Etiket: Mehmet Şimşek

  • Ankara kulisleri: Erdoğan’ın izin verdiği faiz oranı ortaya çıktı

    Ankara kulisleri: Erdoğan’ın izin verdiği faiz oranı ortaya çıktı



    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), haziran ayından sonra temmuzda da piyasa beklentilerinin altında bir faiz artırımı gerçekleştirdi. Merkez Bankası, yüzde 15 seviyesindeki politika faizini yüzde 17,5’e çıkardı. Karar sonrası yayımlanan metinde enflasyonda “belirgin” iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırmaya devam edileceği vurgulandı.

    Bu durumu değerlendiren ekonomi gazetecisi Barış Soydan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinde faizin yüzde 19’a çıkarılmasını önerdiğini, ancak yüzde 17,5 seviyesinde uzlaşıldığının Ankara kulislerinde konuşulduğunu aktardı.

    Barış Soydan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

    “G20 toplantısından Katar’a geçen Mehmet Şimşek’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesinde % 19 bandını dile getirdiği ancak % 17.5 olarak kesinleştiği konuşuluyor.

    Faizde en fazla %21-22 seviyesine izin verileceği ve bunun da en kısa sürede (Aralık ayı gibi) tekrar indirilmesi şartıyla verileceği de konuşulanlar arasında.

    Bugünkü PPK kararı metninde yer alan şu ifade bu beklentinin sağlaması gibi: “Kurul, faiz artırımının yanı sıra, parasal sıkılaştırma sürecini destekleyecek seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma kararları almıştır.”

    Bu ifade açıkça “Faizi artırmakta kısıt nedeniyle mecburen makro ihtiyati tedbir görünümlü kredi kısıtlamalarına gideceğiz” demek

    Ancak, kredilerin daha fazla daralmasına büyümenin yiyeceği darbe sebebiyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın izin vermesi olası değil. Öyleyse bu ifade karar metninde neden var? Zaman kazanmak için mi?”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kulis: Erdoğan, kendini içerde ve dışarda kıskaca alınmış hissediyor, ikna süreci devam ediyor



    Kulis: Erdoğan, kendini içerde ve dışarda kıskaca alınmış hissediyor, ikna süreci devam ediyor

    Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, Türkiye’nin dış politika tutumunun ekonomiyle ilişkili olduğu değerlendirmesinde bulunduğu bugünkü yazısında, “Sadece Erdoğan değil, Şimşek de sıkıştı” dedi.

    “Kapalı kapılar ardındaki brifinglerde sunulan tablodan hoşlanmayan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, kendini içerde ve dışarda kıskaca alınmış hissediyor. Çünkü yabancı yatırımcı hâlâ güvenmiyor. Dolayısıyla yeni arayışlar ve yeni şans kapılarına ihtiyaç duyuluyor” diyen Babacan, “Cumhurbaşkanını ikna etme süreci devam ediyor” diye yazdı.

    Babacan şunları kaydetti:

    “Bakan Şimşek, ekonomi alanında daha net önlemler alınmasından yana, her şeyin kitabına göre yapılmasını istiyor. Siyaset ve hayatın gerçekleri öyle değil. Önce emekliye refah payı, ardından Cumhur İttifakı’nın küçük ortaklarının ısrar ettiği yeni emekli düzenlemesiyle ilgili verilmesi gereken karar, tam da böyle bir konu. Sadece Erdoğan değil, Şimşek de sıkışıyor. Seçim nedeniyle çok fazla radikal adımlar atılamayacak anlaşılan. Bu nedenle, bu ay yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısında yeniden faiz artırımı olacak ama kimse 20 puanı geçmesini beklemiyor.”

    Yazının tamamını okumak için tıklayın.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Merkez Bankası’ndan son 13 yıldaki en yüksek ikinci faiz artışı: Politika faizi ve Dolar kuru nasıl?

    Merkez Bankası’ndan son 13 yıldaki en yüksek ikinci faiz artışı: Politika faizi ve Dolar kuru nasıl?


    10 senede 20 kere faiz değiştiren Merkez Bankası son 3,5 senede ise 19 kez değişiklik yaptı. Eylül 2021’de faiz indirimiyle başlayan Yeni Ekonomi Modeli’nde Dolar kuru büyük artış gösterdi

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) beklenen faiz artırımını 22 Haziran’da açıkladı. TCMB yüzde 8,5 olan politika faizini yüzde 15’e çıkardı. Bu 2010 yılından bu yana görülen en yüksek ikinci faiz artırımı oldu. Merkez Bankası 31 Mayıs 2018’de aldığı kararla politika faizini yüzde 8’den yüzde 16,5’e çıkarmıştı.

    Peki, Merkez Bankası’nın politika faizi 2010 yılından bu yana nasıl değişti? Merkez Bankası kaç defa faiz indirimi yaptı; kaç kez faiz artırımına gitti? En yüksek ve en düşük politika faizi ne oldu? 

    10 senede 20 kere faiz değiştiren TCMB son 3,5 senede 19 kez değişiklik yaptı

    TCMB sitesinde Mayıs 2010’dan bu yana “politika faizi” olarak adlandırılan bir hafta vadeli repo faizi bilgisi yer alıyor. 20 Mayıs’tan 23 Haziran 2023’e kadar Merkez Bankası 39 defa faiz oranında değişikliğe gitti.

    Merkez Bankası’nın son yıllarda ve özellikle “Yeni Ekonomik Model” denilen dönemde sık sık faiz değişikliğine gittiği grafikte açıkça görülüyor. 2010-2018 arasında değişiklik sayısı az iken son yıllarda çizgi sürekli değişiyor.

    10 kere faiz artırımına giden TCMB 29 kez faiz düşürdü

    TCMB 39 değişikliğin 10’nda faiz artırımına gitti; 29 kez ise faizi düşürdü. En yüksek politika faizi yüzde 24 ile 14 Eylül 2018’de görülürken en düşük faiz ise yüzde 4,5 ile 17 Mayıs 2013’te gerçekleşti.

