Etiket: Macaristan

  • Fransa’nın AB dönem başkanlığı öncesi Macron’dan Orban’a ziyaret: Taraflar temkinli ve ılımlı

    Fransa’nın AB dönem başkanlığı öncesi Macron’dan Orban’a ziyaret: Taraflar temkinli ve ılımlı


    Avrupa Konseyi Dönem Başkanlığı’nı alacak olan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa Birliği’nin en sorunlu üyesi Macaristan’a gitti.

    Cumhurbaşkanı Macron ziyaretle ilgili yaptığı açıklamada, “Fransa’nın ülkelerin siyasi farklılıklarına rağmen Macaristan ile Avrupa için birlikte çalışmaya istekli olduğunu ve Paris’in AB başkanlığını devralmaya hazırlanırken uzlaştırıcı bir rol üstleneceğini” söyledi.

    Macaristan Başbakanı Viktor Orban da Budapeşte’deki görüşme öncesi Macron’a zeytin dalı uzattı. Orban, “Macaristan’ın Fransız lidere saygı duyduğunu ve Macron’un AB’yi savunma, nükleer enerji ve tarımda kendi kendine yeterli hale getirmek için yaptığı hamleleri desteklediğini” söyledi.

    Paris ve Budapeşte, LGBT hakları, hukukun üstünlüğü ve demokratik standartlar gibi konularda anlaşmazlık yaşasa da Macron, Macaristan’ın ve tüm AB devletlerinin, AB sınırlarının daha iyi korunması ve kontrolü de dahil olmak üzere, Ocak ayından itibaren Fransa’nın belirlediği öncelikleri desteklemesini istiyor.

    Taraflardan temkinli ve ılımlı mesajlar

    Macron, Budapeşte’ye geldikten sonra, “Siyasi anlaşmazlıklarımız herkesin malumu, ancak Avrupa için birlikte çalışmaya ve birbirine destek olan ortaklar olmayı arzu ediyoruz” dedi.

    Macron, geçtiğimiz hafta “Orban’ı hem siyasi bir rakip hem de Avrupalı ​​bir ortak olarak gördüğünü” söylemişti.

    Orban ise Fransız liderle görüşmeden önce yaptığı açıklamada şunları söyledi:

    “Ülkemizin Cumhurbaşkanı Macron ile ilişkisi saygı çerçevesinde bir ilişkidir. Fransa ansiklopedistlerin yurdudur, tanımlar söz konusu olduğunda onlar en iyisidir, bu yüzden biz de yapılmış olan tanımları kabul ediyoruz: Biz siyasi muhalifleriz ve aynı zamanda Avrupalı ​​ortaklarız.”

    Her iki lider de pozisyonunu farklı yöntemlerle belirtti

    Liderlerin kamuoyuna yönelik açıklamalarındaki bu uzlaşıcı tona rağmen Macron, Budapeşte gezisine Orbán’a muhalif olan ancak 2019’da yaşamını yitiren Macar filozof Agnes Heller’in mezarına çelenk bırakarak başladı. Bu da Macaristan ve Fransız medyasında Orban’a net bir mesaj olarak değerlendirildi.

    Bununla da yetinmeyen Macron, pazartesi günü de gelecek yıl yapılacak seçimde Orban’a meydan okumaya hazırlanan muhalefet ittifakının liderleriyle bir araya geldi.

    Orban da geçtiğimiz iki ay içerisinde Fransa’nın aşırı sağcı liderleri Marine Le Pen ve Eric Zemmour’u kabul etmişti.

    Görüşmelerde her iki figür de Orban’ın göçe karşı muhalefetini övmüş ve Zemmour, “ülkesinin kimliğini, egemenliğini ve sınırlarını savunmasını takdire şayan” bulduğunu belirtmişti.

    Fransa 1 ocak 2022 tarihinde AB’nin dönem başkanlığını Slovenya’dan alacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’nin çağrılmadığı ‘Demokrasi Zirvesi’ bugün başlıyor

    Türkiye’nin çağrılmadığı ‘Demokrasi Zirvesi’ bugün başlıyor


    ABD Başkanı Joe Biden’ın başkanlık seçimleri öncesi söz verdiği ‘Demokrasi Zirvesi’ bugün başlıyor. Beyaz Saray yönetimi, iki günlük zirveye NATO müttefikleri Türkiye ve Macaristan’ı davet etmemişti.

    Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Biden, seçim öncesi verdiği önemli vaatlerden biri olan ‘demokrasi önderliğini tekrar ele alıp dünyada otoriterlikle mücadele etme’ sözünün ilk adımını Demokrasi Zirvesi düzenleyerek atıyor.

    Zirve kapsamında bugün 100 ülkenin Covid-19 önlemleri nedeniyle sanal ortamda buluşması bekleniyor.

