Etiket: nükleer santral

  • Suudi Arabistan, İsrail ile normalleşme sürecini dondurdu

    Suudi Arabistan, İsrail ile normalleşme sürecini dondurdu


    Suudi Arabistan, Gazze’de yaşanan gelişmeler nedeniyle İsrail ile normalleşme sürecini dondurdu

    REKLAM

    Suudi Arabistan yönetimi, İsrail ile normalleşme müzakerelerini askıya aldı. 

    Suudi hükümetine yakın bir kaynak yaptığı açıklamada, İsrail ve Hamas arasındaki savaşın devam ettiği bir ortamda, Riyad’ın İsrail ile olası normalleşme görüşmelerini askıya almaya karar verdiğini söyledi.

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in Orta Doğu turu kapsamında şu anda Riyad’da bulunduğunu belirten kaynak, Suudi Arabistan’ın “İsrail ile olası normalleşme görüşmelerini askıya almaya karar verdiğini ve ABD’li yetkilileri bu konuda bilgilendirdiğini” dile getirdi. 

    Reuters’a göre de konuya vakıf iki kaynak, Suudi Arabistan’ın ABD destekli İsrail ile ilişkileri normalleştirme planlarını rafa kaldırdığını ve dış politika önceliklerini hızla gözden geçirdiği bilgisini verdi. 

    Gazze merkezli Filistinli silahlı direniş grubu Hamas ile İsrail arasında devam eden savaş, aynı zamanda Suudi Arabistan Krallığı’nı İran’la ilişki kurmaya itti. 

    Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman, çatışmaların patlak vermesinin akabinde ilk telefon görüşmesini İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile yaptı. Taraflara göre liderler arasındaki görüşme 45 dakika sürdü. 

    Reuters’a konuşan kaynaklar, ABD destekli İsrail’le normalleşme görüşmelerinde gecikme yaşanacağını, Riyad’ın bunu ABD ile savunma anlaşmasını elde edebilme yolunda önemli bir koz olarak kullanacağını aktardı. 

    Bölgede 7 Ekim’de patlak veren savaş öncesi hem İsrailli hem de Suudi liderler Orta Doğu’yu yeniden şekillendirebilecek olası bir anlaşmaya doğru istikrarlı şekilde ilerledikleri yorumlarını yapıyordu. 

    Hatta İslam’ın en kutsal iki mekanına ev sahipliği yapan Suudi Arabistan, son savaşa kadar, İsrail, Filistinlilere kendi bağımsız devletlerini kurma izni vermese bile ABD savunma anlaşması arayışının raydan çıkmasına izin vermeyeceğini ima etmişti. 

    Ancak analistlere göre “Filistinlileri bir kenara iten yaklaşım” bölgedeki Arapları kızdırma riski taşıyordu.

    Riyad, İsrail’le ilişkileri normalleştirmesi karşılığında ABD’den resmiyete dökülmüş bir savunma anlaşmasını imzalamasını istiyor. 

    Bu bağlamda Riyad, Washington’dan sivil nükleer programı için destek, beçinci nesil F-35 savaş uçakları ve gelişmiş Amerikan silahlarına hızlı ve sorunsuz erişim talep ediyor.    

    Joe Biden liderliğindeki ABD yönetimi ise henüz Suudi Arabistan’a söz vermiş değil. 

    Zira Washington, Riyad’a söz konusu anlaşma karşılığında bazı şartlar sunuyor. Bunlardan ilki ve en önemlisi ise İsrail ile ilişkileri normalleştirmesi. 

    Riyad’ın duruşuna vakıf bir kaynak, İsrail’le görüşmelerin şimdilik sürdürülemeyeceğini ve müzakereler yeniden başladığında ise İsrail’in Filistinlilere vereceği tavizler konusunun daha büyük bir öncelik olması gerektiğini belirtti. 

    Bu da, Riyad’ın bağımsız Filistin devleti fikrinden geri adım atmadığını gösterdiği şeklinde değerlendirildi. 

    Suudi Arabistan’a yakın bir başka kaynak Washington’ın Riyad’a Hamas’ın İsrail saldırısını kınaması için baskı yaptığını ancak Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın buna karşı çıktığını söyledi. Konuya aşina bir ABD’li yetkili de bunu doğruladı.

    ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ise Beyaz Saray’da düzenlenen bir toplantıda normalleşme çabalarının “askıya alınmadığını” ama diğer acil sorunlara odaklanıldığını söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya-Ukrayna Savaşı: Nova Kakhovka Barajı neden vuruldu, nükleer tehlike yaratır mı?

    Rusya-Ukrayna Savaşı: Nova Kakhovka Barajı neden vuruldu, nükleer tehlike yaratır mı?


    İnsani, ekolojik ve nükleer felaket endişesi yaratan Nova Kakhovka Barajı’na yönelik stratejik saldırıda taraflar birbirini suçluyor

    Herson bölgesindeki Nova Kakhovka Barajı’nın vurulması, Ukrayna’nın topraklarını geri almak için planladığı karşı saldırının başlamasından günler sonra geldi.  

    Barajın vurulması, 16. ayına giren Rusya-Ukrayna savaşında yeni bir insani ve ekolojik felakete neden olurken, nükleer felaket korkusunu da yeniden gündeme taşıdı.

