Etiket: mahkeme

  • Danıştay’dan İstanbul Sözleşmesi kararı: Yürütmenin durdurulması talebi reddedildi

    Danıştay’dan İstanbul Sözleşmesi kararı: Yürütmenin durdurulması talebi reddedildi


    Danıştay, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararının yürütmesinin durdurulması talebini reddetti.

    Sözleşmeden resmen çıkılacağı 1 Temmuz öncesinde alınan kararda, anılan metnin 80. maddesinin Cumhurbaşkanına fesih yetkisi verdiğinin altı çizildi.

    Cumhurbaşkanlığı dün Danıştay’a savunma göndererek, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptali istemiyle açılan davaların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirtilmişti.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzaladığı 20 Mart 2021 tarihli karar doğrultusunda Türkiye, sözleşmeden 1 Temmuz’da resmen çekiliyor.

    Kılıçdaroğlu’ndan uyarı

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis Grup Toplantısında İstanbul Sözleşmesi ile ilgili açıklamalarda bulundu.

    Kılıçdaroğlu, Danıştay’ın kararından önce yaptığı konuşmada, “(İstanbul sözleşmesi) Danıştay’daki hakimlere de sesleniyorum. Eğer aklınızı kiraya vermediyseniz, eğer anayasaya ve yasalara uyacaksanız o sözleşmeyi yeniden ihya etmek zorundasınız” ifadelerini kullanmıştı.

    1 milyon imza toplandı

    Aile içi ve kadına yönelik şiddetin önlenmesini içeren İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükte kalması için başlatılan kampanyada 1 milyona yakın imza toplandı.

    Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi’nin, “İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz! #İstanbulSözleşmesiYaşatır” adlı kampanyasının açıklama kısmında, “Kadınları koruyan bu yasa zaten gerektiği gibi uygulanmazken, şimdi bir de Cumhurbaşkanlığı kararıyla kaldırıldı. İstanbul Sözleşmesi uygulanmadığı için: Kadınlar hayatını kaybediyor, eziyet edilerek öldürülüyor, kadın cinayetlerinin üstü örtülmeye çalışılıyor” denildi.

    İstanbul Sözleşmesi

    Avrupa Konseyinin “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” İstanbul’da imzalandığı için uluslararası camiada “İstanbul Sözleşmesi” olarak biliniyor.

    Türkiye, 2011 yılında kabul edilen İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ve onaylayan ülkeydi. Sözleşme, 10 ülkenin onayıyla 2014 yılında yürürlüğe girmiş ve Temmuz 2019 itibariyle 34 devlet ve Avrupa Birliği tarafından da onaylanmıştı. Sözleşme, uluslararası hukukta kadına karşı şiddetin, kadın erkek eşitsizliğinin ve kadınlara karşı yapılan ayrımcılığın sonuçları olduğuna vurgu yapan ilk mukavele olma özelliğine sahip.

    Türkiye’nin, hazırlanmasına öncülük ettiği sözleşmeden çıkma kararı, sivil toplum örgütlerinin yanı sıra Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi tarafından da tepkiyle karşılanmıştı.

  • Siyahi George Floyd’u öldürmekten hüküm giyen eski polis Chauvin’e 22,5 yıl hapis

    Siyahi George Floyd’u öldürmekten hüküm giyen eski polis Chauvin’e 22,5 yıl hapis


    Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) siyahi George Floyd’a şiddet uygulayarak ölümüne sebep olan eski polis memuru Derek Chauvin 22,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Savcıların 30 yıl mahkumiyet istediğin Chauvini bu cezanın 15 yılını hapiste geçirecek.

    Daha önce yapılan duruşmalarda jüri tarafından suçlu bulunan eski polis memuru Derek Chauvin’in cezası açıklandı. Jürinin 2 ve 3. derece cinayet ile 2. derece adam öldürme ithamlarının tümünden suçlu bulduğu Chauvin 22,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

    George Floyd’un ölümü

    Siyahi Amerikalı 46 yaşındaki George Floyd, 25 Mayıs 2020’de dolandırıcılık şüphesiyle Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde gözaltına alındığı sırada, 44 yaşındaki polis memuru Chauvin’in 9 dakika 29 saniye boyunca diziyle boynuna bastırması nedeniyle dakikalarca “nefes alamıyorum” diye yalvarmıştı.

