Etiket: Menzil

  • Şansın böylesi: ‘Deprem konutu kurası’nda Menzil şeyhlerinin tamamına ev çıktı!

    Şansın böylesi: ‘Deprem konutu kurası’nda Menzil şeyhlerinin tamamına ev çıktı!



    Adıyaman’da yapılan deprem konutu kurasında şans Menzil şeyhlerine güldü. AKP Şanlıurfa Milletvekili Cevahir Asuman Yazmacı ile eski AKP Milletvekili Şamil Tayyar’a deprem konutu “çıkmasının” ardından tartışmalara neden olacak yeni bir skandala imza atıldığı ortaya çıktı.

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımıyla deprem felaketinde Adıyaman’da evlerini kaybedenler için 8 Şubat’ta deprem konutu kurası düzenledi.

    BirGün’den İsmail Arı’nın haberine göre Menzil Cemaati’nin de merkezi olan Kahta ilçesine bağlı Göçeri Mahallesi için düzenlenen kurada sadece 13 kişiye deprem konutu çıktı. Ancak bu 13 kişiden 7’sinin kamuda hızla örgütlendiği bilinen Menzil Cemaati’ni yöneten Elhüseyni ailesi olduğu anlaşıldı.

    ŞİRKETLERİ VE LÜKS ARAÇLARI VAR

    Deprem konutu çıkan isimler arasında, geçen yaz cemaatin başına geçen, milyonlarca liralık lüks araçlara binen ve birçok şirketin de sahibi olan Muhammed Saki, Muhammed Mubarek ve Muhammed Fettah Elhüseyni isimli üç kardeş yer alıyor.

    Bu üç kardeş, babaları Abdulbaki Elhüseyni’nin 12 Temmuz 2023 tarihinde ölmesinin ardından cemaati “eş şeyhlik” denilen bir sistem ile yöneteceklerini açıklamıştı.

    3+1 EV VERİLECEK

    Ayrıca Menzil şeyhlerinin yakınları olan Mahsun, Muhammed Emin, Suadet ve Mesude Elhüseyni de deprem konutu çıkan diğer “şanslı” isimler oldu. Bu isimlerin tamamına 3+1 ev verilecek.

    Öte yandan deprem konutu çıkan Menzil şeyhlerinden Muhammed Saki Elhüseyni’nin İstanbul Fatih’te bir kuyumcu dükkânı da var.

    BirGün’e konuşan Menzil kaynakları ise “Menzil şeyhleri ile akrabalarının evlerinin yıkılmadığı, hatta ağır hasar da almadığını” vurgulayarak kuranın şaibeli olduğunu öne sürdü

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hoca diye TRT’ye konuk edilen Menzilci Bektaşoğlu: Seyyid Saki’nin elini tutan Allah’ın elini tutmuştur

    Hoca diye TRT’ye konuk edilen Menzilci Bektaşoğlu: Seyyid Saki’nin elini tutan Allah’ın elini tutmuştur



    Gavs olarak nitelendirilen Menzil Cemaati’nde Abdulbaki Elhüseyni’nin (eski soyadı ile Erol) ölümünün ardından 3 oğlu arasındaki taht kavgası sürüyor.

    Elhüseyni’nin ardından 3 oğlunu halife bıraksa da çocukları arasındaki kavga her geçen büyüyor. Cemaat bu kez de en fazla müride sahip olduğu belirtilen en büyük oğlu Muhammed Saki’nin taraftarlarından Şemsettin Bektaşoğlu sözleriyle gündeme geldi.

    Ramazan ayında TRT ekranlarına konuk olan Bektaşoğlu’nun sözlerini gazeteci Barış Terkoğlu sosyal medya hesabından paylaştı.

    Terkoğlu, “Menzil Şeyhi ardından oğullarını halife bıraktı. Herkes safını seçti. TRT’de izlediğimiz Şemsettin Bektaşoğlu ise Seyyid Saki tarafında. Oğulların nuru eşit değil diyor ve rüyasına dayanarak “Seyyid Saki’nin elini tutan Allah’ın elini tutmuştur” diyor. Pardon, bu hangi din!” dedi.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Taht kavgaları sürerken Menzil külliyesinde yangın

    Taht kavgaları sürerken Menzil külliyesinde yangın



    Menzil Cemaati’nin merkezi olan Adıyaman’ın Kahta ilçesine bağlı Menzil köyünde yangın çıktı.

    Menzil Tarikatı, liderleri Abdülbaki Erol’un ölümü sonrasında oğulları arasında yaşananlar sebebiyle bölünmüştü. Erol’un üç oğlu da ‘tövbe verme’ yetkisine sahip olurken, müritlere istedikleri lidere bağlanma özgürlüğü verilmişti.

    Menzil tarikatı, bu sefer ise bir yangınla gündeme geldi. Menzil’in merkezi olan Kahta ilçesinin Menzil köyünde inşaatı devam eden külliyede yangın çıktı.

    Yangın sonrası binanın çatı katı ve ahşap kısımlarında maddi hasarların meydana geldiği öğrenildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Devlet Menzil’e çalıştı: Milyonlarca lira aktarılmış

    Devlet Menzil’e çalıştı: Milyonlarca lira aktarılmış



    Devletin Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy otel zincirlerine, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın kurucusu olduğu Medipol Hastanesi ile Menzil Cemaati’nin Emsey Hastanesi’ne milyonlarca liralık destek verdiği ortaya çıktı.

