Etiket: Muharrem İnce

  • Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına yanıt vermişti: İnce’den düzeltme

    Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına yanıt vermişti: İnce’den düzeltme


    Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu katıldığı bir televizyon programında ‘Muharrem İnce ile görüşeceğim’ açıklamasında bulunmuş, CHP Lideri’nin açıklamasına ilişkin Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ile konuşan gazeteci Candaş Tolga Işık’a “Az önce Muharrem İnce’yle konuştum. Kılıcdaroğlu’nun kendisine yaptığı “İlk turda bitirmemiz lazım” çağrısıyla ilgili “100 bin imzayı toplayayım önce Kemal Bey benim abimdir, genel başkanımdır. Onun sözünü dinler, memnuniyetle de görüşür, konuşurum” dedi” paylaşımında bulunmuştu. 

    MUHARREM İNCE’DE DÜZELTME

    Muharrem İnce Işık’a yaptığı açıklamaları düzeltti. 

    Sosyal medya hesabından açıklama yapan İnce, “Candan Tolga Işık’a yaptığım açıklama hakkında gelen sorulara toplu cevap vermem gerekirse: Kemal Bey benimle görüşmek isterse elbette görüşürüm, kendisi benim eski genel başkanım ve ağabeyimdir. Söyleyeceklerini dinlerim dedim. Görüyorum ki sözlerim “sözünden çıkmam” gibi tuhaf bir manaya çekiliyor. Gerçi Candan Bey sağolsun düzeltti ama ben de buradan tekrar düzeltmiş olayım” dedi. 

    İnce paylaşımlarının devamında ise “Ayrıca söylememe gerek yok, ben başka bir siyasi partinin genel başkanıyım ve Cumhurbaşkanı adayıyım. Allah’ın izni ile plânladığımız şekilde ve sürede imzalarımızı toplayıp yolumuza devam edeceğiz. Bu süreçte bütün adaylarla olduğu gibi Kemal Kılıçdaroğlu ile de görüşeceğim. Görüşecek olmam adaylığımı pazarlık konusu yapacağım anlamına gelmez” ifadelerini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Bot Muharrem’ bir bölen olarak mı tarihe geçecek?

    ‘Bot Muharrem’ bir bölen olarak mı tarihe geçecek?

    Memleket Partisi Genel Başkanı ve şimdilerde cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’ye sosyal medyada gösterilen ilginin ‘bot’ hesaplarla sağlandığı ortaya çıktı. Anlaşılan İnce, CHP’den ayrıldıktan sonra göremediği ilgiyi Kılıçdaroğlu’nun oyunu böleceği için aktrol takımından görüyor. Ancak İnce’nin bu ilgiyi kendisinin oluşturduğunu düşünmesi başlı başına sorun. Oysa Türkiye siyasetinde kısa süreli ilgiler üzerine siyasi gelecek inşa etmenin hüsranla sonuçlandığını bilmeyecek kadar acemi bir politikacı değil.

    Muharrem İnce, kendisine yönelen ilginin birilerinin desteğiyle olduğunu gördüğü halde cumhurbaşkanlığı için adaylıkta diretiyorsa siyasi hesap aramak gerek. Sadece CHP’ye karşı bir pazarlık unsuru olarak kullanıp, üç beş vekil koparmanın peşinde olarak bakmak doğru değil. Şu anda partisinin oyu  yüzde 1 olmasa da aklında hep CHP Genel Başkanı olmak var. İnce, her attığı adımı genel başkanlık için bir basmak olarak kullanmak isteyecek bir politikacı. Deniz Baykal’ın uzun süre SHP içindeki liderlik mücadelesinde başarılı olamadıktan sonra CHP’yi kurduktan sonra amacına kavuştuğunu unutmamak lazım. Baykal’nın SHP’ye rakip olarak kurduğu CHP’nin SHP’ye nasıl büyük zarar verdiğini 1990’lı yıllardaki belediye seçim sonuçlarına bakmak bile yeterli olur. Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na yüzde 25 oy ile seçildi. O Seçimde SHP, DSP ve CHP’nin toplam oy oranı yüzde 34 oldu. Aynı seçimde Melih Gökçek yüzde 27 ile belediye başkanı seçilirken solun oy toplamı yüzde 38 idi.

