Etiket: Netflix

  • ‘Kod 8 İkinci Kısım’ zirvede

    ‘Kod 8 İkinci Kısım’ zirvede


    Netflix Türkiye'de geçen hafta en çok izlenen filmler: 'Kod 8 İkinci Kısım' zirvede

    Netflix’in izlenme oranlarına dayanarak hazırladığı Top 10 film listesi açıklandı. Platformda 26 Şubat – 3 Mart haftasında en çok izlenen yapım ‘Kod 8 İkinci Kısım’ oldu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ancak bir benzerim anlatabilir beni!

    Ancak bir benzerim anlatabilir beni!


    “Berkun Oya’nın Netflix kariyeri” diye bir başlık açsak, yönetmen olarak kariyerini konuşmuş da oluruz kanımca. 2007 tarihli filmi “İyi Seneler Londra”yı bir kenara bırakırsak üç yapım yazdı ve yönetti bu platform için. Bir de Taylan Biraderler’le birlikte yazdığı “Azizler”i eklersek hayli sağlam bir ilişki bile denilebilir.

    Oya, bu işlerinden ilki “Bir Başkadır”da 90’lar sonu 2000’ler başından kalma “birbirine değen insanlar” temasını bugünün Türkiye’sine ustaca getiriyordu. Kimi yönlerden çok ustaca kurulmuş olsalar da karakterlerini stereotip olmaktan kurtaramamıştı. Dizinin sansasyonelliği tıpkı bir sosyal medya paylaşımının bir süreliğine viral olup sonra kaybolup gitmesi gibi olmuştu. İki yıl sonra yani 2022’de bu kez bir filmle, “Cici” ile çıkageldi. Yine iyi yazılmış yer yer çok etkili bir yapım vardı karşımızda ama kanımca karakterleriyle, onlara yazdığı geçmiş arasında ciddi bir doku uyuşmazlığı söz konusuydu.

    Şimdi ilk ikisi kadar olmasa da bir süre gündemimizi kasıp kavuracak, sonrada üzerine gelen yeni paylaşımlarla arkalara doğru kayıp gidecek bir başka ‘içerikle’ karşımızda yönetmen. “Kuvvetli Bir Alkış”, bir kez daha ‘kentli/ eğitimli orta sınıf’ olarak tanımlanan insanların dünyasına götürüyor seyirciyi. Ancak bu kez meseleyi “Bir Başkadır” kadar ciddiye aldığını söyleyemeyiz. Hatta baştan sona absürt bir anlatı, sarkastik bir estetik hâkim diziye. Hakkını yemeyelim, kimi yerlerde hatta kimi bölümlerde (ikinci ölüm örneğin) gayet de güzel işliyor. Aslıhan Gürbüz ve Fatih Artman başta olmak üzere iyi bir oyuncu gurubu ve yönetimi olduğu da su götürmez.

    En nihayetinde ‘zamansız’ bir evrende, ama belli ki İstanbul’da genç bir çiftin çocuk sahibi olma, o çocuğun kendini inşa etme sürecini izliyoruz. Bu süreç boyunca da ‘eğitimli orta sınıf’ın çocuğa yaklaşımı, çocuk büyütmeyi ele alışı, korkularına dair tanıdık bir hikaye söz konusu. Benzer bir biçimde çocukluktan itibaren eğitim, ilişkiler, hedefler vb. gibi konularda bocalayan bir insanın büyüme süreci “Kuvvetli Bir Alkış”. Dizi kimi yerlerde sadece karakterlerini değil, kendisini de bu absürt anlatının hedefine koymaktan imtina etmiyor.

    kuvvetli-bir-alkis-3-e1709234319545.jpg

    Ama dönüp dolaşıp önceki iki yapım için söylediklerimizi burada da tekrar etmek durumunda kalıyoruz. Çok eski bir zamanın eski kaygılarına dair bu yapım da. Evet, Türkiye’de gündem de toplum da çok hızlı değişiyor belki ama filmin merkezine aldığı toplumsal sınıfların son 4-5 yılda hızla eriyen refah düzeyi, artan gelecek kaygıları, olanaklarını kaybetme korkusuyla kapıldıkları ırkçı hezeyanlar da çok iyi malzeme olurmuş sanki böyle bir diziye. Bir yapımı ‘içine almadıklarıyla’ yargılamak doğru bir yöntem olmayabilir ama ‘dışarıda bıraktıkları’ üzerine de bir şey demek gerekti. Tıpkı “Bir Başkadır”da Boğaz’da oturup Halk TV izleyen aile gibi burada da temsilde sıkıntılar var. “Kuvvetli Bir Alkış”ın ailesi, kendiliğinden ve kendisi içinmiş gibi duruyor daha çok. Her hangi bir dış etmen, toplumsal durum, kültürel dönüşüm, akrabalık bağı ne onları ne de doğacak/ doğan çocuğu etkilemiyor. Ne iş yaparlar onu bile bilmiyoruz!

