Etiket: mahkeme

  • ‘Z Kuşağı Devrimi’ İpini Çekmişti: Bangladeş’in Eski Başbakanı Şeyh Hasina İçin İdam Kararı

    ‘Z Kuşağı Devrimi’ İpini Çekmişti: Bangladeş’in Eski Başbakanı Şeyh Hasina İçin İdam Kararı


    Dhaka Tribune’un haberine göre, Bangladeş Uluslararası Suçlar Mahkemesi (ICT), 2024’teki protestolarda meydana gelen can kayıplarından sorumlu olduğu gerekçesiyle eski Başbakan Şeyh Hasina Vecid hakkında idam cezası istemiyle açılan davada kararını açıkladı.

    MAHKEME ‘İDAM’ DEDİ

    3 yargıçtan oluşan jüri, gıyabında yargıladığı Hasina’nın, insanlığa karşı suç işlediği hükmüne vardı. Eski İçişleri Bakanı Asaduzzaman Khan Kamal ve Bangladeş Polisi Genel Müfettişi Chowdhury Abdullah Al-Mamun hakkında da aynı kapsamda karar verildi.

    Mahkeme, Hasina’yı idam cezasına çarptırdı.

    Bangladeş Uluslararası Suçlar Mahkemesi (ICT) Başsavcısı Muhammed Tajul İslam’ın sunduğu iddianamede, yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği protestolara yönelik müdahaleleri nedeniyle Hasina, eski İçişleri Bakanı Kamal ile Bangladeş Polisi Genel Müfettişi Al-Mamun “insanlığa karşı suç işlemek”le suçlanmıştı.

    NE OLMUŞTU?

    Bangladeş’te 1971’deki Bağımsızlık Savaşı’nda görev alan kişilerin çocuklarına kamuda kontenjan ayrılması kararının ardından temmuz ortasında öğrencilerin başını çektiği ‘Z kuşağı devrimi’ olarak adlandırılan protestolar başlamıştı. Yüksek Mahkemenin temmuz sonunda kontenjan kotası oranlarını düşürmesiyle protestolara son verildiği duyurulmuştu.

    Gösterilerdeki şiddet olaylarından sorumlu tutulan Cemaat-i İslami Partisi ve öğrenci kanadının yasaklanmasının ardından protestocular, bu kez de gösterilerde yaşamını yitirenler için “adalet” çağrısıyla sokaklara dökülmüştü.

    Bangladeş’teki gösteriler sırasında şiddet olaylarında yüzlerce kişi hayatını kaybetmiş, binlerce kişi gözaltına alınmıştı.

    Şiddet olayları artarak devam ederken Başbakan Şeyh Hasina, resmi konutundan ayrılarak askeri helikopterle Hindistan’a gitmiş, bu sırada göstericiler Başbakan’ın resmi konutunu basmıştı.

    Nobel ödüllü Muhammed Yunus, 8 Ağustos 2024’te geçici hükümet başkanı olarak yemin edip göreve başlamıştı.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Eski Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro’ya Ev Hapsi

    Eski Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro’ya Ev Hapsi


    Brezilya’nın “darbe girişimi” suçlamasıyla yargılanan eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun yargılandığı davada gelişmeler yaşandı. Brezilya Yüksek Mahkemesi, Bolsonaro’ya geçen ay elektronik ayak kelepçesi ve sokağa çıkma yasağı getirmesinin ardından şimdi de ev hapsi cezası verilmesine karar verdi.

    Mahkemenin yargıcı Alexandre de Moraes’in söz konusu ev hapsi kararını, Bolsonaro’nun milletvekili olan üç oğlunun videosunu sosyal medya hesaplarından paylaşması dolayısıyla kendisine uygulanan ihtiyati tedbirleri ihlal ettiği öne sürülerek verdiği belirtildi.

    Söz konusu karar dolayısıyla Bolsonaro’nun, yalnızca aile üyeleri ve avukatlarıyla görüşme hakkına sahip olacağı ve evindeki tüm cep telefonlarına el koyulacağı ifade ediliyor.

    NE OLMUŞTU?

    Brezilya’da 30 Ekim 2022’de düzenlenen ikinci tur devlet başkanı seçiminde sol görüşlü Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, aşırı sağcı eski Devlet Başkanı Bolsonaro’yu koltuğundan etmişti. Seçimleri kazanan Lula da Silva, 1 Ocak 2023’te parlamentoda yemin ederek göreve başlamıştı.

    Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından Bolsonaro destekçileri önce ülkede günlerce süren otoyol kapatma eylemleri yapmış, 8 Ocak 2023’te ordunun müdahalede bulunması talebiyle slogan atarak polis bariyerini aşıp Ulusal Kongre binasını basmıştı.

    Brezilya Federal Polisi, 26 Kasım 2024’te Bolsonaro’nun, Lula da Silva hükümetine yönelik darbe planına dahil olduğunu iddia etmiş, Brezilya Federal Yüksek Mahkemesi de 26 Mart’ta savcılığın Bolsonaro dahil 7 kişi hakkında hazırladığı darbe iddianamesini oy birliğiyle kabul etmişti.

    ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Bolsonaro’ya destek vererek, “Brezilya, eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’ya yönelik muamelesinde korkunç bir şey yapıyor.” ifadesini kullanmıştı.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Depremde 96 Kişiye Mezar Olmuştu: Müteahhit Mahkeme Heyetine Küfretti

    Depremde 96 Kişiye Mezar Olmuştu: Müteahhit Mahkeme Heyetine Küfretti


    Adana’nın Çukurova ilçesinde 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerde yıkılan ve 96 kişinin hayatını kaybettiği Alpargün Apartmanı’na ilişkin davada yeni bir gelişme yaşandı. Yıkılan binanın müteahhidi ve teknik uygulama sorumlusu Hasan Alpargün, yeniden hakim karşısına çıktı. Duruşmada skandal bir olay yaşandı.

    KKTC’YE KAÇTI

    Depremin hemen ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne kaçan Hasan Alpargün, burada polise teslim olmuş, yapılan işlemlerin ardından Türkiye’ye iade edilerek tutuklanmıştı. Alpargün’ün, kaçış sürecinde KKTC’ye 900 bin dolar, 890 bin euro ve 500 bin TL transfer etmeye çalıştığı ve Lefkoşa’da daire satın almak için girişimde bulunduğu tespit edilmişti.

    Alpargün hakkında açılan davada Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesi, geçtiğimiz yıl 17’si ağırlaştırılmış olmak üzere 62 kez müebbet ve toplamda 865 yıl hapis cezasına hükmetmişti. Ancak sanığın yaptığı itiraz sonucu dosya, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi tarafından usul yönünden bozuldu ve yeniden görülmek üzere yerel mahkemeye gönderildi.

    SAVUNMA YERİNE HAKARET

    Yeniden başlayan yargılamanın bugünkü duruşmasına SEGBİS aracılığıyla katılan Hasan Alpargün, savunmasında binanın 1975 yılı yönetmeliğine uygun yapıldığını, yıllar boyunca bakım yapılmadığı için korozyon oluştuğunu öne sürdü. Sağlık sorunlarını gerekçe gösteren sanık, tahliye ve beraatini talep etti. Ancak duruşma sırasında, depremde hayatını kaybedenlerin yakınlarının ifadeleri alınırken, Alpargün SEGBİS bağlantısı üzerinden mahkeme heyetine küfür etti.

    MAHKEMEDEN SUÇ DUYURUSU

    Bu davranış üzerine mahkeme, Alpargün’ün küfürlü ifadeleri nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Ayrıca sanığın tutukluluk halinin devamına hükmedilirken, reddihakim talebi de değerlendirilmek üzere Adana 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Duruşma ileri bir tarihe ertelendi.

    Kaynak: DHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Can Atalay’dan CHP’li Karaca ve Suiçmez’e Teşekkür

    Can Atalay’dan CHP’li Karaca ve Suiçmez’e Teşekkür


    Milletvekilliği düşürülen Can Atalay, Anayasa Mahkemesinin milletvekilliğinin düşürülmesi işlemini yok hükmünde sayan hak ihlali kararının Mecliste okunmasına ilişkin açıklamada bulundu. Atalay, “İnanıyorum ki ilgili oturum, 105 yıllık Meclis tarihinin en önemli olayları arasında yerini alacaktır.” ifadelerini kullandı.


    Milletvekilliği düşürülen Can Atalay, Anayasa Mahkemesinin milletvekilliğinin düşürülmesi işlemini yok hükmünde sayan hak ihlali kararının Mecliste okunmasına ilişkin açıklamada bulundu. CHP’li TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca ve Katip Üye Sibel Suiçmez’e teşekkür eden Atalay, “İnanıyorum ki ilgili oturum, 105 yıllık Meclis tarihinin en önemli olayları arasında yerini alacaktır. İki cesur kadın vekil çoğunluk gücüyle, fiili durum yaratılarak, olmadık demagojilerle Anayasa’nın ayaklar altına alınmasına ve Meclisin idarenin emrinde bir kurum durumuna düşürülmesine boyun eğmediler” ifadelerini kullandı.

    Gezi davası hükümlüsü olarak Marmara Cezaevi’nde bulunan Can Atalay’ın, “Meclis’in onuruna sahip çıkan iki kadın milletvekilimize teşekkürümdür” başlıklı yazısı, sosyal medya hesabından yayımlandı.

    Atalay, yazıda şunları kaydetti:

    “Meclis’te, 30 Ocak 2024’te Anayasa Mahkemesi’nin iki kez ‘yargılaması durdurulsun, Can Atalay milletvekilliği görevine başlasın’ hükmü hiçe sayıldı. Hükümsüz bir ‘Yargıtay yazısı’ Genel Kurul’da okundu. Anayasa, yasa önemli değildir, önemli olan çoğunluktur anlayışıyla Hatay halkının 80 bine yakın oyuyla verdiği milletvekilliği görevim fiili durumla engellendi.

    Anayasa Mahkemesi durumu yeniden görüşerek Şubat 2024’te Meclis’in uygulamasının ‘yok hükmünde’ olduğuna hükmetti. Kararı Temmuz 2024’te Resmi Gazete’de yayımlandı.

    ‘Milletvekilliğimin tartışılmazlığı’ üzerine artık söylenecek bir söz, yapılacak bir işlem kalmamıştı. Nasıl ‘Yargıtay yazısı’ Meclis’te okunduysa Anayasa Mahkemesi’nin Resmi Gazete’de yayımlanan ve Meclis’e de yollanan ‘kesin, herkesi bağlayıcı hükmü’ de Meclis’te okunacak ve olaya bir nokta konulacaktı.