    Serbest Görüş:

      dMuharrem İnce de ‘bot hesap’ sevdalısı çıktı

      dMuharrem İnce pazarlığı açtı: Kemal Bey lehine adaylıktan çekilirim

    Muharrem İnce’de bir Deniz Baykal hırsı olduğunu görmek gerek. Deniz Baykal kadar entellektüel yönü olmasa bile hitabeti ve toplumla kolay diyalog kurma yönüyle başarılı. İnce’nin göremediği Erdoğan gitsin motivasyonunu taşıyan yüzde 60’e yaklaşan kitlenin oyuna talip olması. Bu kitlenin hedefe ulaşmak ne kadar çok istediğini İYİ Parti lideri Meral Akşener’in Millet İttifakı masasını tekmelemesi sonrası sonraki süreçte gördük. İYİ Parti masaya döndüğü gibi HDP ile ilgili söylemini yumuşatma yoluna gitti. Akşener, büyük dalgaya karşı yüzmek yerine dalganın üzerine çıkıp sörf yapmanın doğru olduğuna karar verdi. İnce bu dalgaya karşı yüzmeye çalışırken kayalara çarparak siyaseten intihar edebilir.

    İnce adaylıkta diretip ve seçimin ikinci tura kalmasını sağlar ve sonrasında Erdoğan yeniden seçilirse tarihe gömülen bir siyasetçi olur. Solda siyaset yapmayı bırakın yolun solundan yürüyemeyecek noktaya gelir. Ama Erdoğan, İnce’yi torunlarını bile hayatını kurtaracak şekilde ödüllendirir.

    Seçim ikinci tura kalır ve Kılıçdaroğlu seçilirse İnce’nin yeni siyasi bir geleceği olmaz. Bu durumda sol seçmen İnce’nin üzerinden bir daha ayağa kalkmaması için silindir gibi geçer.

    İnce aday olur ancak Kılıçdaroğlu ilk turda seçilirse bu durumda da İnce’nin siyasi hayatı biter. İnce, Yalova’daki köy evine dönmek zorunda kalır. 

    İnce’nin önünde bunların dışında bir seçenek daha var. Üç beş vekille parlamentoda yer alır ve demokrasiye katkı veren isim olarak CHP’de genel başkan olmak için bir köşede fırsat kollar. Ben İnce’nin sosyal medya üzerinden verilen gaza gelmeyip dördüncü yolu tercih edeceğini düşünüyorum. Gün içerisinde hem pazarlığa açığım ve hem yoluma devam ederim tarzı mesaj verdi. İnce, bu süreci biraz daha devam ettirirse CHP’den alabileceği bir kaç vekillikte sıkıntıya girebilir.

    Türkiye için elimi taşın altına koyarım, fedakarlık yaparım dedim. Ama emin olun buna gerek kalmayacak. Sokaklarda insanlarımızı görüyorum, dinliyorum. Biz başaracağız, birlikte başaracağız.

    — Muharrem İNCE (@vekilince) March 16, 2023

    Erdoğan’ın kazanmak için HÜDA PAR ve Yeniden Refah Partisi ile pazarlık yaparken İnce’nin oyunda kalması için mücadele ettiğini görecek siyasi zekası vardır. Bu durumu maksimum seviyede kazanca çevirmek istiyor. Ama çevresine ciddi zarar veriyor. İnce, iktidar destekli sosyal medya ilgisini engelleyeceğini düşündüğü muhalif isimlere laf yetiştirme yarışına girdi. İnce’nin kendisine bu kadar ilginin olduğu bir dönemde mutlu olması gerekirken önüne gelen laf atması aşırı stresli bir dönemden geçtiğini gösteriyor. Bu durum sağlıklı karar vermesini engelleyebilir.

    İnce’nin önünde iki yol var aslında. Ya tek adam rejimine payanda olarak yoluna devam edecek ya da demokrasi için küçük siyasi hesaplarını bir kenara bırakacak. İnce, akılla karar verirse ikinci yolu, duyguyla karar verirse birinci yolu tercih edecek. 

    Daha Fazla Göster:
    akrtrolBot hesaplarCumhurbaşkanlığıDeniz BaykalErdoğanKILIÇDAROĞLUMuharrem İnce

    SÜLEYMAN ÖZKAYA
    16 Mart 2023 GÖRÜŞ

    Kaynak: Kronos
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Her birimiz devlet dersinde öldürüldük

    Her birimiz devlet dersinde öldürüldük

    İskenderun’da bir çadırkent… Öyle güzel bir yere kurulmuş ki… Yağmur yağmış, su birikmiş, her yer çamur gölü.