    Zirveyle ilgili konuşan ABD Dışişleri, Güvenlik, Demokrasi ve İnsan Haklarından Sorumlu Müsteşarı Uzra Zeya, dünyanın dört bir yanında demokrasilerin ‘yeni tehditlerden kaynaklanan zorluklarla karşı karşıya’ olduğunu söyledi.

    Davet listesi tartışma yaratmıştı

    Çin ve Rusya, söz konusu zirveden dışlanmalarını kınamıştı.

    Rusya’nın ABD Büyükelçisi Anatoly Antonov ile Çin Büyükelçisi Qin Gang, kasım ayı sonunda yaptıkları bir yazılı açıklamada, ABD’nin hangi ülkenin demokratik olup olmadığını belirlemesinin “Soğuk Savaş zihniyetinin” bir parçası olduğunu yazdı.

    Tek bir demokrasi modeli fikrini reddeden iki diplomat, ‘Çin gerçeklerini’ ve Rus ‘geleneklerini’ hatırlattı.

    Öte yandan Tayvan’ın davet edilmesi, Çin’in tepkisini çekmişti.

    Geçmişte ‘insan hakları umurumda değil’ diyen Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte ve otoriterlikle suçlanan Hindistan lideri Narendra Modi zirveye davet edilirken, Türkiye ve Mısır gibi ülkeler davetli listesinde yer almadı.

    Hak savunucuları da zirvenin davetli liderlerin somut adımlar atmasına yeterli olup olmayacağını merak ediyor.

    Reuters’e konuşan Freedom House Başkan Yardımcısı Annie Boyajian “Eğer zirve sıradan bir toplantıdan farklı olacaksa, ABD de dahil olmak üzere her bir katılımcının demokrasi ve insan hakları ile ilgili anlamlı sözler vererek bunlar hayata geçirmesi gerekiyor,” demişti.

    Beyaz Saray yetkilileri, “9-10 Aralık’taki toplantının demokrasi üzerine uzun soluklu bir diyaloğun başlangıcı olduğunu ve ülkelerin bir sonraki yıl yapılacak toplantıya kadar söz verdikleri reformları yerine getirmeleri gerekecek” dedi.

    Bu zirveyle Biden, Çin ve Rusya’nın önderliğinde güçlenen otoriter akıma karşı küresel liderliği tekrar ele alma sözünü test etmiş olacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB’nin Macaristan ve Polonya’ya yapacağı yardımların kesilmesinin önü açıldı

    AB’nin Macaristan ve Polonya’ya yapacağı yardımların kesilmesinin önü açıldı


    Avrupa Adalet Divanı Savcısı bugün yayınladığı yazılı mütalaasında, Avrupa Birliği’nin (AB) Polonya ve Macaristan’a yapılacak mali yardımların hukuk devleti ilkesinin ihlali ve yolsuzluk suçlamaları yüzünden askıya alınması yolunda görüş belirtti.

    Savcılık, Polonya ve Macaristan’ın kendilerine yapılacak AB mali yardımların kesilmesini isteyen AB Komisyonu’nun önerisinin reddedilmesi yolundaki başvurunun kabul edilmemesini istedi.

    Polonya ve Macaristan’ın üst düzey yöneticileri, savcılığın verdiği bu mütalaayı eleştiren sert açıklamalar yaptı.

    Varşova ve Budapeşte’nin gerekçelerine karşı çıkan savcılık makamı, yardımların kesilmesini öngören yeni AB yasal düzenlemesinin, birliğin anlaşmalarında ortaya konduğu gibi AB ve Brüksel’deki merkezi kurumlarının yetkilerini aşmadığı görüşünü dile getirdi.

    Bağlayıcı olmamakla birlikte genelde Avrupa Adalet Divanı, savcılığın görüşlerini karar verirken önemli ölçüde dikkate alıyor.

    7 yıl içinde yapılacak 10 milyarlarca euro tutarındaki mali yardım kesilebilir

    Avrupa Adalet Divanı’nın, savcının verdiği görüş doğrultusunda karar vermesi halinde bu iki ülkeye gelecek 7 yıl içinde yapılacak 10 milyarlarca euro tutarındaki mali yardım kesilecek.

    AB Komisyonu da daha önce fonların kesilmesi yolunda görüş belirtmişti. AB fonlarının kesilmesine imkan sağlayacak yasaya itiraz eden iki ülke, yaptığı itirazla davayı AB’deki anlaşmazlıklarda son sözü söyleyen Avrupa Adalet Divanı’na taşımıştı.

    Savcının bugün verdiği ve bağlayıcı olmayan mütalaasından sonra başvuruyla ilgili Avrupa Adalet Divanı’nın nihai kararı gelecek yılın ilk üç ayı içinde verilecek.