    Ticaret Bakanlığı, “TURQUALITY” adlı bir program ile bazı şirketlere milyonlarca liralık destek veriyor. TURQUALITY Destek Programı’nın amacı ise “Firmalarımızın uluslararası pazarlarda kendi markalarıyla global bir oyuncu olabilmeleri, olumlu Türk malı imajının oluşturulması ve yerleştirilmesi amacıyla oluşturulmuş devlet destekli ilk ve tek markalaşma programıdır” şeklinde açıklanıyor.

    BirGün’den İsmail Arı’nın haberine göre; bu program kapsamında Ticaret Bakanlığı “konaklama” alanında sadece Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un sahibi olduğu Maxx Royal ile Voyage Hotels isimli otel zincirlerine destek veriyor.

    MENZİL’İ UNUTMAMIŞLAR

    “Sağlık turizmi” adı altında da 7 hastaneye destek sağlanıyor. Bu hastanelerden biri de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın kurucusu olduğu Medipol Hastanesi. Daha önce de Medipol’e TCDD’nin Ankara Garı yerleşkesindeki binaları ile Atatürk Orman Çiftliği arazisinin tahsis edilmesi gündem olmuştu.

    Ayrıca Menzil Cemaati’ne ait olduğu bilinen Emsey Hastanesi’ne de Ticaret Bakanlığı tarafından destek sağlanıyor. Destek verilen diğer hastaneler ise MedicalPark ve Medicana gibi iktidara yakınlığıyla bilinen özel hastanelerden oluşuyor.

    YARISINI DEVLET ÖDÜYOR

    Ticaret Bakanlığı, bu “seçkin isimlerin” şirketlerinin, “Tanıtım, fuar, istihdam, danışmanlık ve pazar araştırması” harcamalarının yüzde 50’sini karşılıyor. Yani Ticaret Bakanlığı bu yol ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un otellerine, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın kurucusu olduğu hastanelere ve Menzil Cemaati’ne milyonlarca lira aktarıyor. Ayrıca program kapsamında birçok yandaş şirketin de desteklendiği belirtiliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Cübbeli Ahmet’ açıkladı: Menzil’de ideolojik çatırdama, oğulların arasına ‘Muaviye’ girdi

    ‘Cübbeli Ahmet’ açıkladı: Menzil’de ideolojik çatırdama, oğulların arasına ‘Muaviye’ girdi



    Milyonlarca üyesi olan ve devlet kademelerindeki örgütlenmesiyle dikkat çeken Menzil cemaatinde, şeyh Abdülbaki Elhüseyni’nin (Abdülbaki Erol) ölümünün ardından oğulları arasında baş gösteren kavgada bir de ideolojik ayrışma yaşandı.

    Abdülbaki Elhüseyni’nin büyük oğlu Muhammed Saki Elhüseyni’nin cemaate ait Semerkand Vakfı’ndan ayrılıp Serhendi isminde yeni bir vakıf kurmasının ardında İslam tarihinin önemli figürlerinden Muaviye üzerine yapılan tartışmaların olduğu iddia edildi.

    Cumhuriyet gazetesinden Rıfat Kırcı’nın haberine göre İsmailağa cemaatinin önde gelen isimlerinden Cübbeli Ahmet olarak da bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, Serhendi Vakfı’nın Muaviye aleyhtarı konuşmalardan duyulan rahatsızlık nedeniyle kurulduğunu iddia etti. 

    ‘EHL-İ SÜNNET HASSASİYETİ’

    Cübbeli Ahmet yaptığı açıklamada yeni kurulan vakfa ilişkin “Şeyh Seyyid Muhammed Saki Efendi Hazretlerinin yakın hizmetkârı, benim de kıymetli dostum Dr. Yunus Aydın Hocaefendi’den aldığım bilgiye göre; Şeyh Seyyid Muhammed Saki Efendi Kur’an, sünnet ve ehl-i sünneti ihya, Nakşi Müceddidi Halidi Tarikatı’nın adabını icra etmek üzere ‘Serhendi’ adı altında yeni bir vakıf ve ‘Dehlevi’ ismi altında yeni bir yayınevi kurmuştur. Takipçilerim Muaviye (Radıyallahu Anh) aleyhine konuşan İsmail Kılıçarslan gibi kimselerin Semerkand TV’de çıkartılmasına yaptığım reddiyeleri bilmektedir. Dolayısıyla büyükler bunlara karşı Ehl-i Sünnet hassasiyeti olan yeni bir yayın hizmeti düşünerek bu kararı almışlardır” dedi.

