Etiket: Müzik

  • Ünlü Şarkıcı Nelly Furtado, Sosyal Medya Linci Sonrası Müziği Bıraktı

    Ünlü Şarkıcı Nelly Furtado, Sosyal Medya Linci Sonrası Müziği Bıraktı


    Ünlü şarkıcı Nelly Furtado, son dönemdeki konser görüntüleri nedeniyle sosyal medyada hedef haline gelmiş, aldığı kilolar ve fiziksel değişimi üzerinden ağır eleştirilere maruz kalmıştı. Bu süreçte sürekli olarak aşağılayıcı yorumlarla karşılaşan sanatçı, sonunda sessizliğini bozdu.

    ‘WHOA NELLY’NİN 25. YILINA DUYGUSAL VEDA

    Müzik kariyerine damgasını vuran ilk albümü Whoa Nelly!’nin 25. yılını kutlayan Furtado, sosyal medyada duygusal bir paylaşım yaptı.

    Instagram hesabından yaptığı açıklamada, “25 yıl sonra müziğim yepyeni bir hayran kitlesine ulaştı ve bundan çok mutluyum” diyen sanatçı, 2000 yılında çekilmiş gençlik fotoğrafı ile geçtiğimiz yaz Berlin’deki bir konserinde çekilen yeni bir kareyi yan yana paylaştı.

    Nelly Furtado

    ‘UZAKLAŞMAYA KARAR VERDİM’

    Sahneye geri dönmenin keyifli olduğunu belirten 46 yaşındaki şarkıcı, artık müzik kariyerine ara verme kararı aldığını duyurdu. Furtado, paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Tüm bunların yanı sıra, öngörülebilir gelecek için performanstan uzaklaşmaya ve hayatımın bu yeni aşamasına daha uygun olacağını düşündüğüm diğer yaratıcı ve kişisel çabalara yönelmeye karar verdim”

    Ünlü Şarkıcı Nelly Furtado, Sosyal Medya Linci Sonrası Müziği Bıraktı - Resim : 2
    Nelly Furtado

    ‘HER ZAMAN BİR ŞARKI YAZARI OLARAK KALACAĞIM’

    Şarkıcılık kariyerinin kendisine büyük mutluluk verdiğini belirten Furtado, müziği her zaman bir hobi olarak gördüğünü söyledi. Sanatçı, sahneleri bıraksa da üretmeye devam edeceğini söyledi.

    HAYRANLARINDAN DUYGUSAL MESAJLAR

    Furtado, açıklamasının sonunda hayranlarına teşekkür ederek, ” Müziğimi dinleyen, benimle heyecanlanan ve konserlerime katılan herkese sonsuz minnettarım” sözleriyle veda etti.

    Hayranları ise bu paylaşıma duygusal yorumlar yaparak sanatçının müziği bırakmamasını istedi.

    Kaynak: Haber Merkezi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Meksika’da Vahşet! Kayıp Müzisyenler Ölü Bulundu

    Meksika’da Vahşet! Kayıp Müzisyenler Ölü Bulundu


    Meksika’nın Tamaulipas eyaletinde 25 Mayıs’ta kaybolan “Grupo Fugitivo” adlı müzik grubunun 5 üyesi, günler sonra ormanlık bir alanda ölü bulundu. Meksika basınına yansıyan bilgilere göre, Reynosa kentinde kayboldukları bildirilen müzisyenlerin cansız bedenleri, ağır şekilde darp edilmiş ve yakılmış halde tespit edildi. Olay, ülke genelinde büyük yankı uyandırdı.

    KARTELLER Mİ ÖLDÜRDÜ?

    Tamaulipas Eyalet Savcısı Irving Barrios, yaptığı açıklamada cinayetlerin arkasında uyuşturucu kartellerinin tetikçileri olduğunu düşündüklerini belirtti. Soruşturma kapsamında, Cartel del Golfo’nun “Los Metros” adlı koluna mensup oldukları değerlendirilen 9 şüpheli gözaltına alındı.

    Müzisyenlerin kaybolmasının ardından aileleri yetkililere başvurarak yardım istemiş, Reynosa Belediyesi önünde düzenledikleri protestoyla dikkat çekmişti. Ülkede özellikle “narcocorridos” olarak bilinen ve kartelleri yücelten şarkılar söyleyen müzik gruplarının, rakip suç örgütlerinin hedefi haline geldiği biliniyor.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Eurovision 2025’te Zafer Avusturya’nın! İsrail Protestoları Geceye Damga Vurdu

    Eurovision 2025’te Zafer Avusturya’nın! İsrail Protestoları Geceye Damga Vurdu


    Her yıl düzenlenen ve müzik aracılığıyla ülkeler arası diyaloğu pekiştirmeyi amaçlayan Eurovision Şarkı Yarışması, bu yıl İsviçre’nin Basel kentinde düzenlendi. 69’uncusu düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması’nın finali 26 ülkenin katılımıyla yapıldı. Törene damgasını vuran olay ise, 7 Ekim 2023’ten beri Gazze Şeridi’nde aralıksız katliamlar yapan İsrail’in finale çıkmasına yönelik tepkilerdi.

    Sahneye 4’üncü sırada çıkan İsrail temsilcisi Yuval Raphael, şarkısını seslendirirken, seyircilerden yuhalama sesleri yükseldi, Filistin bayrakları açıldı. Yarışmanın organizatörü olan Avrupa Yayın Birliği’nin (EBU) canlı yayında yuhalama sesleri yerine alkış sesleri yayımlaması ise sosyal medyada gündem oldu. Çok sayıda sosyal medya kullanıcısı, “İsrail şarkı söylerken gerçekte olanlar” ifadeleriyle şarkıcı Raphael’in protesto edildiği ve yarışma alanında açılan Filistin bayraklarını paylaştı.

    İsrail temsilcisi Yuval Raphael

    İKİ KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

    İsviçre Yayın Kurumu’nun (SRG SSR) haberinde, İsrailli sanatçı Raphael’in performansının sonunda 2 kişinin bariyerleri aşarak sahneye ulaşmaya çalıştığı belirtildi. İsrail’i protesto edenlerin güvenlik görevlileri tarafından durdurulduğu aktarılan haberde, eylemcilerden birinin boya attığı ve 2 eylemcinin gözaltına alındığı bildirildi.

    KAZANAN AVUSTURYA OLDU

    Eurovision Şarkı Yarışması’nın final gecesinde Norveç, Lüksemburg, Estonya, İsrail, Litvanya, İspanya, Ukrayna, Birleşik Krallık, Avusturya, İzlanda, Letonya, Hollanda, Finlandiya, İtalya, Polonya, Almanya, Yunanistan, Ermenistan, İsviçre, Malta, Portekiz, Danimarka, İsveç, Fransa, San Marino ve Arnavutluk sahne aldı.