    Yalı da değil ama bir emekçi mahallesinde, mütevazı bir apartman dairesinde oturan annem ve babamın Halk tvgiller olarak tanımlayacağım televizyonlarda bazen sırf duymak istedikleri şeyi söylediği için izlediği programlar / kişiler var. Sıkıntılı şeylerden bahsediyorlar genelde, umut vermiyorlar ama bizimkilerin düşündüğü, üzerine kafa yorduğu, sıkıntısını yaşadığı mevzuları dile getirmeleri hoşlarına gidiyor. Böylece hem gerçekliklerini bir kez daha görmüş, sıkıntılarını bilince çıkarmış olmanın gurunu yaşamış hem fikirleri onaylanmış hem de sorumlunun kim olduğu gerçeğinin altı bir kez daha çizilmiş oluyor.

    aaaabbac54pyntxj4o1o5fiieulwximtj91oniahbplduehkgp-ptwntfbaexcsdayaasu9k6yqsokxvtpcvw9qdz-n3hpok5liucoorqgrfzf1jkmq-0xldcqvq.jpg

    Berkun Oya’nın dizilerinde ama en çok da “Kuvvetli Bir Alkış”taki his de fazlasıyla böyle. Hitap ettiği kitlenin hissettiği, farkında olup bilince çıkardığı meseleleri ona bir kez daha gösterip onaylatmak. Bu onaylanma seyirciye güç veren bir şey aynı zamanda. Kendinin farkında olduğuna dair bir yanılsama da yaratıyor. “Aynı bizim gibi” hissinin daha eğlenceli bir anlatıyla gelmesi ehvenişer tabii. Cezmi Ersöz’ün 90’larda çok popüler olmuş kitabı “Ancak Bir Benzerim Öldürebilir Beni”ye gönderme yaparak bu yazıya, “Ancak bir benzerim anlatabilir beni” başlığını uygun gördüm bu yüzden.

    “Kuvvetli Bir Alkış”tan sorunun kaynağının ne olduğunu göstermesini beklemiyoruz kuşkusuz. Ama sorunun ne olduğunu da az biraz görebilseydik keşke…

    Komik olmaz mıydı?

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kübra: Seçilmiş olmanın dayanılmaz müphemliği

    Kübra: Seçilmiş olmanın dayanılmaz müphemliği



    Can ÖKTEMER


    Geçtiğimiz günlerde Netflix’te yayımlanmaya başlanan ve Afşin Kum’un aynı adlı romanından uyarlanan Kübra dizisi bir seçilmiş kişi hikayesi anlatıyor.

    Dizi, memleket hudutlarında utangaç bir tavırla yaklaşılan hatta neredeyse dokunulmayan inanç, din, elçi meselelerini melez bir bilim kurgu anlatısıyla ele alıyor.

    Kübra, İstanbul’da kenar mahallerinden birinde tamirci olarak çalışan Gökhan’ın bir gün telefonuna gelen ‘ilahi’ mesajlar sayesinde seçilmiş kişi haline gelmesi, kitleleri peşinden sürüklemesini anlatıyor. Elbette, her seçilmiş kişi anlatasında olduğu gibi de kaos, karmaşa ve bazı karanlık güçler hikâyenin içerisine dahil oluyor. Sonrası malum…

    Dizi iki aks üzerinden gidiyor; ilki Gökhan’ın gerçekten de seçilmiş kişi olabileceğine dair seyircinin kafasını karıştıran olaylar göstermek. Onun kehanetlerde bulunması ve gerçekleşmesi gibi. Diğer taraftan da karakol baskınından tek sağ kalan kişi olan Gökhan’ın gerçekle hayali birbirine karıştıracak kadar psikolojik sorunlara sahip olup olmama ihtimali. Gerçi dizinin anlatı formülü içinde bu durumlar kolay bir şekilde tahmin edilebiliyor ve ilk bölümde kurulan “Acaba öyle mi?” hissi, “şimdi bu nereye varacak” hissine varıyor. Netflix’te yayımlanan her yapımda görülen senaryo ve çekimdeki acelecilik ve kolaylıklar burada da kendini göstermiş. Dolayısıyla aslında dizinin izleyiciye sunduğu sürpriz yok.

