Etiket: Kuzey Kutbu

  • İklim krizi: Grönland yönetimi, adada tüm petrol arama faaliyetlerini askıya aldı

    İklim krizi: Grönland yönetimi, adada tüm petrol arama faaliyetlerini askıya aldı


    Dünyanın en büyük adası Grönland, bölgede tüm petrol arama faaliyetlerini askıya aldığını duyurdu. Adanın sol eğilimli hükümeti, iklim krizini ciddiye aldıklarını belirterek kararı “doğal bir adım” olarak nitelendirdi.

    “Küresel iklim kriziyle mücadelede ortak sorumluluk almak istediğini” belirten hükümet, yaptığı açıklamada, “Gelecek petrolde yatmıyor. Gelecek yenilenebilir enerjiye ait ve bu açıdan kazanacak daha çok şeyimiz var” ifadelerine yer verdi.

    “Bağımsızlık işareti”

    Küresel ısınma, buzun geri çekilmesiyle potansiyel petrol ve mineral kaynaklarını ortaya çıkarabileceği anlamına geliyor. Bu kaynakların başarılı bir şekilde kullanılmasının 57 bin kişilik yarı özerk bölgenin kaderini önemli ölçüde değiştirebileceği belirtiliyor.

    Yetkililer, buradaki potansiyel büyük rezervlerin Grönland’ın uzun dönemde Danimarka’dan ayrılmasının da yolunu açacağına işaret ediyor.

    Keşfedilmemiş 17,5 milyar varil petrol

    Grönland çevresinde henüz petrol bulunamadı ancak ABD Jeolojik Araştırmalar Enstitüsü, uzak konumu ve sert hava koşullarının sınırlı keşif yapmasına rağmen, adanın açıklarında 17,5 milyar keşfedilmemiş varil petrol ve 148 trilyon fit küp doğal gaz olabileceğini tahmin ediyor.

    Nisan ayındaki parlamento seçimlerinden bu yana Inuit Ataqatigiit Partisi tarafından yönetilen mevcut hükümet, seçim vaatlerini hemen yerine getirmeye başladı ve güney Grönland’da uranyum madenciliği planlarını durdurdu. Grönland’da halen iki küçük şirketin dört aktif hidrokarbon arama ruhsatı var.

    Çevre grubu Greenpeace, hükümetin petrol aramalarını durdurma kararını “harika” olarak nitelendirdi.

    Donald Trump, Grönland’ı satın almak istemişti

    Grönland’ın dış, savunma ve güvenlik politikasına karar veren Danimarka, adayı, ekonomisinin yaklaşık üçte ikisini oluşturan yıllık hibe ile destekliyor.

    Danimarka’dan 1979 yılında özerklik alan Grönland, 179 sandalyeli Danimarka Parlamentosu Folketing’de 2 parlamenter ile temsil ediliyor.

    2019 yılında dönemin ABD Başkanı Donald Trump, Grönland’ı satın almak istediklerini açıklamasıyla iki ülke arasında kısa süreli diplomatik kriz yaşanmıştı.

    Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar.

  • Kuzey Kutup Bölgesi’nde güç mücadelesi: Gerilim arkasında yatan sebepler neler?

    Kuzey Kutup Bölgesi’nde güç mücadelesi: Gerilim arkasında yatan sebepler neler?


    İnsanık tarihinin büyük bir diliminde erişimin dondurucu soğuklar, zorlu koşular ve Kuzey Buz Denizi’nin aylarca geçit vermeyen buzlanması nedeniyle neredeyse imkansız olduğu Kutup Dairesi son yıllarda dünyanın diğer bölgelerinden çok daha hızlı bir şekilde ısınması sebebiyle çok daha kolay ulaşılabilir hale geldi.

    Bu durum küresel ısınma ve dünyanın geleceği açısından endişe yaratsa da, Kutup Dairesi’nde söz sahibi olan ülkeler açısından yeni imkanların müjdecisi oldu. Bölgede askeri ve ekonomik amaçlar taşıyan ülkeler sınırların yeniden şekillenmesi için giderek daha yoğun bir çaba içine girdi.

    Kuzey Kutup Bölgesi’ndeki hakimiyet tartışmaları kara, iç denizler, takımadalar karasuları, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölgeler ve uluslararası denizler içeren çok katmanlı bir uluslararası hukuk sorunsalı.