    ‘YENİ BİR KIRILMA’

    İlahiyatçı Cemil Kılıç, Menzil cemaatinin Nakşibendi geleneğinden geldiğini hatırlatarak şöyle konuştu: 

    “Muaviye, İsmailağa, Menzil, İskenderpaşa gibi cemaatlerde saygın bir kişilik. Bunlar da Nakşibendiliğin kolları. Muaviye Şiilikte ve Alevilikte sevilmeyen kişiliktir. Hz. Ali ile savaşmıştır. Kendi yerine de oğlu Yezid’i tayin etmiştir. Yezid Kerbela’da Hz. Hüseyin’i katlettirmiştir. Menzil’de Şeyh ailesinin Elhüseyni soyadı alması bu açıdan bu konuyla birlikte düşünüldüğünde gerçekten çok ilginç. Hem Hz. Hüseyin’in soyundanız denip hem de Muaviye’yi sevmek mümkün değil. Bu durum yeni bir kırılmayı ifade ediyor.”

    ‘RANT KAVGASI OLABİLİR’

    Emekli Müftü Gani Aşık ise durumu şöyle değerlendirdi: 

    “Muaviye Sıffin’de, Hz. Ali’nin Hariciler tarafından şehit edilmesine kadar uzanan savaş hilelerinin, oğlu Yezid Kerbela’da Hz. Hüseyin’in tüm aile fertleri ile birlikte hunharca katlinin sorumlularıdırlar. Muaviye Şam valiliği döneminde hilafete başkaldırarak islamda ilk fitnenin de mimarıdır. Menzil cemaatine ait Semerkant TV’de, Ehlibeyt’i ortadan kaldıran ve hilafeti Emevi saltanatına çeviren Muaviye aleyhinde değerlendirmeler yapılmasının yadırganacak bir yanı yoktur. Tarikatlar cenneti ülkemizde başka bir cemaatin bu tür yayınlara karşı çıkması, tarikatlar arası post ve rant kavgasının ürünü olabilir. Çünkü cemaatler ve tarikatlar arası ilişkiler ağı, Kuran İslamı yolunda yürümek isteyen müminlerin çözemeyeceği kadar karmaşıktır.” 

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Menzil tarikatındaki ‘tövbe iptali’nde neler yaşandı? Diyanet: ‘Şeyh affediyor veya tövbenizi kabul ediyor…’ Haşa! Böyle bir şey düşünülemez

    Menzil tarikatındaki ‘tövbe iptali’nde neler yaşandı? Diyanet: ‘Şeyh affediyor veya tövbenizi kabul ediyor…’ Haşa! Böyle bir şey düşünülemez



    Menzil tarikatı lideri Abdülbaki Erol’ün ölümü sonrası üç oğlu arasında ‘liderlik’ savaşları başladığı iddia edilmiş, 74 yaşındaki ‘şeyhin’ ölümünün ardından yapılan tövbelerin ve zikirlerin iptal edildiği, tümünün yenilenmesi gerektiği ileri sürülmüştü.

    Camilere dolan binlerce kişiye bir ucunun ‘şeyhte’ olduğu ipler uzatılıp, tutturularak yapılan “tövbe ettirme” usulü, aynı zamanda tarikat için yeni müritler kazanma ve gelen müritlerden “yardım, bağış” adı altında para toplama işlevi görüyor.

    “Tövbe alma” usulü ile ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı il müftülükleri bünyesinde hizmet sunan “Alo 190 fetva” hattını aradık. Konuştuğumuz dini görevli “‘Şeyh affediyor veya tövbenizi kabul ediyor’, haşa!  Asla! Böyle bir şey düşünülemez dahi. Tövbe kime yapılır hanımefendi? Allahü Teala… Zaten tarikatta, tasavvufta tövbe şeyh efendiye yapılıyor derseniz çok çok büyük bir yanlış yapmış olursunuz” sözlerini kullandı.

    TÖVBELER İPTAL EDİLDİ İDDİASININ BAŞLANGICI

    İstanbul’da, sahibi oldukları özel bir hastanede ölen Menzil cemaatinin lideri Abdülbaki Erol, Adıyaman’ın Kahta ilçesine bağlı Menzil köyünde toprağa verilmişti.

    DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre, Menzil’deki cenaze töreninin ardından köy merkezinde açıklama yapan Erol’un büyük oğlu Muhammed Mübarek, cemaatin üçe bölündüğüne işaret etmişti. Mübarek, yaptığı konuşmada, “tövbe yetkisi”nin üç oğluna verildiğini, üç ismin köydeki üç ayrı camide “irşat” faaliyetlerini sürdüreceğini söyledi. Uludağ haberinde bu açıklamayla cemaatin üçe bölündüğünün anlaşıldığını yazdı.

    Açıklama yapan Muhammed Mübarek, bugüne kadar verilen “tövbelerin ve zikirlerin” iptal edildiğini ve “tümünün yenilenmesi” gerektiğini söyledi. İsteyen cemaat üyesinin istediği camiye bağlanacağını ifade eden Mübarak, cemaate, “Üç ismin arkasından konuşmayın, fitneye alet olmayın” şeklinde bir uyarıda da bulundu. Konuşmanın ardından Abdülbaki Erol’un üç oğlu, ayrı ayrı camilere gitti.

    Erol’un oğulları Muhammed Fettah, Muhammed Saki ve Muhammed Mübarek, camilerine gelen binlerce kişiye uzattıkları ipleri tutturarak, “tövbe ettirme” seansı gerçekleştirdi.

