Etiket: Muharrem İnce

  • Kötüleri iktidara taşıyan iyilerdir

    Kötüleri iktidara taşıyan iyilerdir

    Ezberleri severiz; kendimizi güvende hissetmemizi sağlar. Bizleri koroya dâhil eder. Koroda olmak, kabul gördüğünüz anlamına gelir. Bu devirde de birileri tarafından, hele hele makbul birileri tarafından kabul görmek mühim bir hadisedir.

    Oysa tersi önemlidir. Yani arkasına koroyu alıp solo söyleyebilmek. Söylediğini dinletebilmek. Beğenilsin yahut beğenilmesin, söylemeye devam edebilmek…

    Buradan hareketle şu cümlenin altını çiziyorum: Kötüleri iktidara taşıyan iyilerdir.

    Çok mu aykırı?

    Peki, biraz yumuşatayım: Aptalları iktidar yapan akıllı aptallardır.

    Daha da acısı: Sağcıları iktidara taşıyan genellikle solculardır.

    Mesela, şu ‘tek adam’cılığın yaldızı kazınsa, altından güya ilerici, ‘yetmez, ama evet’çiler çıkar.

    Mesela Pehlevi rejiminin dibine kibrit suyu döküp ‘gerici’ Humeyni’yi iktidara taşıyan, İranlı ilericilerdir.

    Resim heveslisi ve demagog Hitler’e, dünyaya kötülük yapma fırsatı sunan, iyi niyetli Almanlar ve iyi niyetli Avrupalılardır.

    Bu hemen hemen her zaman, hemen hemen her yerde böyledir.

    ***

    Doğrusunu söylemek gerekirse mutlak bir izahı yok bunun. Sadece birkaç varsayım, birkaç hipotez ve bir iki sosyolojik analiz…

    Müsaadenizle kişisel bazı çıkarımlarda bulunmak istiyorum yine de…

    Latin edebiyatının üç kanonik şairinden biri Ovidius, ‘umut’u yalancı bir tanrıçaya benzetir. Çok faydalı olduğunu ve yüreklere bir kez ekilince uzun süre verim alınacağını söyler.

    Korkarım ki umudu yüreklere ekmeyi bilenler kazanıyor bu dünyada.

    İyiler, gerçekçi ve dürüst olduğundan, kötüye kötü derler. Bu umut verici değildir.

    Kötüler ise hayalci ve yalancı olduğundan, kötüye iyi derler ve bu umut vericidir.

    Humeyni de, Hitler de kendini yalnız hisseden, önemsenmediğini düşünenlere yaşamlarının amaçsız olmadığı fikrini aşılamayı başarmış, maddi yahut manevi tatminler sunmuştur.

    Daha güzel, daha iyi, daha çok gibi pompalarla güzel günlere dair ekilen umut, bir kere uç vermeye başladı mı, hiç bitmez hasat mevsimi…

    Gerçek çığırtkanlığı, hakikate sağırlaşmış kişiler nezdinde karşılığı olan bir eylem değildir artık. Umut, yani o yalan tanrıçanın söyledikleri, ninni gibi gelir alışanlara…

    Yoksulluk ruhsallığı bereketli kılar umudun ekildiği toprağı. Ve bunu, kendiliğinden bilir bazıları.

    Saeed Roustayi’nin Leyla’nın Kardeşleri enfes bir örneklem sunar yoksulluk ruhsallığına… Kabaca şu söz geçer bu filmin bir diyaloğunda: “Yoksulluk, özgüvenlerini kaybetmelerine ve salak gibi görünmelerine neden oluyor.”

    Tam da bu… Yoksulluk, özgüven yitimine sebep olur. Yoksulluk, benzerlerin arasına sızmaya zorlar insanı.

    Kendini ‘aşağı’da hisseden, ‘yukarı’dakinin değerleriyle kendi dünyalarını tanımlamaya dünden razı hale gelir.

    ***

    Hani sağı iktidara taşıyan soldur demeye getirdim ya… Biraz açayım.

    Temel sorun galiba şu: Başkalarıyla anlaşmak için harcadıkları enerjiyi, kendinden olanlardan esirgeme; yoldaşa gönül indirmeyi de, yoldaşı haklı bulmayı da zül sayan yoldaşların karşılıklı günahları…

    Solun tuhaf bir alışkanlığı var; kendiyle bile anlaşamıyor. Her fraksiyon sadece kendini beğeniyor. Ötekini zayıflatmaktan, hor görmekten adeta haz duyuyor. Hiçbir gruba dâhil olmayanları da dışlayıp yok sayıyor.

    Sisteme karşı mücadele edenlerin, mücadele ettiklerinin ne veya kim olduğunu unutup birbirlerine girmeleri, unutulanların da aradan kolayca sıyrılmasını sağlıyor.

    Dahası: En olmaz zamanda, en olmaz yerde kendi gücünü sınamaya kalkıyor.

    Var olmasını sağlayan kitleye, uçurumun kenarında sırt dönmektir bu bir anlamda.

    Hayal kırıklığı yaratır. Ayrıca hazmedilmesi ve affedilmesi de pek zordur.

    ***

    Sözü bunca yuvarlamamın sebebi Muharrem İnce.

    Deniyor ki İnce için: Memleketin yanmakta olduğunu görüyor, fakat kendisi bu yangının içinde değilmiş gibi, kendi çıkarlarını yangının önünde tutarak bundan yararlanmaya çalışıyor.

    Deniyor ki İnce için: Kendisi için mümkün olanın ötesinde bir şey istiyor; hem de halk tarafından lanetlenmeyi göze alarak.

