Etiket: Mustafa Elitaş

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan da Telefonla Bağlandı: ‘Dünya Artık Bize Özenmeye Başladı’

    Cumhurbaşkanı Erdoğan da Telefonla Bağlandı: ‘Dünya Artık Bize Özenmeye Başladı’


    Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP Kayseri İl Gençlik Kolları tarafından düzenlenen “Söz Gençlikte” programına, telefon bağlantısıyla katıldı. Öte yandan programda konuşan AKP Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, “Son 10 yıldır, özellikle 5 yıldır savunma sanayisinde, teknolojide ve güvenlikte dünya artık bize özenmeye başladı” dedi.


    A+
    Yazı Boyutunu Büyüt


    A
    Yazı Boyutunu Küçült

    AKP Kayseri İl Gençlik Kolları tarafından Gevher Nesibe Selçuklu Uygarlığı Müzesi’nde “Söz Gençlikte” programı gerçekleştirildi. Programa, AKP Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş ve AKP Gençlik Kolları Genel Başkanı Yusuf İbiş’in yanı sıra milletvekilleri, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AKP Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan, AKP Kayseri İl Gençlik Kolları Başkanı Hayri Danacı ve çok sayıda genç katıldı.

    CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN TELEFONLA BAĞLANDI

    Programda konuşma yapan Mustafa Elitaş, salondaki gençlerin talebi üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla aradı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının başında gençlere hitaben, “Kayseri gençlik teşkilatımıza İstanbul’dan en kalbi duygularla selam ve sevgilerimi gönderiyorum” dedi.

    Salondan gelen alkışlar üzerine Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: “Kayseri’de özellikle de bugün gençliğin bu organizesinde emeği geçenleri tebrik ediyorum. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun. Dün, İstanbul’da Türkiye gençlik oluşumunun bir araya geldiği, yaklaşık 50 bin gencin bir arada olduğu bir toplantıyı, TÜGVA olarak yaptık. Hakikaten oradaki buluşma, oradaki organizasyon bambaşkaydı. Ben inanıyorum ki Kayseri’de de bugün böyle bir oluşum, böyle bir buluşma kesinlikle aynen bir başka bu işin oluşumudur. Kendilerini tebrik ediyorum. Emeği geçenleri kutluyorum. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.”

    ‘DÜNYA ARTIK BİZE ÖZENMEYE BAŞLADI’

    AKP Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş konuşmasında, 14 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kurulan AKP’nin kuruluş yıl dönümünü kutlayacaklarını belirtti.

    Gençlere bazı önerilerde bulunan Elitaş, şunları söyledi: “Bizim zamanımızda bilgiye ulaşmak zordu. Ulaşılan bilgiyi en iyi şekilde değerlendiren amacına ulaşıyordu. Şu anda bilgiye ulaşmak çok kolay ama o bilgiyi amaç doğrultusunda kullanmak çok zor. Bizim zamanımızda hep bir bitkinlik, umutsuzluk ve Batı’ya özenmek vardı, onlara karşı duyulan bir alaka vardı. Ama son 10 yıldır, özellikle 5 yıldır savunma sanayisinde, teknolojide ve güvenlikte dünya artık bize özenmeye başladı. Daha önce onlar yapardı biz bakardık ama şimdi ‘ben yapabilirim’ diyen gençleri görüyoruz, onlarla gurur duyuyoruz.”

    Kaynak: AA


    Etiketler

    Recep Tayyip Erdoğan


    Mustafa Elitaş


    Kayseri

    CHP'den Aksaray’da 'Millet İradesi' Mitingi: Binlerce Kişi İmamoğlu’na Özgürlük İstedi
    CHP’den Aksaray’da ‘Millet İradesi’ Mitingi

    Selahattin Demirtaş’tan 'Barış' Mesajı: 'Türkiye'de Yeni Bir Sayfa Açılacak'
    Selahattin Demirtaş’tan ‘Barış’ Mesajı: ‘Türkiye’de Yeni Bir Sayfa Açılacak’

    Aşk ve İlişkilerde Yüzü Gülecek Üç Burç Belli Oldu
    Aşk ve İlişkilerde Yüzü Gülecek Üç Burç Belli Oldu

    Kahinler İşte Bu Burçlardan Çıkıyor! Astrologlar Geleceği Görebilen Burçları Açıkladı
    Kahinler İşte Bu Burçlardan Çıkıyor! Astrologlar Geleceği Görebilen Burçları Açıkladı

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP’den ‘Can Atalay’ Çıkışı: Sonuç Beklemeyin

    AKP’den ‘Can Atalay’ Çıkışı: Sonuç Beklemeyin


    AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, milletvekili seçilmesine rağmen tutuklu bulunan Can Atalay için TBMM’de düzenlenecek olağanüstü toplantıdan “sonuç beklenmemesi gerektiğini” söyledi. Elitaş, konuyla ilgili çıkacak sonucun hukuki olmayacağını da öne sürdü.