    Depremzede elinde tırmık, elinde süpürge, çadırdan içeri giren suyu, kapısı önünde biriken çamuru temizliyor.

    Ayakları çıplak, saçı örgülü bir kadın, hüngür hüngür ağlıyor: “Nerede bu devlet? Depremde yoktu, selde de yok!”

    Muharrem İnce, Kahramanmaraş’ta; vatandaşın derdini dinliyor.

    Akşam çökmüş. Hava sisli. Hava soğuk. Ağızlardan duman çıkıyor.

    Karanlıkta yüzü belli olmayan bir depremzede soruyor: “Hani AFAD? Madem biz bize yetiriyoruz, sizin işiniz ne?”

    FOX Ana Haber muhabiri Merve Görgün, Gaziantep’te… Beş katlı Gölgeler Apartmanı’nın önünde… Enkaz kaldırılıyor.

    Bir depremzede mikrofona uzanıyor: “Sadece halk ve polis var. Bir balyozla insan kurtarmaya çalışıyoruz. Bir balyozla…”

    Daha cümlesini bitirmemişken bir başka kadın sarılıyor mikrofona; Fatma Şahin’e sesleniyor: “Ekip gönder, Fatma Hanım. Bakın çalışan vatandaş, ekip yok. Yukarıdan aşağı delik açıp sarkacaklar, ip yok. Nerde bu belediye, nerde bu devlet?”

    Oysa birkaç ay önce ‘devlet’i sorgulamak aklımıza gelmemişti. Enflasyondan yakınmayı öğrenmiştik zar zor, utana sıkıla; şimdi o enflasyona deprem maliyeti de bindi. Kiralar uçtu. İnsanlık sıfırlandı.

    Ahbap’a, Kızılay’a, AFAD’a yahut belediyelere gönderilen ayni ve nakdi bağışları bir kenara koyalım; sadece “Türkiye Tek Yürek” kampanyasında 115 milyar 146 milyon 528 bin lira bağış toplandı.

    Fotoğraflar: Serdar Özsoy / DepoPhotos

    Depremin üzerinden bir ay geçti. İçişleri Bakanı Soylu, kameranın karşısına geçip, “Terlik, kahvaltılık, çay ve şeker istiyoruz” dedi. Enflasyon var, hayat pahalı demeye utanan AK Parti seçmeni gibi de değil. Borcunu tahsil etmek isteyen bir alacaklı edasıyla.

    Öyle bir süreçten geçiyoruz ki… Hayat bir kaleydoskop (çiçek dürbünü) misali; sallandıkça, başka bir manzara açılıyor önümüzde. Tek farkla: o dürbündeki gibi renkli renkli, cıvıl cıvıl değil gördüğümüz. Hatta dürbün dahi tek parça değil; sapı kırık, camı çatlak.

    İNŞAATLA BÜYÜMEYİ ARZULAYAN BİR AFET ÜLKESİ

    Hoşgörünüze sığınarak Çin’e uzanmak istiyorum. Afet zengini ülkeye. Bir yanda tayfunlar, seller, diğer yanda kuraklık, kum fırtınaları, toprak kaymaları. Ayrıca haşereler, orman yangınları cabası. Meteorolojik, jeolojik, biyolojik afetlerin ardı arkası kesilmiyor.

    Çin, coğrafi bağlamda dünyanın en büyük üçüncü ülkesi. Ve yüzden fazla doğal afet riski altında.

    Son 30 yılda iki büyük felaket yaşıyor ülke. İlki, 1998’deki sel felaketi. İkincisi ise 2008’de yaşanan 8,0 şiddetindeki Wenchuan depremi.

    Resmî rakamlara göre 2008’deki depremde 69 bin 227 kişi hayatını kaybetti, 17 bin 923 kişi kayıp.

    Wenchuan depremi, 2008 Pekin Olimpiyatları’ndan birkaç hafta önce yaşandı. Dünyanın gözü Çin’e çevrildi diye her zamankinden hızlı müdahale edildi. Çin hükümeti anında uluslararası yardım çağrısı yaptı. Jeo-mekanik mühendisi olan dönemin Başbakanı Wen Jiabao, depremden sadece 90 dakika sonra afet bölgesine gitti. Chengdu Askeri Bölgesi’nden de kurtarma çalışmalarına katılması için aynı gün 50 bin asker bölgeye sevk edildi.