    Beş soruda Nova Kakhkovka Barajı ile ilgili bilinenler:

    1- Nova Kakhovka Barajı nerede?

    Nova Kakhovka Barajı, Rus ve Ukranaylı güçleri birbirinden ayıran ve içme suyu ile elektrik üretimi için büyük önem taşıyan Dinyeper Nehri’nin üzerinde kurulu altı barajdan biri. 

    Herson kentinin yaklaşık 30 kilometre doğusunda bulunan ve Zaporijya Nükleer Santrali’nin yaklaşık 150 kilometre güneyinde yer alan baraj halen Rusların kontrolünde. 

    Yüksekliği 30 metreyi bulan ve yüzlerce metre genişliğe sahip baraj, Sovyetler Birliği tarafından 1956 yılında Kakhovka Hidroelektrik Santrali’yle birlikte inşa edildi.

    2- Baraj neden önemli?

    Yaklaşık 18 kilometre küp su taşıma kapasitesine sahip olan baraj aynı zamanda Zaporıjya Nükleer Santrali’nin soğutma sistemlerini besliyor.

    Ukrayna’nın güneyindeki tarım arazilerini sulamak için kullanılan kanalları besleyen baraj suları, güneydeki Kırım yarımadasının da en önemli su kaynağı. 

    Barajın yıkılması sonucu Nova Kakhokva kentini su bastı. Su baskını tehlikesinden dolayı 15 binden fazla kişi bölgeden tahliye ediliyor.

    3- Baraj sularının taşması Ukrayna’nın karşı saldırılarını nasıl etkiler?

    Savaşan taraflar barajın vurulmasından dolayı birbirini sorumlu tutuyor. Moskova Kiev’in barajı sabote ettiğini ileri sürerken, Kiev, Moskova’nın barajın yıkılmasıyla binlerce sivilin hayatını tehlikeye attığını belirterek “savaş suçu işlemekle” suçladı.

    Barajın taşan sularının Ukrayna’nın büyük bir gizlilik içinde yürütmeyi amaçladığı karşı saldırı planlarını ne yönde etkileyeceği henüz bilinmese de, Ukraynalı yetkililer bu durumu planlarını engellemeyeceğini bildirdi.

    Soğuk Savaş tarihçisi Sergey Radchenko, barajın yıkılmasından Moskova’nın kazançlı çıktığını belirterek Moskova’nın suçlu olabileceğine işaret etti.

    Radçenko sosyal medya paylaşımında “Ukrayna’nın karşıya geçme çabalarını zorlaştıracak, zaman kazanacak ve böylece cephenin diğer bölümlerine odaklanabileceklerdi.” şeklinde değerlendirmede bulundu.

    4- Nükleer felaket tehdidi var mı?

    Ukraynalı yetkililer barajın vurulmasının, Rus kontrolündeki Zaporijya Nükleer Santrali’ni yeniden nükleer felaket tehlikesine maruz bıraktığını belirtti.

    Ukrayna’nın devlet atom enerjisi ajansı Energoatom, santraldeki durumun kontrol altında olduğunu belirtti, ancak barajda hızla düşen seviyesinin santral için “ek bir tehdit” oluşturduğunu, çünkü bazı sistemlerin çalışmak için rezervuardaki suya bağlı olduğunu vurguladı.

    Santralin müdürü Yuri Çerniçuk ise yaptığı açıklamada, tesisin kullanılmış nükleer yakıt depolama havuzlarını soğutan suyun kapalı bir devrede olduğunu ve Kakhovka Barajı’ndan gelen suyla doğrudan teması olmadığını açıkladı.

    Yetkililer santralin bütün reaktörlerinin çalışmamasından dolayı yetersiz su kaynağı dolayısıyla bir erimenin söz konusu olmadığını ifade ediyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı da barajın yıkılmasının nükleer tesiste acil bir güvenlik riski oluşturmadığını belirtti.

    UAEA Başkanı Rafael Grossi yaptığı açıklamada tesisin reaktörleri soğutmak için aylarca yetecek kadar su bulunduğunu belirtti, ancak durumu yakından izlediklerin de sözlerine ekledi.

    5- Kırım’a nasıl etkisi olabilir?

    2014 yılında Rusya tarafından yasa dışı olarak ilhak edilen Kırım’ın su ihtiyacı Dinyeper – Kırım su kanalı tarafından karşılanıyor.

    Kırım’da Rusların atadığı vali Sergei Aksyonov Kırım’da şu anda yeterli su rezervinin bulunduğunu, ancak yarımadaya su taşıyan kanalın barajın taşması sonucu yıkılma riski bulunduğunu belirtti. 

    Ukrayna, 2014’te Kırım’daki mücadele sırasında kanalı babluka altına alarak bölgede ciddi su kıtlığına yol açmıştı. Abluka Mart 2022’de Rus güçlerinin kanalı ele geçirmesi üzerine sona ermişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan Akkuyu Santrali yakıt töreninde konuştu: Ülkemiz nükleer güç sahibi ülkeler ligine yükseldi

    Erdoğan Akkuyu Santrali yakıt töreninde konuştu: Ülkemiz nükleer güç sahibi ülkeler ligine yükseldi


    Yakıtın tesliminden sonra yapılacak ön testlerin ve hazırlıkların ardından ilk ünitenin devreye alınması planlanıyor. Diğer 3 ünitenin de birer yıl arayla faaliyete geçmesi hedefleniyor.

