Etiket: Maden

  • Bir işçi yaşamını yitirmişti: Zonguldak’ta maden işletme müdürü tutuklandı

    Bir işçi yaşamını yitirmişti: Zonguldak’ta maden işletme müdürü tutuklandı



    Zonguldak’ta Dilaver Mahallesi Karamanya Sokak’ta, 2 Nisan’da özel maden ocağında çalışan Soner Korkut’un (25) elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmesiyle ilgili soruşturma kapsamında ifadeye çağrılan maden ocağı sahibi H.D, işletme müdürü Y.Ç. ile iki iş sağlığı ve güvenliği uzmanının emniyetteki işlemleri tamamlandı.

    Adliyeye sevk edilen şüphelilerden işletme müdürü Y.Ç. çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı. İş sağlığı ve güvenliği uzmanları hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı, maden ocağı sahibi H.D. ise savcılıktaki ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

    Kazayla ilgili bilirkişi raporunda, Korkut’un ocak girişinden yaklaşık 500 metre uzakta, çalışmayan bir dalgıç pompa yanında 30 santimetre derinliğindeki su çukuru içinde bulunduğu belirtildi.

    Elektrik panolarının maden ocaklarında kullanılan “alev sızdırmaz” özellikte olmadığının tespit edildiği belirtilen raporda, pompanın elektrik tesisatının topraklama kablosu kesilerek bağlandığı anlatıldı.

    Ayrıca elektrik panosunda kaçak akım rölesi olmadığı ve doğrudan sigortadan bağlantı yapıldığı aktarılan raporda, röle bulunsa ölümün önlenebileceği bildirildi. Raporda, elektrikçinin tek başına tamirat yapmaması gerektiği de kaydedildi.

    İş sağlığı ve güvenliği uzmanının maden ocağıyla ilgili 17 Aralık 2023’te, ocaktaki tüm elektrik panoları, kabloları ve elektrikli ekipmanın “ateş geçirmez” ve “atex belgeli” (parlayıcı ve kolay yanıcı ortamlarda kullanılan ürünlerin yapıldığı yer için alınan uluslararası sertifika) olmasını işverene öneri defterinde yazdığı belirtildi.

    “HER PANODA KAÇAK AKIM RÖLESİ TAKILI OLMAK ZORUNDA”

    Emekli maden mühendisi ve iş sağlığı güvenliği uzmanı Çağlar Öztürk, gazetecilere, elektrik panolarında kaçak akım rölesinin takılı olmasının zorunlu olduğunu söyledi.

    Öztürk, elektrikçilerin, elektrik işlerini yaparken elektriği kesmek zorunda olduğunu dile getirerek, “Kazanın oluş nedenlerinden biri de bu. Ayrıca elektrikçiler işlem yaparken yalıtkan tabanlı ayakkabı giyecekler ve yalıtkan eldiven kullanacaklar.” dedi.

    Kaçak akım rölesine “yaşam rölesi” denildiğini aktaran Öztürk, “700-800 liradan 1500 liraya kadar çıkabiliyor. 220 voltluklar vardır, 380 voltluklar vardır. Bununla ilgili ülkemizde çok kaza meydana gelmiştir. Daha sonra yönetmeliğe konulmuştur. Her panoda kaçak akım rölesi takılı olmak zorundadır.” diye konuştu.

    NE OLMUŞTU?

    Dilaver Mahallesi Karamanya Sokak’ta, 2 Nisan’da özel maden ocağında çalışan Soner Korkut (25), elektrik akımına kapılmış, yaralanan madenci, mesai arkadaşları tarafından ocaktan çıkarılmıştı.

    Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesine kaldırılan Korkut, müdahaleye rağmen kurtarılamamıştı.

