Etiket: müsilaj (deniz salyası)

  • Erdoğan’dan Kanal İstanbul değerlendirmesi: İstanbul Boğazı’ndan 13 kat daha güvenli

    Erdoğan’dan Kanal İstanbul değerlendirmesi: İstanbul Boğazı’ndan 13 kat daha güvenli


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘yapılan etütlerin Kanal İstanbul’daki gemi trafiğinin Boğaz’a göre 13 kat daha güvenli gerçekleşeceğini gösterdiğini’ söyledi.

    Millet Kütüphanesi’nde doktora öğrencileriyle bir araya gelen Erdoğan, gençlerin sorularını yanıtladı.

    Tartışmalı projenin de gündeme geldiği söyleşide Erdoğan, “Kanal İstanbul’la ilgili hedefimiz birinci derecede, çevre tehdidinin ortadan kaldırılması. İkincisi, İstanbul’da bugüne kadar yaşanmış bütün kazalardan büyük oranda kurtulmak. Üçüncüsü, çok daha sağlıklı bir deniz trafiğini sağlamak.” dedi.

    İstanbul Boğazı’nda daha önce yaşanan kazalara işaret edip Kanal İstanbul’a ihtiyaç olduğunu savunan Cumhurbaşkanı şöyle devam etti:

    “Özellikle yılda 45 bin geminin geçiş yaptığı İstanbul Boğazı’nın bu trafiği daha fazla taşıması mümkün değil. Yapılan projeksiyonlar 2050 yılında bu rakamın 78 bini bulacağını gösteriyor, trafik devamlı artıyor. Oysa Boğaz’ın güvenlik gemi geçiş kapasitesi sadece 25 bin. Boğazı gemi geçişlerine kapatamayacağımıza göre, artan trafiği karşılamak için artık elimizde tek imkan vardı, o da Kanal İstanbul.”

    “Kanal İstanbul, İstanbul Boğazı’ndan 13 kat daha güvenli”

    “Yapılan etütler, Kanal İstanbul’daki gemi trafiğinin Boğaz’a göre 13 kat daha güvenli gerçekleşeceğini bize gösterdi.” diyen Erdoğan, proje karşıtlarını eleştirdi: “Şimdi 13 kat daha güvenli bir durum söz konusu olduğuna göre, hala İstanbul Boğazı’nda direnmemizin bir anlamı var mı? Ülkemize çağ atlatacak böyle bir projeyi tabii muhalefetin insafına bırakamayız.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Limanlarla, marinalarla bu projenin dünyada müstesna bir yeri olacak. Parmakla gösterilir hale getireceğiz inşallah. Bu konuda muhalefetin yaklaşım tarzı çok çirkin. Eğer biz bunlara eyvallah edersek hiçbir şeyi yapamayız.” değerlendirmesinde bulundu.

  • Fransa’nın güney kıyılarını ‘ölüm riski taşıyan’ zehirli deniz yosunları kapladı

    Fransa’nın güney kıyılarını ‘ölüm riski taşıyan’ zehirli deniz yosunları kapladı


    Fransa’nın Akdeniz kıyısında bulunan en büyük şehri Marsiya kıyılarını, daha çok Japonya’da görülen ve zehirli olan yeşil renkli bir yosun türü kapladı.

    “Rugulopteryx okamurae” adlı yosun türünün yaklaşık birkaç haftadır bölgedeki kumsalları ve kayalık kıyı şeridini sardığı ve açığa çıkardığı hidrojen sülfür gazı sebebiyle sağlık açısından büyük risk taşıyarak ölümlere sebebiyet verebileceği kaydedildi.

    Söz konusu zehirli yosunların özellikle Marsilya rıhtımı haricinde şehrin doğu kıyılarındaki turkuaz deniziyle ünlü Calanques Ulusal Parkı’ndaki küçük koyları istila ettiği belirtiliyor. Calanques ve bölgedeki diğer tesisler, yerli ve yabancı turistler arasında yaz mevsiminde oldukça popüler bir güzergah.

    Bunun yanında zehirli yosunların şehrin batı kıyısı olan ve Cote Bleue (Mavi kıyı) olarak bilinen bölgede de yer yer görüldüğü ve sahil şeridinde mide bulandırıcı bir kokuya sebep olduğu ifade ediliyor.

    Halk kötü koku ve ölüm riski sebebiyle yosun istilasından şikayet ederken, Marsilya açıklarındaki sığ bölgelerde balıkçılık yapan kişilerin ağlarının bu ot tabakasıyla dolduğu belirtiliyor.

    Akdeniz Okyanus Bilimi Enstitüsü araştırma görevlilerinden Thierry Thibault, yosunların 2008’den beri Marsilya’nın yaklaşık 200 kilometre batısındaki Montpellier şehri yakınındaki Thau Bassin havzasında bulunduğunu söyledi.

    “Denize girmek yasaklanabilir”

    Marsilya Belediye Başkan Yardımcısı Herve Menchon ise şu anda insanlar için bir tehlike oluşmadığını ancak hidrojen sülfür gazının artması durumunda belirli kıyı şeritlerinde denize girmenin yasaklanabileceğini kaydetti.

    Marsilya’daki yetkililer durumun kontrol altında olduğunu ve yosun istilasının sebebinin araştırıldığını açıkladı. Sahil güvenlik birimleriyse uzman ekiplerle birlikte deniz altında biriken yosun birikintilerini temizlemeye devam ediyor.

  • Marmara Denizi’nde müsilaj sonrası yeni tehlike hidrojen sülfür gazı mı?

    Marmara Denizi’nde müsilaj sonrası yeni tehlike hidrojen sülfür gazı mı?


