Etiket: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

  • Türkiye’deki ekonomik kriz, KKTC’ye nasıl yansıdı? Ada halkı ne düşünüyor?

    Türkiye’deki ekonomik kriz, KKTC’ye nasıl yansıdı? Ada halkı ne düşünüyor?


    Türkiye’de kur fiyatlarında ve enflasyondaki artış halkın yaşam standardını düşürürken, bu durumun ekonomisi büyük ölçüde Türkiye’ye bağımlı olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini (KKTC) de etkiledi.

    Adada yapılacak genel seçimler öncesi KKTC’de yaşayanlar da son ekonomik gelişmeleri kaygıyla izliyor.

    Enflasyon oranının hızla artmasından şikayetçi 20 yaşındaki Mert Karakter, AFP’ye yaptığı açıklamada “Kuzey’de yaşam çok çok zor. Bütün fiyatlar artıyor. Petrol fiyatlarındaki artışla başa çıkamıyoruz, ben hem okuyorum hem çalışıyorum, zar zor alış veriş yapabiliyorum.” diyerek endişesini dile getirdi.

    Türkiye’deki hükümet politikalarının kendilerini de etkilediğini savunan Karakter, “Hiç bir şey yapamıyoruz, bu durum her şeyimizi etkiliyor. Turistler güneyden geliyor, biz sadece onlara hizmet edebiliyoruz. Biz oraya gidip bir şey yapamıyoruz. Para biriktiremiyoruz ve Türk hükümetinin politikalarından etkileniyoruz ve buna karşı bir şey yapamıyoruz.” ifadesini kullandı.

    Kurdaki oynaklık esnafı zor durumda bıraktı

    55 yaşındaki Simon Bahceli, KKTC üzerinde gittikçe artan baskıdan şikayetçi. Ada’nın birleşmesi taraftarı olan Bahceli, umutlu olmasa da bu hayalin bir gün gerçekleşmesini arzu ettiğini ifade etti.

    Bahceli, “Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşam hava, yemekler, insanlar ve doğaya bakarsanız güzel, ben bu ülkeyi seviyorum. Elbette siyasi sorunlar var. Gerçek olan bölünmüşlük hala devam ediyor ve Ankara giderek artan bir oranda kuzeyi yönetmeyi sürdürüyor. Bu faktörler rahatsız edici. Sorunların çözülmesini ve birleşik Kıbrıs’ta hep birlikle yaşamayı umuyorum ve hayal ediyorum.” dedi.

    Türk lirasındaki değer kaybının ve kurdaki süre gelen aşağı ve yukarı oynaklığın ticaretle uğraşan birisi olarak kendilerini de olumsuz yönde etkilediğini kaydeden Bahceli, şöyle konuştu:

    “Türk lirasının değeri önce 20 Euro’ya çıktı sonra 15 Euro’ya geldi, bu bu kaç gün içinde oldu. Bu tür koşullar iş dünyasını çok olumsuz yönde etkiliyor. Ben fiyatlarımı hem Türk Lirası hem de Euro olarak belirledim, Şu andaki yaşadığım durum itibarıyla Euro’daki artışa göre Türk Lirası’ndan fiyatları artırırsam satışlarım düşecek, yapabileceğim Euro fiyatlarını düşürmek o zaman da bu benim zarar etmem anlamına geliyor.”

    KKTC’deki seçimler

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde vatandaşlar, 23 Ocak’ta düzenlenecek seçimlerde oy kullanmak için sandığa gidecek. KKTC Başbakanı Ersan Saner, 13 Ekim 2021’de Cumhurbaşkanı Ersan Tatar’a hükümetin istifasını sunmuştu.

    Kurulduğu 1983’ten bu yana 37 farklı hükümetin iktidara geldiği KKTC’de, 7 Ocak 2018 Erken Genel Seçimi’nden itibaren 4 farklı koalisyon hükümeti kuruldu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Güney Kıbrıs’a giden Papa Francis’e Kıbrıslı Türklerden, ‘bizi niye ziyaret etmiyorsun’ sitemi

    Güney Kıbrıs’a giden Papa Francis’e Kıbrıslı Türklerden, ‘bizi niye ziyaret etmiyorsun’ sitemi


    Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Francis, Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ı kapsıyan 5 günlük ziyaretine bugün başladı.

    Bu arada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 2-4 Aralık tarihlerinde Güney Kıbrıs’ta temaslarda bulunacak Papa Francis’i KKTC’ye davet etti. Vatikan’dan bu davete ilişkin şu ana kadar bir açıklama gelmedi.

    Tatar yaptığı yazılı açıklamada, Güney Kıbrıs Yönetimi’nin Papa’nın ziyaretini Türkiye ve KKTC’ye karşı siyasi amaçları doğrultusunda kullanmaya çalıştığını belirterek “Bu durum, Rum yönetiminin dini inançları istismar ettiğinin yeni bir kanıtı olurken oldukça üzüntü vericidir.” ifadesini kullandı.