    Cumhuriyet savcısı Halil İbrahim Adam ve Türkiye Taşkömürü Kurumu sözleşmeli sahalar başmühendisliği ekibi ile savcılık tarafından oluşturulan elektrik, maden mühendisi ve iş güvenliği uzmanının bulunduğu ekip, olay yerinde incelemelerde bulunmuştu.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Can Atalay: İliç’teki madencilik faaliyetlerinin durdurulması zorunlu

    Can Atalay: İliç’teki madencilik faaliyetlerinin durdurulması zorunlu



    Gezi davasında 18 yıl hapse mahkum edilen avukat Can Atalay, Silivri Cezaevi’nden yaptığı açıklamada İliç’teki madencilik faaliyetlerinin derhal durdurulması çağrısında bulundu.

    14 Mayıs Genel seçimlerinde Hatay’dan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili seçilen ancak Gezi davası nedeniyle milletvekilliği düşürülen Atalay, avukatları aracılığı ile X (Twitter) hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “İliç, yıllara yayılmış bir cinayettir.

    Hayvancılıkla bilinen, Türkiye’nin en güzel peynirlerinden birine adını veren Şavak aşiretinin dağıtılması, mera yasakları, Anadolu’ya has küçükbaş hayvancılığın tasfiyesi ile birlikte yürüyen bu cinayette bugün yeraltında kalan işçilerin cesedine ulaşmak için çaba dahi sarf etmeyenlerin vereceği hesap vardır.

    Bu hesap sorulacaktır.

    Ancak derhal, tarım alanlarında, endemik canlıların bulunduğu bölgelerde, dağ köylüsüne ait alanlar başta olmak üzere madencilik faaliyetlerinin durdurulması zorunludur.

    Türkiye’nin kalkınması için kırsal üretimin güçlendirilmesi gerektiği açıkken iktidarın ‘yararsız’ faaliyetlerin yanında, arkasında durması salt bir siyasi tercih değil, bu tercihin akçeli zorunluluğunu da göstermektedir.

    Köylerin mahalle statüsüne alınması nedeniyle yaşananlar açıktır.

    Mevcut iktidara rağmen belediyeler eliyle de bu alanda yapılabilecekler vardır.

    Buna talip olanların imeceyle bu talana karşı çıkıp doğrusunu inşa etmesinin de zamanı gelmiştir.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avustralya’da altın madeni çöktü: 1 ölü

    Avustralya’da altın madeni çöktü: 1 ölü



    T24’ün aktardığına göre, Avustralya’da bir altın madeninin çökmesi sonucu bir kişi hayatını kaybetti, bir kişi de ağır yaralandı.

    İki kişi, Melbourne yakınlarındaki Ballarat’ta yerin 500 metre altına düşen kayaların altında kaldı. Diğer 29 madenci yakındaki bir “güvenlik kapsülüne” sığındı ve dört saat sonra tahliye edildi.

    Bir işçi sendikası, olayı sert bir dille eleştirdi.

    37 yaşındaki bir işçinin cesedi sabah erken saatlerde madenin girişinden yaklaşık 3 km uzaklıktaki olay yerinde bulundu. Madenin sahibi Victory Minerals tarafından yapılan açıklamada “içimizden birinin vefat ettiğini büyük bir üzüntüyle doğruluyoruz” dedi.

    Avustralya İşçi Sendikası, madencilerin “hava ayağı” olarak bilinen manuel bir çıkarma yöntemi uyguladıklarını söyledi. Kayayı delmek için el matkabı kullanılmasını içeren bu tekniğin güvenlik endişeleri nedeniyle bazı madenlerde aşamalı olarak kaldırıldığı belirtildi.

    Şube sekreteri Ronnie Hayden ABC’ye yaptığı açıklamada “Bu ölüm önlenebilirdi” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avukatlara adliye önünü yasakladılar | İliç faciasına tepki: İşçiler öldürüldü. Binlerce kez uyardık açgözlü sermaye için devam ettiler

    Avukatlara adliye önünü yasakladılar | İliç faciasına tepki: İşçiler öldürüldü. Binlerce kez uyardık açgözlü sermaye için devam ettiler



    Erzincan İliç’te Çöpler Altın Madeni’nde meydana gelen facianın üzerinden 16 gün geçti ancak 9 madenci hala göçük altında. Arama-kurtarma çalışmaları heyelan riskinden dolayı durdurulmuştu.