    Floyd olay yerine gelen acil sağlık ekiplerince kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmiş, olayla ilgili görüntüler sosyal medyada büyük tepki toplamıştı.

    Görüntüler, ülkede siyahilere yönelik polis şiddeti tartışmalarını alevlendirmiş ve protestolar, olayların başladığı Minneapolis’ten ülke geneline sıçramıştı.

  • Avusturya’da gözaltına alınan Sezgin Baran Korkmaz Türkiye’ye iadesini istedi

    Avusturya’da gözaltına alınan Sezgin Baran Korkmaz Türkiye’ye iadesini istedi


    Türkiye ve ABD tarafından aranan, kara para aklama soruşturması kapsamında hakkında gözaltı kararı bulunan Sezgin Baran Korkmaz’ın Viyana’da gerçekleşen ilk duruşmasında mahkeme görevsizlik kararı verirken, Korkmaz’ın yakalandığı Vels’de davanın görüleceğine hükmetti.

    Viyana Büyükelçisi Ozan Ceyhun, Sezgin Baran Korkmaz’ın avukatının müvekilinin Türkiye’ye iade edilmek istediğini söylediğini belitti.

    Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Ozan Ceyhun, Avusturya’da 19 Haziran’da gözaltına alınan SBK Holding ve 6 şirketine yönelik kara para aklama soruşturması kapsamında hakkında gözaltı kararı bulunan şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Korkmaz’a ilişkin soruları yanıtladı.

    Ceyhun, “Sezgin Baran Korkmaz’ın Viyana Eyalet Ceza Mahkemesinde ilk duruşmasının yapıldığı bilgisi doğrudur. Mahkemenin görevsizlik kararı verdiği, davanın, Korkmaz’ın yakalandığı bölgedeki Vels Mahkemesinde görüleceği bilgisi de doğrudur.” ifadelerini kullandı.

    Korkmaz’ın bir sonraki duruşmasının 14 gün sonra yapılacağı bilgisini paylaşan Ceyhun, Korkmaz’a ilişkin basında yer alan haberlere de değinerek, “Sezgin Baran Korkmaz’ın Türkiye’ye iade edilmek istediği bilgisi de kendisinin avukatı tarafından bize teyit edilen bir bilgi.” şeklinde konuştu.

    Öte yandan Viyana Eyalet Ceza Mahkemesi Basın Birimi Müdür Yardımcısı Christina Salzborn, bugünkü duruşmada sınır dışı için tutuklanma kararı alındığını ancak kararın şahsın tutukluluk durumunun sürmesiyle ilişkili olduğunu, sınır dışı edilip edilmeyeceği anlamına gelmediğini söyledi.

    Salzborn “Şahıs (Sezgin Baran Korkmaz) bugünkü karara ilişkin henüz itirazda bulunmadı. Sınır dışı edilmesine ilişkin karar ne zaman alınır, onu şu an için söyleyemiyorum ancak tecrübeler doğrultusunda talepte bulunan ülkelerden ek belgeler istenebilir.” değerlendirmesinde bulundu.

    Hakkında Interpol’ün kırmızı bültenle arama kararı bulunan Korkmaz’ın 5 Aralık 2020’de yurt dışına çıktığı İstanbul Havalimanı’nın Güvenlik Kamera kayıtlarından tespit edilmişti.

    Korkmaz, 19 Haziran’da Avusturya’nın başkenti Viyana’ya yaklaşık 250 kilometre uzaklıkta bir kasabada emniyet güçleri tarafından gözaltına alınmıştı.

    Bu gelişme üzerine Türkiye, aynı gün Korkmaz’ın iade edilmesi için gereken süreci Avusturya makamları nezdinde başlatmıştı.