    Rahatsızlığı nedeniyle seçim çalışmalarını erteleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden Akkuyu Nükleer Güç Santrali İlk Nükleer Yakıt Getirme Töreni’ne canlı bağlantı ile katıldı. 

    Türkiye saatiyle 13.30’da yapılması planlanan açılışın Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında yapılan telefon konuşması nedeniyle 16.00’ya ertelendi. Liderler görüşmede ikili ilişkileri ve bölgesel gelişmeleri ele aldı. Liderler ayrıca kurulması teklif edilen çalışma grubu vasıtasıyla yeni açılımlar üzerinde çalışabileceğini ifade etti. 

    Türkiye’nin en büyük yatırımları arasında bulunan ilk nükleer güç santrali Akkuyu NGS sahasında ilk taze nükleer yakıtın teslimi kapsamında düzenlenen törende yakıt tesise getirildi. Böylece santral “nükleer tesis” statüsü kazanarak projede kritik bir aşama daha tamamlanmış oldu. 

    Yakıtın tesliminden sonra yapılacak ön testlerin ve hazırlıkların ardından ilk ünitenin devreye alınması planlanıyor. Diğer 3 ünitenin de birer yıl arayla faaliyete geçmesi hedefleniyor.

    Putin: Türkiye, nükleer enerji sahibi ülke olacak

    Törende ilk olarak konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye, nükleer enerji sahibi ülke olacak diyerek sözlerine başladı:

    Putin’in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

    • Türkiye’de gaz merkezi kurulacak
    • Akkuyu NGS Türk Rus tarihinin en büyük projelerinden biri olacak
    • Türkiye’de kurulacak gaz merkezi ile ticaret artacak
    • Akkuyu’da barışçıl nükleer enerji bayrağı dalgalanacak
    • Bu proje iki ülke arasındaki işbirliğini geliştiriyor ekonomi ve ticaret alanındaki ilişkileri daha da  geliştirecek
    • Dünya’nın en büyük santralini kuruyoruz
    • Sayın Erdoğan şahsen ve Türkiye hükümeti ülke ekonomisinin gelişimi için ne kadar büyük hizmetlere imza attığını bizlere gösteriyor

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ülkemizin elektrik tüketiminin yüzde 10’u bu santral tarafından sağlanacak

    Putin’in ardından konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Türkiye’nin nükleer güç sahibi ülkeler ligine dahil olduğunu belirtti.

    “Enerji ihtiyacımızın yüzde 10’unu Akkuyu’dan sağalanacak” diyen Erdoğan, “(Akkuyu) Projedeki tecrübemiz ışığında, farklı bölgelerde inşa etmeyi planladığımız 2. ve 3. nükleer santrallerimiz için en kısa sürede harekete geçeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

    • Santralimizin 6 Şubat depremlerinden etkilenmemesi, mühendislerimizin ve işçilerimizin işlerini ne kadar titizlikle icra ettiklerini gösteriyor

    • (Akkuyu) Doğal gaz ithalatımızın düşmesine yıllık 1,5 milyar dolar katkısı olacak bu proje, milli gelirimizin artışına da olumlu yönde etki yapacaktır

    • (Akkuyu) Tam kapasite devreye girdiğinde burada yılda yaklaşık 35 milyar kilovatsaat elektrik üretilecek

    • (Akkuyu) Santralin tüm üniteleri peyderpey 2028’e kadar hizmete girecek. Ülkemizin elektrik tüketiminin yüzde 10’u bu santral tarafından sağlanacaktır

    • Pek çok önemli proje gibi Akkuyu da milli bütçemize yük getirmeyen finansman modeliyle hayata geçirildi. Akkuyu, Rusya ile en büyük ortak yatırımımızdır

    • Avrupa Komisyonu, nükleer enerjiyi ‘yeşil enerji’ kabul ederek, tereddütleri gidermiştir. Biz de Akkuyu ile ülkemizi bu gelişmenin parçası haline getirdik

    • Ülkemiz, 60 senelik bir gecikmenin ardından da olsa, dünyada nükleer güç sahibi ülkeler ligine yükselmiştir

    • Hava ve deniz yoluyla gelen nükleer yakıtların santralimize teslimiyle birlikte artık Akkuyu bir nükleer tesis hüviyetini kazanmıştır

    Yakıt çubukları 1,5 yıl boyunca elektrik üretiminde kullanılacak

    Türkiye’ye gelen yakıt çubukları, Akkuyu NGS’nin faaliyete geçmesiyle 1,5 yıl boyunca elektrik üretiminde kullanılacak. Kullanım ömrünü tamamlayan nükleer yakıt çubukları önce reaktör bölgesinde hazırlanan bir havuzda soğutma işlemine alınacak. Ardından da hazırlanan özel bir yerde muhafaza edilecek.