    İliç’te meydana gelen maden faciasıyla ilgili bugün İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde açıklama yapmak isteyen avukatlara polis müdahale etti. Avukatlar, “İliç Madeni’nin kapatılması ve iş cinayetleri son bulsun” demek için basın açıklaması çağrısı yapmıştı.

    BASIN DA ALANDAN UZAKLAŞTIRILDI: “BURAYI BİZE KİMSE YASAKLAYAMAZ”

    Saat 12.00’de Çağlayan Adliyesi’nde açıklama yapmak isteyen avukatlara izin verilmedi. Polis, basını alandan uzaklaştırdı, çekim yapılmasına izin vermedi.

    Müdahaleye rağmen adliye önünde açıklamayı gerçekleştiren avukatlar, “Biz hep burada olacağız, burayı bize kimse yasaklayamaz. Burayı bize yasaklayanlara biz yasaklarız. Bundan sonra da burada açıklamalarımızı yapacağız” dedi.

    AVUKAT KEMAL AYTAÇ: “İLİÇ’TE İŞÇİLER ÖLMEDİ, ÖLDÜRÜLDÜ”

    İliç’te altın madeninde katliam yaşandığını ifade eden Avukat Kemal Aytaç, “İliç’te işçiler ölmedi, öldürüldü. Daha önce binlerce kez uyardık. Bu yapılanlar tehlikeli, bunlar insanları, çevreyi, insanları, doğayı öldürür dedik. Bunun önüne geçemezsiniz dedik. Oradan bir avuç altın alacağız derken tüm memleketin topraklarını mahvedersiniz diye binlerce kez uyardık. Ama bu niye devam etti? Açgözlü sermaye için. Halk, insanlar, köylüler mahvolmuş, bu umurlarında bile değil. Dokuz tane can orada hayatını kaybetti. Buna rağmen hala bu ülkede siyanürlü altın aramacılığı devam ediyor. Bu vahşi bir yöntem, zehirli bir yöntem. Dünyanın birçok ülkesinde bu yöntem yasaklandı. Dünyada böyle bir ülke yok, böyle bir üçüncü dünya ülkesi bile yok. Bir taraftan topraklarımız zehirleniyor, bir taraftan insanlar ölüyor” diye konuştu.

    YÜKSEK MÜHENDİS CEMALETTİN KÜÇÜK: “HİÇ SUSMAYACAĞIZ, SÖZÜMÜZÜ HER YERDE SÖYLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Yüksek Mühendis Cemalettin Küçük adliye önünde yaptığı açıklamada, “Bu felaketin sonuçları ne olursa olsun bu malzemenin oradan kaldırılması ve zararının aza indirilmesi için maliyeti ne olursa olsun bu çalışmanın yapılması gerekir. Ekolojik bir yıkım olan bu felakete karşı susmayacağız, sözümüzü her yerde söylemeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    AVUKAT ÖZGÜR CEYLAN TUNÇ: “YAPILMASI GEREKEN MADENİN ÇEVRE LİSANSININ İPTALİ DEĞİL, BU SADECE GÖSTERMELİK BİR İŞ”

    Avukat Özgür Ceylan Aytaç da yaptığı açıklamada, “Yapılması gereken İliç madeninin çevre lisansının iptali değildir. Bu sadece göstermelik yapılan geçici bir iştir. Zaten iki yıl önce de o lisans iptal edilmişti. Bu madende iki kere kapasite arttırımı için ÇED süreci işletildi. ÇED davalarında meslektaşlarımız derdini anlatmaya çalıştı ama mahkemeler bunlara gözünü kapattı ve buradaki mücadeleye her zaman ket vurmak istedi. ÇED raporunun altında imzaları olan Bakanı, idarecisi, hakimleri, maden işletme müdürlüğündeki denetim görevini yapmayan tüm memurlara kadar şirket sahipleriyle beraber onların da yargılanmasından başka bir çare yok” ifadelerini kullandı.