    66 derece 33 dakikadaki Kuzey Kutup Dairesi’nin kuzeyinde kalan bölümü ifade eden bu bölgede kıyı ülkeler Kanada, Rusya, Amerika Birleşik Devletleri, Norveç, Danimarka, İsveç, Finlandiya ve İzlanda bir yandan işbirliği içinde olup diğer yandan daha fazla söz hakkına sahip olma mücadelesinde. 2018 yılında Kuzey Kutbu planınını açıklayan Çin de bölgede söz sahibi olma peşinde.

    Bölgeyi ekonomik ve stratejik üstünlük mücadelesinin merkezine oturtan birçok sebep bulunuyor.

    “Kuzey Kutbu dünyanın en yeni gelişen pazarı”

    Bölgenin zengin balık, petrol, doğal gaz ve değerli mineral kaynaklarına sahip olduğu biliniyor. Londra merkezli düşünce kuruluşu The Royal Institute of International Affairs (Chatham House) bölgedeki petrol rezervlerinin 90 milyar varili, doğal gaz rezervlerinin de 47 milyar metreküpü bulabileceği tahmin ediyor ve en büyük rezervin bölgenin Rusya’ya ait alanında olduğunu belirtti.

    Amerikan Jeoloji Araştırmaları ise 2008 yılındaki bir çalışmasında bölgedeki buz tabakasının altında dünyanın doğal gaz rezervlerinin beş birinin hiç dokunulmadan durduğunu açıkladı. Eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da bölgedeki kaynakların petrol ve doğal gazın yanı sıra, uranyum, balık, altın, elmas ve diğer birçok değerli madenin bolluk içinde olduğunu ifade etti.

    Tufts Üniversitesi The Fletcher Okulu Denizcilik Çalışmaları Bölümü’nden Prof Rockford Weitz Kuzey Kutbu’nun birçok açıdan dünyanın en yeni gelişen pazarı olduğunu belirtiyor. Euronews’a konuşan Prof Weitz 15 yıldır Kuzey Buz Denizi’nin erimesinin yeni kaynakların araştırılmasına imkan verecek şekilde daha fazla erişimi kolaylaştırdığını söylüyor.

    Buzların erimesi soğuk deniz balıkçılığı için de yeni fırsatlar sunuyor. Özelikle Norveç ve Danimarka bu alanda yeni adımlar peşinde.

    Yeni ticaret yolları yeni fırsatlar sunabilir

    2005 yılında yapılan bir araştırma Kuzey Kutbu’nda buzulların erime hızının bu şekilde devam etmesi halinde Kuzey Buz Denizi’nin 2040 itibarıyla buzsuz kalabileceğini ortaya koyuyor.

    Buzların erimesi bazı yolların yer değiştirmesine ve yeni deniz yollarının açılmasına sebep oluyor. Bu durum özellikle Asya’dan Batı’ya olan ticarette yeni yolların kullanımını ve bu yollar üzerindeki hakimiyet tartışmalarının önünü açabilir.

    Hem enerji kaynaklarını hem de ticaret yollarını çeşitlendirmeyi amaçlayan Çin için Kuzey Kutbu önemli fırsatlar sunabilir. Yeni ticaret yolları arayan Çin Kuzey Buz Denizi’nden Avrupa’ya doğru açılmayı, böylece Süveyş ve Malacca kanallarına alternatif bir yol geliştirmeyi hesaplıyor. Prof Weitz’a göre Çin Bering Boğazı’ndan geçeren Norveç ve Rus doğal gazına doğrudan ulaşabilmeyi ve Kuzey Kutbu ve Kuzey Pasifik üzerinden doğrudan ülkesine getirmeyi arzuluyor.

    Turizm ve çevre sorunları

    Kuzey Kutbu’nun erimesi turizm açısından da yeni olanakları açığa çıkarıyor. Özellikle yolcu gemileriyle seyahat turlarını Kuzey Buz Denizi’ne taşımak isteyen turizm şirketleri bu kapsamda kuzey ışıklarındanyerel topluluklarla özgün iletişime kadar farklı paketler planlıyor.

    Ancak bölgedeki turizm faaliyetlerinin, gemilerin buzullarda seyahati sırasında ortaya çıkabilecek beklenmedik gelişmeler, yolcuların güvenliği, çevre kirliliği, gemilerin atıklarının, özellikle de yaşanabilecek bir petrol sızıntısının temizlenmesi gibi birçok potansiyel sorunu da beraberinde getirebileceğine dikkat çekiliyor.

    Ulusal prestij ve üstünlük

    Kuzey Kutbu Soğuk Savaş döneminde NATO ve Sovyetler Birliği arasında bir çeşit cephe haline geldi. Burada askeri üsler kuran ve pahalı techizata yatırım yapan ülkeler dönemin bitişiyle ya bu tesisleri söktü ya da çürümeye terketti. Rusya ile Norveç arasında Barent Denizi’ndeki uzun soluklu deniz sınırı anlaşmazlığı da 2010 yılında çözüme bağlandı.

