Etiket: Mülteciler

  • Doğu Akdeniz’de 45 kişiyi taşıyan tekne battı

    Doğu Akdeniz’de 45 kişiyi taşıyan tekne battı


    Antalya’ya bağlı Kaş açıklarında, içerisinde 45 kişinin bulunduğu bir tekne battı, bölgede arama kurtarma faaliyetleri devam ediyor.

    Milli Savunma Bakanlığından (MSB) yapılan açıklamaya göre, dün akşam Kaş’ın 161 mil güneybatısında, Kerpe Adası’nın yaklaşık 60 mil güneyinde, içerisinde 45 kişinin bulunduğu bir teknenin batmak üzere olduğu bilgisi alındı.

    Bölgeye intikal eden TCG Gelibolu ve TCG Gökova fırkateynleri, arama kurtarma çalışmaları başlattı. “Arama kurtarma sahası” ilan edilen bölgede denizcilere ilanlar yayımlandı, sahada bulunan ticari gemilere arama sektörleri tahsis edildi.

    Deniz Kuvvetleri Komutanlığına ait 2 fırkateyn ve deniz karakol uçağı ile olumsuz deniz ve hava şartlarına rağmen arama kurtarma faaliyetlerinin devam ettiği bildirildi.

    Bu yıl Akdeniz’de göçmen ölümleri geçen seneye göre 2 kat arttı

    Uluslararası Göç Örgütü verilerine göre sene başından bu yana Akdeniz’de kaydedilen ölümler geçen senenin aynı dönemine göre iki kat arttı. 2020 yılında Akdeniz’de 415 göçmen hayatını kaybederken, bu sayı bu yıl bine yaklaştı.

    Örgüt, verilerin, hükümet ve medya kaynaklarından elde edilen bilgilerle toplandığından tahminden öteye geçmediğinin altını çiziyor. Gerçek rakamların çok daha fazla olduğu biliniyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB, Afganistan’dan batıya göçü engellemek için bölgeye maddi destek sağlayacak

    AB, Afganistan’dan batıya göçü engellemek için bölgeye maddi destek sağlayacak


    Avrupa Birliği (AB), Taliban örgütünün baskısı ve ekonomik sebeplerle Afganistan’dan kaçan düzensiz göçmenleri durdurmak için Kabil hükümeti ve civardaki komşu ülkelere maddi destek sağlayacağını açıkladı.

    ABD ve NATO askerlerinin yaklaşık 20 yıl aradan sonra Afganistan’dan ayrılması akabinde özellikle Türk medyasında çıkan düzensiz sığınmacılara yönelik görüntüler kamuoyunda infiale yol açmıştı.

    Konuyla ilgili Reuters haber ajansına konuşan iki AB yetkilisi ve bir diplomat, henüz düzenlenme aşamasındaki maddi yardım paketinin öncelikli olarak Afganistan ve komşu ülkeler Pakistan ile İran’a verileceğini söyledi.

    AB Komisyonu konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçınırken, mali yardımdaki amacın memleketlerinde yaşamaya devam eden ve yasa dışı yollarla başka ülkelere göç etmeyi düşünen Afganistan ve komşu ülke vatandaşlarını ikamet ettikleri bölgede tutmak olduğu kaydedildi.

    AB, 2021’de Afganistan’a yardım amacıyla toplamda 57 milyon euroluk mali destek bütçesini kabul etmişti. Söz konusu ek yardımların sonbahar mevsiminden önce sağlanamayacağı ve AB üyesi ülkelerin onayını beklediği belirtiliyor.

    Yetkililer, Taliban örgütünün Afganistan’da ilerleyişi hız kazanırsa, AB’nin mali desteğinin ihtiyaç sahibi kişilere sağlıklı bir şekilde ulaşamayacağından endişe ediyor.

    AB temsilcisi Josep Borrell, Afganistan ve Pakistan liderleriyle bir araya geldi

    AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell Fontelles, bölgesel bağlantı ve güvenlik konularının yanı sıra Afganistan’daki durumu görüşmek üzere Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani ve Pakistan Başbakanı İmran Han ile, Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te bir araya gelmişti.