    Marmara Denizi’nde bir taraftan müsilaj sorununa çözüm aranırken diğer taraftan uzmanlar müsilajın denizin en dip noktalarındaki etkileri üzerine incelemelerini sürdürüyor.

    Marmara Denizi Bütünleşik Modelleme Sistemi (MARMOD) Projesi’nde görev alan ve salya oluşumları ile ilgili elde edilen verileri analiz eden Doç. Dr. Mustafa Yücel, Marmara Denizi’nde henüz hidrojen sülfür tehlikesine rastlanmadığını belirtti.

    Doç. Dr. Yücel, euronews’e yaptığı açıklamada, İzmit Körfezi’nde hidrojen sülfürün 34 metre derinliğe kadar çıkmasıyla ilgili gelişmelerin şaşırtıcı olmadığını belirterek “Orada (İzmit Körfezi) zaten yaz aylarda bu olmaktadır. Şaşırtıcı bir durum değil, müsilaj ile ilgili değil.” dedi.

    Marmara’da şu ana kadarki çalışmalarda hidrojen sülfür bulgusuna ulaşmadıklarını belirten Doç. Dr Yücel, Marmara Denizi’nin yine de hidrojen sülfür tehlikesine açık olduğuna dikkat çekiyor:

    “Marmara bu tehlikeye müsait bir yer. Bu nedenden dolayı aşırı üretken bir yer. Böyle olduğu için de aşırı üretimin sonradan bozulmasıyla Marmara’nın oksijeni önemli ölçüde azalmış durumda. Balık sadece 25 metre derine inebiliyor. Marmara’nın genelinde 1980’lerde 60-70 metre olan oksijenli yaşanabilir alan şu an iyice sıkışmış durumda.”

    1,5 haftalık çalışmada Marmara’da müsilajın nasıl yayıldığını ortaya koyduklarını söyleyen Yücel, “Salya denilen yapılar yapışkan, görünür köpükler olabiliyor. Denizin ilk 30 metresi bununla kaplı. D__enizin tabanına düşmüş mü onu da bulmaya çalışıyoruz. Şu an için henüz 30 metrenin altına düşmediği yönünde. Neden 30 metre derseniz, Marmara’nın üst suyu Karadeniz orijinlidir. Daha derindeki sular Akdeniz sularıdır. Aradaki yoğunluk farkı bir bariyer görevi görür. Müsilajın daha derine indiğini görmedik.” diyor.

    Hidrojen sülfür

    Millyet Gazetesi’ne konuşan İstanbul Üniversitesi Oşinografi Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden Prof Dr Nuray Çağlar, İzmit Körfezi’nin Karamürsel açıklarındaki İZ-17 isimli ölçüm istasyonunda gelişmiş cihazlarla yaptıkları araştırmalarda 34 metreden itibaren hidrojen sülfür belirlediklerini söylemişti.

    Müsilaj (deniz salyası) sorunuyla ilgili olarak R/V Alemdar II araştırma gemisiyle Marmara Denizi’ne açılan İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü uzmanları İzmit Körfezi’nd7e 34 metre derinlikte canlı yaşamını tehdit eden hidrojen sülfür gazına rastladı.

    Prof. Çağlar “İzmit Körfezi’ne yabancı olmayan bu gazın 110 metrelerden şimdilerde 34 metreye kadar çıkması bizi düşündürüyor. 34 metrede litrede 2 miligram olan hidrojen sülfür 157 metreden sonra 4,5 miligrama kadar çıkıyor” diye konuştu.

    Müsilaj dibe çöküyor

    Çınarcık Çukuru ve Karamürsel ölçüm istasyonlarında müsilaj tabakalarının da yüzeyden dibe doğru çökeldiğini gözlemlediklerini söyleyen Prof. Çağlar oksijenziliğin artabileceği uyarısında bulundu.

    Prof Çağlar “Organik madde yani müsilaj çözülürken sudaki çözünmüş oksijeni tüketiyor. İzmit Körfezi, Marmara denizi sularıyla yenileniyor ama hidrojen sülfür ortadan kalkmıyor. Henüz yazın başında olmamız ilerleyen süreçte bozulmanın hızlanacağını işaret ediyor. Oksijensizlik artabilir hatta kalıcı olabilir” uyarısında bulundu.

    Müsilaj temizliğinde son durum

    Müsilaj temizliğine ara vermeden devam ettiklerini belirten Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada toplamda 4 bin 202 m³ müsilajın temizlenerek düzenli depolama sahalarına gönderiliğini belirtti.

    Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorunu uydu aracılığıyla uzaydan görüntüleyen İstanbul Teknik Üniversitesi Uydu Haberleşme ve Uzaktan Algılama Uygulama ve Araştırma Merkezi deniz salyasının dağılımını ve yoğun olduğu bölgeleri tespit etmek için çalışmalarını sürdürüyor.

  • Marmara Denizi’ndeki müsilaj uzaydan görüntülendi

    Marmara Denizi’ndeki müsilaj uzaydan görüntülendi


    İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uydu Haberleşme ve Uzaktan Algılama Uygulama ve Araştırma Merkezi (UHUZAM), Marmara Denizi’nde ortaya çıkan müsilajı (deniz salyası) uydu aracılığıyla uzaydan görüntüledi.

    Türkiye’nin ilk uydu yer istasyonu İTÜ UHUZAM, Marmara Denizi’nde ortaya çıkan deniz salyasının dağılımını ve yoğun olduğu bölgeleri tespit etmek için çalışma başlattı.

    Bu kapsamda, Marmara Denizi’ndeki müsilaj dağılımı, Pleiades, Spot 5 ve Spot 6&7 uyduları aracılığıyla görüntülendi. Uzaydan alınan görüntü kayıtlarıyla Marmara Denizi’nde müsilajın alanları tespit edildi.

