Etiket: mi̇t

  • MİT’ten BAE İstihbaratına Operasyon: Arap Casuslar İstanbul’da Yakalandı

    MİT’ten BAE İstihbaratına Operasyon: Arap Casuslar İstanbul’da Yakalandı


    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Milli İstihbarat Teşkilatınca (MİT) ve İstanbul Emniyeti Terörle Mücadele Şubesi’nin koordinasyonunda yürütülen “siyasal veya askeri casusluk” soruşturması kapsamında Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) istihbarat servisinin Türkiye’de faaliyet gösteren kritik görevlileri hedef aldığına ilişkin bulgular üzerine operasyon düzenledi.

    Başsavcılığın açıklamasına göre BAE istihbarat servisinde görevli kişiler, Türkiye’deki bir GSM firmasından temin ettikleri hatlar üzerinden sahte profiller oluşturarak çeşitli kişi ve kurumlarla temas kurdu.

    BİYOGRAFİK VERİLERİ TOPLAMAYA ÇALIŞTILAR

    Yürütülen çalışmalarda, savunma sanayi kuruluşlarında görev yapan yöneticiler, Dışişleri Bakanlığı tarafından kullanılan telefon hatları ve bazı yabancı ülkelerin resmi görevlileriyle irtibat halindeki kritik personellerin hedef alındığı belirlendi. Söz konusu profiller üzerinden bu kişilere dair biyografik bilgiler derlenmeye çalışıldığı ifade edildi.

    3 ŞÜPHELİ YAKALANDI

    Açıklamada, BAE istihbarat mensuplarının talimatıyla temin edilen GSM hatlarının bir operatöre ait olduğu, söz konusu hatların BAE’ye ulaştırılmasında rol oynayan ve birbirleriyle irtibatlı 4 kişinin tespit edildiği belirtildi.

    25 Kasım 2025’te düzenlenen operasyonda 3 şüpheli gözaltına alınırken, 1 kişi hakkında yurt dışında bulunması nedeniyle yakalama kararı çıkarıldı.

    Başsavcılıktan yapılan açıklama şöyle:

    “Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) koordinesinde yürütülmekte olan ‘Siyasal veya Askeri Casusluk’ faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik yapılan çalışmalar kapsamında;

    Birleşik Arap Emirlikleri istihbarat servisi mensuplarının Türkiye’de bulunan bir GSM firmasından temin ettiği numara ile sahte profiller üzerinden;

    • Ülkemizde faaliyet gösteren ve kritik öneme sahip savunma sanayi kuruluşlarında görev yapan yönetici pozisyonundaki personeller,
    • Dış İşleri Bakanlığı tarafından kullanılan bir telefon,
    • Bazı yabancı ülkelerin resmi görevlileri ile irtibata geçerek kritik pozisyonlarda çalışan personellere ilişkin biyografik veri derlemeye çalıştığı tespit edilmiştir.

    Birleşik Arap Emirlikleri istihbarat mensuplarının talimatı doğrultusunda bahse konu faaliyetler için temin edilen ve Türkiye’de bulunan bir operatöre ait GSM hattını satın alan, satın alınan bu GSM hattını Birleşik Arap Emirlikleri ülkesine götürerek istihbarat mensuplarına veren ve birbirleriyle irtibatları bulunan 4 kişi tespit edilmiştir.

    Tespit edilen 4 şahsın yakalanmasına suç ve suç unsurlarının ele geçirilmesine yönelik 25.11.2025 günü operasyon gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen operasyon neticesinde 3 şahıs yakalanmış, 1 şahıs hakkında yurtdışında olduğundan dolayı yakalama kararı çıkartılmıştır.”

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • MİT’ten Suriye’de IŞİD’e Büyük Darbe! 4’ü Sağ Yakalandı

    MİT’ten Suriye’de IŞİD’e Büyük Darbe! 4’ü Sağ Yakalandı


    Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Emniyet Genel Müdürlüğü ve Suriye İç Güvenlik Servisi’nin ortak operasyonuyla, IŞİD bağlantılı 14 kişilik grup Suriye’nin İdlib-Atme bölgesinde kıstırıldı. İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre, Türk vatandaşı Binali Aslan’ın aracını gasp edip öldüren ve ardından Suriye’ye geçen şüphelilerin kaldığı adres tespit edildi. Bakanlığın açıklamasında şu bilgiler yer aldı:

    “Adrese yönelik yapılan operasyonda teslim ol çağrılarına ateşle karşılık vermesi üzerine çıkan çatışmada, şüphelilerin 8’i ölü, 2’si yaralı, 4’ü sağ olarak ele geçirilmiştir. Suriye’de ele geçirilen şüpheliler ülkemize iade edilmiştir. Gasp edilen aracın geçiş güzergahlarında yapılan çalışmalarda; Mersin’in Tarsus ilçesi Kaburgediği Köyü’nde Mersin İl Jandarma Komutanlığı ve Mersin İl Emniyet Müdürlüğünce ortak yürütülen arama tarama faaliyetleri sırasında, araç sahibi B.A. isimli vatandaşımız, ormanlık bölgede toprağa gömülü vaziyette bulunmuştur.