    Çin hükümeti hem ulusal hem de uluslararası sivil toplum örgütleri ile uyum içerisinde çalıştı. Oysa biliyoruz ki Çin, dış yardım kuruluşlarına daima mesafeli durmuştur.

    Çin’in bu konudaki tavır değişikliğinin arkasında Pekin Olimpiyatları vardı hiç kuşkusuz.

    Ancak yine de gösterilen ile hakikat örtüşmedi çoğu kere. The New York Times’ın iddiasına göre; kritik ilk 72 saat etkili şekilde kullanılamadı, zira asker arama kurtarma hususunda tecrübeli değildi. Dahası: Hazırlıksız yakalanmıştı.

    Depremin bilançosunu ağırlaştıran etmenlerden biri felaketin okul saatinde yaşanmasıydı. Devlet okulları çöktü. 10 binin üzerinde öğrenci hayatını kaybetti.

    Öte yandan kamu binaları da çöktü. O kamu binaları ki ‘devlet’le eşti.

    Niçin çökmüştü kamu binaları?

    Söyleyeyim: 2000 başlarında Çin bir karar alarak önceliği ekonomik büyümeye verdi. Hızlı büyüme adına inşaat sektörüne ayrıcalık tanıdı. Maliyetleri azaltmak için de kalitesiz malzeme kullanımına, hatta yolsuzluğa göz yumdu.

    Halk, okul ve kamu binalarının kum evler gibi yıkılmasından, o yığınların altında kalan çocukların, yurttaşların vaktinde kurtarılmamasından kaynaklı öfke seline tutuldu. Ne vakit, “Niçin binalar çürük inşa edildi?” diye sorulsa, hükümet sert önlemler aldı. Bu sert önlemler halktaki öfkeyi daha da arttırdı.

    Hal böyle olunca da depremzedelere yardım eden aktivistler içeri tıkıldı. Ölümlerin asıl nedenlerini sorgulayanlar içeri tıkıldı. Basın mensupları içeri tıkıldı.

    Uluslararası Af Örgütü’nün 2009’da hazırladığı bir raporda, şöyle bir bilgi yer aldı: Depremde hayatını kaybeden çocuklarının akıbetini öğrenmek isteyenler gözaltına alındı.

    Şaşıracağınızı (!) umduğum bir noktaya daha ekleyeyim: İnşaat kalitesi sorgulaması bastırıldı; kamu yetkililerine ve müteahhitlere dava açılmadı.

    BEN YAPMADIM MİKİ YAPTI

    Dönemin Sichuan Vali Yardımcısı Wei Hong, Mart 2009’da bir basın toplantısı düzenledi. Orada dedi ki: Devletimiz araştırıp soruşturdu ve görüldü ki, bunca ölüme, yani ‘normal’den (!) fazla ölüme depremin büyüklüğü sebep olmuş. Yani resmî otoritelere göre, esas suçlu 8,0 şiddetindeki deprem.

    Tunç Başaran’ın 1989’da gösterime giren Uçurtmayı Vurmasınlar filmini hatırlar mısınız?

    Hapiste annesi İnci’yle (Nur Sürer) kalan Barış (Ozan Bilen), altına kaçırınca, kendini şöyle savunmuştu: Ben yapmadım, miki yaptı.

    Aslında pek de yalan değildi bu. Zira Barış, miki resimli bir don giymekteydi.

    Ama biz Çin’e dönelim…

    Başkan Şi Jinping, inşaattaki usulsüzlüklerin, yolsuzlukların üzerine gitme sözü vererek 2012’de iktidara geldi. Sahiden de Şi’nin ilk döneminde, Çin’de ciddi bir yolsuzluk operasyonları ve görevden almalar yaşandı.

    Sonra ne olduysa oldu ve bütün uygulamalardan vazgeçti.

    Şi Jinping, bu benzer eylemi pandemi sürecinde de yaptı. Çin, pandemi ile mücadelede ‘sıfır vaka’ yaklaşımını en sert yöntemlerle uygularken, 8 Ocak’ta tüm bunlardan bir anda vazgeçti.