    CHP’den eksilttiği oylarla AK Parti’nin kazanmasına vesile olması yüksek ihtimal.

    Ama hayat dediğimiz böyle bir şey; çok sevip güvendiğiniz kişi, sizi en çok yaralayandır. Kalbinizi en çok kıran, sizi en çok sevdiğini sandığınızdır. Ve o aslında bir Truva atıdır.

    Görünüşe göre antik Yunan’dan bu yana değişen pek bir şey yok.

    Haksızlık etmeyeyim; bir miktar değişiklik var: İnce, Laokoon’a gerek kalmadan kendini ifşa etti.

    Laokoon, kim mi?

    Şu meşhur Truva atının şehre alınmamasını salık veren rahip. Şu kadere bakın ki, tanrıların hoşuna gitmiyor bu salık verme ve yılanlarla cezalandırılıyor, hem kendi hem oğulları…

    ***

    Zülfü Livaneli, 2019 yılında T24’te yayınlanan bir yazısında, şöyle demiş: “Yaklaşık yüzde 34 oy alan sol partiler, yüzde 25 alan Refah’a verdi İstanbul’u.”

    Ayrıntılar daha da ilginç. Biraz okuyalım mı?

    “Oysa ben üç lidere de ‘Madem SHP bu kadar ısrar ediyor, üç partinin de adayı olayım. Sadece SHP’nin değil’ diye adeta yalvarmıştım. Tam tersine en saldırgan kampanyalarını bana karşı yaptılar, akıl almaz iftiralar savurdular. O günden beri DSP her seçimde aynı rolü oynadı ve AKP’nin değirmenine su taşıdı. 1994’te Refah’ın zaferine (!) nasıl yol açtılarsa, bugün de [2019] aynı işlevi sürdürüyorlar…”

    1994 seçiminden bu yana kaç seçim gördük, saymış değilim. Bildiğim; aynı yanlışları bir kez daha, hem de daha güzel, daha etkili şekilde yaptığımız.

    Manzaraya biraz yakından bakalım: 1994’teki seçime, sol çizgiye yakın duran üç parti girmiş. SHP, DSP, CHP.

    En fazla oyu SHP almış, ama DSP de onun yarısı kadar oyu bölmüş. Deniz Baykal’ın CHP’si Ertuğrul Günay’la yüzde 1’lerde kalmış.

    Yani dağılım şöyle: SHP 20,3, DSP 12,4 ve CHP 1,4…

    Yaklaşık yüzde 34 oy alan sol partiler, yüzde 25 oy alan Refah’a vermişler İstanbul’u.

    ***

    Hatırlayalım lütfen; bugün Millet İttifakı’nda yer alan Meral Akşener ile ittifakı dışarıdan destekleyen Selahattin Demirtaş, bir önceki cumhurbaşkanlığı seçiminde kendi partilerinin adayları idiler. CHP ise genel başkanlarını değil, Muharrem İnce’yi aday göstermişti.

    Seçim bitip oylar sayılmaya başladığında sırra kadem basmıştı İnce. Dedikodu kazanı kaynamıştı birden. Neler söylenmemişti ki…

    En nihayetinde, İsmail Küçükkaya’ya attığı, “Adam kazandı” mesajıyla duruşunu, konumunu belli etmişti.

    Bu mesaj, bir anda onu seven kadar sevmeyen de yaratmıştı.

    Mesela Ayşe Arman, onu sevenlere dâhil oldu. Bunun ne tür karşılığı var, bilmiyorum tabii… Ama sonuçta, amiral gemisi denen Hürriyet’te takdir gören bir gazeteci.

    Ayşe Arman, 2018’de şöyle diyor İnce hakkında:

    “Benim için gelecek, Muharrem İnce! Böyle insanlar, böyle siyasetçiler seviyorum. Açık, şeffaf… Gözlerinden bulutlar geçmiyor. ‘Poker surat’ değil. ‘Ne dedi şimdi?’ demiyorsun. Kafan karışmıyor. Gizlisi saklısı yok. ‘Şunu sorsam mı?’ diye korkmuyorsun. Saygı sınırında her şeyi sorabilirsin. Karşında bir ‘insan’ duruyor. Duygularıyla, zaaflarıyla bir insan. Özür diliyor, ‘Hata yaptım’ diyor, yenilince rakibini tebrik ediyor. Açık, apaçık. Üstelik eleştiriye de açık! Biz alışık değiliz böyle birine. Beni çok umutlandırdı. Bence Muharrem İnce uzun yol koşucusu, öyle olması dileğiyle. Güç diliyorum, kolaylıklar diliyorum ona.”

    Hâlâ aynı görüşte olabilir mi Ayşe Arman, merak ediyorum.

    Muharrem İnce için 2018 deneyiminin özeti şu: “CHP arkamda değildi; para harcamadılar, afişlerimi asmadılar, sıfır moralle çalıştırdılar. Neler çektim, kan kusturdular bana.”

    Sahi öyle miydi? Haklılık payı var mıydı?

    Bugün için bunların bir karşılığı var mı?

    Bir siyasetçi, kişisel husumet üzerinden mi kurar eylemlerini?

    Bunlar bilahare konuşulacak şeyler…

    Olan ise şu: İnce yüzde 30,64’le 15 milyon oy alıyor.

    Rakibi 11 milyon oy fazla alarak ipi göğüslüyor.

    ***

    Oralarda oyalanmayıp, Hüseyin Aygün’ün 20 Mart 2023’te, Facebook sayfasından yaptığı bir paylaşıma bakalım:

    “12 Ağustos günüydü, Ovacık’ta halkla buluşmadan dönüyordum. AKP’nin “müzakere” adı altında alenen desteklediği PKK mensupları, Ortinig altında önümü kesti, silah zoruyla dağa götürüldüm. Sene 2012 idi.

