Etiket: Meriç nehri

  • Meriç Nehri’ne Botla Açılan Ensar, 4 Gündür Aranıyor

    Meriç Nehri’ne Botla Açılan Ensar, 4 Gündür Aranıyor


    Ensar Çakır (25), iddiaya göre, geçen pazar günü lastik botla açıldığı Meriç Nehri’nde kayboldu. Çakır’dan haber alamayan ailesinin başvurusu üzerine bölgeye AFAD, jandarma ve polis ekipleri sevk edildi.

    Dün başlayan arama çalışmalarına bugün, Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğü’nde görevli dalgıçlar da eşlik etti. Dalgıçlar su altında arama yaparken, AFAD ekipleri botla nehir yüzeyinde, jandarma ekipleri de karada çalışmalarını sürdürdü.

    Meriç Nehri’ne Botla Açılan Ensar, 4 Gündür Aranıyor - Resim : 2

    ‘YUNANİSTAN’A KAÇMAK İÇİN GELMİŞ’

    Ensar Çakır’ın yakınları nehir kenarında arama çalışmalarını endişeli gözlerle izledi. Ensar Çakır’ın annesi Ayşe Çakır, oğlunun Yunanistan’a kaçmak için botla nehre açıldığını iddia ederek, “Çocuğum pazar günü buraya Yunanistan’a geçeceğim diye gelmiş herhalde. Pazar gününden beri haber alamıyoruz. Ben onun bulunmasını istiyorum. Nefes almıyorum, ne olursun çocuğumu bulun. Bir anne olarak çok zor durumdayım, Allah kimseye vermesin. Benim evladım dünyam. Evladım yoksa ben de yokum” ifadelerini kullandı.

    Kaynak: DHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yunanistan’da orman yangını: 18 ceset bulundu; yanmış cesetlerin göçmenlere ait olduğu öngörülüyor

    Yunanistan’da orman yangını: 18 ceset bulundu; yanmış cesetlerin göçmenlere ait olduğu öngörülüyor


    Yunan medyası, Avantas köyünün güneyinde bulunan cesetlerin göçmenlere ait olduğunun düşünüldüğünü aktardı.

    Güney Avrupa’yı vuran sıcak hava dalgasının ölümcül bir hal aldığı ve günlerdir orman yangınlarının devam ettiği Yunanistan’ın kuzeyindeki Meriç Bölgesi’nde ücra bir köyde 18 yanmış ceset bulundu.

    REKLAM

    Yunan medyası, Avantas köyünün güneyinde bulunan cesetlerin göçmenlere ait olduğunun düşünüldüğünü aktardı. 

    Meriç Bölgesi, Türkiye üzerinden Yunanistan’a geçen göçmenler için popüler bir rota.

    Bölgede dün çıkan yangın nedeniyle çok sayıda yerleşim alanında tahliyeler yapılmış, bölge sakinlerinin cep telefonlarına uzaklaşmaları için uyarı mesajı gönderilmişti.

    Yunanistan İtfaiye Teşkilatı Sözcüsü Yannis Artopios, kendilerine herhangi bir kayıp bildiriminin olmadığını söyledi. 

    Onlarca hasta feribotlarla tahliye edildi

    Öte yandan itfaiye, liman kenti Dedeağaç’ta kontrol altına alınamayan orman yangınlarının dördüncü gününe girmesi ve Atina yakınlarında iki yeni yangının patlak vermesi üzerine aralarında yeni doğan bebeklerin de bulunduğu onlarca hastanın bugün feribotla tahliye edildiğini açıkladı.

    Yüzlerce itfaiye eri, Dedeağaç yakınlarında cumartesi günü çıkan ve hızla yayılan yangını kontrol altına almak için mücadele ediyor. 

    Şiddetli rüzgârlar şehrin üzerine duman bulutlarına neden olurken gece gökyüzünü kızıla boyadı. Bölgedeki yangında bir kişi hayatını kaybetti.

    Ayrıca itfaiye, başkent Atina’nın eteklerindeki Parnitha Dağı civarında bugün (22 Ağustos) çıkan orman yangınının evleri tehdit ettiğini ve Kleiston Manastırı’ndaki rahibelerin tahliyesi için operasyon başlatıldığını duyurdu. 

    Yunanistan’da bir başka yangın ise sanayi kenti Aspropyrgos’ta kontrolsüz bir şekilde devam ediyor. 

    İtfaiye, 120’den fazla itfaiyeci ve dokuz uçağın Atina civarındaki yangınlarla mücadele ettiği bilgisini paylaştı. 