    Bu ani dönüşlere ve keskin dile Devlet Bahçeli’den güzel örnek bulunamaz sanırım.

    Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremlerde yardımların geç gitmesini, “Nerede bu devlet?” sözleriyle eleştiren depremzedelerin yüreğine şu sözlerle su serpiyor Devlet Bahçeli:

    “Deprem bölgesinde her şey var, sadece devlet yok diyen kanı bozuklar size söylüyorum; devlet baktığınız ve bastığınız her yerde tüm heybetiyle, tüm haysiyetiyle, tüm hükümranlığıyla havidir, hâkimdir, hadimdir.”

    Halden anlayan, empati melekesi yüksek, ismiyle müsemma bir büyüğümüz ne de olsa…

    Oysa bu Bahçeli, çok değil, yedi yıl önce, yani 2016 yılında yaşanan bombalı saldırılarda devlete ve hükümete, “Nerede bu devlet, nerede bu hükümet” sözleriyle veryansın etmişti.

    İkisinden birini seçmek mümkün. Ama acı…

    Devleti temsilen karşımıza çıkan ve hayatımızı çalanların her biri tutarlılık abidesi olunca bu böyle ne yazık ki…

    Yanılma payları hiç yok. Zira durmadan, bıkıp usanmadan kendilerini değilleyen mesajlar veriyorlar halka. E, böyle olunca da, biri tutmasa diğeri tutuyor. Akılda da kala kala tutanlar kalıyor.

    DEVLET – BİR ZOR AYGITI

    “Hayasız edebiyat… Bu hangi edebiyatın adıdır, bilir misiniz? Bizimkinin!.. Gündelik kazanciyle geçinen ve yarına bir şey ayırmayan işçiler gibi, günlük fikirlerle yetindiğimiz müddetçe, bir edebiyatımızın, kendisini tanıyan, hatırlayan bir Türk edebiyatının olmasına imkân yoktur.”

    Böyle diyor Munis Faik Ozansoy, Düşündüğüm Gibi adlı deneme/anı karışımı 8,5 formalık, 1957 yılında 2000 adet basılmış kitabında…

    İlk okuduğumda tüylerim ürpermişti. “Haya” ile “edebiyat” sık sık yan yana gelen kavramlar değildir zira… Kim bilir neye bozuldu da Süleyman Nazif’in yeğeni, içindekini bu şekilde dışavurma ihtiyacı hissetti, demiştim içimden.

    Sadece siyasete, edebiyata falan değil, gündelik hayatın her anına sirayet etmiş vaziyette hayasızlık.

    Eleştirel bilinç olmayınca…

    Ezbere temayül artınca…

    Olacağı bu!

    Sen düşünmezsen, senin adına düşünenler çıkar.

    Sen hakkını bilmez, onu savunmazsan, senin adına bilen ve savunan çıkar. Bundan da nasiplenmeyi umar, doğal olarak…

    “Devlet, yüzünü kamu yararına dönmüş bir aygıt değil, bir zor aygıtı, kamusal düzenin ancak egemenler lehine korunmasının aygıtıdır” (Pierre Bourdieu) çünkü.

    Hiçbir dönemde devlet ‘ana’ olmamıştır. Olamaz da… Tabiatına aykırı.

    Zira ana, iki evlat arasında göreceli bir ayırma-kayırma pozisyonu alsa da devlet için çıkar tektir: Egemen sınıfın lehine çalışmak; haklı yahut haksızlığına bakmaksızın hem de…

    Bundandır ki, ayrım gözetmeksizin yurttaşların mal ve can güvenliğini, yurttaşlardan aldığı vergilerle sağladığına inandırır bizi. Öte yandan da gizleme ihtiyacı bile duymadığı asıl işlevini yerine getirir.

    AK Parti iktidarının fütursuzluğu, kendini devlet sanmasından kaynaklanıyor. Bunca süre devleti yönetince tabii, geme ve eyere yapışıyor vücut.

    Dolayısıyla da iskambil kâğıdı dağıtır gibi kadro ve ihale dağıtıyor yandaşlarına.

    İşte çektiğimiz acının bunca büyük olmasının bir sebebi de söz konusu çıplak hakikatle burun buruna gelmiş olmamız; hatta ona dokunmamız, onu solumamız…

    Ne demişti Ece Ayhan, Meçhul Öğrenci Anıtı’nda:

     Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında

    Bir teneffüs daha yaşasaydı

    Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür

    Devlet dersinde öldürülmüştür

     

    Evet; kabullenmek zor da olsa, her birimiz devlet dersinde öldürüldük ve ölmedik diyebilmek için bahaneler bulmaya çalışıyoruz.