    Kaynak: Gerçek Gündem


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Venezuela’da, yasa dışı altın madeni çöktü: 30 işçi yaşamını yitirdi

    Venezuela’da, yasa dışı altın madeni çöktü: 30 işçi yaşamını yitirdi



    Venezuela’nın Bolivar eyaletinde bağlı Angostura kasabasında, yasa dışı işletilen altın madeninde göçük meydana geldi.

    Faciada şimdiye kadar 30 kişinin hayatını kaybettiğini belirten yetkililer, 100’den fazla kişinin de göçük altında kaldığını ifade etti.

    Bolivar eyaleti Vatandaş Güvenliği Sekreteri Edgar Colina Reyes, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, bağımsız bir komisyonunun bölgeye hareket ettiğini ve olaya ilişkin kapsamlı soruşturma başlatıldığını duyurdu.

    Helikopterle kasabaya arama kurtarma ekipleri sevk edildi. Venezuela basınında çıkan haberlerde çökmenin heyelandan kaynaklandığı ve toprak altında tam olarak kaç kişinin kaldığının bilinmediği ifade edildi.

    Brezilya sınırındaki Bolivar eyaleti altın, elmas, demir, boksit ve koltan rezervlerinin zengin olmasıyla tanınıyor.

    İLİÇ’TEKİ FACİYI HATIRLATTI

    Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeni sahasında yaşanan toprak kayması nedeniyle 9 işçi toprak altında kalmıştı.

    İliç ilçesindeki Çöpler altın madeninde yaşanan zehirli liç kaymasının ardından soruşturma başlatılmıştı.

    Venezuela'da, yasa dışı altın madeni çöktü: 30 işçi yaşamını yitirdi - Resim : 1

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hiç üstüne alınmıyor… Maden faciasında gözlerin çevrildiği Murat Kurum: ÇED raporuyla toprak kaymasının ne alakası var?

    Hiç üstüne alınmıyor… Maden faciasında gözlerin çevrildiği Murat Kurum: ÇED raporuyla toprak kaymasının ne alakası var?



    Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold firmasına ait Çöpler Altın Madeni’nde meydana gelen faciada kayıp 9 işçiye halen ulaşılamazken, gözler madene Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu raporu veren eski Çevre ve Şehircilik Bakanı ve AKP’nin İstanbul adayı Murat Kurum’a çevrildi.

    Kanal D’nin Neler Oluyor Hayatta programına konuk olan AKP’li Murat Kurum, gelen eleştirilere “Faaliyet iznini biz vermiyoruz. ÇED raporuyla, toprak kaymasının ne alakası var?” yanıtını verdi.

    Kurum, maden faciasına ilişkin kendisine yapılan eleştirilere şu ifadelerle yanıt verdi:

    “İliç’teki kaza sonrasında dönemin çevre bakanı ÇED raporu verdi, bundan oldu diyorlar. Çevre bakanlığı çevre faaliyetini, çevreye olan etkisi var mı yok mu buna bakar. Her şey kuralına göre olur bozan varsa da gereği yapılır. Bakanlık bu işletmenin sorunu var mı yok mu buna bakar. Faaliyet izni veremez. 135 kez denetlemişiz, ve bu iletmeyi de kapatmışız 3 ay. 2008’den beri ÇED’i var buranın. Birim artırmak istiyorum demiş, sorun olup olmadığının bildirilmesini istemiş. 21 kuruldan görüş aldık ve şu tedbirleri alırsanız çevresel açıdan sorunu yoktur demişiz. İlgili bakanlıktan da faaliyet izni almış. Şimdi oraya siz ÇED verdiğiniz için burası kaydı diyorlar ÇED raporu ile toprak kaymasının ne ilgisi var? Metrobüsler bozuluyor, otobüsler yanıyor neden görevinizi yapmıyorsunuz diye sormak lazım o zaman. Halkalı’da sel bastı, Başakşehir’de sel oldu. Sen öldürdün mü diyeceğiz, böyle bir şey olabilir mi?”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bakan Özhaseki’nin İliç’e günler sonra gitmesinin nedeni ortaya çıktı: ‘Eleştirilerin kaynağı Murat Kurum tarafı olabilir’

    Bakan Özhaseki’nin İliç’e günler sonra gitmesinin nedeni ortaya çıktı: ‘Eleştirilerin kaynağı Murat Kurum tarafı olabilir’



    Sözcü yazarı Deniz Zeyrek, Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanı Mehmet Özhaseki‘nin Anagold’a ait altın madeninde meydana gelen faciadan günler sonra olay yerine gitmesinin nedenini okurlarıyla paylaştı.