    AB Komisyonu geçen ay inceleme başlattı

    AB Komisyonu geçen ay yolsuzluk ve hukuk devleti ilkesinin ihlal edildiği gerekçesiyle Polonya ve Macaristan’a yapılan mali desteğin kesilmesinin önünü açacak incelemeyi resmen başlattı.

    AB Komisyonu, bu incelemenin ilk adımı olarak Polonya ve Macaristan’a birer mektup göndererek, haklarında yöneltilen suçlamalara yönelik ayrıntılı açıklama istedi. Varşova ve Budapeşte’nin iki ay içinde gönderilen mektuplara yanıt vermesi gerekiyor.

    Gecen yıl aralık ayında kabul edilen ve bu yıl başında yürürlüğe giden AB yasal düzenlemesine rağmen birliğin icraatından sorumlu AB Komisyonu’nun Polonya ve Macaristan için harekete geçmemesi yoğun eleştirilere yol açıyordu.

    AB’nin adeta danışma organı olarak görev yapan ve yasal değişikliklerde söz söyleme hakkı bulunan Avrupa Parlamentosu, harekete geçme konusunda geç kaldığı gerekçesiyle AB Komisyonu’na iki ay önce dava açmıştı.

    AB ile Polonya ve Macaristan arasında ne tür sorunlar yaşanıyor?

    AB, Polonya ve Macaristan’a yönelik bağımsız yargı, basın özgürlüğü konularında uzun zamandır eleştiriler yöneltiyor ve iki ülke de bu konuda başlatılan soruşturmalara hedef oluyor.

    Polonya ile AB arasında son yıllarda mülteci kabulü, kürtaj, LGBT hakları ve İstanbul Sözleşmesi gibi birçok alanda görüş ayrılıkları yaşandı Polonya, Avrupa mahkemelerinin yasa dışı hükmettiği tartışmalı yargı reformları konusunda geri adım atmıyor.

    Macaristan hükümeti ise bağımsız kurumları sistematik olarak baltalamakla ve iktidardaki Fidesz partisine yakın isimlerin AB fonlarının kötüye kullanılması da dahil olmak üzere yaygın yolsuzluğa bulaşmalarına göz yummakla suçlanıyor.

    Bu iki ülkeyi AB fonlarından mahrum bırakmak adına güç kullanmaktan vazgeçtiği için Komisyon, Budapeşte ve Varşova’daki muhalif vekiller ve insan hakları aktivistleri tarafından ciddi eleştirilere maruz kalmıştı.

    AB’de Hukukun Üstünlüğü Mekanizması ne anlama geliyor?

    Bu yılın başında yürürlüğe giren yeni ‘Hukukun Üstünlüğü Mekanizması’, belirli hukuk kuralları ihlallerinin AB’nin mali çıkarlarını etkilediği durumlarda, örneğin ulusal mahkemelerin bağımsız olarak değerlendirilmediği durumlarda, AB’nin üye ülkelere sağladığı fonları kesmesine izin veriyor.

    Ancak Varşova ve Budapeşte, AB Adalet Divanı’na giderek, bu mekanizmanın yasallığına itiraz etti. Geçen yılın sonlarında varılan siyasi bir uzlaşmaya göre, AB liderleri Komisyon’dan, dava devam ettiği sürece bu mekanizmayı tetiklemekten kaçınmasını istedi.

    AB Komisyonu’nun elinde başka yaptırım araçları var mı?

    Hukukun Üstünlüğü Mekanizması, Brüksel’in Varşova ve Budapeşte üzerinde mali baskı oluşturmak için elinde bulundurduğu birkaç araçtan sadece biri. Komisyon Polonya ve Macaristan için milyarlarca dolarlık salgın kurtarma fonunu da henüz onaylamış değil.

    Komisyon bu salgın fonlarına erişim için bir ön koşul olarak ülkenin yargı sistemine bağlı bir dizi değişiklik talep etti. Bunun yanı sıra AB Adalet Divanı, AB Komisyonu’nun Polonya’yı mahkemeye vermesinin ardından Polonya hükümetine talepleri yerine getirmediği her gün başına 1 milyon euroluk rekor bir para cezası kesmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB Komisyonu incelemeyi başlattı: Brüksel, Polonya ve Macaristan’a yapılan mali yardımı kesecek mi?

    AB Komisyonu incelemeyi başlattı: Brüksel, Polonya ve Macaristan’a yapılan mali yardımı kesecek mi?


    Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, yolsuzluk ve hukuk devleti ilkesinin ihlal edildiği gerekçesiyle Polonya ve Macaristan’a yapılan mali desteğin kesilmesinin önünü açacak incelemeyi resmen başlattı.

