Etiket: Muhammed bin Selman

  • Prens Selman’dan Gazze için çağrı: Harekete geçilmeli

    Prens Selman’dan Gazze için çağrı: Harekete geçilmeli


    Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, uluslararası topluma “Gazze halkının korunmasına yönelik her türlü tedbiri almak için derhal harekete geçilmesi” çağrısında bulundu.

    Suudi Arabistan resmi ajansı SPA’nın haberine göre Bin Selman, bu yıl hacca katılan önemli isimler ve yetkililer için düzenlenen resepsiyonda bir konuşma yaptı. Bin Selman, bu yıl Kurban Bayramı’nın, Gazze’de Filistinlilere karşı “çirkin suçların” sürdüğü bir dönemde idrak edildiğini söyledi.

    Gazze’deki bu saldırıların bir an önce durdurulması gerektiğini vurgulayan Bin Selman, uluslararası topluma “Gazze’deki Filistinlilerin canlarının korunması için her türlü tedbiri almak üzere harekete geçilmesi” çağrısında bulundu.

    ‘BM KARARLARI UYGULANSIN’ VURGUSU

    Bin Selman, Gazze Şeridi’nde acil ateşkes önerisine ilişkin BM Güvenlik Konseyi tarafından yayınlanan son kararların uygulanmasının önemini vurguladı.

    Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Filistin halkının meşru haklarını elde edebilmesi ve kapsamlı, adil ve kalıcı barışa ulaşabilmesi için ülkesinin, uluslararası topluma yaptığı “1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin devletini tanıma” çağrısını yineledi.(AA)

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İstanbul’da işlenen Kaşıkçı cinayetinin Suudi aktörleri kimler?

    İstanbul’da işlenen Kaşıkçı cinayetinin Suudi aktörleri kimler?


    Suudi Arabistan hükümeti, Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi Konsolosluğunda öldürülmesiyle bağlantılı 21 şüpheliden 5’i hakkında idam cezası istedi. Birleşmiş Milletler raportörü ise cinayetle ilgili Suudi Veliaht Prens Muhammet Bin Selman’ın da soruşturulması çağrısı yaptı.

    Birleşmiş Milletler Yargısız İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard, Çarşamba günü sunduğu raporda aralarında ölüm cezası ile karşı karşıya olanların da bulunduğu 11 sanığın ismini açıkladı. Callamard’ın Suudi hükümet kaynaklarından edindiği bilgilere dayanarak verdiği isimler, yerel savcılık tarafından doğrulanmadı.

    Medya raporları ve resmi kaynaklardan alınan bilgilerle Suudi Arabistan’da Kaşıkçı davasına ilişkin tutuklananlar şu isimler oldu:

    Mahir Abdulaziz Mutreb

    Üst düzey bir Suudi yetkilisine göre General Mutreb, Prens Muhammed’in eski sağ kolu Suud el-Kahtani’nin bilgi güvenlik yardımcısı ve konsolosluktaki baş müzakereciydi. Birleşmiş Milletler raporunda, Mutreb’in operasyonun planlanmasına günler önce dahil olduğu ve Kaşıkçı hakkında “kurbanlık kuzu” dediği belirtildi.

    Mutreb kıdemli bir istihbaratçı olmasının yanında Prens Selman’ın güvenlik ekibinin de bir parçası. Prens’i geçen sene Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’ya yapılan resmi ziyaretlerde yalnız bırakmayan Mutreb, fotoğraflarda Prens ile birlikte yer aldı.

    Suudi yetkiliye göre Mutreb’in operasyon için seçilmesinin nedeni Cemal Kaşıkçı’yı daha önce Londra’daki Suudi Konsolosluğu’nda birlikte çalıştıkları zamanlardan tanıyor olması ve onu Suudi Arabistan’a geri dönmeye ikna edebileceği düşüncesiydi.

    Salah Muhammed Abduh et-Tubeyki

    Suudi İhtisas Komisyonu tarafından hazırlanan biyografiye göre, Salah Muhammed Abduh et-Tubeyki Suudi İçişleri Bakanlığı’nın cezai delil dairesinde adli tıp uzmanıydı.

    Suudi yetkiliye göre Tubeyki, İstanbul’daki Kaşıkçı cinayetinde parmak izleri ya da şiddet uygulandığına dair kanıtları ortadan kaldırmakla görevlendirilmişti. Birleşmiş Milletler raporunda ise Tubeyki’nin ekibin esas elemanlarından olmadığı ancak cesedi ortadan kaldırmak için özel olarak operasyona dahil edildiği belirtiliyor.