    Mart ayından itibaren alınmaya başlanan uydu kayıtlarında, Marmara Denizi’nde müsilajın artış hızı da belirlendi.

    Müsilajın, Marmara Denizi’nin Kapıdağ Yarımadası’ndan İzmit Körfezi’ne kadar olan doğu bölümünde, 14 Mayıs’ta 25, 19 Mayıs’ta 58 , 24 Mayıs’ta 85 kilometrekarelik alana ulaştığı uydu görüntülerinden tespit edildi. Söz konusu alanda 10 günde 3 kattan daha fazla bir müsilaj artışı olduğu görüldü.

    Uydu görüntülerinde, müsilajın en çok İzmit Körfezi ile çevresi, İstanbul’da Anadolu Yakası’nın kıyı alanları ve Adalar civarında olduğu belirlendi.

    Yüksek çözünürlüklü uydu görüntülerinde, müsilajın zaman zaman Marmara Denizi’nin tamamına parça parça dağıldığı görüldü.

    “Uydu görüntülerinden müsilajın incelenmesiyle ilgili çalışma yaptık”

    İTÜ UHUZAM Müdürü ve İTÜ İnşaat Fakültesi Geomatik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Yanalak, yaptığı açıklamada, İTÜ UZUHAM’ın kuruluşunun 1996’da bir proje olarak başladığını, 2003’ten itibaren İTÜ’ye bağlı bir Uygulama ve Araştırma (UYG-AR) Merkezi statüsü kazandığını söyledi.

    İTÜ UHUZAM tarafından sağlanan görüntülerin birçok akademisyen ve öğrenci tarafından çalışmalarında kullandığını belirten Yanalak, “Son dönemde uydu görüntülerinin doğruluklarının ve çözünürlüklerinin artmasıyla uygulama alanları da arttı. Bizler akademisyenler olarak toplumun ihtiyacı olan belli konularda akademik çalışmalar yapıyoruz. Yakın dönemde de toplumu ilgilendiren müsilaj konusunda uydu görüntülerinden Marmara Denizi’ndeki müsilajın incelenmesiyle ilgili çalışma yaptık. Bu bilgileri ilgili kurumların kullanımına sunuyoruz.” diye konuştu.

    “Marmara Bölgesi’nde uydu görüntülerinde müsilaj çok rahat bir şekilde görülüyor”

    İTÜ UHUZAM Müdür Yardımcısı ve İTÜ İnşaat Fakültesi Geomatik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nebiye Musaoğlu da uydu görüntülerinin çok çeşitli amaçlar için kullanılabildiğini ve merkezlerinde bu imkanın olduğunu dile getirdi.

    Musaoğlu, İTÜ UHUZAM’da farklı uygulama alanlarında çalışmalar yaptıklarını vurgulayarak, “Yakın zamanda Marmara Denizi’ndeki müsilaj problemi nedeniyle odak noktamız oraya kaydı. Bu kapsamda Marmara Denizi’ndeki durum nedir, bunu araştırmaya başladık.” dedi.

    Marttan itibaren farklı çözünürlükteki uydu görüntüleriyle Marmara Denizi’ni incelemeye başladıkları bilgisini veren Musaoğlu, şöyle devam etti:

    “Marmara Bölgesi’nde optik uydu görüntülerini kullanarak zamansal olarak bulutsuz günlerde görüntüler aldık. Marmara Bölgesi’nde uydu görüntülerinde müsilaj çok rahat bir şekilde görülüyor. Çalışmalarda İzmit Körfezi girişi ve çevresi, İstanbul’da Anadolu Yakası ve Adalar’da müsilaj birikimlerinin olduğunu gördük. Marmara Denizi genelinde belirgin bir artış tespit ettik. Görüntülerde müsilaj normal sudan ve diğer objelerden çok belirgin şekilde ayrılabiliyor. Bu aldığımız uydu görüntüleri müsilajın tespit edilmesi ve yerinde önlem alınabilmesi açısından çok önemli. Uydu görüntüleri müsilajın bulunduğu yerlerin ve dağılımının belirlenmesi, öncelikle müdahale edilmesi gereken alanların tespiti ve yapılan temizliğin sonuçlarının izlenmesi açısından önemli bilgiler üretilmesini sağlamaktadır.”

  • Müsilaj (deniz salyası) Marmara Denizi’nde balıkçılığı nasıl etkiler?

    Müsilaj (deniz salyası) Marmara Denizi’nde balıkçılığı nasıl etkiler?


    Küresel iklim değişikliğinden dolayı deniz suyunun ısınması ve Marmara Denizi etrafında yaşayan yaklaşık 20 milyonluk nüfusun neden olduğu çevre kirliliği müsilajın (deniz salyası) oluşmasında büyük bir rol oynuyor. Marmara’da hızla yayılan müsilaj deniz canlılarına zararlı mı? Balıkçılık sektörü bu yeni sorundan ne yönde etkilenir?

    Uzmanlara göre bu salyaların büyük bir çoğunluğu deniz canlılarına ve denize zararlı değil. Bununla birlikte Marmara Denizi’nde görülen türün çok tehlikeli olabileceğinin de altı çiziliyor.

    “Oksijen üretirken oksijensiz kılıyor”

    Salyanın hem deniz yüzeyini hem de dibini kaplaması deniz altındaki mercan gibi hareketsiz organizmaların örtülmesine ve ölmesine neden olurken, deniz yüzeyinin kaplanması nedeniyle güneş ışınlarını yeterince alamayan suda oksijen eksikliği deniz canlılarının toplu ölümlerine neden olabilir.