    “Papa Francis’in sadece Güney Kıbrıs’ı ziyaret edecek olması bizim için üzüntü kaynağı”

    Bütün dinlere ve inançlara saygıları olduğunun altını çizen Tatar, “Papa Francis’in sadece Güney Kıbrıs’ı ziyaret edecek olması da bir diğer üzüntü kaynağımızdır. Kıbrıs’ta iki ayrı halk vardır ve Kıbrıs’ta sadece Hristiyan olan Rumlar değil, Müslüman olan Türkler de yaşamaktadır. Kıbrıs’ın temel gerçeklerinden biri de budur.” ifadelerine yer verdi.

    Papa Francis’in gündeminde ne var?

    Papa Francis’in Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ı ziyaretleri sırasında düzensiz göçmenlerin sorunlarının da öncelikle gündeme gelmesi bekleniyor. Güney Kıbrıs yönetimine göre, bu yılın ilk 10 ayında adaya gelen düzensiz göçmen sayısı, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 38 arttı.

    Papa Francis daha önceki konuşmalarında, AB ülkelerine düzensiz göçmenelere kapılarını açmaları ve bu kişilere daha fazla yardım etmeleri çağrısında bulunmuştu.

    Katolik dünyasının ruhani lideri Güney Kıbrıs’a ziyaretinden hemen önce Vatikan’da düzensiz göçmenlerden oluşan bir heyeti kabul etti.

    Papa Francis, Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ı ziyareti sırasında resmi yetkililerin dışında Ortodoks ve Katolik dinlerinin temsilcileriyle de görüşecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • KKTC Başbakanı Ersan Saner’in siyasetten çekilmesine giden süreçte neler oldu?

    KKTC Başbakanı Ersan Saner’in siyasetten çekilmesine giden süreçte neler oldu?


    Gazeteci Erk Acarer, sosyal medya hesabından Sedat Peker’in iddiaları ile gündeme gelen ve geçtiğimiz günlerde bir darp ve zorla alıkoyma iddiası üzerinden polise teslim olan Halil Falyalı’yla ilgili paylaşımlarda bulundu.

    Acarer, paylaşımında Falyalı’nın cezaevinden çıkmak için bürokratlara ve siyasilere müstehcen kasetleri üzerinden şantaj yaptığını ve elindeki şantaj kasetlerinde yer alan isimlerden birinin KKTC Başbakanı Ersan Saner olduğunu belirtmesinin ardından Saner, siyasetten çekilme kararı aldı.

    Saner’in kurultaydan çekildiği, parti başkanlığından da istifa edeceği öğrenildi. Saner’in yerine Nazım Çavuşoğlu veya Ünal Üstel’in vekalet edeceği konuşuluyor.

    Acerer: Ucu Türkiye’ye de uzanıyor

    Söz konusu videoyu izlediğini söyleyen ve “KKTC’de mide bulandıran işler oluyor ve maalesef bu işler hem KKTC Başbakanı hem de Türkiye’ye uzanıyor” diye yazan gazeteci Acarer, “Falyalı cezaevine gönderilmişti ama pazarlık başlattı. ‘Beni çıkarın’ diye şantaj yapmaya başladı. İddiaya göre, bürokrat ve siyasilere müstehcen kasetleri üzerinden baskı yaptı” ifadelerini kullandı.

    Acerer, videoda kurgu görmediğini ancak meselenin özel hayat değil, kriminal kişilerin şantajlarına açık hale gelecek zafiyetlere sahip yetkililerin olması olduğunun altını çiziyor.

    KKTC Başbakanı Saner: Konu sadece ben değilim

    Gelişmelere ilişkin “Konu sadece ben değilim. Saldırıya uğrayan ben, ailem, partim ve siyaset kurumumuzdur” diyen Ersan Saner’in yaptığı açıklamanın tamamı ise şu şekilde:

    “Genel Başkanlık yarışının son 10 gününe girilirken önce Güney Kıbrıs’tan satın alınan bir telefon numarasından şahıslara kurgulanmış bir video gönderildi. Öğleden sonra ise aynı video sosyal medyada yayınlanmaya başladı. Aylardır birileri tarafından böyle bir şey yapılacağı kulaklara fısıldanıyor ancak ben bir makama erişmek uğruna bir insanın ailesini, çevresini, partisini böylesine rencide edecek kadar seviyesiz bir tutum içine girileceğine ihtimal vermiyordum. Birilerinin benim çok sevdiğim ülkeme, partime hizmet etmemin önüne siyasi mücadele ile değil çirkin saldırılarla geçmek istediği nettir. Tamamen bu amaçla düzenlenmiş bir komplo söz konusudur. Hatta yer altı dünyası ile işbirliği yapıldığına dair saptamalar vardır. Bu halk beni iyi tanır. Eğer ailem, partim ve ülkem söz konusu ise her türlü kararı tereddütsüz verebileceğimi iyi bilir. Halkımız ve UBP’ lilerin bu komployu benimsemesi mümkün değildir. Görülecektir ki siyasi ahlaksızlıktan medet umanlara gereken cevap verilecektir.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde hükümet istifasını sundu, 6 Şubat’ta erken seçim

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde hükümet istifasını sundu, 6 Şubat’ta erken seçim


    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ersan Saner, Cumhurbaşkanı Ersan Tatar’a hükümetin istifasını sunduğunu söyledi. 6 Şubat’ta erken seçim yapılacak.