    Kartonlaşan, derinleşmeyen yan karakterler, kafası karışık ve derin buhranlar içindeki seçilmiş kişinin yaşadığı duygusal patinajlar izleyiciye tam olarak geçmiyor. Bununla beraber neon aydınlatmalı, tertemiz kadrajlı bir görüntü yönetmenliği rejisi ve nerede geçtiği, demografik yapısı hakkında hiç bilgi sahibi olmadığımız bir kenara mahalle var karşımızda. Öyle olunca Seçilmiş kişi, mahallenin isyanı ve devlet üçgenindeki çatışma da havada kalmış. Diğer taraftan bugünün Türkiye’sinde ciddi bir problem olarak duran Cemaatler meselesi de kıyıda köşede kalmış. Nihayetinde yakın tarihlerde Menzil Şeyh’in cenazesine uzaydan bile görülebilecek sayıda katılım sağlanmıştı. Gökhan’ın kurduğu şey ise en fazla Fight Clup örgütlenmesi gibi duruyor.

    Seçilmiş kişi anlatıları veya mitleri diyelim esasen modern öncesi toplumların bir hakikatiydi. Dünyanın sonu ve seçilmiş kişinin dünyaya gelme ihtimaline dair inancı bir beklenti söz konusuydu. Modern sonrası dünyada böyle bir inanca gerek kalmamıştı. Dolayısıyla seçilmiş kişi anlatıları veya mitoloji diyelim doğrudan sinema ve edebiyat gibi alanlara geçti. Peki, ‘Kübra’nın Gökhan’ının seçilmiş kişi olarak görevi ne? Ne yapmaya çalışıyor? Yoldan çıkmış, yozlaşmış bir toplumu mu yeniden hizaya doğru yola çekmeye çalışıyor yoksa Kendi başlarına karar alamayan, örgütlenemeyen insanlara mı el uzatıyor?

    Diziden görebildiğimiz kadarıyla Gökhan yardıma muhtaç, ekonomik olarak dar boğazda olan insanlara yardım etmeye çalışıyor. Yine de dizinin kâğıt üstünde bazı kutsal alanlara dokunması anlamında cesur bir iş olduğunu söyleyebiliriz. Nihayetinde Gökhan’ın seçilmiş kişi olarak gittiği yolda sınandığı olaylar ve gerçekleştirdiği mucizelerin bazılarının peygamber hikayelerinden olduğunu anlayabiliyoruz. Bununla beraber anlatının gönderme yaptığı bu referansların derin bir teolojik tartışma yaratabildiğini söylemek bir hayli güç; çünkü dizi bu alanlara sadece temas ediyor. Sorgulama ve düşünce pratiği gerçekleştirmiyor. 21.yüzyılda Allah’la konuştuğunu iddia eden adam ve etrafında oluşacak derin çatlaklarla ilgilenmiyor.

    Gökhan’ın veya diğer adıyla Semavi’nin peşine düşenlerin, ona inanmaya başlayanların da ağırlıklı olarak alt sınıflardan, derin ekonomik darboğaz içerisinde veya geçmişlerinde travmatik olaylar olması da bir anlamda ezbercilik olarak okuyabiliriz belki. Dizinin bu nokta ciddi bir sınıfsal miyopluk yaşadığını söyleyebiliriz sanki.

    Peki, bugün “Aile Dizimi” veya ona benzer çeşitli New Age akımlarıyla flört eden, dünyadaki anlam haritasını kaybetmiş, yaşadığı belirsizlik içinde hakiki bir şeyler aramak için debelenip duran orta sınıf nerede? Tamam seküler dünya için Gökhan gibi figürlere inanmak zor. Sosyal medyadan tüm dünyaya kendisine inanmamızı bekleyen Gökhan’la Twitter’da veya başka bir platformlarda iştahlı bir şekilde dalga geçeceklerini biliyoruz. Lakin 1980’li yıllarda modernizmin krize girdiği sunduğu bakışın yetersiz kaldığı bir dönemde orta sınıfın irrasyonel savrulmaları üzerine de belki bir şeyler söylenebilirdi sanki.