    Geniş tepkilerden ötürü dağda tutuluşum 48 saati geçmedi. Serbest kaldım, evime döndüm, sonra parlamentoya. Odamda masamın üstüne yığılmış mektuplarla karşılaştım. O 48 saat içinde yazılmışlardı. Hepsi de, beni sevdiklerini, sağ-salim döneceğimi söylüyorlardı.

    Elbette sadece mektuplar değil; odaya dolan insanlar vardı. Geçmiş olsuna gelenlerden biri de Muharrem İnce idi. O zamanlar CHP grup başkanvekili idi. “Arkadaş bana bir kahve söyle” dedi, elinde sigarası vardı. Sesi, üzgün, pişman ve hayal kırıklıkları ile doluydu.

    Kahvesini içti ve gözlerimin içine bakıp bana, “arkadaş, tarih sana hiç kimseye vermeyeceği bir fırsat verdi, teröristler beni şöyle kaçırdılar, ben şöyle direndim, böyle karşı çıktım, vatan-millet deseydin, şimdi filmin çekilirdi, kitaplar yazılırdı hakkında, ama sen bu şansı kullanamadın” deyiverdi.

    Ben sadece, “böyle bir üne ihtiyacım yok, Kürt sorununun nasıl çözüleceği, kanın akmasının nasıl duracağı benim için daha önemli”, benzeri sözcükler ettim.

    Bu anı elbette “kişisel” ve Muharrem’in iznini almam gerekirdi, bundan ötürü eleştirilmem haklı da olur, ancak 2018’de -velev ki- CHP cumhurbaşkanı adayı olmuş, seçim gecesi olan-bitene dair dahi seçmenlerine makul bir açıklama yapamamış, ertesi günden başlayarak “ünlü olma kavgası”nı devam ettirmiş ve sadece partisine değil, kocaman ülkeye de büyük zarar vermiş bir karakter ile karşı karşıyayız.”

    Sanırım İnce’yi biraz daha tanıma fırsatı veriyor bize bu bilgi…

    ***

    Zülfü Livaneli, sözünü ettiğim yazıda, seçim akşamıyla ilgili bir anı anlatıyor. Diyor ki:

    “Gece yarısı yaşlı bir hanım gelip görüşmek istiyor. Buyursun, diyorum. İçeri gelen yaşlı hanım, gözlerinden sel gibi akan yaşları engelleyemeyerek ‘Bu seçimi kaybettiniz Zülfü Bey’ diyor, sonra devam ediyor: ‘Ben yıllardır hep sandıklara giderim, görevimi yapmaya çalışırım.  Bu akşam beş sandık dolaştım; hiçbirinin başında SHP’li yoktu. Tutanakları istedikleri gibi yazıyorlar, sizin oylarınızı kendilerine kaydediyorlar.’

    Pek inanmadım, ama haklı çıktı.  Ertesi sabah işin rengi değişmeye başladı. Gece boyunca çalışmışlardı. Bu sefer işi, halkın iradesine bırakmaya niyetleri yoktu.”

    Bu ne kadar hazinse, son cumhurbaşkanlığı seçimi akşamında yaşadıklarımız da az çok bu kadar hazindi. CHP’nin lambaları erkenden sönmüş, Muharrem İnce hiçbir açıklama yapmadan kayıplara karışmıştı.

    Ertesi gün Muharrem İnce şu açıklamayla çıkmıştı seçmen karşısına:

    “Beni kimse tehdit etmedi, tehdit edecek adam da henüz yeryüzüne gelmedi. Yok eşimi kaçırmışlar vs. bunlar birkaç şizofrenin uydurmaları. Bunlar asparagas şeyler, bunları bir kapatalım.”

    Bu açıklamayla birlikte CHP ve seçmen için Muharrem İnce defteri kapandı.

    Görünen o ki, defterin kapandığından kendisinin haberi olmamış.

    ***

    Aziz Nesin’in “Du Bakali N’olacak” adında hayli eski (1987) ama hâlâ güncel bir hikâyesi vardır; muhakkak bilirsiniz.

    Bilmeyenler için en çarpıcı bölümünü özetleyeyim:

    Anadolu yakasında bir çayevi. Semtin sakinleri geçim sıkıntısından, beyin göçünden, IMF’den, kadının toplumdaki yerinden falan konuşuyorlar.

    Yine bir gün kahve sakinleri ev dertlerinden başlayıp ülke sorunlarına uzanan bir sohbeti köpürtüyor. Ve her defasında da, “Allah Allah! Peki, ne olacak bu işin sonu!” deyip duruyorlar.

    Bir işçi emeklisi tutamayıp kendini söz alıyor.

    “Dur bakalım n’olacak, dur bakalım n’olacak deyip duruyorsunuz da bana bir akrabamızın başına gelenleri anımsattınız.” deyince ahali pür dikkat kesiliyor.

    Bunu üzerine işçi anlatmaya başlıyor:

    Ülke darda kalıp Boğaziçi’nin en güzel tepelerini, korularını petrol zengini Araplara satmaktadır. Ebul-Fatık El Mışki adındaki bir şeyh Boğaz’a nazır bir yerden arsa alıp oraya bir villa kondurmaya çalışırken bir de evleneceği bir Türk kızı bulmalarını ister komisyonculardan. Kız genç olacak, güzel olacak, kız oğlan kız olacak.