    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), geçen yıl Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) milletvekili seçilmesine rağmen hala tutuklu bulunan Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesi süreciyle ilgili olarak, muhalefet partilerinin çağrısıyla cuma günü olağanüstü toplanacak.

    AK Parti’nin 23’üncü kuruluş yıl dönümü etkinliğinde konuşan, partinin Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, cuma günkü toplantıda bir sonuç beklemenin doğru olmadığını, çıkacak bir sonucun hukuki olmayacağını iddia etti.

    ‘CAN ATALAY’IN DURUMU DİĞERLERİNDEN FARKLI’

    Elitaş, Atalay’ın milletvekili seçilmeden önce tutuklu bulunduğunu, TBMM’nin Atalay hakkında herhangi bir oylama yapmadığını söyleyerek, Atalay’ın durumunun daha önce milletvekili koltuğunda otururken yargılama süreçlerine tabi tutulan Enis Berberoğlu ve Ömer Faruk Gergerlioğlu’dan farklı bir durumda olduğunu öne sürdü.

    Mustafa Elitaş, “CHP, Can Atalay’ın milletvekilliği konusunda TBMM’nin tutumunu belirlemek için çağrı yaptı. Bunan yerine bu ihtilafları tamamıyla çözecek, bir askeri üniforma altında zorla yaptırılan bir Anayasa yerine 21. yüzyıla ve demokratik Türkiye’ye yakışır bir anayasayı yapma mecburiyetinde olduğunu düşünmelidir” diye konuştu.

    Kaynak: ANKA


    Etiketler

    Can Atalay


    Mustafa Elitaş


    AKP


    TBMM

    Sokak Yürüyen Hamile Kadını Taciz Etmeye Kalktı O Anlar Kamerada
    Sokak Yürüyen Hamile Kadını Taciz Etmeye Kalktı

    AKP'li Bülent Arınç'tan Kritik Program Öncesi Dikkat Çeken Mesajlar
    ‘Bazı Konularda Başarısız Olduğumuzu İtiraf Etmeliyiz’

    Vekil Geçişlerinin Olması Bekleniyor! AKP'nin Kritik Programı Başladı: Cumhurbaşkanı Erdoğan Konuşuyor
    Cumhurbaşkanı Erdoğan Konuşuyor

    Dilenci mi Darphane mi Belli Değil: Üstünden Çıkanlar Şoke Etti
    Dilenci mi Darphane mi Belli Değil: Üstünden Çıkanlar Şoke Etti

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP’li Elitaş, Kayseri’de Protesto Edildi: ‘Kendimizi Külliye’nin Önünde Yakınca mı Bizi Duyacaksınız?’

    AKP’li Elitaş, Kayseri’de Protesto Edildi: ‘Kendimizi Külliye’nin Önünde Yakınca mı Bizi Duyacaksınız?’

    AKP Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, Kayseri’de Konut Yapı Kooperatifleri Mağdurları tarafından protesto edildi.

    AKP Kayseri İl Danışma Meclisi toplantısına katılan AKP Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, Konut Yapı Kooperatifleri Mağdurları tarafından protesto edildi.

    Toplantının yapılacağı salonun önünde toplanan yüzlerce mağdurdan biri Elitaş salona girdiği sırada “Bu kadar vatandaş mağdur oldu duyun sesimizi, kaçmayın” diye seslendi.

    Mağdur olduğunu söyleyen bir başka kişi ise Elitaş’ın ardından “Hiç mi Allah’tan korkmuyorsunuz? Külliye’nin önünde kendimizi yakınca mı bizi duyacaksınız?” diye sitem etti.

    10 yılı aşkın süre önce üyesi oldukları kooperatife borçlarını ödeyerek tapularını alan ancak sonrasında “yasadaki boşluk” sebebiyle mağduriyet yaşadıklarını ve kendilerine yeni borçlar çıkarıldığını söyleyen yüzlerce kişi, AKP Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş’ı protesto etti. Yaşananlar sonrasında Elitaş, mağduriyet yaşadığını söyleyen kişilerle bir araya gelerek, sorunun çözülmesi için çalışma başlatılacağını söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP’nin İkinci Adamı ‘Erdoğan-Özel’ Görüşmesinin Bilinmeyenlerini Anlattı: ‘Alışkın Olmadığımız Bir Şeydi’

    AKP’nin İkinci Adamı ‘Erdoğan-Özel’ Görüşmesinin Bilinmeyenlerini Anlattı: ‘Alışkın Olmadığımız Bir Şeydi’


    AKP Genel Başkan Vekili Elitaş, ekonomi ve siyaset gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Elitaş, “Vatandaş, Türkiye’de siyasetin yumuşamasını istiyor. Ülkeyi normalleştirme sürecine götürmemiz lazım. Ancak bunu yumuşatarak gerçekleştirebiliriz.” diye konuştu.


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan sonra AKP’nin ikinci önemli ismi Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş Ekonomi gazetesinin sorularını yanıtladı.