    Başbakan ve Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Saner, “Mecliste sayısal çoğunluk olmadığı için siyasi ahlak icabı görevi bıraktık.” dedi. Başbakan Saner, meclisteki nisap sorunu ve hükümet ortaklarının kendi içerisinde yaşadığı sıkıntılar nedeniyle hükümetin daha fazla sürdürülebilir olmadığını söyledi.

    Saner açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

    “İstifamı Cumhurbaşkanına sundum. Zor bir dönemde dünyada pandemi olan bir zamanda hükümeti kurduk. İcraat hükümeti için girişim yaptık ancak başarılı olamadık ve azınlık hükümeti kurduk. Sağlıkta başarılı bir dönem geçirdik. Bugün itibarı ile görevi devrettik. Yazılı bir basın bildirisiyle gerekli açıklamayı yapacağım. Hükümet ortakları kendi parti içinde yeterli sayıyı sağlayamadı. UBP meclise tam kadro gelirken, DP ve YDP meclise tam kadro gelemedi. Mecliste tam kadro sağlanamadığı için istifamızı sunduk. Erken seçime en hazır parti UBP’dir. Erken seçim tarihini UBP içinde tartışarak 6 Şubat tarihini belirledik. Mecliste sayısal çoğunluk olmadığı için siyasi ahlak icabı görevi bıraktık. Parti meclisinde değerlendirdikten sonra hükümete girilip girilmeyeceği kararlaştırılacak. Erken seçimi telaffuz ettikten sonra tekrar hükümete girilip girilmeyeceğini söyleyemem. Meclis ve parlamento görev süresini artık tamamlamıştır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ankara’da yapılacak istikşafi görüşme öncesi Türkiye ve Yunanistan arasında gerginlik

    Ankara’da yapılacak istikşafi görüşme öncesi Türkiye ve Yunanistan arasında gerginlik


    Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile Güney Kıbrıs Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis, Atina’da bir araya geldi.

    İki bakan, görüşmenin ardından yaptıkları ortak açıklamada, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki “yasa dışı eylemlerini” kınadı.

    Ülkesinin kimseye tehdit oluşturmadığını ve ‘yasa dışı eylemlerle zorbalığa maruz kalmayacağını’ dile getiren Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias, “Uluslararası hukuka ve deniz hukukuna uygun olarak egemenliğimizi ve egemenlik haklarımızı koruyacağız.” diye konuştu.

    Çarşamba günü Ankara’da gerçekleşecek olan 63. düşük seviyeli istikşafi görüşmelere atıfta bulunan Dendias, Türkiye’nin Yunanistan’ın Ege’deki adaları silahsızlandırılması yönündeki çağrılarına da tepki göstererek Ankara’yı görüşmeleri ‘daha başlamadan baltalamakla’ suçladı.

    Türkiye’nin KKTC’deki kapalı Maraş bölgesini kısmen yeniden açma adımını kınayan Dendias ayrıca ada çevresinde askeri tatbikat planına da tepki gösterdi.

    Akdeniz’deki Türkiye’nin sondaj faaliyetlerine AB yaptırımlarıyla cevap verilebileceği tehdidinde bulunan Dendias, “Türkiye’nin davranışı kabul edilebilir değil” dedi.

    Hristodulidis: Türkiye’nin dış politikası neo-Osmanlıcı bir yaklaşım üzerine kurulu

    Günay Kıbrıslı konuk Bakan Hristodulidis de Türkiye’nin Nautical Geo araştırma gemisini engellemesine atıfla, “Türkiye, bir zamanlar kulağa hoş gelen açıklamalarının ne yazık ki eyleme dönüşmediğini en şüpheci gözlemcilere bile gösterdi.” dedi.

    Hristodulidis, “Türkiye’nin dış politikası hala çoğunlukla ülkenin askeri gücüne dayanan revizyonist, neo-Osmanlıcı bir yaklaşım üzerine kurulu.” ifadelerini kullandı.

    GKRY, Nautical Geo araştırma gemisinin faaliyetlerine yönelik 29 Eylül 2021’de NAVTEX (Denizcilere Duyuru) yayımlamış ve Malta bayraklı, İtalyan sahipli Nautical Geo gemisi 3 Ekim 2021’de çalışmalarına başlamıştı. Nautical Geo araştırma gemisi, dün Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı unsurlarca Türk kıta sahanlığının dışına çıkarılmıştı. Ayrıca Nautical Geo araştırma gemisinin geçen hafta Türk kıta sahanlığı içinde yer alan Girit’in doğusundaki sahada yapmaya çalıştığı faaliyet de yine Türk Deniz Kuvvetleri unsurlarınca engellenmişti.