    Sonunda Fatık’ın istediği özelliklere sahip Necmiye adında bir kız bulunur. Kız güzel mi güzel, Ebul-Fatık ise bir hilkat garibesi.

    Necmiye’nin küçük kardeşi Fatık diyemediğinden Fıtık amca diyor Arap’a.

    İşte o Fıtık Amca, birçok karısı olduğundan Necmiye’ye Nişantaşı’nda lüks bir daire alıyor. Çok kıskanç olduğunda karısının akrabalarıyla görünmesini bile yasaklıyor. Necmiye sokakta hep çarşaflı…

    Fıtık Amca ara sıra seyahate çıktığından Necmiye’nin evde canı sıkılıyor. Sinemaya gidip gidemeyeceğini soruyor. Fıtık uzun uzun düşündükten sonra Hz. Ömer’in Adaleti filmine gidebileceğini söylüyor.

    Necmiye sinemaya gidiyor. Ertesi akşam eve dönen Fıtık Amca merak içinde soruyor karısına, kendisi yokken ne yaptığını. Necmiye saf saf anlatıyor:

    “Ah sorma, senin dediğin sinemaya gitmek için çarşaflanıp evden çıktım, yolda giderken bir herif sokuldu yanıma, ben gidiyorum o da yanımda.”

    Fıtık amcanın tepesinden kızgın sular dökülmüş gibi oluyor, ama bozuntuya vermemeye çalışıyor.

    “Du bakali n’olacak!” diyor Fıtık.

    “Ben de dur bakalım ne olacak diye merak ettim.” diyor Necmiye ve anlatıyor: “Ben gidiyorum o da gidiyor. Bilet aldım, herif de bilet aldı. İçeri girdim, koltuğa oturdum, herif de gelip yanımdaki koltuğa oturmasın mı! Sonra ışıklar söndü, film oynamaya başladı, herif elini bacağıma atmasın mı!”

    Fıtık amca feryadı basıyor:

    “Sen ne diyorsun Necmiya. Ayvahhh. Du bakali n’olacak!”

    Bozuntuya da vermek istemiyor.

    Necmiye anlatmaya devam ediyor:

    “Ben de merak ediyorum. Sonra adam çarşafımın altından elini sokup oramı buramı kurcalamasın mı? Aaa şaştım kaldım.”

    Fıtık amca kendini yiyip bitiriyor, renkten renge giriyor, ama belli de etmemeye çalışıyor.

    “Sonra…” diye Necmiye, “Film bitti, eve doğru gelirken o da gelmesin mi? Apartmanın kapısından girdim, o da girmesin mi? Bizim dairenin kapısını açtım girdim içeri, herifte girmesin mi içeri?”

    Fıtık amca, “Herif de yallah içeri! Öyle mi?” diyor.

    Necmiye onaylıyor ve anlatıyor:

    “Ben yatak odasına girip soyundum, adam da gelip soyunmasın mı?”

    Arap delirmiş vaziyette. “Eyvahh, du bakali n’olacak! Anlat Necmiya anlat!”

    Devam ediyor saf kadın:

    “Yatağa girdim, o da girdi.”

    Arap kan ter içinde: “Du bakali n’olacak!”

    Necmiye hız kesmiyor, anlatıyor:

    “Ben de merak etti, ne olacak diye, sen olsan merak etmez misin?”

    Fıtık, “Anlat Necmiya, anlat, vallahi çok merak ediyor ben!” deyince genç kadın sözüne uyuyor:

    “Hiç canım! Bir şey değilmiş, ben de boşu boşuna dur bakalım ne olacak diye merak etmişim.”

    Eeee diye ısrar edince Fıtık, ağzındaki baklayı çıkarıyor Necmiye:

    “Senin her gece yaptığını yaptı canım!”

    Fıtık beyninden vurulmuşa dönüyor, ama olan olmuş, erkekliğe toz kondurmamak gerek.

    “Aman Necmiya…” diyor, “Ben de du bakali n’olacak, du bakali n’olacak diye boşuna merak etmişim! Velakin hiç de mühim değil.”’

    Kahvedekiler basarlar kahkahayı…

    ***

    Pek çok seçmen nefesini tutmuş, ellerini kavuşturmuş, dudağını ısırmış vaziyette seçim sonuçlarını bekliyor. “Dur bakalım ne olacak şimdi” dercesine…

    Oysa Muharrem İnce, daha önce defalarca çekilen senaryoyu yeniden sahneye koyacak gibi…

    Harala gürele içinde zât-ı âliyi yeniden cumhurbaşkanı yapacak sanki…

    İşte o vakit kahvedekiler gibi gülmeye mecalimiz de kalmayacak.

    Kötüleri iktidara taşıyan iyilerdir diyerek ağlaşıp duracağız.

    BERKE KAYA
    12 Nisan 2023 GÖRÜŞ

    Kaynak: Kronos
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sevilay Yılman’dan Muharrem İnce’ye: Üslubunuza şaşırmadım, yakışanı yaptınız

    Sevilay Yılman’dan Muharrem İnce’ye: Üslubunuza şaşırmadım, yakışanı yaptınız


    Gazeteci Sevilay Yılman, Memleket Partisi Genel Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce‘nin TV100’de katıldığı programda kendisine yönelik sarf ettiği sözlere yanıt verdi.

    İnce, Candaş Tolga Işık‘ın daha önce Yılman’ın gündeme getirdiği “Parti için toplanan paralar şahsi hesaplarda tutuluyor” iddiasını hatırlatması üzerine “Sevilay Yükselir mi, Sevilay Yılman mı, hangi saçlı? Yani saçını değiştirdi, soyadını, A Haber’de yazan bir Sevilay Yükselir vardı… Sonra saçını değiştirdi, soyadını değiştirdi, şimdi solcu oldu. Hangisi?” demişti.