    Yakıt çubuklarıyla kullanım süresince 124 bin 500 vagon kömürden elde edilen enerjiye eş değerde ısıdan, karbondioksit salımı olmaksızın elektrik üretilecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Enerjide fosil yakıtlara bağımlılık: AB’de yüzde 70, Türkiye’de yüzde 84

    Enerjide fosil yakıtlara bağımlılık: AB’de yüzde 70, Türkiye’de yüzde 84


    Avrupa’da yenilenebilir enerji kullanımı artmasına rağmen fosil yakıtlara bağımlılık hala yüzde 70 civarında. Petrol, doğal gaz ve kömür başlıca fosil yakıtlardan. 2021 yılında AB enerjisinin yüzde 70’ini fosil yakıtlardan karşılarken Türkiye’de bu oran yüzde 84. AB’de son 30 senede bu oran yüzde 83’den yüzde 70’de gerilerken Türkiye’de yüzde 2 puan yükselmiş durumda. Avrupa’da son 30 senede enerjide fosil yakıt oranının arttığı tek ülke Türkiye oldu.

    Peki, en fazla fosil yakıt kullanan ülkeler hangisi? Avrupa’da kullandıkları enerjide petrol, doğal gaz ve kömür gibi fosil yakıtların en fazla yer tuttuğu ülkeler hangisi? Yenilenebilir enerji oranı Türkiye’de artıyor mu?

    AB İstatistik Ofisi Eurostat verilerine göre 2021 yılında genel enerji arzında fosil yakıtların oranının en yüksek olduğu ülke yüzde 96 ile Malta; en düşük ise yüzde 12 ile İzlanda. Türkiye yüzde 84 ile 38 ülke içinde 7. sırada yer alıyor. AB ortalaması ise yüzde 70.

    Diğer bazı ülkelerde enerjide fosil yakıtların oranı şöyle: Hollanda yüzde 89, Yunanistan yüzde 82, İngiltere yüzde 80, Almanya yüzde 79, İspanya yüzde 72, Bulgaristan yüzde 66, Danimarka yüzde 57, Fransa yüzde 48 ve İsveç yüzde 32.

    Fosil yakıt oranının arttığı tek ülke Türkiye

    Eurostat 1990’dan bu yana bir ülkede piyasaya arz edilen enerjide fosil yakıtların oranını gösteriyor. 1990-2020 arasını kapsayan son 30 senede fosil yakıt oranının ne kadar değiştiğini görmek. Avrupa’da bu dönemde fosil yakıt oranının arttığı tek ülke Türkiye oldu. Listedeki diğer tüm ülkelerde fosil yakıtların payı düştü.

    Türkiye’de fosil yakıtların payı yüzde 3 artarken AB’de yüzde 15 düştü.

    En büyük düşüş ise yüzde 64 ile İzlanda’da görüldü. Diğer bazı ülkelerdeki değişim oranı şöyle:

    Norveç eksi yüzde 2, Belçika eksi yüzde 3, Hollanda eksi yüzde 7, Almanya eksi yüzde 10, İngiltere eksi yüzde 12, Fransa eksi yüzde 20, Bulgaristan eksi yüzde 25 ve Danimarka eksi yüzde 35.

    AB ve Türkiye fosil yakıt oranı nasıl değişti?

    AB ve Türkiye’de fosil yakıtların payının nasıl değiştiğine daha yakından bakalım. 1990 yılında enerjide fosil yakıt oranı AB’de (yüzde 82,4) Türkiye’den (yüzde 81,5) daha yüksekti.

    Bu oran AB’de kademeli olarak düşerken 2021 yılında yüzde 69,8’e kadar geriledi. Türkiye’de ise yaklaşık 15 yıl kademeli artış ile 2007 ve 2008 yılında yüzde 90,7’ye kadar çıktı. 2018 yılında yüzde 87,2 olan fosil yakıt oranı 2020’de 83,8 oldu.

    TÜBİTAK’ın sitesinde yer alan bilgiye göre fosil yakıtlar, mineral yakıtlar olarak da biliniyor. Fosil yakıtlar; hidrokarbon ve yüksek oranlarda karbon içeren kömür, petrol ve doğal gaz gibi doğal enerji kaynaklarıdır. Ölen canlı organizmaların oksijensiz ortamda milyonlarca yıl boyunca,çözülmesi ile oluşuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Japonya’da 7,4 büyüklüğünde deprem: 3 can kaybı, tsunami alarmı kaldırıldı

    Japonya’da 7,4 büyüklüğünde deprem: 3 can kaybı, tsunami alarmı kaldırıldı


    Japonya’nın kuzeydoğusundaki Tohoku bölgesinde 7,4 büyüklüğündeki depremde 3 kişi yaşamını yitirdi.

    Kuzeydoğudaki Miyagi ve Fukuşima eyaleti açıklarında dün gece yerel saatle 23.36’da ve 60 kilometre derinlikte 7,4 büyüklüğünde deprem kaydedildi.

    Japonya Meteoroloji Ajansının (JMA) “tsunami” uyarıları sonrası 1,5 saatlik sürede bir metrenin altındaki dalgalar kıyı bölgelere ulaştı.

    JMA, önce 7,3 şeklinde duyurduğu depremin büyüklüğünü 7,4 olarak güncelledi. Başbakanlıkta acil durum merkezi kuruldu.