    Meclis Başkanı tam sekiz ay Türkiye’nin tamamının öğrendiği, okuduğu kararı Meclis’ten sakladı. Tavrını değerlendirmeyeceğim, çünkü yapacağım teşekkürden tavrına ne anlam atfettiğim zaten anlaşılacaktır.

    Meclis’in kuruluşunun tam 105. yılında iki cesur kadın milletvekili bu anayasal ayıbın gölgesini Meclis’in üzerinden kaldırıp attı. 16 Nisan 2025 tarihli Meclis oturumunu yöneten Sayın Gülizar Biçer Karaca, Anayasa Mahkemesi kararını Katip Üye Sayın Sibel Suiçmez’e okuttu.

    İnanıyorum ki ilgili oturum, 105 yıllık Meclis tarihinin en önemli olayları arasında yerini alacaktır. İki cesur kadın vekil çoğunluk gücüyle, fiili durum yaratılarak, olmadık demagojilerle Anayasa’nın ayaklar altına alınmasına ve Meclis’in idarenin emrinde bir kurum durumuna düşürülmesine boyun eğmediler.

    Yapılan işlem basitçe, Anayasa Mahkemesi’nden gelen, hemen işleme alınması gereken bir yazının Divan’ca okunmasıydı. Nazım Hikmet’in sözleriyle ‘derin bir anlamı yoktu, lakin basitliğiyle dehşetli tehlikeliydi’. Meclis Divanı’nda, Anayasa’nın yok sayılmasına, fiili duruma karşı duruşun tanığı olduk. Demek ki haklarımızı savunmak için en basitinden işlemler bile cesaret gerektiriyor, bir kez daha anladık.

    Milletvekillerimiz Sayın Gülizar Biçer Karaca’ya ve Sayın Sibel Suiçmez’e içten teşekkürlerimi iletiyorum. Tavırlarıyla Meclis’i onurlandırdılar. Onlara Meclis’te destek veren bütün siyasi partileri ve sayın temsilcilerini de kutluyor, teşekkürlerimi iletiyorum. Meclis’i fiili durumların baskısından kurtarıp Anayasa’yı koruyan ve uygulayan en üst siyasal organ haline getirmek için var gücümüzle çalışacağız. Cesaretlerinin, hepimizin cesaretini daha da güçlendirmesi dileğiyle.”

    Kaynak: ANKA


    Etiketler

    Can Atalay


    Mahkeme


    Avukat

    Terör Örgütü PKK Lideri Öcalan'ın Demirtaş'a 'Sürecin Yürütücüsü Ol' Dediği İddiası... DEM Parti'den İlk Açıklama Geldi
    Öcalan, Demirtaş’a ‘Sürecin Dışarıdaki Yürütücüsü Ol’ Dedi mi?

    Uykuya Dalarken Bunu Yapan Sabah Uyandığında Daha Zeki Oluyor! Bilim İnsanları Açıkladı
    Uykuya Dalarken Bunu Yapan Sabah Uyandığında Daha Zeki Oluyor! Bilim İnsanları Açıkladı

    Deprem Sonrası İletişimde Hayat Kurtaran 4 Çevrimdışı Mesajlaşma Uygulaması
    Deprem Sonrası İletişimde Hayat Kurtaran 4 Çevrimdışı Mesajlaşma Uygulaması

    Özgür Özel, Sırrı Süreyya Önder'i Hastanede Ziyaret Etti
    Özel’den Önder’e Ziyaret

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Narin Güran Cinayeti Davasında 15 Sanık Yarın Yeniden Hakim Karşısında

    Narin Güran Cinayeti Davasında 15 Sanık Yarın Yeniden Hakim Karşısında


    Türkiye’yi aylarca yasa boğan Narin Güran cinayetine ilişkin yargı süreci devam ediyor. Diyarbakır’da yaşanan 8 yaşındaki Narin cinayetine ilişkin “suçluyu kayırma” suçundan 6 aydan 5’er yıla kadar hapis cezası talebiyle haklarında dava açılan tutuklu sanıklar Maşallah, Fuat ve Birsen Güran, Salim Güran’ın işçisi Mehmet Selim Atasoy, Mehmet Şevket Kaya ve Muhammed Kaya ile tutuksuz sanıklar Şeyma Kaya, İbrahim Halil Güran, Hediye Güran, Barış Güran, Kurtuluş Güran ve Ömer Faruk Güran, çocuklar R.A. (16), M.G. (16) ve İ.K. (17), 25 Nisan Cuma günü Diyarbakır 17. Asliye Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşecek duruşmada ikinci kez hakim karşısına çıkacak.

    Kapalı görülen davanın ilk duruşmasında, 12 sanık ile suça sürüklenen 3 çocuk ve avukatları hazır bulunurken, sanıkların savunmaları alınmış, savcı da hazırladığı mütalaada tutuklu sanıkların mevcut halinin devamı yönünde görüş vermişti. Sanık avukatları, savunmaların ardından müvekkillerinin isnat edilen suçtan tahliyeleri ile beraatlarını talep etmişti. Mahkeme, tutuklu sanıkların mevcut halinin devamına karar vererek duruşmayı 25 Nisan’a ertelemişti.