    Ekonomi ve siyasetteki “normalleşme” sürecinin detaylarını anlatan Elitaş, “AK Partili seçmenlerin büyük bir kısmı CHP ile AK Parti’nin görüşmesini çok olumlu buluyor” açıklamasını yaptı.

    Elitaş’ın sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

    “104 SAYFALIK VERGİ TASLAĞINI GÖRMEDİM”

    Bir süredir gündemimizde vergi paketi hazırlığı var. Temmuz ayında Meclis’ten geçer mi?

    AK Parti’nin en büyük özelliği bütün görüşler dile getirilir, bütün tartışmalar yapılır ama çoğunluğun kararı hepimizin kararıdır. Çünkü demokrasi budur zaten. Bizim milletvekili arkadaşlarımız, bana Genel Başkanvekili olarak, bakanımıza, Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımıza, Genel Başkan Vekilimiz Efkan Bey’e, grup başkanımıza, komisyon başkanımıza görüşlerini iletiyorlar. Diyorlar ki; “Bunun şöyle yan etkisi olabilir, şunu da ilave etsek olur”. Süreçle ilgili katkı veren var, “zamanlaması yanlış” diyenler var. Bunların hepsi bir süzgeçten geçiriliyor, iş âlemiyle tartışılıyor, konuşuluyor. Kamuoyunda dolaşan 104 sayfalık bir taslağı inanın görmedim. Biz bir siyasİ partiyiz, siyasi partiler vasıtasıyla ülke idare ediliyorsa siyasi partilerin temsilleri Parlamento da yer alıyorsa sonra da siyasi parti grubumuzla istişare ederiz. Bu taslak nereden verildi, nasıl verildi bilmiyorum ama iyi bir şey oldu. Vatandaş bize bir şey söyler, her kesim görüşleri dile getirir. Biz de bunları süzgecimizden geçiririz. Yetkili arkadaşlarımızla, ilgili arkadaşlarımızla değerlendiririz. Ve sonuca ulaştırırız.

    Uygulanan ekonomik programı gelinen nokta itibariyle değerlendirir misiniz?

    Program çok iyi gidiyor. Bunu neye dayanarak söylüyorum CDS’lere bakarak. Biliyorsunuz CDS’ler yüzde 9’lara (900 puan) yaklaşmıştı. CDS nedir? Sigorta primi veya risk primi. Bugün ülke dış dünyadan borçlanırken 900’lerden 260 puanlara düşen bir risk primimiz söz konusu. Daha da güzel sonuçlar çıkıyor. Son bir yılda hemen hemen 100 milyara yakın bir para girdi. Kur korumalı mevduat döviz cinsinden yarı yarıya düştü. Kur korumalı mevduattan eğer biz bu tedirginliği alırsak güven tesis etmeye gerek yok. Beklenti yönetimini, ekonomi programımızı götürmekteki kararlı davrandığımız, bunu iyi değerlendirdiğimiz takdirde kur korumalı mevduattan da çözülmeye başlayacak.

    Bu ekonomik programın vadesi 2026. Bu süre sonuna kadar güçlü destek sürer mi?

    Cumhurbaşkanımız hemen her konuşmasında 2026 yılını işaret ediyor, programın arkasında. Bizim yaptığımız programda ufak tefek sapmalar olabilir. Hazine Maliye Bakanımızın götürdüğü bizim de sonuna kadar destek olduğumuz, tuttuğuna canı gönülden inandığımız çok iyi şekilde yürüyen bir program var. Bu program yalpalamadan sağa sola vurmadan, kararınca gidiyor. Tam gaz değil ama rölantide de değil… Düşük vitesle de değil, aracı yormak yerine, normal bir şekilde, en az maliyetle en verimli şekilde yol almak için gayret gösteriyoruz. Yolda farklı şeyler olabilir, çevirmeler olabilir. Bizim dışımızda olan hadiselerle yurt dışında gelişen olaylar gerçekleşebilir. Mesela Avrupa Merkez Bankası’nın, FED’in alacağı kararlar, Ukrayna ya da başka yerlerde ortaya çıkabilecek olaylar gibi…

    “ONSUZ YAŞANAMAYACAK HALE GELEN TEŞVİK, TEŞVİK DEĞİLDİR”

    Genel yatırım teşvikleriyle ilgili bir çalışma var mı?

    Doktorlar “çocuklara yürüteç vermeyin veriyorsanız zamanını koyun” derler. Eğer bir çocuğu yürüteçten almazsanız o çocuk yürüteçsiz 5 yaşına da gelse yürüyemez hale gelir. Onun için her şeyi kıvamında vermek gerekir. Yani iş dünyamızın teşviki ne kadar alacağını, nasıl alacağını, nasıl ayakta duracağını adeta bir vitamin gibi değerlendirmesi lazım. Onsuz yaşanamayacak hale gelen bir teşvik, teşvik değildir!

    EYT NEREDEYSE DEPREM MALİYETİNİN 3’TE 1’İ KADAR

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, EYT’nin muhalefetin baskısıyla kabul edildiğini söyledi. Buna nasıl bakıyorsunuz?