    Juri ve seyirci oyları sonucunda Avusturya temsilcisi JJ, “Wasted Love” isimli şarkısıyla 436 puan alarak birinci oldu. İsrail 357 puanla ikinci olurken, Estonya 356 puanla üçüncü sırada yer aldı.

    Eurovision 2025'te Zafer Avusturya'nın! İsrail Protestoları Geceye Damga Vurdu - Resim : 2

    İSPANYA’DAN GAZZE’YE DESTEK

    İspanya devlet televizyonu RTVE de İspanyolca ve İngilizce, “İnsan hakları söz konusu olduğunda, sessizlik bir seçenek değildir. Filistin için barış ve adalet” yazılı bir mesaj yayımladı.

    FİNAL ÖNCESİ PROTESTO

    Bu yıl Eurovision Şarkı Yarışması’na ev sahipliği yapan Basel’de, büyük final öncesi İsrail’in yarışmaya katılması ve Gazze’de gerçekleştirdiği soykırım protesto edilmişti.

    Kentteki Barfüsserplatz Meydanı’nda toplanan binlerce kişi İsrail’in yarışmaya katılmasına tepki göstererek, yarışmanın organizatörü olan Avrupa Yayın Birliği’nden (EBU), İsrail’in bir daha katılmasına izin vermemesini talep etmişti. Eylemciler, İsrail’in ihraç edilmemesi nedeniyle Eurovision Şarkı Yarışması’nı boykot çağrısında bulunmuştu.

    Yarışmanın organizatörü olan EBU, Ukrayna’da başlayan savaş gerekçesiyle 2022’den bu yana Rusya’yı yarışmadan men etmesine rağmen, benzer bir kararı İsrail için almaması nedeniyle “ikiyüzlülük” ve “çifte standart” eleştirilerinin hedefi oluyor.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Kahırlı Merdiven’… Adamlar: ‘İnsan demlendikçe böyle oluyor’

    ‘Kahırlı Merdiven’… Adamlar: ‘İnsan demlendikçe böyle oluyor’


    Adamlar rock müzikteki onuncu yılını, “Kahırlı Merdiven” adlı dördüncü albümüyle taçlandırıyor. Henüz çok yeni, taptaze bir albüm “Kahırlı Merdiven”. Sanıyorum kısa zamanda kasıp kavuracak dinleyenleri. Çünkü bu albüm her anlamda bir olgunluk çalışması.

    Adamlar’ı var eden tüm unsurları içinde barındıran, özündeki, kaynağındaki büyük sesi daha da gürleştiren bir çalışma bu. “Kahırlı Merdiven”, grubun içsel değişimini, yolculuğunu, aynı zamanda sadeleşme arzusunu duyuruyor.

    Her şeyin büyük bir gürültüyle yaşandığı bu çağda, sadeleşme arzusunu ve durup dinleme edimini de içinde taşıyor. Tüm bunlar kendini yeniden oluşturmanın, yeniden yapmanın da yansıması. Adamlar bu şarkılarla o kahırlı merdivenin basamaklarından acısıyla tatlısıyla inip çıkmalarımızı anlatırken, ben de bu süreci merak ettim, sordum sorularımı gruba. İşte Tolga Akdoğan (vokal- elektrik gitar), Gürhan Öğütücü (elektrik gitar), Berat İşçioğlu (bas gitar) ve Berkan Tilavel (bateri)’in cevapları…

    – Albüm kapağında kendi kuyruğunu yutan Ouroborus sembolü var. Bu sembol kendini yeniden yaratma anlamını taşıyor. Bir döngüden de söz edilebilir. Bu sembolü seçmeniz bunları karşılıyor sanki. Ama insanın kendi kendini yemesi olarak da değerlendirebiliriz, değil mi? Şarkılar bunu da işaret ediyor mu?

    Tolga: Aynı anda ikisi de okunabilir bu sembolden. Her şeyi içine alan evrensel bir simge. Kapağı düşünürken, albümdeki şarkılardan “Kahırlı Merdiven”in fikri ve çağrışımıyla, “Yılan olsa, kendi kuyruğunu yiyen ve o biraz da merdiveni hissettiren bir şey olsa” derken ortaya böyle bir form çıktı. Dediğiniz gibi hem kendini yiyip bitirme hem de kendini baştan var etme duygusu var. Bu zıtlık ve birlik hissiyatı var şarkılarda. “Duende” şarkısındaki “düşüşün olabilir çıkışın” sözlerinde olduğu gibi.

    – “Kahırlı Merdiven” şarkısıyla “Duende”nin yarattığı ortak bir hissiyat var. Bu iki şarkı aynı dönemde mi yazıldı?

    Tolga: Yok, “Kahırlı Merdiven” daha eski bir parça. Kafamda uzun zaman benimle gezmişti. Ama tam bu halde değildi. Bu şarkının sözlerinin bir kısmını da o gittiğimiz tatilde, bungalovda yazmıştım.

    Berat: Ama şarkının ikinci verse’ü dört dakikada yazıldı.

    Tolga: “Duende” nispeten yeni bir şarkıydı. Demosunu yapmıştım, bu halinden farklıydı. Sonra onu daha rock’n roll hale getirdik. Bu arada albümü iki defa kaydettik. İkinci kayıtta tam açılış parçası haline geldi. Bu ekoldür; albümü kafadan başlatmak. Demek ki güzel sıralama yapmışız.

    – “Kahırlı Merdiven” şarkısını çok sevdim. Bu merdivendeki kahır daha çok inmenin mi çıkmanın mı tezahürü… Ya da ikisi birden mi?

    Tolga: Var olmanın kahırlı tarafını vurguluyor. Elbette inmek de çıkmak da var. Çıkarsın sonra tekrar düşersin, bunun da bir derdi var. Sonra sahip olduğunu düşündüğün yere tekrar çıkmak için dert çekersin. Her şey fedakarlık gerektiriyor, bir yere varmak için.

    Berat: İleri gitmek için bazen geri de gitmek gerekebilir. Aşağı inmek bunun tezahürü.

    Tolga: Ülkenin durumunu da çağrıştırıyor o kahır. Yoksa arabesk olsun diye değil.

    – O anlaşılıyor zaten. Albümdeki “Ah Be Güzelim” şarkısı beni şaşırttı. İlk dinlediğinizde bilindik bir söylem var gibi geliyor ama sonradan Gürhan’ın gitar soloları girince şarkının tavrı tamamen değişiyor. Birkaç katmanlı şarkı olmuş… Düzenlemesi de çok iyi.