    NARİN GÜRAN CİNAYETİ VE YARGI SÜRECİ

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca, merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos 2024’te kaybolan ve 8 Eylül 2024’te Eğertutmaz Deresi’nde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran’ın öldürülmesine ilişkin 6’sı tutuklu 12 kişi ile suça sürüklenen 3 çocuk hakkında yürütülen soruşturma tamamlanmış, Başsavcılık tarafından 12 kişi hakkında “suçluyu kayırma” suçundan 6 aydan 5’er yıla kadar hapis cezası istemiyle hazırlanan iddianame, Diyarbakır 17. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından, çocuklar R.A. (16), M.G. (16) ve İ.K. (17) hakkında aynı suçtan hazırlanan iddianame ise 2. Çocuk Mahkemesi’nce kabul edilmişti.

    Diyarbakır 2. Çocuk Mahkemesi’nin, kendilerindeki dosyanın, Diyarbakır 17. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 6’sı tutuklu 12 sanık hakkında açılan dava ile birleştirilmesi yönündeki talebi kabul edilmişti.
    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran ile Nevzat Bahtiyar hakkında yürütülen soruşturma tamamlanmış, 4 sanık hakkında “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle hazırlanan iddianame, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 23 Ekim 2024’te kabul edilmişti.

    Sanıkların yargılanmasına 7 Kasım 2024’te başlanmış, mahkeme heyeti 28 Aralık 2024’teki duruşmada, tutuklu sanıklar Yüksel, Enes ve Salim Güran’ın “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Narin’in cansız bedenini Eğertutmaz Deresi’ne sakladığını itiraf eden Nevzat Bahtiyar’ın da “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 4 yıl 6 ay hapisle cezalandırılmalarına ve tutukluluk hallerinin devamına karar vermişti.

    Kaynak: İHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sınır Dışı Edileceği Açıklanmıştı… ABD’den ‘Rümeysa Öztürk’ Kararı

    Sınır Dışı Edileceği Açıklanmıştı… ABD’den ‘Rümeysa Öztürk’ Kararı


    ABD’nin Massachusetts eyaletindeki Tufts Üniversitesi’nde doktora eğitimi gören Türk öğrenci Rümeysa Öztürk, 25 Mart akşamı arkadaşlarıyla iftar yapmaya giderken yüzleri maskeli 6 ABD İç Güvenlik Bakanlığı’na (DHS) bağlı Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) görevlisi tarafından gözaltına alındı.

    ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İsrail’in Filistin’e yönelik katliamlarına karşı çalışan bir aktivist olduğu bilinen Öztürk’ün öğrenci vizesinin iptal edildiğini ve sınır dışı edileceğini açıklayıp “Hamas destekçisi” ve (İsrail karşıtı) “deliler” olarak tanımladığı 300’den fazla yabancı öğrencinin vizesinin iptal edildiğini duyurdu.

    MAHKEME KARARINI AÇIKLADI

    Olay, dünya çapında tepkilere neden olurken Massachusetts Bölge Mahkemesi Yargıcı Denise Casper, sınır dışı edilme kararı konusunda Öztürk’ün avukatının mahkemeye başvurusu üzerine yazılı kararını açıkladı. Federal yargıç, Boston kentinde gözaltına alınan Rümeysa Öztürk’ün sınır dışı edilmesine karşı durdurma kararı aldı.

    YARGIÇ SAVUNMA İSTEDİ

    Casper, iki sayfalık kararında, Öztürk’ün sınır dışı edilmesinin “Kişinin hukuka aykırı olarak özgürlüğünden yoksun bırakıldığı iddiasıyla mahkemeye yapılan başvuru” sonuçlanana kadar durdurulmasına hükmetti.

    Kararda, hükümet tarafının 1 Nisan gün sonuna kadar mahkemeye gerekli savunmayı yapması istendi.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Murat Ongun’un Savcılıktaki İfadesi Ortaya Çıktı: ‘Kimseye İtibar Suikastı Yapmadım’

    Murat Ongun’un Savcılıktaki İfadesi Ortaya Çıktı: ‘Kimseye İtibar Suikastı Yapmadım’


    İBB’ye yönelik 19 Mart’ta başlatılan yolsuzluk soruşturması kapsamında gözaltına alınan İBB Başkan Danışmanı ve İBB Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’un savcılıktaki ifadesi ortaya çıktı.


    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve 99 şüpheli hakkında “suç örgütü yöneticisi olmak”, “suç örgütüne üye olmak”, “irtikap”, “rüşvet”, “nitelikli dolandırıcılık”, “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek” ve “ihaleye fesat karıştırmak” suçlarından 19 Mart’ta başlatılan soruşturma sürüyor.

    Soruşturma kapsamında gözaltına alınan isimlerden birisi olan İBB Başkan Danışmanı ve İBB Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’un ifadesinde örgüt üyesi olmadığı için etkin pişmanlıktan faydalanmak istemediğini söylediği öğrenildi.

    Murat Ongun'un Savcılıktaki İfadesi Ortaya Çıktı: 'Kimseye İtibar Suikastı Yapmadım' - Resim : 1

    “KİMSEYE İTİBAR SUİKASTI YAPMADIM”

    Medya operasyonlarını yöneten kişi olduğuna ilişkin iddiaya ilişkin Ongun, “Bundan işimi iyi yaptığım kastediliyorsa buna diyecek bir şeyim yoktur. Ancak sosyal medya aracılığıyla trol ordusuyla kimseye itibar suikastı, karalama yapmam. Hüseyin Köksal’ın sahibi olduğu firmanın Ekrem Bey ile alakası yoktur. Orantısız zenginleştiğim, gelirimle orantısız hayat yaşadığım iddiasıyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığınca hakkımda araştırma yapıldı. Herhangi olumsuz bir şey çıkmadı. Belediyeden huzur hakkı aldığım konusunda beraat aldım.” dedi.