    Yangın ve Afet İdare Ajansı, doğal afet sonucu, doğu ve kuzeydoğu bölgeleri eyaletleri genelinde, 3 kişinin hayatını kaybettiğini, 198 kişinin yaralandığını duyurdu.

    Başbakan Kişida Fumio, deprem sonrası hasar tespit çalışmaları için ilgili kuruluşlara talimat verdiğini açıkladı.

    Tokyo Electric Power (TEPCO) ile Tohoku Electric Power firmalarının enerji sağladığı 9 eyalette 2,2 milyondan fazla meskende geçici elektrik kesintisi yaşandı.

    Japan Railways (JR) East firmasının işlettiği Tohoku, Yamagata, Akita, Hokuriku ve Joetsu demir yolu seferleri bir süreliğine askıya alındı.

    JR firmasına bağlı Tohoku hattında, içinde 100 yolcunun bulunduğu yüksek hızlı trenin raydan çıktığı, olayda yaralanma yaşanmadığı kaydedildi.

    “Nükleer tesiste anormallik yok”

    JMA yetkilisi, depremde, bölge geneli yumuşayan toprak sebebiyle heyelanlara karşı dikkatli olunması gerektiğini ve benzer büyüklükte bir sarsıntının meydana gelebileceğini belirtti.

    Nükleer Düzenleme Kurumu (NRA), devreden çıkarılma süreci yaşayan Fukuşima Dai-içi nükleer güç santralinde (NGS) büyük bir sorunun ve anormalliğin yaşanmadığını duyurdu.

    TEPCO, işletiminde tuttuğu NGS’nin 5 nolu reaktöründe, tüketilmiş yakıt havuzunun su pompasının otomatik olarak durduğunu, sabah saatlerinde yeniden devreye girdiğini bildirdi.

    Japon firma, 2 nolu reaktörün tüketilmiş yakıt havuzuna bağlı tanktaki su seviyesinin düştüğünü, yerleşke genelinde ise radyoaktivite ölçümlerinde değişiklik saptanmadığını açıkladı.

    Aynı bölgede bundan 11 yıl önce meydana gelen depremde tesisin soğutma sistemleri tahrip olmuştu.

    Ülkenin doğusunda kuvvetle hissedilen depremde binaların şiddetli biçimde sarsıldığı belirtildi ancak şu ana kadar can kaybı ya da hasar bilgisi ulaşmadı.

    Fukuşima’da 11 Mart 2011’de meydana gelen 9.0 büyüklüğündeki deprem ve ardından oluşan tsunami sonucu yaklaşık 20 bin kişi yaşamını yitirmiş, Fukuşima nükleer reaktöründe de büyük hasar yaratmıştı. 2011 depremi, depremlerin kaydedilmeye başlandığı 1900’lu yıllardan bu yana yaşanan en büyük dördüncü deprem olarak tarihe geçmişti.

    Aktif deprem hattında yer alan Japonya’daki güçlü sarsıntılar yarı iletkenler gibi yüksek kesinlik gerektiren makinelerin kullanıldığı hassas elektronik parçaları üretimini aksatabiliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukrayna’da savaş: Avrupalılar nükleer saldırı ihtimaline karşı iyot tabletleri alıyor

    Ukrayna’da savaş: Avrupalılar nükleer saldırı ihtimaline karşı iyot tabletleri alıyor


    Ukrayna’daki savaşta çatışmaların Çernobil ve Zaporijya Nükleer Santrali yakınlarına ulaşması ve Rusya lideri Vladimir Putin’in ülkesinin nükleer caydırıcılık güçlerini alarm seviyesine çıkarması, Avrupa genelinde iyot tabletlerine rağbeti artırdı.

    Avrupa Birliği genelinde en az 9 ülkede eczaneler, iyot tabletlerine yönelik talepte bir artış gördüklerini belirtiyor.

    Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Fransa’nın diğer tıbbi ürünlerin yanı sıra olası bir nükleer kaza durumunda Ukraynalıların korumasına yardımcı olmak için bu ülkeye iyot tabletleri gönderdiğini dile getirdi.

    Nükleer tıp uzmanları, hapların sadece halk sağlığı uzmanlarının rehberliğinde alınması gerektiğinin altını çiziyor.

    Belga’nın Belçika Eczacılar Birliği’ne dayandırdığı haberine göre, nükleer savaş korkusuyla eczanelere akın eden Belçikalılar, ücretsiz verilen iyot tabletlerinden bir günde 32 bin adet aldı.

    Benzer korkularla yaşanan talep artışı Finlandiya ve Hollanda için de geçerli.

    Hatta bu ülkelerdeki bazı eczanelerin stoklarındaki iyot ilaçları tükendi.

    Finlandiya Eczacılar Birliği, ellerinde bol miktarda ilaç olduğu için tabletlerin stoklanmasına gerek olmadığı açıklamasında bulundu.

    Orta Avrupa’da da iyot satın alma telaşı var.

    Hapa olan yoğun rağbet, Ukrayna ile sınır komşusu olan Polonya ve Romanya’nın yanı sıra Çek Cumhuriyeti, Hırvatistan ve Bulgaristan’da da görülüyor.

    Bulgaristan Eczacılar Birliği Başkanı, geçen çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Bulgar eczaneleri son altı günde bir yıl boyunca sattıkları kadar iyot hapı sattı.” diye konuştu.