    Tolga: Nakarat melodisi birkaç yıldır aklımda dolaşıyordu. Onu enstrümanla kaydedip denemeler yapıyordum. Bir gün perdesiz gitarla da çaldım hatta. Gruptaki arkadaşlara dinlettim melodi nasıl diye… Güzel, bundan bir şey olur diye düşündüm. Bundan iki yaz öncesi hep beraber Asos’a gittik. Şarkılara bakalım dedik.

    Berat: Gitarları falan aldık yanımıza. Ne çıkar, neler var aklımızda dökelim dedik.

    Tolga: Evet, bu amaçla gitmiştik. Denize karşı otururken bir anda bir enerji geldi, o coşkuyla “ne yapsam” derken odaya gidip gitarı aldım elime. Aklımdaki melodiye bir şeyler yapayım derken o verse’ler, şarkının ilk kısımları falan on beş – yirmi dakikada çıktı. Nakaratı, sözleri de oluşturdum. Yarım saat sonra arkadaşlara yeni şarkı var, gelin dedim.

    Gürhan: Yan odadan geldik. Yan bungalovdan…

    – Şiir yazmak da bir bakıma böyle. Aklında bir kelime veya bir dize günlerce döner, bazen yıllarca; sonra bir şey olur seni harekete geçiren, bir imaj, imge veya bir ses, kafanda uyuttuğun sözcükler uyanır. Şarkı yapmak da sanırım böyle bir şey…

    Tolga: Doğru, bunu hiç düşünmemiştim ama böyle oluyor gerçekten. İmgesel anlamda, bir şair gibi düşünme yer etmiş olabilir bende. Şiirsel olanı seviyorum. Grupta, hepimizde böyle bir yaklaşım var.

    – Albümün geneline baktığımızda hem sözlerde hem de müzikte geleneksel olanla yeni olan birbiri içine geçmiş. Bu hep vardı sizin şarkılarınızda. Ama burada daha net duyuyorsunuz. Anadolu’nun melodilerini, “Bilsen de Bilmesen de” şarkısında olduğu gibi, yer yer bir aşığın söyleyiş tarzının vokalinize yansıdığını da duyuyoruz. Ya da “Ah Be Güzelim” şarkısının sözlerinde âşıkların ahıyla sevgiliye seslenirken, başka bir şarkıda “dron dron üstüne, sevdiyseniz like edin” gibi anlatımlara rastlıyoruz.

    Tolga: Sade formları birleştirmeye çalıştık. Ama “Bilsen de Bilmesen de” aslında “Türkü punk” gibi. Denemeler yapıyoruz. Atını çizdiğiniz Anadolu sesleri, ozanları beslendiğimiz önemli bir kaynak. Onun yarattığı duyguyu veren daha başka bir şey yok.

    – Şarkılarınızda ironi de yoğun. İlk dönem şarkılarınızda muzip tavır daha çoktu. Ama Tolga, senin yanık bir sesin var. İronisi en yüksek şarkıda bile: Mesela “İsmet kafanda bir kurbağa var” derken, şarkının ironisini o yanık sesle başka bir yere taşıyorsun. Yarattığı etki bambaşka oluyor.

    Tolga: Ne mutlu! Koltuklarım kabardı. İnmek çıkmak örneğinde olduğu gibi acı tatlı bir arada. Bu ikisi de duyuluyorsa istediğimizi aktarabiliyormuşuz gibi hissederiz o zaman. Daha muzip olduğumuz o ilk başları ben de düşünüyorum. O günlerden bugünlere bakınca, işte sosyal medya, gündemdeki meseleler… Şimdi otuzlu yaşların ortasındayız, o zamanlar yirmilerin ortasındaydık, tüm bunlar ister istemez bir değişim yaratıyor.

    Berkan: Arada fotoğraf çekimlerinde, videolarda kendimize baktığımızda eskisi kadar şakacı, esprili olmadığımızı görüyoruz. Sanırım daha ağırbaşlıyız artık.

    Tolga: Deli taraflarımız hâlâ var tabii. Ama onu aktaracağımız yerler farklı.

    – Ciddiye mi alıyorsunuz her şeyi?

    Tolga: İşi belirli bir seviyede ciddiye almak gerekiyor. Ama o kadar da değil. Türkiye gündemi falan, gerçi bakmıyorum artık haberlere, oralarda hislerimiz kayboldu çünkü. Bu da genel bir problem olabilir. Sosyal medya hesaplarını falan sildim

    Berkan: Ciddiye almanın grup olmakla da ilgisi var. Birbirimizin her hareketini ciddiye aldığınızda gerginlikler olabiliyordu. Kendi adıma ben artık daha anlayışlı, daha sakinim. Mesela bir gün Tolga gergin geliyor, başka bir gün Berat ev arıyor, bulamıyor, sinirli geliyor, bunlar yapacağımız provaya da yansıyor. Yirmili yaşların ortasındayken içimize atıp kafamızda kurduğumuz şeyler oluyordu. Otuzların ortasında her şey daha farklı.

    Tolga: İletişim kurmayı bile biz yeni yeni öğreniyoruz. Tabii erkeklerden oluşan bir grup olduğumuz için ketumluk da oluyor birbirimize karşı. Şimdi daha ferahladık diye düşünüyorum.

    Şarkınızda geçtiği gibi, sahiden kim sevinir topluca boğulunca?

    Tolga: Şeytani akıl ondan mutlu olur. İnsanın içindeki potansiyeldir içinde barındırdığı karanlık. Bir şeyi yapmak yerine yıkmak isteyen sevinir.

    – “Es” ve “Kim Sevinir” şarkılarından yola çıkarak soruyorum, susmanın hoşluğu mu, yoksa ara verip sonra tekrar devam etmenin boşluğu mu?

    Tolga: İkisi bir arada. Şöyle de bir şey var: Bugün zaman hızlanmış gibi bir algı oluştu. Bir veri bombardımanı arasında yaşıyoruz. Paylaşılan videoların aralarının kısaltılması, edit edilmesi… Hiçbir “es”e tahammül yok. Hiçbir şey olması gerektiği gibi değil. Fazla telaşlı, agresif tutum var genel olarak. Buna ben de dahilim, kendimi ayırmadan söylüyorum. Yazdığım şarkı sözlerine baktığımda, dinlediğimde, kendime öğüt verir gibi de olmuş diyorum. Sadece uzaktaki kişiye değil, kendime de notlar tutmuşum gibi.