    Ailenin olaydan önce Ankara’da M.A ve N.S isimli şahısların ikametinde konakladıklarının tespit edilmesi üzerine, şüpheliler Ankara İl Emniyet Müdürlüğümüzce yakalandı ve sevk edildikleri mahkemece tutuklandı. Hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına sabır diliyoruz. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızı, MİT Görevlilerimizi, EGM İstihbarat Başkanlığımızı, TEM Daire Başkanlığımızı, Suriye İç Güvenlik Servisini, Mersin İl Jandarma Komutanlığımızı, Mersin ve Ankara İl Emniyet Müdürlüklerimizi ve Kahraman Polislerimizi tebrik ediyoruz.”

    AYRINTILAR GELİYOR…

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • MİT’ten Siber Dolandırıcılık Şebekesine Darbe! Örgüt Lideri Yakalandı

    MİT’ten Siber Dolandırıcılık Şebekesine Darbe! Örgüt Lideri Yakalandı


    Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) koordinesinde yürütülen bir operasyonla, internet üzerinden organize dolandırıcılık faaliyetleri yürüten bir suç örgütü çökertildi.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla yürütülen soruşturmada, örgüt lideri Ö.Ş. yakalanarak çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

    1250 SİTEYE ERİŞİM ENGELİ

    Soruşturma kapsamında 1250 dolandırıcılık amaçlı internet sitesine erişim engeli getirildi.

    SAHTE İLANLARLA VATANDAŞLAR HEDEF ALINDI

    Ankara İl Jandarma Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirilen operasyonda, örgütün vatandaşlara ait kişisel bilgileri kullanarak dolandırıcılık yaptığı ortaya çıkarıldı.

    MİT’ten Siber Dolandırıcılık Şebekesine Darbe! Örgüt Lideri Yakalandı - Resim : 2

    Örgüt üyelerinin, özel yazılımlar yardımıyla e-ticaret platformlarına sahte ilanlar yerleştirdiği ve mağdurlara gerçekçi görünen dekont ve fatura örnekleri sunarak güven kazandığı belirlendi.

    MİT’ten Siber Dolandırıcılık Şebekesine Darbe! Örgüt Lideri Yakalandı - Resim : 3

    Yapılan teknik analizlerde, ilanları ziyaret eden kullanıcıların IP adresleri, konum bilgileri ve çevrimiçi davranışlarının da sistematik şekilde kaydedildiği tespit edildi.

    MASAK VE USOM DA SORUŞTURMAYA DAHİL EDİLDİ

    Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) ile Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) da çalışmalara dahil edildi.

    MİT’ten Siber Dolandırıcılık Şebekesine Darbe! Örgüt Lideri Yakalandı - Resim : 4

    USOM’un teknik desteğiyle şebekenin dijital altyapısı ortaya çıkarılırken, MASAK tarafından yapılan incelemelerde örgütün yasa dışı mali kaynakları ve para akışları detaylı biçimde belirlendi.

    Elde edilen deliller doğrultusunda, siber dolandırıcılık faaliyetlerinde kullanıldığı tespit edilen yaklaşık 1250 internet sitesi kapatıldı.

    Kaynak: İHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ankara’da Kritik Temas! MİT Başkanı Kalın, Hamas Siyasi Büro Liderleriyle Görüştü

    Ankara’da Kritik Temas! MİT Başkanı Kalın, Hamas Siyasi Büro Liderleriyle Görüştü


    MİT Başkanı İbrahim Kalın, Ankara’da Hamas Siyasi Büro liderleriyle görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede, İsrail-Filistin arasında ateşkes müzakerelerinde gelinen son nokta ve esir takası konuları ele alındı.


    Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Ankara’da Hamas Siyasi Büro liderleriyle bir görüşme gerçekleştirdi.

    GÜNDEM, ATEŞKES MÜZAKERELERİ VE ESİR TAKASI

    Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Ankara’da Hamas Siyasi Büro liderleriyle bir görüşme gerçekleştirdi. Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre, MİT Başkanı Kalın ve Hamas Siyasi Büro liderleri arasında yapılan görüşmede; İsrail-Filistin arasında ateşkes müzakerelerinde gelinen son nokta ve esir takası konuları ele alındığı belirtildi.

    İnsanlık dramının yaşandığı Gazze’de kalıcı ateşkesin sağlanması ve daha fazla insani yardımın bölgeye ulaştırılması için atılabilecek somut adımlar değerlendirildiği görüşmede, Hamas’ın, müzakere sürecindeki yapıcı ve olumlu tavrının altı çizilirken, İsrail’in BMGK kararlarıyla desteklenen ve mutabık kalınan öneri metnine yeni şartlar getirmesinin ateşkes sürecini zorlaştırdığı kaydedildi. Yapılan görüşmede, İsrail’in katliama yol açan saldırılarını sürdürmesinden duyulan endişe de dile getirildi.

    Kaynak: İHA


    Etiketler

    Hamas


    MİT


    İbrahim Kalın

    Tencereye 1 Bardak Dökün Eti Lokuma Çeviriyor! Şeflerin Gizli Sırrı
    Tencereye 1 Bardak Dökün Eti Lokuma Çeviriyor! Şeflerin Gizli Sırrı

    Hazır Yufkayla Yapılan Böreği Lezzetlendiren Tüyo! İşte Şeflerin 5 Sırrı
    Hazır Yufkayla Yapılan Böreği Lezzetlendiren Tüyo! İşte Şeflerin 5 Sırrı

    Hulusi Akar'dan Özgür Özel'e 100 Bin Liralık Dava
    Hulusi Akar’dan Özgür Özel’e 100 Bin Liralık Dava

    Özel'den Erdoğan'a Erken Seçim Çağrısı: 'Son Tarih 2025 Kasım'
    ‘Son Tarih 2025 Kasım’

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • MİT Arabuluculuk Etmişti: ABD ve Rusya Arasındaki Esir Takası Nasıl Gerçekleşti?