    Şu bir gerçek; bu senenin sonunda 750 milyar lira civarında bir maliyet ortaya çıkacak. Ortalama kurdan baktığımızda Türkiye bütçesine maliyeti 30 milyar dolar civarında bir rakam. Depremin toplam maliyeti 104 milyar dolar. Bu 104 milyar dolar, ekonomik kayıplarla birlikte maliyet. Herhalde 60-70 milyar dolar kısmı imalat. Türkiye ekonomisinin yaklaşık yüzde 13’ünü temsil eden bir bölgede ortaya çıkan bir hasar var. Bugün biz EYT ile ilgili 2024 yılında depremin maliyetinin 3’te 1’ini harcamış olduk. Ve emekli olan o insanlar şimdi “iş arıyoruz” diyorlar. Hatırlarsınız; EYT’den 2023 yılında yaklaşık 2 milyon kişi emekli olacak. “Bu 2 milyon kişinin emekli olmasının sistemde ve ekonomide ne kadar hasar getireceğini lütfen ekonomist arkadaşlar iyi değerlendirsin” dedik. Onun üzerine oturduk, konuştuk, dedik ki “EYT’den emekli olanlar bir ay içerisinde aynı kuruma müracaat ettikleri takdirde yüzde 5 sigorta priminden indirim sağlayalım teşvik edelim” dedik. Bir kısmı “Yok” dedi, “Olmaz” dedi. Bir kısmı da aynı şekilde devam etti. Ama “Olmaz” diyenler şimdi “Para yetmiyor, ben tekrar işe girmek istiyorum” diyor. Öyle tahmin ediyor ki; ortalama yaşları 45 civarında. 45 civarında bir yaş içinde olan arkadaşları da aynı işletme geri almayabiliyor. Çünkü onda herhalde kıdem tazminatıyla ilgili belki bir sıkıntı çıkabilir. Ondan dolayı devam ettirmeyebilirler

    Yerel seçimlerin ardından siyasette başlayan, ‘normalleşme’ sürecini ve gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Parlamentoda gerginlik olduğunda, Meclis Başkanvekili, grup başkanvekillerini arka odaya çağırır, “Arkadaşlar ortamı yumuşatalım” der, “Normalleştirelim” denmez. Normal, zaten işin akışıdır, kurallara uymaktır. Siyasetin normal akışı; biri bir fikir beyan edecek, karşı taraf da o fikrin eksiklerini, tamamlayıcı yönlerini ortaya koyacak veya tamamen yanlış olduğunu ifade edecek. Siyasetin normali bu. Ama siyaset son zamanlarda aşırı gergin bir ortamda yapılıyor. Özellikle seçim zamanlarında…

    “SEÇMENİMİZİN BÜYÜK KISMI CHP İLE AK PARTİ’NİN GÖRÜŞMESİNİ OLUMLU BULUYOR”

    Demek ki yumuşama denilen şey, siyasetin kendi kuralları içine girmesidir. Milletin özlem duyduğu budur. AK Partili seçmenlerin büyük bir kısmı, CHP’yle AK Parti’nin görüşmesini çok olumlu buluyor. Geçtiğimiz günlerde bir araştırma şirketi getirdi; Sayın Bahçeli’yle Sayın Özgür Özel’in görüşmelerini MHP’liler de çok olumlu buluyor. İşin enteresan tarafı CHP’liler daha az olumlu buluyor. Niye öyle olduğunu da tam bilemiyorum, onu kendileri değerlendirirler. Biz ülkeyi idare eden bir siyasi parti olmamız hasebiyle kim olursa olsun, iktidarların en büyük görevi uhuletle ve suhuletle bu işi götürebilmektir.

    Özgür Özel, “Siyasetin konuşmadığı, el sıkışmadığı yerde, başka odaklar el ovuşturmaya başlıyor” dedi. Bu ifadeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Doğru, o söyleme ben de katılıyorum. Ben onu hep tarif ediyorum. Arkadaşlara da sık sık söylerim. Ne zaman ki; Türkiye iyi bir yolda, iyi bir adım attı, kötü niyetliler ortaya çıkıyor. Bu kötü niyetliler dışarıdaki sahiplerinin taşeronluğunu yapma yolunda hareket ederlerse, önce parlamentoyu itibarsızlaştırırlar. Parlamentoyu itibarsızlaştırırken de bunu siyasetçiler vasıtasıyla yaparlar. El sıkışmayarak, yumruklarını birbirine göstererek, kaba kuvvetle ya da sadece kaba kuvvet, darp değil, dille de aşırı bir kaba kuvvet olabilir hareket edilirse sıkıntı olur. Biliyorsunuz, dil yarasının ağırlığı çok farklıdır. Öbür yara geçebilir ama dil yarası kolay kolay geçmez. Tedavisi zor olan, ilacı bulunmamış bir unsurdur. Bu buradan başlar ve halka da yansımaya başlar. “Zaten bu parlamentodan bir şey olmaz, bunlar şöyle böyle adamlarmış” derler. Önce siyasetçilerin davranış şekillerini sorgularlar. Sonra aldıkları maaşlarını vesairesini sorgularlar. Sonra başka meselelere girmeye başlarlar. Halbuki demokrasinin olmazsa olmazı milletin temsilcileridir, milletin iradesidir.