    Çavuşoğlu: Kıbrıs Türklerinin haklarına halel getirecek bir adım olursa gereğini yaparız

    Bu arada Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de diplomasiden ve hakça paylaşımdan yana olduğunu belirterek, “Haklarımızı ve Kıbrıs Türklerinin haklarını sonuna kadar savunuruz. Bu haklara halel getirecek bir adım olduğu zaman da gereğini yaparız.” dedi.

    Polonya Dışişleri Bakanı Zbigniew Rau ile Varşova’daki görüşmelerinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Çavuşoğlu, Türkiye’nin her zaman diplomasiye öncelik verdiğini söyledi.

    Çavuşoğlu, “Ancak diplomasi tükendiği zaman sahaya iniyoruz. Sahaya inmemizin amacı da tekrar herkesi diplomasiye geri döndürmek.” diye konuştu.

    Daha önce Doğu Akdeniz’de yaşanan gerginliklerin sebebinin, ‘Yunanistan ve Rum kesiminin maksimalist yaklaşımları’ olduğunu belirten Çavuşoğlu, “Sevilla haritası üzerinden Türkiye’yi küçük bir alana hapsetme girişimleri. Biz bunun böyle olmayacağını sahada gösterdik.” dedi.

    Çavuşoğlu, Kıbrıs Türklerinin hakça paylaşımdan yana olduğunu, Türkiye’nin de Akdeniz ülkelerinin bir araya geleceği bir konferans önerisinde bulunduğunu hatırlatarak, “Cumhurbaşkanımız Doğu Akdeniz Konferansı’nı teklif etti Avrupa Birliği’ne. Henüz AB’den de bu anlamda bir cevap yok, o da çok ilginçtir.” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’nin Akdeniz ülkelerinin bir araya gelerek herkes için kazan-kazan formülünde hakça paylaşımın nasıl sağlanacağının ele alınmasından yana olduğunu belirten Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

    “Ama aynı zamanda her ülke kendi kıta sahanlığını, münhasır ekonomik bölgesini, denizler için söylüyorum, kara sularını korumak durumundadır. Son zamanlarda maalesef Yunanistan’dan ve Rum kesiminden provokatif bazı eylemler var. Gemileri bizim kıta sahanlığımıza girmeye çalışıyor. Haklı olarak da bizim askerimiz, donanmamız önce uyarıyı yapıyor, sonra gerekli tedbirleri alıyor. Rum kesimi ise, ağustos ayında, ekim ayında ve sonrasında yeni bir sondaj faaliyetine başlayabileceğini söyledi. Ağustos ayında açıklamıştı, yanlış hatırlamıyorsam. Bu da provokatif bir adımdır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kıbrıs Rum Yönetimi’nden KKTC’li siyasilere pasaport iptal yaptırımı

    Kıbrıs Rum Yönetimi’nden KKTC’li siyasilere pasaport iptal yaptırımı


    Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Maraş’ın kısmen açılmasına tepki olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) bulunan bazı yöneticilerin Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarını iptal edeceğini duyurdu. Bu pasaportlardan birine sahip olan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar kararı “Bu bir çağdışılıktır, bu bir ırkçılıktır, insan hakları bakımından yanlıştır ve hukuki bir zemini yoktur” ifadeleri ile değerlendirdi.

    Rum yönetimi, KKTC’nin kuruluşunun 37’nci yıl dönümünde Kapalı Maraş’ın kısmen açılmasına misilleme kararı aldı. Bu kapsamda Maraş’ın açılmasına dahli olanlar ve KKTC yönetiminde bulunanlar yaptırıma tabi tutuldu.

    Rum yönetimi hükümet sözcüsü Marios Pelekanos, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü baltalıyorlar’ sözleriyle attıkları adıma gerekçe gösterdi. Sözcü Pelekanos, “Kıbrıs ‘sözde kabinede’ yer alan veya Maraş’ın yeniden açılmasına dahil olan kişilerin pasaportlarını iptal edebilir, pasaportları yenilemeyi veya bu kişilere pasaport vermeyi reddedebilir” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Tatar’dan tepki

    Kendisi de ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ pasaportu bulunan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar karar, Rum yönetiminin aldığı karara tepki gösterdi. Tatar, “Bu kararı alan Rum yönetimini kınıyorum. Bu bir çağdışılıktır, bu bir ırkçılıktır, insan hakları bakımından yanlıştır ve hukuki bir zemini yoktur.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Tatar, Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) yaptığı açıklamada, Rum Bakanlar Kurulu’nun bazı KKTC’li siyasetçiler ile Kapalı Maraş açılım sürecine müdahil olanlara yönelik Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarını iptal etme, yenilememe veya pasaport vermeme kararına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Tatar, “Bizim mücadelemizi, bambaşka yerlere çekerek, ‘Pasaportları iptal ederiz’ şeklinde açıklamaları kınıyorum, reddediyorum. Bu kararı alan Rum yönetimini kınıyorum. Bu bir çağdışılıktır, bu bir ırkçılıktır, insan hakları bakımından yanlıştır ve hukuki bir zemini yoktur. Vatandaşlar arasında böyle bir ayrım yapmak kabul edilebilir bir şey değildir.” ifadelerini kullandı.

