Etiket: Öğrenci

  • Barınma sorunu yaşayan öğrenciler “cemaat yurtlarına” mahkum ediliyor: “Bu yurtlarda kaldığınız sürece birey olmak yerine onların bir uzantısı oluyorsunuz”

    Barınma sorunu yaşayan öğrenciler “cemaat yurtlarına” mahkum ediliyor: “Bu yurtlarda kaldığınız sürece birey olmak yerine onların bir uzantısı oluyorsunuz”



    Türkiye’de pek çok öğrenci ekonomik kriz, artan ev kiraları, özel yurt ücretleri ve Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) yurtlarının yetersiz kalmasından dolayı barınma sorunu yaşıyor.

    Gerçek Gündem’e konuşan üniversite öğrencileri fahiş kira fiyatları ve ekonomik nedenlerden dolayı barınma sorunuyla başa çıkmak zorunda kaldıklarını ve kalacak yer bulamadıklarını anlatıyor. Öğrenciler okulunu bile dondurmayı düşündüklerini söylüyor.

    “GERİYE KALAN SEÇENEKLER KYK VE CEMAAT YURTLARI”

    Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Nazlı Bayrak, Boğaziçi Üniversitesi’nde yurtsuz bırakılan öğrencilerden biri. Anne ve babasının asgari ücret aldığını söyleyen Bayrak, ekonomik nedenlerden dolayı eve çıkacak durumunun olmadığını ifade ediyor. Boğaziçi Üniversitesi’nin bulunduğu Rumelihisarüstü’nde kiralar 20 bin TL’den başlıyor.

    “Benim gibi binden fazla öğrenciyi yurtsuz bıraktılar. Okulumu dondurmayı bile düşünüyorum çünkü bu şartlarda ev tutmam imkansız. Geriye kalan seçenekler de KYK yurtları ya da cemaat yurtları” diye konuşan Bayrak, ortaokuldan üniversiteye kadar cemaat yurtlarında kaldığını söyledi.

    “BU YURTLARDA KALDIĞINIZ SÜRE BOYUNCA BİR BİREY OLMAK YERİNE ONLARIN BİR UZANTISI OLUYORSUNUZ”

    Bayrak, İzmir’de İmam Hatip Ortaokuluna başladığı yıl “cemaat yurtlarında” kaldı. Ailesinin isteğiyle henüz 10 yaşındayken cemaat yurtlarına gönderildiğini söyleyen Bayrak, üniversiteye başlayana kadar “Süleymancılar” diye anılan tarikatın “yurtlarında” kaldı. Bayrak, “cemaat yurtlarının” yaş fark etmeksiniz kalan herkeste bir şekilde travma oluşturduğunu söyledi ve ekledi:

    “Cemaat yurtları kesinlikle insani şartların sağlandığı barınma seçeneği değiller. Bu yurtlarda kaldığınız süre boyunca bir birey olmak yerine onların bir uzantısı oluyorsunuz ve sizi kendilerine benzetmek için her şeyi yapıyorlar.”

    “ANNEMLER BENİ YURDA BIRAKIP ÇIKTIKTAN SONRA HİSSETTİĞİM YALNIZLIĞI HAYATIM BOYUNCA HİÇBİR ZAMAN HİSSETMEDİM”

    Cemaat yurtlarında kalmaya başladığında ilkokul 4’üncü sınıfta olan Bayrak, ailesinin kendisini bu yurtlara zorla gönderdiğini söyledi. Bayrak, “Ailem bu yurtlarda kalmamı istiyordu. Annemler beni yurda bırakıp çıktıktan sonra hissettiğim yalnızlığı hayatım boyunca hiçbir zaman hissetmedim” diye konuştu.

    “BİR ODADA 20 KİŞİYLE BİRLİKTE KALIYORDUK”

    Boğaziçi öğrencisi Bayrak, kaldığı “cemaat yurtlarını” şöyle anlattı:

    “Aslında yurtlarda isteyerek kaldığımı sanıyordum ama işin içine girince her şey daha farklı olmaya başladı. Kaldığım yer 3 odalı bir evdi. Bir tane baş hoca vardı. Hocanın kendi odası vardı ama biz salon olarak kullanılan bir odada 20 kişiyle birlikte kalıyorduk. Yerlere yatak serip o odada uyuyorduk, sabahları da yataklarımızı toplayıp aynı yerde ders işliyorduk. Yemek vaktinde de yine aynı odada hep birlikte yemek yiyorduk. Gelen çocukların yaşları 10-16 arası değişiyordu. Babam benim de okula devam etmeyip medresede kalmam için çok uğraştı ama annemin mücadelesiyle okula devam ettim.”

    “ONLAR İÇİN ÇOCUKLARI MANİPÜLE ETMEK DAHA KOLAY”

    Ortaokuldan sonra liseyi de kız imam hatip lisesinde okuyan Bayrak, 18 yaşına kadar cemaat yurtlarında kaldığını söyledi. Bayrak, “Ailem liseden sonra beni bu yurtlara bir daha göndermediler. Zaten bu tarz yerlerde 18 yaşın üstünde neredeyse hiç kimse kalmıyor çünkü onlar için çocukları manipüle etmek çok daha kolay” dedi.