    Bu tehlikeye dikkat çeken Hidrobiyolog Levent Artüz, deniz salyasının balıkçılığı hem “doğrudan” hem de “dolaylı” etkileyeceğine dikkat çekiyor. Salyanın öncelikle fiziksel olarak balıklara zararı dokunacağını söyleyen bilim insanı, “(Salya) fiziksel olarak balıklara zarar veriyor çünkü balıkların solungaçlarına giriyor. Dolaylı olarak da etkileyecek. Marmara Denizi’nin yerlileri kalmadı zaten ama göçebe balıklar da var. Onları ne kadar etkilediğini göreceğiz. Şu anda çalışmalar devam ediyor. Kesin olarak göçer balıkları da etkileyecek ama ne oranda etkilediğini göreceğiz. Kesin olarak şu oranda etkileyecek diyemiyoruz.” diyor.

    Algler (yosun) ve tek hücreli fitaplanktonlardan oluşan müsilaj, aslında denizin oksijenlenmesinde rol oynayan önemli bir yüzen bitki. Güneş sayesinde fotosentez yapan bu canlılar denize oksijen salıyor. Fakat balık azlığı, deniz kirliliği, Karadeniz’den gelen zengin besin değerine sahip sular ya da deniz suyunun ısınması salyaların üreme alanlarının genişlemesini sağlıyor. Yayıldıkça da oksijen yerine deniz yüzeyini kaplayan yapışkan bir madde salgılanmasına neden oluyor.

    Çözüm balık avının durdurulması mı?

    İlk olarak 2007’de Türkiye sularında görülen müsilaj aynı zamanda ağ ile balık tutulmasını zorlaştırmasından dolayı mahsul azlığına neden olabiliyor. Müsilajın balıklara zarar verdiği ve tutulan balıkların da “hastalıklı” olabileceği yönünde oluşan kamuoyundaki algı da balık satışlarını düşürebiliyor. CNN Türk’e konuşan Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Dr. Mustafa Altuğ Atalay, balık ve midyelerin insan sağlığına zararının olmadığını yaptıkları testlerle gördüklerini belirtiyor.

    Balıkçılar için deniz salyasının diğer bir olumsuz yanı da kendisi ile mücadele için tek çarenin balık avını durdurmaktan geçmesi. Zira müsilajı oluşturan tek hücreli canlıların balıkların başlıca besin kaynağı olması, balık avının durdurulması ile nüfusu artacak balıkların doğal bir şekilde müsilajı yiyerek yok etmesini sağlayacak.

    Gazeteci Nevşin Mengü’nün Youtube kanalına konuşan Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Utku Perktaş, balık anlamında oldukça fakir olan Marmara Denizi’nde balıkçıların “en az iki sezon” balık avına çıkamaması gerekebileceğini vurguluyor.

  • Ulaştırma Bakanı Karaismailoğlu: Kanal İstanbul deniz salyasını bitirecek

    Ulaştırma Bakanı Karaismailoğlu: Kanal İstanbul deniz salyasını bitirecek


    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, haziran ayı sonunda temelinin atılması beklenen Kanal İstanbul projesinin Marmara Denizi’ndeki deniz salyasını da bitireceğini söyledi.

    Kanal 24’te açıklamalarda bulunan Ulaştırma Bakanı “Boğazdan 43 bin gemi geçiyor, yük miktarı çok arttı, gemi boyutları büyüdü. Dünyadaki ticaret hacmi 12 milyar ton. 10 yıl içinde 35 milyar tona çıkacağı söyleniyor. 2050’de boğazdan 78 bin gemi geçecek. Karadeniz Marmara’ya göre çok daha temiz. Kanal İstanbul yapıldığında Karadeniz’e akan nehirlerin Marmara’ya karışması söz konusu. Bu da Marmara’daki su kalitesini artırıp, deniz salyasını da bitirecek.” dedi.

    Kanal İstanbul ile ilgili manipülasyon yapıldığını öne süren Bakan, “Su kaynaklarının etkileneceği söyleniyor. Sazlıdere barajı İstanbul’un yüzde 2.8’ine denk geliyor. İstanbul’un su rezervine Kanal İstanbul ile Piriççik ve Kahramandere barajları ile daha fazla katkı sağlayacağız. Toplam maliyeti 15 milyar dolar. Üzerinde 6 köprü var; fiyata bunlar dahil, 5 yılda tamamlayacağız.” diye konuştu.

    Deniz Salyası ile mücadele için 22 maddelik eylem planı

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, 8 Haziran’dan itibaren 7/24 esasıyla Marmara Denizi’ndeki müsilajın bilimsel temelli yöntemlerle tamamen temizlenmesine başlanacağını açıklamıştı. Kurum, Marmara Denizi Koruma Eylem Planı’na ilişkin, “Bakanlığımız tarafından yapılan çalışmalar çerçevesinde; alıcı ortama deşarj yapan atık su arıtma tesislerinin tamamı 7/24 online izlenecek. Marmara Denizi’ndeki 91 izleme noktası 150’ye çıkarılacak.” dedi.

  • AK Parti’den Peker’in iddiaları için komisyon talebine yanıt: Hatalarımız varsa biz düzeltiriz

    AK Parti’den Peker’in iddiaları için komisyon talebine yanıt: Hatalarımız varsa biz düzeltiriz


    AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, Sedat Peker’in iddiaları ile ilgili komisyon kurulması talebi ile ilgili “Hatalarımız varsa temizleriz, gereğini yaparız. Kaldı ki mafya ile AK Parti en son bir araya gelecek iki kavramdır,” dedi.

    Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in “organize suç örgütü elebaşı Sedat Peker’in iddialarına ilişkin Mecliste bir araştırma komisyonu kurulması” önerisinin sorulması üzerine Turan, “Meclis, kendi gündemine hakim olan, ne yaptığını bilen, milletin beklentilerini yasal zemin içerisinde değerlendiren çok önemli bir kurum. Biz, Meclisimizi, mafya liderlerinin, Twitter köşelerinin, kahvehane ağzının gündemiyle değerlendirmeyiz. Toplumun tüm dertleri bizim derdimiz, tüm merakları bizim merakımız. Yanlış yapan, hatalı davranan, hele ki bizim partimizde varsa, bunu ayıklamak, temizlemek bizim görevimiz. AK Partinin hatası varsa, bireysel olarak, bunun gereğini AK Parti yapmak durumundadır, yaparız. Ama Meclisimizi, devletimizin kurumlarını sadece bir adamın konuşmalarından yola çıkarak belirlemenin doğru olmadığı kanaatindeyim. Muhalefet, mafya babası iddiasındaki kişinin argümanlarını alıp taşımak değildir. Muhalefet, dedikodunun, iftiranın, hakaretin karşılık bulacağı bir yer değildir.” yanıtını verdi.

    CHP Grup Toplantısında sahte tapelerin sergilendiğini ifade eden Turan, “Ana muhalefet partisinin, iktidara en yakın partinin düştüğü hal, FETÖ’nün sözcülüğüydü. Şimdi de geldikleri yer, bir mafya babası diye adlandırılan kişinin kasetlerinden başka gündemi olmaması vahim tabloyu ortaya koyuyor. Siz, muhalefet olsanız, siyasetin hakkını verseniz bu hale düşmezsiniz.” yorumunu yaptı.

    CHP’nin TBMM’de grup toplantısı olduğuna işaret eden Turan, “Utanmasınlar, alışık nasıl olsa. Yarın da Sedat Peker’in kasetini izletsinler, kendi gruplarında. Bunu yapmadılar mı? FETÖ söyledi, bunlar izletti. Şimdi de Sedat Peker söylesin, onlar izletsin. Ama 75 yıldan beri oylarının neden artmadığını sorarsanız, en büyük gerekçe işte budur. Toplumun dertleri değil, dedikodunun merkezi olmaları.” ifadelerini kullandı.

    Savcıların konuya ilişkin gereğini yaptığını belirten Turan, “Biz, Meclisimizi planlanmış, kurgulanmış yapıların sözcüsü haline getirmeyeceğiz.” dedi.

    Bir yanlışın kapatılmasını isteyen insanlar olmadıklarını vurgulayan Turan, Meclis’i, yanlış politikalara alet etmeyeceklerini söyledi.

    Bir kişinin ne söylediği kadar nerede söylediğinin de önemli olduğunun altını çizen Turan, “İlgili kişi nerede konuşuyor? Türkiye düşmanlığıyla bilinen bir ülkenin içerisinde bir otelde konuşuyor. Otel değiştiriyor, güvenlik gerekçesiyle. Değiştirdiği tüm oteller aynı patronun otelleri. Onun için diyorum; Ne söylediğinden öte nerede söylediği kıymetlidir. Biz, bu oyunlara gelmeyeceğiz. Hatalarımız varsa temizleriz, gereğini yaparız. Kaldı ki mafya ile AK Parti en son bir araya gelecek iki kavramdır.” değerlendirmesinde bulundu.

    ‘Hukukun gereği neyse onu yapmak durumundayız’

    “Ayda 10 bin dolar gönderilen siyasetçi” iddiasının sorulması üzerine Turan, “Hukukun gereği neyse onu yapmak durumundayız. 10 bin dolar veya başka bir şey, kimin elinde ne bilgi, belge varsa bunu savcıya vermesi gerekir. Hiçbirimizin zan altında kalmasını hak etmediğimiz kanaatindeyim. Kaldı ki o iddia ortaya konduğunda ‘AK Parti’ denmedi, bir siyasi parti, belki başka bir parti. Kaldı ki vekil denmedi, siyasetçi dendi. Belki siyasetçi ama vekil değil. Ama ne olursa olsun, benzer ithamlar, Meclisi yoran bir gündemdir. Kimin elinde bilgi, belge varsa mutlaka savcılarla paylaşması gerekir.” dedi.

    Müsilaj meclise taşınacak

    Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorununa çözüm üretilmesi, oluşan kirliliğin önlenmesine yönelik “Marmara Denizi’ndeki Müsilaj Sorununu Araştırma Komisyonu” kurulmasına dair hazırlanan önergenin görüşülmesinin planlandığını belirten Turan, “Araştırma Komisyonumuzun, tüm partilerimizle değerlendirip, yarın Meclis’e verilmesini, perşembe günü de görüşmenin yapılmasını hedefliyoruz.” bilgisini paylaştı.

    Tüm partilerin konuya ilişkin kanaatlerini almak istediklerini dile getiren Turan, “Bu sorunu araştırmak, sebeplerini bulmak, çözüm önerilerini değerlendirmek hepimizin görevi. Mavi Vatan diye adlandırdığımız denizlerimizin korunmasında tüm partilerin ortak hareket etmesinde büyük fayda olduğu kanaatindeyim.” diye konuştu.

  • Marmara Denizi’nde müsilajla mücadele için 22 maddelik ‘Eylem planı’

    Marmara Denizi’nde müsilajla mücadele için 22 maddelik ‘Eylem planı’


    Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, 8 Haziran’dan itibaren 7/24 esasıyla Marmara Denizi’ndeki müsilajın bilimsel temelli yöntemlerle tamamen temizlenmesine başlanacağını bildirdi. Kurum, Marmara Denizi Koruma Eylem Planı’na ilişkin, “Bakanlığımız tarafından yapılan çalışmalar çerçevesinde; alıcı ortama deşarj yapan atık su arıtma tesislerinin tamamı 7/24 online izlenecek. Marmara Denizi’ndeki 91 izleme noktası 150’ye çıkarılacak.” dedi.