    Daha Fazla Göster:
    Devlet BahçeliEce AyhanFox TvMerve GörgünMuharrem İnceMunis Faik OzansoyPierre BourdieuŞi JinpingSüleyman SoyluTunç BaşaranWenchuan depremi

    BERKE KAYA
    15 Mart 2023 GÖRÜŞ

    Kaynak: Kronos
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Muharrem İnce: Günü geldiğinde Kemal Bey lehine çekilmeyi bilirim

    Muharrem İnce: Günü geldiğinde Kemal Bey lehine çekilmeyi bilirim


    Önümüzdeki seçimde mevcut Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile yarışmaya hazırlanan Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, konuyla ilgili olarak Habertürk yazarı Fatih Altaylı‘ya açıklamalarda bulundu.

    “İkinci tura ben ve Kemal Bey çıkarsak gerçekten çok eğlenceli olur” diyen İnce, şöyle devam etti:

    “Ben çelebi adamım. Kadir kıymet bilen adamım. Bu memleketi herkesten çok seven adamım. Kimse merak etmesin, gerektiği anda gereğini yaparım. Durumu değerlendiriyorum. Kendi adıma değil, Türkiye adına. Günü geldiğinde çekilmeyi bilirim. Kemal Bey lehine çekilirim.”

    Altaylı, siyasetçinin bu sözlerinin ardından “Benim anladığım kadarı ile CHP’den kendisine ve partisine bir el uzatılmasını bekliyor Muharrem Bey. Ne de olsa hepsi eski dostları. Niye olmasın” yorumunu yaptı.

    Yazının tamamı

    Kendi partisini kurmadan önce uzun yıllar CHP’de siyaset yapan İnce, 2018’de ana muhalefet adına Erdoğan’a karşı yarışmış; mevcut cumhurbaşkanının yeniden koltuğa oturduğu seçimde yüzde 30.6 oy oranına ulaşmıştı. 

    İnce, sonrasındaysa parti yönetimiyle yaşadığı anlaşmazlıklar sonucu CHP’den ayrılmıştı. 

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Sosyal medya trolleri’ tartışması | Nevşin Mengü: Muharrem İnce beni aradı, sinirliydi ve ağır konuştu

    ‘Sosyal medya trolleri’ tartışması | Nevşin Mengü: Muharrem İnce beni aradı, sinirliydi ve ağır konuştu


    Fox TV’de yayınlanan Orta Sayfa isimli programda, iktidar destekli sosyal medya trollerinin Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’yi ön plana çıkarmaya çalıştığını iddia etti.

    İddialar üzerine Muharrem İnce’nin Mengü’yü aradığı öğrenildi.

    Gazeteci Nevşin Mengü, o telefon görüşmesinin ayrıntılarını şu sözlerle anlattı:

    “Muharrem İnce Cumartesi sabahı saat 10.30 gibi aradı; ‘Sen, elinde veri yok, neye göre konuşuyorsun’ dedi. Ben de; ‘Var elimde, elimizde veri’ dedim. İnce; ‘Yok ya, nereden olacak senin elinde veri!’ dedi çıkıştı. Sonra, bana hem AK Partililer, hem de CHP’liler oy veriyor dedi.

    “MUHARREM BEY, BİRAZ DA AĞIR KONUŞTU”

    Sinirlendi. Muharrem Bey, biraz da ağır konuştu. Tamam Muharrem Bey dedim telefonu kapattım. Allah’ım, Ya Rabbim. iyice şeyin de şeyi çıktı. Siyasetçiler artık böyle arıyor, Sana ne falan böyle. Kafa tutuyor böyle. Elimde veri var diyorum, yok ya diyor. Acayip hal yani.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Muharrem İnce: Pişmanım, ben de insanım

    Muharrem İnce: Pişmanım, ben de insanım


    Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, CHP tarafından cumhurbaşkanlığına aday gösterildiği 2018 seçimlerinden sonra attığı “Adam kazandı” mesajıyla ilgili olarak açıklamalarda bulundu.