    AB, özellikle Suriye’den gelen göçmenlerin batıya doğru düzensiz göçünü engellemek amacıyla Türkiye ile anlaşma yapmış ve 2024 yılına kadar Ankara’ya her sene 3.5 milyar euro ödemeyi kabul etmişti.

    Rusya-ABD işgali ve Taliban baskısı Afganistan’da siyasi düzeni bitirdi

    1979-1989 yılları arasında Rusya’nın, 2001-2021 arası ABD ve NATO güçlerinin işgali altında kalan ve uzun yıllar boyunca da Taliban örgütünün “baskıcı ve radikal” rejimi altında ezilen Afganistan, “dünyanın en düzensiz siyasi otoritesine sahip” ülkesi olarak tanımlanıyor.

    Bu haliyle ülkenin, Kuzey Kore, Türkmenistan, Suriye, Çad, Yemen gibi dünyanın en baskıcı rejimlerinden bile daha kötü yaşam koşullarına sahip olduğu ifade ediliyor.

    Yaklaşık 6.5 milyon Afgan, komşu ülkeler İran ve Pakistan’da mülteci olarak yaşıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Alman Başbakan Merkel: Türkiye’nin AB’ye üye olmasını beklemiyorum

    Alman Başbakan Merkel: Türkiye’nin AB’ye üye olmasını beklemiyorum


    Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyesi olmasını beklemediğini söyledi.

    Eylül ayındaki seçimlerde görevini bırakacak olan Merkel, düzenlediği son basın toplantısında Suriyeli mülteciler ve Türkiye ile ilgili değerlendirmede bulundu.

    Alman Başbakan, Türkiye’nin çok sayıda Suriyeliyi ağırlayarak olağanüstü iş çıkardığını belirtti ve Ankara’yı bu konuda takdir etti. Mülteci anlaşması kapsamında daha yakın iş birliği görmeyi umduğunu söyleyen Merkel, “Bu anlaşmanın devamı herkes için en iyisi” dedi.

    Alman lider ayrıca Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılmasını öngörmediğini de yineledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Uluslararası Af Örgütü: Göçmenlerin Türkiye’ye geri itilmesi Yunanistan’ın politikası haline geldi

    Uluslararası Af Örgütü: Göçmenlerin Türkiye’ye geri itilmesi Yunanistan’ın politikası haline geldi


    Uluslararası Af Örgütünce hazırlanan raporda, göçmenlerin Türkiye’ye geri itilmesinin Yunanistan’ın fiili sınır politikası haline geldiği belirtilerek Avrupa Birliği’nin Atina hakkında ihlal prosedürü başlatması istendi.

    Örgütün “Şiddet, Yalanlar ve Geri İtmeler” adlı raporunda göçmenlerin gördüğü kötü muameleler ve geri itmeler belgelendi.

    Avrupa sınırlarındaki şiddetin herkesi ilgilendirdiği kaydedilen raporda, Haziran-Aralık 2020’de çoğu Meriç Nehri’nde olmak üzere Türkiye’ye 21 yeni geri itmenin belgelendiğine yer verildi.

    Örgütün konuştuğu 16 göçmenin, şiddet ve gözaltı sonrası geri itildiklerini söylediği aktarılan raporda, geri itmelerin Yunanistan’ın fiili sınır politikası haline geldiği vurgulandı.

    Raporda, bazı geri itmelerin sınırların çok ötesinde başladığı, bu kapsamda Yunanistan’ın kuzey ve kuzeybatısında sınırdan uzakta bulunan 5 kişinin gözaltına alındığı ifade edildi.

    Geri itmeleri askerler, polisler ile sivil giyimli kişiler yapıyor

    Göçmenler, üniformalı “askerler” veya “polisler” ile genellikle sivil giyimli kişiler tarafından geri itildiklerini söyledi.

    Geri itilen göçmenlerin yarısından fazlasının, yasal yardıma erişimleri olmaksızın veya kayıtları alınmaksızın keyfi olarak gözaltında tutulduğu vurgulanan raporda, tespit edilen gözaltı yerleri arasında Gümülcine’deki Gomoniçe limanı, Bıdıklı sınır karakolu ve Poros Adası’nın da bulunduğu aktarıldı.