    Yılman, kişisel Twitter hesabında yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:

    Sayın Muharrem İnce… Üslubunuza şaşırmadım. Yakışanı yaptınız. Ancak soyadımı eşimden boşandığım için değiştirdim. Saçlarımı da keyfim öyle istediği için ama sosyal demokratlığım hiç değişmedi. Ayrıca mesele ben değilim. Candaş Tolga Işık’ın sorusunu çarpıtmadan yanıtlayın.

    Candaş size daha önce benim bir yayında dile getirmiş olduğum şu soruyu sordu.Siz partiyi kurduğunuzda partinin giderlerini 2 hesap üzerinden gördünüz.Biri resmi diğeri şahsi hesabınızdı. Giderlerin çoğu yeterli gelmediği için şahsi hesabınızdan karşıladınız ve siz talep etmelerine rağmen partinin yetkili kurullarına şahsi hesabı açma konusunda neden direnç gösterdiniz? Neden şahsi hesabınızın incelenmesine izin vermediniz?  Ve sizinle birlikte CHP’den ayrılan başta Gaye Usluer olmak üzere 6 kurmayınız ile bu yüzden tartışma yaşadınız mı? Saygılar.”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Metropoll, son anketi açıkladı: Cumhurbaşkanlığı yarışında Kılıçdaroğlu önde gidiyor

    Metropoll, son anketi açıkladı: Cumhurbaşkanlığı yarışında Kılıçdaroğlu önde gidiyor


    14 Mayıs’ta yapılacak olan seçime sayılı günler kaldı. Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçaroğlu, Muharrem İnce ve Sinan Oğan’ın cumhurbaşkanı adayı olarak yarıştığı seçimde oy oranlarını kamuoyu tarafından yakından takip edilirken, Metropoll Araştırma Kurucusu ve Yöneticisi Özer Sencar anketlerdeki son durumu paylaştı.

    ERDOĞAN VE KILIÇDAROĞLU’NUN OY ORANLARI

    Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci tura kalacağını iddia eden Sencar, Erdoğan ile Kılıçdaroğlu’nun oy oranlarını açıkladı.

    “ŞU AN ÖNDE GİDEN İSİM…”

    Sencar yaptığı açıklamada “Erdoğan’ın oyu yüzde 42 bandında. Erdoğan’ın oyu buralarda kalabilir. 5-6 oy önce yüzde 35’lerde olan Kılıçdaroğlu’nun oyu da 42-45 oldu. Ve henüz Kılıçdaroğlu’nun tıkandığını düşünmüyorum. Daha da artırabilir. Şu an önde giden isim Kılıçdaroğlu diye gözüküyor.” dedi.

    Memleket Partisi lideri ve cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin oy oranıyla ilgili de dikkat çeken ifadeler kullanan Sencar, şöyle konuştu;

    “MUHARREM İNCE YÜZDE 5’İ GEÇERSE SÜRPRİZ OLUR”

    “Ocak ayı araştırmasında Memleket Partisi’nin oyu binde 3’tü. Deprem sürecinde görünürlüğü çok arttı Muharrem Bey’in ama Nisan ayında düştü tekrar. Muharrem Bey’in yüzde 5’in üzerinde bir oyu benim için sürpriz olur.

    “BÜYÜK BİR ŞEHİR EFSANESİ”

    Muharrem İnce’ye oy vereceğini söyleyen seçmene “İnce adaylıktan çekilirse kime oy verirsiniz?” diye sorduklarında dikkat çeken cevaplar aldıklarını belirten Sencar, “Yüzde 30’u Kılıçdaroğlu’na yüzde 24’ü Erdoğan’a ‘veririm’ diyor. Yüzde 23’ü Sinan Oğan’a veririm diğer kısmı da sandığa gitmem diyor. Dolayısıyla Muharrem İnce’ye oy verenlerin büyük bir çoğunluğunun Kılıçdaroğlu’na gideceği büyük bir şehir efsanesi.” diye konuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Murat Karayalçın’dan Muharrem İnce açıklaması: ‘CHP üzerine düşeni yapmıştır’

    Murat Karayalçın’dan Muharrem İnce açıklaması: ‘CHP üzerine düşeni yapmıştır’


    Memleket Partisi Genel Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce ile Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu arasında yapılan görüşmeler tartışmalara neden olmuş; Kılıçdaroğlu’nun ‘Biz üzerimize düşen görevi’ yaptık açıklamasına yanıt veren İnce, ‘Kendisiyle tüm iletişim kanallarımız açık olmasına rağmen bu konuda hiçbir görüşmemiz olmamıştır” demişti. 

    “CHP ÜZERİNE DÜŞENİ YAPMIŞTIR”

    İnce’nin açıklamalarına Fikri Sağlar da yanıt verirken; son olarak Eski SHP Genel Başkanı ve eski bakanlardan Murat Karayalçın tartışmalara ilişkin açıklama yaptı. 

    “CHP, Muharrem İnce konusunda üzerine düşeni yapmıştır” diyen Karayalçın, “Türkiye’nin durumundan, aynı zamanda mevcut yönetimden memnun olmayan ve yeni bir dönemin başlamasını isteyen herkesin; Sn. Kılıçdaroğlu ve Millet İttifakı’na kayıtsız, koşulsuz destek vermesi gerekir.” ifadelerini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Mustafa Sarıgül’den Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanlığı adaylığına sert tepki: İnsanın ar damarı çatlamayacak

    Mustafa Sarıgül’den Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanlığı adaylığına sert tepki: İnsanın ar damarı çatlamayacak


    Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na desteğini açıklayan Türkiye Değişim Partisi Genel Başkanı Mustafa Sarıgül, Muharrem İnce’nin adaylığına sert tepki gösterdi. Sarıgül, “İnsanın ar damarı çatlamayacak. Ar damarı çatlayan adam taş olur” ifadelerini kullandı.