    Merkez Bankası’nın politika faizi ile Dolar kuru aynı grafikte incelendiği zaman şu sonuç ortaya çıkıyor.

    Döviz kurları yükselirken Merkez Bankası Eylül 2021’de faiz indirimine gitmişti. Bu süreç Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Yeni Ekonomi Modeli olarak adlandırılmıştı. Döviz kurları fırlayınca Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin henüz ilk ayında Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasına geçilmişti.

    Kritik dönemeç: Eylül 2021’deki faiz indirimi

    Merkez Bankası politika faizini yüzde 19’dan yüzde 18’e düşürdüğü Eylül 2021’de aylık ortalama Dolar kuru 8,53 TL idi.

    Bu tarihten sonra 23 Haziran’daki faiz artırımına kadar faizler hep düşerken Dolar kuru yukarıya doğru seyretti. KKM’den sonra düşse de sonra tırmanışa geçti. 14 Mayıs ve 28 Mayıs cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar 20 lira seviyesini zorlayan Dolar kuru seçimlerden sonra 20 TL’nin üzerine çıktı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tekrar seçildikten sonra ekonominin başına eskiden görev verdiği Mehmet Şimşek’i Hazine ve Maliye Bakanı olarak atadı. Merkez Bankası Başkanı ise Hafize Gaye Erkan oldu. Şimşek liderliğindeki ekonomi yönetiminin başta faiz olmak üzere radikal değişikliklere gidebileceği yorumları yapılıyor. Ancak 2024 yerel seçimleri ve mevcut AK Parti politikalarının buna ne kadar izin vereceği tartışma konusu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ekonomik krizi aşmanın ‘sihirli formülü’ hukuka dönüş

    Ekonomik krizi aşmanın ‘sihirli formülü’ hukuka dönüş

    Erdoğan’ın bütün yıpranmışlığına rağmen seçimi kazanması nedeniyle muhalif çevrelerde yaşanan şok etkisi devam ediyor. Tarihin en yıkıcı depremi, ekonomik kriz, gizlenemeyen yolsuzluklar… gibi gerekçelerle Erdoğan’ı bu kez kesin emekli edeceklerine inanan kitlelerdeki hayal kırıklığı derin. Siyasetle aktif olarak ilgilenmeyeceğini açıklayan da oldu.

    Peki Erdoğan’ın tekrar seçimi kazanması her şeyin sonu mu? İnsan hakları, adalet ve demokrasi mücadelesi hemen bırakılacak kadar önemsiz mi? Muhalif çevrelerin aslında bu dönemde çok daha diri olmasına ihtiyaç var. Erdoğan seçimi kazanmak için ülke ekonomisini sıfırlamakla kalmadı dibini sıyırdı. Bu ekonomik enkazdan kurtulmak sadece Mehmet Şimşek’in kişisel yetenekleri ve bağlantılarıyla olmayacak. Ülkenin bir an önce hukuk devletine dönmesi krizden kurtuluş için en önemli şart haline geldi. Muhalefet, iktidarı hukuka dönmesi için teşvik etmeli ve gerektiğinde zorlamalı.

    SİHİRLİ DEĞNEK HUKUKA DÖNÜŞ

    Bu mümkün mü? Muhalefet becerekli olursa evet. Çünkü kriz ortada. Erdoğan, ekonomiyi içinde bulunduğu krizden kurtarmak için 5 yıl önce görevden aldığı ve ardından da devleti soymakla suçladığı Mehmet Şimşek’i yalvara yakıla ekonominin başına getirmek zorunda kaldı. Elbette, Mehmet Şimşek’in elinde ekonomiyi hızlı bir şekilde düzeltecek sihirli bir değnek yok. Ancak, ekonomiyi gerçekçi zemine oturtması için de Şimşek’in elinde sihirli değnek kadar iş görecek bir yol var: Ülkenin bir an önce hukuka dönmesi. Bunu yapmayan ülkede ekonomi düzlüğe çıkamaz. Yargı bağımsızlığının, ifade özgürlüğünün önündeki engellerin, basın üzerindeki baskıların kalktığı bir ülke ekonomik krizin en azından yabancı sermaye akışı anlamında nedenlerini ortadan kaldırmış olur. Sonrasında ekonomi normal dengeleri içerisinde normalleşebilir.

    2001 KRİZİNDEN KURTULUŞU REFORMLAR SAĞLADI

    Unutmayalım, 2001 krizinden çıkışta ekonomik reformların yanı sıra Avrupa Birliği’ne uyum alanında atılan adımlar etkili olmuştu. Bugün de 2001 benzeri reformlar yapılmadığı süreci kısmi iyileşmeler kalıcı olmayacaktır. Mehmet Şimşek, ekonomik istikrarın sağlanmasının hukuktan, adaletten, hesap verebilirlikten geçtiğine Saray’ı ikna etmeli.

    ***

    İYİ PARTİ KENDİNİ YENİDEN KONUMLANDIRMALI

    Ve tabii ki abandone olmuş muhalefet kendine gelmeli ve iktidarı bir yola zorlamalı. Sadece CHP ve Yeşil Sol anlaşılmamalı. AKP’yi aslında en fazla zorlayacak olan -dağıldığı ilan edilen Millet İttifakı’nın diğer ortakları- İYİ Parti, DEVA, Gelecek ve Saadet Partisi. Erdoğan’ın zaferinde İYİ Parti’nin milliyetçi-muhafazakar tabandan neredeyse hiç oy almaması etkili oldu. Erzurum’da bile vekil çıkaramayan milliyetçi parti mi olur? İYİ Parti seküler milliyetçilerden oy alan bir partiye dönüştü. CHP listesinden giren diğer üç partinin ne kadar oyu olduğunu bile bilmiyoruz. Bu dört parti siyaset anlayışlarını yeniden kurgulamalı ve Anadolu’nun küçük yerleşim yerindeki vatandaşlara ulaşmanın bir yolunu bulmalı.