    Mutreb ve Tubeyki dışında idam cezası ile karşı karşıya kalanlardan Fahad Şebib el Balaw ve Waled Abdullah el Şehri’nin Suudi Kraliyet Muhafızları üyesi, Turki Muşerref el Şehri’nin ise istihbarat yetkilisi olduğu belirtildi. Birleşmiş Milletler raporunda bu üç ismin de cinayet saatinde konsoloslukta olduğu bilgisi yer aldı.

    Ahmed Muhammed el Asiri

    Genel istihbarat eski başkan yardımcısı olan Asiri Kral Selman tarafından görevden alınanlar arasındaydı. Savcı, Asiri’nin Kaşıkçı hakkında “öldürülme” emrini değil ancak iadesi için operasyon emrini verdiğini söyledi.

    Suudi medyasına göre Asiri 2002’de orduya katıldı ve 2015’de Yemen iç savaşına müdahale eden Suudi liderliğindeki koalisyonun sözcülüğünü yaptı. Asiri Nisan 2017’de kraliyet kararnamesi ile dış istihbarat başkan yardımcısı seçildi.

    Mustafa Muhammed el Madani

    Suudi yetkiliye göre Madani İstanbul’daki istihbarat çalışmaları için 15 kişiden oluşan ekibin başındaydı. Madani, Cemal Kaşıkçı’nın kıyafetlerini giydi, gözlüğünü ve saatini taktı; gazeteci Kaşıkçı gibi görünerek onun binayı terk ettiği izlenimi vermeye çalıştı.

    BM raporuna göre, Madani’nin sahte sakal takarak Kaşıkçı’yı taklit etmesi cinayetin önceden planlandığını kanıtlıyor. Raporda Madani kraliyet sarayında çalışan bir general olarak tanımlanıyor.

    Madani ve Asiri dışında yargılananlardan Muhammed Saad el Zahrani ve Saif Saad el Kahtani, BM raporuna göre cinayet gerçekleşirken konsolosluktaydı. Mansur Osman Abahüseyin ve konsolosluk çalışanı Muflih Şaya el Muslih ise cinayet sırasında başkonsolosun evindeydi.

    **Yargılanmayan isimler

    **

    Suud el Kahtani

    Prens’in sağ kolu olarak bilinen Kahtani, kraliyet mahkemesi danışmanlığı görevinden azledildi ve cinayete karışan en yüksek profilli figür olarak görülüyor.

    Kraliyet mahkemesinde görev alan Kahtani, Prens Muhammed Selman’ın yakın çevresinde sırdaşı olarak öne çıktı. Kahtani güvenlik yetkilileri de dahil olmak üzere üst düzey yetkililere doğrudan emirler verdi.

    Hükümet ve Kaşıkçı’ya yakın kaynaklardan gelen bilgiye göre Kahtani, bir yıl önce Washington’a taşınan Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’a dönmesi için çalışmalar yaptı.

    Suudi kaynağa göre Kahtani, Mutreb’e Kaşıkçı’nın krallığa geri dönmesi için müzakereleri yürütme izni verdi. Suudi savcı soruşturmalar süresince Kahtani’ye seyahat yasağı konulduğunu söylerken Körfez kaynakları Kahtani’nin özgür olduğu ve hâlâ gizlice çalıştığı bilgisi verdi.

    Muhammed el-Uteybi

    Muhammed el-Uteybi, Suudi Arabistan’ın İstanbul başkonsolosu. Cinayetten 4 gün sonra gazetecilere konsolosluk turu yaptırdı ve Cemal Kaşıkçı’nın orada olmadığını göstermek için dolap kapılarını açtı.

    Birleşmiş Milletler raporunda Uteybi’nin Kaşıkçı cinayeti öncesi diğer Suudi yetkililerle konuşma kayıtları yayımlandı. Bu konuşmalarda Uteybi “çok gizli bir görev”den bahsediyordu. Muhammed el-Uteybi İstanbul’dan ayrıldı ve kendisinden bir daha haber alınamadı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Washington Post Yayın Kurulu: Suudi Arabistan’ın Kaşıkçı kararı, adaletle alay etmektir

    Washington Post Yayın Kurulu: Suudi Arabistan’ın Kaşıkçı kararı, adaletle alay etmektir


    Washington Post Yayın Kurulu, “Suudi Arabistan, Gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinde, adaletle utanmasızca alay eden bir karar aldı.” ifadesini kullandı.

    Kaşıkçı’nın da yazarları arasında olduğu Washington Post gazetesinin yayın kurulu, Suudi Arabistan yargısının Kaşıkçı davasında aldığı kararlara ilişkin, “Suudi Arabistan’ın Kaşıkçı kararı, adaletle alay etmektir” başlıklı bir makale kaleme aldı.