    Marmara Belediyeler Birliğince Kocaeli’de düzenlenen ve Marmara Denizi’ne kıyısı olan illerin büyükşehir ve belediye başkanları, valileri, vali vekilleri ile bazı milletvekillerinin hazır bulunduğu “Marmara Denizi Eylem Planı Koordinasyon Toplantısı”na katılan Bakan Kurum, 22 maddeden oluşan Marmara Denizi Koruma Eylem Planı’nı kamuoyuyla paylaştı.

    Bakan Murat Kurum, arıtılmış atık suların mümkün olan her yerde yeniden kullanımının artırılacağını ve destekleneceğini, temiz üretim teknikleri uygulanacağını bildirdi.

    Sadece ülke değil, bütün dünyada su kaynaklarının iklim değişikliğinden önemli oranda etkilendiğini aktaran Kurum, bu nedenle arıtılan suların geri kazanımının büyük önem arz ettiğini vurguladı.

    Bakan Kurum, bu kapsamda, ülkede halihazırda yüzde 3,2 olan arıtılarak yeniden kullanılan atık su oranını 2023 yılında yüzde 5’e, 2030 yılında ise yüzde 15’e çıkarma hedefinde olduklarını söyledi.

    “Marmara Denizi’ne gemilerin atık sularının boşaltılması önlenecek”

    Marmara’ya deşarj yapan arıtma tesislerinde de döngüsel ekonomi ilkelerine uyulacağını, suyun yeniden kullanımının destekleneceğini belirten Kurum, “Suyumuzu ne kadar geri kazanırsak, Marmara’ya o kadar az su deşarj etmiş oluruz. Bu manada tüm tesislerimiz de gerekli sistemleri kuracak. Finansal desteklerle tesis dönüşümünü hızlandıracağız. Atık su oluşumunun azaltılması için gerekli tüm temiz üretim teknik ve teknolojilerini hızlıca hayata geçireceğiz.” ifadesini kullandı.

    “Atık su arıtma tesislerini gerektiği gibi işletmeyen OSB’lerin rehabilitasyon ve iyileştirme çalışmalarıyla ileri arıtma teknolojilerine geçişi hızlandırılacak.” diyen Kurum, arıtma tesislerini nasıl yapacaklarına dair standartları, yine Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile birlikte tüm OSB’lere vereceklerini kaydetti.

    OSB’lere verdikleri tarih içerisinde tesisleşmesini gerçekleştirmedikleri takdirde, her türlü cezai işlemi ve hatta kapatma cezasını tavizsiz bir şekilde uygulayacaklarını dile getiren Bakan Kurum, şöyle konuştu:

    “Atık su arıtma tesislerinin yapımı ve işletilmesini çok daha kolay hale getirmek için TBMM’de, milletvekillerimizle birlikte kamu-özel sektör iş birliği modelleri hayata geçireceğiz. Bu konuda kanuni düzenlemelere giderek, atık su arıtma tesislerinin yapım ve işletmelerine Bakanlık olarak verdiğimiz destekleri artıracak adımları atacağız. Marmara Denizi’ne gemilerin atık sularının boşaltılmasının önlenmesine yönelik üç ay içerisinde düzenleme yapılacak. Şu anda da arıtmadan da denize bırakamıyorlar ama arıtma tesislerinin kalitesinin ve cinsinin de incelendiği bir süreçte bu düzenlemeyle birlikte Marmara Denizi’ne giriş yapan gemilerin atıklarının Boğaz girişlerinde atık alma gemilerine veya atık kabul tesislerine vermelerini sağlayacağız. Bu kapsamda yerel yönetimlerimizle birlikte gemilerin takibini sıkı bir şekilde yapacağız. Denetimlerimizi artıracağız.”

    “Marmara Denizi’nin dijital ikizini oluşturacağız”

    Bakan Kurum, tersanelerde temiz üretim tekniklerini yaygınlaştıracaklarını vurgulayarak, tersanelerin deniz ile doğrudan temasta olan gemi inşa ve bakım merkezleri olduğunu ve bu noktalarda daha çevreci teknikler kullanılarak olası deniz kirliliklerinin önüne geçeceklerini bildirdi.

    Eylem planında yer alan maddelerle ilgili detaylı bilgi veren Bakan Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bakanlığımız tarafından yapılan çalışmalar çerçevesinde, alıcı ortama deşarj yapan atık su arıtma tesislerinin tamamı 7/24 online izlenecek. Marmara Denizi’ndeki 91 izleme noktası 150’ye çıkarılacak. Türkiye Çevre Ajansı eliyle Marmara Denizi ile ilişkili tüm havzalardaki denetimler, uzaktan algılama, uydu ve erken uyarı sistemleri, insansız hava araçları ve radar sistemleri kullanılarak artırılacak. Tıpkı Kentsel Dönüşüm projelerimizde yaptığımız gibi, 3 boyutlu modellemeyle meteorolojiden kirlilik yüklerine kadar çok sayıda veriyi içeren Marmara Denizi’nin dijital ikizini oluşturacağız. Marmara’nın tüm kirlilik kaynak ve yoğunluklarını detayları göreceğiz. Bu bölgelerdeki değişimleri anlık olarak takip edeceğiz. Nerede bir kirlilik söz konusuysa da anlık müdahale edeceğiz. Sadece bugün değil, ileride Marmara Denizi’nde yaşanabilecek muhtemel olumsuz senaryonlar durumunda, erken müdahale imkanına kavuşmuş olacağız.”