    Sayın Bahçeli’nin ‘yumuşama’ ile ilgili açıklamaları ne anlama geliyor?

    Sayın Bahçeli, Türkiye’deki yumuşamanın çok doğru olduğunu, çok uygun olduğunu söylüyor. Şu bir gerçek ki; Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Bahçeli’nin 15 Temmuz 2016’den beri yaptıkları ittifak, ittifaktan da öte bir dostluk. Saygı çerçevesinde, nezaket çerçevesinde, olağanüstü bir şekilde devam ediyor. 8 sene dolmak üzere.

    “KILIÇDAROĞLU’NUN GİDİŞİNİN YUMUŞAMA SÜRECİNDE ETKİSİ VAR”

    Kemal Kılıçdaroğlu’nun, CHP’nin genel başkanlığından ayrılması, Özgür Özel’in gelmesi siyasal iletişimi kolaylaştırdı mı?

    Şimdi etkisi var tabii. Vatandaş bunu bizden istiyor. 2002’den bu tarafa 22 yıl geçmiş, 18 sandık önümüze konulmuş. Hele bir yılda 3 sandık ortaya koymuşuz. Yani vatandaş artık bu gerilimden rahatsız oluyor. Türkiye’de siyasetin yumuşamasını istiyor. Ülkeyi normalleştirme sürecine götürmemiz lazım. Ancak bunu yumuşatarak gerçekleştirebiliriz. Sayın Kılıçdaroğlu, “Kaçak Saray” diye başladı, “İşgal edilmiş bir yer” dedi. “Ben onunla gitmem konuşmam” dedi. 7 Ağustos’ta Yenikapı’ya nasıl geldi, acaba gelmek mi istemedi… Çünkü, 7 Ağustos’ta 15 Temmuz Darbe Girişimini lanetledi, arkasından “Kontrollü Darbe” dedi.

    “SAĞOLSUN, 15 TEMMUZ’DA O BOMBANIN ALTINDA OLAN KİŞİ ÖZGÜR ÖZEL’Dİ”

    15 Temmuz gecesi, tüm milletvekillerimizi Ankara’ya davet ettik. 85 civarında AK Partili milletvekili geldi. Ben Kayseri’deydim. Oradan Meclis Başkanımızla görüştük. “Meclisi açalım” dedik. Kayseri’den CHP’nin genel başkan vekilleri hem Sayın Özgür Özel’le, hem Sayın Engin Altay’la, hem Sayın Levent Gök’le konuştum. Parlamentoya davet ettim. “Geliyoruz” dediler. Geldiler, sağ olsun o gün o bombanın altında olan kişi Özgür Özel’di. O girişimin darbe olduğunu içinde ruhuyla hissetti. Ama Sayın Kılıçdaroğlu Bakırköy Belediye Başkanı’nın evinde televizyonun önünde oturarak darbeyi izledi. Sayın Özgür Özel 15 Temmuz günü Meclis’te kürsüdeydi. Hatta bizim bir arkadaşımızın ceketini giyerek kürsüde konuştu.

    Sayın Özgür Özel ile geçtiğimiz hafta yayınladığımız söyleşimizde, Şangay’ı kastederek kişi başına “4 bin 500 dolar geliri değil, 45 bin dolar olan yöne gideceğiz” dedi. 45 bin dolardan kasıt AB… Böyle bir ayrımı ortaya koydu. Siz böyle bir ayrıma nasıl bakıyorsunuz, bir de AB ile Gümrük Birliği anlaşmamız var.

    Özgür Özel’e bir daha sorun bir araştıralım. Mesela bir siyasi partiye üye olan bir başkasına üye olamaz, bir spor kulübüne üye olan bir bakasına üye olamaz… Ama Şangay 5’lisi ile AB herhalde birbirini engellemez diye tahmin ediyorum. Biz şunu söylüyoruz; 1994’deki Gümrük Birliği’nin revize edilmesi şart. CHP’den Sayın Özel’den beklentimiz şu. Kendisi Sosyalist Enternasyonel’in başkan yardımcısı olmuş. Orada Gümrük Birliğini gündeme getirmeli. AB’de de Sosyalist Enternasyonel’e dahil olan partiler etkin. Şunu söylemeli; AB dünyadaki 70’e yakın ülke ile serbest ticaret anlaşması (STA) yapıyor. Biz Gümrük Birliği gereği o ülkelerin AB ile STA’larına uymak mecburiyetindeyiz. Ama o muhatap üçüncü ülke, buna uymak zorunda değil. Biz ayrıca o ülkelerle yeniden STA yapabilmeliyiz. Gümrük Birliği bu şekilde düzenlenmeli. Bu hem Türkiye ekonomisi hem de dış politika ile ilgili; Gümrük Birliği tek ses olmamız gereken bir nokta.