  • Berkin Elvan’ı ‘olası kasıtla kasten öldüren’ polis Fatih Dalgalı’ya 16 yıl 8 ay hapis cezası

    Berkin Elvan’ı ‘olası kasıtla kasten öldüren’ polis Fatih Dalgalı’ya 16 yıl 8 ay hapis cezası


    Berkin Elvan’ın, Gezi Parkı gösterileri sırasında yaralanması ve bir süre sonra tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmesine ilişkin tutuksuz yargılanan polis memuru Fatih Dalgalı “olası kasıtla kasten öldürme” suçundan 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.

    Berkin Elvan’ın ölümüne ilişkin dava bugün Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Mahkeme tutanağında, sanık polis Fatih Dalgalı’nın suçu olası kasıtla işlediği anlaşıldığından 20 yıl hapis cezası verildi. Fakat yine tutanakta ifade edildiği gibi, “Sanığa verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkisi dikkate alınarak cezasından 1/6 oranından indirim yapılarak hapis cezası 16 yıl 8 aya düşürüldü.

    Sanık polis: Suçları kabul etmiyorum, beraatımı talep ediyorum

    Duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılan Fatih Dalgalı, tutuklanmadı, hakkında yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol tedbiri uygulandı.

    Dalgalı, cezası Yargıtay tarafından onanırsa cezaevine girecek.

    Hakkındaki suçlamaları reddeden sanık polis Fatih Dalgalı’dan savunmasında, (Berkin Elvan) Üzerime atılı suçları kabul etmiyorum, beraatımı talep ediyorum” diye konuştu.

    ‘Çocuğumun kilosuna göre ceza verdiler’

    Cezayı az bulan Bekir Elvan’ın ailesi ve yakınları karara tepki gösterdi.

    Verilen cezanın yeterli olmadığını savunun Gülsüm Elvan, “Çocuğumun kilosuna göre ceza verdiler. 16 kiloya 16 yıl… Bu kararı kabul etmiyorum” dedi.

    Berkin Elvan’ın ailesinden müdahiller anne Gülsüm Elvan, baba Sami Elvan ve kardeşleri Gamze ile Özge Elvan’ın yanı sıra taraf avukatları da duruşmada hazır bulundu. Bazı CHP, HDP ve TİP milletvekilleriyle çok sayıda izleyici de duruşmayı takip etti.

    Mahkeme heyeti, müdahiller, sanık ve taraf avukatlarının, esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanlarının alınmasının ardından kararını açıkladı.

  • Belçika mahkemesi, devleti iklim politikasını ihmal etmekten suçlu buldu

    Belçika mahkemesi, devleti iklim politikasını ihmal etmekten suçlu buldu


    Belçika’da ilk kez bir mahkeme, federal hükümeti ve ülkenin üç bölgesini (Flaman, Valon, Brüksel) iklim krizi ile mücadele için gerekli önlemleri almamaktan suçlu buldu.

    Brüksel mahkemesi kararında, Belçika makamlarının “ihmalkar bir iklim politikası uygulayarak bir hata işlediklerini” söyledi.

    Basın ile paylaşılan kararda, iklim politikalarıyla ilgili dört kuruluşun “normal ihtiyatlı ve gayretli yetkililer gibi davranmamasının, Belçika medeni kanununa göre bir kusur teşkil ettiği ifade edildi.

    Ayrıca, “iklim değişikliğinin yaşamı tehdit eden etkilerini önlemek için gerekli tüm önlemleri almamakla” suçlanan davalıların, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni de ihlal ettikleri belirtildi.

    Fakat mahkeme Hollanda ve Almanya’da olduğu gibi, devlete sera gazı azaltma hedefleri koymadı.

    2015 yılında, Lahey Mahkemesi, Hollanda hükümetinin iklim politikasının yasa dışı olduğuna hükmederek, beş yıl içinde sera gazı emisyonunun en az yüzde 25 oranında azaltmasına hükmetmişti.

    Geçtiğimiz haftalarda da Lahey Mahkemesi, çok uluslu petrol şirketi Shell’in, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında 2019-2030 yılları arasında karbon salımını azaltmakla yükümlü olduğuna hükmetmişti.