    Doğrudan söyleyelim: Akşener ve Babacan’ın muhalefet bayrağını CHP’nin elinden alması gerekir. Türkiye’de sol bir partinin iktidar olmasının ne kadar zor olduğu seçimde bir kez daha ortaya çıktı. Hele Anadolu’da “kötü şöhret” sahibi ise… 21. yüzyılda Anadolu’nun taşra şehirlerinde oy kullanma davranışını hala din, terör ve vatan gibi kavramlar belirliyor. Bu kitleye ulaşacak partiler CHP’nin ortakları olmalıydı ama yapmadılar.

    Çünkü bu seçiimde ekonomik kriz nedeniyle fırın önlerinde ucuz ekmek bekleyen vatandaşlar bile oyunu yine Erdoğan’a verdi. CHP bu seçmene ulaşamadı ve oyunu alamadı. Sağ seçmenle CHP’nin frekansları arasında bağlantı sorunu var ve Kılıçdaroğlu’nun çabaları bunu gidermeye yetmedi.

    ***

    TAŞRAYI MERKEZDE DAHA GÜÇLENEREK YENERSİN: ANKARA BÜYÜKŞEHİR SEÇİMİ ÖRNEĞİ

    Muhalefet önümüzdeki yerel seçimi 2014 Ankara Büyükşehir Belediye seçimi gibi düşünmeli. Melih Gökçek, Ankara’nın taşra ilçeleri ve köylerinin oylarıyla bir kez daha belediye başkanı seçilmeyi başarmıştı. Ankaralı seçmenin kafasında hep “bu seçimi Melih Gökçek bir fırıldak çevirerek kazanır” anlayışı yerleşmişti.

    Aslında önümüzdeki seçim için insanların kafasında aynı şey var. Ankaralı haksızlık olduğunu biliyordu ve o tarihten sonra Gökçek hep ‘topal ördek’ muamelesi gördü. Bunu fark eden Erdoğan, Melih Gökçek’i görev süresini tamamlamadan istifa ettirdi. Ve Mansur Yavaş seçimi çok rahat şekilde kazanmayı başardı.

    Evet Erdoğan, yeniden iktidar oldu ama tek adam olarak istediğini yapma imkanı büyük oranda kısıtlanmış durumda. Ekonomik krizden kurtulmak için yapacağı her hamle Erdoğan’ın gücünü dahada azaltacak.

    Muhalefet bunu görmeli ve politik anlayışını yeniden formüle ederek halkın karşısına çıkmalı.

    Daha Fazla Göster:
    Mehmet ŞimşekMillet İttifakıseçim

    SÜLEYMAN ÖZKAYA
    13 Haziran 2023 GÖRÜŞ

    Kaynak: Kronos
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan: Mehmet Şimşek’in adımlarını Merkez Bankası’yla atmasını kabullendik

    Erdoğan: Mehmet Şimşek’in adımlarını Merkez Bankası’yla atmasını kabullendik


    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz ‘düşük faiz, düşük enflasyon’ teorisiyle çalıştık. Şimdi de aynı anlayışla çalışıyorum, aynı düşüncedeyim ve bu şekilde bunu başarabiliriz diye inanıyorum” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e atacağı adımları kabullendiklerini söyledi. Faiz artışı sinyali olarak nitelenen açıklamada Erdoğan, “Hazine ve Maliye Bakanımızın şu andaki düşüncesi noktasında, biz tabii kendisine burada atacağı adımları süratle, rahatlıkla Merkez Bankası’yla beraber atmasını kabullendik” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi ziyaretler gerçekleştirdiği KKTC ve Azerbaycan dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    “Kimse ‘Cumhurbaşkanı faiz politikalarında ciddi bir değişime mi gidiyor’ gibi bir yanılgının içine düşmesin”

    Yeni hükümetin ekonomi politikaları ile Mehmet Şimşek’in Hazine ve Maliye Bakanlığı’na getirilmesi ile ilgili de açıklamalarda bulunan Erdoğan, ekonominin öncelik olacağını söyledi. 

    “Her ülkenin ilk işi ekonomidir” diyen Erdoğan şu ifadeleri kullandı: 

    “Burada da atılacak olan adımda, özellikle gerek Hazine ve Maliye Bakanımızın şu andaki görevi gerek Merkez Bankasındaki değişiklik gerek BDDK’da attığımız adım, bütün bunlarla beraber ekonomiyle ilgisi olan Bakanlarımız yani Ticaret Bakanımızdan Sanayi ve Teknoloji Bakanımıza, savunma sanayiine varıncaya kadar hepsi bu işle ilgili. Tabii ulaştırma önem arz ediyor. Gıda, tarım, hayvancılık en önemli adımlardan bir tanesi. Çünkü onun üzerinden de bizi vurmaya kalkıyorlar. Biz bunlara prim vermeden altyapı ve üstyapıda bütün çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu konularla ilgili olarak bir taraftan da tabii finans sektörümüzü güçlendirmenin gayreti içerisinde olacağız. Finans sektöründe kaynak arayışlarını devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz. Bizim bankalar noktasında sıkıntımız yok. Bizim bankacılık sektörümüz zaten güçlüdür. Fakat bütün mesele şimdi finans yönetimini daha güçlü hale getirelim ve finans yönetimini güçlü hale getirmek suretiyle bir defa enflasyondaki düşüşü de daha aşağı indirelim…

    Tabii bazı arkadaşlar “Cumhurbaşkanı faiz politikalarında ciddi bir değişime mi gidiyor” gibi bir yanılgının içine düşmesin. Ben burada aynıyım. Ama Hazine ve Maliye Bakanımızın şu andaki düşüncesi noktasında, biz tabii kendisine burada atacağı adımları süratle, rahatlıkla Merkez Bankası’yla beraber atmasını kabullendik, “hayırlı olsun” dedik ve bu şekilde de enflasyonu tek haneye düşürmekteki kararlılığımızı da bildirdik. Bunu neye dayanarak söylüyoruz? Biliyorsunuz Başbakanlığım döneminde biz (enflasyonu) tek haneye düşürdüğümüzde faiz 4,6’ydı, enflasyon da 6,2’ydi. O zaman yine tabii bu işleri beraber yaptık ve şimdi de Sayın Bakanımıza bunları söyledik, aynı şekilde bunu birlikte yapmalıyız. Biz o zaman “düşük faiz, düşük enflasyon” teorisiyle çalıştık. Şimdi de aynı anlayışla çalışıyorum, aynı düşüncedeyim ve bu şekilde bunu başarabiliriz diye inanıyorum.