    TV100’de ‘Haftanın Panoraması’ programında gazeteciler Uğur Dündar ve Mine Özbek‘in sorularını yanıtlayan İnce, “Pişman mısınız?” şeklindeki soruya şu yanıtı verdi: 

    “Adam kazandı dedim. Adam 20 yıldır kazanıyor zaten. Yani takılılan tek şey oysa adam 20 yıldır kazanıyor zaten. Ben mi kazandırdım 20 senedir. Tabii ki ben insanım. Benim de hatalarım var. Ben de hatalarımdan ders çıkarıyorum. O benim bir hatamdı. Benim hatam da o olsun. On kere seçim kaybetmedim. Bir kere seçim kaybettim. Pişmanım evet. İnsanım ben.”

    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in yıllar sonra “Ortak aday çıkarmayarak hata yaptık” dediği 2018 seçimlerinde İnce, ilk turda seçilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘a karşı yüzde 30.6 oranında oy almıştı.

    Ana muhalefet partisinin adayını eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş yüzde 8.4, Akşener yüzde 7.3’le takip etmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Muharrem İnce: ‘Bu iktidar gitmeli, Altılı Masa da gelmemeli’

    Muharrem İnce: ‘Bu iktidar gitmeli, Altılı Masa da gelmemeli’


    Bir dizi ziyaret için Yozgat’a gelen Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, esnaf ziyaretinde bulundu. Ziyaret sonrası açıklamalarda bulunan İnce, vatandaşı Memleket Partisi’ne destek vermeye davet etti.

    Altılı Masa’nın kendilerini ürküttüğünü söyleyen İnce, “Bu iktidar yorgun, Erdoğan yorgun, gitmeli. Peki karşıda da bir Altılı Masa var. Onlar da gelmemeli. Neden onlar da gelmemeli? Daha iktidara gelmeden Ali Babacan Türklüğü tartışıyor. Anayasadaki Türklüğü kaldıracakmış, devrim yasalarını tartışıyor. Yani saçma sapan konulara giriyorlar ve ürkütüyorlar beni. Ben ürküyorum yani. Tamam bunlar gitsin diyorum ama Altılı Masa’nın açıklamalarını da tedirginlikle izliyorum. Yani en son duruma bakın. Erdoğan’ın adaylığına karşı çıkmıyorlardı, ortada bir anayasa var. Anayasaya göre 2 kere seçilebilir birisi. Yok mağdur olurmuş da bilmem nedir de duruma göre değişebilir mi kişiye göre değişebilir mi? Anayasa ne diyorsa o. Ona bakacaksın. Yani bu Altılı Masa da tam bir Erdoğan taraftarı. Buradan onlara bir tavsiyem olsun, madem Erdoğan’ı aday yapmak istiyorlar. Cumhurbaşkanı feshederse olamaz, 360 milletvekili de Cumhur İttifakı’nda yok. O zaman milletvekili desteği versinler de tam bir destek olsun. Erdoğan severliklerini böylece tamamlamış olsunlar” diye konuştu.

    “15 MAYIS’A BIRAKMAZLAR”

    Yozgat’ta vatandaşları partilerine destek vermeye davet eden İnce, “Biz diyoruz ki bu iktidar gitmeli. Bu Altılı Masa da gelmemeli. Ne sağdan ne soldan, Atatürk’ün yolundan giden bir Memleket Partisi var. Ne Cumhur ne Millet, tek yol Memleket diyoruz. Memleketimizi karış karış dolaşıyoruz. Bugün Yozgat’tayız, buradan devam edeceğiz ve milletimize derdimizi anlatmaya çalışıyoruz. Hazine yardımı yok, belediye parası yok. Müteahhit parası yok. Bir avuç gönüllünün kurduğu tertemiz pırıl pırıl bir parti var. Herkesi Memleket Partisi’ne destek vermeye davet ediyorum. Altılı Masa seçimden önce adaylarını çıkaracaklardır herhalde. 15 Mayıs’a bırakmazlar diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

    Kaynak: İHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Muharrem İnce: Hiç merak etmeyin, Türkiye’yi bu badireden kurtaracağız

    Muharrem İnce: Hiç merak etmeyin, Türkiye’yi bu badireden kurtaracağız


    Bursa’nın İnegöl ilçesinde esnaf ziyaretinde bulunan Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, vatandaşlarla bir araya geldi.