  • Renault, dizel araçların egzoz emisyon ölçümlerinde hile yapmaktan mahkum oldu

    Renault, dizel araçların egzoz emisyon ölçümlerinde hile yapmaktan mahkum oldu


    Fransız otomobil üreticisi Renault, dizel araçların egzoz emisyon ölçümlerinde hile yapmaktan suçlu bulundu. Renault’un, 20 milyon euro kefalet ve 60 milyon euro teminat vermesine hükmedildi.

    Renault’tan yapılan açıklamada, 2017’de başlatılan adli soruşturmada yargının, şirketin dizel araçların egzoz emisyon ölçümlerinde hile yaptığına hükmettiği belirtildi.

    Şirketin suç işlemediği, araçlarında kullandığı sistemlerin emisyon testlerinde hile yapmasına olanak vermediği kaydedilen açıklamada, “Tüm Renault araçları, yasalar ve düzenlemelere uygun olarak onaylanmıştır.” ifadesine yer verildi.

    Açıklamada, yargı makamlarının Renault’nun 18 milyon eurosu muhtemel hasar ödemesi ve cezalara ayrılan 20 milyon euroluk kefalet ödemesini, tazminat olarak da bir bankaya 60 milyon euroluk teminat vermesini kararlaştırdığı aktarıldı.

    “Dieselgate” skandalı nasıl ortaya çıktı ?

    ABD Çevre Koruma Ajansı 2015 yılının eylül ayında Volkswagen’in emisyon testlerini manipüle ettiğini ve şirketin dizel araçlarının normal seviyenin 40 kat üzerinde çevreyi kirlettiğini duyurmuştu.

    Bünyesinde Volkswagen, Audi, Porsche, Bentley, Lamborghini, Seat, Skoda, Bugatti, Scania ve Man gibi markaları bulunan Volkswagen Grubu, uzun süre dizel emisyonu skandalıyla gündemi meşgul etmiş ve milyonlarca aracını geri çağırmak zorunda kalmıştı.

    Dünya genelinde yaklaşık 11 milyon dizel motorlu aracın emisyon testlerinde yanıltıcı yazılım kullanıldığını kabul eden Volkswagen, ABD’deki mahkemece 4,3 milyar dolar para cezasına çarptırılmıştı.

    Ödenen tazminatlar ve pazardan geri çekilen otomobillerle birlikte bu skandalın şirkete maliyetinin 32 milyar Euro civarında olduğu tahmin ediliyor

  • Sedat Peker’in yargı mensubu Esat Toklu’yu hedef aldığı Twitter mesajlarına erişim engeli

    Sedat Peker’in yargı mensubu Esat Toklu’yu hedef aldığı Twitter mesajlarına erişim engeli


    Organize suç örgütü lideri olma suçlamasıyla Türkiye’de hakkında yakalama kararı bulunan Sedat Peker’in Ankara Bölge İdare Mahkemesi Başkanı ile ilgili iddialarda bulunduğu 6 Twitter mesajına erişim engeli getirildi.

    Peker söz konusu paylaşımlarında Ankara Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Esat Toklu’yu hedef almış ve bu kişinin Bodrum’da bulunan The Paramount Otel’de geceliği 100 bin TL olan odalarda kaldığını iddia etmişti.

    DW Türkçe’ye konuşan Esat Toklu’nun bu iddiayı yalanlamış, daha sonra Peker kendisinden söz konusu konaklamaya yönelik fatura yayınlamasını istemişti.

    EngelliWeb sitesine göre Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliği’nin 8 Haziran 2021 tarih ve 2021/6819 sayılı kararı ile Sedat Peker’in “kişilik hakları ihlali”nde bulunduğu ve söz konusu 6 mesaja Türkiye sınırları içerisinde erişim engeli getirildiği kaydedildi.

    fade.org.tr/engelliweb
    Sedat Peker’in Youtube videoları harici Twitter’da paylaştığı mesajlar da büyük yankı uyandırıyor.fade.org.tr/engelliweb

    Sedat Peker son dönemlerde Youtube ve Twitter platformlarında paylaştığı ifşa videoları ve mesajlarda Türkiye’deki siyasi gündemi değiştiren önemli iddialarda bulunuyor.