    Nihayetinde memlekette her daim kendilerine yeni bir kurtarıcı bekleyenler hiç azımsanmayacak seviyede değil mi? Dizide tek irrasyonel düşünen kişinin İmam karakteri olması bu anlamda manidar.

    21. yüzyılın şok edici felaketler dizisinde anlam krizi giderek derinleşiyor. Üstelik gerçekliğin kendisi de sorgulanabilir hatta şüphe edilebilir bir halde. Matrix’teki Neo, seçilmiş kişi olmadığını anda romantik bir kararla neye inanacağına karar vermişti. Gökhan da inanmak istediğine inanıyor. (Gerçi Gökhan’ın durumu “Seçilmiş kişiyim diyorum kızım sana neden inanmıyorsun?” seviyesinde.) İnsanlar da kendi gerçeklerine inanmayı tercih ediyorlar.

    Sosyal medya bunun için var zaten. Herkes her şey olabilir. Platin sarısı saçları ve parlak pelerinleriyle kendini Mesih ilan 31 Aralık’ta doğum gününü kutlayan Hasan Mezarcı’yı hatırlayalım. Tüm bu ortamda radikal sağın yükselişe geçmesi şaşırtıcı değil Kurtarıcı beklemek örgütsüzlüğün uzantısıdır bana göre. Esas politik özne olarak kendimiz var edip, hikayemizi şekillendirmek de.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Netflix’te bu hafta en çok izlenen filmler: ‘Uçuk Bir İş’ zirvede

    Netflix’te bu hafta en çok izlenen filmler: ‘Uçuk Bir İş’ zirvede


    Netflix'te bu hafta en çok izlenen filmler: 'Uçuk Bir İş' zirvede

    Netflix’in haftalık izlenme sürelerine dayanarak hazırladığı Top 10 listeleri paylaşıldı. 15-21 Ocak 2024 haftasında Netflix Türkiye’nin zirvesinde ‘Uçuk Bir İş’ yer aldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • RTÜK’ten dijital platformlara ‘ahlak’ cezası

    RTÜK’ten dijital platformlara ‘ahlak’ cezası



    Radyo ve Televizyon Üst Kurulu izleme raporlarını görüştü. Gündemdeki dosyalar internet üzerinden isteğe bağlı yayıncılık platformlarında yayınlanan içerikler odu.

    Üst Kurul Netflix’in iki ayrı dosyasını karara bağladı.

    Anne+ ve Élite isimli yapımlar için “eşcinsel ilişkiler yer aldığı” gerekçesiyle yayıncı platform hakkında üst sınırdan idari para cezası uygulama kararı aldı.

    DISNEY+ VE PRIME VİDEO RAPORLARA GİRDİ

    Disney+’da yayınlanan ‘Love, Victor’ dizisinin 2. sezonundaki “Seks Kabini” isimli bölümü ve kimi sahneleri nedeniyle 4. bölümü RTÜK tarafından “toplumu rahatsız edici ve ahlaka aykırı davranışlar” olarak değerlendirildi.

    RTÜK, Üst Kurul uzmanlarının görüşlerini yerinde bularak üst sınırdan idari para cezası kararı verdi.

    Amazon Prime Video’da yayınlanan “Modern Love” isimli yapımı da “toplumun manevi değerlerine ve ailenin korunması ilkesine aykırı” olarak değerlendiren RTÜK, yayıncıya üst sınırdan idari para cezası uygulanmasına karar verdi.

    MUBİ VE BLUE TV DE LİSTEDE

    Mubi platformunda yer alan, “Liseli” isimli film ile lezbiyen ilişki yaşayan 2 ana karakterin hikayesini konu alan “Ateşli Oda” adlı filmi de rapora konu oldu. Her iki film için de “Çarpık ilişkiler ve müstehcenlik içeren sahnelerin yayıncılık ilkelerine aykırı olduğu” görüşüne varıldı.

    “Yayın hizmetleri, … Toplumun millî ve manevî değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz” hükmünü ihlal ettiği belirtilerek yapımlar için üst sınırdan idari para cezası kararı alındı.