    MİT Arabuluculuk Etmişti: ABD ve Rusya Arasındaki Esir Takası Nasıl Gerçekleşti?


    Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) arabuluculuğunda dün Rusya ile ABD başta olmak üzere 7 ülke arasında geniş çaplı bir esir takası yapıldı. Bu takas, Soğuk Savaş döneminden bu yana gerçekleştirilen en büyük takas olma özelliği taşıyor. MİT’in yönettiği takas operasyonuyla ilgili olarak ABD Başkanı Biden ve Dışişleri Bakanı Blinken ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Sullivan, Türkiye’ye teşekkür etti.

    Rusya’da hapiste tutulan Wall Street Journal muhabiri Evan Gershkovich ile Rus esirler serbest bırakıldı. Putin, serbest bırakılan Rus esirleri dün havalimanında karşıladı. MİT, söz konusu takas işlemi sonrasında yaptığı açıklamada, “Dünya genelinde gerginliğin tırmandığı dönemde Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde uluslararası alanda barış ve istikrarın sağlanması için katkı sunmaya devam etmektedir. Ülkeler arasındaki her türlü sorunda diyalog kanallarının sonuna kadar açık tutulması yönünde çağrılarını sürdüren Türkiye ve MİT Başkanlığı, tüm tarafların bir araya geldiği ortak platformlar kurma ve ara buluculuk faaliyetleri gerçekleştirme yönünde adımlar atmaktadır. MİT, istihbarat diplomasisi başta olmak üzere tüm istihbarat araçlarını kullanarak uluslararası alanda çatışmaların çözümüne katkı sağlamaktadır” ifadelerini kullandı.

    Sovyetler Birliği ve ABD arasında yaşanan soğuk savaşın ardından, yıllar sonra ABD, Batı ülkeleri ile Rusya arasında gerçekleştirilen esir takası, dünya medyasının da gündeminde. Bu esir takasının nasıl ve ne koşulda gerçekleştiği merak konusu oldu.

    BBC Rusça Servisi’nden Steve Rosenberg, Rusya ve ABD arasında gerçekleştirilen esir takasını masaya yatırdı. “Bu, sessizce ele alınması gereken bir konu” diyen Rosenberg, konuyu şöyle değerlendirdi:

    “Olası Doğu-Batı tutuklu takasları hakkında yorum yapmaları istendiğinde Rus yetkililer bu ifadeyi tercih eder. Biz de aylardır bu sözleri duyuyorduk. Kremlin’in hoşuna giden şey, kapalı kapılar ardında anlaşma yapmak, medyanın ilgi odağından uzakta “rehine diplomasisi” yürütmek. Bu ortamda istihbarat servisi istihbarat servisiyle konuşuyor, hükümet de hükümetle. Moskova istediğini, daha doğrusu istediği kişiyi elde edene kadar. Tüm bu “sessizliğe” karşın, tutuklu takası konusunda hep bazı sinyaller vardı. Bazı gelişmeler yaşanıyordu. Şubat ayında eski Fox News sunucusu Tucker Carlson’a röportaj veren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinde tutuklanan ve casuslukla suçlanan Wall Street Journal gazetesinin muhabiri Evan Gershkovich hakkında da konuşmuştu.

    Putin, “Bay Gershkovich’in memleketine dönebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorum. ABD’nin istihbarat servislerinin, istihbarat servislerimizin hedeflerine ulaşmasına nasıl katkıda bulunabileceklerini düşünmelerini istiyoruz” demişti. Bu, çok aleni bir ipucuydu: Moskova, anlaşmaya açıktı. Putin isim vermedi. Ancak Rusya’nın olası bir takasta kimi istediğini açıkça ortaya koydu: Cinayet suçundan çarptırıldığı ömür boyu hapis cezasını çeken Rus ajanı olduğundan şüphelenilen Vadim Krasikov. Krasikov, Amerika’da değil, Almanya’daydı.

    Birkaç gün sonra Rus muhalif lider Aleksey Navalni, Kuzey Kutbu’na yakın bir cezarvinde öldü. Ölümünden önce onun, Evan Gershkovich’nin ve eski ABD deniz piyadesi Paul Whelan’ın, Vadim Krasikov ile takas edilmesi konusunda görüşmelerin başladığı yönünde söylentiler vardı. Acaba Alman yetkililer tutuklu takası konusunda müzakerelere başlamış mıydı? Gelelim haziran ayına. Evan Gershkovich’in yargılandığı casusluk davası nihayet Ekaterinburg’da başladı. Wall Street Journal ve ABD hükümetine göre ortada “düzmece” bir dava vardı. Duruşma hızla Ağustos ortasına ertelendi. Ancak geçen ay mahkeme beklenmedik şekilde ikinci duruşmayı öne aldı. Üç gün süren hızlı duruşma sonunda Gershkovich suçlu bulundu ve 16 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

    ‘PAZARLIK KOZU OLARAK KULLANILAN SON TUTSAKLAR OLMAYACAK’