    Peker’in Youtube’da yayınladığı videoların izlenme sayısı 100 milyonu geçti. Ayrıca Twitter, Facebook, Instagram ve Youtube kanallarındaki takipçi sayısı da 5 milyonun üzerine çıktı.

  • Avrupa Birliği’nden Türkiye ve diğer aday ülkelere 14 milyar euroluk ‘reform yardımı’

    Avrupa Birliği’nden Türkiye ve diğer aday ülkelere 14 milyar euroluk ‘reform yardımı’


    Avrupa Birliği, Türkiye’nin de dahil olduğu aday ülkeler için toplam 14 milyar 162 milyon euro ödeme yapacak. AB Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’nun da anlaşmayı resmen onaylanması gerekiyor.

    AB kurumları yürütülen Katılım Öncesi Yardım Aracı’nın 2021-2027 yıllarını kapsayan üçüncü dönemi (IPA III) için toplam bütçeyi 14 milyar 162 milyon euro olarak belirledi.

    AB Komisyonundan yapılan açıklamaya göre AB Konseyi ile Avrupa Parlamentosu (AP), AB’ye aday ülkeler olan Türkiye, Arnavutluk, Karadağ, Kuzey Makedonya ve Sırbistan ile potansiyel aday olan Bosna Hersek ve Kosova’ya 2021-2027 yıllarında sağlanacak IPA III fonları konusundaki müzakerelerde uzlaştı.

    AB bütçesinden söz konusu ülkelere 7 yıllık dönemde toplam 14 milyar 162 milyon euro mali destek sağlanacak.

    Fonu alan ülkeler üyelik kriterlerini yerine getirmek zorunda

    IPA III, bu ülkelerin kapsamlı reformlar yoluyla üyelik kriterlerini yerine getirmelerini destekleyecek.

    Fonların dağıtımında, stratejik ve dinamik biçimde politika odaklı bir yaklaşım izlenecek.

    IPA III, hukukun üstünlüğü ve temel değerlere saygıya odaklanacak.

    Demokratik kurumların güçlendirilmesi, kamu yönetimi reformu, ekonomik yönetişim ve rekabetçiliğe yönelik reformlar teşvik edilecek.

    IPA III fonları tematik önceliklere göre dağıtılacak. Önceki dönem IPA fonları gibi ülke bazlı kaynak tahsis edilmeyecek. Beklentileri karşılayan ve önceliklere yönelik ilerleme sağlayan ülkeler esnek biçimde ödüllendirilecek.

    Daha Türkiye’ye ne kadar ödenmişti?

    AB kurumları arasındaki uzlaşının bu aşamadan sonra AB Konseyi ve AP tarafından resmen onaylanması gerekiyor.

    Türkiye’ye 2007-2013 yıllarındaki IPA I döneminde yaklaşık 4,5 milyar euro, 2014-2020 yıllarındaki IPA II döneminde de 4,4 milyar euro tahsis edilmişti.

  • Telefonu incelenen sığınmacı Almanya’ya açtığı davayı kazandı

    Telefonu incelenen sığınmacı Almanya’ya açtığı davayı kazandı


    Berlin mahkemesi Almanya’ya gelen sığınmacıların telefonlarına bakılamayacağına hükmetti. Sığınmacıların telefonlarının Alman yetkililer tarafından karıştırılmasının yasa dışı bir uygulama olduğuna karar veren mahkeme göçmenler tarafından açılan bir dava nedeniyle bu kararı aldı.

    Sığınmacı statüsü için başvuran göçmenlerin başvuru işlemleri sırasında telefonlarına bakılıyordu. Ancak bölge hakiminin bu uygulama konusunda ‘hak ihlali’ kararı vermesi ile oluşan içtihatın daha geniş bir alanı etkileyeceği öngörülüyor.

    Almanya’ya gelen göçmenlerin telefonları kendilerinden isteniyor ve tabi telefonlarının kilidini açmaları talep ediliyor. Bu yapıldıktan sonra özel bir yazılım aracılığı ile telefondaki tüm veriler kaydediliyor. Yetkililer bu veriler sayesinde kişinin daha önce nerelerde bulunmuş olduğunu, hangi güzergahtan geldiğini, başka hangi kayıtlı telefonlarla bir arada bulunduğunu görebiliyor.