    – Bu noktada tek başınalıktan bahsedebiliriz. Şarkılarda böyle bir hissiyat da var. Tüm bu gürültünün, kalabalığın içinde tek başınalığı korumak önemli. Bir şarkınızda “azalmadan tek oldum” derken, tek başınalığın düşünceyi çoğaltmasından söz ediyorsunuz.

    Berat: Kalabalığın içinden çıkıp tek kalınca kendi içindeki sesler çoğalıyor. Yani kendi kalabalığın başlıyor. Bu çok değerli. Ne çıkıyorsa o zaman çıkıyor. Artık çağın koşullarında insan ya kalmıyor ya da kalamıyor, bir kaçış hali de var.

    Gürhan: Sahte bir konforu var kalabalığın. Tek başına kalmak daha yakıcı ama cesaret ister.

    Tolga: Bir şey üretebilmek için tek başınalık gerekiyor. Yalnızlık gerekli. Bu abartılı olmak zorunda değil. Ama gerekli. Zamanından ve birçok şeyden vazgeçip bir şey ortaya çıkarman gerekiyor. Yalnızlık, üretmenin şartı gibi…

    – Müzikte kendinize has oluşturduğunuz üslubu da koruyarak her albümde farklı denemeler yapıyorsunuz. Albüme verdiğiniz adı da göz önüne aldığımızda, yeniden yapma, yeniden oluşturma olarak mı okumak gerek bunu? Arayış diyebilir miyiz?

    Tolga: Hepsi var içinde. Arayış hep vardı. Bu albümle farklı bir şey oldu; artık kendimi rahatlamış hissediyorum. Nasıl yapacağımızı bulduk gibi geliyor bana. O formülde, o ifadede buluştuk. Bunu ve bundan sonrasını merakla bekliyorum. Kendi adıma konuşursam, bir şeyi tuttuk ve onu en güzel haline getirdik hissi içindeyim.

    Gürhan: Zaman içinde müzikal bir kimlik, bir anlatım tarzı oluştu. “Harekete Kimse Mâni Olamaz”la değişim başlamıştı. Bu albümde, sanki biraz ikinci çıkardığımız albüme yaklaştık. Onun yeni versiyonu gibi oldu.

    Tolga: Bu tavır daha butik kaldı günümüzde. Çok genç işi değil, daha doğrusu daha ağır ve derin bir ruh halinin sonucunda çıktı. Pandeminin de etkisi var. Analog bir ifade; ama müziğin tınısından söz ediyorum. Yoksa içerik aynı hissiyatta olabilir ve gelişmeye devam edebilir. Böyle bir şey bulduk gibi geliyor bana. Bas, davul, gitar vokal en klasik steup’lardan biri.

    Berat: Bu sadeliği istediğimiz gibi eğip bükmek de çok zevkli oluyor.

    Tolga: Evet, tam da bu.

    – O sadelik sözlere de yansımış.

    Tolga: Başka türlü de olmuyor zaten. Zamanla daha yalın, daha sade anlatımlara yöneldim. Ama bu her şey için geçerli. Şiir de dahil. Jim Jarmusch’un yönettiği Paterson diye bir film var. O filme takıldım; on defa izlemişimdir. Orada gündelik hayatı, sıradan bir şeyi anlatıyor ama onun içindeki küçükteki büyüğü anlatıyor. Âşıklardaki, ozanlardaki anlatım da öyledir. Çok küçük bir şeyi anlatır gibi gözükür ama en güzel, büyük ve çok çağrışımlı şeyi söyler. O durumdan insan kaçamıyor. Dolayısıyla o şekilde anlatmaya karşı bir arzu duyuyorum. İnsan demlendikçe galiba böyle oluyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Salon İKSV sonbahar sezonunu 28 Eylül’de açıyor: Sahnede alternatif sesler…

    Salon İKSV sonbahar sezonunu 28 Eylül’de açıyor: Sahnede alternatif sesler…


    +1 Komedi Salonu Sunar: Fred Armisen’s “Comedy for Musicians but Everyone is Welcome”

    28 Eylül Cumartesi 21.00/ 29 Eylül Pazar 19.00

    Emmy adayı Portlandia dizisinin yaratıcılarından, komedyen, yazar, yapımcı ve müzisyen Fred Armisen, müzikli komedi şovu “Comedy for Musicians but Everyone is Welcome” ile Salon’un sonbahar sezonunu kahkaha ve müzik eşliğinde açılıyor. Saturday Night Live hayranları tarafından 11 sezon boyunca izleyenleri kırıp geçiren taklit ve karakterleriyle hatırlanan Armisen’in komedi kariyerinden önce, Şikagolu post-punk grubu Trenchmouth ve Blue Man Group’la başlayan bir müzisyenlik geçmişi de bulunuyor. HBO’nun Los Espookys (yazar, oyuncu ve yapımcı) ve Our Flag Means Death (oyuncu) dizileri, Judd Apatow’un The Bubble’ı (oyuncu), Amazon’un Forever’ı (oyuncu ve yapımcı), gişe rekorları kıran animasyon filmi Super Mario Bros (seslendirme), kendisine iki Emmy adaylığı getiren IFC şovu Documentary Now (yazar, oyuncu, yapımcı) ve daha pek çok başka yapım Armisen’in imzasını taşıyor. Çok yakında ikinci sezonuyla ekranlara dönecek Netflix hiti Wednesday’de Uncle Fester rolüyle karşımıza çıkacak olan Armisen, yine ikinci sezonunu sabırsızlıkla beklediğimiz bir diğer Netflix yapımı Unstable’da Rob Lowe ile birlikte oynuyor. “Comedy for Musicians but Everyone is Welcome”, Armisen’in müzikal kabiliyetlerini de sergilediği ilk hibrit stand-up komedisi, Netflix’te de yayımlanan Standup for Drummers performanslarına dayanıyor. Bu şovda Salon dostlarını, müzisyen hayatının komik kesitlerine dair kurnaz gözlemler ve şaşılacak derecede iyi bir indie müzik performansı bekliyor. Tamamen İngilizce gerçekleştirilecek performansta çeviri desteği bulunmayacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘İyi bir öğrenci olursan bağlama iyi bir öğretmendir’

    ‘İyi bir öğrenci olursan bağlama iyi bir öğretmendir’


    Zelal Sahidenur SARİ


    VAN- Edremit ilçesinde, Van Gölü’nün mavi sularına karşı bir atölyede bağlama üreten 48 yaşındaki Köksal Bayram, bu işe 12-13 yaşlarında kendine ceviz ağacından bir bağlama yaparak başlamış. 25 yıldır bağlama yapan Köksal Bayram, Van’ın iki bağlama ustasından biri.