    Murat Ongun'un Savcılıktaki İfadesi Ortaya Çıktı: 'Kimseye İtibar Suikastı Yapmadım' - Resim : 2

    “BU İDDİALAR İFTİRA”

    Gazetecilere maddi destekte bulunmadığını söyleyen Ongun, paraların dağıtımına yardımcı olduğu iddialarının da iftira olduğunu kaydetti. İBB olarak medya kuruluşlarına ancak resmi yoldan reklam vererek destek olabildiklerini, kayıt dışı para aktarmalarının mümkün olmadığını belirtti.

    İBB’nin reklam işini yapan firmaların usulsüzlük yapıp yapmadığını bilmediğini ve denetleme yetkisinin kendisinde olmadığını belirten Ongun, firmaların ne kadar ihale aldıklarını da bilmediğini söyledi.

    HTS KAYITLARI AÇIKLAMASI

    Ongun, HTS kayıtları ile ilgili kollukta verdiği beyanı tekrar ederek, belirtilen kişilerden bir kısmının iş arkadaşları olduğunu, ortak sosyal çevreleri bulunduğunu, bu kapsamda telefon görüşmeleri yapmasının yahut ortak baz çıkmasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu kaydetti.

    Savcının, Necati Özkan’a ait Kapital Medya isimli ofiste kendisi ile birlikte Fatih Keleş, Murat İlbak, Mustafa İlbak isimli şahısların birkaç dakika arayla ofise giriş yaptıklarına dair kayıtları sorması üzerine Ongun, görüşmeyi hatırlayamadığını, İlbak’larla Özkan’ın tanışıklığı bulunduğunu, bu kapsamda görüşme yapmalarının normal olduğunu belirterek, “Benim de Murat İlbak ile bir görüşmem vardı. Ofiste konuşamamıştık daha sonra bir yemekte konuştuk. Fatih Keleş’in konusunu hatırlamıyorum. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Serbest bırakılmayı talep ediyorum.” ifadesini kullandı.

    Kaynak: AA


    Etiketler

    Murat Ongun


    Ekrem İmamoğlu


    Mahkeme


    Gözaltı

    CHP'den 'YSK Kurultay Başvurusunu İptal Etti' İddiasına Yanıt
    CHP’den ‘Kurultay Başvurusu İptal Edildi’ İddiasına Yanıt

    Olağanüstü Kurultay Kararı Neden Alındı? '10'a Yakın Vekil İçin Fezleke Hazırlığı...'
    Olağanüstü Kurultay Kararı Neden Alındı? ’10’a Yakın Vekil İçin Fezleke Hazırlığı…’

    Kış Lastiği Uygulaması Ne Zaman Sona Eriyor? İşte 2025 Kış Lastiği Çıkarmak İçin Son Tarih
    Kış Lastiği Uygulaması Ne Zaman Sona Eriyor? İşte 2025 Kış Lastiği Çıkarmak İçin Son Tarih

    Dev Havalimanı Kapandı! 145 Bin Yolcu Kapandı
    Dev Havalimanı Kapandı! 145 Bin Yolcu Kapandı

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Narin Güran Cinayetinde Flaş Gelişme

    Narin Güran Cinayetinde Flaş Gelişme


    Diyarbakır’da 21 Ağustos’ta 2024’te ortadan kaybolan ve 8 Eylül 2024’te Eğertutmaz Deresi’nde cansız bedenine ulaşılan 8 yaşındaki Narin Güran’ın öldürüldüğü olaya ilişkin 6’sı tutuklu, 3’ü suça sürüklenen çocuktan oluşan 15 sanık hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma tamamlandı.

    Başsavcılık tarafından tutuklu sanıklar Birsen, Fuat ve Maşallah Güran, Salim Güran’ın işçisi Mehmet Selim Atasoy, Mehmet Şevket Kaya ve Muhammed Kaya ile tutuksuz şüpheliler Şeyma Kaya, Hediye Güran, İbrahim Halil Güran, Barış Güran, Kurtuluş Güran ve Ömer Faruk Güran hakkında “suçluyu kayırma” suçundan 6 aydan 5’er yıla kadar hapis cezası istemiyle hazırlanan iddianame, Diyarbakır 17. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından, çocuklar R.A. (16), M.G. (16) ve İ.K. (17) hakkında aynı suçtan hazırlanan iddianame ise 2. Çocuk Mahkemesince kabul edildi.

    DOSYALARI BİRLEŞTİRMEYE ONAY

    Diyarbakır 2. Çocuk Mahkemesinin, tensip zaptında dosyanın, Diyarbakır 17. Asliye Ceza Mahkemesince 6’sı tutuklu 12 sanık hakkında açılan dava ile birleştirilmesi yönündeki talebi değerlendirildi.

    Talebi değerlendiren 17. Asliye Ceza Mahkemesinin kararında şu ifadelere yer verdi:

    “Yapılan incelemede, mahkemenize ait 2025/84 esas sayılı dosya ile mahkememizin 2025/112 esas sayılı dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu anlaşıldığından birleştirmeye muvafakat verilmiştir.”

    12 sanık ile 3 çocuğun “suçluyu kayırma” suçundan yargılanmasına 14 Nisan’da başlanılacak.