    İsveç’in NATO’ya üyeliği ve Türkiye’den bu konudaki beklentileri ile ilgili bir soruya yanıt veren Erdoğan şunları kaydetti:

    “İsveç’in bu beklentileri, bizim bu beklentilere uyacağımız anlamına gelmez. Bizim bu beklentilere uymamız için, her şeyden önce İsveç üzerine düşen görevi yerine getirmesi lazım. Geçenlerde biliyorsunuz NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg İstanbul’da Dolmabahçe’de misafirimdi. Orada kendisiyle de görüştüm. Kendisine söylediğimiz şey şu oldu; eğer bizim İsveç’in beklentilerine illa cevap vermemizi bekliyorsanız, her şeyden önce İsveç bu terör örgütünün yaptıklarını bir defa yok etmesi lazım. Bunları bize Stoltenberg ifade ederken, tam o esnada maalesef yine İsveç’te teröristler caddelerde gösteri yapıyorlardı. Bunun neresinden tutacağız, neresinden ele alacağız ki Vilnius’ta ‘Tamam, hakikaten siz bu işi yoluna koydunuz ve bu teröristlere caddelerde gösteri yapma imkân‎ vermediniz. Dolayısıyla biz de iyi niyetle buna yaklaşalım’ diyelim. Şimdi biz bu tablo içerisinde bu i‏şe olumlu yaklaşmayız”

    “Miçotakis’e ‘Silahlanmayı bırakın artık, bu silahlanmayla nereye varacaksınız?’ diyeceğim”

    Yunanistan’taki seçimler ve yeni dönemde Türkiye-Yunanistan ilişkileri hakkında açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Bizim seçimden sonra Miçotakis aradı, tebrik etti. Böyle bir süreç oldu. Dolayısıyla şu anda Vilnius’ta böyle bir şey olması halinde biz görüşmekten çekinmeyiz. İki komşu ülkeyiz. Yeter ki zaman zaman ileri geri verilen mesajlar olmadıktan sonra, biz düşmanlıkları çoğaltmanın değil azaltmanın peşindeyiz. Dolayısıyla onunla da orada bunları konuşuruz. Tabii burada bir şey var. Söyleyeceğimiz şeyler belli. Nedir o? “Sayın Başbakan, bu silahlanmayı bırakın artık. Yani bu silahlanmayla nereye varacaksınız? Durmadan Amerika size bol bol silah veriyor. Bedava verdiği için mi alıyorsunuz, yoksa para pul istemiyor da böyle mi alıyorsunuz?” Herhalde bunları bir konuşuruz. Şunu da bilin ki biz düşmanlarımızı çoğaltmak için değil, azaltmak için varız. Türkiye budur, Erdoğan budur” dedi.

    “Avrupa Birliği dürüst değil”

    “Kıbrıs’ta yeni bir görüşme trafiği söz konusu olabilir mi? Özellikle Rumlardan veya başka çevrelerden bu doğrultuda bir talep var mı?” sorusuna Erdoğan şu yanıtı verdi:

    Şu an itibarıyla Rum kesiminde mevcut yönetim öncekilere kıyasla daha barışçı bir havanın içerisinde. Eğer bu barışçı havayı devam ettirirlerse ve başta Avrupa Birliği olmak üzere bazı tahriklere kapılmadan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemen eşitlikteki haklarını korumaya “evet” derlerse biz de “niye olmasın” deriz. Ama Kuzey Kıbrıs’ın egemen eşitlik haklarını tanımaları lazım, tanımadıktan sonra bu olmaz. Ben hep anlatıyorum, yani bu işin ilk başı İsviçre Bürgenstock’tur. Orada Yunanistan Başbakanlarıyla, ben Başbakanım o zaman, bizler görüşmeyi yaptık ve o zaman bize söz verdiler, dediler ki “referanduma gitmek suretiyle çıkacak, neticede biz Avrupa Birliği olarak yanınızda olacağız.” Ama bunlar maalesef Kuzey Kıbrıs’ın yanında olmadıkları gibi hemen Güney’i Avrupa Birliği’ne dahil ettiler, Kuzey Kıbrıs’ı ise dışarıda bıraktılar. O gün bugündür bu böyle geliyor, Avrupa Birliği dürüst değil. Biz de 50 seneyi devirdik, hala bu Avrupa Birliği aynı noktada, değişen bir şey yok. Şöyle bir masaya yatıracağız bu işleri. Bizim de bunu gözden geçirmemiz gerekir.