    Bayram, “Yaklaşık 25 yıldır bu işin içerisindeyim. İlk bağlamam pek bağlama gibi olmasa da sesleri tanımakla başladım bu işe. Ve o gün bugündür kişiye özel bağlama üretiyorum. Kişinin okuduğu sese göre bağlama üretmek benim işimin püf noktası” diye konuştu.

    BAĞLAMANIN İNCELİKLERİ…

    Atölyesinde özenle hazırladığı sayısız bağlama arasından sapını ceviz kabuklarıyla bezediği bir bağlamayı eline alan Bayram, sözleri Pir Sultan Abdal’a ait ‘Şu Yalan Dünyaya Geldim Giderim’ türküsü seslendirirken bağlamanın inceliklerini şöyle anlattı:

    “Bağlamanın yapım aşaması kişiye ve ustaya göre değişir. İncelikli bir iş aslında. Benim için en önemli olan şey kullandığım malzemelerin kuru olması.

    Bir bağlamanın sapını taktıktan sonra iki üç ay bekletiyorum. Herhangi bir çökme ve esneme yaşanmaması için. Genelde ağaç olarak teknede ardıç, kelebek ya da oyma dut kullanıyorum. Ama bana göre en önemli kısım ses tahtası. Onda da kullandığımız ladin kapağı Artvin-Borçka tarafından temin ediyoruz. Bu kapağın atış şekli bence teknenin sesini değiştiriyor. Sesi değiştiren tek faktör zaten kullandığın kapak”

    6b90e397-f6bb-4288-bb61-c3c9ec048f1f.jpeg

    ‘BAZEN BİR BAĞLAMAYI YAPMAK ALTI AY SÜRÜYOR’

    Bir bağlamayı yapmanın aylar sürdüğünü dile getiren Bayram, “Bazen bir bağlamayı yapmak için beş, altı ay uğraştığım oluyor. Hayatımızda bir sürü enstrüman var. Bana göre ilkel olan tek enstrüman bağlama. Çünkü her ustanın kendine göre bir ölçüsü var. Kendisine göre bir kapak atma şekli var. Hatta kendisine göre bir cila atma şekli var. Ondan dolayı ilkel. Mesela kemanda ya da gitarda öyle bir şey yok. Hepsinin bir standardı var” dedi.

    ‘MÜZİK BİR DİLDİR, YAŞAM ŞEKLİDİR’

    Bağlamanın bütün etnik müzikler açısından iyi bir eşlikçi olduğunu söyleyen Bayram, “Sen iyi bir öğrenci olursan bağlama iyi bir öğretmendir. Her şeyi öğrenebilirsin bağlamadan. Müzik bana göre bir yaşam şeklidir aslında, dildir, bir lisandır. Notaların içerisinde sana öğrettiği güzel bir çizgi var aslında. Nota deyip geçmeyelim. Bağlama öyle bir enstrüman ki adı bağlama geçer ama her şeyi çalar” diye konuştu.

    526d3250-a77b-4a61-bf32-5c09759717c6.jpeg

    ‘HER EVDE BİR ENSTÜRMAN OLMALI’

    Müziğin teşvik edilmesi ve gençlerin müziğe yönlendirilmesi gerektiğini dile getiren Bayram, “Aslında her evde muhakkak çalınmasa bile bir enstrüman olması lazım. İlk zamanlar çalmazsan, hoşuna gitmezse bile muhakkak bir gün eline alırsın enstrümanı. Gençler dışarıda, kahve köşelerinde veya başka yerlerde zaman geçireceklerine bana kalırsa evde herhangi bir enstrümanla uğraşmaları onlar için çok çok daha iyi” diye devam etti.

    ‘MAALESEF MÜZİKTE ÜRETİM YOK’

    Müzikal anlamda ciddi bir üretim eksikliği yaşandığını vurgulayan Köksal Bayram, şunları söyledi:

    “Müzik bir yaşam şeklidir aslında. Eskiden aşıklarımız vardı. Bu dönemde ne yazık ki yok. Bir yaşam şeklinden esinlenerek türkü yakarlarmış. Şimdi günümüze bakıyoruz maalesef üretim de yok. Eski türküleri bir şekilde batı harmonisiyle bize tekrar sunuyorlar. Bu doğru mu? Bir yandan doğru, en azından kültür bir şekilde yaşıyor. Maalesef ki üretimimiz yok. Her anlamda üretim yok. Tüketen bir toplum olduğumuz için üretmek şart.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 2024 MTV Video Müzik Ödülleri adayları belli oldu

    2024 MTV Video Müzik Ödülleri adayları belli oldu


    MTV Video Müzik Ödülleri’nin adayları açıklandı. Dünyanın en prestijli müzik listelerinde aylarca ilk sırada kalmayı başaran Taylor Swift, 10 adaylık ile zirveye yerleşti. Post Malone ise 9 adaylık ile Swift’i takip etti. Ödüller, 10 Eylül’de sahiplerini bulacak

    İşte MTV Video Müzik Ödülleri adayları:

    YILIN ŞARKICISI

    Ariana Grande
    Bad Bunny
    Eminem
    Sabrina Carpenter
    SZA
    Taylor Swift

    EN İYİ MÜZİK KLİBİ

    Ariana Grande – “We Can’t Be Friends (Wait for Your Love)”
    Billie Eilish – “Lunch”
    Doja Cat – “Paint The Town Red”
    Eminem – “Houdini”
    SZA – “Snooze”
    Taylor Swift ft. Post Malone

    YILIN ŞARKISI

    Beyoncé – “Texas Hold ‘Em”
    Jack Harlow – “Lovin On Me”
    Kendrick Lamar – “Not Like Us”
    Sabrina Carpenter – “Espresso”
    Taylor Swift ft. Post Malone
    Teddy Swims – “Lose Control”

    EN İYİ YENİ ŞARKICI

    Benson Boone
    Chappell Roan
    Gracie Abrams
    Shaboozey
    Teddy Swims

    EN İYİ İŞ BİRLİĞİ

    Drake ft. Sexyy Red & SZA
    GloRilla, Megan Thee Stallion
    Jessie Murph ft. Jelly Roll
    Jung Kook ft. Latto – “Seven”
    Post Malone ft. Morgan Wallen
    Taylor Swift ft. Post Malone – “Fortnight”

    EN İYİ POP ŞARKISI

    Camila Cabello
    Dua Lipa
    Olivia Rodrigo
    Sabrina Carpenter
    Tate McRae
    Taylor Swift