    “GECE YATARKEN BİLE BAŞIMIZI AÇMAMIZA İZİN VERMEZLERDİ”

    Yurt içerisinde uyulması gereken katı kuralların, katılımı zorunlu olan dini derslerin olduğunu söyleyen Bayrak, “İlk defa cemaat yurtlarında kaldığımda 11 yaşındaydım. Gece yatarken bile melekler saçımızı görmesin diye başımızı açmamıza izin vermezlerdi” diye konuştu.

    “AİLEM YÜZÜNDEN ÇOCUKLUĞUMUN TAMAMI CEMAAT YURTLARINDA GEÇTİ”

    İstanbul’da binlerce öğrenci gibi barınma sorunu yaşayan üniversite öğrencisi Emre* ise, bir yılı aşkın süredir çadırda kalıyor. Kalacak yer bulamadığı için parklarda, sokaklarda ve kütüphanelerde kalan Emre*, bu durumun nedeninin ailesinden kaynaklandığını söylüyor:

    “Ailem yüzünden çocukluğumun tamamı cemaat yurtlarında geçtiği için bir daha bu yurtlarda kalmak istemiyorum. Ev ve yurt fiyatları da çok yüksek. Aklıma çadır fikri geldi ve son paramı çadıra harcayıp uzun bir süre çadırda yaşadım.”

    Barınma sorunu yaşayan öğrenciler "cemaat yurtlarına" mahkum ediliyor: "Bu yurtlarda kaldığınız sürece birey olmak yerine onların bir uzantısı oluyorsunuz" - Resim : 4

    “BİR YILDAN UZUN SÜREDİR ÇADIRDA, PARKTA, BANKTA YAŞADIM”

    İki işte çalışan Emre*, kronik rahatsızlığından dolayı çadırda yaşamanın kendisini çok zorladığını söylüyor. Eylül ayında yani okullar başladığında kalacak yer bulması gerektiğini belirten Emre*, kendisi gibi binlerce öğrencinin özellikle İstanbul gibi fiyatların çok yüksek olduğu yerde barınma sorunu yaşadığını ifade ediyor:

    “Ailevi nedenlerden dolayı gidecek hiçbir yerim yoktu. Bir yerden sonra durumu kabullenmek zorunda kalıp barınmayla, maddiyatla ve rahatsızlığımla başa çıkmak zorunda kaldım. Bir yıldan uzun bir süre kütüphanelerde, banklarda, parklarda yani kısacası sokakta yaşadım.”

    *İsmi değiştirilmiştir.

    Barınma sorunu yaşayan öğrenciler "cemaat yurtlarına" mahkum ediliyor: "Bu yurtlarda kaldığınız sürece birey olmak yerine onların bir uzantısı oluyorsunuz" - Resim : 5

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sınav kaygısı ile başa çıkmanın yolları neler?


    Üniversite sınavına saatler kala üniversite adaylarında sınav kaygısı da artıyor. Büyük Anadolu Hastaneleri doktorlarından Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzm. Dr. Hilal Aydemir, “Sınav kaygısı nedir, sınav kaygısı ile nasıl başa çıkılır?” sorularına yanıt vererek üniversite adaylarının heyecanlarını yenmeleri ve sınav kaygısından uzaklaşması adına tavsiyelerde bulundu.

    SINAV KAYGISI

    Çalışılan ve öğrenerek sahibi olunan bilgilerin sınavda unutulması, hatırlanmaması gibi durumun öğrencilerin karşısına sınav kaygısı olarak çıktığını belirten Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzm. Dr. Hilal Aydemir, “Sınav öncesinde kaygınızın artması duygusal duyunuzun düşmesi gibi durumlar çok doğal ve beklenen bir durumdur. Lütfen bu durumda hislerini paylaşın ve hayatın sınavdan ibaret olmadığını kendinize hatırlatın. Sınav kaygısıyla mücadele etmeniz için mutlaka bu tavsiyelerimize kulak verin. Öncelikle sınavdan bir gün önce ders çalışmak kaygıyı daha da arttırabilir. Çünkü son gün ’bir şey yapamıyorum, başarılı olamayacağım, yeterli değilim’ gibi düşüncesi oluşabilir bu yüzden sınava son bir gün kala ders çalışılmamasını öneriyoruz” diye konuştu.

    SINAV KAYGISI İLE BAŞ ETME

    Kaygı ile baş etme yollarını anlatan Dr. Hilal Aydemir, “Ders çalışmak yerine, ılık bir duş almak, neşeli bir film izlemek, kaygıdan uzaklaştırıcı bir aktivitede bulunmak, kaygıyı daha rahat baş etmemizi sağlayacaktır. Kriz anında nasıl hareket edeceğimizi bilmek de çok önemlidir. Nefes egzersizlerini ne zaman, nasıl yapacağımızı iyi bilmemiz gerekiyor. Böyle bir kriz durumunda kendimizi rahatlatmak ve kaygıyı uzaklaştırmak adına etkili olacaktır. Sınavdan önce günlük hayatınızda önemli bir değişiklik yapılmamalıdır. Uyku ve beslenme düzeniniz her zamanki gibi olmalı değişiklik yapılmamalıdır. Aileler çocuklarını sınavdan önce erkenden uyku için yatırma ya da aşırı karbonhidratlı, şekerli gıdalar gibi besleme eylemine girebiliyorlar. Bunu kesinlikle önermiyoruz. Günlük hayatımızda nasıl uyku düzenimiz ve beslenmemiz varsa öyle devam etmemiz gerekiyor. Bu iki eylemdeki değişiklikler sınav gününde öğrencide farklı tepkimeler verebileceğinden dikkat edilmesi gerekmektedir” şeklinde konuştu.