    Narin Güran cinayeti davasında mahkeme heyeti, 28 Aralık 2024’teki duruşmada, tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran’ın “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Narin’in cansız bedenini Eğertutmaz Deresi’ne sakladığını itiraf eden Nevzat Bahtiyar’ın da “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 4 yıl 6 ay hapisle cezalandırılmalarına ve tutukluluk hallerinin devamına karar vermişti.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Güney Kore’de Yoon Suk Yeol İçin Karar Verildi, Mahkemede Kaos Çıktı

    Güney Kore’de Yoon Suk Yeol İçin Karar Verildi, Mahkemede Kaos Çıktı


    Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol tarafından 3 Aralık’ta ilan edilen ve 6 saatin ardından yürürlükten kaldırılan sıkıyönetimin neden olduğu siyasi kriz büyüyor. Görevden alınan Yoon hakkında yürütülen sıkıyönetim soruşturmasında son olarak, Üst Düzey Yetkililer Hakkındaki Yolsuzlukları Soruşturma Ofisi’nin (CIO) talebini değerlendiren Seul Bölge Mahkemesi, Yoon’un tutukluluk süresinin uzatılmasına karar verdi.

    Yoon’un milletvekillerinin sıkıyönetim kararını kaldırmasını engellemek amacıyla Ulusal Meclis’e asker gönderdiğini belirten mahkeme, Yoon hakkında “ayaklanmaya liderlik etme” ve “yetkisini kötüye kullanma” suçlamasıyla yeni bir tutuklama kararı çıkardı. Delilleri karartma ihtimali nedeniyle alınan karar kapsamında, Yoon’un geçici olarak gözaltı merkezinde tutulduğu süre de dahil olmak üzere 20 güne kadar tutuklu kalabileceği açıklandı. CIO’nun, tutukluluk süresinin dolmasının ardından Yoon’u savcılığa sevk edeceği ve Yoon hakkında iddianame hazırlanacağı bildirildi.

    MAHKEMEYE SALDIRDILAR

    Diğer yandan, mahkemenin kararı Yoon destekçilerinin sert tepkisine neden oldu. Seul Bölge Mahkemesi’ne yabancı cisimler fırlatarak bazı camların kırılmasına neden olan Yoon destekçileri, mahkeme binasına girmeye çalıştı. Polis ile Yoon destekçileri arasında gerginlik yaşandı.

    Güney Kore'de Yoon Suk Yeol İçin Karar Verildi, Mahkemede Kaos Çıktı - Resim : 2

    NE OLMUŞTU?

    Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol “Muhalefetin devlet karşıtı faaliyetlerde bulunduğu” iddiasıyla 6 saat süren bir sıkıyönetim ilan etmiş, Ulusal Meclis’te yapılan oylama ile Yoon hakkında azil süreci başlatılmıştı. Yetkileri askıya alınan Yoon hakkında soruşturma açılırken, Yoon ise soruşturma komisyonun ifade verme çağrılarını yanıtsız bırakmıştı. Çarşamba günü tutuklanarak ifade vermeye götürülen Yoon, kendisine yönelik soruşturmayı “yasadışı” olarak niteleyerek polis ve Başkanlık Güvenlik Servisi (PSS) arasında yaşanacak olası bir çatışmada “kan dökülmesini önlemek” için soruşturmacılarla işbirliği yaptığını açıklamıştı. Yoon hakkındaki tutuklama kararının geçerlilik süresinin 48 saat olduğu belirtilirken, Yoon’un bu süre zarfında geçici olarak bir gözaltı merkezinde tutulduğu kamuoyuna yansımıştı. Yoon’un yetkisizlik gerekçesi ile yaptığı tutukluluğa itiraz kararı da mahkeme tarafından reddedilmişti. CIO, Yoon’u daha detaylı şekilde sorgulamak için ek tutukluluk süresi talep etmişti.

    Kaynak: İHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Liseli Onur’un Ölümünde Bir ‘Garip’ Yargılama: Gözaltındayken Kaçırılan Sanıklar, Sıfırlanan Telefonlar, 7,5 Yıl Sonra Yapılan Keşif…

    Liseli Onur’un Ölümünde Bir ‘Garip’ Yargılama: Gözaltındayken Kaçırılan Sanıklar, Sıfırlanan Telefonlar, 7,5 Yıl Sonra Yapılan Keşif…


    Ankara’da 2016 yılında Bilkent’te bir sitede eğlenen lise öğrencisi dört gençten Onur Özkan’ın yüksekten düşerek ölümü ile sonuçlanan olayın soruşturma ve yargılama aşamasında yaşananlar dikkat çekti.

    Gazeteci Tolga Şardan, olayın ardından başlatılan ve 63 ay süren savcılık soruşturmasından sonra hazırlanan iddianame ve yargılama sürecine ilişkin çarpıcı detayları köşesine taşıdı. Şardan, soruşturmada yaşanan ‘gariplikleri’ baba Levent Özkan’ın anlatımından aktardı.

    Baba Levent Özkan, “Pırıl pırıl bir evladın kaybı sonrası olay yerinde keşif yapılmasını ancak 7,5 yıl sonra sağlayabildik. 8,5 yılı aşkın bir süredir adaletin tecellisini bekledik. Adalete olan güvenimiz nedeniyle bu olayı basına ve sosyal medyaya düşürmedik” ifadeleriyle başladığı açıklamasında, ortaya çıkan kimi delillerin yanında adli sistem içinde tespit ettiği ilginçlikler için ise şunları söyledi:

    “Soruşturma süreci devam ederken; üst aramasında bulunamayan, daha sonra sanıklar gözaltındayken kaçırılan ve olaydan 12 gün sonra Onur’un arkadaşlarından elde edilen cep telefonlarıyla ilgili hazırlanan resmi bilirkişi raporunda, görüntülerin silindiği ve cep telefonlarının sıfırlandığı belirlendi.