    “İnsanlar sınırdan 700 kilometreye kadar varan bir uzaklıkta yakalanıp, gözaltına alındıktan sonra Türkiye kara sınırına götürülerek geri gönderildi” denildi.

    “Bir kişi, Uluslararası Af Örgütü’ne, geri gönderme operasyonlarından biri sırasında kendisinin ve içinde olduğu grubun Meriç Nehri’nin ortasında bir adacığın yakınında bottan suya atlamaya zorlandığını ve günlerce bu adacıkta mahsur kaldıklarını söyledi.” ifadesine yer verilen raporda, “Bottan atılan bir erkeğin, yüzme bilmediği için suda batıp çıkarken yardım çığlıkları attığı ve akıntıya kapıldığı görüldü.” ifadesiyle göçmenlerin yaşadıkları aktarıldı.

    İşkenceye varan kötü muamele

    Raporda, Avrupa İşkenceyi ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele ve Cezayı Önleme Komitesinin (CPT) Poros’ta günün sonunda atılan gözaltı kayıtlarının, adanın geri itmeler için kullanıldığına dair güvenilir kanıtlar sunduğuna dair değerlendirmesine de atıfta bulunuldu.

    Orada tutulan mültecilerin geri itmelerden hemen önce tokat, tekme ve cop darbesi gibi yasaklanmış muamelelere tanık olduğu veya bunları yaşadığı aktarıldı.

    Omurga ve el kırıkları, çürükler gibi bazıları işkenceye varan ciddi yaralanmalardan bahsedildiği ifade edilen raporda, kadınların ve çocukların gözleri önünde erkeklerin çıplak bir şekilde arandığı ve şiddet gördüğüne vurgu yapıldı.

    Raporda, “Birçok vakada, bildirilen şiddet olayları, uluslararası hukukun insanlık dışı ve alçaltıcı muamele yasağını ihlal etti. İçerdikleri şiddet düzeyi ile aşağılayıcı veya cezalandırıcı maksat taşımalarından ötürü aynı zamanda işkence kapsamına giren vakalar mevcuttu.” ifadelerine yer verildi.

    Ayrıca, Türkiye’nin de ulaşanları Yunanistan’a geri dönmeye zorladığına dair duyumlar alındığı dile getirildi.

    “AB Yunanistan hakkında ihlal prosedürü başlatmalı”

    Yunanistan ve diğer AB ülkelerinin bu ihlalleri durdurması ve bunların sorumluluğunu kabul etmesi gerektiği vurgulanan raporda, suistimaller için adalet sağlamanın zaman alıcı, zor ve şu ana kadar etkisiz olduğuna dikkat çekildi.

    Raporda mültecilerin mallarına el konulmasının da geri itmelere ilişkin kanıt sunmalarını engellediğine işaret edildi.

    AB’nin geri itmelerle işlenen ciddi insan hakları ihlalleri için Yunanistan hakkında ihlal prosedürü başlatması gerektiği belirtilen raporda, Avrupa sınır gücü Frontex’in de suistimallerden habersiz olduğunu iddia edemeyeceğinin altı çizildi.

    İlaveten, “Avrupa Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı Frontex, insanları insan hakları ihlallerine karşı koruyacak makul tedbirleri almakla ve benzeri ihlallerin işlenmesi halinde faaliyetlerini askıya almak veya geri çekmekle yükümlüdür.” değerlendirmesinde bulunuldu.

  • Danimarka’nın mültecilerle ilgili yeni yasasına Avrupa Birliği’nden tepki

    Danimarka’nın mültecilerle ilgili yeni yasasına Avrupa Birliği’nden tepki


    Danimarka’da yeni onaylanan sığınmacıları Avrupa dışında inşa edilen kamplarda kabul etmesini öngören yasa tasarısı Avrupa Birliği’nde tartışma yarattı.

    AB Komisyonu Sözcüsü Adalbert Jahnz, sığınma talep edenlerin sınır dışı edilmesine imkan veren yeni yasasının, mevcut AB hukukuna aykırı olduğunu bildirdi.