    Erdoğan, asgari ücret konusu ile ilgili ise, “Asgari ücret noktasında da biz kesinlikle işçimizi yine enflasyona ezdirmeyeceğiz. Asgari ücrette de elimizden gelen gayreti göstereceğiz. İşçimiz bu noktada rahat olsun, huzurlu olsun. Şu anda çalışmalar yapılıyor, bir an önce de inşallah kararı vereceğiz. Memur maaşlarına ilişkin adım da zaten temmuz ayındaki görüşmelerde atılacak” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan’dan “Hafize Gaye Erkan” yorumu

    Hafize hanımı Mehmet Bey tanıyordu ve kendisi bu teklifi bana getirdi. Biliyorsunuz ben kadro hareketine inanırım. Yani ben bir göreve geldim; ne yapıyorum, kadromla geliyorum; yani Bakan arkadaşlarımı seçiyorum, inceliyorum ve bununla da kalmıyorum, farklı bazı isimler varsa bunlar üzerinde de çalışmalar yürütüyorum ve buna göre de kabinemi oluşturuyorum. Bu kabineyi oluştururken şu anda benim bütün Bakan arkadaşlarım kendi Bakan Yardımcılarını benim önüme getirmişlerdir ve o Bakan Yardımcılarını ben kendilerinden aldıktan sonra ayrıca istihbaratla da onlar üzerinde bir çalışma yapmışımdır. Nasıldır, ne var ne yok filan… Ve aynı şekilde yurt içinde, yurt dışında… Eğer yurt dışındaysa orada da kimdir, nedir, nasıl birisidir” bütün bunların hepsini soruşturuyoruz. Tabii maalesef çok garip ataklar var. Bu ataklarda da bakıyorsunuz, aman ya Rabbi neler uyduruyorlar neler… Biz tabii artık yani iğnenin deliğinden çok geçtik, bunları pek yutmuyoruz ama çalışıyoruz, ediyoruz. Ve bu kardeşimizin de başarılarını bizlere ilettiler, söylediler. Yani Goldman Sachs’tan tut da oradaki bankacılık, finans sektöründeki çalışmalarına varıncaya kadar bu durumları söylediler. Ve Merkez Bankası’nda bir de bayan yöneticimiz olsun diye düşündük. Bu adımı hayırlısıyla attık. Tabii kendisine de gerekli olan beklentilerimizi söyledik. Ve inşallah bu adımlarla birlikte de gerek Hazine ve Maliye Bakanımız gerek Merkez Bankası Başkanımız bizi mahcup etmeyecekler ve hayırlısıyla güzel neticeleri de alacağız diye düşünüyorum.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye ekonomisini yerel seçimlere kadar neler bekliyor?

    Türkiye ekonomisini yerel seçimlere kadar neler bekliyor?


    Euronews’e konuşan ekonomistlere göre dövizdeki artış seçim sonrasında bekleniyordu. Dövizin nerde duracağı soru işareti olmaya devam ederken ekonomistler, ilerleyen günlerde Dolar/TL kurunun 25 TL civarında sabitlenmesini öngörüyor. Peki Mehmet Şimşek’in gelişi Türk ekonomisini nereye götürecek?

    14 Mayıs seçimlerinin ardından piyasalarda yaşanan hareketlilik sürüyor. Türk lirasındaki kayıp yüzde 7’nin üzerine çıkarken dolar ve euro hızla yükseliyor. 

    Euronews’e konuşan ekonomistlere göre bu artış seçim sonrasında bekleniyordu. Dövizin nerde duracağı ise soru işareti olmaya devam ederken ekonomistlere göre ilerleyen günlerde Dolar/TL kurunun 25 TL civarında sabitlenmesi olası.

    Ekonomist Barış Soydan, şimdiye kadar Merkez Bankası rezervleriyle kurun baskılandığını ama bu saatten sonra bunun sürdürülemez olduğunu dile getiriyor. 

    Dövize olan arz ve talebin etkisiyle bu yükselişin nereye kadar ilerleyeceğini kestirmek zor.

    Soydan’a göre eğer ekonomi yönetimi bu cari açık problemini çözmek için yükselişe izin vermek gerektiğini düşünüyorsa o zaman dolar 25 seviyelerine kadar çıkabilir.

    ‘’İhracatçılar doların 25 düzeylerinde kalmasının kendilerini kurtaracağını ifade etmişti. Ama bunu istemeleri doların 25 lirada duracağı anlamına gelmiyor. Çünkü böyle sert hareketlerde arz ve talep devreye giriyor. Ve talebin etkisiyle döviz almayacak olanlar da döviz almaya başlıyor, o nedenle nerde duracağını bilmemiz mümkün değil. Fakat dediğim gibi bu eğer ekonomi yönetimi bu cari açık problemini çözmek için yükselişe izin vermek gerektiğini düşünüyorsa o zaman 25 seviyelerine kadar izin verebilir.’’

    Euronews’e konuşan Ekonomist Dr. M. Murat Kubilay halihazırda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in kapsamlı bir plan açıklamaması nedeniyle döviz talebinin tetiklendiği görüşünde.

    Yine Merkez Bankası rezervleri ile bu talep karşılanamadığından ve de bazı talepler gayri resmi önlemlerle engellenemediğinden kur artışı yaşandığını sözlerine ekliyor.

    ‘’Seçim öncesi süreçte bankalar arası piyasadaki döviz kuru ile serbest piyasadaki döviz kurunun ayrıştığını hatırlamamız gerekir. Bunun birbiriyle yakınlaşması gerekiyordu ve bugüne kadar da hafif kontrollü bir şekilde gerçekleşiyordu, olumluydu. Ancak bu seçim sonrası olağanlaşma beklentisi düşünüldüğü gibi rahat bir patika içerisinde gerçekleşmeyecek. Şu ana kadar iktidarın da 14 Mayıs’tan itibaren kazanma ihtimalinin yüksek olmasına rağmen çok da hazırlıklı olmadığını anladık. Hala Mehmet Şimşek kapsamlı bir plan açıklamadı, kurumlara kim gelecek duyurulmadı. Bu nedenle piyasadaki döviz talebi tetikleniyor. Merkez Bankası rezervleri ile bu karşılanmadığından ve bazı talepler de gayri resmi önlemlerle engellenemediğinden kur artışı gerçekleşiyor. Şuanda Türkiye’nin bu döviz kuru ile yüksek cari açık verdiğini yani esasında seçim öncesinde ötelenen bir enkazın henüz gerçek sonuçlarıyla karşılaşılmadığını da söylemeliyim.’’