    “Özhaseki’nin yaklaşık 40 gün önce bir göz ameliyatı geçirdiğini biliyordum. Sonrasında bazı programlara da siyah gözlük takarak katılmıştı. Ancak bu kadar zaman geçmesine rağmen İliç’e neden gitmediğini ben de merak ettim ve kendisine sordum” diyen Zeyrek, şöyle devam etti:

    ‘TAM İYİLEŞMEDEN İLİÇ’E GEÇTİ’

    “Öğrendim ki İliç’teki faciadan hemen önce tamamlayıcı nitelikte ikinci bir operasyon geçirmiş. İlk göz ameliyatı 8, ikincisi ise 2 saat sürmüş. Eleştiriler yoğunlaşınca da dün tam iyileşmeden İliç’e geçti.

    İliç’te siyah gözlükle dolaşması büyük ihtimalle eleştirilecektir. Ancak bu eleştiriler hiç gitmemesinden dolayı yapılacak eleştirilerden daha insaflı olacaktır.

    ‘AMAÇ ŞİMŞEKLERİ MURAT KURUM’UN ÜZERİNDEN ALMAK’

    Bu arada şunu da unutmamak gerek: Tartışmanın Özhaseki’ye kaydırılma çabasının arkasında, şimşekleri felaketin yaşandığı madene ‘çevreye olumsuz etkisi olmaz’ diye rapor veren İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’un üzerinden alma amacı olduğunu da unutmamak gerekir.

    ‘Özhaseki neden İliç’e gitmedi’ eleştirilerinin kaynağı Kurum tarafı olabilir.”

    Yazının tamamı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Göz göre göre gelmiş: Erzincan’daki maden faciasında yeni ayrıntılar ortaya çıktı

    Göz göre göre gelmiş: Erzincan’daki maden faciasında yeni ayrıntılar ortaya çıktı



    Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold Madencilik şirketine ait Çöpler Altın Madeni’nde göçük meydana gelmiş, 9 işçi göçükte mahsur kalmıştı.

    Arama kurtarma çalışmalarının durdurulduğu göçüğe ilişkin dikkat çeken ayrıntılar ortaya çıktı.

    GÖZ GÖRE GÖRE GELMİŞ

    DW Türkçe’nin ulaştığı soruşturma ifadelerine göre, liç alanındaki çatlaklar 6 saat öncesinden tespit edilmesine karşın alana solüsyon akışı kesilmedi. Yine alana çok yakın yerdeki bir maden ocağının faaliyetleri durdurulmadı. Tutuklanan şüpheli Murat B. ise ifadesinde çökmeden yaklaşık 2,5 saat önce bölgede patlatma yapıldığını öne sürdü.

    İLK 6 SAATTEKİ İHMALLER DE ORTAYA ÇIKTI

    İfadeler, olayın yaşandığı 13 Şubat Salı günü sabah saat 08.30 yığın liçi alanında çatlakların tespit edilmesinden, toprak kaymasının yaşandığı saat 14.28’e kadar yaşanan paniği ve bu 6 saatlik zaman diliminde yaşanan ihmalleri ortaya koydu. Buna ilişkin en önemli ifade; Anagold şirketinde kıdemli iş güvenliği uzmanı olarak çalışan Gizem G.’ye ait.