    Jahnz, Danimarka’nın uluslararası yükümlülükleriyle uyumluluğu ve sığınmacıların korunması için uluslararası dayanaklara zarar verilmesi riskiyle ilgili Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (UNHCR) endişelerini paylaştıklarını belirtti.

    Sığınma talepleriyle ilgili bu tür kararların hem konuya ilişkin hukuki süreçlere hem de mağdurlara etkili biçimde koruma sağlanmasına yönelik soru işaretleri oluşturduğunu belirten Jahnz, şunları kaydetti:

    “Bu, mevcut AB hukuku altında ya da göç ve sığınmaya yönelik yeni teklifler içeren anlaşma uyarınca mümkün değildir. Komisyonun önerdiği yeni göç ve iltica anlaşması, sığınmayı AB Şartı tarafından garanti altına alınmış bir temel hak olarak görüyor. Komisyon, yeni bir adım atılmadan ve yürürlüğe girmeden önce Danimarka’nın yasalarını dikkatlice inceleyecek.”

    Danimarka’nın kararı

    Danimarka Parlamentosu, Danimarka’nın sığınmacıları Avrupa dışında inşa edilen kamplarda kabul etmesini öngören yasa tasarısını onaylamıştı.

    Söz konusu yasa tasarısı, hükümeti oluşturan Sosyal Demokrat Partinin yanı sıra sağ ve aşırı sağ görüşlü partilerin de desteğiyle kabul edildi. Yasa tasarısının kabulü için 70 parlamenter oy kullanırken 24 parlamenter ise karşıt tutum sergiledi.

    Danimarka Göç Bakanı Mattias Tesfaye, geçen ay yaptığı açıklamada, Danimarka’nın Avrupa’nın dışında sığınmacı kabul kampları kuracağını belirtmişti.

    AB Komisyonu, 2015’teki göç akınından bu yana sığınmacıların nasıl dağıtılacağı ve iltica başvuruları reddedilenlerin nasıl geri gönderileceğine çözüm bulunamaması nedeniyle yeni bir tasarı hazırlamıştı.

  • BM: Küresel yerinden edilenlerin sayısı 82 milyonla rekor kırdı; Türkiye, ev sahipliğinde ilk sırada

    BM: Küresel yerinden edilenlerin sayısı 82 milyonla rekor kırdı; Türkiye, ev sahipliğinde ilk sırada


    Birleşmiş Milletler, savaştan ve zulümden kaçanların geçen yıl da artmaya devam ettiğini ve küresel çapta yerinden edilenlerin sayısının 82 milyonun üzerine çıkarak on yıl önceki rakamı ikiye katladığını duyurdu.

    Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (BMMYK) yeni bir raporu, 2019’da rekor kıran bir yılın ardından 2020’de küresel yerinden edilme rakamlarının yaklaşık üç milyon arttığını ve insanlığın yüzde birinin yerinden edildiğini gösterdi.

    Türkiye 3,7 milyon ile dünyanın en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yapmaya devam etti.

    Dünyadaki mültecilerin üçte ikisinden fazlası sadece beş ülkeden geliyor: Suriye, Venezuela, Afganistan, Güney Sudan ve Myanmar.

    Rapor, Suriye, Afganistan, Somali ve Yemen’deki gibi uzun süreli krizlerin insanları kaçmaya zorladığını; Etiyopya ve Mozambik gibi yerlerde şiddet olaylarının ise yerinden edilmeyi hızlandırdığını vurguladı.

    Covid-19’a rağmen rakamlar arttı

    Covid-19 kısıtlamalarının yerinden edilmeyi sınırlaması bekleniyordu; ancak rakamlar art arda dokuzuncu yıl da arttı.

    BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, AFP’ye verdiği demeçte, pandemi sırasında “ekonomiler de dahil olmak üzere diğer her şey durdu, ancak savaşlar ve çatışmalar, şiddet ve ayrımcılık ve zulüm, bu insanları kaçmaya iten tüm faktörler devam etti” dedi.

    BM ajansı, 2020’nin sonunda 82,4 milyon insanın mülteci veya sığınmacı olarak ya da kendi ülkelerinde yerinden edilmiş olarak yaşadığını tespit etti. Bu rakam 2011’de yaklaşık 40 milyondu.