    Aynı gün ABD ve Rusya vatandaşı gazeteci Alsu Kurmaşeva, Kazan’daki bir mahkeme tarafından 6,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Duruşma sadece iki gün sürdü. Birisinin acelesi olduğu açıktı. Bu, bir anlaşmanın yapıldığına ve bir takasın muhtemel olduğuna dair en güçlü işaretti. Rus yetkililer normalde mahkûmiyet kararını herhangi bir tutsak takasının ön şartı olarak görüyor. Bu hafta başlarında, bir dizi önde gelen Rus siyasi mahkûmun cezaevlerinden veya gözaltı merkezlerinden taşındığına dair yeni sinyaller geldi ve pekülasyon arttı: Acaba bu muhalifler başlangıçta tahmin edilenden daha büyük tutsak takasının parçası olabilir miydi?

    Ve Belarus’tan haber geldi: Ülkenin lideri Aleksandr Lukaşenko, “terörizm” ve diğer suçlamalar nedeniyle ölüm cezasına çarptırılan Alman vatandaşı Rico Krieger’i affetti. Bu, bir takasın parçası olabilir miydi? Artık biliyoruz. Bu, Soğuk Savaş’tan bu yana Doğu ve Batı arasında gerçekleşen en büyük tutsak takası. Batılı hükümetler yabancıların serbest bırakılmasının yanı sıra, Rusya’nın önde gelen siyasi mahkumlarından bazılarının serbest bırakılmasını da memnuniyetle karşılayacaktır. Moskova da ajanlarının dönüşünü kutlayacak. Her iki taraf da bunun iyi bir anlaşma olduğunu iddia edecek. Ancak Rusya, geçmişte olduğu gibi “rehine diplomasisinin” işe yaradığı sonucuna varırsa, endişe verici şekilde buradaki tutsaklar- hem yabancı hem de Rus- pazarlık kozu olarak kullanılan son tutsaklar olmayacak.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kulis: AKP içinde Hakan Fidan’ın güçlenmesinden rahatsız olanlar var

    Kulis: AKP içinde Hakan Fidan’ın güçlenmesinden rahatsız olanlar var

    Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, “Bakanlıkta kendi istihbarat birimini kuran Fidan’ın attığı adımları yakından izleyen AKP’liler var.” diye yazdı.

    Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, bugünkü yazısında, “Uzun yıllar MİT’teki çalışmalarıyla dikkat çeken Hakan Fidan’ın siyasete etkisi hep merak edilmiştir. Dışişleri Bakanı olduktan sonra pek dikkat çekmeyen Fidan, son birkaç ayda kendi yönetim anlayışını bakanlığa yerleştirecek operasyonlar yaptı. Herkes değişimi, Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı üzerinden okudu ama siyasi kulislerde, nisan ayındaki kararname ile yapılan operasyon daha çok dikkat çekti. Bakanlıkta kendi istihbarat birimini kuran Fidan’ın attığı adımları yakından izleyen AKP’liler olduğunu söyleyelim.” değerlendirmesini yaptı.

    “Hakan Fidan’ın bakanlık bünyesinde istihbarat birimleri kurması ve kendi istihbarat alt yapısını oluşturması partide özellikle saray ekibinin pek hoşuna gitmedi.” diye yazan Babacan, yazısını şöyle sürdürdü:

    “Fidan’ın, dış politikanın dış istihbarattan bağımsız yürütülemeyeceğini savunarak, yeni dönem diplomasi anlayışında buna ihtiyaç olduğunu savunduğu biliniyor. Tabi bu, ‘kendi istihbarat birimini kurdu’ dedikodularına engel olmadı. Kulislerde, buna ihtiyaç olduğuna inanan AKP’lilerin olmasına karşın, Fidan’ın Erdoğan sonrası olasılıklar nedeniyle güçlenmesinden rahatsız olanlar bulunduğunu da söyleyelim.”

    Yazının tamamını okumak için tıklayın.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • MİT Başkanı İbrahim Kalın, ABD Temsilciler Meclisi üyeleri ile bir araya gelecek

    MİT Başkanı İbrahim Kalın, ABD Temsilciler Meclisi üyeleri ile bir araya gelecek



    MİT Başkanı İbrahim Kalın, ABD Temsilciler Meclisi üyeleri ile bir araya gelecek. Daha önce Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD’ye gideceği duyurulmuştu.

    Ukrayna ve Gazze savaşları, terör örgütleri IŞİD ve PKK ile mücadele ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 9 Mayıs’ta gerçekleştireceği ABD ziyareti ele alınacak.

    ERDOĞAN, ABD’YE GİDİYOR

    Cumhurbaşkanı Erdoğan 9 Mayıs’ta resmi davetli olarak ABD’ye gidiyor.

    9 Mayıs’ta yapılması planlanan ziyarette iki lider Beyaz Saray’da birayaya gelecekler. Gündemde kritik başlıklar var.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Biden’le uluslararası zirvelerde görüşmeler gerçekleştirmiş, son olarak geçen Temmuz ayında Litvanya’da NATO zirvesinde bir bir araya gelmişlerdi. İki lider ilk kez Oval Ofis’te buluşacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • MİT Başkanı da katılacak; Şehit haberinin ardından Dolmabahçe’de güvenlik toplantısı

    MİT Başkanı da katılacak; Şehit haberinin ardından Dolmabahçe’de güvenlik toplantısı



    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, Dolmabahçe’de güvenlik toplantısı yapılacak.

