılarından anayasal hukuk devleti ilkesinin sistematik ve açık ihlalini oluşturduğunu söyledi. KHK’leri dünya hukuk tarihinin en büyük toplu kıyımı olarak niteleyen Kaboğlu, bu haliyle OHALİİK’in sivil ölümleri sürdüren bir gaz odası olduğunu belirtti.

    ‘OHALİİK mahkemeden üstün değildir’

    Komisyon’un Anayasa’nın amir hükümlerine aykırı bir şekilde faaliyet gösterdiğine ilişkin en belirgin ve sembolik örnek olarak, OHAL araçsallaştırılarak OHAL KHK’leri ile üniversitelerden uzaklaştırılan “barış akademisyenleri”ni işaret eden Kaboğlu, Anayasa Mahkemesi’nin 25/07/2019 tarihli Füsun Üstel ve diğerleri kararında, “Barış İçin Akademisyenler Bildirisi”nin ifade özgürlüğü kapsamında yer aldığına hükmedildiğini söyledi. Kaboğlu verdiği önergeyle şöyle devam etti; “Bu karardan sonra barış akademisyenleri davaları, ilgili ağır ceza mahkemelerinde beraat kararları ile sonuçlanmıştır. Ancak, OHALİİK’in, anılan AYM kararı ve ilgili ağır ceza mahkemelerinin beraat kararlarının hemen sonrasında, akademisyen başvurucuların başvurularıyla ilgili olarak kabul kararları vermesi gerekirken, kamuoyuna da yansıdığı üzere, OHALİİK, barış akademisyenlerine ilişkin kararlarını, iki yıldan fazla zaman geçtikten sonra, 2021 Ekim itibari ile yine ret yönünde vermiştir. Anayasa Mahkemesi’nin ifade özgürlüğü lehine karar verdiği böyle bir konuda dahi, OHALİİK, gerekçesiz kararlarını, ilgili AYM kararından çok uzun bir süre sonra ve olumsuz yönde açıklayabilmektedir. OHALİİK’in, AYM ve ceza mahkemeleri kararlarına karşın ve çok geç olarak vermiş olduğu ret kararları, muhalif akademisyenlere verilen fiili bir “ceza” olmanın ötesinde, Anayasa 153’üncü maddesinin altıncı fıkrasının da açık ihlalidir. Bu örnek, OHALİİK’in, hak arama özgürlüğünü sağlamadığı gibi, onun, bizzat “kurunun yanında yaşın da yanması” amacına yönelik olarak şuurlu şekilde faaliyet gösterdiğinin de kanıtıdır” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • KHK ile ihraç edilenler Kılıçdaroğlu’nun ‘yargı kararları’ tutumuyla ilgili ne düşünüyor?

    KHK ile ihraç edilenler Kılıçdaroğlu’nun ‘yargı kararları’ tutumuyla ilgili ne düşünüyor?


    15 Temmuz darbe girişimi sonrası Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) ihraç edilen 130 binden fazla kişinin mesleklerine dönme mücadelesi sürüyor.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, KHK mağduriyetlerine yönelik son açıklamasında hakkında ‘yargı kararı’ olmayanları görevine iade edeceklerini söyledi.

    Kılıçdaroğlu, “Sorunun çözümünün merkezinde TBMM yatıyor. KHK ile görevine son verilenlerin, eğer hakkında yargı kararı yoksa bir hafta içinde göreve iade edeceğiz. Hiç kimsenin mağdur olmasını istemiyoruz” dedi.

    Peki yaklaşık beş yıldır KHK nedeniyle mağduriyetler yaşayan KHK’lılar CHP’nin tutumu hakkında ne düşünüyor?

    İngilizce öğretmeni Ömer Bilal Karakaya 2016 yılında İstanbul Pendik Belediyesi’nde memur olarak çalışırken sosyal medyada hükümeti eleştirme, sol grupların platformlarına katılma ve yorum yapma suçlamalarıyla önce bir yıl süreyle açığa alındı. Sonra da 692 nolu KHK ile memuriyetten ihraç edildi.

    Sosyal çevresinden dışlanan ve ekonomik olarak zor süreçler yaşayan KHK’lı Ömer Bilal Karakaya Kılıçdaroğlu’nun KHK açıklamasına, KHK yargılamalarının ‘hukuksuz’ olduğunu söyleyerek karşı çıkıyor.

    ”Bu açıklama yaşadığımız 5 yıllık hukuksuz sürecin analizini yapmadan salt politik bir iddiadır. KHK’lıların mücadelesine katkı değil olumsuz hava oluşturur. Yargı kararları güdümlüdür. Adil yargılanma KHK’lılarla ilgili olamaz. Hukuksuz süreci başlatanlarla ilgili olabilir. Hem kendisine yapılacak baskıyı azaltmak hem de KHK’lıların gönlünü almak gibi bir poltiik tavır oluyor. Tamamen yanlıştır.”

    Karakaya, KHK sorununun muhalefet partilerinin seçim odaklı beyanlarına bırakılmaması somut adımlarla çözüme zorlanması gerektiği düşüncesinde.

    ”Hakkımda işlem yapılmadan meslekten ihraç edildim…”

    Ömer Bilal Karakaya gibi Semra Uçar da 7 Şubat 2017 tarihinde yayınlanan 686 sayılı KHK ile devlet memurluğu görevine son verilenlerden biri.