    Yetkililer, Dedeağaç Üniversite Hastanesi’ndeki 65 hastanın önlem olarak salı günü erken saatlerde limandaki bir feribota tahliye edildiğini dile getirdi.

    REKLAM

    “27 yıldır burada çalışıyorum, hiç böyle bir şey görmedim” diyen hemşire Nikos Gioktsidis, “Sedyeler her yerde, hastalar burada, serumlar orada… Savaş alanı gibiydi, sanki bir bomba patlamış gibiydi.” diye o an yaşadıklarını anlattı. 

    Bir başka tahliye hadisesi, Makri köyü yakınlarında gerçekleşti. Sahil Güvenliğe bağlı bir gemi, on dört kişiyi sahilden tahliye etti. 

    Gece boyunca alevler Dedeağaç Metropoliten Kilise Vakfı binasındaki bir başka kliniğe yaklaştı. Bu klinikteki hastalar da farklı yerlere  tahliye edildi.

    Bir feribot geçici hastaneye dönüştürülürken yaşlı hastaların kafeteryanın zeminindeki şiltelerde yattığı belirtildi. 

    Devlet yayın kuruluşu ERT, hastaneye dönüştürülen feribotun daha sonra Kavala Limanına doğru yola çıktığını bildirdi. 

    REKLAM

    Dedeağaç Kutsal Metropoliti Rahip Christodoulos Karathanasis, her iki tesisten en az 200 hastanın tahliye edildiğini ve bu işlemin dört saatten fazla sürdüğünü ifade etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB: Yunanistan’ın Türkiye sınırındaki ‘ses topu’ önlemi tuhaf bir yöntem

    AB: Yunanistan’ın Türkiye sınırındaki ‘ses topu’ önlemi tuhaf bir yöntem


    Avrupa Birliği (AB), Yunanistan’ın göçmenleri engellemek için Türkiye sınırına yerleştirdiği sağır edici seviyede ses çıkaran ses topunu “tuhaf bir yöntem” değerlendirmesiyle eleştirdi, Yunanistan ise uygulamayı savundu.

    Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun iç işlerinden sorumlu üyesi Ylva Johansson ile Yunanistan’ın Göç ve İltica Bakanı Notis Mitarakis’in Brüksel’deki görüşmesinden sonra düzenlenen basın toplantısında, konuyla ilgili soru üzerine, ikili arasında Yunanistan sınır güvenlik birimlerinin Türkiye sınırına konuşlandırdığı ve geçen haftalarda testleri yapılan “ses topu” hakkındaki anlaşmazlık gündeme geldi.

    Johansson, ses topunun bugünkü görüşmede ele alınıp alınmadığının sorulması üzerine, “Bugün bunu konuşmadık. Benim görüşüme göre bu, sınırlarınızı korumak için garip bir yöntem.” dedi.

    Mitarakis, “ses topunu” savundu

    Görev alanında AB sınırlarının korunması da bulunan Johansson’a karşılık veren Yunan bakan ise ses topunu savundu.

    Mitarakis, uluslararası hukuku ihlal etmeyen teknolojileri kullanabileceklerini belirterek “Bu, kimseyi tehlike altına sokmadan AB sınırlarını koruyabilir.” diye konuştu. Mitarakis, “Yunan polisi ve sahil güvenliğinin sınırlarda ve Ege’de özellikle son iki yılda insan hayatının korunmasında mükemmel bir geçmişi” bulunduğunu savundu.

    Yunan bakan, Yunanistan’ın ses topu kullanarak AB hukukunu ihlal edip etmediği sorusunu ise şöyle yanıtladı:

    “Yunan polisini etkileyecek operasyonel konular hakkında konuşmayacağım. Bu operasyonel konuları insan kaçakçılarının eline geçecek bilgilerin dışında tutmak önem taşıyor. Polis, ne yapıyorsa kendi yöntemlerini kullanarak yapmalıdır. Önemli olan şu. Bu tuhaf değil. Asıl mesele şu. Her şey etkili şekilde ve AB mevzuatı dahilinde olmak zorunda. Bazı şeylerin AB mevzuatına uygun olmadığı görüşü varsa bunu tartışmak için gerekli forumlar bulunmaktadır. Eğer istenirse biz de bunun teknik tarafıyla ilgili bilgi sağlayabiliriz. Bu yüzden bugün siyasi seviyede bu konuyu görüşmedik.”

    Johansson da Yunan bakanın konuşmasının ardından tekrar söz alarak, “Bence bu sınırlarınızı korumak için tuhaf bir yol. Bu, AB Komisyonu tarafından kurulmuş bir şey değil. Bunun temel haklara uygun olduğunu ümit ediyorum. Bu güç, netleştirilmeli. Bir ihlal sürecinde değiliz.” karşılığını verdi.