    “Şahsen ben yıllardır bu pasaportu kullanmadım”

    Meselenin bireysel değil toplumsal bir mesele olduğunu vurgulayan Tatar, “Bu bireysel bir mesele değildir. Şahsen ben yıllardır bu pasaportu kullanmadım, karar beni bağlamıyor. Ancak bu halkımızı toplumumuzu ilgilendiren bir meseledir. Bizim halkımız şimdiye kadar bu pasaportları aldıysa, içinde bulunduğu koşullardandır. Çeşitli karşı karşıya kaldığımız haksızlıklardan dolayı seyahat, burs gibi nedenlerden almıştır.” diye konuştu.

    Tatar, sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, iki halkın ortak bir cumhuriyeti olduğunu, pasaportun anlaşmadan doğan haktan alındığını hatırlattı ve bu hakka saygı duyulmasını talep etti.

    Rum kesiminin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni işgal ettiğini ve bu yapının bir Helen ve Rum Cumhuriyeti olarak muamele gördüğünü belirten Tatar, “Biz bir takım siyasi kararlarla, bir görüş, bir duruş, yeni bir vizyon ve siyaset ortaya koyduğumuz için Rum tarafının bu işine gelmedi. Ancak, ‘söylediklerinizi, eylemlerinizi beğenmezsem pasaportu iptal ederim tavrı’ dünyanın hiçbir yerinde tasvip edilemeyecek bir davranıştır.” ifadelerini kullandı.

    KKTC Başbakanı Ersan Saner de GKRY Bakanlar Kurulunun, bazı KKTC devlet ve hükümet yetkililerinin sözde Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarını iptal etme kararını “düşmanca bir karar” olarak nitelendirmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kıbrıs Rum yönetimi, Maraş konusunu BM Güvenlik Konseyi’ne taşıdı

    Kıbrıs Rum yönetimi, Maraş konusunu BM Güvenlik Konseyi’ne taşıdı


    Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kapalı Maraş’ın ‘yerleşime açılacağı’ açıklaması sonrası, Rum yönetimi, konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne taşıdı.

    Kıbrıs Rum yönetiminin Dışişleri Bakanı Nikos Christodoulides, Yunan mevkidaşı Nikos Dendias ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, “Bu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının açık bir ihlalidir ve müzakereleri yeniden başlatma çabalarını olumsuz etkileyecektir” dedi.

    Dendias da “Türk tarafının açıklamaları, yeni bir ‘oldu-bitti’ yaratmaya, Kıbrıs’ı yeniden birleştirme umudunu kesin olarak gömmeye çalışıyor” ifadesini kullandı.

    Erdoğan ve KKTC’den yapılan açıklamaların ardından ABD’nin başını çektiği Batılı güçler, eylemi “kabul edilemez” ve “provokatif” olarak nitelendirdi.

    “Kıbrıs Türk Devleti için tüm gayreti göstereceğiz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC ziyareti sonrası, “Kıbrıs Türk Devletinin en kısa zamanda geniş bir tanınırlığa sahip olması için her türlü gayreti sergileyeceğiz.” dedi.

    Video konferans aracılığıyla düzenlenen, 81 ilin AK Parti teşkilatıyla bayramlaşma programında konuşan Erdoğan, “Artık bizim için Kuzey Kıbrıs, Güney Kıbrıs diye bir olay kalmamıştır. Bizim için sadece Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin mevcut sıkıntıları içindeki bağımsız devletler vardır. Ada’daki 2 günlük temaslarımız sırasında Kıbrıs Türkü kardeşlerimizi, cumhurbaşkanından gençlerine kadar tüm kesimleriyle bu konuda kararlı gördüm. Kıbrıs Türk Devleti’nin en kısa zamanda geniş bir tanınırlığa sahip olması için her türlü gayreti sergileyeceğiz. İnşallah yakında bunun somut neticelerini de görmeye başlayacağız.” diye konuştu.

    Erdoğan, KKTC’de ne demişti?

    Erdoğan, KKTC ziyareti sırasında Kapalı Maraş’ın yeniden yerleşime açılacağını kaydetti:

    “Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar’ın bizlerle paylaştığı kararla Maraş’ta hayat yeniden başlayacaktır. Mülkiyet haklarına riayet edilerek yürütülen bu çalışmalar ışığında artık Maraş’ta herkesin yararına olacak yeni bir dönemin kapıları açılacaktır. Açılımın öncelikle Kapalı Maraş’ın yüzde 3 buçuğuna tekabül eden pilot bölgede başlayacak olması Kıbrıs Türk makamlarının bu konuya ne kadar hassas yaklaştığını ortaya koyuyor.”