    SAYGI ÖZTÜRK İDDİALARI AİLEYE SORDU: TÖVBENİN İPTALİ DİYE BİR DURUM YOK

    “Menzil, Bir Tarikatın İki Yüzü” kitabının da yazarı olan, gazeteci Saygı Öztürk, Sözcü’deki dünkü yazısında Menzil şeyhi Abdülbaki Erol’un ölümünün ardından çıktığı iddia edilen taht kavgalarını ve ‘tövbe iptalini’ aileden olduğunu belirttiği bir kişiye sordu.

    Saygı Öztürk’ün yazısının ilgili bölümü şöyle:

    “Aile arasında taht kavgası çıktığına ilişkin iddiayı, ailenin içinden olan birisine sordum. Şunları söyledi:

    ‘Seyda Abdülbaki’nin cenazesi çok kalabalık oldu. Gelenlerden bir kısmı ‘Tövbe’ almak istiyor. Çok kalabalık olduğu için, halife olan üç kardeş, üç ayrı camide tövbe düzenledi. Kalabalık olduğu ve aynı anda daha fazla kişinin tövbe alabilmesi için 50 metre uzunluğunda, 10 ayrı ip ve buna bağlı olan ipler atıldı. Böylece onlarca kişinin tövbe alabilmeleri sağlandı. Yani, iddia edildiği gibi aile arasında taht kavgası diye bir şey yok. Taziyeler kabul ediliyor, gelenlere namaz kıldırılıyor, tövbe almaları sağlanıyor. Daha önce alınmış tövbelerin geçersizliği diye bir şey yok.’

    Daha önce ‘Tövbe almış’ olanların, yeni şeyhin ismini zikrederek ona bağlılıklarını bildirmesi isteniyor. Bunu da sordum, ‘Tövbeyi kabul eden Allah’tır. Daha önce tövbe almış olanların, şeyhin ölümüyle tövbelerinin iptal olacağı şeklindeki görüş doğru değildir. Tövbenin iptali diye bir şey yok. Allah yolunda ilerlemek vaciptir. Kardeşlerin daha ilk günden yollarını ayırmalarını cemaat de hoş karşılamaz’ dediler.”

    DİYANET: ‘TÖVBE ŞEYH EFENDİYE YAPILIYOR’ DERSENİZ ÇOK BÜYÜK YANLIŞ

    “Tövbe alma” usullü ile ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun inanç, ibadet, ahlak ve sosyal hayat ile ilgili güncel fetva, karar ve mütalaaları için aranan, il müftülükleri bünyesinde hizmet sunan “Alo 190 fetva” hattını aradık.

    Konuştuğumuz dini görevliye “tövbe almayı”, tövbenin iptali diye bir şey olup olamayacağını ve tarikat ya da cemaate intisap etmenin zorunlu olup olmadığını sorduk.

    Dini görevli “Tövbe kime yapılır hanımefendi? Allahü Teala’ya… Zaten, ‘tarikatta, tasavvufta tövbe şeyh efendiye yapılıyor’ derseniz çok çok büyük bir yanlış yapmış olursunuz. Eşiniz ya da diğer mensuplar tövbeyi şeyhe yaptıklarını düşünüyorlarsa burada çok büyük bir yanlış anlaşılma var demektir. Tövbe, Allahü Teala hazretlerine yapılır. Başka hiçbir şekilde kimseye tövbe yapılmaz” sözlerini kullandı.

    “ŞEYHİN ÖNEMİ VARDIR AMA ‘ŞEYH AFFEDİYOR VEYA TÖVBENİZİ KABUL EDİYOR’, HAŞA, ASLA BÖYLE BİR ŞEYİ DÜŞÜNÜLEMEZ DAHİ”

    Dini görevli şunları söyledi:

    “Tarikatlarda, tasavvuf usulünde tarikata üye almak için bir tövbe alma yani bu zamana kadar günahlardan tövbe etmek, tabiri caizse hayatta yeni bir sayfa açmak gibi usul takip edilir. Geçen hafta herhalde tarikattan biri vefat etti. Tövbe iptali demekle ne kastediliyor? Tam olarak anlayamadım.

    Bahsettiğiniz gruptaki usuller tamamen dinin genel usulleri olduğu anlamına tabi ki gelmez. Tasavvuf; insanın kendini dini, ahlaki, insani açıdan olgunlaştırmasının yollarından bir tanesidir.

    Tarikatların kendine göre usulleri vardır. Caizdir ya da değildir ama bunlar dinin genel kurulları olarak kabul edilmez. Herhalde yeni bir şeyh gelecek, tekrar dini şeyhe yeni bir intisap söz konusu olacak. Burada tabi tercih sizin. Biz size, dinen böyle bir şey gerekir diyemeyiz ama siz oraya bağlılığı devam ettirmek istiyorsanız ve bilmiyorum üye defteri gibi bir liste yapılıyorsa bu gruptan çıkmamak için yeni şeyhe tekrar intisap etmeniz isteniyorsa bunun usullerini tabi ki yerine getirirsiniz.