    Aydemir, “Sınavdan önce bir şeyler atıştırmanın yararlı olacaktır. Fakat aşırı karbonhidrat tüketiminden kaçınılmalıdır.

    Bir çok insan da sınav stresi, sınav kaygısı, tam sınav anında sınav kitapçığı önüne gelene kadar artabilir. Bu normal ve beklendik bir durumdur. Bunu baş etmenin en iyi yöntemi sınava hazır olmak ve bunu kendinize tekrarlanmaktadır. Sınavdan önce aklımıza olumsuz ve negatif düşünceler gelebilir. ’Ya sıralamayı karıştırırsam, kaydırırsam, hata yaparsam gibi.’ Aklımıza bu olumsuz düşünceler geldiğinde olumsuz düşüncelere bir dur deyip kaygınız için neden olmadığını soruları rahat okuyabileceğinizi yeterince hazır olduğunuzun mesajını kendinize verip kaygınızı azaltabilirsiniz. Herkese bol şans ve başarılar diliyorum. Unutmayın ki sınav sonucundan bağımsız olarak sizler çok değerlisiniz” ifadelerini kullandı.

    Kaynak: İHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türk öğrenciler yurt dışında eğitim için en çok hangi ülkeleri tercih ediyor?

    Türk öğrenciler yurt dışında eğitim için en çok hangi ülkeleri tercih ediyor?


    Ukrayna, yurt dışında üniversite eğitimi almak isteyen Türk gençler için Rus işgali öncesine kadar en popüler dördüncü ülkeydi. Açıklanan son verilere göre yurt dışına üniversite eğitimine giden 100 Türk öğrenciden 5’i Ukrayna’yı tercih etti.

    Türkiye’ye üniversite eğitimi için gelen öğrenciler ise daha çok Orta Doğu, Asya ve Afrika ülkelerinden. Peki, Türk öğrenciler yurt dışında eğitim için hangi ülkeleri tercih ediyor? Türkiye’ye hangi ülkelerden öğrenciler üniversite eğitimi için geliyor? İşgal öncesi Ukrayna’da ne kadar Türk öğrenci vardı?

    Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) son verileri 2019 yılına ait. Buna göre 2019 yılında 47 bin 628 Türk öğrenci yurt dışında üniversite eğitimine gitti. ABD ve Almanya Türk öğrencilerin en çok tercih ettiği iki ülke. ABD’de 9 bin 354 Türk öğrenci bulunurken Almanya’ya 8 bin 494 öğrenci gitti. Üçüncü sırada 3 bin 710 öğrenci ile İngiltere var. 2019 yılında Ukrayna’da üniversite eğitimi alan Türk öğrencisi sayısı ise 2 bin 284 idi. 2 bin 257 Türk vatandaşı da üniversite eğitimi için Azerbaycan’ı tercih etti.

    İlk beşteki ülkelerin payı yüzde 56. Yurt dışına eğitime giden 5 öğrenciden 1’i ABD’yi tercih ederken, Almanya’ya gidenlerin oranı yüzde 18. İngiltere yüzde 8 ile üçüncü sırada. Ukrayna ve Azerbaycan yüzde 5 ile bu ülkeleri takip ediyor.

    Türk öğrencilerin yurt dışı üniversite eğitimi için gittiği diğer ülkeler ise şöyle: Fransa 2 bin 7, İtalya 2 bin 1, Kanada bin 914, Avusturya bin 885, Bulgaristan bin 317, Kuzey Makedonya bin 304 ve Macaristan bin 138.

    Türkiye’ye gelenler Orta Doğu ve Afrika’dan

    UNESCO verilerine göre 2019 yılında Türkiye’de üniversite eğitimi alan yabancı öğrenci sayısı 154 bin 505 idi. İlk sırada 27 bin 34 öğrenci ile Suriye gelirken Azerbaycan 19 bin 383 öğrenci ile ikinci sırada bulunuyor.

    Bu ülkeleri sırasıyla şu ülkeler takip ediyor: Türkmenistan 17 bin 571, Irak 7 bin 608, İran 7 bin 154, Afganistan 6 bin 804, Almanya 4 bin 378, Somali 3 bin 764, Yemen 3 bin 76, Bulgaristan 3 bin 10, Mısır 2 bin 910, Yunanistan 2 bin 713, Ürdün 2 bin 643 ve Filistin 2 bin 483.

    Yüzdelik dağılım olarak bakıldığında ise Türkiye’ye üniversite eğitimi için gelen 100 yabancı öğrenciden 17’si Suriyeli. Azerbaycan’ın payı yüzde 13, Türkmenistan’ın payı yüzde 11. Irak ve İran’ın payları ise yüzde 5. İlk beşteki bu ülkelerin toplam payı yüzde 51.