    Saat 08.53 sıralarında, kendisi de toprak altında kalan yığın süpervizörü Kenan Ö.’nün çatlakları haber vermesiyle durumu öğrendiğini söyleyen G., şunları anlattı:

    “Çevre mühendisi Recep Ç. ile birlikte alana gittik. O ara Kenan Ö. beni telefonla arayarak nerede olduğumuzu sordu. ‘Biz de alana doğru geliyoruz’ dedim. O esnada alana yakın noktada Ramazan Ç. ve Kenan Ö. ile araba ile karşılaştık. Kenan Ö. arabadan inip yanıma gelerek bana alan ile ilgili resimleri WhatsApp üzerinden gönderdi. Daha sonra araçla yanımızda ayrıldılar. Biz de kendi aracımızı park edip yolda oluşan çatlakları kontrol edip resimlerini çektik. Resimleri, Recep Ç. ve Burak A.ya ilettim. O sırada büyük çatlakların olduğu alanın girişini iş makinalarının kapattığını gördük. Biz de tam geri döneceğimiz esnada Kaan Murat A. beni, 09.18’de aradı ve bana proje departmanın çalıştığı alanda Murat B. ile birlikte olduklarını, bizim de oraya gelebileceğimizi, oradan alanın daha net göründüğünü söyledi. Bahsedilen yere gittik. Orada Kaan Murat A. ve Murat B. ile alandaki çatlakların nerden başlayıp nerden bittiğini, ne zaman fark edildiğini, radar raporunda herhangi bir bilgi olup olmadığını, onlara bu haberin iletilip iletilmediğini sorguladık.”

    Murat B.’nin bu çatlakların, gece vardiyasında kimse olmadığı için gündüz vardiyasının ilk kontrollerinde fark edildiğini söylediğini aktaran G., B.’nin bir gün önceki radar raporunda herhangi bir uygunsuzluğun gözükmediğini bildirdiğini belirtti. G., “Bunun üzerine biz de çatlaklardan dolayı projeye bağla çalışanların alandan çıkarılması gerektiğini, net bilgi gelene kadar çalışmaların durdurulması gerektiğini konuştuk. Bu esnada Kaan Murat A., proje mühendisi İshak A. ile alanı boşaltması için görüştü. Akabinde alanda çalışan personeller çalışmayı bırakıp toparlanmaya başladı. Murat B.’ye yolda gördüğümüz çatlaklardan bahsettik ve alanın daha geriden kapatılması gerektiğini söyledik. Kendisi de bana alana erişimin iki taraflı kapatılacağını söyledi” dedi.

    KESİLMEYEN SOLÜSYON

    Murat B.’nin kendisine bu sırada alana solüsyon verilmediğini, vanayı kapattıklarını söylediğini anlatan G., “Ben de kendisine, alana giden solüsyon hatlarının daha aşağıdan kapatılmasının daha uygun olabileceğini, herhangi bir kayma olursa, boru hatlarında solüsyon kaçağının sızabileceğini söyledim” dedi.

    Saat 10.00’da müdürler toplantısından sonra Jain Ronald G., Can Serdar H. ve Murat B. öncülüğünde yeniden alana gittiklerini kaydeden Gizem G., şu çarpıcı ifadeyi verdi:

    “Olay yerine vardığımızda araçları park edip yürüdüğümüz esnada, borulama süpervizörü Soysal D.’nin geçişleri önlemek için orada beklediğini gördük. Hatta iş makinaları çatlakların olduğu alana ait yolu kapatmıştı. Yaya olarak çatlakların olduğu alana yürüdüğümüz esnada Burak A.’ya alana girmemizin güvenli olup olmadığını sordum. Kendisi de Murat B.’ye soracağını söyledi. B.’ye sorduğunda herhangi bir sorunun olmadığını söyledi. Bu esnada alana solüsyon verilmeye devam edildiğini gördüm ve B.’ye ‘alana solüsyon kesildiğini söylemiştiniz ama hâlâ solüsyon veriliyor’ diye söyledim. O da bana solüsyonu kapatamayacaklarını, kapatırlarsa havuzların taşacağını söyledi. Ben bu esnada, borulama süpervizörü Soysal D.’ye çatlakların normal olup olmadığını sordum. Kendisi de bana bunların normal olmadığını, şimdiye kadar bu tarz çatlakların olmadığını söyledi. Kendisi bana bu alana girmemizin güvenliği olmadığını söyledi. Akabinde hep beraber alandan çıktık.”