    EN İYİ HİP-HOP ŞARKI

    Drake ft. Sexyy Red & SZA – “Rich Baby Daddy “
    Eminem – “Houdini”
    GloRilla – “Yeah Glo!”
    Gunna – “Fukumean”
    Megan Thee Stallion – “BOA”
    Travis Scott ft. Playboi Carti – “FE!N”

    EN İYİ R&B ŞARKI

    Alicia Keys – “Lifeline”
    Muni Long – “Made For Me”
    SZA – “Snooze”
    Tyla – “Water”
    Usher, Summer Walker, 21 Savage – “Good Good”
    Victoria Monét – “On My Mama”

    EN İYİ ROCK ŞARKI

    Bon Jovi – “Legendary”
    Coldplay – “Feelslikeimfallinginlove”
    Green Day – “Dilemma”
    Kings of Leon – “Mustang”
    Lenny Kravitz – “Human”
    U2 – “Atomic City”

    EN İYİ GÖRSEL EFEKT

    Ariana Grande – “The Boy is Mine”
    Eminem – “Houdini”
    Justin Timberlake – “Selfish”
    Megan Thee Stallion – “BOA”
    Olivia Rodrigo – “Get Him Back!”
    Taylor Swift ft. Post Malone – “Fortnight”

    EN İYİ YÖNETMEN

    Ariana Grande – “We Can’t Be Friends (Wait for Your Love)”
    Bleachers – “Tiny Moves”
    Eminem – “Houdini”
    Megan Thee Stallion – “BOA”
    Sabrina Carpenter – “Please Please Please”
    Taylor Swift feat. Post Malone – “Fortnight” (KÜLTÜR SANAT)

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hakkari’nin en büyük müzik grubu Colemêrg Collective: ‘Eski hikayelere yeni tarz’

    Hakkari’nin en büyük müzik grubu Colemêrg Collective: ‘Eski hikayelere yeni tarz’


    Zelal Sahidenur SARİ


    HAKKARİ – Türkiye’de yaşanan olumsuzluklardan etkilenen sanatçılar, her seferinde sanatlarını icra edebilecek yeni çözümler buluyorlar. Çoğunlukla kollektif bir dayanışma vurgusu yapan sanatçılar günün sonunda bu kollektifleri kendileri kuruyorlar. Kurdukları kollektiflerle de sanata ciddi katkılar sunuyorlar.

    Hakkari’de 20 müzisyenin bir araya gelerek oluşturduğu ve Colemêrg Collective adını verdikleri, Hakkari’nin en büyük müzik kollektifi pandemide bir araya geliyor. Pandeminin zor koşullarını atlatmak için dayanışma içerisinde olan bu müzisyenler en sonunda bir gruba dönüşüyorlar.

    Hakkari yöresine ait şarkıları yeniden aranje ederek yaşatmaya çalışmakla birlikte aynı zamanda verdikleri konserlerle çok sayıda sanatsevere kendi işlerini anlatmaya ve onları Kürt kültürü ile buluşturmaya çalışıyorlar.

    ‘İŞSİZLİK VE KÜLTÜREL SORUNLAR BİZİ ÜRETİME ZORLADI’

    Müzisyen Emre Aydın Colemêrg Collective’in kuruluş hikayesini şöyle anlattı:

    “Pandemide eğlence sektörü büyük bir çıkmaza girmiş durumdaydı. Dolayısıyla biz müzisyenlerin sanatımızı icra edebileceğimiz yerler kısıtlıydı. Ama bir araya gelirken de bizim gündemimiz pandemi değil Hakkari kültürünün geldiği nokta ve Kürt müziğinin gittikçe daha kötü bir hale gelmesiydi. Bu bize göre büyük bir sorundu. İşsizlik ve kültürel sorunlar bizi üretime zorladı. Bizde gruptaki müzisyen dostlarla bir araya gelerek ilk şarkımız olan Çelê Berçelan şarkısını kendi imkanlarımızla yaptığımız stüdyomuzda amatör koşullarda çalıp söyleyerek seslendirdik ve böylece çalışmalarımızın startını verdik.”

    ESKİ HİKAYELERİ YENİ BİR TARZDA AKTARIYORUZ’

    Farklı tarzlarda müzik yapan vokalistlerin olduğu grupta dengbejî, etnik müzik ve halay şarkıları söyleyenlerin yanı sıra Kürtçe metal müzik yaparak adını duyurmuş Reh-Ferec de var. Bu çok renkli grup kendi müzik tarzına yeni çalışmalarına aktarmaya devam ediyorlar.

    Çalışmalarıyla kısa bir sürede grubun yoğun ilgi görmesini Aydın, şöyle açıklıyor: “Unutulmaya yüz tutmuş hikayeleri yaşatmayı benimsedik ve bu eserleri gelişen müzik piyasasının süzgecinden geçirerek, yeni bir tarz yakalayarak hikayeleri daha da sevilir hale getirmek için çabaladık. İlgi görmemizin en büyük sebeplerinden biri de grupta her tarzdan solist olması ve şarkılarda Doğu-Batı sentezi yani Batı müziğini kendi müziğimizle sentezlememiz.”

    HAKKARİ’NİN 2 BİN KİLOMETRE UZAĞINDA KONSER

    Kalabalık oldukları için konser verirken organizasyon anlamında ciddi sorunlar oluştuğunu ama buna rağmen Hakkari’nin 2 bin kilometre uzağında bile konser verdiklerini ifade eden Aydın, “Organizasyonlar dışında kalabalık olmamız bize avantaj sağlıyor. Çok uzak yerlerde verdiğimiz konserlerde bile muhteşem bir ilgi görüyoruz ve salon hınca hınç doluyor. Daha önce Erbil’de 3 kez konser verdik. Türkiye’de turneye çıkmak için hazırlanıyoruz,” dedi.