    Öte yandan, Avrupa’da nüfusa göre en çok üniversite öğrencisi Türkiye’de ancak uluslararası üniversite öğrencisi oranında Türkiye Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) üyeleri arasında sondan dördüncü sırada yer alıyor.

    2019 yılı verilerine göre Türkiye’deki 100 üniversite öğrencisinden sadece 2’si uluslararası öğrenci idi. Yabancı öğrenci oranı İngiltere’de yüzde 19, Almanya’da yüzde 10 ve Yunanistan’da yüzde 4.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • YÖK, Ukrayna’daki Türk vatandaşı üniversitelilere yatay geçiş kolaylığı sağlayacak

    YÖK, Ukrayna’daki Türk vatandaşı üniversitelilere yatay geçiş kolaylığı sağlayacak


    Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK, Ukrayna’daki üniversitelerde okuyan Türk öğrencilerin, Türk üniversitelere yatay geçiş yapma konusunda gerekli kolaylığın gösterileceğini duyurdu.

    YÖK’ten, Ukrayna’daki üniversitelerde okuyan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilere yönelik yazılı açıklama yapıldı.

    YÖK’ün Ukrayna’da yakın zamanlarda ortaya çıkan savaş ve çatışma sebebiyle öğrenimlerini yarıda bırakarak ülkeye dönmek zorunda kalan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerin eğitim ve öğretim hayatlarının aksamaması için alınabilecek önlemler üzerinde çalıştığına işaret edilen açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Ukrayna’ya giden öğrencilerimizden ülkemizdeki bir yükseköğretim programına yatay geçiş için gereken şartları sağlayanların, talep ve tercihleri dikkate alınarak yatay geçiş yapabilmeleri konusunda her türlü kolaylık sağlanacaktır. Yatay geçiş şartlarını karşılayamayan öğrencilerimize ise 2021-2022 öğrenim yılı bahar dönemi başlamış olmasına rağmen Türkiye’deki üniversitelerde özel öğrenci statüsünde eğitim ve öğretimlerine devam etme imkan ve fırsatı verilecektir. Bu kapsamda Ukrayna’dan ülkemize dönen öğrencilerin, özel öğrencilik imkanından nasıl faydalandırılacağı hususu Yükseköğretim Kurulumuz tarafından önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşılacaktır.”

    Açıklamada, öğrencilerin, özel öğrenci statüsünden faydalanabilmesi için YÖK tarafından hazırlanan “https://ukraynabilgiformu.yok.gov.tr/” bağlantı adresine ulaşarak istenen bilgileri doldurmaları gerektiği belirtildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hindistan’daki okullara başörtüsü ile girme yasağı Pakistan’da protesto edildi

    Hindistan’daki okullara başörtüsü ile girme yasağı Pakistan’da protesto edildi


    Hindistan’ın Karnataka eyaletinde Müslüman öğrencilerin okullara başörtüsüyle girişini engelleyen uygulama, Pakistan’ın Karaçi şehrinde protesto edildi.

    Ellerinde “başörtüsü hakkımız” yazılı pankartlar taşıyan çok sayıda Pakistanlı öğrenci, Hindistan karşıtı sloganlar attı ve bu ülkedeki Müslüman öğrencilerle dayanışma içerisinde olduklarını vurguladı.

    Karnataka eyaletinde başörtüsü yasağı

    Eyalet genelinde uzun süredir uygulanan başörtüsü yasağı, 1 Ocak’ta devlete ait Udupi Kadın Yüksek okulundaki Müslüman öğrencilerin derslere başörtüsüyle girmesiyle tartışılmaya başlandı.

    Karnataka’da diğer okullarda da Müslüman kız öğrencilerin başörtülü derslere girmesi üzerine Hindu öğrenciler tepki göstererek derslere safran rengi şalla girmeye başlamıştı.

    Udupi’deki okul yöneticileri, hükümet yetkilileri ile öğrenci ve aileleri arasında 19 Ocak’ta yapılan toplantıda bir çözüme varılamamış, 5 kız öğrenci okul dışında protestolara başlamıştı.

    Eyalet hükümeti, 26 Ocak’ta uzman paneli kurmuş; panel görüşünü bildirene kadar başörtülü öğrencilerin üniforma kurallarına uyması ve okula başörtüsüz girmesi istenmişti.

    Başörtülü öğrenciler, 31 Ocak’ta Karnataka Yüksek Mahkemesine başvurarak başörtüsünün Hindistan anayasasının sağladığı temel bir hak olduğunu savunmuştu.

    Mahkeme, başörtüsü gerginliğinin yaşandığı eyalette öğrencilerin konuya dair karar açıklanıncaya kadar başörtüsüyle okullara giremeyeceğini bildirmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Dünyanın en iyi üniversiteleri:’ Türkiye’den 10 üniversite, en az bir sıralamada ilk 500’e girdi

    ‘Dünyanın en iyi üniversiteleri:’ Türkiye’den 10 üniversite, en az bir sıralamada ilk 500’e girdi


    Uluslararası 11 sıralama kuruluşu tarafından hazırlanan ‘dünyanın en iyi üniversiteleri’nin yer aldığı listelerde Türkiye’den 10 üniversite, en az bir sıralamada ilk 500’e girdi.