    Yaklaşık 1 saat süren bu işlem Almanya’da son derece yaygın olarak yapılan bir uygulama ve güvenlik değerlendirmesi açısından elzem olarak görülüyor. Ne var ki, çoğu zaman bu telefon verilerinin incelenmesi nedeniyle sığınmacıların başvuruları iptal ediliyor veya reddediliyor.

    2017 yılından bu yana sıklıkla kullanılan bir yöntem oldu

    Farahnaz S. tarafından açılan davada ise Berlin Bölge Hakimi Salı günü açıkladığı kararda uygulamanın en azından onun durumunda illegal olduğunu tespit etti. Buna göre Alman Federal Göçmen Bürosu’nun (BAMF) Farahnaz’ın kişisel telefon içeriğine ve verilerine erişim talep etme hakkı bulunmuyordu.

    Bir başka hukuksuzluk da telefon içeriğinin kayıt edilmesi ile oluştu. Yine aynı kararda BAMF telefon verilerini gereksiz yere kayıt altına aldı ve bunu yaparak Farahnaz’ın kişisel haklarını ihlal etmiş oldu.

    BAMF savunmasında bu uygulamanın Farahnaz’ın pasaportu olmaması nedeniyle yapıldığı ifade ediliyor. 2017 yılından bu yana Alman yetkililer kendilerine geçerli bir kimlik veya pasaport sunamayan sığınmacıların telefon verilerini analiz ediyorlar. Çünkü eğer bu da yapılamazsa kişinin orijinal olarak nerede geldiği ve iade işlemlerinin hangi ülkeye yapılacağını belirlemek oldukça zor bir hal alıyor.

    Sırada iki dava daha var

    Ne var ki, sivil toplum derneklerinin de yardımıyla göçmenler tarafından açılan üç farklı dava ile bu pratiğin sona erdirilmesi için girişimler ve baskılar artıyor. Davayı açanlara göre telefon incelemesi etkili bir sonuç vermediği gibi kişisel verilerin gizliliğini de doğrudan ihlal ediyor.

    İşte Salı günü verilen karar açılmış olan bu üç davada alınan ilk karar oldu ve Almanya’nın sığınmacı işlemlerinde teknolojinin nasıl kullanılabileceğine dair ciddi sonuçlar doğuracak bir karar olduğu düşünülüyor.

    Peki yetkililer ne yapacak?

    Yasa dışı yollarla ülkeye gelen ve herhangi bir kimlik göstermeyen kişilerin gönüllü olarak işbirliği yapmamaları halinde Alman yetkililerin telefonu inceleyememeleri halinde bu kişilerle ne yapacaklarına karar verebilmeleri adına gerekli bilgilere nasıl ulaşacakları sorusu ise yanıt bulmuş değil.

    BAMF avukatları sığınmacı dosyaları üzerinde çalışan memurların bu telefon verilerine ihtiyaç duyduklarını belirtiyor ve bu veriler olmazsa Almanya’nın elinin kolunun bağlanmış olacağını öne sürüyor.

    Orta yol olarak telefonun hangi verilerinin ve dosyalarının incelenebileceğine ilişkin katı bir düzenleme getirilebileceği tartışılıyor.

    Örneğin telefonun yerini gösteren sinyal kayıtları bilgilerinin görülebileceği ancak sosyal medya hesaplarında paylaşılan içeriklerin dosya kapsamına alınamayacağı bir inceleme sistemi getirilebilir. Ancak herhangi bir adım atılmadan önce diğer iki davanın da sonuçlanması beklenecektir.

  • İzmir’den sonra Diyarbakır Barosu da Sedat Peker’in iddiaları konusunda suç duyurusunda bulundu

    İzmir’den sonra Diyarbakır Barosu da Sedat Peker’in iddiaları konusunda suç duyurusunda bulundu


    Diyarbakır Barosu, Sedat Peker’in sosyal medya platformlarında paylaştığı ifşa videolarındaki iddialar sonrası 90’lı yıllarda başta Diyarbakır olmak üzere Türkiye’nin çeşitli kentlerinde yaşanan cinayetlere ilişkin şüphelilerin tespiti ile haklarında etkin soruşturma yürütülmesi talebiyle suç duyurusunda bulundu.