    Tövbe kime yapılır hanımefendi? Allahü Teala’ya… Zaten tarikatta, tasavvufta ‘tövbe, şeyh efendiye yapılıyor’ derseniz çok çok büyük bir yanlış yapmış olursunuz. Eşiniz ya da diğer mensuplar tövbeyi şeyhe yaptıklarını düşünüyorlarsa burada çok büyük bir yanlış anlaşılma var demektir. Tövbe, Allahü Teala hazretlerine yapılır. Başka hiçbir şekilde kimseye tövbe yapılmaz.

    Mürşit tam manasıyla Türkçeye çevirdiğinizde öğretici, öğretmen, bize yol yordam öğreten demektir. Mürşidin, şeyhin önemi vardır ama ‘şeyh affediyor veya tövbenizi kabul ediyor’, haşa, asla böyle bir şeyi düşünülemez dahi.

    Yeni bir intisap, yeni bir gruba dahil olmak için ‘gel bakalım sen tekrar yeni şeyhe intisap ediyor musun?’ diye bir usul varsa, onu yapabilirsiniz. İster yapar ister yapmazsınız ben burada yapın ya da yapmayın diye bir şey söyleyemem ama sonuçta Tövbe Allah’a yapılır, rabbim kabul eder tövbeleri. Kabul ettiği tövbeyi kimse iptal edemez.”

    “FUTBOL TARAFTARI GİBİ FANATİK BİR TARAFTARLIK HİÇBİR MÜMİNE HİÇ YAKIŞMAZ”

    Son olarak dini görevliye intisap etmenin dinen zorunlu olup olmadığını sorduk. Şöyle yanıt verdi:

    “Biz öyle bir şeye gerek var tabi ki demiyoruz. Bu kişisel tercihtir. Beni disipline ediyor, bir grubun içinde kendini daha dindar, daha kontrollü hissetme gibi bir şey varsa bizim bunu yasaklayacak halimiz yok, din bunu yasaklamaz ama bir futbol taraftarı gibi fanatik bir taraftarlık veyahut o gruptan olmayanlara karşı küçümseyici, yadırgayıcı, tabiri-i caizse gevşek Müslümanlarmış gibi düşünmek hiçbir mümine hiç yakışmaz.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Mezlil Tarikatı üçe bölündü: ‘Tüm tövbeler iptal edildi, yenilenmesi gerekiyor’



    Mezlil Tarikatı üçe bölündü: 'Tüm tövbeler iptal edildi, yenilenmesi gerekiyor'

    İstanbul’da özel bir hastanede ölen Menzil cemaatinin ‘şeyh’i Abdülbaki Erol, bugün Adıyaman’ın Kahta ilçesine bağlı Menzil köyünde toprağa verildi. Cenaze törenine Adıyaman Valisi Osman Varol, Adıyaman Belediye Başkanı Süleyman Kılınç, STK temsilcileri ile binlerce kişi katıldı.

    Menzil’deki cenaze töreninin ardından köy merkezinde açıklama yapan Erol’un büyük oğlu Muhammed Mübarek, cemaatin 3’e bölündüğüne işaret etti.

    DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre, Mübarek yaptığı konuşmada, “tövbe yetkisi”nin üç oğluna verildiğini, üç ismin köydeki üç ayrı camide “irşat” faaliyetlerini sürdüreceğini söyledi. Bu açıklamasıyla cemaatin üçe bölündüğüne işaret eden Muhammed Mübarek, bugüne kadar “verilen tövbelerin ve zikirlerin iptal edildiğini” ve “tümünün yenilenmesi gerektiğini” dile getirdi. İsteyen cemaat üyesinin istediği camiye bağlanacağını ifade eden Mübarak, cemaate “Üç ismin arkasından konuşmayın, fitneye alet olmayın” şeklinde bir uyarıda da bulundu. Konuşmanın ardından Abdülbaki Erol’un üç oğlu, ayrı ayrı camilere gitti. Erol’un oğulları Muhammed Fettah, Muhammed Saki ve Muhammed Mübarek, camilerine gelen binlerce kişiye uzattıkları ipleri tutturarak “tövbe ettirme” seansı gerçekleştirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Menzilcilerden tepki çeken açıklama: ‘Ödemelerimizi yaptık, olay kapandı’

    Menzilcilerden tepki çeken açıklama: ‘Ödemelerimizi yaptık, olay kapandı’



    Urfa’da Menzil Cemaati’ne bağlı kaçak Kuran kursunda ‘okuyan’ 12 yaşındaki Abdulbaki Dakak isimli çocuğun kursun yakınlarındaki ahırda şüpheli şekilde yaşamını yitirmesi tartışılmaya devam ederken Menzil’e dair yeni bir skandal ortaya çıktı. Cemaatin çiftliğinde iki çocuğun yaşamını yitirdiği feci olayın üzerinin kan parası ödenerek kapatıldığı ifade ediliyor.

    BirGün’den İsmail Arı’nın haberine göre cemaat, ülkenin birçok noktasında ve yurtdışında çiftlikler, şirketler, dernekler, vakıflar, külliye adındaki yapılar ile kaçak Kuran kursları ile örümcek ağı gibi örgütleniyor. Cemaatin en büyük gelir kaynaklarından olan çiftliklerinden biri de Konya’nın Karatay ilçesindeki Akbaş Mahallesi’nde bulunuyor. Cemaat burada “Nazar Çiftliği” adı altında faaliyet yürütüyor. 