    Halihazırda döviz yükselişinin ne olacağını tahmin etmenin erken olduğunu savunan ekonomist Dr. M. Murat Kubilay, nasıl bir faiz politikasının olacağı, kurumların başına hangi isimlerin geçeceğinin önemli parametreler olduğu kanaatinde:

    ‘’ Ne kadar artacağını tahmin etmek için erken. Hala Merkez Bankası Başkanının kim olduğunu bilmiyoruz. Aynı zamanda 22 Haziran’da nasıl bir faiz politikası olacak, belirli değil. Ama olumsuz bir hava durumunda dolar kuru 30’ları görebilir. Piyasayı ikna edecek şekilde bir faiz artırımı gelirse de maksimum 26’larda istikrar bir süre sağlanır. Ama seçim öncesi Erdoğan faizin artmayacağını net olarak ortaya koydu, ama tam tersini savunan bir ismi bakan olarak atadı. İkisinin ortasının gerçekleşeceğini düşünüyorum. Çok sert ve hızlı bir faiz artırımı yerine bir başlayıp bakalım denilecek. Ara yol izlenebilir.’’

    Ekonomist Barış Soydan, Mehmet Şimşek’in gelişi ve açıklamalarına bakıldığında ekonomi açısından bir çıkış yolunun kalmadığını düşünenlerden.

    ‘’Kim olursa olsun ya rasyonel politikalara dönülecekti, ya da toptan kapanacaktı Türkiye’’ diyor.

    Turizm, ithalat ve ihracatın güçlü olduğu bir ülkede de kapanmanın çok zor olduğunu ve bu nedenle rasyonel politikalara dönülmenin tercih edildiğini özellikle vurguluyor ekonomist Soydan.

    Her ne kadar yoksullaşma derinleşse de Türkiye’yi büyük bir ekonomik krizin beklemediğini söyleyen Soydan, piyasaların Mehmet Şimşek’e bir kredi açtığı fikrinde:

    ‘’Seçimden önceki politikalarla zaten devam edilemezdi. Mehmet Şimşek’e bir kredi açıldı, eğer bunu kullanırsa yerel seçimlere kadar bir miktar piyasalar yeniden işlemeye başlar, kredi kısıtlamaları biraz kalkar ve piyasaların biraz rahatlaması mümkün. Tabi bu Mehmet Şimşek’in ne kadar serbest bırakılacağına bağlı. Naci Ağbal’ın görevden alındığı bir süreç yaşadık. O nedenle Mehmet Şimşek’i ‘üfleyerek’ yemek lazım. Türkiye’yi büyük bir ekonomik kriz beklemiyor. Türkiye geçen sene küçülmedi, büyümeye devam etti. O nedenle yoksullaşma ve kur artışına rağmen ağır bir ekonomik kriz yoktu. Kabul edelim ekonomi kötü yönetildi, yoksullaşma inanılmaz düzeyde ama bu batmak demek değil. Esasında seçimden önce yaptıklarına devam ederlerse sorun büyük, kötü olacaktı. Ama Erdoğan, Mehmet Şimşek’i getirdi. Bu önemli.’’

    ”Merkez Bankası birinci hedef olarak enflasyonu önüne koymak zorunda”

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in rasyonel zemine dönme ifadesini de değerlendiren ekonomist Kubilay’a göre ise ekonomi yönetimi rasyonel zeminden çok önüne kanuni durumları koymalı:

    ‘’ Rasyonel zeminden öte kanuni duruma bakmak gerekiyor. Merkez Bankası birinci hedef olarak enflasyonu önüne koymak zorunda, faiz politikasını kullanması gerekiyor. Kanuna bağlılık sağlanmalı, Mehmet Şimşek de bunu taahhüt ediyor ve ona göre bir isim atanmalı. Ama hala bir atama söz konusu değil, meçhul bir durum var.’’

    Seçimlerden önceki politikaların sürdürülmesi durumunda yaz aylarının çıkarılmasının zor olduğunu belirten ekonomist Kubilay, aynı politikalara devam edilmesi durumunda hızlı bir dış ödemeler dengesi krizine gidileceğine dikkat çekiyor:

    ‘’Seçim öncesi politikalar sürdürülürse yaz aylarını çıkarmak dahi zor olur. Hızlı bir dış ödemeler dengesi krizine gideriz. Ama Mehmet Şimşek atandığına göre buralarda bir revizyon olacak, önümüzdeki üç ay piyasalar kendisine bir kredi açacak. Bu süreçte turizm gelirleri, tarım ürünlerinin piyasaya gelmesiyle biraz gevşeme görebiliriz. Ama asıl yönetimin neler yapacağını sonbahara göreceğiz. İlk üç aylık dönem bittikten sonra dövizi tutmak, enflasyonu kontrol etmek, sermaye kısıtlaması uygulamamak ve yüksek büyüme sağlamak maalesef bu politikalarla mümkün değil.’’

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bakan Nebati döneminde ekonomi: Dolar kuru, enflasyon ve dış ticaret dengesi nasıl değişti?

    Bakan Nebati döneminde ekonomi: Dolar kuru, enflasyon ve dış ticaret dengesi nasıl değişti?


    Bakan Nureddin Nebati döneminde Dolar kuru ve enflasyon AK Parti iktidarının en yüksek seviyesini gördü. Ancak Nebati’nin bundaki rolü ayrı bir siyasi tartışma.

    Nureddin Nebati’nin 18 aylık Hazine ve Maliye Bakanlığı görevi Mehmet Şimşek tekrar bu göreve atanmasıyla sona erdi. Bakan Şimşek “Türkiye’nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır” diyerek Nebati dönemindeki “Yeni Ekonomi Modelini” özetledi.

    Peki, Bakan Nebati döneminde Türkiye ekonomisi nereden nereye geldi? Nureddin Nebati döneminde Dolar kuru, enflasyon ve dış ticaret dengesi nasıl değişti? Resmi veriler üzerinden Bakan Nebati döneminin ekonomi performansına bakalım. Ancak Nebati’nin ekonomi politikasının belirlenmesini gücü ve ortaya çıkan sonuçtaki rolü siyasi bir tartışma konusu.