    KKTC Dışişleri: Kapalı Maraş KKTC toprağıdır

    KKTC Dışişleri Bakanlığınca, “Kapalı Maraş, KKTC toprağıdır ve her devlet gibi devletimizin de kendi toprakları üzerinde mutlak egemenliği vardır.” açıklamasında bulunuldu.

    Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkan Yardımcısı ve Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in, Rum yönetimini destekleyen yanlı bir değerlendirmede bulunduğu belirtildi.

    Borrell’in Kapalı Maraş’a ilişkin değerlendirmesinin AB’nin Kıbrıs konusunda tarafsız olmak istemediğini bir kez daha gözler önüne serdiği ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Kapalı Maraş, KKTC toprağıdır ve her devlet gibi devletimizin de kendi toprakları üzerinde mutlak egemenliği vardır. Sayın Cumhurbaşkanımız ve hükümetimiz tarafından Kapalı Maraş’a ilişkin alınan ve Sayın Cumhurbaşkanımızca Kıbrıs Türk halkı için çok önemli bu günde açıklanan kararın bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Kapalı Maraş’ın, bu aşamada, bir kısmının askeri bölge statüsünün kaldırılmasına yönelik kararımız gibi gelecekteki kararlarımız da hiç şüphesiz, mülkiyet hakkına mutlak saygı gözetilerek alınacaktır. “

    “Anavatan Türkiye ile birlikte birlikte çıkarlarımızı koruyacağız”

    Açıklamada, Borrell’in, Kıbrıs Türk halkının iradesi hilafına, halihazırda geçmişin kalıntısı haline dönüşen BM Güvenlik Konseyi kararlarına atıf yapmasının beyhude olduğuna değinildi.

    Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs konusunun çözüm modeline ilişkin kararını verdiği kaydedilen açıklamada, bu kararın, KKTC’nin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsüne saygı duyulmasına dayandığı, AB’nin ise er ya da geç bu gerçeği idrak edeceği vurgulandı.

    Açıklamada, “Kıbrıs Türk halkının varlığını dahi görmezden gelen AB’nin tehditkar açıklamalarına karşın, Anavatan Türkiye ile birlikte meşru hak ve çıkarlarımızı koruma kararlılığında olduğumuzu bu anlamlı günde bir kez daha vurgularız.” ifadeleri kullanıldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB’den Türkiye’ye Kapalı Maraş uyarısı; Ankara, Brüksel’in açıklamasını kınadı

    AB’den Türkiye’ye Kapalı Maraş uyarısı; Ankara, Brüksel’in açıklamasını kınadı


    Avrupa Birliği, Türkiye’nin Kapalı Maraş’ı yeniden açma kararından geri adım atmaması halinde “AB’nin çıkarlarını savunmak için elindeki araçları kullanabileceği” uyarısında bulundu.

    Türkiye Dışişleri Bakanlığı da “Kıbrıs Türk halkını görmezden gelen, gerçeklerden kopuk ve sadece Rum tarafının görüşlerini yansıtan açıklamaların Türkiye açısından bir değeri ve hükmü olmadığını bildirerek” AB’yi kınadı.

    Brüksel’in açıklamasında, “Avrupa Birliği, Türkiye’nin tek taraflı adımlarını ve Türk Cumhurbaşkanı ile Kıbrıs Türk toplumu lideri tarafından 20 Temmuz 2021’de Maraş kentinin yeniden açılmasına ilişkin kabul edilemez açıklamaları şiddetle kınıyor.” denildi.

    Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliği, konuya ilişkin AB adına yaptığını belirttiği açıklamada, “AB, bu eylemlerin derhal geri alınmasını ve Ekim 2020’den bu yana Maraş’ta atılan tüm adımların tersine çevrilmesini eşit derecede talep etmektedir.” ifadesine yer verildi.

    “Maraş’taki durumdan Türkiye sorumlu”

    AB’nin Maraş’taki durumdan Türkiye’yi sorumlu tutmaya devam ettiği belirtilen açıklamada, “BM Güvenlik Konseyi kararlarına tam saygı gösterilmesi ve bunların uygulanması ayrıca Kıbrıs’taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün (UNFICYP) Maraş bölgesinde hareket özgürlüğüne getirilen kısıtlamalara derhal son verilmesini gerektiriyor.” denildi.

    “Elimizdeki araçları ve seçenekleri kullanacağız”

    Açıklamada ilgili BM Güvenlik Konseyi kararlarına atıfta bulunarak, “AB, uluslararası hukuku ihlal eden tek taraflı eylemlerden ve adada gerilimi artırabilecek ve Kıbrıs sorununa kalıcı bir çözüme yönelik taraflar arasında devam eden ortak zemin arama çabalarını tehlikeye atabilecek yeni provokasyonlardan kaçınma gereğinin altını bir kez daha çizmektedir” değerlendirmesine yer verdi.