    Aynı yetkili, “Bazı eczanelerin stokları şimdiden tükendi. Yeni sipariş verdik ama korkarım onlar da çok uzun sürmeden bitecek” değerlendirmesinde bulundu.

    İyot tableti neye yarıyor?

    Nükleer bir kazada veya patlamada radyoaktif iyot havaya yayılabiliyor ve kirli hava teneffüs edildiğinde ya da yiyecek ve içecek vasıtasıyla alındığında radyoaktif iyot tiroit bezlerine yerleşebiliyor.

    İyot tabletleri tiroit bezini radyoaktif iyotlara karşı koruyor ve tiroit kanseri riskini azaltıyor.

    Norveç Radyasyon ve Nükleer Güvenlik Kurumu’na göre, nükleer bir kaza durumunda tiroid kanseri geliştirme riskini azaltmak için iyot tabletleri alınabilir.

    Bu arada iyot tabletleri yalnızca radyoaktif iyotlara karşı koruyor, diğer radyoaktif maddelere karşı koruma sağlamıyor.

    Tabletlerin mutlaka sadece yetkili makamların tavsiyesiyle kullanılması gerekiyor.

    Japon yetkililer, 2011’de hasar gören Fukushima nükleer santrali civarındaki vatandaşlara iyot ilaçları almalarını tavsiye etmişti.

    ABD Nükleer Düzenleme Komisyonu (NRC) da ilacın “çok özel bir koruma” olduğuna dikkati çekiyor.

    NRC’ye göre, ‘radyolojik acil bir durumda boşaltım en etkili koruyucu önlem’ olarak öne çıkıyor.

    İyot tabletleri şimdi alınmalı mı?

    Uzmanlar, bir olay durumunda nükleer tesisin 15 ila 20 km yakınında yaşayan vatandaşlara dağıtılan iyotun, şu aşamada gerekli olmadığını belirtiyor. Keza ilaç, olası nükleer savaş durumunda da işe yaramıyor.

    Groningen Üniversitesi’nden radyasyondan korunma uzmanı Dr. Hielke Freerk Boersma euronews’e verdiği demeçte, iyot tabletlerinin nükleer bombaların etkilerine karşı ne ölçüde etkili olacağının tartışılabileceğini dile getirdi.

    Dr. Boersma, “Nükleer patlamaların doğrudan etkileri felaket olacaktır. Nükleer serpintilerin muhtemelen baskın olacağı uzak mesafelerde, radyoaktif kontaminasyon kesinlikle sadece radyoaktif iyottan kaynaklanmayacaktır. İyot tabletlerinin gereksiz kullanımı olumsuz sağlık etkilerine yol açabilir, ancak bu etkilerin ortaya çıkma ihtimali oldukça düşük” diye konuştu.

    Belçika Federal Nükleer Kontrol Ajansı (FANC) da tabletleri gereksiz yere kullanmama konusunda uyarıda bulundu.

    Kurumun Twitter hesabından yapılan açıklamada, Ukrayna’daki mevcut durumun tablet almayı gerektirmediği belirtildi.

    Ayrıca açıklamada, eczanelerde ücretsiz olarak dağıtılan bu ilaçların ancak özel durumlarda ve sadece yetkililerin tavsiyesi üzerine alınması gerektiğinin altı çizildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukrayna: Sovyet yönetimi Çernobil’in tehlikeli olduğu gerçeğini gizledi

    Ukrayna: Sovyet yönetimi Çernobil’in tehlikeli olduğu gerçeğini gizledi


    Ukraynalı yetkililer, 1986 yılında yaşanan nükleer faciadan önce Çernobil’deki santralde sızıntı olduğunun bilinmesine rağmen Sovyetler Birliği’nin bu gerçeği gizlediğini savundu.

    Kiev yönetimi, dünyanın en büyük nükleer faciasının 35’inci yıl dönümünde Çernobil ile ilgili gizli arşivleri açmaya başladı.

    Ukrayna istihbarat ajansı SBU, arşivlere dayandırdığı iddiasında, 1982 yılında nükleer tesiste radyoaktif sızıntının tespit edildiğini ancak bu tehlikenin panik ve spekülasyonları engellemek için KGB tarafından örtbas edildiğini öne sürdü.

    SBU’nun aktardıklarına göre söz konusu arşivlerde, 1984 yılında tesiste ayrı bir acil durumum yaşandığını gösteren belgeler de bulunuyor.

    Reuters’ın haberine göre Ukraynalı yetkililerin açıklamasında, “Moskova yönetimi, 1983’te Çernobil’in Sovyetler Birliği’ndeki en tehlikeli nükleer santral olduğuna yönelik istihbarat aldı” denildi. İddialara göre KBG raporlarında, Fransız bir gazetecinin faciadan sonra bölgeden topladığı su ve toprak numunelerinin özel bir operasyonla “temiz numunelerle” değiştirildiğini de yazıyor.

    Dünyanın en büyük nükleer faciası

    Dönemin Sovyetler Birliği üyesi olan Ukrayna’da 26 Nisan 1986’da yaşanan kaza dünyanın en büyük nükleer faciası olarak tarihe geçti.