    Yeni ekonomi modelinin ilanı

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 24 Eylül 2021’de politika faizini yüzde 19’dan yüzde 18’e düşürdüğünde henüz Türkiye’nin yeni bir ekonomi modeline geçtiği resmen açıklanmamıştı. TCMB 22 Ekim 2021’de bir kez daha indirime giderek faizi yüzde 17’ye düşürdü. Merkez Bankası 19 Kasım 2021’de ise politika faizini yüzde 15’e kadar indirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 30 Kasım 2021’de TRT’deki programda yaptığı açıklamada “Yeni ekonomi modeliyle, yüksek faiz verecek sıcak para çekme politikasını elimizin tersiyle itiyoruz. Düşük faizle, üretimi ve ihracatı destekleyeceğiz.” diyerek yeni bir politika benimsendiğini resmen ilan etti.

    Nebati döneminde Dolar kuru 12,96’dan 20,8’e yükseldi

    2 Aralık 2021’de ise Nureddin Nebati Hazine ve Maliye Bakanı olarak atandı. 1 Aralık 2021’de Dolar kuru 12,96 TL idi. 21 Aralık 2021’de ise Dolar kuru 17,5 liraya kadar yükseldi. Kur Korumalı Mevduat (KKM) sisteminin açıklanmasının ardından kur 28 Aralık 2021’de 11,41 TL’ye kadar indi.

    13-14 lira bandında direnen Dolar kuru Mayıs 2022’de 15 lirayı yeniden aştı. Uzun süre 17-18 lira bandında seyreden Dolar kuru 28 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanı Seçimi’nde Recep Tayyip Erdoğan’ın tekrar seçilmesinin ardından 30 Mayıs’ta ilk kez 20 lira sınırını aştı.

    Enflasyon Nebati’nin bakanlığında rekor kırdı

    Nebati’nin bakanlığı döneminde enflasyon rekor üstüne rekor kırdı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Nureddin Nebati’nin göreve gelmesinden hemen sonra Kasım 2021 enflasyonu açıkladı ve yıllık TÜFE yüzde 21 idi. Ekim 2022’de enflasyon yüzde 86 ile AK Parti iktidarının zirvesini gördü. Haziran başında açıklanan Mayıs 2023 enflasyonu ise yüzde 40 oldu.

    İhracın ithalatı karşılama oranı yüzde 68: Dış ticarette rekor açık

    Nureddin Nebati döneminde Türkiye’nin dış ticaret dengesi en kötü dönemlerinden birini yaşadı. TÜİK Özel Ticaret Sistemi verilerine göre Aralık 2021-Nisan 2023 arasını kapsayan 17 aylık dönemde Türkiye’nin ihracatı 330,2 milyar Dolar olurken ithalatı ise 486,6 milyar Dolar oldu. Bu dönemdeki açık 156,4 milyar Dolar.

    Mayıs verileri de açıklandığında bu miktarın 160 milyar Doları aşması bekleniyor. Bu 17 aylık dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 68 oldu. Yani, Türkiye 68 liralık ihracat yaparken 100 liralık ithalat yaptı.

    2022 yılının genelinde ise dış ticaret açığı 107 milyar Dolar gerçekleşmişti.

    KKM’nin maliyeti 100 milyar liraya yaklaştı

    Dolar kurunun 20 lirayı aşmaması için verilen mücadele neticesinde Merkez Bankası’nın döviz rezervi azalırken KKM için ödenen faiz de Mart 2022-Nisan 2023 arasında toplam 95,4 milyar TL oldu.

    Merkez Bankası Eski Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara ise KKM maliyetinin çok daha yüksek olduğunu savunuyor. Kara TCMB “diğer” kalemindeki giderin bu zarara eklenmesi gerektiğini yazdı: “2022’de KKM’nin Hazineye maliyeti 92,5 milyar TL olmuştu. TCMB’ye maliyetini bilmiyorduk, bugünkü Yıllık Rapor ipucu veriyor. TCMB’nin kar/zarar tablosundaki “diğer” kalemi 89 milyar TL’ye işaret ediyor. Yani 2022’de KKM’nin kamuya toplam maliyeti kabaca 181,5 milyar TL olmuş.”

    Şimşek: Rasyonel zemine dönme dışında seçenek kalmadı

    Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine getirilen Mehmet Şimşek, görev devir teslim töreninde yaptığı açıklamada “şeffaflık, öngörülebilirlik ve rasyonel zemine dönme” mesajları verdi. Şimşek, Nebati’nin yanında “Rasyonel bir zemine dönme dışında seçenek kalmamıştır” ifadesini kullandı.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Nebati sanırım sözün muhatabının Erdoğan olduğunu düşündüğü için alınganlık göstermedi’

    ‘Nebati sanırım sözün muhatabının Erdoğan olduğunu düşündüğü için alınganlık göstermedi’


    Karar yazarı Elif Çakır, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda gerçekleşen devir teslim töreninde Mehmet Şimşek‘in selefi Nureddin Nebati‘nin yanında sarf ettiği “Türkiye’nin rasyonel düzene dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır” ifadesine değindi. 

    “Duyduğumda direk Nurettin Nebati’ye dikkat kesildim, yüzünde bir ekşime, asılma, mutsuzluk emaresi var mı diye… Zerresi yoktu, Nurettin Nebati’nin keyfi gayet yerinde görünüyordu” diyen Çakır, şöyle devam etti:

    “Dışarıdan Şimşek’in devir teslim töreninde yaptığı konuşmayı dinleyen biri; son beş yıldır CHP’nin iktidarda olduğunu, AK Parti’nin 14 Mayıs’ta iktidarı büyük bir enkazla devraldığını, CHP iktidarının bakanı Nurettin Nebati’nin irrasyonel ekonomi politikalarıyla ülkeyi mahvettiğini, görevi teslim alan AK Partili Şimşek’in rasyonel politikalar uygulayacağını ilan ettiğini düşünebilir.