    MSB, Pençe-Kilit Harekâtı bölgesinde 6 askerin şehit olduğunu, 7 askerin ise yaralandığını duyurdu. Ancak yaralı askerlerden birinin ilerleyen saatlerde şehit olduğu duyuruldu.

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, acı haberin ardından Dolmabahçe’de güvenlik toplantısı yapılacağını duyurdu. Erdoğan’ın çalışma ofisindeki güvenlik toplantısına MİT Başkanı İbrahim Kalın da katılacak.

    Altun’un paylaşımı şöyle:

    “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla, 13 Ocak Cumartesi saat 14.30’da İstanbul’daki Dolmabahçe Çalışma Ofisinde bir güvenlik toplantısı icra edilecektir.

    Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığındaki toplantıya Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan, İçişleri Bakanımız Sayın Ali Yerlikaya, Milli Savunma Bakanımız Sayın Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Sayın Metin Gürak, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız Sayın İbrahim Kalın iştirak edeceklerdir.”

    NE OLMUŞTU?

    Milli Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından yapılan açıklamada, Pençe-Kilit Harekâtı bölgesinde çıkan çatışmada 5 askerin şehit olduğu, 3’ü ağır 8 askerin ise yaralandığı bildirildi.

    Yaralı askerlerden birinin ilerleyen saatlerde şehit olduğu duyuruldu. MSB’nin açıklamasına göre, şehit sayısı 6’ya yükseldi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bakan Koca’dan ‘Mossad ajanı’ doktor iddiasına yalanlama

    Bakan Koca’dan ‘Mossad ajanı’ doktor iddiasına yalanlama



    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, MİT’in Mossad ajanlarına yönelik düzenlediği operasyon sonrası iddialarla ilgili olarak, ‘Mossad ajanlarına karşı gerçekleştirilen MİT operasyonundan milletçe gurur duyduk. Operasyon kapsamındaki şahıslar arasında, iddia edildiği gibi yabancı uyruklu doktor yoktur. Şahsın “doktor” olduğu iddiası “fırsat” değerlendirme girişimidir” dedi.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklaması şöyle:

    Haddi aşan sorumsuzlara cevap

    Mossad ajanlarına karşı gerçekleştirilen MİT operasyonundan milletçe gurur duyduk. Yabancı uyruklu 15 şahıs tutuklandı, 12 şahıs adli kontrol ve yurtdışına çıkma yasağıyla serbest bırakıldı, 7 şahıs sınır dışı edildi.

    İstihbarat Teşkilatımızın başarısıyla gurur duyarken, milli bir meselede bile fırsat kollayan bazı kişilerin Sağlık Bakanlığımızı hedef alan yalanına cevap vermek zorunda kaldık: Operasyon kapsamındaki şahıslar arasında, iddia edildiği gibi yabancı uyruklu doktor yoktur. Eğer olsaydı, iddia sahipleri kendilerince sonuçlar çıkaracaklardı. Gerçek, olmasını istedikleri gibi değil.

    ‘DOKTOR OLDUĞU İDDİA EDİLEN YABANCI UYRUKLU ŞAHIS, TEMİZLİK GÖREVLİSİDİR’

    Doktor olduğu iddia edilen yabancı uyruklu şahıs, temizlik görevlisidir. Operasyon sonucu çıkarıldığı adli mercilerce, adli kontrol ve yurt dışına çıkma yasağı ile serbest bırakılmıştır. Mısır uyrukludur. Avrupa Birliği ile ortak yürütülen Göçmen Sağlığı Merkezleri projesi kapsamında 2019’da işe alınmıştır. İşe alımı öncesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılan güvenlik soruşturmasında olumsuz bulgu tespit edilmemiştir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca kendisine 31 Ocak 2024’e kadar çalışma izni verilmiştir. Temizlik görevlisi şahıs bugüne dek hiçbir sağlık hizmetine dâhil olmamıştır.

    ‘ŞAHSIN “DOKTOR” OLDUĞU İDDİASI “FIRSAT” DEĞERLENDİRME GİRİŞİMİDİR’

    Şahsın “doktor” olduğu iddiası “fırsat” değerlendirme girişimidir. Çünkü iddia sahipleri, yabancı uyruklu (Suriyeli) doktorların “Güvenlik soruşturması yapılmadan, hiçbir sınava tabi tutulmadan, diploma ve vatandaşlık aldıklarını” defalarca tekrarladılar. Defalarca tekrarladıkları sözlere artık inanıyor olabilirler. Onların kendi sözlerine inanıyor olması somut gerçeği değiştirmez. Bu sözlere karşı yeniden açıklama gerekmez.

    Temizlik görevlisi şahsın bir biriminde çalıştığı Göçmen Sağlığı Merkezleri hakkında tartışma konusu edilmeleri sebebiyle bazı bilgiler vermeliyim. Geçici koruma altında olan sığınmacılara sağlık hizmetleri, AB ile ortak yürütülen proje kapsamındaki Göçmen Sağlığı Merkezlerinde veriliyor. Bu merkezlerde, sadece koruma altındaki yabancılara hizmet verilmektedir.