    Yunanistan’ın “ses topu”

    Atina yönetimi, bir süre önce Meriç sınır bölgesine, muhtemel toplu göçmen akınlarına karşı kullanmak üzere, taşınabilir, güçlü ses dalgaları yayabilen 2 adet Uzun Menzilli Aktif Akustik Uyarıcı (LRAD) sistemi yerleştirdi.

    Sivil ve askeri alanlarda kullanılan LRAD sistemleri, insanlar üzerinde kullanıldığında yön şaşırtıyor, sağır edebiliyor, dayanılmaz acılara neden oluyor ve sonucu belirsiz sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

    Yunan polisine ait zırhlı aracın üzerine kurulan ve “ses topu” olarak adlandırılan uzun menzilli akustik cihazdan Türkiye sınırına doğru sağır edici sesler gönderilebilecek sistem, bazı AB ülkeleriyle insan hakları savunucularının da tepkisini çekiyor. Ses topunun bir savaş uçağının gürültüsüne eş değerde ses çıkarabildiği belirtiliyor.

  • Yunanistan, Meriç Nehri’nde göçmenlere karşı sınırını ‘ses bombası’ ile koruyacak

    Yunanistan, Meriç Nehri’nde göçmenlere karşı sınırını ‘ses bombası’ ile koruyacak


    Yunanistan sınır polisi Meriç Nehri üzerinden Türkiye’den yasadışı yollarla ülkeye geçmek isteyen göçmenleri durdurmak amacıyla yeni teknolojileri hayata geçiriyor.

    Yunanistan bu kapsamda Türkiye ile sınırına fiziksel ve yeni deneysel dijital bariyerler kuruyor. Covid-19 salgınının sakin aylarında test edilen sistem ile iki ülke arasındaki 200 kilometrelik sınırdan Avrupa Birliği’ne (AB) yasadışı yolardan göçmen girişinin engellenmesi hedefleniyor.

    Sınıra kurulacak otomatik gözetleme ağı ile nehirde ve karada görev yapan devriyelerin projektör ve uzun menzilli akustik cihazları kullanarak göçmenleri sınıra yaklaşmadan caydırması öngörülüyor. Sistemin yıl sonuna kadar hayata geçirilmesi planlanıyor.

    Çelik duvardan ses bombasına

    “Ses bombası” da denilen uzun menzilli akustik cihazlarla Türkiye sınırına doğru çok şiddetli ses yayılabilecek. Zırhlı br kamyona konulan televizyon büyüklüğündeki aletin ses ayarı jet motorunun gücü kadar yüksek seviyelere çıkarılabiliyor.

    Uzun menzilli kameralar, gece görüş ve çoklu sensörlerle donatılacak olan sınır gözetleme kulelerinden toplanan veriler yapay zeka analizleri yardımıyla şüpheli hareketlerin tespt edilebilmesi için kontrol merkezlerine gönderilecek.

    Yunanistan ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri ile Meksika sınırındakine benzer bir çelik duvar inşa ederek Meriç Nehri üzerinde sıklıkla kurulan yolların kapatılmasını amaçlıyor.

    Deneysel teknolojilerle dijital sınır kontrolü

    Avrupa çapındaki ünversitelerden araştırmacıların özel firmalarla ortak geliştirdiği fütüristik gözetleme ve doğrulama yöntemleri Yunanistan sınırlarındaki bir düzine projede test edildi.

    Bu kapsamda yapay zeka ile güçlendirilmiş yalan makinası ve sanal sınır koruma mülakat robotları üzerinde denemeler yapıldı. Uydu verilerinin hava, kara, deniz ve denizaltında insansız hava araçlarıyla çekilen görüntülerle birleştirilmesi denendi.

    Kişiye özel damar şeklinin tespitiyle biyometrik kimlik tanımlama için kayıt tutan avuç tarayıcılar geliştirildi.

    Canlı kayıt kameralarını yeniden yapılandırılan teknolojiler sayesinde çevredeki yaprak, ağaç, çalı ve bitkilerin sanal olarak silinerek arkasına saklanan göçmenlerin tespiti üzerinde çalışılıyor.

    AB’nin 2015-2016 göçmen krizi sonrasında güvenlik teknoloj araştırmalarına 3 milyon eurolu bir bütçe ayırdı. Geliştirilen sisteler Türkiye-Yunanistan sınırının yanı sıra Macaristan, Letonya ve AB’nin doğu sınırlarında test edildi.