    “2. Dünya Savaşı’na göre bugün daha fazla insan hareket halinde”

    Norveç Mülteci Konseyi Başkanı Jan Egeland, dünya liderlerinin bu ciddi krizi çözmede başarısız olduğunu söyledi: “Bugünün küresel yerinden edilme rakamları, insanlığın destansı bir başarısızlığıdır. Bugün, İkinci Dünya Savaşı sırasında olduğundan çok daha fazla insan hareket halinde. Yine de şaşırtıcı istatistiklere rağmen, dünya liderleri neslimizin en büyük acil durumunu çözmekte yetersiz kaldılar.”

    Raporda, dünyada yerinden edilenlerin yüzde 42’sinin 18 yaşın altındaki kız ve erkek çocuklar olduğunu vurguladı.

    Grandi, “Sürgünde doğan bu kadar çok çocuğun trajedisi, çatışma ve şiddeti önlemek ve sona erdirmek için çok daha fazla çaba sarf etmek için yeterli sebep olmalıdır.” dedi.

    2020’nin sonunda 5,7 milyon Filistinli de dahil olmak üzere yaklaşık 26,4 milyon insan mülteci olarak yaşıyordu.

    Yaklaşık 3,9 milyon Venezuelalı da mülteci olarak kabul edilmeden sınırlarının ötesine taşınırken, dünya çapında 4,1 milyon kişi sığınmacı olarak kaydedildi.

    2020’de en az 164 ülke Covid-19 nedeniyle sınırlarını kapattı ve bunların yarısından fazlası sığınmacılar ve mülteciler için hiçbir istisnaya izin vermedi.

    Rapora göre, geçen yıl 11 milyondan fazla insan, yerinden edildi. Bu, on yıldan fazla süren bir savaşın ardından 13,5 milyon kişinin ülke içinde veya dışında yerinden edildiği Suriye’yi de içeriyor.

    Türkiye ilk sırada

    Türkiye 3,7 milyon ile dünyanın en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yapmaya devam ederken, onu 1,7 milyon ile Kolombiya, 1,4 milyon ile Pakistan ve Uganda ve 1,2 milyon ile Almanya izledi.

    2020 boyunca, yalnızca yaklaşık 3,2 milyon yerinden edilmiş kişi ve yalnızca 251 bin mülteci evlerine geri dönerek 2019’a göre sırasıyla yüzde 40 ve yüzde 21 düşüş kaydetti.

    Rapora göre, geçen yıl sadece 34 bin 400 savunmasız mülteci üçüncü ülkelere yerleştirildi. Bu 20 yılın en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçti.

    Mülteci krizine çözüm için ‘egoist’ yaklaşımın bırakılması çağrısı yapan Grandi, “Küresel liderlerin ve nüfuz sahibi kişilerin farklılıklarını bir kenara bırakmasını, siyasete egoist bir yaklaşımı sona erdirmesini ve bunun yerine çatışmayı önlemeye ve çözmeye ve insan haklarına saygıyı sağlamaya odaklanmasını gerektiriyor” dedi.

  • İngiltere, AB vatandaşları ve yabancı turistler için yeni güvenlik planını duyurdu

    İngiltere, AB vatandaşları ve yabancı turistler için yeni güvenlik planını duyurdu


    İngiliz hükümeti, sınırı daha güvenli hale getirmeyi amaçlayan geniş bir reform kapsamında ülkeyi ziyaret eden AB vatandaşları ve diğer yabancı uyruklular için yeni planını duyurdu.

    İçişleri Bakanı Priti Patel, hükümetin Birleşik Krallık’a giren ve çıkan kişi sayısını daha doğru bir şekilde izlemesine yardımcı olacağını savunduğu yeni bir Elektronik Seyahat İzni (ETA) planıyla ilgili yasayı kabul edeceğini söyledi. İngiliz ve İrlanda vatandaşları bu uygulamadan muaf tutulacak.

    Plana göre, ziyaretçilerin Birleşik Krallık’a seyahat etmeden önce, İçişleri Bakanlığı’nın güvenlik kontrolleri yapmasına ve birisinin ülkeye daha erken bir aşamada girmesine izin verilip verilmeyeceğine dair kararlar almasına olanak tanıyan çevrimiçi bir form doldurmaları gerekecek.