    Bu konuda savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Açılan davada 3 polis memuru görevi ihmalden ceza aldı.

    Aynı konunun soruşturma aşamasında cep telefonunun HTS’leri alınan, aynı zamanda sanık B.İ.’nin dayısı olan A.B.’nin, olayın yaşandığı gece yarısı saat 03:37’de görevli savcıyı aradığı ortaya çıktı.

    Aynı kişinin, savcılık katibi E.B. ile ifade alınacağı gün ve sonrasında görüşmeler yaptığı anlaşıldı. Dayı A.B.’nin, dosyaya dilekçe verdiğimizde ve 26 Nisan 2016’da savcı ile ilk kez görüşebildiğimiz günde, diğer bir katip S.Y. ile çok kez telefon görüşmesi yaptığı tespit edildi.

    HTS kayıtlarından; savcının daha Onur hayattayken sanık tarafı ile görüştüğü görüldü. Delilleri karartma nedeniyle açılan davada B.İ.’nin dayısı A.B. delil yetersizliği nedeniyle beraat etti. Davaya bakan Hakim G.H.’nin, B.İ.’nin avukatı Pınar Akgül Doğusoy’un hukuk bürosunda avukatlık yaptığını gördük.”

    Liseli Onur'un Ölümünde Bir 'Garip' Yargılama: Gözaltındayken Kaçırılan Sanıklar, Sıfırlanan Telefonlar, 7,5 Yıl Sonra Yapılan Keşif... - Resim : 2

    İDDİANAME NELER VAR?

    Lise öğrencisi Onur Özkan’ın hayatına kaybettiği olaya ilişkin, Özkan’ın ölümü sırasında aynı evde bulunan arkadaşları K.D., B.İ. ve A.S. hakkında “kasten öldürme” iddiasıyla Ankara Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İddianamede ise olaya ilişkin şu tespitlere yer verildi:

    “(…) Dört arkadaşın, A.S.’ye ait evde birlikte vakit geçirmek konusunda gün içinde anlaştıkları, bu kapsamda alkollü içecek ve yiyecek alan suça sürüklenen çocukların belirtilen adreste birlikte vakit geçirmeye, televizyon izlemeye, alkol almaya ve eğlenmeye başladıkları,

    Aynı gün saat 21.37 sıralarında suça sürüklenen çocuk B.İ. ile maktulün birlikte dışarıya çıktıkları, bir süre dışarıda dolaştıktan sonra yeniden ikamete döndükleri, maktulün almış olduğu alkolden etkilenmesi nedeniyle suça sürüklenen çocukların maktulü duşa sokarak suyun altına tuttukları,

    Bir süre sonra suça sürüklenen çocuklar ve maktul arasında sebebi belirlenemeyen bir sebeple çıkan tartışma neticesinde tarafların karşılıklı olarak birbirlerini darp ettikleri, maktulün kendisini korumak amacıyla ikamette bulunan şemsiyeyi eline alarak kendisini korumaya çalıştığı, maktulün elinde bulunan şemsiyenin olay esnasında kırıldığı,

    Kavga esnasında suça sürüklenen çocukların birlikte maktulü yere yatırdıkları ve bu esnada başına darbe alan maktulün kafasından kan gelmeye başladığı,

    Suça sürüklenen çocuk B.İ’nin ‘daha sonra salona geçip eşyaları fırlatmaya başlayınca, kendisine (Onur Özkan, Y.N.) zarar vereceğinden korkarak kendisine sarılıp yere yatırdıkları, kendisinin (Onur Özkan, Y.N.) daha güçlü ve kuvvetli olduğu için biraz zorlandıkları, bu sırada dudağının patladığı kan geldiği ve ‘kafam acıyor’ diye söyleyince kendisini bıraktıkları’ şeklindeki beyanı ve maktulun başında ölü muayene ve otopsi sırasında yaralanma tespit edildiği,

    Maktulün bayılması üzerine olay yerine gelen ve kimlikleri tespit edilemeyen haklarında Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2021/116753 soruşturma sayılı dosyası üzerinden ayrı bir soruşturma yürütülmekte olan kimliği belirsiz şüpheliler ile suça sürüklenen çocukların maktulün öleceğini düşünerek maktulü ikametin balkon penceresinden sırt üstü şekilde yere doğru bıraktıkları,

    Tam bu esnada suça sürüklenen çocuk K.D.’nin kullanmakta olduğu telefon ile 112 Acil Servis Merkezi’ni ve 155’i arayarak ikamette bulunan arkadaşlarının intihar etmeye çalıştığı yönünde bildirimde bulunarak kayıt oluşturduğu,

    Olay günü saat 23.46 sıralarında maktulün üzerinde sadece iç çamaşırı olacak şekilde ikametin balkon kısmından sırt üstü vaziyette yere düştüğü, maktulün düşmesinden kısa bir süre önce bir parçası ikametin içerisinde bulunan ve kavga esnasında mağdurun elinde bulunan şemsiye parçasının da binadan yere düştüğü ve bu şemsiye parçasının olay sonrasında bulunduğu yerden alınarak götürüldüğü,