    AB Komisyonu, bu incelemenin ilk adımı olarak Polonya ve Macaristan’a birer mektup göndererek, haklarında yöneltilen suçlamalara yönelik ayrıntılı açıklama istedi. Varşova ve Budapeşte’nin iki ay içinde gönderilen mektuplara yanıt vermesi gerekiyor.

    Gecen yıl aralık ayında kabul edilen ve bu yıl başında yürürlüğe giden AB yasal düzenlemesine rağmen birliğin icraatından sorumlu AB Komisyonu’nun Polonya ve Macaristan için harekete geçmemesi yoğun eleştirilere yol açıyordu.

    AB’nin adeta danışma organı olarak görev yapan ve yasal değişliklerde söz söyleme hakkı bulunan Avrupa Parlamentosu, harekete geçme konusunda geç kaldığı gerekçesiyle AB Komisyonu’na geçen ay dava açmıştı.

    AB içindeki diğer yasal mevzuatlar gereği Komisyon, Polonya ve Macaristan’a verilmesi öngörülen bazı fonları hukuk devleti ilkesini ihlali ve yolsuzluk suçlamaları üzerine askıya almıştı.

    Bu iki başkente gönderilen resmi mektup, iki ülkeye de gelecek 7 yıl içinde yapılacak 10 milyarlarca euro tutarındaki mali yardımın da sonlanmasının önünü açacak adım olarak görülüyor.

    AB Komisyonu, fonların kesilmesi yolunda görüş belirtirse, Avrupa Adalet Divanı bu konuda son sözü söyleyecek.

    AB fonlarının kesilmesine imkan sağlayacak yasaya itiraz eden iki ülkenin yaptığı itirazla ilgili olarak Adalet Divanı Savcısı, gelecek ay bağlayıcı olmayan bir mütalaa sunacak. Başvuruyla ilgili Avrupa Adalet Divanı’nın nihai kararı ise gelecek yılın ilk üç ayı içinde verilecek.

    AB ile Polonya ve Macaristan arasında ne tür sorunlar yaşanıyor?

    AB, Polonya ve Macaristan’a yönelik bağımsız yargı, basın özgürlüğü konularında uzun zamandır eleştiriler yöneltiyor ve iki ülke de bu konuda başlatılan soruşturmalara hedef oluyor.

    Polonya ile AB arasında son yıllarda mülteci kabulü, kürtaj, LGBT hakları ve İstanbul Sözleşmesi gibi birçok alanda görüş ayrılıkları yaşandı Polonya, Avrupa mahkemelerinin yasa dışı hükmettiği tartışmalı yargı reformları konusunda geri adım atmıyor.

    Macaristan hükümeti ise bağımsız kurumları sistematik olarak baltalamakla ve iktidardaki Fidesz partisine yakın isimlerin AB fonlarının kötüye kullanılması da dahil olmak üzere yaygın yolsuzluğa bulaşmalarına göz yummakla suçlanıyor.

    Bu iki ülkeyi AB fonlarından mahrum bırakmak adına güç kullanmaktan vazgeçtiği için Komisyon, Budapeşte ve Varşova’daki muhalif vekiller ve insan hakları aktivistleri tarafından ciddi eleştirilere maruz kalmıştı.

    AB’de Hukukun Üstünlüğü Mekanizması ne anlama geliyor?

    Bu yılın başında yürürlüğe giren yeni ‘Hukukun Üstünlüğü Mekanizması’, belirli hukuk kuralları ihlallerinin AB’nin mali çıkarlarını etkilediği durumlarda, örneğin ulusal mahkemelerin bağımsız olarak değerlendirilmediği durumlarda, AB’nin üye ülkelere sağladığı fonları kesmesine izin veriyor.

    Ancak Varşova ve Budapeşte, AB Adalet Divanı’na giderek, bu mekanizmanın yasallığına itiraz etti. Geçen yılın sonlarında varılan siyasi bir uzlaşmaya göre, AB liderleri Komisyon’dan, dava devam ettiği sürece bu mekanizmayı tetiklemekten kaçınmasını istedi.

    Geçen ay Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “karar öncesi hiçbir önlem alınmayacağını” belirtti ancak bu süre zarfında “mektup gönderebilir, bilgi isteyebilir veya sorulması gereken soruları sorabiliriz” demişti.

    AB Komisyonu’nun elinde başka yaptırım araçları var mı?

    Hukukun Üstünlüğü Mekanizması, Brüksel’in Varşova ve Budapeşte üzerinde mali baskı oluşturmak için elinde bulundurduğu birkaç araçtan sadece biri. Komisyon Polonya ve Macaristan için milyarlarca dolarlık salgın kurtarma fonunu da henüz onaylamış değil.