    Patel, “Rakamlar konusunda daha fazla doğruluğa sahip olacağız, ülkemizde kimlerin olduğunu sayabileceğiz. Net göç hedefleri veya sayıları veya bu nitelikteki şeyler etrafında varsayımların etrafında çalışmak zorunda kalmayacağız ve hatta sayıların artacağını veya azalacağını tahmin etmemiz gerekmeyecek” diye konuştu.

    Program, yolcu başına 14 Dolar maliyeti olan Amerikan Elektronik Seyahat Yetkilendirme Sistemi’ne (ESTA) benziyor. AB de, 2022’den itibaren başlayacak olan ve tahmini 7 Euroluk bir ücret ile İngiltere vatandaşlarına uygulanacak olan, Avrupa Seyahat Bilgi ve Yetkilendirme Sistemi (ETIAS) olarak bilinen benzer bir programı uygulamaya koyuyor.

    Sonbaharda pilot uygulama başlıyor

    Bakanlık, hava yolu şirketlerinin yolcunun uçağa binmeden önce bu çevrimiçi izinleri kontrol etmeleri gerekeceğini ve şu anda Elektronik Vize Muafiyeti ile seyahat eden yolcular için bu sonbaharda bir pilot uygulama başlatmak amacıyla, seçilen uçuş şirketleriyle çalışmaya başlayacaklarını kaydetti. ETA’nın 2025’te yürürlüğe girmesi bekleniyor.

    İçişleri Bakanı, belgesiz göçmenlerin ve yabancı uyruklu suçluların geri gönderilmesini hızlandırma ve bu suç için en yüksek ceza olan 14 yıl hapis cezasına çarptırılacak insan kaçakçılarını durdurma planlarını dile getirdi. Patel ayrıca, bu yıl İngiliz vergi mükelleflerine 1 milyar sterline mal olduğunu söylediği iltica sisteminde toptan bir reformu sürdürme sözü verdi.

  • İskoçyalılar 2 mültecinin sınır dışı edilmesine aracın önüne yatarak engel oldu

    İskoçyalılar 2 mültecinin sınır dışı edilmesine aracın önüne yatarak engel oldu


    İskoçya’nın Glasgow kentinde Ramazan Bayramı’nda sınır dışı edilmek istenen iki Müslüman mülteci serbest bırakıldı.

    İngiltere İçişleri Bakanlığına bağlı göçmenlik polisleri, yerel saatle sabah 09.30’da Glasgow’da ağırlıklı olarak Müslümanların yaşadığı Pollokshields mahallesinde bir evi basarak iki kişiyi sınır dışı edilmek üzere minibüse bindirdi.

    Olayı gören mahalle sakinleri minibüsün hareket etmesini engelledi. Göstericilerden biri minibüsün altına yatarken, diğerleri de aracın etrafını çevirdi.

    Bunun üzerine olay yerine İskoçya polisi çağrıldı. Önce minibüsü korumaya alan polisler, daha sonra göstericilere müdahale etti.

    İskoç polisi geri adım attı

    Ancak İskoçya Polis Teşkilatından daha sonra yapılan açıklamada, kendilerini İngiltere Göçmenlik Bürosunun çağırdığı belirtilerek, “İskoçya Polisi mültecilerin geri gönderilmesine yardımcı olmuyor. Memurlar, protestoyu denetlemek ve kamu güvenliğini sağlamak için olay yerinde.” denildi.

    İnternette yer alan görüntülerde polislerin daha sonra minibüsün etrafından ayrılıp yol kenarına geçtiği görüldü.

    Gelişmelerin ardından İskoçya Polis Teşkilatı’ndan yapılan açıklamada, Başkomiser Mark Sutherland’ın, 2 mültecinin serbest bırakılmasına karar verdiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:

    “Pollokshields mahallesindeki gözaltı ve müteakip protestoya dahil olan tüm insanların güvenliğini, halk sağlığını ve refahını korumak için, Başkomiser Sutherland, uygun risk değerlendirmesinin ardından, İngiltere Göçmenlik Bürosu tarafından gözaltına alınan erkeklerin bulundukları topluma geri dönmesi yönünde operasyonel karar aldı. İskoçya polisi bunu hızlı ve etkili şekilde kolaylaştırmak için halktan en kısa zamanda sokaktan dağılmasını istiyor.”