    “Suudi Arabistan, Gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinde, adaletle utanmasızca alay eden bir karar aldı.” ifadelerine yer verilen makalede, Kaşıkçı davasında ismi açıklanmayan 5 kişiye idam, 3 kişiye ise hapis cezası verilmesine rağmen Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a yakın eski istihbarat yetkilisi Ahmed el Asiri ve Saud el Kahtani’nin “aklanmasına” tepki gösterildi.

    ‘Mahkeme sonucu Kaşıkçı ailesine karşı bir ayıptır’

    Makalede, “Mahkeme sonucu, Kaşıkçı ailesine ve ABD Kongresindeki iki partili çoğunluk da dahil, bu davada gerçek bir hesap sorulabilirlik talep eden herkese karşı bir ayıptır.” ifadesi kullanıldı.

    Söz konusu kararın uluslararası toplum tarafından kabul edilmesinin, ahlaki olarak yanlış olduğu kadar tehlikeli olduğuna da işaret edilen makalede, “Bu durum, pervasız Suudi yöneticiye (Muhammed bin Selman), cinayet maceraperestliğinin hoşgörüldüğü mesajını da gönderecektir.” uyarısında bulunuldu.

    Suudi savcının Kaşıkçı cinayetinin önceden planlanmadığına yönelik açıklamasının da eleştirildiği makalede, BM Yargısız İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard’ın raporunda bunun tam tersi bir sonuca ulaşıldığı anımsatıldı.

    Trump’ın duruşu eleştirildi

    Donald Trump yönetiminin bu cinayet konusundaki duruşuna da dikkat çekilen makalede, “Başkan Trump’ın desteği olmasaydı, Muhammed bin Selman’ın bu kadar soğukkanlı bir şekilde adaletin sağlanmasını engellemesi çok olası değildi.” görüşüne yer verildi.

    Makalede ABD Kongresine de CIA direktöründen bir an önce Kaşıkçı cinayeti konusunda detaylı bir rapor talep edilmesi çağrısında bulunuldu.

    Suudi Arabistan Mahkemesinin Kaşıkçı kararı

    Suudi Arabistan Başsavcılığı, İstanbul’daki konsolosluk binasında Ekim 2018’de vahşice öldürülen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı davasında 5 sanık hakkında idam, 3 sanık hakkında ise toplam 24 yıl hapis cezası verildiğini açıklamıştı.

    Kaşıkçı cinayetini yöneten isim olarak bilinen Suud el-Kahtani’ye herhangi bir suçlama yöneltilmedi.

    Suudi Arabistan Başsavcılığı, Kaşıkçı cinayetinde parmağı olan Suudi Arabistan’ın eski İstanbul Başkonsolosu Muhammed el Uteybi’ye de suçlama yöneltmedi.

    Başsavcılık, Kaşıkçı cinayetinde görev alan eski İstihbarat Başkan Yardımcısı Ahmed Asiri’nin serbest bırakıldığını açıkladı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cemal Kaşıkçı cinayeti davası: Savcılık dosyanın Suudi Arabistan’a devrini istedi

    Cemal Kaşıkçı cinayeti davası: Savcılık dosyanın Suudi Arabistan’a devrini istedi


    Washington Post yazarı Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın, Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülmesine ilişkin 26 sanığın yargılandığı davada savcılık, yargılamanın Suudi Arabistan adli makamlarına devrinin sağlanmasını talep etti.

    İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, haklarında yakalama kararı bulunan firari 26 sanık katılmadı.

    Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcılık, dosya hakkında durma kararı verilerek, yargılamanın Suudi Arabistan adli makamlarına devrinin sağlanması için gerekli usul işlemlerinin yapılmasını istedi.

    Mahkeme heyeti de dosyanın Suudi Arabistan adli makamlarına devri hususunda görüş bildirilmesi için Adalet Bakanlığına yazı yazılmasına karar vererek duruşmayı erteledi.

    Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı Washington Post Gazetesi’ndeki köşe yazılarıyla eleştiren Kaşıkçı, en son 2 Ekim 2018’de Suudi Arabistan’ın İstanbul konsolosluğuna girerken görülmüştü. Daha sonrasında Kaşıkçı’nın izine rastlanılmazken yetkililer gazetecinin cesedinin parçalara ayrılarak konsolosluktan çıkarıldığına inanıyor.