    Göçmen Sağlığı Merkezlerinde, tüm kurumlarda olduğu gibi, yabancılara çalışma izni Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Uluslararası İş Gücü Genel Müdürlüğü tarafından verilmekte, gerekli güvenlik soruşturmaları yapılmaktadır. Çalışma izni verilmemiş yabancı uyruklu biri Göçmen Sağlığı Merkezlerinde istihdam edilemez.

    “Güvenlik soruşturması yapılmadan, hiçbir sınava tabi tutulmadan, diploma ve vatandaşlık alan” doktor diye bahsedilen, temizlik görevlisinin de bir anlamda “sahte doktor” haline getirildiği, böyle olması durumunda siyasi rant vaat eden iddia, şu yönüyle de şaşırtıcıdır: “Ajan olduğu tespit edilen şahıs İstanbul’da, Gazzeli hastaların tedavi edildiği bir Göçmen Sağlığı Merkezinde çalışıyormuş.” Gazzeli hastaların bu gibi yerlerde değil, Ankara’daki büyük hastanelerde tedavi edildiği herkesçe biliniyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Z Kuşağı, 7 milyonluk kocaman bir pasta: En büyük dilimi alan seçimi kazanacak

    Z Kuşağı, 7 milyonluk kocaman bir pasta: En büyük dilimi alan seçimi kazanacak

    Belli bir kanaate ulaşmış kişiler, fikirlerinin değişmesinden hoşlanmazlar. Kanaatlerini çürütecek onlarca kanıt bulunsa dahi zor bela ulaşıp benimsedikleri kanaat bir aidiyet doğurur ve ona sımsıkı sarılırlar.

    Böylesi bir kanaate ulaşmış kişiyi, fikrini değiştirmeye zorlamak, boşa zaman harcamak, hatta belaya davetiye çıkarmakla eştir.

    Dolayısıyla seçmene, henüz bir kanaat oluşmadan ulaşmak gerekir.

    YSK yakın zamanda açıkladı: 7 milyon yeni seçmen var. Bu şu demek: Bu seçimde ilk kez oy kullanacak bir kesim söz konusu ve o kesim 18-23 yaş arasında…

    Unutmamalı ki, 15 Ekim 2012 kurulan HDP, 2015’te, katıldığı ilk seçimde %13,1’lik oy oranıyla mecliste 80 milletvekili ile temsil edilmeye hak kazanmıştı. Yani geçerli oyların yaklaşık 5 milyon 850 binini almıştı.

    7 milyon yeni seçmen demek; dengeli bir dağılımla bir partiye 70 ile 100 koltuk kazandıracak bir kesim, bir irade demektir.

    ***

    HDP’nin bir siyasi aktör olarak ülke dinamiğinde etkin rol oynayacağının ilk emaresiydi 7 Haziran seçimleri. Lakin gözden kaçan şuydu: Bu seçimde AK Parti, ilk kez statükosunu kaybetti ve her seçimde kendisine oy veren milliyetçi ve muhafazakâr (dindar Kürt seçmenler gibi) seçmenin bir kısmı, HDP ve MHP arasında bölündü. Bir yeniden mevzilenme yaşandı.

    Seçmen iradesinde nadir görülen anlardan biriydi bu. Ancak bunu radikal bir kırılma olarak okumak yanlış olur. Zira AK Parti yorgundu; 13 senedir (3 dönem) tek başına iktidardaydı. 17-25 Aralık yolsuzluk skandalının üstü henüz örtülememişti. Ülke bir şiddet sarmalından geçiyordu.

    Bu seçimde AK Parti başkanlık sistemine geçiş vaadi ve Yeni Türkiye iddiaları; CHP parlamenter sistem, Kemalist ve elitist söylemler; MHP ‘saray’ masalı; HDP ise ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ sloganı ve Türkiyeleşme savıyla seçmenin karşısına çıkmıştı.

    25’inci dönemin 550 yeni üyesinin belirlendiği genel seçimlere katılım yüzde 83,92 olarak gerçekleşmiş, YSK da seçim sonuçlarını 18 Haziran’da açıklamıştı.

    Bağımsız hiçbir adayın meclise giremediği bu seçimde, HDP ile MHP aynı sayıda vekil çıkarmıştı: 80.

    Siyasi düşünceleri çok farklı olan partilerin dahi koalisyon kurabilmeleri mümkünken 7 Haziran’da hiçbir koalisyon formülü tutmadı.

    45 gün içinde Bakanlar Kurulu oluşturulamadığı için seçimlerin 1 Kasım’da yenileneceği ilan edildi.

    Türkiye siyasi tarihinde bir ilk yaşandı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim hükümeti için AK Parti Genel Başkanı Davutoğlu’nu görevlendirdi. Erdoğan ve TBMM Başkanı İsmet Yılmaz, meclise giren partilerin vekil sayılarına göre bakanlık dağılımını belirledi.

    Bağımsız olması gereken 3 bakan haricinde AK Parti’ye 11, CHP’ye 5, MHP ve HDP’ye 3’er bakanlık düştü. Bakanlık daveti gönderilen CHP’li hiçbir vekil seçim hükümetinde yer almayı kabul etmedi.

    MHP’den ise sadece Tuğrul Türkeş daveti kabul etti. Türkeş sürecin devamında partisinden ihraç edildi ve Ankara’dan AK Parti milletvekili adayı oldu. HDP’den Levent Tüzel bakanlık davetini geri çevirdi, daveti kabul eden HDP’li Ali Haydar Konca ve Müslüm Doğan ise sadece 25 gün sonra bakanlıktan istifa ettiler.