    Üst Kurul, Blu TV’nin “The Book Of Queer” isimli dizisini “LGBTQ+ öğeleri barındırdığı”, beIN MOVIES STARS’da yayınlanan “Lost Highway” isimli yabancı filmi de “6112 sayılı yasada sıralanan yayıncılık ilkelerini ihlal ettiği” kanaatine vardı ve yapımlar için üst sınırdan idari para cezası uygulanmasına karar verdi.

    VİRGİN RADYO’YA YAPTIRIM

    Üst Kurul’un gündemindeki son dosya Virgin Radyo raporuydu. “Mesut Süre ile Rabarba” isimli program, “çocukların dinleyebileceği zaman diliminde gayri ahlaki konuşmalar içerdiği” gerekçesiyle Virgin Radyo’ya da üst sınırından idari para cezası verilmesini kararlaştırdı.

    DİJİTAL YAYINCILAR ANKARA’YA ÇAĞRILACAK

    Verilen kararların dışında RTÜK, “Türk aile yapısı, milli manevi değerler, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü gibi hassas konularla alakalı yayın politikaları” noktasında dijital internet platformu yayıncılarıyla Eylül ayında kapsamlı bir toplantı düzenlenmesi maksadıyla yayıncıların Ankara’ya çağırılmasına karar verdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Şifre paylaşım kısıtlaması getirilmişti: Netflix’in abone sayısında rekor artış

    Şifre paylaşım kısıtlaması getirilmişti: Netflix’in abone sayısında rekor artış



    Ücretli şifre paylaşma uygulamasının ardından yavaşlama beklenirken, Netflix son üç ayda 5.9 milyon yeni abone kazandı. Bu sayı, analistlerinin tahminlerinin üç katı. 

    Yapılan tahminlerde Netflix’in son 3 ayda 2 milyon yeni üye kazanması bekleniyordu. 5.9 milyon yeni katılımcıyla Netlix’in abone sayısı dünya çapında 238 milyona ulaştı. Şifre paylaşımının ücretli hale getirilmesinin ardından beklenenden daha fazla insan kendi aboneliğini alma kararı verdi.

    Netflix, geçen sene ilk kez abone kaybettiğini duyurmuştu. Şifre paylaşımının ücretli hale gelmesi ise abonelik sayılarını tekrar artışa geçirdi. Şirkete göre, daha önce 100 milyon hanede şifre paylaşılıyordu.

    Netflix finansal olarak da son çeyrekte 8,3 milyar dolarlık gelir üzerinden 1,8 milyar dolar kar elde ettiğini duyurdu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Netflix’in abone sayısı açıklandı

    Netflix’in abone sayısı açıklandı


    Netflix, bu yılın ilk çeyreğine ilişkin bilançosunu açıkladı.

    Buna göre, şirketin yılın ilk çeyreğinde elde ettiği gelir, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 3,7 artışla 8,2 milyar dolara çıktı. Firmanın geliri, geçen yılın aynı döneminde 7,9 milyar dolar olarak kaydedilmişti.

    Şirketin net karı da ilk çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18,3 azalışla 1,3 milyar dolara geriledi. Netflix’in geçen yılın ilk çeyreğindeki net karı 1,6 milyar dolar olmuştu.

    Firmanın hisse başına düşen karı da aynı dönemde 3,53 dolardan 2,88 dolara indi.

    Netflix’in abone sayısı ise yılın ilk çeyreğinde yaklaşık 1,8 milyon kişi arttı. Şirketin dünya genelindeki abone sayısı 232,5 milyona yükseldi.

    Öte yandan, yılın ilk çeyreğinde dört ülkede ücretli şifre paylaşımı başlattığını anımsatan Netflix, uygulamayı ikinci çeyrekte ABD de dahil diğer ülkelere genişleteceğini duyurdu. 

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yönetmen Berkun Oya’nın yeni filmi ‘Cici’, 27 Ekim’de Netflix’te yayınlanacak

    Yönetmen Berkun Oya’nın yeni filmi ‘Cici’, 27 Ekim’de Netflix’te yayınlanacak


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Netflix The Crown’un çekimlerini durdurduğunu duyurdu: Kraliçenin yokluğunu tasavvur etmek güç

    Netflix The Crown’un çekimlerini durdurduğunu duyurdu: Kraliçenin yokluğunu tasavvur etmek güç


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Stranger Things, Metallica’yı Spotify listelerine taşıdı

    Stranger Things, Metallica’yı Spotify listelerine taşıdı


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***