    KAÇAK ÇALIŞIYORLARDI

    Menzil’in çiftliğinde yaşanan ve göz göre göre gelen facianın ise üzerinin kapatıldığı belirtildi. Cemaatin çiftlikte kaçak olarak çalıştırdığı Suriyeli bir ailenin iki küçük çocuğu 21 aralık 2018’de traktöre bağlı yem karma makinesine kapıldı. 2 yaşındaki Selin ve 3 yaşındaki Mehmed isimli kardeşler olay yerinde feci şekilde hayatını kaybetti. O dönem bu faciayı haberleştirerek abonelerine servis eden Anadolu Ajansı ise çiftliğin Menzil Cemaati’ne ait olduğunu belirtmedi. 

    ÖNLEM ALMADILAR

    Çocukların ölümünün ardından şüpheliler hakkında “Taksirle iki kişinin ölümüne neden olma” suçundan Konya Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Olayla ilgili hazırlanan bilirkişi raporunda, traktör ile yem karma makinasına bağlandığı yerde yaklaşmayı önleyici herhangi bir korumalığın bulunmadığı, çevrede herhangi bir uyarı ikaz levha ve işaretlerinin bulunmadığı belirtildi. 

    TAKSİTLE ÖDEDİLER

    Mahkeme çiftliğin resmi sahibi olan Menzil mensubu Rayhan Tülek ile onun işlerini yürüten Mehmet Değiş ve Semerkand Vakfı’nın Konya Şubesi’nin müdürü de olan Bekir Başpınar’ı toplamda 60 bin 700 TL adli para cezasına çarptırdı. Üç kişiye “Taksirle iki kişinin ölümüne neden olma” suçundan verilen para cezası 20 ile 24 taksitlere bölündü.  

    ‘ÖDEMELERİMİZİ YAPTIK’

    Yargılama sürecinde ifadelerine başvurulan baba Hasan Ramazan ve anne Döne Abid, maddi ve manevi olarak zararlarının karşılandıklarını ileri sürerek şüphelilerden şikayetçi olmadı. Tali kusurlu bulunan anne ve babaya ise “Çocuklarını kaybetmeleri ve olay sebebiyle derin üzüntü yaşamaları” nedeniyle herhangi bir ceza verilmedi.

    Menzil’in Konya sorumlularından olduğu belirtilen, Semerkand Vakfı’nın Konya Şubesi’nin de müdürü olan ve iki çocuğun yaşamını yitirdiği facia nedeniyle yargılanan Bekir Başpınar’a BirGün ulaştı. Başpınar, “Bu konuyla ilgili bir şey kalmadı. Dava açıldı, ödemelerimizi yaptık, olay kapatıldı. Süreç bitti, bu konuyla ilgili bilgi vermiyoruz” dedi.

    Diğer yandan iddiaya göre cemaatin yapılanmasında, çiftliğin sorumlularından olan ve Semerkand Vakfı’nın Konya Şubesi yöneticisi olan Prof. Dr. Zeki Bayramoğlu da bu olaydan bir süre sonra Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ne dekan oldu. Bayramoğlu, geçen Şubat ayına kadar dekanlığa devam etti.

    JANDARMA UMURSAMADI

    Çiftliğin bulunduğu köy ile çevresindeki köylerde yaşayan yurttaşlar ise cemaati defalarca jandarmaya şikayet ettiklerini ancak bir önlem alınmadığını ifade etti. Cemaatten rahatsız olduklarını ifade eden yurttaşlar, “Jandarmaya buraya kalabalık gruplar geliyor gidiyor. Emekli polis, asker olduğunu söyleyenler de gelip gidiyor. Yabancı insanlar var burada ne oluyor bakın dedik ama jandarma umursamadı. Jandarma umursadığı için de bir süre sonra biz de şikayet etmeyi bıraktı. Bir üniversite hocası ilgileniyordu bu çiftlikle” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • DP’li Aksoy: “Menzil, Diyanet’in önüne mi geçti?”



    DP'li Aksoy: “Menzil,  Diyanet'in önüne mi geçti?"

    Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı İlay Aksoy; Şanlıurfa’da kayıp olarak aranırken Semerkand Vakfı’na ait olduğu belirtilen kaçak medresenin yanındaki ahırda ölü bulunan Abdülbaki Dakak ile ilgili açıklama yaptı.

    “MENZİL FİNANSINI NEREDEN SAĞLIYOR?”

    Aksoy, şunları söyledi:

    “Aileler elbette çocuklarının dini olarak da yetişmesini isteyebilir. Bu, neticede, her ailenin tercihidir. Ancak şöyle bir durum var: Öncelikle çocuk resmi eğitimi de bırakmıyor, bir yandan; o da çok önemli. Ama ailenin denetiminden çok uzak kalıyor. Baba niye Diyanet’in açtığı Kuran kursunu tercih etmiyor da 140 kilometre ileride… Herhalde sık sık gidip çocuklarına bakamıyorlar. Benzer bir hikâyeyi Aladağ yurt yangınında da gördük. Bu çocuk taşımayı eğitime maruz kalacak bir çocuk da değil, ayrıca.