    ERDOĞAN-ÖZEL GÖRÜŞMESİNİN DETAYLARI

    CHP ile güzel görüşmeler oldu. O görüşmelerimizde not tutuldu. Niye not tutuldu? Onu bilmiyorum. Onlar tutuyor diye biz de not tuttuk. Satır satır da yazdık. Alışkın olmadığımız bir şeydi. Diplomatik işlerde not olur. Ben pek çok kez siyasi görüşmelere katıldım ama hiç not tutulmadı. Bu tür görüşmeler, bir uzlaşma varsa ya metne dökülür veya söylenen şeyler varsa orada bilgi paylaşılır; “Şöyle olsun biz böyle düşünüyoruz, öyle yapıyoruz” diye. Ama söylenen sözleri farklı noktaya doğru götürüp, farklı algılarla yapılması kurallara uygun bir iş değil.

    KÜLLİYE Mİ? GENEL MERKEZ Mİ?

    İki siyasi partinin genel başkanı görüşüyor. Ama aynı zamanda ülkenin Cumhurbaşkanının görüşmesi. Nitekim Sayın Cumhur- başkanımız Külliye’de randevu verebilirdi. Sayın Cumhurbaşkanımız, bize ilettik biz de onlara sorduk; “Külliye’yi mi istersiniz, Çankaya Köşkü’nü mü, Genel Merkez mi istersiniz? Tercihi sizin” dedik. Sayın Özgür Özel de çok teşekkür etti. Genel Merkezi tercih etti.

    “GÜZEL KARŞILADILAR”

    Koltukla ilgili durum şu: Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Devlet Bahçeli ile görüştüğünde, nasıl bir koltuk daha varsa, Sayın Özgür Özel’le yapılan görüşmede de aynı koltuk var. Yani Sayın Cumhurbaşkanı’nın birini, AK Parti’de kabul etmesiyle, Çankaya Köşkü’nde, Külliye’de ya da herhangi bir mekânda kabul etmesi arasında bir fark yok. Bu onun Cumhurbaşkanlığı makamını kaldırmaz. CHP ev sahipliği yaptığında, koltukları yan yana koymuş, ona da diyecek bir şeyimiz yok. Çünkü ev sahibi öyle demiş. Sayın Cumhurbaşkanı’nı da nezaketli karşıladılar. Biz de teşekkür ediyoruz bu nezaketleri için. Çok güzel hazırlanmışlar. Güzel karşılama oldu.


    Etiketler

    Mustafa Elitaş


    AKP


    CHP


    Özgür Özel


    Devlet Bahçeli


    MHP


    Recep Tayyip Erdoğan

    Celal Doğan Hastaneye Kaldırıldı
    Celal Doğan Hastaneye Kaldırıldı

    Erdoğan, ABD'ye gidiyor. Çantasında Hangi Başlıklar Var?
    Çantasında Hangi Başlıklar Var?

    Marmara Denizi'nde Zehirli Tehlike: Bu Bölgelerde Baskın Hale Geldi
    Marmara Denizi’nde Zehirli Tehlike!

    Ekrana Ne Zaman Dönecek Merak Ediliyordu... NOW TV'den Selçuk Tepeli Kararı
    Ekrana Ne Zaman Dönecek Merak Ediliyordu… NOW TV’den Selçuk Tepeli Kararı

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP ile KKTC muhalefeti arasında beş yıl sonra ilk temas

    AKP ile KKTC muhalefeti arasında beş yıl sonra ilk temas


    KKTC’de ana muhalefette olan Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, CHP lideri Özgür Özel’in davetiyle geldiği Ankara’da AKP’li yetkililerle de görüştü. Beş yıl aradan sonra gerçekleşen ilk resmi temasın ardından gazetecilerle bir araya gelen Erhürman, “Normalleşme yaşanmaya başladı” dedi.

    Erhürman, Ankara’da Özel’in yanı sıra AKP Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ile de görüştü. Toplantıların ardından gazetecilerle biraraya gelen Erhürman, “Biliyorsunuz Özgür Bey, seçimden çok kısa bir süre sonra Kıbrıs’a gelip, orada bizi ziyaret etmişlerdi. Sonra akşam biz onları yemekte konuk ettik. Onun ardından da Özgür Bey böyle bir davete bulundu. Esas geliş sebebimiz bu. Ama gelmişken diğer randevuları da aldık” dedi.

    AKP ile CTP arasında 2019’dan bu yana hiç bir resmi temas yaşanmadığını da söyleyen Erhürman, iletişimsizliğin CTP grubunun 2019’da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın KKTC Meclis toplantısına katıldığı sırada Genel Kurul’dan ayrılmasıyla başladığını düşünenlerin olduğunu ancak kopukluğun bundan daha öncesine dayandığını anlattı. Erhürman, “Kimileri temassızlığı bizim Meclis’e girmememizle açıklar. Ama temassızlık daha önceden başlayan bir şeydi. Onu da çok anlamlandıramamıştık aslında” dedi.