    Olay neticesinde Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan maktulün 17/04/2016 tarihli tıbbi belgelerine göre sağ parietal bölgede şişlik ve ödem, sağ periorbital ekimoz, sağ parietal bölgede laserasyon olduğunun kanda etanol düzeyinin 126,6 mg/dl olduğunun, BBT’de sol tempoparietal bölgede subdural mesafede hiperdens görünüm yaygın parankimal ödem bitemporal fraktürler olduğunun, kafa tabanında fraktürler olduğunun tespit edildiği ve devamında maktulün 17.04.2016 günü saat 05.00 sıralarında hayatını kaybettiğinin belirlendiği anlaşılmıştır. (…)”

    SES ANALİZLERİNDEKİ İFADELER DİKKAT ÇEKTİ

    Özkan ailesinin dava dosyasına sunduğu ses analizlerinde ise çarpıcı detaylar yer aldı. İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Elektronik Fakültesi’nde görevli öğretim üyesince hazırlanan bilirkişi raporunda şu bilgilere yer verildi:

    “(…) 23/03/2018 tarihli ‘14251334.wav’ isimli dosyada bulunan çeşitli arka plan gürültü aralıklarının tespit edildiği, bu kayıt içinde de kuşku duyulacak seslerin mevcut olduğu, bu kayıttaki en önemli bulgulardan birinin 70 Hz’lik yüksek geçiren süzgeç, ardından 600 Hz alçak geçiren süzgeç uygulaması sonucunda 0m32.125s – 0m38.216s zaman aralığında bariz duyulan ‘ölecek atalım’ sesi ve ardından da bir başka yetişkinin ‘niye burada duruyorsunuz diyorum’ sesinin çok berrak olmasa da duyulması olduğu,

    Bir diğer önemli ayrıntının da bu dosyadaki ‘sen başla’ veya ‘sen başına mı vurdun’ sesi ile 4.

    Dosyadaki ‘14251251.wav’ adlı dosyadaki ‘kim yaptı’ sesinin aynı kişiye ait olabileceği düşüncesi olduğu, bunun da gerek 112, gerekse de 155 görüşmelerinin arka planında aynı kişilere ait seslerin bulunabileceğine işaret etmekte olduğu. (…)”

    OLAY ANINDA EVDE OLAN GENÇLERE TAHLİYE

    Onur Özkan’ın şüpheli ölümünün ardından yıllar sonra hazırlanan iddianamde 2021’de mahkemeye gönderildi, yargılama süreci üç yıl sürerken, mahkeme, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince üç gencin beraatine karar verdi.

    Şardan, mahkeme kararının ardından baba Levent Özkan’ın sonuca ilişkin değerlendirmelerini şöyle paylaştı:

    “Ancak yargılama sonucu hazırlanan savcı mütalaasında sanıklar tarafından ifadelerde geçen çelişki ve yalanların bile dikkate alınmadığına, sanıkların aleyhine ve bizim lehimize olan hiçbir hususun mütalaaya konulmadığına, tam aksine sadece sanıkların lehine olacak şekilde cımbızlanarak mütalaa oluşturulduğuna şahit olduk. Bu mütalaa sonrası ‘şüpheden sanık yararlanır’ denilerek beraat kararı verilmesi sonrası adalete boşuna güvendiğimizi geç de olsa anlamış olduk.

    Yıllarca taleplerimize rağmen keşif yapılmamış, dava sırasında talep ettiğimiz keşif işlemi ile ilgili karar her defasında bir sonraki duruşmaya ertelenirken; üçüncü duruşmada, 29 Haziran 2022’de, henüz keşif yapılmamışken, ‘dosyanın geldiği aşama, delillerin büyük ölçüde toplanmış bulunması da göz önünde bulundurularak suça sürüklenen çocuklar hakkında verilmiş bulunan adli kontrol kararlarının kaldırılmasına” kararı verildi.

    15 Kasım 2022’deki dördüncü duruşmada, ODTÜ’den alınan düşme raporu dosyaya sunuldu. Bu rapor da daha önce alınan düşme raporlarını destekleyen bir rapordur. Nihayet 16 Mart 2023’teki beşinci duruşmada keşif yapılmasına karar verildi. Keşif tarihi, 1 Haziran 2023 olarak belirlendi.

    Keşif işleminin Polis Kriminoloji’den 3 kişilik bir heyet ile yapılması kararlaştırıldı. 1 Haziran’da keşif iptal edildi. 29 Eylül 2023 tarihine atıldı. Keşiften birkaç gün önce mahkeme heyeti değişti. Dosya, 2 no’lu heyete geçti. 2 no’lu Heyet Başkanı, dosyaya son derece hakim bir şekilde keşfi yönetti. Ve, 31 Ekim 2023’deki duruşmaya Polis Kriminoloji uzmanlarının resmi keşif raporu sundu.

    Resmi keşif raporuna göre; Onur muhtemelen bilinci yerinde değilken, birden fazla kişi tarafından balkondan bırakılmış, hafif sol tarafına doğru yere çarpması sonucu balkon altına doğru yönelmiş. Sanıkların beyanları, Onur’un aktif atlama yaptığı şeklinde olmasına karşın, resmi rapor diğer düşme analizleri gibi Onur’un kontrolsüz / serbest ve ilk hızsız düştüğünü tasdik etti.”

    Öte yandan, Onur Özkan’ın ölümüne ilişkin yargılama süreci istinafa taşındı.

    Kaynak: T24

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***