    “AB, ilgili BM Güvenlik Konseyi Kararları uyarınca ve AB’nin temelini oluşturan, bağlı olduğu ilkeler doğrultusunda, siyasi eşitliğe sahip iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon temelinde Kıbrıs sorununun kapsamlı bir şekilde çözülmesine olan bağlılığını sürdürmektedir” denilen açıklamada ayrıca, Brüksel’in Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin çabalarını tam olarak desteklemeye devam edeceği dile getirildi.

    Ankara’dan kararını yeniden gözden geçirmesi istenen açıklamada, durumun devam etmesi halinde bir sonraki bakanlar toplantısında Türkiye’ye yönelik atılacak adımların gündeme geleceği ifade edildi. Bu bağlamda, ‘Uluslararası hukuku ihlal eden provokasyonların ve tek taraflı eylemlerin devam etmesi durumunda, Avrupa Birliği’nin kendi çıkarlarını ve üye devletlerin çıkarlarını savunmak ve bölgesel istikrarı korumak için elindeki araç ve seçenekleri kullanacağı’ hatırlatıldı.

    Dışişleri Bakanlığı: Avrupa Birliği adına Maraş konusunda yapılan açıklamayı kınıyoruz

    Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs Türk halkını görmezden gelen, gerçeklerden kopuk ve sadece Rum tarafının görüşlerini yansıtan açıklamaların Türkiye açısından bir değeri ve hükmü olmadığını bildirerek Avrupa Birliği’nin (AB) Maraş konusunda yaptığı açıklamayı kınadı.

    Konuya ilişkin sorulan soruya yazılı yanıt veren Bakanlık Sözcüsü Büyükelçi Tanju Bilgiç, şunları kaydetti:

    “Kıbrıs Türk halkını görmezden gelen, gerçeklerden kopuk ve sadece Rum tarafının görüşlerini yansıtan bu ve benzeri açıklamaların bizim açımızdan bir değeri ve hükmü yoktur. Üyelik dayanışması ve veto endişesi bahaneleriyle ortaya konulan bu yanlı AB tutumunun hiçbir sorunun çözümüne katkıda bulunması da mümkün değildir. AB adına bugün Maraş konusunda yapılan açıklamayı kınıyoruz.”

    Bilgiç, Türkiye’nin Kıbrıs meselesinin çözümü ve Maraş açılımı konusunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) makamlarının önerilerine ve aldıkları tüm kararlara desteğin tam olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

    “Maraş açılımı, KKTC hükümetinin aldığı bir karardır. AB, 2004’te Annan Planı sonrasında Kıbrıs Türk halkına verdiği sözleri tutmalı ve KKTC’yi muhatap almayı öğrenmelidir.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD: Kıbrıs’a 2 devletli değil, tek devlet çatısı altında 2 yönetim çözüm getirir

    ABD: Kıbrıs’a 2 devletli değil, tek devlet çatısı altında 2 yönetim çözüm getirir


    Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs adasında 2 devletli çözüm önerisine karşı çıkarak tüm gayretlerini “2 farklı federe bölgesi olan tek bir devlet” için sarf edeceklerini açıkladı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kıbrıs Adası ve tampon bölge Maraş’ın açılımına ilişkin yaptığı açıklamalara Yunanistan, Güney Kıbrıs ve diğer Batılı ülkelerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi İlişkiler Departmanı’ndan Victoria Nuland, Senato’da yaptığı konuşmasında ada ile ilgili olarak, “Biz Kıbrıs’a barış ve istikrarın sadece Kıbrıs liderliğinde, 2 bölgeli ve 2 toplumlu bir süreçle geleceğini düşünüyoruz” diye konuştu.

    “Provokatif kararı geri çekin”

    Nuland, Erdoğan’ın “hayalet şehir” Maraş’ı oturuma açma adımının, Birleşmiş Milletler (BM) kararını hiçe saymak olduğunu belirterek Ankara hükümetine seslendi ve “Bu provokatif kararın geri alınması çağrısında bulunuyorum” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kuzey Kıbrıs ziyaretinde Maraş bölgesinin bir kısmının daha açılacağını açıklamasına, ABD, İngiltere, Avrupa ülkeleri ve Rusya da tepki göstermişti.

    ABD Dışişleri Bakanı Blinken: Türkiye’nin söylemi BMGK’ye aykırı

    Erdoğan’ın ziyareti akabinde konuşan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Türkiye’nin bu adımının BM Güvenlik Konseyi’nin 550 ve 789 numaralı kararlarıyla ters düştüğünü belirterek, “Maraş şehrinin bazı mahallelerinin Kıbrıs Türklerinin kontrolüne geçmesi açıklamalarını kınıyoruz” demişti.

    Erdoğan’ın Maraş söylemine Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi de şiddetle karşı çıktığını duyurmuştu.