    Komisyon bu salgın fonlarına erişim için bir ön koşul olarak ülkenin yargı sistemine bağlı bir dizi değişiklik talep etti. Bunun yanı sıra AB Adalet Divanı, AB Komisyonu’nun Polonya’yı mahkemeye vermesinin ardından Polonya hükümetine talepleri yerine getirmediği her gün başına 1 milyon euroluk rekor bir para cezası kesmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Brüksel’den, Polonya ve Macaristan’ın fonlarını kesmeden önce mektuplu adım

    Brüksel’den, Polonya ve Macaristan’ın fonlarını kesmeden önce mektuplu adım


    Avrupa Komisyonu, hukukun üstünlüğü kriterine uymamakla suçlanan üye ülkelere karşı harekete geçti. Bu amaçla daha önce hiç kullanılmamış olan fon kesme mekanizmasını tetikleyecek gayri resmi bir adım olarak Polonya ve Macaristan’a mektup gönderme kararı alındı.

    Mektuplarda, Komisyonun Polonya’da yargı bağımsızlığı ve AB hukukuna saygının yanı sıra Macaristan’da kamu alımları, çıkar çatışması riski ve yolsuzlukla ilgili sorular sorması öngörülüyor. Ülkelerin mektuplara yanıt vermek için iki ayı süresi olacak.

    Brüksel’in bu son hamlesi, iki ülke hükümetlerinin ‘demokratik normlar’ konusunda yıllardır süren geriye gidişlerini frenlemeye yönelik bir çaba.

    Polonya, Avrupa mahkemelerinin yasa dışı hükmettiği tartışmalı yargı reformları konusunda geri adım atmıyor.

    Macaristan hükümeti ise, bağımsız kurumları sistematik olarak baltalamakla ve iktidardaki Fidesz partisine yakın isimlerin AB fonlarının kötüye kullanılması da dahil olmak üzere yaygın yolsuzluğa bulaşmalarına göz yummakla suçlanıyor.

    Macar Başbakan Victor Orban bu suçlamaların tümünü reddediyor.

    Bu iki ülkeyi AB fonlarından mahrum bırakmak adına güç kullanmaktan vazgeçtiği için Komisyon, Budapeşte ve Varşova’daki muhalif vekiller ve insan hakları aktivistleri tarafından ciddi eleştirilere maruz kalmıştı. Son olarak Avrupa Parlamentosu, gerekli adımları atmadığı için Komisyon’a dava dahi açtı.

    Hukukun Üstünlüğü Mekanizması

    Bu yılın başında yürürlüğe giren yeni ‘Hukukun Üstünlüğü Mekanizması’, belirli hukuk kuralları ihlallerinin AB’nin mali çıkarlarını etkilediği durumlarda -örneğin ulusal mahkemelerin bağımsız olarak değerlendirilmediği durumlarda- AB’nin üye ülkelere sağladığı fonları kesmesine izin veriyor.

    Ancak Varşova ve Budapeşte, AB Adalet Divanı’ndaki mekanizmanın yasallığına itiraz etti ve geçen yılın sonlarında varılan siyasi bir uzlaşmaya göre, AB liderleri Komisyon’dan, dava devam ettiği sürece bu mekanizmayı tetiklemekten kaçınmasını istedi.

    Geçen ay Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “karar öncesi hiçbir önlem alınmayacağını” belirtti ancak bu süre zarfında “mektup gönderebilir, bilgi isteyebilir veya sorulması gereken soruları sorabiliriz” demişti.

    Ancak Komisyonun mekanizmayı resmi olarak ne zaman başlatıp başlatmayacağı ve AB Konseyi’nden fonları fiilen kesmek için yeterli desteği alıp alamayacağı belirsizliğini koruyor.

    Komisyon’un başka kartları da var

    Hukukun Üstünlüğü Mekanizması, Brüksel’in Varşova ve Budapeşte üzerinde mali baskı oluşturmak için elinde bulundurduğu birkaç araçtan sadece biri. Komisyon Polonya ve Macaristan için milyarlarca dolarlık pandemi kurtarma fonunu da henüz onaylamış değil.

    Komisyon bu pandemi fonlarına erişim için bir ön koşul olarak ülkenin yargı sistemine bağlı bir dizi değişiklik talep etti. Bunun yanı sıra AB adalet Divanı, Komisyonun Polonya’yı mahkemeye vermesinin ardından Polonya hükümetine talepleri yerine getirmediği her gün başına 1 milyon Euro’luk rekor bir para cezası kesmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Orban: AB’den ayrılmak istemiyoruz, bizden kolay kolay kurtulamazlar

    Orban: AB’den ayrılmak istemiyoruz, bizden kolay kolay kurtulamazlar


    Macaristan Başbakanı Viktor Orban, ülkesinin 2004’te üyesi olduğu Avrupa Birliği’nden ayrılmayacağını bunun yerine Brüksel’in, ‘Macaristan’ın egemenliğini aşındırma girişimlerine’ karşı direneceğini söyledi.