    ODTÜ University Ranking by Academic Performance Laboratuvarı’nca (URAP) açıklanan rapora göre, dünyanın 11 sıralama kuruluşu tarafından hazırlanan “Dünyanın En İyi Üniversiteleri” listelerinden 3’ünde ilk 500’e Türkiye’den ODTÜ, iki ayrı listeye ise Boğaziçi, Hacettepe ve İstanbul üniversiteleri girdi.

    ODTÜ URAP Laboratuvarı’nın da aralarında olduğu 11 üniversite sıralama kuruluşu, ARWU, CWUR, LEIDEN, NTU, QS, RUR, SCIMAGO, THE, USNEWS ve WEBOMETRICS’in, Türkiye’deki 203 üniversitenin dünya sıralamalarına ilişkin değerlendirmeleri, ODTÜ URAP tarafından yayımlandı.

    Buna göre, 2021 yılı dünya genel sıralamalarından en az birine ilk 500’den girebilen 10 Türk üniversitesi bulunuyor.

    ODTÜ, 11 ayrı “Dünyanın En iyi İlk 500 Üniversitesi” listesinin 3’üne girme başarısı gösteren Türkiye’den tek üniversite oldu. ODTÜ, RUR listesine 425, US NEWS listesine 484 ve WEBOMETRICS listesine 497’nci sıradan girdi.

    Dünya sıralamalarından 2’sinde ilk 500’de yer alabilen 3 üniversite ise Boğaziçi, Hacettepe ve İstanbul Üniversitesi oldu. Boğaziçi Üniversitesi, RUR listesinde 387’nci, US News&World Report listesinde 287’nci sırada yer aldı. Hacettepe Üniversitesi ise LEIDEN listesinde 456’ncı, RUR listesinde 388’inci, İstanbul Üniversitesi ARWU listesinde 450’nci, LEIDEN listesinde 376’ncı oldu.

    Bir sıralamada ilk 500’e girebilen 6 üniversite ise İTÜ, Bilkent, Koç, Sabancı, Çankaya ve İstanbul Bilgi üniversiteleri oldu.

    2021’de ilk 500’e giren araştırma üniversiteleri

    2021 dünya sıralamalarında 23 araştırma üniversitesinin durumuna bakıldığında ise ODTÜ, İTÜ, İstanbul Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi, 11 sıralamanın 11’inde de yer alma başarısı gösterdi.

    Dünya sıralamalarında 23 araştırma üniversitesinden sadece 8’i ilk 500’e girebilirken 15 araştırma üniversitesi 11 sıralamanın hiçbirinde ilk 500’e giremedi. İlk 500’de yer alabilen araştırma üniversitelerinin 5’i devlet, 3’ü vakıf üniversitesi.

    11 dünya sıralamasının 11’inde de yer aldılar

    ODTÜ, İTÜ, İstanbul Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi, 11 dünya sıralamasının 11’inde de yer alma başarısı gösterdi.

    Boğaziçi Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi, 11 dünya sıralamasından 10’unda yer alan üniversiteler oldu. Ege Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Koç Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi Bilkent Üniversitesi 9 sıralamada yer alırken Dokuz Eylül Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi 8 sıralamada yer buldu.

    Marmara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi ise listelerde 7 sıralamada yer aldı. Üniversitelerden 12’si ise 6 sıralamada yer aldı.

    “Yayın ve atıf artış hızımız, dünya ortalamasının altında”

    ODTÜ URAP Koordinatörü Prof. Dr. Ural Akbulut, rapora ilişkin yaptığı açıklamada, üniversitelerin, dünya sıralamalarında en üst sıralara yükselebilmek için yoğun çaba harcadığına dikkati çekti.

    Bu çabalara karşın üniversitelerin dünya sıralamalarında arzu edilen hızlarda yükselemediğine ve çoğunun gerilediğine işaret eden Akbulut, “Bunun temel nedeni, etki değeri yüksek dergilerdeki bilimsel makale sayılarımızın gereken hızlarda artırılamayışı ve etki değeri en düşük Q4 grubu dergilerdeki makalelerin azaltılamayışıdır. Üniversitelerimizin genellikle yayın ve atıfları her yıl az da olsa artmaktadır ama artış hızımız, dünya ortalamasının altında kalmaktadır.” diye konuştu.

    Dünya sıralamalarında en üst sıralara yükselmenin kolay olmadığını vurgulayan Akbulut, Rusya’dan örnek vererek, ek maddi destek aldıkları halde Rus araştırma üniversitelerinin, ilk 100’e giremediklerini, ilk 500’e sadece birinin girebildiğini anlattı.

    Bunun nedenlerinden birinin, Rus akademisyenlerin çoğunun etki değeri en düşük dergilere yönelmesi olduğunu söyleyen Ural Akbulut, diğer neden ise yayın ve atıf sayılarını Çin gibi yüksek hızlarda artıramayışları olduğunu belirtti.