    ‘NORMALLEŞME BAŞLADI’

    Erhürman, AKP ile gelinen son noktayı şu sözlerle açıkladı: “Biz gelirken o randevuyu talep ettik. Zaten son dönemde ilişkilerde hafif bir düzelme başlamıştı. Mesela bir dönem biz KKTC’deki Türkiye Büyükelçisi’nin verdiği 29 Ekim resepsiyonlarına da davet edilmedik. Ama son dönemde bunlar düzeldi. Arada bir normalleşme yaşanmaya başladı.”

    Elitaş ile görüşmede Kıbrıs meselesiyle ilgili son gelişmeleri kendi cephelerinden anlatma fırsatı bulduklarını da ifade eden Erhürman, masaya özellikle kendilerinin önemli bulduğu bazı acil meseleleri getirdiklerini söyledi. Bu acil meseleleri “hot potatoes/ sıcak patatesler” diye nitelendiren Erhürman, “Kıbrıs’ta şu anda “hot potato” diyebileceğim birkaç sıcak konu var. Ve biz buraya bunlar ne kadar aktarılıyor, burası bunu ne kadar biliyor, burayı da ilgilendiren konulardan bahsediyoruz” dedi.

    ‘MÜLKİYET DAVALARI CİDDİ OLUMSUZ ETKİ YARATMAYA BAŞLADI’

    Erhüman, Elitaş’a ve CHP heyetine de aktardığı kritik ve acil meselelerin başında, adanın güneyinden yeniden açılmaya başlanan mülkiyetle ilgili davaların geldiğini anlattı. Kuzey’deki Rum mülkleri konusunda 2000’lerdeki davaların Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından “devlet olarak” açıldığını, şimdilerde ise Rumların “bireysel davalar” açmaya başladıklarını söyleyen Erhürman şunları söyledi:

    “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Türkiye’ye karşı açılan davaları biliyorsunuz. Bunlar ise doğrudan bireylere karşı açılıyor. Mesela Hurma diye bilinen dava, Hurma diye bir restoran vardı. Onun işletmecisine karşı açılmış olan davaydı. Neden? Çünkü restoranın bulunduğu yer 1974’ten önce bir Kıbrıs Rum’una ait bir yer. Orams davası ise adı üstünde Orams soyadlı bir İngiliz aileye karşı açılan bir davaydı. Tamamen pilot davalar. Aynı davalar, onlar gibi binlerce başka insana açılabilirlik özelliği taşıyor.”

    Bu davaların KKTC’deki tüm müteahhitlere, emlakçılara, komisyonculara ya da mal satın alan vatandaşlara dahi uzanabilecek bir dava türü olduğunu vurgulayan CTP lideri, “İnşaat sektörü üzerinde ciddi olumsuz etki yaratmaya başladı. Dolayısıyla sektörü ciddi etkileyecek bu” dedi.

    Erhürman, ikinci sıcak meselesinin Kıbrıslı Rumların kuzeydeki üniversiteler konusunda attıkları son adım olduğunu söyledi. CTP lideri, kuzeydeki üniversitelerden kabul alıp Kıbrıs’a gelen ancak kısa süre sonra güneye geçip iltica başvurusu yapan Afrikalı öğrencileri “gerekçe” gösteren Kıbrıslı Rumların, AB’deki üniversite kalite kuruluşuna şikayette bulunduklarını anlattı.

    ‘İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM VE GARANTÖRLÜK HAKKINI AYNI ANDA SAVUNMAK PARADOKS’

    Erhürman, Türkiye ziyaretlerinin bir başka amacının da Kıbrıs meselesinin çözümünde Ankara’nın ve KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın savundukları “iki devletli çözüm” konusunda herhangi yeni bir unsur olup olmadığını anlamak, ayrıca CHP’nin bu konudaki tavrını da öğrenmek olduğunu da söyledi. CTP lideri, hem iki devletli çözümü hem de Türkiye’nin garantörlük hakkını aynı anda savunmanın bir “paradoks yarattığını” da ifade ederek, şöyle konuştu:

    “Şimdi Türkiye neyin garantörü? Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal düzeyinde garantörü, yani Ada’nın garantörü. Toprak bütünlüğünün garantörü. Şimdi sen ‘Türkiye’nin garantörlüğünden vazgeçmeyiz’ diyorsun. Biz de bunu diyoruz. Ama biz hangi garantörlükten bahsediyoruz? Tek yanlı müdahale hakkı tüm Ada’yı kapsıyor. Şimdi sen diyorsun ‘iki ayrı devlet.’ O zaman Güney’de garantörlük orada kalır mı? Orada kalkar. Yani sen KKTC için bir garantörlük istiyorsun. O da saçma. Çünkü KKTC gider Türkiye’yle istediği anlaşmayı imzalar. Onun adı da garantörlük falan olmaz. Yani kendi içinde paradoksal şeylerden bahsediyorum.”