    “BUNLAR BU DURUMU YÖNETEMEYECEK”

    Kaan Murat A.’ya sorduğunda ise solüsyonu ancak Genel Müdür Yardımcısı G.’nin onay vermesi halinde kapatacağını söylediğini aktaran G., G.’nin de kapatması gerektiğini kendisine söylediğini savundu.

    Murat B.’nin öğle yemeğinden sonraki bir görüşmede, çatlaklara ilişkin “Maden operasyonlarında benzer hareketlilik olur. Bunlar kayma değil, oturmadır” dediğini öne süren G., Burak A.’nın da kendisine “Bir maden mühendisinden daha iyi bilecek değiliz onların hep yaşadığı durumlarmış, o yüzden panik yapmamıza gerek yok” dediğini aktardı. Bu süreçte çelişkili bilgiler gelmesi üzerine Burak A.’nın kendisine “Bunlar bu durumu yönetemeyecek, ben Abdulkadir C. ile görüşüp liderliğinde olayın netleşmesi için konuşacağım” dediğini aktaran G., bunun üzerine 15.15’te bir toplantı yapılmasının kararlaştırıldığını ancak 14.28’de olayın yaşandığını kaydetti.

    OLAY GÜNÜ PATLATMA İŞLEMİ YAPILDI İDDİASI

    Tutuklanan şüphelilerden oksit bölümü başmühendisi Murat B., Çiftay firmasının kamyonla malzeme taşınması, delme ve patlatma işlerini yaptığını belirterek, olay günü de saat 12.00 gibi patlatma yapıldığını kaydetti. B., “Bu alanın yıkılmasına sebep olarak ilk aklıma gelen sebep dizaynında bir sorun olmuş olabilir. Ben projelendirmede sıkıntı olduğunu düşünüyorum. Ayrıca patlatmanın da bu olayı tetiklemiş olabileceğini düşünüyorum. Çünkü liç alanının genişletilmesi için de arka tarafında patlatmalar yapılıyordu. Bunun da olaya sebep olabileceğini düşünüyorum” iddiasında bulundu.

    Olayda ihmali bulunmakla suçlanan alan sorumlusu Murat B.’nin toprak kaymasından sonra fenalaşarak revire kaldırıldığı öğrenildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Facianın yaşandığı madenin Türkiye müdürü yakalandı

    Facianın yaşandığı madenin Türkiye müdürü yakalandı



    Erzincan İliç’teki maden ocağında yaşanan faciaya ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma sürüyor.

    Bu kapsamda altın madeni ocağını işleten şirketin “Türkiye Ülke Müdürü” C.D. yakalandı.

    Toprak kaymasına ilişkin soruşturmada, aralarında maden ocağını işleten firmanın Kanadalı yöneticisinin de bulunduğu 6 zanlı tutuklanmış, 2 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Şahan Gökbakar’dan İliç açıklaması: Yürekten onların yanındayım

    Şahan Gökbakar’dan İliç açıklaması: Yürekten onların yanındayım



    Oyuncu ve komedyen Şahan Gökbakar, yazdığı ve başrolü oynadığı “Erdal ile Ece” isimli yeni filmini anlattı.

    Gökbakar, “Kendi aralarında birbirlerini çok seven ama ara ara didişen, tatlı bir çiftin komik herkesin izlediği zaman ‘A biz de böyleyiz, a sen de aynı böylesin. Aynı bizim gibi’ diyeceği bir hikaye” dedi.

    Şahan Gökbakar, “Erdal ile Ece evli bir çiftin başından geçen komik üç tane ayrı hikayeyi izleyeceğimiz bir film. Diyet, kıskançlık ve östrojen adlı üç ayrı bölümü var. Kendi aralarında birbirlerini çok seven ama ara ara didişen, tatlı bir çiftin komik herkesin izlediği zaman a biz de böyleyiz, a sen de aynı böylesin. aynı bizim gibi diyeceği bir hikaye. Bir karakterlerden oluşan bir film. Benim açımdan böyle” ifadelerini kullandı.