    Ama öyle değil halef de AK Partili selefi de AK Partili… Yıllarca birlikte siyaset yapmış iki isim arasında gerçekleşti devir teslim töreni. Erdoğan’ın yeni bakanı Şimşek geldi görevi devraldığı arkadaşının dönemini hem de selefinin yanındayken irrasyonel ilan ediyor ama bakanlığı dönemindeki politikaları gerçekçi bulunmayan bakan hiç gocunmadı, hiç alınganlık göstermedi.

    İlginç dediğim buydu. Bilmiyorum, gerçekten bir hayli tuhaftı. Ama sanırım Nebati sözün muhatabının Erdoğan olduğunu düşündüğü için alınganlık göstermedi! Ben Nebati’nin büyük bir mutlulukla ve içtenlikle ‘oh be’ çekmesini ise yadırgamadım, iş insanı olmasına bağladım. Rasyonel politikalara dönmek bir iş insanı olarak onu da mutlu eder değil mi?”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Altaylı: Şimşek kendisini bir kamu bankasını dolandırmakla itham edenleri, 5 yıl sonra kendisine mahkum ederek intikam aldı

    Altaylı: Şimşek kendisini bir kamu bankasını dolandırmakla itham edenleri, 5 yıl sonra kendisine mahkum ederek intikam aldı


    Gazeteci Fatih Altaylı, kendi adını taşıyan web sitesinde bugün kaleme aldığı yazısında yeni kabineyi değerlendirdi. Yeniden ekonominin başına geçen Mehmet Şimşek’le ilgili dikkat çeken yorumlarda bulundu. 

    “İntikam soğuk yenince lezzetli bir yemektir diyenler vardır. Bu deyişin Anadolu tipi ise şöyledir. ‘Babasının katilini 30 yıl sonra vuran Mardinliye ‘Ne acelen vardı’ diye sormuşlar’ Eh, ne de olsa Mardin ile Batman komşu vilayetler. Batmanlı Mehmet Şimşek de kendisini bir kamu bankasını dolandırmakla itham edenleri, 5 yıl sonra kendisine mahkum ederek bir tür intikam almış oldu.” ifadelerini kullanan Altaylı, yazısını şöyle sürdürdü:

    Doğru ve yerinde bir atamadır.

    AK Parti’nin bugün geldiği noktada bulup bulabileceği en iyi üç beş isimden biri, belki de birincisidir.

    O da bunun bilicinde olarak devir teslim töreninde yaptığı ilk konuşmada “Türkiye’nin bundan böyle rasyonel politikalara dönmekten başka çaresi yoktur” diyerek, intikam bıçağını biraz daha kanırttı ve düne kadar izlenen politikaların “İrrasyonel” olduğunu mefhumu muhaliften söylemiş oldu.

    “Rasyonel”, “Akılcı” ve “Bilime uygun”  demek.

    Akılcı politikalara dönmek demek, daha önce uygulanan politikanın akılcı ve bilimsel olmadığı anlamına geliyor.

    Mehmet Şimşek bunu “Akılcılıktan uzak” Bakan’ın gözünün içine baka baka söyledi.

    Yazının tamamını okumak için tıklayın. 

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Mehmet Şimşek’ten ilk açıklama: Rasyonel bir zemine dönme dışında seçenek kalmamıştır

    Mehmet Şimşek’ten ilk açıklama: Rasyonel bir zemine dönme dışında seçenek kalmamıştır


    Nureddin Nebati’den görevi devralan Mehmet Şimşek’ten ilk açıklama: Rasyonel bir zemine dönme dışında seçenek kalmamıştır

    Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine getirilen Mehmet Şimşek, görev devir teslim töreninde yaptığı açıklamada “şeffaflık, öngörülebilirlik ve rasyonel zemine dönme” mesajları verdi.

    Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni kabinesinde Hazine ve Maliye Bakanı olarak görev alacak olan Mehmet Şimşek, bu göreve Nureddin Nebati’den devraldı.

    Mehmet Şimşek, devir teslim töreninde yaptığı ilk açıklamada “Türkiye’nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır.” dedi.

    Bakan Şimşek’in ilk açıklaması, ekonomide ortodoks politikalara dönüleceğinin sinyali olarak yorumlanıyor.

    “Hükümetimizin temel hedefi, toplumsal refahı artırmaktır” diyen Bakan Şimşek basın toplantısında şunları söyledi:

    “Bu hedefe ulaşmada şeffaflık, tutarlılık, öngörülebilirlik ve uluslararası normlara uygunluk temel ilkelerimiz olacaktır. Türkiye’nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır. Kurala dayalı, öngörülebilir bir Türkiye ekonomisi özlenen bir refaha ulaşmada anahtar olacaktır.”

    “Küresel zorlukların, jeopolitik gerginliklerin arttığı bir konjoktörde, kurumsal kalite ve kapasitemizi güçlendirerek makro finansal istikrarı önceliklendireceğiz. Vakit kaybetmeden orta vadeli programımıza başlayacağız. Sürdürülebilir yüksek büyüme için fiyat istikrarının sağlanması temel hedefimiz olacaktır.”

    “Orta vadede enflasyonun yeniden tek haneye düşürülmesi, öngörülebilirliği artırması, yapısal dönüşümü hızlandırılması ülkemiz için hayati önem taşımaktadır. Uygulanacak maliye politikası ve yapısal reformlarla merkez bankamıza enflasyonla mücadelede destek olmak temel politikamız olacaktır. Bu öncelikler çerçevesinde çalışmalarımızı eş gündüm çerçevesinde güçlü bir koordinasyon sağlayarak sürdüreceğiz”

    2018 seçimleri sonrası ekonomi yönetimi Hazine ve Maliye Bakanlığı adı altında yeniden yapılandırılmış ve bu göreve Berat Albayrak’ı atanmıştı.

    Albayrak’ın istifası sonrası yerine  Lütfü Elvan getirildi. Elvan’ın istifası üzerine ise görevi o dönem Bakan Yardımcılığı görevinde bulunan Nureddin Nebati devralmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***