    Diyanet’in resmi Kuran kursu yerine baba, Menzil’in gayrı resmi kuran kursunu tercih ediyor. Burada şunu sormamız lazım: Diyanet, bu ailelere bu hizmeti sunmuyor mu? Sunmuyorsa, Menzil; Diyanet’in önüne mi geçti? Bu da çok önemli bir soru. Menzil, finansını nereden sağlıyor? Diyanet, Menzil tarikatı içindeki müfredatı denetliyor mu?”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Devlet tehdit altında! Menzil cemaati dört koldan sardı

    Devlet tehdit altında! Menzil cemaati dört koldan sardı


    Fethullahçıların ülke içindeki ve dışındaki boşluğunu son yıllarda Menzil Cemaati doldurdu. İktidarın birlikte yürüdüğü Fethullahçıları tasfiye etmesinin ardından Menzil de stratejisini değiştirdi. Neredeyse kadınların sokağa çıkmasına bile karşı olan cemaat kamuda kadınlar eliyle de örgütlenmeye başladı.

    Aynı şekilde üniversiteli kadınlar üzerine de örgütlenmek için çalışmalara başlayan cemaat, Fethullaçıların izlediği yolu izlemeye başladı.

    GAVS’IN SOFİLERİ

    BirGün’den İsmail Arı’nın haberine göre; Menzil Cemaati’nin lideri olan ve “Gavs” olarak nitelendirdiği Abdulbaki Erol, cemaati ailesiyle birlikte yönetiyor. Menzil mensupları da “sofi” olarak adlandırılıyor. Milyonlarca ve hatta belki de milyarlarca liralık bir sermayeyi yöneten ve her geçen gün daha da güçlenen cemaatin en güçlü olduğu kamu kurumlarının başında Sağlık Bakanlığı geliyor. Cemaatin emniyet ve jandarma teşkilatı içerisinde de hızla örgütlendiği, emniyet içerisinde çok sayıda polis memuru ile jandarma içerisinde özellikle uzman çavuş ve astsubayların da “sofi” olduğu belirtiliyor. Adalet Bakanlığı içerisinde de yine çok sayıda hâkim ve savcının cemaat mensubu olduğu, bazı başsavcıların, üniversite rektörlerinin ve hatta il jandarma komutanlarının dahi cemaatten olduğu ifade ediliyor.

    Bir kamu kurumuna Menzil mensubu bir kişi yönetici yapıldığında hızla kurumu ele geçirmek için faaliyete başlıyor. Önce kurumun müdürleri Menzil mensubu kişiler arasından seçiliyor, ardından söz konusu kamu kurumuna alınan personeller de cemaat üyeleri arasından belirleniyor. Böylece kamu kurumu baştan aşağı ele geçiriliyor.

    Depremlerin ardından çok sayıda skandala imza atan Kızılay içerisinde de benzer bir durum yaşanıyor. Menzil mensubu Fatma Meriç Yılmaz, uzun bir süredir Kızılay’ın ikinci ismiydi. Yılmaz’ın, Kızılay yönetimine girip Kızılay Genel Başkan Yardımcısı olmasıyla birlikte kuruma alınan yöneticilerin Menzil mensupları arasından seçildiği, daha sonra afet depolarındaki özel güvenlik personeli kadrolarının daha “sofiler” tarafından doldurulduğu iddia ediliyor. AHBAP’a çadır satan Kızılay’da Kerem Kınık’ın görevden alınmasının ardından ise Yılmaz başkanvekilliğine getirildi.

    ERZAK VE SABUN SATTILAR

    Cemaatin en önemli ticari yapılarından biri Nakış Gıda isimli şirket 6 Şubat depremlerinin ardından Menzil, Nakış Gıda aracılığıyla Kızılay’a yardım kolisi sattı. Bu şirket aracılığı ile cemaat 9 Aralık 2016 tarihinde yönetimi AKP’deyken İBB iştiraki İSPARK’a 84 bin 807 TL bedelle kalıp sabun sattı. Aynı şirket 19 Temmuz 2013 tarihinde de yine İSPARK’a 130 bin 542 TL bedelle ramazan erzağı sattı.

    Öte yandan Kızılay, Menzil Cemaati’ne mensup olan Ferhat Danışman’ın Techno Health isimli şirketine 2019’da 120 milyon Avro’luk ihale vermişti. 20 Mart 2019’da onaylandı. Yine bu şirkete İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü milyonlarca liralık Covid-19 testi ihalesi verdi. Uzun bir süre Megakent’te Covid-19 testlerini Menzilciler yaptı.

    Kızılay’dan ihale alan ve Covid-19 testlerini yapan Techno Health Şirketi’nin sahibi Ferhat Danışman’ın ise Menzil Cemaati’ne mensup olduğu biliniyordu. Danışman, aynı zamanda cemaate ait olan Emsey Hastanesi’nin de yöneticisiydi.

    BİRÇOK ÜLKEDE VARLAR

    Menzil’in cemaat içerisinde paylaştığı bir videoda ise tartışma yaratacak ayrıntılar yer aldı. Cemaat söz konusu video ile ülke içerisinde ve yurtdışındaki birçok ülkede milyonlarca liralık devasa külliyeler ve binalar inşa ettiğini anlatıyor. Videoda yurtdışında Kırgızistan, Malezya, Afganistan’da, yurtiçinde ise Konya, Mersin, Denizli, Ankara, Maraş, Kayseri, Bursa ve Rize’de inşa ettiği veya edeceği devasa yapılar yer alıyor. Bu yapıların milyonlarca liraya mal olacağı hesap edildiğinde cemaatinin nedenli büyük bir parayı yönettiği de daha iyi anlaşılıyor. 