    “Çin’in 2020’de AR-GE için ayırdığı bütçe, çok sayıda ülkenin milli gelirinden fazla”

    Çin’in 2020’de AR-GE için ayırdığı bütçenin, çok sayıda ülkenin yıllık milli gelirinden daha fazla olduğunun altını çizen Prof. Dr. Akbulut, “Bu nedenle Çin’in araştırma üniversiteleri, başta mühendislik, uzay ve havacılık ile metalürji gibi çok sayıda bilim alanında dünya birincisi olup ABD üniversitelerini geriye düşürdü. Çin’in maddi destekleri sonucunda Çin üniversiteleri, dünyanın en iyileri arasına girdi. Araştırma üniversitelerimiz, sabırla yayınlarının sayı ve kalitesini artırarak, yeni laboratuvarlar kurarak ve yurt dışındaki yetenekli araştırmacıları kadrolarına katarak başarıya ulaşabilir.” değerlendirmesinde bulundu.

    “Azımsanmayacak bir başarı”

    ODTÜ URAP Koordinatörü Prof. Dr. Ural Akbulut, Türkiye’den 10 üniversitenin en az bir sıralamada ilk 500’e girmesinin azımsanmayacak bir başarı olarak değerlendirilebileceğini belirterek, şöyle devam etti:

    “Ancak ilk 500’de yer alan üniversitelerin zamanla üst sıralara yükselebilmesi için 11 sıralamanın en az 8-9’unda ilk 500’de yer alması gerekir. Maalesef henüz böyle bir üniversitemiz yok. En az 6-7 sıralamada ilk 400’de yer alan üniversitelerin ilk 300’e çıkma şansı artar. En az 6-7 sıralamada ilk 300’e giren üniversitelerin ise ilk 200’e girme şansı çok yüksektir ve ilk 100’e girmeye en yakın üniversitelerdir. Dünya sıralamalarında ilk 100’de yer alan üniversiteler, daha önce tüm dünya sıralamalarında ilk 500’de yer almış olan üniversitelerdir. Henüz ilk 500’e giremeyen üniversitelerimizin, yayın ve atıflarının sayı ve kalitesini artırıp ilk 500’e girebilmek için harcadıkları çabaların başarıya ulaşmasını dileriz.”

    Sadece bir sıralamaya (Webometrics) girebilen üniversitelerin sayısının bu yıl 70 olduğunu belirten Akbulut, “Bu üniversitelerimizin yayın ve atıf sayıları maalesef çok azdır. Dünya sıralamalarında yer alabilmek için bu 70 üniversitemizin atama ve yükselme kriterlerine, InCites veya Scopus gibi endeksleme kurumlarınca taranan dergilerde yeterli sayıda yayın yapmış olmayı ön koşul olarak eklemesi yararlı olur.” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İKSV biletleri öğrencilere 10 TL olacak

    İKSV biletleri öğrencilere 10 TL olacak


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupa’da öğrencilerin yüzde 17’si yurtlarda kalıyor; hangi ülke talebi ne kadar karşılayabiliyor?

    Avrupa’da öğrencilerin yüzde 17’si yurtlarda kalıyor; hangi ülke talebi ne kadar karşılayabiliyor?


    Türkiye’de son zamanlarda üniversite öğrencilerinin özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde yurt ve barınma sorunu yaşaması ülkedeki gündem konularından biri haline geldi.

    Türkiye’de şu anda ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin sayısı 2021 yılında 8 milyonun üzerinde.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz günlerde ülke genelinde kamu yurtlarının 730 bin, özel yurtların da 300 bin öğrenci kapasitesine çıktığını, ve Türkiye’nin “dünyanın en fazla sayıda kamu yüksek öğrenim öğrenci yurduna ve yatağına sahip ülkesi” durumunda olduğunu söylemişti.

    Eldeki verilere göre Türkiye’de üniversite, lisans ve üstü öğrencilerin yaklaşık yüzde 10’unun yurt ve benzeri yerlerde kalma imkanı bulunuyor. Türkiye’de yaklaşık 7 milyon öğrenciyse barınma ihtiyacını kendi imkanlarıyla karşılamak zorunda. Bu rakamın 125 bin kadarını yabancı uyruklu öğrenciler oluşturuyor.

    Avrupa, ABD ve diğer ülkelerde lisans ve üstü öğrencilerin konaklama devletin ve özel sektörün konaklama imkanları nasıl ve kaçı bu imkanlardan yararlanabiliyor?

    Univerlist verilerine göre Türkiye’den her sene 50 bin öğrenci başta İngiltere, ABD, Kanada, Almanya, Fransa, İtalya ve Avustralya gibi ekonomik yönden de gelişmiş ülkeleri tercih ederken, son yıllarda Polonya, Macaristan ve Ukrayna gibi okul ve barınma ücretleri düşük ülkelerde tıp, diş hekimliği ve mühendislik gibi bölümlere ilgi giderek artıyor.

    Finlandiya’da öğrencilerin yüzde 31’i yurtlarda kalıyor, İtalya’da listede sonda

    Genel ortalamaya bakıldığında Avrupa’da okuyan lisans ve üstü öğrencilerin en az yüzde 17’si devlet ve özel sektöre ait yurtlarda kalırken, bu kişilerin yüzde 10’u odalarında tek başına kalıyor. Kısacası Avrupa’daki öğencilerin en az yüzde 10’u yurt odalarında tek başlarına kalma imkanına sahip.