    Ancak eriyen buzullar bölgedeki askeri ve stratejik hevesleri yeniden harekete geçirdi. Özellikle Rusya’nın son dönemde Kuzey Kutbu’ndaki girişimleri bölgedeki jeopolitik rekabeti açıkça gözler önüne sermeye başladı. Yalnızca Kuzey Kutbu’na kıyısı olan ülkeler değil, Fransa ve İngiltere gibi başka ülkeler de bölgedeki askeri girişimlerde yer almak arzusunda.

    Prof Rockford Weitz’a göre bölgede hala çatışmadan ziyade işbirliği havası hakim. Ancak ortaya çıkabilecek farklı senaryolar durumu değiştirebilir.

    Kuzey Kutup Bölgesi’nde çatışma senaryoları neler olabilir?

    Prof Weitz balıkçılık, denizcilik sınırları ve deniz yatağı haklarının tartışma konusu olabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle kaynaklar üzerindeki rekabetten dolayı neredeyse kazara bir çatışma yaşanması ve yayılması olasılığının oluşabileceğini düşünen Weitz şu sözlerle devam ediyor.

    “Bu tür çatışmlar başlangıçta sahil güvenlik arasındaki sürtüşmelere dönüşebilir ama donanma rekabetini de görememiz mümkün. Bence en olası senaryo, Rus sahil güvenliği ve Rus donanması ile NATO ülkelerine ait bir kombinasyon arasında görülebilir. Ve bu bir çatışmaya dönüşebilir. Ancak Soğuk Savaşın yararlı sonuçlarından biri olarak, artık Rusya ve NATO arasında protokoller ve iletişim kanalları var.”

    Prof Weitz bir diğer senaryonun, çatışmanın başka bir yerde çıkıp Kuzey Kutbu’na yayılması şeklinde gelişebileceğini öngörüyor:

    “Örneğin Karadeniz’de Rusya, NATO ve Ukrayna arasında bir donanma çatışması çıkabilir ve bu Kuzey Kutbu’na sıçrayabiir. Bu da Kuzey Kutbu’nu küresel bir çatışmanın bir parçası haline geldiği başka bir senaryo”.

  • Dünyada en uzun ve en kısa oruç hangi ülkelerde tutuluyor?

    Dünyada en uzun ve en kısa oruç hangi ülkelerde tutuluyor?


    Ramazan ayının gelmesiyle birlikte dünya genelinde Müslümanlar oruç ibadetlerini yerine getirmeye başladı. Dünyada her ülkede sahur vaktinden iftara kadar oruç tutulan süre aynı değil.

    Kuzey kutbuna yakın olan ülkelerde yazları günler uzun sürdüğü için Dünya’da en uzun oruç süresi buralarda yaşanıyor.

    Bu yıl çoğu ülkenin Ramazan ayının başlangıcı olarak kabul ettiği 24 Nisan günü için oruç tutma sürelerini karşılaştırıldık. Buna göre Ramazan’ın ilk gününde dünyada en uzun oruç tutulan yerlerden biri Rusya’da Murmansk kenti oldu. Burada sahurla iftar arasındaki süre 19 saat 23 dakika olarak hesaplandı.

    Rusya’dan sonra en uzun orucun tutulduğu yer ise İzlanda oldu. İzlanda’nın Reykjavic kenti için yapılan hesaplamada, buradaki Müslümanların toplam oruç süresinin 18 saat 34 dakika olduğu görüldü.

    İzlanda, en az Müslümanın yaşadığı ülkeler arasında yer alıyor. 330 bin kişilik İzlanda nüfusunun yaklaşık yüzde 0,5’ini oluşturuyorlar. Ülkede yaşayan Müslümanların çoğunluğunu sığınmacılar oluşturuyor. İzlanda aynı zamanda en az Türk’ün yaşadığı ülkelerden biri. Dışişleri Bakanlığı’na göre, ada ülkesinde 80 civarında Türk vatandaşı ikamet ediyor.

    11 saat 48 dakikayla Arjantin ve 12 saat 20 dakikayla Güney Afrika’nın en kısa orucun tutulduğu yerler arasında olduğu görüldü.

    Türkiye’de ise İstanbul baz alınarak yapılan hesaplamaya göre, ortalama oruç tutma süresinin biraz üstünde kalındığı görüldü. İstanbul’da 24 Nisan’da 15 saat 26 dakika oruç tutuldu.