    Sol, sosyal demokrat çevrelerden gelen ‘Kemal Kılıçdaroğlu’na destek ol, adaylıktan çekil’ telkinlerine kulaklarını tıkayan Memleket Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce’ye yönelik tepkiler devam ediyor.

    Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olarak Kemal Kılıçdaroğlu’nu açıklamasının hemen ardından CHP liderine desteğini açıklayan, dün yapılan görüşmenin ardından da desteğinin altını çizen TDP Genel Başkanı Mustafa Sarıgül, bugün katıldığı Fox TV yayınında Muharrem İnce’yi sert sözlerle eleştirdi.

    “HERKES KEMAL BEY’E DESTEK OLMALI”

    TV programında Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmesi hatırlatılan ve “Kılıçdaroğlu’ndan bakanlık ya da vekillik talebiniz oldu mu?” sorusu yöneltilen Sarıgül, “Şu an kimse kendi istikbalini düşünmemeli. Şu kutuplaşma ortamında herkes Kemal Bey’e destek olmalı” yanıtını verdi.

     “İNSANDA AHDE VEFA OLMALI”

    TDP lideri Sarıgül, 14 Mayıs’taki seçimlerde Cumhurbaşkanı adayı olan Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’nin uzlaşma girişimlerine karşı adaylık kararına ise, şu sözlerle tepki gösterdi:

    “Beni İBB Başkanı adayı kim yaptı? Kılıçdaroğlu yaptı. İnsanda ahde vefa olmalı. Cumhurbaşkanı seçilse ne olacaktı? Onu da aday yaptı. İnsanın ar damarı çatlamayacak. Ar damarı çatlayan adam taş olur. İnce’nin sunacağı 3. seçenek için şu an doğru zaman değil. Muharrem Bey üzülmesin, herkesi sorumluluğunun bilincine davet ediyorum.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kılıçdaroğlu “İnce’ye ittifak teklifi yaptık” dedi, İnce yalanladı

    Kılıçdaroğlu “İnce’ye ittifak teklifi yaptık” dedi, İnce yalanladı


    Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Memleket Partisi Lideri Muharrem İnce’ye teklif yapıldığını söyledi. 

    Teklifin son görüşme öncesi yapıldığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Bana göre biz üzerimize düşeni yaptık.” dedi. İnce ise sosyal medya hesabından “Partimizi ziyareti sırasında, kendisi tarafından bana ittifak ile ilgili hiçbir teklif yapılmamıştır.” diyerek yanıt verdi. 

    Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Habertürk’te gazetecilerin sorularını yanıtladı. 

    Muharrem İnce’yle ilgili bir soruya da yanıt veren CHP lideri, “14 Mayıs öncesi de sonrası da dahil olmak üzere Muharrem İnce’ye bir teklif yapıldı ama üzerinde uzlaşılamadı; bana göre biz üzerimize düşeni yaptık. Buluşma günü bir teklif olmadı. Karşı tarafı suçlamak, ayrıntıya girmek istemem. Herkesin iradesine saygı duymam gerekir. Büyük bir ihtimalle 4 adayla gidilecek. Birinci turda bu iş biter.” ifadelerini kullandı. 

    İnce’den yanıt: Teklif yapılmadı

    Memleket Partisi Lideri Muharrem İnce, Kılıçdaroğlu’nun canlı yayında yaptığı açıklamaların ardından  sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.

    İnce paylaşımında, “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile partimizi ziyareti sırasında; deprem bölgesini, sandık güvenliğini ve trolleri konuştuk. Kendisi tarafından bana ittifak ile ilgili hiçbir teklif yapılmamıştır. Kendisiyle tüm iletişim kanallarımız açık olmasına rağmen bu konuda hiçbir görüşmemiz olmamıştır.” ifadelerine yer verdi. 

    Kılıçdaroğlu: Avrupa’ya vizeyi kaldıracağız

    Kılıçlaroğlu canlı yayında Millet İttifakı’nın seçim vaatlerini de gündeme getirdi. 

    “1 yıl içinde rahat nefes alır hale getireceğiz, 3 ay içinde vize problemlerini çözeceğiz.” diyen Kılıçdaroğlu sözlerine “Avrupa’ya vizesiz gidilecek. Vizeyi kaldıracağız. Cumhur İttifakı bu saatten sonra ne yapacak bu memlekete, batırdı. Soğanın tanesi olmuş 7 lira 10 lira.” şeklinde devam etti. 

    ‘5’li çeteler cumhurbaşkanı adayı olmamı istemedi’

    Emeklilere de vaatte bulunan Kılıçdaroğlu, “Bunlar iktidar olmadan önce emeklinin aldığı aylık asgari ücretin üstündeydi. Ben o aylıkların tamamını kurban bayramında 15 bin lira olarak yatıracağım. Bay Kemal, sözünden dönmez.” dedi. 

    Emelileri “istismar ettiğine” yönelik eleştirilere de cevap veren Kılıçdaroğlu, “Beşli çetelere gelince paralar var, saraylara 4-5 yerden maaş alanlara para var, emekliye gelince, ‘istismar ediyorsun’; emekliyi sen istismar ediyorsun.” ifadelerini kullandı.