    İzmir Barosu da daha önce benzer nedenler gerekçesiyle Peker’in videolarında ismi geçen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve oğlu AKP Elazığ Milletvekili Tolga Ağar ile eski Başbakan Binali Yıldırım’ın oğlu Erkam Yıldırım hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

    İzmir Barosu ayrıca söz konusu ifşa videoları sonrası Sedat Peker’in kendisi hakkında da suç duyurusunda bulundu.

    Diyarbakır Barosu yaptığı yazılı açıklamada 90’lı yıllarda Türkiye’nin özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi başta olmak üzere, çeşitli kentlerinde hukuk dışı alıkoyma, faili meçhul ve faili belli olan cinayet ve olayların önemli bir kısmının cezasızlıkla sonuçlandığının altını çizdi.

    Peker, pazar günü yayımladığı 7’nci videosunda gazeteci Uğur Mumcu, Kutlu Adalı, Kürt iş insanları Savaş Buldan, Behçet Cantürk, Hüseyin Baybaşin, Hacı Karay, Fevzi Aslan ve yeğeni Şahin Aslan suikastlerinde Mehmet Ağar’ın parmağı olduğunu öne sürmüştü.

    ‘Jitem davaları iyi araştırılmadı, takipsizlikle sonuçlandı’

    Baro açıklamasında, ”Sedat Peker isimli şahsın beyanlarında belirttiği üzere, Mehmet Ağar, Korkut Eken ve diğer ilgili şüpheli şahıslar tarafından, devlet içerisinde örgütlenen yapı veya oluşum içerisinde siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle toplumun bir kesimine karşı bir plan doğrultusunda sistemli olarak işlenmesi, insanlığa karşı suç oluşturmaktadır” ifadeleri yer aldı.

    Baro ayrıca Ankara Jitem Davası, Kulp Davası, Kızıltepe Jitem, Dargeçit Jitem ve Musa Anter Cinayeti ile birleştirilen Jitem Ana Davası ile ilgili etkili soruşturmalar yapılmadığını ve bu dosyaların takipsizlikle sonuçlandığını belirtti.

    Diyarbakır Barosu, Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı suç duyurusunda şu taleplerde bulundu:

    • Sedat Peker isimli şahsın beyanları gözetilerek soruşturma başlatılması,
    • Derdest faili meçhul soruşturma dosyalarında, konuşma içerikleri ve Mehmet Ağar, Korkut Eken başta olmak üzere ilgili şahısların şüpheli sıfatıyla beyanlarının alınması,
    • Takipsizlik kararı verilen faili meçhul soruşturma dosyalarının 5271 sayılı yasanın 172/2. Maddesi gereğince Sedat Peker isimli şahsın bilgi ve görgüye dayalı beyanı gözetilerek, yeterli şüphenin mevcudiyeti ile yeniden soruşturmaların başlatılması,
    • Konuşma içeriği gözetilerek, ilgili Milli Güvenlik Kurulu kararının temini,
    • Soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülerek, ilgili şüphelilerinin cezalandırılması amacıyla ivedi bir şekilde yargısal faaliyetlerin yürütülmesi.

    Mehmet Ağar, Tansu Çiller’in katıldığı ve MGK toplantısında sunum yaptı

    Diyarbakır Barosu’nun suç duyurusunda dönemin Başbakanı Tansu Çiller katıldığı Milli Güvenlik Kurulu’nda (MGK) Mehmet Ağar’ın sunum yaptığı ve “devletlerin kendi gelecekleri için bu tip eylemlerde bulunabileceği” belirtilerek alınan kararın gereğinin yerine getirildiği ifadeleri de dikkati çekti.

    Baro, Peker’in videolarında adı geçen tüm kişilerle alakalı uyuşturucu ticareti, cinayet, tecavüz, gasp, yasa dışı faaliyetlerde bulunmak üzere çete kurma ve benzeri iddiaların soruşturulması istendi.