    İktidardaki Fidezs Partisi’nin genel başkanlığına yeniden seçilen aşırı sağcı lider, parti destekçilerine hitabında, SSCB dönemine atıfta bulundu ve komünist dönemle AB sürecini birbirine benzetti.

    “Komünist bürokrasiden sonra bu sefer de Brüksel’den yeni emirler almak istemiyoruz.” diyen Orban, Macaristan’ın Batı liberalizmini reddedeceğini dile getirdi.

    Konuşmasında eşcinsel bireylere ve göçmenlere karşı duruşunu sürdüren Orban, “Sınırlarımızı savunma, göçmenleri durdurma hakkından vazgeçmeyeceğiz. Macaristan’da evliliğin kadın ve erkek arasında, babanın erkek ve annenin de kadın olduğu konusunda ısrar ediyoruz. Çocuklarımızı da rahat bırakın.” ifadelerini kullandı.

    Avrupa Birliği’nde reform yapılması gerektiğini savunan Orban, Macaristan’ın amacının 2004’te katıldığı bloktan ayrılmak değil, değişimi sağlamak olduğunu söyledi.

    Orban sözlerini şöyle sürdürdü:

    “AB’den ayrılmayı kesinlikle istemiyoruz, bizden bu kadar kolay kurtulamazlar. Egemenliğimizi korumak istiyoruz. Entegrasyon yerine kendimizi Avrupa Birleşik Devletleri’nde bulmak istemiyoruz.”

    Nisan 2022’de 6 partiye karşı yarışacak

    Macaristan’da Nisan 2022’de genel seçimlere gidilecek.

    Bu seçimlerde Orban, Sosyalistler, liberaller ve merkez sağ Jobbik de dahil olmak üzere muhalefetin oluşturduğu Birleşik Cephe ile mücadele edecek.

    Geçtiğimiz haftalarda 6 partili ittifaka, 49 yaşındaki Katolik muhafazakar, yedi çocuk babası ve küçük bir kasabanın belediye başkanı olan Peter Marki-Zay’i Birleşik Cephe’nin lideri olarak seçmişti.

    Genel seçimlere aylar kala kampanyasına hız veren Orban, aileler için 2 milyar dolarlık gelir vergisi indirimi de dahil olmak üzere bir dizi harcama sözü verdi ve göçmen karşıtı söylemlerini artırdı.

    Müslümanların Avrupa’ya göçüne karşı

    Orban, kendisini Avrupa’ya Müslüman göçüne karşı Macaristan’ın kültürel kimliğinin savunucusu ama aynı zamanda Batı liberalizmine karşı da Hristiyan değerlerinin koruyucusu olarak tanımlıyor.

    Aşırı sağcı, popülist söylemleriyle ön plana çıkan ve sık sık Brüksel’le ters düşen giren 58 yaşındaki Orban, 2010 yılından bu yana iktidarda bulunuyor.

    Sağ söylemler kendisine her ne kadar Fidezs kitlesinden destek getirse de da insan hakları örgütleri ve LGBT hakları savunucusu grupların eleştirilerinin hedefinde yer alıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çek ve Macar başbakanların basın toplantısında gazetecilere ‘kara liste’ uygulaması

    Çek ve Macar başbakanların basın toplantısında gazetecilere ‘kara liste’ uygulaması


    Çekya Başbakanı Andrej Babis ve Macar mevkidaşı Viktor Orban’ı eleştiren Çek ve yabancı gazeteciler, iki liderin Çarşamba günü Çekya’da düzenlediği ortak basın toplantısına alınmadı.

    Die Zeit, Le Monde ve ARD ile Seznam Zpravy ve Investigace.cz için yazan Çek gazeteciler etkinlikten men edilirken, uluslararası medya kuruluşları yaşanan durumu kınadı.

    Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Yardımcısı Scott Griffen, “Endişe verici bir şekilde, bu, hem Orban hem de Babis ve Visegrad bölgesi hükümetleri tarafından eleştirel basını devre dışı bırakarak politikacıları ve kamu görevlilerini zorlu sorulardan korumak için artık çok sık kullanıldığını gördüğümüz bir taktik.” dedi.

    Çek hükümeti sözcüsü ise bahsi geçen basın mensuplarının kapasite yetersizliği nedeniyle konferansa katılmalarına izin verilmediğini iddia etti. Konferansa katılan muhabirler basın toplantısı salonunda yeterli alan olduğunu söylediler. IPI, yasaklı gazetecilerin akreditasyon için çok önceden başvurduğunu da vurguladı.

    Griffen, “Macaristan’daki bağımsız ve eleştirel gazetecilerin yıllardır açıklama yapılmadan kamuya açık bilgilere erişimleri ve resmi etkinlikler için akreditasyonları rutin olarak reddediliyor. Şimdi benzer olaylar son zamanlarda Çekya’da yükselişte” diyerek gelişmelere dikkat çekiyor.