    Sonrası ise acılarla dolu bir süreç değil, acının ta kendi, acının tarihi yaşandı: Diyarbakır’da HDP mitinginde patlayan bomba hortlayan terörün habercisi oldu. Suruç’ta 32 kişi hayatını kaybetti. Takibinde aynı evde kalan iki polis, vahşi şekilde infaz edildi.

    Hemen akabinde de, Ankara’da, 10 Ekim Cumartesi günü, “Barış Mitingi” öncesi toplanma yeri olarak belirlenen Ankara Garı önünde 102 kişi katledildi.

    Saldırının ardından partiler mitinglerini iptal etti. Seçim meydanları diğer seçime göre daha sönük geçse de sonuçları en ‘anlamlı’ (?) seçimlerden biri oldu.

    Ve seçim 1 Kasım 2015’de tekrarlandı. AK Parti yüzde 49,48, CHP yüzde 25,31, MHP yüzde 11,90, HDP ise yüzde 10.75 oranında oy aldı.

    AK Parti, Haziran’dan Kasım’a, 5 aylık süre içerisinde hanesine 5 milyona yakın oy kattı.

    Bu süreci uzun uzadıya anlatmamın sebebi, o 5 ayda yer yahut renk değiştiren 5 milyon oyun, ülkenin şimdi içinde bulunduğu durumun kısmi mesulü oluşuna inanmam.

    Hani bu seçimde ilk kez oy verecek 7 milyon seçmenden söz ediyoruz ya…

    Kemikleşmiş, belli bir kanaate ulaşmış oyların üzerine, bu 7 milyonluk pastadan en büyük dilimi koparan, muhtemel ki seçimin de kazananı olacak.

    ***

    Sanıyorum 2020 Eylül’ü yahut Ekim’iydi. Gürsel Tekin, bir ‘Z Kuşağı Raporu’ açıklamıştı. 7 milyon gencin ilk kez oy kullanacağını belirterek, “Z Kuşağı’na mensup genç sayısı yaklaşık 13 milyon. Bir sonraki seçimde 7 milyon genç ilk kez oy kullanacak. 13 milyon genç az değil, toplam seçmenin yüzde 20’sine tekabül ediyor. İstediklerini hükümete getirir, istediklerini de hükümetten indirirler” demişti.

    Tekin’e göre, bu kuşağa mensup gençlerde AK Parti’nin oy oranı yüzde 25’i geçmiyordu.

    İşin tuhaf yanı şu: Tekin, CHP dâhil hiçbir partinin Z Kuşağı için tam anlamıyla organize olmadığını söylemişti.

    Bu, bugün de haklılık payını koruyan fevkalade acı bir hakikat.

    Eğer CHP, elinde bu rapor varken, bu hakikat çırılçıplak dururken, ona uygun tercihler yapmıyorsa, epeydir kulislerde söylenen şeye kulak kabartmak gerekiyor: Aslında iktidara oynamıyor!

    Hiç kuşkusuz, bunu düşünmüyorum.

    Erkan Baş’ın, muhalefete en az zarar verir şekilde liste çıkaracaklarını açıklamasını da abes görmediğim gibi.

    Bir siyasi parti, elbette rekabetçi olacak ve ülke çıkarları kadar kendi çıkarlarını da gözetecek.

    Ancak benim anlamadığım, HDP’nin Selahattin Demirtaş’ın cezaevine girişinden bu yana umulan sıçramayı bir türlü yapamaması.

    Okuduk, gördük; önce Hasan Cemal, peşi sıra Cengiz Çandar Yeşil Sol Parti’den aday…

    Şu ya da bu, haklı yahut haksız kimi gerekçelerle bir kişi aday gösterilebilir. Ama bu seçimin hayatî bir seçim olduğunu dile getirmişken… Parlamenter seçimin savunuculuğuna soyunmuşken… İktidarı değiştirmeye bunca yaklaşmışken… Senin hedeflerinle örtüşüp örtüşmediği şüpheli iki ismi niye aday gösterirsin?

    Lütfen, söyler misiniz: Hasan Cemal ve Cengiz Çandar, ilk kez oy kullanacak 7 milyon seçmen için ne ifade ediyor? Bu seçmenlerin kaçı, sırf Hasan Cemal ve Cengiz Çandar orada diye Yeşil Sol Parti’ye oy verir?

    ***

    HDP’nin birincil arzusu ve onarmayı umduğu şey, evrensel hukukun dışına itilmiş, Kürt meselesinde katı bir şovenizm ve inkâr politikasında donup kalmış sistemi restore etmek; özgürlükçü bir platformda kangrene dönmüş Kürt sorununa çözüm bulmak ve bu iradeyi kabul edilir kılmak.

    Muhtemel ki adaylarını, Kılıçdaroğlu’nun ana hatlarını çizdiği parlamento çatısı altında birincil arzuları ve çözüm sürecinin ihtiyaçları doğrultusunda belirliyorlar.

    Cengiz Çandar ve Hasan Cemal’i tercih edişleri de olsa olsa bu arzunun dışavurumu.

    Ne var ki, Hasan Cemal ve Cengiz Çandar liberal kimliğe sahip; militarist askeri vesayet sisteminin karşına 2. Cumhuriyet projesini koyan, AB demokrasisini kıble edinmiş kişiler.