    Avrupa’da Norveç, İsveç, Finlandiya ve Danimarka’da üniversite öğrencilerinin aileleriyle birlikte kalma oranı oldukça düşük ve Avrupa ortalamasının altında.

    Catella ve Surostudent verilerine göre, Covid-19 pandemisi öncesi Avrupa’da öğrenci yurtlarını tercih eden gençlerin oranının en yüksek olduğu ülke yüzde 33 ile Finlandiya. Finlandiya’yı yüzde 31 ile İsveç, yüzde 29 ile Hollanda, Romanya ve Slovakya takip ediyor. Litvanya yüzde 25 ve Danimarka da yüzde 21 ile öğrencilerin yurtlarda kaldığı ülkeler listesinde üstlerde yer alıyor.

    Avrupa’daki büyük ülkeler arasında öğrencilerin yurtları en az tercih ettiği yer yüzde 3 ile İtalya. İtalya’da öğrencilerin yüzde 69’u lisans eğitimi sırasında ailelerinin yanında kalmayı tercih ediyor.

    Bu oran Macaristan’da yüzde 51, Sırbistan ve Portekiz’de yüzde 49, İsviçre’deyse yüzde 43 civarında.

    Norveç’te öğrencilerin büyük çoğunluğu yurt ve evlerde birlikte kalıyor

    Avrupa’da öğrencilerin birlikte aynı ev ve yurt ortamını paylaşma oranının en yüksek görüldüğü ülke ise yüzde 61 ile Norveç. Bu ülkeyi yüzde 57 ile Danimarka, yüzde 54 ile Avusturya ve yüzde 50 ile Almanya takip ediyor.

    Lisans eğitiminde yurt ya da evlerde yalnız yaşayan öğrencilerin oranının en yüksek olduğu ülke ise yüzde 25 ile Fransa. Bu ülkeyi yüzde 21 ile Finlandiya, yüzde 17 ile Danimarka ve Avusturya takip ediyor.

    Avrupa’da en çok öğrenci Almanya ve Fransa’da

    Avrupa’da en çok üniversite öğrencisinin olduğu ülke ise kıtanın en büyük ekonomisine sahip Almanya. Almanya’da 2.9 milyon lisans ve üstü eğitim alan öğrenci yaşıyor. Bu ülkeyi 2.7 milyon öğrenciyle Fransa, 2 buçuk milyon öğrenciyle İngiltere takip ediyor.

    İtalya 1.7, İspanya 1.6, Polonya 1.2 milyon; Hollanda 770 bin ve Belçika ise 550 bin öğrenciye ev sahipliği yaparak bu alanda listede üst sıralarda yer alıyor.

    İngiltere’de öğrencilerin yüzde 26’sına yurt imkanı sağlanıyor

    Bu ülkeler arasında öğrencilere en fazla yurt imkanı sağlayan ülke, yabancı öğrencilerin kıtada en çok tercih ettiği yer olan İngiltere. İngiltere, yabancı ve yerli üniversite öğrencilerinin en az yüzde 26’sına yurt imkanı sağlıyor. Bu ülkeyi yüzde 22 ile Danimarka, yüzde 20 ile İsveç, yüzde 15 ile Hollanda, yüzde 12 ile Finlandiya ve yüzde 11 ile Polonya takip ediyor.

    Öğrenci yurtlarına Avrupa’da en az yatırım yapan ülkelerse yüzde 4-6 arası oranlarla İtalya, Portekiz ve Avusturya.

    Türkiye, yabancı öğrencilerin en çok tercih ettiği ilk 10 ülke arasında

    Koronavirüs pandemisi öncesi 2019 verilerine bakıldığında dünya genelinde öğrenci yurtlarına yapılan devlet ve özel sektör yatırımı yüzde 135 oranında artış gösterdi. Avrupa’da ise 2019 sonrası 2 sene boyunca öğrenci yurdu talebi azalırken, son 10 seneye bakıldığında arz-talep dengesinin değişmediği görülüyor. Dünya genelindeyse öğrenci yurtlarına yatırım miktarı 180 milyar euro’nun üstünde.

    UNESCO’nun 2018 verilerine göre dünyada en çok uluslararası öğrenci çeken ilk 10 ülke sırasıyla ABD, İngiltere, Avustralya, Almanya, Rusya, Fransa, Kanada, Japonya, Çin ve Türkiye.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Taliban’ın atadığı rektör, kadın hoca ve öğrencilerin üniversiteye girişini yasakladı

    Taliban’ın atadığı rektör, kadın hoca ve öğrencilerin üniversiteye girişini yasakladı


    Taliban’ın Kabil Üniversitesi’ne atadığı yeni rektör, kadınların üniversitede ders vermelerini ve eğitim almalarını yasakladı.

    Afganistan’ın en iyi eğitim kurumu olarak kabul edilen Kabil Üniversitesi’nin başına getirilen Muhammed Eşref Gayreti, Twitter hesabından, “Kabil Üniversitesi Rektörü olarak sizlere sesleniyorum; Herkes için gerçek bir İslami ortam sağlanmadıkça, kadınların üniversitelere girmesine veya çalışmasına izin verilmeyecektir. Önce İslam.” dedi.