    Başkent Kiev’e 110 kilometre uzaklıkta yer alan santraldeki rutin 20 saniyelik güvenlik testi için sistem kapatılmış ancak güvenlik testinin kontrolden çıkması üzerine 4. reaktörde patlama meydana gelmişti. Patlamada 2 bin tonluk çatı havaya uçmuş ve 8 tonluk radyoaktif yakıt atmosfere karışırken, reaktörü söndüren itfaiyecilerden 31’i yüksek radyasyona maruz kalarak olay yerinde hayatını kaybetmişti.

    Uluslararası Atom Enerji Ajansına (UAEA) göre, patlama nedeniyle Hiroşima’ya atılan atom bombasının 400 katı radyoaktif madde atmosfere karıştı. Felaket sonrasında bölgedeki ülkelerde tiroit kanseri, lösemi, diğer kanser türleri, katarakt ve bebeklerde doğuştan patolojik rahatsızlık oranlarında artışlar yaşandı. Birleşmiş Milletler ajanslarından oluşan Çernobil Forum’a göre, radyasyon sebebiyle 4 bin kişinin hayatını kaybettiği öngörülüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı: Çernobil Nükleer Santrali’nin veri sistemiyle bağlantı koptu

    Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı: Çernobil Nükleer Santrali’nin veri sistemiyle bağlantı koptu


    Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), Ukrayna savaşında Rusya’nın ele geçirdiği Çernobil Nükleer Santrali’nin veri sistemiyle bağlantının koptuğunu duyurdu. Kurum, Rus koruması altında çalışan personel için endişe duyduğunu kaydetti.

    UAEA Başkanı Rafael Mariano Grossi, “Çernobil Nükleer Santrali’nde kurulu ‘korunma’ önlemleri izleme sistemlerinden gelen uzaktan veri iletiminin kaybolduğunu” belirtti.

    Ajans, tesisten gelen bilgi akışı aracılığıyla nükleer silahların kötüye kullanılması ve yayılmasının erken tespitini sağlıyordu.

    Rusya’nın santralde kontrolü ele geçirmesinden sonra 200’den fazla teknik personel ve koruma 13 gündür sahada mahsur kaldı.

    “Personelin durumu kötüleşti”

    UAEA, ayrıca bölgedeki personelin durumunun “kötüleştiğini” duyurdu. Nükleer tesis ve çevresinde teknik personelle birlikte toplam 2 binden fazla kişinin görev yaptığı biliniyor.

    BM ajansı, Rusya’ya çalışanların vardiya değişimini sağlaması çağrısı yaptı. Grossi, “Çernobil nükleer santralindeki personelin karşılaştığı zor ve stresli durum ve bunun nükleer güvenlik için olası riskleri konusunda derin endişe duyuyorum. Siteyi kontrol eden güçleri, oradaki personelin güvenli rotasyonunu acilen kolaylaştırmaya çağırıyorum.” dedi.

    Nükleer tesiste sadece e-posta yoluyla iletişim kurabildiğini hatırlatan Grossi, santrallerin güvenliğini garanti altına almak için bu tesise seyahat etme teklifini yineledi.

    Rusya, geçtiğimiz hafta Avrupa’nın en büyük nükleer santrali Zaporizhzhia’yı ele geçirdi. Çernobil’deki reaktörden daha modern ve ‘güvenli’ olan Zaporizhzhia altı reaktöre sahip. UAEA, bunlardan ikisinin hala faaliyette olduğunu, tesis personelinin vardiya halinde çalıştığını ve radyasyon seviyelerinin sabit kaldığını söyledi.

    Çernobil’de 1986’daki kaza sonrası doğrudan ve dolaylı nedenlerle binlerce kişi hayatını kaybetti; radyoaktif kirlilik Avrupa’nın batısına yayıldı. Artık kullanılmayan tesis, hizmet dışı bırakılmış reaktörleri ve radyoaktif atık tesislerini barındıran bir yasak bölge içinde bulunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Güney Kore’de nükleer tesise yakın bölgede orman yangını

    Güney Kore’de nükleer tesise yakın bölgede orman yangını


    Güney Kore, ülkenin doğusundaki sahil bölgesinde dün çıkan orman yangını ile mücadele ediyor.

    Yangında şu ana kadar 150’den fazla ev küle dönerken en az 6 bin kişi de bölgeden tahliye edildi.

    Şu ana kadar 6 bin hektarlık alana yayılan yangında ayrıca 46 bina tahrip oldu.

    Cuma sabah saatlerinde Uljin bölgesinde dağlık alanda çıkan ve bölgedeki bir nükleer santral ile sıvılaştırılmış doğal gaz tesisine geçici süreyle tehdit oluşturan yangınla mücadele için bugün de yaklaşık 2 bin itfaiyeci ve asker konuşlandırıldı.

    Böylece bölgede yangınla mücadele eden görevli sayısı 7 bini aştı.

    İtfaiye ekipleri alevlerin Samcheok kenti yakınlarındaki sıvılaştırılmış doğal gaz tesisine ulaşmasını engellemek için sabaha kadar çalıştı.

    Yangında ölen ve yaralanan olmazken, yetkililer kuvvetli rüzgar ve kuru koşullarda hızla yayılan yangının çıkış nedeninin araştırıldığını kaydetti.