    IPI’nin müdür yardımcısı ayrıca, “Hem başbakanları hem de hükümetlerini, habercilere adil ve eşit erişim sağlamaya, onların çalışmalarına keyfi engellerler çıkarmamaya ve basın özgürlüğüne saygı duymaya çağırıyoruz” dedi.

    Çekya da AB karşıtı söylemleri artırıyor

    Ekim ayında yapılacak parlamento seçimleri öncesinde Çek Başbakan, Orban tarzı AB karşıtı söylemini artırdı.

    Özellikle, Babis’in ANO partisinin üyesi olduğu Renew Europe grubu üyeleri ve AB ülkelerinin liberal devlet başkanları onu açıkça eleştirmekten bir süredir kaçınıyor. Sert uyarıların Babis’i daha da fazla Orban’ın yanına itmesinden endişe ediliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB’nin yargı reformu nedeniyle Polonya için yaptırım isteğine Macaristan’dan kınama

    AB’nin yargı reformu nedeniyle Polonya için yaptırım isteğine Macaristan’dan kınama


    Avrupa Birliği ile Polonya arasında yargı reformu konusunda yaşanan anlaşmazlığın ardından Avrupa Komisyonu’nun para cezası isteğine Macaristan’dan tepki geldi.

    Budapeşte yönetimi Komisyon yetkililerinin aldığı kararı “kibirli” olarak nitelendirdi.

    Avrupa Komisyonu salı günü Avrupa Adalet Divanı’ndan Polonya’daki hakimler için disiplin dairesinin hukukun üstünlüğünü yok sayması nedeniyle Varşova’ya para cezası vermesini istemişti.

    Macaristan Adalet Bakanı Judit Varga Facebook sayfasından yaptığı açıklamada, bu eylemin “kabul edilemez” olduğunu söyleyerek, Macar hükümetinin Polonya’ya desteğini ifade etti. Varga mesajında Komisyon’un “kötü niyetli saldırılarını” kınama kararı aldıklarını kaydetti.

    Varga, Polonya’nın kararını dikkate almamanın, “egemen bir üye devletin yargı ve yasa yapma sürecine eşi görülmemiş bir şekilde karışan” bir Komisyon tarafından “skandal ve kibirli” bir adım olduğunu söyledi.

    Ne olmuştu?

    Varşova üç hafta önce, disiplin dairesinin önümüzdeki aylarda daha geniş yargı reformlarının bir parçası olarak kapatılacağını açıklamıştı.

    Ancak Avrupa Komisyonu, dairenin hakimlere baskı yapması ve yargı kararları üzerinde siyasi kontrol uygulamak için kullanılması nedeniyle AB hukukunu baltaladığını belirterek harekete geçtiğini belirtmişti.

    Avrupa Adalet Divanı, Polonya’da yargıçlar için oluşturulan disiplin uygulamasının AB yasalarında yeri olmadığına dair hükmünü 15 Temmuz’da açıklamıştı.

    AB Komisyonu, bu hükmün ardından 20 Temmuz’da Polonya’ya mektup göndererek bu ülkenin Adalet Divanı kararlarına uymasını istemişti.

    Polonya hükümeti ise 16 Ağustos’ta karşılık vermiş, “yargıçları yargılayan” disiplin mekanizmasının mevcut şeklinin kaldırılması niyetinde olduklarını bildirmişti. AB Komisyonu ise Polonya’nın Divan kararına uymak için gerekli tedbirleri almadığı sonucuna varmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Norveç ile Macaristan arasında hibe anlaşmazlığı: Oslo, Budapeşte’ye yardımı kesti

    Norveç ile Macaristan arasında hibe anlaşmazlığı: Oslo, Budapeşte’ye yardımı kesti


    Norveç, mali yardımların nasıl dağıtılacağına ilişkin anlaşmaya varamadığı Macaristan’a fon ayrılmayacağını duyurdu.

    Avrupa Birliği ülkelerindeki sosyo-ekonomik eşitsizliğin iyileştirilmesi kapsamında, Avrupa Ekonomik Alanı ve Norveç Hibe Programının Macaristan’a 220 milyon euro yardımda bulunması öngörülüyordu.

    Norveç Dışişleri Bakanlığı, konuya ilişkin açıklamasında hibelerle ilgili bağış yapan ülkelerin şartını hatırlattı. 15 alıcı ülkeye koşulan şarta göre sivil toplum için ayrılan hibelerin devletten bağımsız kurumlarca dağıtılması isteniyor.

    Açıklamada, “Macaristan, bu kuralı tanımasına rağmen bu göreve getirilen adayı kabul etmedi. Dolayısıyla bir anlaşmaya varılamadı. Aralık 2020’de imzalanan mutabakat zaptındaki koşullar gereği Macaristan’da hibe programları uygulanmayacaktır” denildi.