    Sol böylesi şahsiyetlere ‘sıcak’ bakar, onları şu şartlar altında dahi kabullenir mi? Burası muamma…

    Kabul; bu iki isim Avrupa ve ABD üzerinde görece etkisi olan isimler. Ama HDP bu arenada at koşturmayı düşünmüyorsa, siyasetini bunun üzerine kurmayacaksa, fazlalık sayılmasa da gereksiz isimler.

    Bilhassa gençlerin beklentileri bağlamında karşılığı olmayan kişiler.

    Selahattin Demirtaş’ın, Figen Yüksekdağ’ın cezaevine gönderilmesinde oyu olan bir partinin genel başkanına, sırf AK Parti gitsin diye oy vermek ne kadar doğruysa; bu iki isme oy vermek de o kadar doğru.

    Öte yandan HDP içinde de ideolojik saiklerle bu isimlere karşı bir tavır var.

    Savunanlar ise şunu söylüyor: Bu ikili ve temsil ettiği zihniyet, çözüm sürecinde MİT’le masaya otururken o süreci destekledi.

    Gel gör ki, hangi taktiğe karşılık geliyor, anlamasam da, 2. Cumhuriyetçilerle Z Kuşağı’nı ikna etmek imkânsız.

    Denebilir ki, yalnız bu isimler yok. Doğru, yalnız bu isimler yok. Ancak var olan, meclis çatısındaki isimler de Z Kuşağı’nın oyunu mutlak suretle alacağını düşündüğümüz isimler değil.

    Eğer havuz genişletiliyorsa 7 milyon oy hedeflenmeden hamle yapmanın bir anlamı var mı?

    Hasan Cemal ve Cengiz Çandar’ın künyesini ortalığa saçmak terbiyesizlik olur elbette. Dün dündür değil, hiç kuşkusuz, ancak getirisi kadar götürüsü olan bir hamlenin “yeni” bir şey doğurmayacağını da bilmek gerekmez mi?

    Tüm bunların ardında, “ille de AK Parti’siz yeni bir dönem” arzusu var. O ilk kez oy kullanacak 7 milyon seçmenin beklentisini karşılayacak bir hamle ise ufukta bile gözükmüyor.

    İstisna: Demirtaş’ın dünkü (6 Nisan) sosyal medya paylaşımı. Gençlere çağrısı…

    Sosyal hayatın içinde değilken bile toplumu bunca iyi çözümlemiş ve kazanmaya yönelik doğru hamleler yapanlara ihtiyaç var; Demirtaş gibi…

    ***

    Hatırlayalım; Ferhat Tunç Aydın’dan, Barış Atay ise memleketi Hatay’dan aday gösterildi son seçimde.

    Cumhuriyet gazetesi muhabiri Ahmet Şık, HDP’nin İstanbul 2. bölge 1. sıra milletvekili adayı oldu.

    Kapatılan Azadiya Welat gazetesi ve KHK ile kapatılan GÜN TV’nin eski genel yayın yönetmeni olan Tayyip Temel, Van listesindeydi.

    ÖSP ve TİP dışında yedi farklı sol, sosyalist parti ve yapının temsilcileri de HDP listesinde kendine yer bulmuştu: Sosyalist Demokrasi Partisi Genel Başkanı Rıdvan Turan; Devrimci Parti Genel Başkanı Musa Piroğlu; Sosyalist Meclisler Federasyonu’ndan Dilşat Canbaz ve Erkan Baş; Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy; ESP Genel Başkanı Murat Çepni; Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları… vs.

    Ortaya çıkan manzara hepimizce aşikâr.

    Ahmet Şık’ın, Barış Atay’ın, Erkan Baş’ın nerede oldukları belli.

    Demek ki, taşıma suyla değirmen döndürmek pek doğru değil. İdeolojik paydaşlık olmadıkça, aidiyet hissi kurulmamışsa, birlikte yürümek zor.

    Nitekim bakıyoruz; Sırrı Sakık ve Sırrı Süreyya Önder, tekrar gündemde.

    Açık açık söylenmese de çok belli; bir “vitrin yüzü”, hadi yumuşatalım, bir “ekran yüzü”, biraz daha yumuşatmak gerekirse bir “ağzı laf yapan, kendini dinleten”e ihtiyaç duyuluyor.

    Ancak yine de şu soru karşılığını tam olarak bulmuyor: Bu seçimde ilk kez oy kullanacak 7 milyon seçmenin beklentilerine karşılık geliyor mu bu isimler?

    Tüm kalbimle itiraz ediyorum: HDP, serpilmekte olan siyasi uygunculuk kültürünün bir kurbanı olamaz. Olmamalı. Ama görünen o ki, Demirtaş, her ne kadar tutuklu bulunduğu cezaevinden sosyal medya paylaşımlarıyla bir siyasi irade sergileyip kitlelerin heyecanını harlı tutmaya çalışsa da… Üzülerek söylüyorum: HDP’nin “o eski halinden eser yok” ne yazık ki…

    Daha Fazla Göster:
    cengiz çandarCHPGürsel TekinHasan CemalHDPKemal KılıçdaroğluLevent TüzelSelahattin Demirtaşyeni seçmenYSKZ kuşağı

    BERKE KAYA
    06 Nisan 2023 GÖRÜŞ

    Kaynak: Kronos
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***