    Güney Kore Orman Bakanı Choi Byeong-am, yetkililerin yangını gün batımına kadar kontrol altına almayı umduklarını söyledi.

    Tehlike nedeniyle nükleer santralin kapasitesi yüzde 50’ye düşürülürken tesis çevresinde yoğun önlem alındı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • NATO, Ukrayna’da neden uçuşa yasak bölge ilan etmiyor?

    NATO, Ukrayna’da neden uçuşa yasak bölge ilan etmiyor?


    Rusya’nın Ukrayna’daki Zaporijya Nükleer Santrali’ne saldırıları NATO’ya yönelik Ukrayna’yı uçuşa yasak bölge ilan etme çağrılarını yeniden gündeme getirdi.

    Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, cuma günü Ukrayna semalarının acilen kapatılması gerektiğini söyleyerek Batı Avrupa halklarından, liderlerine baskı yapma talebinde bulundu. Radyasyonun Rusya sınırının nerede olduğunu bilmediğini söyleyen Ukrayna Devlet Başkanı, olası bir nükleer tehlikenin tüm kıtanın güvenliğini riske atacağını belirtti.

    Zelenskiy’nin Ukrayna’yı uçuşa yasak bölge ilan etmeye yönelik çağrıları NATO tarafında karşılık bulmadı. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Ukrayna’da uçuşa yasak bölge oluşturulmayacağını ve asker gönderilmeyeceğini yineledi.

    Askeri strateji uzmanları Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Avrupalı müttefiklerinin Rusya ile NATO’yu karşı karşıya getirerek savaşın boyutunu değiştirecek bu hamleye hiçbir şekilde sıcak bakmayacağını söylüyor.

    Uçuşa yasak bölge nedir?

    Ukrayna’yı uçuşa yasak bölge ilan etmek, tüm yetkisiz hava araçlarının Ukrayna üzerinde uçmasını engellemek anlamına geliyor.

    NATO tarafı daha önce 1991’de Körfez Savaşı’nda Irak’ta, 1993-95 Bosna Savaşı’nda ve 2011 Libya iç savaşında uçuşa yasak bölgeler belirlemişti.

    NATO neden Ukrayna’da bu adımı atmıyor?

    NATO yetkilileri ve uzmanlara göre, İttifak, nükleer silahlı süper güç Rusya ile doğrudan bir askeri çatışmaya girerek savaşın Avrupa’da daha geniş alanlara yayılması riskini almak istemiyor.

    Ukrayna’yı uçuşa yasak bölge ilan etmek NATO pilotlarını Ukrayna’daki Rus uçaklarını düşürmeye zorlayabilir. Bunun dışında NATO böyle bir durumda görevi desteklemek için yakıt ikmali tankerleri ve elektronik gözetleme uçakları kullanmak zorunda kalabilir.

    NATO’nun bu nispeten yavaş, yüksekten uçan uçakları korumak için Rusya ve Belarus’daki karadan havaya füze bataryalarını ihmal etmesi gerekebilir.

    NATO Genel Sekreteri Stoltenberg de nitekim cuma günü yaptığı açıklamada, “Uçuşa yasaklamak ancak NATO savaş uçaklarını Ukrayna hava sahasına göndermek ve Rus uçaklarını vurarak bu kararı uygulamakla olur. Yaşanan durumun umutsuzluğunu anlıyoruz ancak bunu yaparsak Avrupa’da tam teşekküllü bir savaşla sonuçlanabilecek bir durumu beraberinde getireceğine inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Ukraynalı yetkililer ve halk ne istiyor?

    Ukraynalılar ülkeyi uçuşa yasaklı bölge ilan etmenin sivilleri ve nükleer santralleri Rusya’nın hava saldırılarından kurtaracağına inanıyor.

    İngiltere’deki savunma ve güvenlik araştırmaları enstitüsünden araştırma görevlisi Justin Bronk, Ukraynalıların NATO’dan tıpkı 2011’de Libya’daki iç savaş sırasında hükümet mevzilerine yaptığı saldırılar gibi daha geniş çaplı bir müdahale beklediğini söylüyor.

    Bronk’a göre Ukraynalılar Batılı güçlerin Ukrayna şehirlerini bombalayan roketleri tamamen süpürüp attığını görmek istiyor.

    Ukrayna hava sahasında ne yaşanıyor?

    Rusya’nın Ukrayna hava sahasını hızlı bir şekilde kontrol altına alacağına yönelik tahminler henüz gerçekleşmedi.

    Uzmanlara göre, Rusya’nın büyük kara saldırısında sabit kanatlı savaş uçaklarının çoğunu neden yerde bıraktığı merak konusu.

    Bazıları bu durumu Rus pilotlarının hızlı hareket ve koordinasyon gerektiren geniş çaplı kara operasyonları için yeterince iyi eğitimli olmamasıyla açıklıyor.

    Notre Dame Üniversitesi’nde ders veren emekli ABD Hava Kuvvetleri tümgenerali Robert Latif, Rusya tarafının kısıtlı bir alanda hareket ettiği için havadan müdahale konusunda endişeli olduğunu düşünüyor. Latif, “Ukrayna havada dolaşmak için her türlü alanın olduğu Orta Doğu gibi değil. Sınırları çok kolay aşabilirler.” şeklinde konuşuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***