    Söz konusu programlar için 9,6 milyon euro ayrılmıştı.

    Macaristan’ın Norveç’e tepkisi gecikmedi

    Budapeşte yönetimi, Oslo’nun kararını eleştirerek, “Norveç bize bu parayı borçlu. Zira Norveç hem AB üyesi olmadan ortak pazardan faydalanıyor, öte yandan bütçeye katkıda bulunmak gibi AB üyesi olmanın getirdiği sorumlulukları üstlenmek zorunda kalmıyor.” yanıtını verdi.

    Açıklamayı yapan Macaristan Devlet Bakanı Gergely Gulyas, “Norveç bize borçlu. Geri ödemenin nasıl olacağı henüz netleşmedi ancak üzerinde çalışıyoruz” dedi.

    AB ile Orban iktidarı arasında gerilim

    Muhafazakar politikaları ve göçmen karşıtlığı ile tanınan Macar Başbakan Viktor Orban ile Brüksel arasında gerilim gündemden düşmüyor.

    Hayata geçirdiği reformlarla yargı bağımsızlığını zayıflatmakla suçlanan Orban’ın son olarak LGBT+ karşıtı olarak bilinen yasayı yürürlüğe sokması AB’de gerginliği had safhaya çıkardı. Ağır tepkiler üzerine geri adım atmak zorunda kalan Orban, eşcinselliğin ‘teşvik edilmesini yasaklamak için’ olduğunu savunduğu yasayı referanduma götürme kararı aldı.

    Budapeşte ve Brüksel arasında sivil toplum kuruluşları ile ilgili de tansiyon yükselmişti. Macar meclisin dış yardımlarla ilgili 2017’de kabul ettiği bir düzenleme Avrupa Adalet Divanına taşınmıştı. Söz konusu yasa, Macaristan’a yapılan dış yardımların yıllık 22 bin euroyla sınırlandırılmasını, her yıl bin 400 eurodan fazla bağış alan STK’ların yabancı bağışçıları devlete bildirmesini kapsıyordu.

    Adalet Divanı ise düzenlemenin, serbest sermaye dolaşımı ile temel hakları ihlal ettiğinden AB yasalarına aykırı olduğuna hükmetmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macaristan’dan içinde eşcinsel aile olan çocuk kitabının yayıncısına ceza

    Macaristan’dan içinde eşcinsel aile olan çocuk kitabının yayıncısına ceza


    Macaristan, ‘haksız ticaret uygulamaları’nı yasaklayan bir yasa uyarınca eşcinsel ‘gökkuşağı aileleri’ hakkında bir çocuk kitabının dağıtımcısına para cezası kesti. Bu gelişme, kitabın Amerikalı yazarı tarafından “bilgi ve yayınlama özgürlüğüne doğrudan saldırı” olarak nitelendirildi.

    Para cezasının uygulanması, eşcinselliği ve cinsiyet değiştirmeyi teşvik ettiği öne sürülen içeriklerin Macar okullarında yayılmasına yasak getiren yeni yasanın perşembe günü yürürlüğe girmesinden hemen önce gerçekleşti.

    Avrupa Birliği, Macar Başbakan Victor Orban hükümetinin hayata geçirdiği bu yasayı olabilecek en sert şekilde eleştiriyor Son olarak Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen yasanın geri çekilmesi için Budapeşte’ye ültimatom verdi ve aksi halde AB yasalarının tam gücüyle kullanılacağını kaydetti.

    “Kitapta ‘farklı’ bir ailenin anlatıldığına dair uyarı olmalıydı”

    Macar hükümet yetkilisi Richard Tarnai, iki annesi olan bir erkek çocuğun hikayesini anlatan kitabın, “farklı” içeriği hakkında yeterli yönlendirme yapılmadan, dükkan raflarında diğer çocuk kitapları arasına yerleştirilmesi nedeniyle yayıncının müşterilerini yanılttığını söyledi ve “Bu kitap diğer masal kitaplarının arasına yerleştirildi ve bu şekilde yasayı ihlal ettiler. Adil olmayan uygulama, bu kitapta normal bir aileden farklı bir ailenin bulunduğunu görememenizdir. Bu uyarı olsaydı, sorun olmazdı.” dedi.

    Tarnai, haksız ticaret uygulamalarını yasaklayan mevzuat uyarınca 250 bin forint (834 dolar) para cezası ödemesi gereken yayıncının adını ise vermedi.

    Kitap, Amerikalı bilimkurgu yazarı Lawrence Schimel’in iki ailenin günlük hayatlarını çocukların bakış açısıyla anlatan “Bir Sabah Erken” kitabının Macarca çevirisi.