    1.jpeg

    ‘AMACIMIZ KÜRT MÜZİĞİNİN KÖKLERİNE İNMEK’

    Grup içindeki kültürel birlikteliğin üretimlerine de yansıdığını belirten Aydın, bunu şöyle anlattı:

    “Çoğumuz birbirimizi yıllardır tanıyoruz ve çoğumuz akrabayız. Bir insanı yeni tanımak ayrı bir şey önceden tanımak çok ayrı. Bu durum olumlu iletişim kurmamızı sağlıyor. Kriz durumlarında bile hatır gönül ve saygı çerçevesinde krizi yönetmeye çalışıyoruz. Biz insanların özlemini gideriyoruz, amacımız toprak altında kalan şarkıları tekrardan gün yüzüne çıkarmak. Kulağımızdaki sesleri yeni bir hisle, yeni bir sentezle buluşturmak. Hakkari müziğinin ve kültürünün ne kadar geniş ve köklü olduğunu göstermek için elimizden geleni yapıyoruz. Şarkı hikayelerini bulup, şarkıyı notaya alıp seslendiriyoruz ayrıca arşivliyoruz. Çalışmalarımıza değer katıyor bu durum.”

    emre-aydin.jpeg
    Emre Aydın

    ASURİLER DE UNUTULMADI

    Hakkari’de yaşamış, ev sahipliği yapmış Asurilerin Hakkari yöresine ait bir eserini seslendirdiklerini söyleyen Aydın, “Eserin ilk formu Asurice, şarkının devamı ise Kürtçe olan bir eseri Asuri kardeşlerimizin anısına okumak istedik. Yıllarca beraber yaşadık ve kültür alışverişi yaptık. Yine Hakkari doğasında klip yapıp yayınlamak amacımız, hem kültürümüzü hem şarkılarımızı hem dedoğamızı tanıtmak istiyoruz,” dedi.

    ‘DESTEK BEKLİYORUZ’

    Aydın, gerek yazılı tarih gerekse sözlü tarih parçalarından biri olan şarkıları, dengbêjileri yeniden ele alarak dinleyicilere ulaştırmak istediklerini belirtti ve son olarak dinleyicilere şöyle seslendi:

    “Tarih kokan sahnelerimizde, giyim kuşamdan başlayarak aslında tarihimizde yer alan birçok sayfada muazzam bir tarih yattığını bir kez daha gün yüzüne çıkarmak amacımız. Bu yüzden tüm dinleyicilerimizden destek bekliyor, bizleri yalnız bırakmamalarını istiyoruz. Yakın zamanda olacak turnemize herkesin katılımını bekliyoruz.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 112 Kürtçe şarkının sözleri bir arada

    112 Kürtçe şarkının sözleri bir arada


    Seda TAŞKIN


    ANKARA- Son 13 yılda yayınlanan Kürtçe şarkıların sözlerini ve gitar eşlik akorlarını içeren Kürtçe Gitar Repertuarı kitabı yayımlandı. Son 13 yılda yayınlanan 112 Kürtçe şarkının sözlerini ve eşlik akorlarını içeren kitapta, Kürt Müziği’ne şarkıları yoluyla katkı sağlamış çeşitli sanatçı ve grupların şarkıları yer alıyor. Kitabı hazırlayan ekip de müzisyenlerden oluşuyor. Ekip, kitabın gitar, piyano, ukulele gibi çalgılar çalan, çalmaya çalışan kişileri hedefleyerek hazırladıklarını ifade etti. Kitabın içinde akor gösterimleri, ritim vuruş diyagramları ve de ritimlerin nasıl çalınacağını gösteren videoların QR bağlantıları da bulunuyor.

    Ceylan Yayınları’ndan basılan kitap, ceylankitap.com adresi başta olmak üzere pek çok kitap satış sitesi üzerinden sipariş edilebiliyor.

    Helezonik Kreşendo (helezonikkresendo.com) ekibinin hazırladığı kitabın ön sözünde ise şu satırlar yer alıyor:

    “Bundan yaklaşık 13 yıl önce bir grup müzisyen ve müzik eğitimcisi olarak Kürtçe Gitar Repertuarı hazırlamış ve yaklaşık 200 şarkılık bu çalışmayı 2 cilt halinde yayınlamıştık. Halen de pdf’ine web sitemizden ücretsiz ulaşabileceğiniz bu çalışmanın ön sözü bu cümle ile bitiyordu: ‘Sırtınızdan gitarınız, içinizden mücadele ruhu eksik olmasın’. Aradan geçen dönemde coğrafyamızdan sömürü, savaş, göç, talan, baskı eksik olmadığı gibi isyan ve direniş de eksik olmadı.

    Eşit ve özgür bir dünyanın peşinde olanlar halen de çeşitli araçlarla sisteme karşı mücadele etmeye devam ediyor. Bu mücadelelerin içinde kültür mücadelesi önemli bir yer tutuyor. Yok edilmek istenen bir mücadelenin, sessizliğe mahkûm edilmek istenen bir halkın ve kelimesizliğe terk edilmek istenen bir dilin peşinden gidip şarkılar üretenler bu mücadelenin önemli bir parçası. Şarkılar tüm duygulara değebiliyor, belki kendi başına dünyayı değiştiremiyor ama dünyayı değiştirecek olanın bilincine ve duygularına etki ediyor. İşte bu sebeptendir ki, üretilen bu şarkıları daha fazla insana ulaştırmanın yollarını döşemek de bizim çabalarımızdan biri oldu. Elinizdeki kitap, son 13 yılda üretilen Kürtçe sözlü şarkıların bazılarının sözlerini ve eşlik akorlarını içeriyor. Bu akorları gitar, ukulele, piyano, org gibi çalgılarda icra edebilirsiniz.”