    ‘TELEVİZYONDA DİZİ YAPMAK İSTEMİYORUM’

    Filmin senaryosunu yazarken kendi evliliğinden de esinlendiğini belirten Gökbakar, “Bu kaçırılmayacak bir şey. İnsan yaşadığı şeyleri mutlaka bir yerde kaydediyor ve hani bir şey yazarken ortaya çıkıyor. Zaman zaman çok da böyle spesifik olarak kendi eşimle yaşadığım şeylerde bazen diyorum ‘Bak bunu koyacağım filme’ diye, eşim ‘Aa sakın’ diyor. ‘Bak koyacağım, koyacağım’ diyorum. Öyle yazdığım şeyler oluyor. Esinleniyor insan. Bu filmde de birkaç sahnede var. Tam olarak şimdi hangisi desen belki çıkartamam ama üzerine böyle geçerken buydu buydu derim” diye konuştu.

    Televizyona dizi yapmak istemediğini belirten Gökbahar, “Televizyonda dizi yapmak istemiyorum. Talk Show, yok ,yok. Ben arada böyle bir film yapıp böyle bakıp çıkıyorum ortama. Öyle benim durumum” dedi.

    ‘KEŞKE ÜLKEMİZİN DOĞAL GÜZELLİKLERİNİ HUKUKLA YASALARLA KORUYUCU OLABİLSEK’

    Muğla’da cennet koyunda yaşanan gelişmeler hakkında konuşan Gökbakar, “Sadece Muğla’da Cennet Koyu’nda değil. Yani takip ediyorum. Çok da fazla bu konuyla ilgili birçok yerde olduğuyla ilgili çok da fazla şey görüyorum sosyal medyada. Üzücü tabii. Yani keşke bizim ülkemizde aslında ülkemizin en büyük özelliklerinden biri olan bu doğal güzellikler, tabiat bu coğrafyanın en alametifarikası o. Keşke ona birazcık daha özen gösterebilsek, keşke birazcık daha hani hukukla yasaları koruyucu olabilsek ama maalesef işte her zamanki gibi para hırsı, rant, çeşitli değişik amaçlar sonucu buraya getiriyor. Ama bütün bu konuda mücadele eden, haklarını koruyan , memleketlerini korumak isteyen, yaşadıkları yeri, vatanlarını korumak isteyen insanların da yanındayım canı gönülden ve yürekten her zaman desteklerim” ifadelerini kullandı.

    ‘HER SEFERİNDE AYNI ŞEYLERİ KONUŞUYORUZ’

    Recep İvedik filminde doğa katliamlarıyla ilgili çalışma yaptığı hatırlatılan Gökbakar, İliç’te gerçekleşen maden faciasına ilişkin ise şöyle konuştu:

    “Erzincan’da yaşanan olay çok üzücü bir olay. Bir kere orada kaybedilen yaşamların hepsine bir kere Allah’tan rahmet diliyorum. Yakınlarına da baş sağlığı diliyoruz. Çok üzücü bir olay. Bu tür işler hani bizim yaptığımız işler daha mizah ağırlık. İşler belirli bir yerinden, ucundan, köşesinden tabii ki böyle konulara da değinmek de fayda var çünkü bizim seyircimiz çok büyük kitlelere ulaşabiliyor, bizim filmlerimiz. O anlamda hani Recep İvedik 7‘de biraz aslında yapmaya çalıştık onu. Bu doğa katliamlarıyla ilgili bir mücadeleyi film ettik. Dediğim gibi bu bu işlerde her zaman destekçi konumundayım ve yürekten onların yanındayım. Yaşanan bu kötü olayda da kazada da herkese iyi geçmiş olsun İnşallah daha yaşanmaz böyle bir şey. Gereken önlemler alınır. İnşallah. Ama her seferinde de aynı şeyleri konuşuyoruz o da biraz üzücü tabii.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***