    ENKAZDA TÖVBE SEANSI

    Depremden büyük oranda etkilenen Adıyaman’da Menzil Cemaati “mürid devşirmek” için yoğun bir çalışma başlattı. Adıyaman’da bir binanın enkazının hemen yanında Menzil şeyhinin vekilinin depremzedeleri “tövbe ettirdiği” görüntüler gündem oldu. Görüntülerde, Menzil şeyhinin depremzedelere “Bütün yapmış olduğum günahlardan pişmanım. Keşke yapmasaydım. İnşallah bir daha yapmayacağım. Gavs (Menzil şeyhi) hazretlerini kendime şeyh kabul ettim” sözlerini tekrarlatarak “tövbe ettirdiği” anlaşılıyor. Çevredekilerin ise tövbe seansının ardından “Allah kabul etsin” dediği duyuluyor. Ayrıca Menzil şeyhine cemaat içerisinde “gavs” dendiği de biliniyor. Cemaat içerisinde deprem bölgesinde 25 bin depremzededen “tövbe alındığı” da konuşuluyor.

    0001 KODLU MENZİL

    Menzil cemaatinin Sağlık Bakanlığı içinde kadrolaştığı iddiaları sürerken ilk Sağlık Turizmi Yetki Belgesi de Menzil cemaatinin hastanesine verildi. Sağlık Bakanlığı iştiraki olan Uluslararası Sağlık Hizmetleri A. Ş.’nin (USHAŞ) açıkladığı Sağlık Turizmi Yetki Belgesi Almaya Hak Kazanan Özel Sağlık Tesisleri listesinde dikkat çeken bir ayrıntı yer aldı. İlk Sağlık Turizmi Yetki Belgesi’nin 2017 yılında “ST-0001” sertifika kodu ile İstanbul’un Pendik ilçesinde bulunan Özel Emsey Hastanesi’ne verildiği belirtildi. Yetki belgesi almak için Özel Keşan Hastanesi 2 Ekim 2017 tarihinde başvurmasına rağmen ilk yetki belgesi 6 Ekim 2017 tarihinde başvuran Özel Emsey Hastanesi’ne verildi. Bu detayın ortaya çıkmasının ardından söz konusu liste USHAŞ’ın internet sitesinden kaldırıldı.

    “GAVS İLAHİ KONUMDA”

    Diyanet tarafından hazırlanan tarikatlar raporunda, cemaatin yapısı anlatılmıştı. Adıyaman’ın Kahta ilçesindeki Menzil köyüne yerleşen Abdülhakim Erol tarafından kurulan cemaatin, tarikat yapılanmasına sahip olduğu belirtildi. “Mürted ve münafık gibi dini terimleri kolayca diğer Müslümanlar için kullandığı” kaydedilen cemaate ilişkin şu tespitler yapıldı: “Mürşid yani tarikatın lideri olağanüstü, hatta bir anlamda yarı ilahi bir konumdadır. Grubun sıralanan görüşleri, sahih İslam anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Bu sakıncalı telakkiler, Menzil cemaatinde daha çok vurgulanmakta ve etki sahası daha çok sade halk tabakası olduğu için daha çok yaygınlaşmaktadır. Son zamanlarda Menzil grubunun bürokraside teşkilatlandığı ve kamuda etkinliğini artırdığı yönünde kamuoyunda bir kanaat dillendirilmeye başlanmıştır. Doğru olması halinde bu tezahürün ülkemizde orta ve uzun vadede sıkıntılara yol açacağı değerlendirilmektedir.”

    MİLYONLUK OYUNCAKLAR!

    Cemaatin lideri Abdulbaki Erol’un kullandığı lüks aracın piyasa değerinin de 10 milyon TL olduğu ama aracın zırhlı olması nedeniyle değerinin 20 milyon TL’yi bulduğu ifade ediliyor. Plakadaki “GH” harflerinin “Gavs hazretleri” anlamına geldiği belirtilirken plakanın sonundaki “2515” rakamlarının da cemaat içerisinde bir sembol olduğu öğrenildi.

    Abdulbaki Erol’un oğlu Seyyid Muhammet Emin Erol yeni bir cip aldı. Lüks cipin piyasa değerinin en az 10 milyon TL olduğu tahmin ediliyor. Lüks aracın plakası ise Seyyid Muhammet Emin Erol’un isimlerinin baş harflerinden oluşan “SME”den oluşuyor.

    Ayrıca Abdulbaki Erol’un kardeşi Seyyid Abdulhalim Erol’un sahibi olduğu lüks aracın da piyasa değerinin en az 4 milyon TL olduğu bildirilirken plakasının da “Gavs” kelimesini temsilen “GVS” harflerinden oluştuğu görüldü. Ayrıca diğer aile üyelerinin de çok sayıda lüks aracı olduğu belirtiliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***