    Eylül 2020’de, bir Suudi mahkemesi, “şeffaflıktan yoksun olduğu” belirtilen bir davada öldürme nedeniyle sekiz kişiyi yedi ila 20 yıl hapis cezasına çarptırdı. Sanıkların hiçbirinin ismi açıklanmadı.

    Davanın ardından Kasım ayında Türk Adalet Bakanlığı Riyad’a krallıkta hüküm giyenlerin iki kez cezalandırılmaması için davanın devri konusunda talepte bunulmasını istedi.

    Bu talebin gerçekleştiğini belirten Türk adaleti, Suudi yetkililerin davanın kendilerine devredilmesini ve sanıklara yönelik kırmızı bültenlerin kaldırılmasını istediğini açıkladı.

    Savcı, sanıkların yabancı uyruklu olması, tutuklama kararlarının ve kırmızı bültenlerin infaz edilememesi ve ifadelerinin alınamaması nedeniyle talebin kabul edilmesi gerektiğini belirtti.

    Bir yıl önce yayınlanan bir ABD istihbarat raporu, Veliaht Prens Muhammed’in Kaşıkçı’yı öldürme veya yakalama operasyonunu onayladığını bildirdi. Suudi hükümeti rapordaki bulguları reddederek Selman’ın olayla ilgisi olmadığını açıkladı.

    Prens, The Atlantic’te bu ay yayınlanan bir makalesinde, suçu kanıtlanana kadar bir kişinin masum sayılması gerektiğini belirterek kendisine yöneltilen suçlamalarla haklarının ihlal edildiğini hissettiğini yazdı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron, Suudi Arabistan ve Lübnan arasındaki diplomatik krizde arabuluculuk üstlendi

    Macron, Suudi Arabistan ve Lübnan arasındaki diplomatik krizde arabuluculuk üstlendi


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa ve Suudi Arabistan’ın Lübnan ile bazı Körfez ülkeleri arasında yaşanan diplomatik gerginliği çözmek için ortak girişimde bulunduğunu açıkladı.

    Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı seri paylaşımlarda Macron, Suudi Arabistan’ın fiili lideri olan Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile bölgesel güvenlik ve istikrar gibi konularda açık ve verimli bir görüşme yaptığını, özellikle Lübnan üzerinde durduklarını belirtti.

    Fransız lider ülkesinin ve Suudi Arabistan’ın Lübnan’ın içinde bulunduğu krizden çıkması, bütünlüğünü korumasına ve reformları hayata geçirmesine destek olmak için ortak hareket etme kararı aldığını duyurdu.

    Lübnan Başbakanı Necib Mikati de Macron aracılığıyla Muhammed bin Selman ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini açıkladı.

    Mikati, Twitter hesabından yaptığı açıklamada Macron ve Bin Selman ile yaptığı görüşmeye değindi.

    Mikati, Bin Selman ve Macron ile yaptığı görüşmenin Suudi Arabistan ve Lübnan arasındaki tarihi ilişkilerin yeniden başlamasına yönelik önemli bir adım şeklinde nitelendirdi.

    Lübnan ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin kopmasına sebebiyet veren Lübnan Enformasyon Bakanı George Kardahi, dün düzenlediği basın toplantısında istifa ettiğini duyurmuştu.

    Lübnan ile Körfez ülkeleri arasındaki kriz

    Lübnan Enformasyon Bakanı Kardahi, daha önce katıldığı belirtilen ve 27 Ekim’de yayımlanan bir televizyon programında, Yemen’deki tutumu nedeniyle Suudi Arabistan’a yönelik suçlayıcı ifadeler kullanmıştı.

    “Hizbullah gibi Husilerin de silahlı bir örgüt olarak kendi toprağını savunduğunu düşünüp düşünmediğine” ilişkin soruya Kardahi, “Tabii ki toprağını koruyor. Şahsi görüşüm, Yemen’de bu savaşın sona ermesi gerekiyor. Savaş uçaklarıyla evler, binalar, köyler ve şehirler saldırılara maruz kalıyor.” yanıtını vermişti.

    Kardahi’nin özellikle Riyad yönetiminin tepkisini çeken ifadeleri üzerine Lübnan Başbakanı Necib Mikati, yazılı bir açıklama yayımlamıştı. Mikati, Kardahi’nin açıklamalarının hiçbir şekilde Lübnan’ın Arap ülkeleri ve özellikle Suudi Arabistan ile siyasetini yansıtmadığını bildirmişti.

    Buna rağmen Suudi Arabistan ve Bahreyn 29 Ekim’de, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri 30 Ekim’de, Yemen de 2 Kasım’da Lübnan’daki büyükelçilerini geri çağırmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***