    İnce, ziyaretleri sırasında yaptığı açıklamada, “Ne Cumhur ne Millet, tek yol Memleket” söylemlerinin boşuna olmadığını dile getirdi. İnce, “Sayın Davutoğlu’nu izliyorum. İmza atacakmış genel başkanlar. Kendilerine sekreter arıyor. Böyle cumhurbaşkanı olur mu? Yüzde 50 artı 1 ile seçilecek adam, gelecek yüzde 0,5 almış partinin genel başkanına soracak; ‘Şuraya genel müdür kimi yapacağım? Buraya yönetim kurulu üyesi kimi yapacağım?’ O imza atacak, o da kabul edecek. Şaşkınlıkla izliyorum” ifadelerini kullandı.

    İnce, şunları kaydetti:

    “Neden bu kadar bir aday bulmak derdindeler anlamıyorum. Mesela 2018’de İYİ Parti bugünküne göre daha güçsüz konumdaydı, CHP’ye muhtaçtı o zaman. 15 milletvekili CHP, İYİ Parti’ye verdi. Hatırlayın o günleri. 15 milletvekili vermesine rağmen Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Akşener’den ‘Biz sana 15 milletvekili veririz ama sen de Muharrem İnce’yi destekle’ demedi. Hatta Sayın Akşener’in aday olmasını önerdi. Bunu isteseydi. Şimdi kendi olunca mı ‘Herkes beni desteklesin.’ istiyor. O zaman neden istemedin? Hatta o zaman kabul etme şansları çok yüksekti çünkü 15 milletvekiline ihtiyaçları vardı. Acaba 2018’de kazanmak mı istemiyordunuz? Acaba kaybetsin Muharrem İnce diye mi planlarınız bu şekildeydi? Şaşkınlıkla izliyorum. Ama hiç merak etmeyin, Türkiye’yi bu badireden kurtaracağız. Memleket Partisinin bu kadroları vardır. Memleket Partisinin Genel Başkanı’nın siyasi deneyimi buna yeterlidir.”

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Muharrem İnce ‘Memleket Partisi’ni kurdu ve oybirliği ile genel başkanı seçildi

    Muharrem İnce ‘Memleket Partisi’ni kurdu ve oybirliği ile genel başkanı seçildi


    CHP’den son seçimlerde Cumhurbaşkanı adayı olarak yarışan eski Milletvekili Muharrem İnce liderliğinde başlayan ‘Memleket Hareketi’ siyasi partiye dönüştü.

    Genel Başkanı İnce’nin olduğu Memleket Partisi’nde yönetim kadrosu da belirlendi. İnce de oy birliği ile Genel Başkan seçildi.

    Gaye Usluer Genel Başkan Vekili ve Parti Sözcüsü, Hakkı Akalın Genel Sekreter, Hüseyin Avni Aksoy Genel Başkan Yardımcısı, Mehmet Ali Çelebi Genel Başkan Yardımcısı ve Parlamento Sözcüsü oldu.

    İlk açıklamayı yapan Memleket Partisi Parti Sözcüsü Usluer, “Bugün hep birlikte Türkiye Cumhuriyeti tarihinde tarihi günlerden birine tanıklık ediyoruz. Sabah saatlerinde İçişleri Bakanlığında Memleket Partisi kurulması için başvuruyu yaptık ve 15.00 itibarıyla da kuruldu belgesi ile genel merkezimize geldik. Bu ülkede yaşayan herkes için geleceğimizi barışla, özgürlükle yeniden demokrasiyle taçlandırmak için Memleket Partisi olarak sizlere söz veriyoruz. Tüzüğümüz gereği ilk genel başkanımızı seçtik. Sayın Muharrem İnce oy birliği ile Genel Başkan olarak seçildi. 82 kişiden oluşan kurucular meclisi gelecekteki parti meclisimizi temsil etmektedir” dedi.

    Nerede kalmıştık?

    İnce sosyal medya hesabında dün ‘Nerede kalmıştık?’ mesajı ile eski mitinglerinden görüntüler paylaştı.

    Sosyal medya paylaşımlarına gelen yorumların içerisinde İnce’ye çok sayıda olumsuz tepki geldiği göze çarpıyor. Seçim gecesi ‘Adam kazandı’ şeklinde bir gazeteciye mesaj atarak yenilgiyi erken kabullenmiş olması hala unutulmuş görünmüyor.