    Kılıçdaroğlu sözlerine şöyle devam etti: 

    “5’li çeteler cumhurbaşkanı adayı olmamı istemedi. 418 milyar doları götürenler istemedi, kul hakkı yiyenler, yolsuzluk yapanlar asla istemediler. Bunlar herkesi satın alacaklarını düşünüyorlar. Ne onların paralarına, ne 1 cent ne 1 kuruş, asla ihtiyacım yok. Nasıl yaşadıysam yine yaşayacağım. Saray’da değil, Çankaya’da yaşayacağım. Sade bir hayat süreceğim.”

    Seçimleri birinci turda kazanacaklarına inandığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Sağ duyu galip gelecek. Ülke bu haldeyken, pazarlar ateş pahasıyken, insanlar evine yiyecek götüremezken ne lüksümüz var. Bir an önce bunun bitmesi lazım. Son düzlükte seçmenin sağ duyusuna güveniyorum.” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Memleket Partisi’nde Kılıçdaroğlu depremi: Parti kurucusu istifa etti

    Memleket Partisi’nde Kılıçdaroğlu depremi: Parti kurucusu istifa etti


    Memleket Partisi’nin kurucuları arasında yer alan, partide genel sekreter yardımcılığı ve delegelik görevlerini üstlenen Eşber Atila partisinden istifa etti.

    “KILIÇDAROĞLU’NA DESTEK VERMEK HERKESİN ÖDEVİ HALİNE GELMİŞTİR”

    Sosyal medya hesabından açıklama yapan Atila, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemek için istifa ettiğini duyurdu. 

    Atila, “Cumhurbaşkanı adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na destek vermek; tek adam dönemini bitirmek, saray rejimini sonlandırmak isteyen herkesin ödevi haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.

    Atila’nın açıklaması şöyle: 

    “Zaman; bizlerin haklı oluşundan, halkın bundan sonraki yaşamının nasıl olacağına geçmiştir. Gelinen noktada süreç içindeki tüm eleştiri haklarımı saklı tutarak, geçmişte maruz kaldığım tüm haksızlıkları içime gömerek karar vermenin önemi büyüktür” ifadelerini kullanan Atila’nın açıklamaları şu şekilde sıralandı:

    HERKESİN ÖDEVİ: Aile içinde ve gençlik kollarında aldığım öğreti: ‘Bireysel başarı isteği, toplumsal bir kazancın önünde olmamalıdır’ şeklindedir. Sayın Muharrem İnce ve Memleket Partili arkadaşlarımın iyi niyetleri şüphesizdir. Ancak tüm veriler; AKP’yi göndermek, iktidarı değiştirmek maksadıyla da olsa yapılan çalışmanın hatalı sonuçlar doğuracağını göstermektedir. Bu durumda eksilten, ayrışan tarafın değil; birleşen, bütünleşen tarafın yararlı olduğuna inanmaktayım. Bugün artık birçok farklı siyasi görüşün kabul ettiği, hatta birbirlerine zit diyebileceğimiz partilerin dahi uzlaştığı, bizlerin Genel Başkanlığını yapmış Cumhurbaşkanı adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na destek vermek; tek adam dönemini bitirmek, saray rejimini sonlandırmak isteyen herkesin ödevi haline gelmiştir.

    İSTİFA EDİYORUM: Bu yüzden kurucusu ve Parti Meclisi Üyesi olduğum Memleket Partisi’nden istifa ediyorum. Umuyorum ki tüm Atatürkçülerle, memleket sevdalılarıyla, özgürlük ve insan hakları savunucularıyla, laik demokratik Cumhuriyetten yana olanlarla, tam bağımsız Türkiye diye haykıranlarla 14 Mayıs sabahı önce sandıkta, sonra iktidarı devralırken yine birlikte oluruz.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fatih Altaylı’dan Muharrem İnce’ye: Bana artık bıkkınlık geldi

    Fatih Altaylı’dan Muharrem İnce’ye: Bana artık bıkkınlık geldi


    Habertürk yazarı Fatih Altaylı, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce‘nin sanatçılarla ilgili sözlerine tepki gösterdi.

    Siyasetçi, cumhurbaşkanı adaylığı için gerekli imzayı dördüncü günün sonunda toplayabildikten sonra “Sırça köşklerde yaşayanlar, sırça köşklerinden çıkmayanlar, salon siyasetçileri, oturdukları yerden benim aleyhimde tweet atan, sözde sanatçılar Siz bunları gördünüz mü? Bu zorlukları gördünüz mü? Boğaz’da viskisini yudumlarken memlekete yol gösterenler…” gibi ifadeler kullanmıştı.

    Türkiye’nin bu sözleri söyleyen bir zatı muhtereme ihtiyacı olmadığını dile getiren gazeteci, “Türkiye zaten bu cümleleri bize ezberleten bir anlayış tarafından yıllardır yönetiliyor. ‘Yalıda viski yudumlayanlar’ metaforundan bana artık bıkkınlık geldi. ‘Sözde sanatçı’ ayıbı ise can sıkacak kadar çok tekrarlandı” dedi; ardından şunları kaydetti:

    “Bu cumhuriyeti kuran anlayışın toplumun en tepesine koyduğu sanatçıyı ‘sözde’ diye aşağılayan birinin, yalan muhalifliğine ve anlamsız adaylığına hiç ama hiç ihtiyacı yok bu ülkenin. Bu ülke için iki kelam edeni sırça köşkte oturmakla suçlama ayıbının yeni suç ortaklarını aramıyoruz. Tam aksine köşkte hem de sırça köşkte oturduğu yani keyfi yerinde olduğu halde ülkesi için dertlenene saygı duyacak birine ihtiyacı var bu ülkenin.