    İki devletli çözüm politikasında “anlatılamayan” ikinci meselenin ise Akdeniz’deki doğalgaz ve petrol yatakları meselesiyle ilgili olduğuna dikkat çeken CTP lideri, “İki ayrı devlet olacak. Ama ben güneydeki hidrokarbonlar üzerinde de hak iddia edeceğim. İki ayrı devlet olduğunda biri kuzeydir, biri güneydir. Kuzeyde çıkarsa senindir, güneyde çıkarsa onundur gibi. Bunlar, mesela yumuşak karınlar” dedi.

    KKTC Cumhurbaşkanı Tatar’ın “masada eşit ortaklığa ilişkin” için son dönemde ortaya attığı ve “3 D” olarak tanımlanan yeni koşulları değerlendiren Erhürman, “3 D’yi doğrudan ticaret, doğrudan uçuş ve doğrudan temas anlamında kullanıyorlar. Bu 3 D ile egemen eşitlik talebinin altını doldurmaya çalışıyorlar. Bu üçü olursa, egemen eşitlik konusundaki taleplerinin karşılandığını söyleyecekler halka” diye konuştu.

    ‘ÖZEL-ERDOĞAN GÖRÜŞMESİNİ DE ANLAMAK İSTEDİK’

    Erhürman ayrıca Ankara ziyaretinde, Özel-Erdoğan görüşmelerinde Kıbrıs’ın kapsamlı şekilde ele alınıp alınmadığını anlamak istediklerini de ifade etti. AKP ile CHP arasındaki “normalleşme” görüşmelerinin ardından yapılan ortak açıklamaların ikisinde de Kıbrıs meselesine değinildiğine dikkat çeken CTP lideri, CHP’nin “Dış politikada hükümetle ortak hareket etme” amacı kapsamında Kıbrıs’ta AKP’nin savunduğu “iki devletli çözümü” de benimseyip benimsemediğini anlamaya çalışacaklarını ifade etti.

    ‘HİÇ İLGİM OLMADIĞI HALDE BENİ DE HİZBULLAH’IN HEDEFİ HALİNE GETİRDİN’

    Gazze meselesiyle bağlantılı olarak Lübnan’daki Hizbullah’ın Kıbrıs’ın güneyindeki Baf üssünü hedef ilan etmesine de değinen Erhürman, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da Baf üssünün İsrail’e uluslararası askeri lojistik destek üssü haline geldiğine ilişkin açıklamasını hatırlattı. CTP lideri, şöyle konuştu:

    “16-17 ülkeyle anlaşmalar var Baf’ın kullanımıyla ilgili olarak. Bu Güney’in yarattığı kaos. Sonuç itibarıyla bizi şuraya getirdi; O ülkeler Baf üssünü kullanabilir hale geldiyse, savaşta karşı taraf da seni hedef haline getirebiliyor. Ama burada esas kritik nokta şu; bunca yılın anomalisi neyi yarattı? Bizim hiçbir dahlimiz yok. Biz kimseye üs, müs vermemişiz. Böyle bir şeye irade de koymamışız. Ama gelen tehdit sadece Güney’e değil, bize de gelen bir tehdit. Bizim de yaşama hakkımızı, ne bileyim ben işte memleketimizin yanmama hakkını etkileyen bir tehdit geliyor.”

    “Onları defalarca uyardık, ‘bu büyük ağabeyler arkanızda durmaz, önümüze geçerler’ dedik. Nitekim şimdi de öyle oldu” diyen Erhürman, Kıbrıslı Rumlara şu eleştiriyi yöneltti: “Senin Kıbrıs Cumhuriyeti diye tanımladığın yer üzerinde benim de hakkım var. Sen kendini öyle bir duruma düşürdün ki hiç ilgim olmadığı halde beni de Hizbullah’ın hedefi haline getirdin.”

    ‘ÖZGÜR ÖZEL’LE ÇOK ÖZEL BİR İLETİŞİMDEYİZ’

    CTP lideri Erhürman, Özgür Özel’in CHP genel başkanlığına seçilmesi ile Türkiye’deki ana muhalefet partisinin CTP’ye yönelik tavrının da büyük oranda değiştiğini de anlattı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığı döneminde, her iki partinin de Sosyalist Enternasyonel üyesi olmasına rağmen CTP ile CHP arasında kayda değer herhangi bir resmi temas olmadığını söyleyen Erhürman, Özel’in ise göreve gelir gelmez kendileriyle temasa geçtiğini, KKTC gezisinde özel olarak CTP’yi ziyaret ettiğini, ayrıca iki parti arasında kurumsal anlamda temas kurulduğunu söyedi. Erhürman şöyle devam etti:

    “Özgür Özel’le çok özel bir iletişimdeyiz. CHP ile bizim iletişimimiz Sayın Özgür Özel’in gelmesinden sonra ilk defa gerçekten arzu ettiğimiz gibi bir hale geldi. Özgür Özel kendi en yakınındaki arkadaşları aracılığıyla Kıbrıs’la ilgili bir şey olduğunda bizimle temasla geçmeye başladı.” (ANKA)

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***