    Uçar, “KHK’lar liste şeklinde hazırlanmış olduğu için gerekçeli tebligat yapılmadı. Resmi gazetede isimler listeler halinde yayınlandı. Yani 1 gün önce okula gidiyorsunuz, gece KHK yayınlanıyor, sabah uyanıyorsunuz ve hakkınızda hiçbir işlem yapılmadan işinizden atılmışsınız.” cümlesi ile anlatıyor yaşadığı mağduriyeti.

    KHK’lı Semra Uçar, Kılıçdaroğlu’nun açıklamasındaki ”teröre bulaşmamışsa” vurgusunun muğlak bir ifade içerdiği kanaatinde.

    ”Bugün kebapçıların bile terörist ilan edildiği bir siyasi ortamda bu açıklama çok yetersiz” diyor:

    “KHK hukuksuzluğu 5 buçuk yıldır devam ediyor. Siyasi iktidar da aynı söylemi yaptı. ‘Suçsuzsanız zaten Ohal Komisyonu göreve iade edecek’ dedi. Ülkede seçim gündemi oluşmaya başladığı için sadece Kılıçdaroğlu değil diğer siyasi partiler de KHK’lıları gündeme almaya başladı. KHK hukuksuzluğu bugün başlamadı, 5 buçuk yıldır süregelen bir hukuksuzluk ve halen komisyonda bekleyen 10 binin üzerinde dosya var. Ohal Komisyonu ilk kurulduğunda oyalama komisyonu olduğunu belirtmiştik biz KESKliler olarak. Burdaki hukuksuzluk, 657 sayılı Devlet memurluğu yasasına bile uyulmaması. Kaldıki işe iadede beraat almış insanlara bile red kararı geliyor.”

    Uçar, KHK’lerin tamamının iptalinin sorunun hepsi olmasa da bir kısmını çözebileceğini düşünüyor. Sorunun tümden çözülmesi ve kamu alanındaki dönüşümün daha güçlü ve örgütlü bir mücadele ile sağlanacağını ifade ediyor.

    672 KHK ile İngilizce öğretmenliğinden ihraç edilen Hacer Atalay Tuna ise CHP liderinin açıklamalarını olumlu buluyor.

    Aktif-Sen üyeliği nedeniyle işini kaybeden Hacer Atalay Tuna, ”İnsanlık için küçük ama KHK’lılar için büyük bir adım” diyor ve devam ediyor:

    ”Biz haksızlığa değil büyük bir zulme maruz kaldık. Giydiğimiz bembeyaz gelinliğe pislikler attılar. Böyle bir süreçten geçtik ve geçiyoruz. Beraat ettim ama hala işe iade edilmedim. Bütün illerdeki mahkelemer aynı kriterlere farklı farklı kararlar verdi. Bu da yargının üzerindeki siyasi baskıyı gösteriyor. Fakat Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu adımı her ne kadar küçük olsa da KHK’lılar için büyük bir adım. Bu bir başlangıç. Ben takdir ediyorum. Zaten ilk etapta takipsizlik ve beraat alanlar işe iade edilecek daha sonra bağımsız mahkelerde yargılananlar için süreç işleyecek. Silah tutmamış ve darbeye karışmamış herkes geri dönecek. Çünkü tıkandı artık bu süreç.”

    Euronews’e konuşan Eğitim Sen avukatı Metin İriz, KHK’lılar ile ilgili yapılan yargılamaların bir yargılama olmadığını ve hukuksuz olduğunu savunuyor. ‘Bu işi siyaset çözer’ diyen Avukatı Metin İriz, siyasi kanadın yaptığı açıklamaları da yetersiz buluyor.

    Avukat İriz, öneri olarak da herkesin göreve başlatılıp açılan idari soruşturmalarla sürecin yürütülmesinin doğru olduğu kanaatinde. Yine KHK’lıların mali ve özlük haklarına yönelik de düzenlemeler getirilmesinin önemli olduğunu söylüyor İriz.

    ”Ortada bir yargılama olduğunu düşünmüyorum. Mahkemeler bir araştırma ve inceleme yapmıyor. Başka yerlerde yazılmış metinler karar metni haline getiriliyor. Yani hakimler ara karar yazmıyor. Farklı hakimlerin imzasının olması bir şey değiştirmiyor. Yürütmeyi durdurma taleplerinde bir değişiklik yok. Yani bir yargı yok. Bu işi siyaset çözer. Çerçeveyi de Meral Akşener ve Kemal Kılıçdaroğlu biraz verdi. Haklarında dava ve takipsizlik olmayanları göreve başlatacaklarını söyledi ama bu da yetersiz. Türkiye’de memur yargılaması hukukunda suça bulaşmış memurlara yönelik soruşturma taammüleri var. Her şeyi geçtim hakkında soruşturma olmayan insanlar da var. Bunlar da hayli hayli iade edilecek o zaman.”

    CHP, 35 ilde KHK ile ihraç edenlerin sorunlarını dinledi

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) kamudan ihraç edilenlerin hak ihlallerinin tespiti için geçtiğimiz haziran ayında çalışma başlatmıştı.

    35 ilde KHK ile ihraç edenlerin sorunlarını dinleyen CHP kurmayları, yaklaşık 2 aylık çalışmanın sonucunda tespitlerini yazmaya başladı.

    16 bin KHK’lının katıldığı bir anketi de içeren rapor kısa sürede kamuoyuna açıklanacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***