    Ocak 2020’de Gezici şirketi tarafından yapılan araştırmada Kıbrıs Türk halkının yüzde 81,3’ü iki devletli çözümü desteklediğini açıklarken, yüzde 10,2’si Rumlarla federasyon, yüzde 8,5’i ise konfederasyon istediğini beyan etmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan’dan AB’ye: Kıbrıs Türkü’nün egemenlik ve eşitlikten vazgeçmesini kimse beklemesin

    Erdoğan’dan AB’ye: Kıbrıs Türkü’nün egemenlik ve eşitlikten vazgeçmesini kimse beklemesin


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki devletli çözüme karşı çıkanların Kıbrıs Türk halkının egemenliğini, eşitliğini, bağımsızlığını, devletini ve kazanımlarını görmezden geldiğini belirtti.

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı” töreninde konuşan Erdoğan, KKTC’de Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Cenevre’de çözüm odaklı gerçekçi bir öneri sunduğunu belirtti ve çözüm anahtarının Kıbrıs Türkü’nün egemen eşitliği ve eşit statüsünün teyit edilmesinden geçtiğini vurguladı.

    “İki devletli çözüm olmaz’ demek Kıbrıs Türk halkının egemenliğini, eşitliğini, bağımsızlığını, devletini ve kazanımlarını görmezden gelmek demektir” diyen Erdoğan “Hiç kimse Kıbrıs Türkü’nden, müktesep haklarından, kendi devletinden, eşit statüsünden, egemenliğinden vazgeçmesini, Rumların iradesi altında azınlık olarak yaşamayı, onların tahakkümüne girmeyi kabul etmesini beklemesin. Kıbrıs’ta, diniyle, diliyle, kültürüyle farklı, eşit statüde 2 halk ve 2 devletin bulunduğu kabul edilmeden müzakerelerde ilerleme sağlanamaz. Bu gerçekleri esas alan bir çözüme ulaşılması artık tercihten öte, altını çiziyorum, zorunluluktur” değerlendirmesinde bulundu.

    “Kimsenin toprağında gözümüz yok”

    Erdoğan Maraş’la ilgli olarak da “Maraş’ta hayat yeniden başlayacaktır. Mülkiyet haklarına riayet edilerek yürütülen bu çalışmalar ışığında artık Maraş’ta herkesin yararına olacak yeni bir dönemin kapıları açılacaktır. Açılımın öncelikle Kapalı Maraş’ın yüzde 3 buçuğuna tekabül eden pilot bölgede başlayacak olması Kıbrıs Türk makamlarının bu konuya ne kadar hassas yaklaştığını ortaya koyuyor” diye konuştu ve “Bizim kimsenin toprağında, hakkında, mülkünde gözümüz yoktur. Kimse de bizim ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hakkına el uzatamaz” vurgusunu yaptı.

    AB, Kuzey Kıbrıs’a destek vermedi

    “Buradan Avrupa Birliği’ne sesleniyorum, ne oldu? Siz sözünüzü tuttunuz mu?” diye soran Erdoğan, “Avrupa Birliği mali, idari noktada Kuzey Kıbrıs’a desteklerini verecekti, Verdi mi? Hayır vermedi? Niye? Bunların hayatı yalan üzerine kurulu. Dürüst değiller. Geçen gün beni arıyorlar, söyledikleri şu ‘Duyduk ki ayın 20’sinde Kuzey Kıbrıs’ta konuşma yapacakmışsın. Herhalde orada rahatsızlık verici bir konuşma olmaz.’ Bunun iznini herhalde sizden alacak değiliz” ifadelerini kullandı.

    Törenden sonra Anadolu Üniversitesi Lefkoşa Kampüsü’nden canlı bağlantıyla toplu açılış ve temel atma törenine katılan Erdoğan buradaki konuşmasında ise KKTC’nin gelişmesine ve kalkınmasına odaklanarak adada ulaştırma, bilgi teknolojileri ve alt yapı projesine öncelik verileceğini açıkladı.

    KKTC Cumhurbaşkanı: Su Temin projesi “asrın projesi”

    Temel atma töreninde konuşan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ise adanın su sorununa çözüm getiren projeyi “asrın projesi” olarak tanımladı ve “Bugün bu proje gerçekleşmemiş olsaydı, bu ülkede, bu kuraklıkta susuzluk çekecektik. Bugün hamdolsun artan nüfusa, turiste ve öğrenciye rağmen bu ülkede susuzluk diye bir derdimiz yoktur. Su Anadolu’nun suyu, çeşmelerimizden akmakta. Anadolu suyu, ovalarımızda, tarlalarımızda tarımsal faaliyetlerimizde katkısını katmaktadır” ifadelerini kullandı.

    Toros Dağları’nın suyunu Akdeniz’den boru ile geçirilerek KKTC topraklarına taşıyan KKTC Su Temin Projesi ile KKTC’ye yılda 75 milyon m³ su ulaştırılması ve 50 yıl boyunca kullanma ve içme suyu ihtiyacını karşılanması amaçlanıyor. 2015 yılında resm açılışı yapılan projenin borularında kopma meydana gelmesi üzerine 2020’de tamir çalışması yapılmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***