    “Olaylara İngiltere İçişleri Bakanlığı neden oldu”

    İskoçya Bölgesel Hükümeti Başbakanı Nicola Sturgeon de Twitter’dan yaptığı paylaşımlarda, bugünkü olaylara tamamıyla İngiltere İçişleri Bakanlığının neden olduğunu belirterek, İskoçya polisinin mültecilerin geri gönderilmesine yardımcı olmadığını, kamu güvenliğini korumakla yükümlü olduğunu bildirdi.

    Sturgeon, “Esasen İngiltere İçişleri Bakanlığının göçmenlik politikasına katılmıyorum ama bunu bir kenara bıraksak bile, bu eylem kabul edilemezdi. Ramazan Bayramı’nı kutlayan Müslüman bir topluluğun kalbinde ve Covid-19 salgını yaşanan bir bölgede bu şekilde hareket etmek bir sağlık ve güvenlik riskiydi.” değerlendirmesinde bulundu.

    İngiltere hükümetinden, eylemleriyle bir daha asla böyle tehlikeli bir durum yaratmayacaklarına dair güvence talep edeceğini belirten Sturgeon, daha önce bir bakanla konuşmayı başardığında hiçbir güvence verilmediğini ve empati de gösterilmediğini anımsattı.

    Sturgeon, son olarak, bir seçim bölgesini temsil etmekten, sığınmacılara ve mültecilere kucak açan ve onlara destek veren bir ülkeye liderlik etmekten gurur duyduğunu dile getirdi.

  • Kamerunlu mülteci Avustralya Başbakanı Morrison’a kamuoyu önünde yalvardı

    Kamerunlu mülteci Avustralya Başbakanı Morrison’a kamuoyu önünde yalvardı


    Kamerun’lu bir kadın mülteci Avustralya Başbakanı Scott Morrison’ın yanına yaklaşarak ailesine ve Afrika’dan gelen mültecilere yardım için ricada bulundu.

    Kamerunlu mülteci Morrison’a “Ailemin yarısını kaybettim. Eğer bana yardım etmezseniz ailemi kaybedeceğim. Herkes ölecek. Yardım edin, yardım edin” sözleriyle yalvardı.

    Queensland eyaletindeki basın toplantısının bitiminde yanına gelerek yalvarmaya başlayan kadının ricasını sonuna kadar dinleyen Morrison eğilerek kadının ellerini tuttu ve ayağa kalkmasına yardım ederken yetkililerin ona yardımcı olacağını belirtti.

    Avustralya göçmen ve mültecilere karşı katı bir politika izliyor. Avustralya’ya varan mülteciler kıtanın açıklarındaki tecrit kamplarına gönderiliyor. Avustralya’nın yürüttüğü katı göçmen poltikasını savunan Başbakan Scott Morrison mültecinin ricada bulunduğu basın toplantısında Covid-19’la mücadele kapsamında Hindistan’daki Avustralya vatandaşlarının ve oturum izni bulunanların ülkeye dönüşünü yasaklayan tedbirlerin ayrıntılarını açıklamıştı.

    “Kamerun’dan gelen mültecilerin çaresizliğini başbakana aktarmak istedim”

    Daha sonra olayla ilgili Avustralya’nın kamu yayın kurumu SBS’e konuşan mülteci Kamerun’dan gelenlerin ne kadar çaresiz olduğunu Başbakan Morrison’a aktarmak için kamuoyu önünde bu hareketi yaptığını ifade etti.

    Fransızca’nın ağırlıkla konuşulduğu orta Afrika ülkesi Kamerun’un batısında İngilizce konuşan iki bölgedeki ayrılıkçıların başlattığı çatışmalar 2017’den bu yana devam ediyor. Çatışmalarda bugüne kadar 3 bin 500’den fazla kişi yaşamını yitirirken, 700 binden fazla Kamerunlu evlerinden edildi. Her iki taraf da birbirini şiddet uygulamakla suçluyor.