    Taliban’ın bu kararı, 1996-2001 yılları arasında iktidardayken uyguladığı katı politikalara yeniden dönüş anlamına geliyor.

    Ayrıca kadın haklarının ihlaline yönelik yeni bir adım olarak değerlendiriliyor.

    Ülke yönetimini geçen ay ele geçiren örgüt, geçmişe nazaran daha yumuşak politikalar izleme sözü vermişti.

    Önce ilk ve orta dereceli okullarda okuyan kız öğrencilerin eğitimini yasaklayan örgüt son olarak kadın hoca ve öğrencilerin Kabil Üniversitesi’nde çalışma ve eğitim alma hakkını elinden aldı.

    Örgüt geçen haftalarda kadınların tüm vücutlarını baştan aşağı siyah kıyafetle örtmek ve ayrı sınıflarda olmak şartıyla üniversiteye girebileceğini bildirmişti.

    Ancak Taliban’ın yeni Kabil Üniversitesi rektörü Muhammed Eşref Gayreti, önceliğin ‘gerçek İslami ortamın’ sağlanması olduğunu belirterek kadınların eğitim hakkını elinden alan kararı açıkladı.

    Kadın hoca ve öğrenciler ise üniversitelerde İslam dışı bir uygulamanın zaten bulunmadığını dile getirdi.

    Tamamı erkeklerden ve mollalardan oluşan bir bakanlar kurulu tanıtan Taliban kamuda bakanlıklarda, bankalarda ve okullarda çalışan kadınların işlerine dönmesini yasakladı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Barınamıyoruz’: Öğrenciler yüksek kiralara karşı geceyi parklarda geçirmeye devam ediyor

    ‘Barınamıyoruz’: Öğrenciler yüksek kiralara karşı geceyi parklarda geçirmeye devam ediyor


    Ev, yurt ve apartlardaki kiraların yüksekliğinden şikayetçi olan öğrenciler “Barınamıyoruz”, ”Yurtsuzlar” gibi kurdukları oluşumlarla geceleri banklarda geçirmeye devam ediyor.

    İstanbul’da başlayan eylemin etkisi ise büyüyor. Barınma talebi ile parklarda gece nöbeti başlatan öğrenciler Ankara, İzmir, Kocaeli ve Gümüşhane gibi çeşitli kentlerde eylemde.

    Sosyal medya üzerinden örgütlenen öğrenciler her gece İstanbul’un farklı parklarında sabahlayarak seslerini yetkililere duyurmaya çalışıyor.

    Euronews’e konuşan üniversite öğrencileri aylık 650 lira olan KYK kredi/burs miktarının yüksek ev kiraları ve özel yurt ile apartlardaki fahiş zam karşısında eridiğini anlattı.

    Yüksek kira fiyatlarının yanı sıra ev sahiplerinin öğrenciye ev vermemesi ya da emlakçıların fahiş ücretler istemesi de öğrencileri zorlayan en önemli faktörler arasında.

    Mevcut KYK yurtlarının da kapasitesinin yetmediğini ve KYK yurtlarının sayılarının arttırılması öğrencilerin taleplerinden.

    En temel barınma haklarının ellerinden alındığını söyleyen öğrenciler, mevcut durumun sadece kendileri için değ il, ülke için bir sorun olduğuna dikkat çekiyor.

    Parklarda bir araya gelen öğrenciler seslerini duyurabilmek için başlattıkları eylemleri kalıcı kılmak istiyor. Ve bunun için de çadır kurmak istiyor. Ancak polis çadır kurulmasına izin vermiyor.

    Bu nedenle İstanbul’daki öğrenciler şimdilik çadırlarını kuramadı. Fakat Ankara 100. Yıl Mahallesi İlhan Erdost Parkı’nda çadır kuran dokuz üniversite öğrencisi gözaltına alındı.

    ”8 milyon öğrenciden sadece 700 bini KYK yurtlarında”

    Yüz yüze eğitim kararının açıklanmasının ardından Türkiye genelinde yüzde 70 ile yüzde 290 arasında değişen kira artışları nedeniyle evsiz kaldıklarını belirten öğrenciler, yurt kapasitelerinin artırılarak doğrudan öğrencilere verilmesini istiyor.

    Türkiye’de örgün aktif öğrenim gören yaklaşık 8 milyon öğrenciden sadece 700 bininin KYK yurtlarında kalabildiğini belirten öğrenciler, İstanbul’da en düşük özel yurt ücretinin bin 250 lira iken bunun 8 bin liraya kadar çıktığını belirtiyor.

    Aylık 650 lira olan KYK kredi/burs miktarının İstanbul’da en az iki katına gelen özel yurt ücretleri, ülkenin geri kalanında da benze şekilde fahiş seyrediyor.

    Üniversite öğrencileri çözüm önerisi olarak da burs ücretinin, yurt sayısının artırılması, kiraların denetlenerek düşürülmesi ve öğrenci evlerinin desteklenmesini talep ediyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***