    “1 yıl içinde Marmara Bölgesi’nin tüm illerinde Sıfır Atık Uygulamasına geçeceğiz”

    Bakan Kurum, Marmara Denizi kıyılarını kapsayacak şekilde Bölgesel Atık Yönetimi Eylem Planı ve Deniz Çöpleri Eylem Planı’nın üç ay içerisinde hazırlanarak uygulamaya konulacağını belirtti.

    Denizlerde oluşan plastik gibi katı atıkların, deniz çöplerinin yüzde 90’ının karasal kaynaklı olduğuna işaret eden Kurum, “Yani evlerimizde, sanayimizde üretilmektedir. Biz karada etkin olarak atıkları topladığımızda zaten denize girişleri önlenmiş olacak. Bu manada, 1 yıl içinde Marmara Bölgesi’nin tüm illerinde, ilçelerinde Sıfır Atık Uygulamasına geçeceğiz ve atıklarımızı bu manada karada toplayarak, ayrıştıracağız, ekonomimize de istihdamımızı da katkı sağlamış olacağız. İyi tarım ve organik tarım uygulamaları ile basınçlı ve damlama sulama sistemleri yaygınlaştırılacağız. Böylelikle sulamada kullanılan su miktarını azaltacağız, dereler vasıtasıyla kirliliklerin Marmara Denizi’ne ulaşmasını engellemiş olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

    “Organik temizlik ürünlerini tespit edip kullanmaya başlayacağız”

    Marmara Denizi’yle ilişkili havzalarda, dere yataklarında yapay sulak alanlar ve tampon bölgeler oluşturarak kirliliğin denize ulaşmasının önleneceğini belirten Bakan Kurum, “Zeytin karasuyu ve peynir altı suyu kaynaklı kirliliğin önlenmesi de önemli. Bunun için atık su azaltımını gerçekleştirecek teknolojik dönüşümler yapılmasını zorunlu hale getireceğiz.” dedi.

    Bakan Kurum, fosfor ve yüzey aktif madde içeren temizlik malzemelerinin kullanımının aşamalı olarak azaltılacağını, organik temizlik ürünlerinin teşvik edileceğini dile getirerek, “Tıpkı Sıfır Atık Projesi’nde olduğu gibi, uygulamaya belediyelerimiz ve kurumlarımızdan başlayarak; kentsel temizlik ve benzeri işlemlerde hem insanımızın sağlığına zarar veren hem de Marmara Denizi’ne akan tüm zararlı maddelerin kullanımını aşamalı olarak azaltıyoruz. Önce kurumlarımızda organik temizlik ürünlerini tespit edip kullanmaya başlayacağız. Bakanlık olarak, gerekli finansal desteği sağlayacağız.” ifadesini kullandı.

    “Marmara Denizi’ndeki tüm hayalet ağlar temizlenecek”

    “Marmara Denizi’mizdeki tüm hayalet ağlar, Tarım ve Orman Bakanlığımızca 1 yıl içerisinde temizlenecek.” diyen Kurum, balıkçılık faaliyetlerinin ekosistem temelli yapılmasının sağlanacağını, koruma alanlarının geliştirileceğini, bilim insanları ve koordinasyon kurulunun alacağı kararlarla takvim ve cezai uygulamaları kısa süre içerisinde belirleyeceklerini kaydetti.

    Bakan Kurum, “Müsilaj nedeniyle zarar gören balıkçılarımıza da Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla Tarım ve Orman Bakanlığımız gerekli ekonomik desteği sağlayacak.” dedi.

    Deniz kirliliğinin önlenmesi ve vatandaşların bilinçlendirilmesi amacıyla yalan yanlış bilgilerden değil tamamen bilimsel, bilim insanlarının yapılan deney ve tespitler sonucunda vatandaşları bilgilendireceği, yönlendireceği bir süreci başlatacaklarını ve bu anlamda yapılan çalışmalar çerçevesinde kamuoyunu bilgilendirerek bir platform kuracaklarını vurgulayan Kurum, “Alacağımız tedbirlerimizi vatandaşlarımızın bu manada duymasını sağlayacak, Marmara Denizi’mizi milletimizle beraber koruyacağız. Marmara Denizi’nin korunması amacıyla yaptığımız ve planladığımız çalışmaları, bilimsel araştırma sonuçlarımızı, kuracağımız www.marmarahepimizin.com sayfası kanalıyla kamuoyuyla paylaşacağız.” ifadelerini kullandı.

    Marmara Denizi suyu sıcaklığının diğer denizlere göre 1 derece daha sıcak olduğunu aktaran Kurum, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Soğutma suları ve termal tesislerden oluşan sıcak suların Marmara Denizi’ne etkilerinin azaltılmasına yönelik tedbirleri alacağız. Allah’ın izniyle bu eylem planlarımız kapsamındaki yatırımlarımızı yerel yönetimlerimizle birlikte 3 yıl çerisinde tamamlayacağız. Marmara Denizi’mizi, içerisinde bin bir çeşit balıklarımızı, canlılarımızı koruyarak en saf, en duru haliyle geleceğe taşıyacağız. Sayın Cumhurbaşkanımız bu noktada bizzat bütün eylem planlarına önerilerini paylaştılar ve inşallah da onların talimatı ve tensipleriyle bu planı hızlı bir şekilde hayata geçireceğiz. Eylem planımız milletimiz, Marmara’mız için hayırlı ve uğurlu olsun diyorum.”

    Daha sonra Bakan Kurum, TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Muhammet Balta, bölge milletvekilleri, bakan yardımcıları, Marmara Denizi kıyısında bulunan illerin valileri ve belediye başkanları, Marmara Denizi Koruma Eylem Planı’nı imzaladı.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Denizlerimizi müsilaj belasından kurtaracağız

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Denizlerimizi müsilaj belasından kurtaracağız


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Son dönemde Marmara’da karşımıza çıkan müsilaj sorunlarının kaynağı arıtılmadan denize bırakılan atık sulardır” dedi.