    Bu kafa ile hiç ama hiç yeni değilsiniz Muharrem Bey. Bu sözlerin orijinal sahibi varken, siz ancak çakması olursunuz. Aklı başında herkes eski bir orijinali, yeni görünümlü bir çakmaya tercin eder. Bilesiniz. Tabii amacınız yıpranmış orijinale yeniden değer kazandırmak değilse.”

    Yazının tamamı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Deniz Zeyrek: Erdoğan’ın ekibi işte bu yüzden gece gündüz dua ediyor

    Deniz Zeyrek: Erdoğan’ın ekibi işte bu yüzden gece gündüz dua ediyor


    Sözcü yazarı Deniz Zeyrek, cumhurbaşkanlığı seçimine girmek için gerekli 100 bin imzayı ancak dördüncü günde toparlayabilen Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’nin iddia edilenin aksine AKP tabanından oy almadığını söyledi.

    “İnce’nin adaylığının anasının ak sütü gibi helal ve hakkı olduğunu düşünüyorum. 100 bin imza şartını yerine getiren bir siyasetçi olarak yarışa katılması en demokratik hakkı” diyen gazeteci, şöyle devam etti:

    “Ancak kitabın ortasından şu notu da bir köşeye koymakta yarar var:

    İnce’nin alacağı oylar, kendisini ikinci tura taşımayacağı gibi muhalefetin ortak adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçimi birinci turda kazanma ihtimaline darbe vurabilir. (Erdoğan’ın ekibi işte bu yüzden İnce aday olsun ve yüzde 3’ten fazla oy alabilsin diye gece gündüz dua ediyor.)

    Belli ki İnce bu gerçekleri görmeyecek, görse dahi umursamayıp geri adım atmayacak. O yüzden 14 Mayıs’ta değişim isteyenlerin, milletin ferasetine ve demokrasiye güvenmekten başka çaresi yok.”

    Yazının tamamı

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Muharrem İnce, Ahmet Hakan’ı aradı: ‘Telefonum acı acı çaldı, açtım, hemen girdi lafa’

    Muharrem İnce, Ahmet Hakan’ı aradı: ‘Telefonum acı acı çaldı, açtım, hemen girdi lafa’


    Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan, imza toplama süreciyle ilgili olarak kaleme aldığı yazı sonrası Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce‘nin kendisini aradığını söyledi

    Telefonum acı acı çaldı. Açtım. Muharrem İnce” ifadesini kullanan Hakan, İnce’nin “Bana haksızlık yapmışsın” dediğini anlattı. Buna göre cumhurbaşkanı adaylığı için gerekli 100 bin imzaya dört gün sonunda ulaşan siyasetçi, şunları kaydetti:

    “İmza vermek, çok zor bir iş. Sen ilçendeki seçim kurulunun nerede olduğunu biliyor musun? Bilmiyorsun. Orayı bulacaksın. Dört kilometre öteye arabanı park edeceksin. Bir sürü aramadan geçeceksin. İmza toplanmasını zorlaştırmak için ne gerekiyorsa yapılmış. İşin bu kısımlarını es geçerek yapmışsın değerlendirmeni. Haksızlık burada.”

     Hakan, bu noktada 2018’deki seçimlere atıfta bulunarak “İyi ama Meral Akşener bir günde yüz bin imzayı geçivermişti. Aynı koşullarda. O nasıl yaptı bu işi?” sorusunu yönelttiğini, karşılığında şu yanıtı aldığını ifade etti:

    “O seçimde ben CHP’nin adayıydım. Sana videolarını atıyorum şimdi. Ben CHP adayı olarak bütün CHP’lilerden Meral Akşener için imza vermelerini istedim. CHP’lilerin katkısıyla ilk günde o imzalar toplandı.”

    Yazının tamamı.

    İNCE VE GAZETECİLER

    Memleket Partisi lideri, daha önce de gazetecilere açtığı telefonlarla gündeme gelmişti. Bu isimler arasında yer alan Nevşin Mengü, İsmail Saymaz ve Fatih Portakal, kamuoyuyla şu bilgileri paylaşmıştı:

    Fatih Portakal: “Bundan üç dört gün önce bana mesaj attı; ‘Kırıldım, bir daha sana çıkmayacağım’ diyor. Bana işimi öğretiyor. Ben size işinizi öğretiyor muyum. Herkes kendi işini yapsın, arkadaş.”

    İsmail Saymaz: “Muharrem İnce bana da küstü. Fakat neden küstü, hangi aşamada küstü, onu anlayamadım. Arıyorum, açmıyor. Bir siyasetçinin, hele hele cumhurbaşkanı adayının gazeteciye küsmesi çok tuhaf.”

    Nevşin Mengü: “Muharrem İnce cumartesi sabahı saat 10:30 gibi aradı ve ‘Senin elinde veri yok, neye göre konuşuyorsun’ dedi. Ben de ‘Muharrem bey elimizde veri var’ dedim. İnce, ‘Yok ya, nereden olacak senin elinde veri’ dedi çıkıştı. Sonra ‘Bana hem AK Partililer, hem de CHP’liler oy veriyor’ dedi.”

    İnce ise sözlerinin bağlamından çıkarıldığını savunsa da, basın mensuplarının kendilerine yöneltilen suçlamalara karşı tepkileri sert olmuştu. Portakal elinde yazışmalar olduğunu ileri sürerken, Saymaz da kimsenin kendisine ‘parti gazetecisi’ diyemeyeceğini söylemişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***