    Kitapta aşağıdaki şarkıların akorları bulunuyor:
    AGÎT IŞIK – ÇÎROKA WÊ BAYÊ
    AGÎT IŞIK – BER DERÊ KÎ Û KÎ
    ANADOLU QUARTET – DÎJLOKA MIN
    ANADOLU QUARTET – PEYMAN JI YARÊ
    AWAZÊ ÇÎYA – DE PÎRO
    AWAZÊ ÇÎYA – EM BERNADIN VÊ DÎLANÊ
    AYNÛR DOGAN – REWEND
    BABETNA – DÛR
    BAJAR – DÎYARBEKIR
    BAJAR – SÎ Û ÇAR HEB
    BAJAR – NEWROZ
    BERFÎN AKTAY – GER
    BERFÎN MAMEDOVA – KOÇBER
    BÛRHAN BERKEN – TENÊBÛN
    BÛRHAN BERKEN – GEROK
    CEMÎL QOÇGIRÎ – HÎVA ZERÎ
    DEVRÎM DEMÎR – TU KÎ YÎ
    DILJEN RONÎ – EVÎNDAR IM
    DR. AHMET KAYA & M.AKBAŞ – ŞERVAN
    ERCAN BÎNGOL – KÛÇIK HATIN
    ERDAL MED – PAYÎZ
    ERDOGAN EMÎR – ÎNSANÊ KAMIL
    ERDOGAN EMÎR – ELKANA VAYI
    FERÎD SEVÎM – RASTHATINEK
    FIRAT MED – ROBOSKÎ
    FÎKRÎ KUTLAY – PASSÎFLORA KURDÎ
    GRUP MUNZUR – EM MIROV IN
    GRUP VARDÎYA – VENGÊ TO
    GULBAHAR KAVCÛ – DEV JÊ BERDE
    HARÛN ELKÎ – XENGILOK
    HARÛN ELKÎ – REV
    HARÛN ELKÎ – HERE
    HÊJA – DERÎ LÊ KET
    HÎVRON – EVÎN
    HÎVRON – JARO
    HUNERGEHA WELAT – LI QAMIŞLO LI BER DERÎ
    HUNERGEHA WELAT – SERÊKANÎYÊ Û AVAŞÎN
    HUNERGEHA WELAT – ŞERVANO
    JAN ARSLAN – XEWREVÎN
    JAN AXÎN – ZERÎBA
    JEHRMAR – BÊJE
    JINMA – EZ JÎN IM
    KADÎR ÇAT – HEVAL HATIN
    KALDIRIM – ŞODIRÊ HARDO
    KALÊ BADÎ – NOŞ
    KASIM TAŞDOGAN – RÊ
    KASIM TAŞDOGAN – VÎNA SOR
    KASIM TAŞDOGAN – REŞKÊ
    KEREM GERDENZERÎ – KEÇA PERÎ
    KEREM SEVÎNÇ – PERPERIK
    KEREM SEVÎNÇ – BAO
    ARYEN KOM – DE RABIN
    LAWJE – WERNE RAYÊ
    MAVÎŞ GUNEŞER – KAM SONO
    MEHMET AKBAŞ & HANI – BERDE
    MEHMET ATLI – GULA DIL
    MEHMET ATLI – MORÎ MIRCAN
    MEHMET ATLI – STRANA NÎVÇE
    MEM ARARAT – XAÇIREK
    MEM ARARAT – KULÎLK
    MEM ARARAT – DIL DISOJE
    MIKAÎL ASLAN – ÇEMO VANO
    MIKAÎL ASLAN – ADIRÊ ZERRÊ MA
    MIKAÎL ASLAN – MÎRAZ
    MIRADY – WAY DELALÊ
    NIZAMETTIN ARIÇ & MIZGÎN TAHIR & NEZÎR PALO – ÊŞA ROJAVA
    MUCAHÎD GOKER – EFO BERZ
    MUCAHÎD GOKER – EVDALO
    OLGUN EREN – DEV JÊ BERDA
    OZAN IRMAK – BERF
    OZAN IRMAK – BÎRANÎNA AZADÎYÊ
    PERVÎN ÇAKAR – RUHÊ MIN TEYR E
    PRAKSÎS – AZADÎ
    PRAKSÎS – SÎNOR
    RAPERÎN – ZAROKÊN ŞER
    REWŞAN & TARA MAMEDOVA – XUÇÊ
    REWŞAN ÇELÎKER – WEXT LAZIM BÛ
    ROHAT CIWAN – TAWANBAR
    ROJDA – ŞENGAL
    RÛKEN YILMAZ- DÎLBERA NAZIK
    RÛŞEN ALKAR – RABE
    SAKÎNA – KO
    SEMYANÎ PERÎZADE – BIRYAREKÎ
    SERDAR ALAZ – ÊSÎR
    SEYDA PERINÇEK & LAVÎN – AWÊNE
    SEYÎDXAN SEVÎNÇ – ÇI HACET
    SÎDAR – BÊJE
    SÎDAR FERÎD – NÎV
    SÎMIR RÛDAN – BIRÎNA REŞ
    SÎYA ŞEVÊ – TU XEM NEKŞÎNE
    SÎYA ŞEVÊ – GURÎ
    SÎYA ŞEVÊ – RÛPAYÎZ
    TARA JAFF – HER WAREK BI BILBILEK
    TARA MAMEDOVA – SÎNO
    TEQ Û REQ – ÇAR ZAROK
    TEQ Û REQ – XEWNEREŞK
    TEŞQELE – BI KÎJAN MEQAMÎ
    VEDAT TANIŞ – BALADA ŞIVANEKÎ
    XALIT TARÎ – GEWRÊ
    XÊRO ABBAS – DIMEŞÎYA
    YAHHYA – MAHÎTAB
    YÛNIS DAS – AZADÎ
    YÛNIS DAS – MIJ Û BERF
    YÛNÛS DÎŞKAYA – DERMAN
    YÛNÛS DÎŞKAYA – GULÊ
    YÛNÛS DÎŞKAYA – LI ÇI DIGERÎ
    ZE TIJE- CEMÎLA MIN
    ZE TIJE – BIHUYÊ
    ZE TIJE – WARWAY
    ABBAS AHMED – MESELE NE EVA
    HOGIR FATIH RASUL – SER KIZ NAKEM
    JAN AXÎN – KUL Û KULÎLK

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Müzik üzerine yazılmış beş kitap

    Müzik üzerine yazılmış beş kitap


    50’li Yıllarda Türkiye: Sazlı Cazlı Sözlük – “Şimdiki Zaman Beledir” / Derya Bengi / Yapı Kredi Yayınları

    Kitabın açıklaması:

    Bu kitap, 1950’li yılları o dönemin gözü ve diliyle okumak isteyenler için, o dönemin gazete ve dergilerinin rehberliğinde hazırlandı. “Şimdiki zaman beledir” dizesi, o dönemin popüler türküsü “Ha bu diyar”dan kopup geldi.

    “Şimdiki zaman beledir”, 50’li yıllar Türkiyesi’nin ritmi üzerinde şarkılar, türküler mırıldanan sazlı cazlı bir sözlük. Bu sözlük, memleket tarihinin belki de en hareketli perdesine yansıyan renkli ve siyah beyaz manzaralara, yaşanan olayların siyasal ve kültürel zeminine, köyüne, kentine, ilklere, yeniliklere, romanlara, öykülere, filmlere, şarkılara, danslara bakıyor; insanların alışkanlıklarına, seslerine, sözlerine, düşlerine, düşüncelerine, Salâh Birsel’in deyişiyle, “ayran içişlerine” eğiliyor.

    Elvis Presley, Zeki Müren, Leyla Gencer, Brigitte Bardot, Ayten Alpman, Dizzy Gillespie, Nana, 6-7 Eylül olayları, Migros kamyonları, köy romanları, Yeşilçam’ın doğum sancıları, Kore’ye giden askerler, allı yeşilli traktörler, çalgılı gazinolar, alaturka-alafranga çekişmesi, radyo günleri…

    Künye:

    Yazar: Derya Bengi

    Kategori: Özel Dizi

    ISBN: 978-975-08-3855-2

    YKY’de İlk Baskı Tarihi: 01.2017

    Sayfa Sayısı: 372

    Boyut: 22.5 x 28.5 cm

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***