    Erdoğan, Pendik Millet Bahçesi’nde düzenlenen 5 Haziran Dünya Çevre Günü Toplu Açılış Töreni’ne katılarak konuşma yaptı.

    “Başta Marmara olmak üzere, bu müsilaj belasından denizlerimizi kurtaracağız.” diyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

    “Son dönemde Marmara’da karşımıza çıkan müsilaj sorunlarının kaynağı arıtılmadan denize bırakılan atık sulardır.

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak bu işi koordinasyonunuza alacaksınız üniversitelerle el ele verip başta Marmara olmak üzere bu müsilaj belasından denizlerimizi kurtaracağız.

    Bakanlığımız 300 kişilik bir ekiple Marmara’nın 91 ayrı noktasında, karada da tüm atık su arıtma, katı atık tesisleriyle kirlilik kaynağı olabilecek her yerde denetimlerini sürdürüyor.

    Müsilaj istilası ancak belediyelerden üniversitelere ve özel sektörümüze tüm kurumlarımızın ortak gayretiyle çözülebilecek bir sorundur.”

    Erdoğan, “Yaptığımız yatırımlarla sayısını 15’ten 90’a yükselttiğimiz katı atık toplama tesislerimiz, nüfusumuzun 70 milyonuna hizmet veriyor.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hastanelerimiz nasıl bu salgın döneminde milletimizin sağlığının korunmasında hayati öneme sahip olmuşsa millet bahçelerimiz başta olmak üzere yeşil alanlarımız da adeta insanlarımıza nefes borusu işlevi görmüştür.” dedi.

    “81 ilimizin tamamında şehirlerimizi daha fazla yeşil alanla buluşturduk”

    Erdoğan, şunları söyledi:

    “Geçmişte şehir merkezlerindeki alanları vatandaşlarına kapatan zihniyetin bıraktığı kötü izlerin tamamını silmekle kalmadık, 81 ilimizin tamamında şehirlerimizi çok daha fazla yeşil alanla buluşturduk.

    Şehir merkezlerinde yer alan millet bahçelerimiz insanlarımıza yürüme mesafesinde erişim imkanı sağladığı için, afetlerde toplanma alanı olarak da hizmet verecektir.”

    Çevre bizim işimiz, yeşil bizim işimiz, bundan sonra bunu yapmakla kalmayacak, bu noktada ağaçlandırmadaki faaliyetlerimizi daha da hızlandıracağız.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hazırlıklarını sürdürdüğümüz Türkiye Bisiklet Yolu Master Planı’nı tamamladığımızda Avrupa Bisiklet Ağı ile ülkemizi bütünleştirmiş olacağız.” dedi.

  • Bakan Kurum: Marmara’da görülen deniz salyası ‘müsilaj’ ile ilgili acil eylem planı hazırlıyoruz

    Bakan Kurum: Marmara’da görülen deniz salyası ‘müsilaj’ ile ilgili acil eylem planı hazırlıyoruz


    Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Marmara Denizi’nin birçok noktasında görülen ve su yüzeyinde köpüklü kirli bir tabaka oluşturan “deniz salyası” müsilaj ile ilgili bir “acil bir eylem planı” hazırladıklarını söyledi.

    Konya Sanayi Odası’nda düzenlenen toplantı sonrası müsilajla ilgili basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Kurum, söz konusu sorunla ilgili uzun vadeyi kapsayan bir çalışma yürüttüklerini kaydetti.

    Bakan Kurum yaptığı açıklamada, “Müsilajla alakalı şu an bilim adamlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, Bakanlığımız, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğümüz, İller Bankası Genel Müdürlüğümüz, bakan yardımcımızla, yine Marmara Belediyeler Birliği ile ortak bir çalışma yürütüyoruz. Tüm Marmara belediyelerinin dahil olduğu ortak akılla şu an Marmara’da meydana gelen müsilaja ilişkin hem kısa vadede hem de uzun vadede alınacak tedbirlere ilişkin çalışmalarımızı yürütüyoruz.”

    5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde 7 bölgede yürütülen çok önemli çevre yatırımlarını İstanbul’da milletle paylaşacaklarını vurgulayan Kurum, pazar günü de müsilaja ilişkin yapılan çalışmaları kamuoyuna açıklayacaklarını söyledi.

    “Sanayi tesislerinin arıtma sistemlerinin kalitesi artırılmalı”

    Konuya ilişkin acil önlemler alınacağını dile getiren Murat Kurum, “Akabinde de uzun vadede yapılması gerekenleri hep birlikte yapacağız. Acil bir eylem planı hazırlıyoruz. Tabii bu noktada baktığınızda müsilajın sebebi deniz suyu sıcaklığının artması, denizde meydana gelen kirlilik ve iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte su seviyesinin azalması, sudaki hareketliliğin azalması, üç ana neden olarak gözüküyor. Bilim adamlarımız da bu noktada aynı fikirdeler.”

    “Burada önemli olan kirliliğe sebebiyet veren sanayi tesisleri. Gerek buradaki atık su arıtma tesislerinin sayısının, miktarının, kalitesinin arttırılması, gerekse geleceğe dönük arıtma tesislerinin kalitesini iyileştirmeye yönelik adımlarımız olacak. Bu, çevremizi, denizlerimizi, kıyılarımızı ilgilendiren önemli bir meseledir ve biz de acil bir eylem planı çerçevesinde bu süreci yürütmeye gayret gösteriyoruz.”