Etiket: Kudüs

  • İsrail-Filistin çatışması: Gazze’de savaş suçu işleniyor mu?

    İsrail-Filistin çatışması: Gazze’de savaş suçu işleniyor mu?


    İsrail ile Filistinli direniş grupları arasındaki çatışmalarda bilanço ağırlaşırken Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Doğu Kudüs ve Gazze’de yaşanan şiddetin artması nedeniyle savaş suçlarının işlenme olasılığından duyulan endişeyi dile getirdi.

    İsrail’in Gazze Şeridi’ne 10 Mayıs’tan bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı yaklaşık 100’ü çocuk ve kadın olmak üzere 212’ye yükselirken İsrail tarafında ise biri çocuk toplam 10 kişi hayatını kaybetti.

    İsrail, orantısız güç kullanımı ve sivillerin yaşadığı yerleşim alanlara saldırmakla, Filistinli gruplar ise sivilleri kalkan olarak kullanmak ve İsrail yerleşim alanlarına roket atmakla suçlanıyor.

    Çatışmalarda olası uluslararası hukuk ihlalleri hangileri?

    Uluslararası hukuk, sivillerin hedef alınmasını veya sivil alanlarda ayrım gözetmeksizin güç kullanılmasını yasaklıyor.

    2 milyon insanın dar bir kıyı şeridine sıkıştırıldığı Gazze’de durum oldukça karışık. Dar alan ve yoğun bombardımanlar nedeniyle Gazzelilerin sığınabileceği güvenli alan çok kısıtlı.

    Hamas’ın 2007’de iktidarı ele geçirmesinin ardından İsrail ve Mısır tarafından uygulanan abluka, ülkeden ayrılmayı neredeyse imkansız hale getirmiş durumda.

    Filistinli savaşçılar, yerleşim alanlarında faaliyet gösteriyorlar ve tüneller, roketatarlar ve komuta ve kontrol altyapısını okullara, camilere ve evlere yakın konumlandırıyorlar.

    İsrail ve Batılı ülkeler tarafından terör örgütü olarak kabul edilen Hamas aynı zamanda Gazze’nin de facto hükümeti, on binlerce kişiyi memur ve polis olarak istihdam ediyor. Dolayısıyla, Hamas’la bağlantılı olmak Gazze’de yaşayan bir kişinin savaşçı olduğu anlamına gelmiyor.

    İsrail, pazar günü Hamas’ın yeraltı askeri altyapısının hedef alındığını söyleyerek Gazze Şehrindeki bir ana cadde boyunca ağır hava saldırıları düzenledi. Bombardımanda üç bina devrildi ve 16’sı kadın ve 10’u çocuk olmak üzere en az 42 kişi öldü. Bir gün önce ise, kalabalık bir mülteci kampına yapılan saldırıda aynı aileden 10 kadın ve çocuk hayatını kaybetti.

    İsrail medyası, ordunun saldırıda üst düzey Hamas yetkililerinin buluşmasını hedeflediğini iddia etti.

    Sivillerin kalkan olarak kullanılıp kullanılmadığının hukuki olarak tanımlanması için askeri varlıkların kasıtlı olarak korumalarından yararlanmak amacıyla sivillerin yakınına yerleştirdiklerini kanıtlaması gerekiyor.

    Öte yandan Hamas ve diğer Filistinli grupların İsrail’e fırlattığı yüzlerce roketten Tel Aviv’deki apartmanlara isabet etmesi uluslararası hukukun açık bir ihlali olarak değerlendiriliyor.

    Orantısız güç kullanımı

    İsrail sık sık orantısız güç kullanmakla suçlanıyor. Bölgenin en güçlü ordusuna sahip beyan edilmemiş bir nükleer güç olan İsrail, roketlerden kaynaklanan tehdidi ortadan kaldırma hakkına sahip olduğunu savunuyor. Sivillere zarar vermekten kaçınmak için her türlü çabayı gösterdiğini iddia ediyor.

    Buna, cumartesi günü Associated Press (AP) ile El Cezire ofislerinin yanı sıra bir hukuk firması, kan testi için bir laboratuvar ve düzinelerce özel daire ve küçük işletmeyi barındıran 12 katlı bir binanın bombalanması öncesi bina sakinlerinin uyarılarak boşaltılması örnek veriliyor.

    İsrail Ordusu, binada bir komuta ve kontrol merkezi, bir istihbarat birimi ve muharebe operasyonlarını koordine etmek için kullanılan diğer altyapı da dahil olmak üzere hatırı sayılır bir Hamas varlığı olduğunu iddia etti ancak herhangi bir kanıt paylaşmadı.

    Cenevre Uluslararası İnsani Hukuk ve İnsan Hakları Akademisi profesörü Marco Sassoli, geçmiş çatışmalarda İsrail’in “meşru bir askeri hedefin ne olduğuna dair oldukça geniş bir konsepte” sahip olduğunu söyledi.

    AP CEO’su Gary Pruitt, saldırı nedeniyle “şoke olduğunu ve dehşete düştüğünü” belirtti ve bağımsız bir soruşturma çağrısında bulundu. AP yönetimi 15 yıldır ofislerinin bulunduğu binada Hamas’ın olabileceğine ilişkin hiçbir bilgi verilmediğine ve bu iddiaya dair herhangi bir gösterge de olmadığına değinerek, gerçeklerin ortaya konmasını talep etti.

    Sassoli, bir medya merkezine saldırıyı “tamamen hukuka aykırı” olarak tanımladı ancak ordunun neyi hedeflediğini bilmeden bombalamanın haklı olup olmadığını bilmenin imkansız olduğunu söyledi.

    Hamas’ın yeraltı ordusu

    Hamas’ın silahlı kanadı üyeleri nadiren üniforma giyiyor ve çatışmalar başlaması üzerine yeraltına iniyor.

    Hamas taraftarlarının büyük çoğunluğu çatışmaya dahil olmuyor, bu da onların hedef alınmaması gerektiği anlamına geliyor.

    Uluslararası Kızıl Haç Komitesi, bir savaşçıyı “sürekli savaş işlevi” olan biri veya hedef alındığı anda çatışmaya giren biri olarak tanımlamaktadır.

    Bu tanıma göre, bir bina Hamas destekçileriyle dolu olsa bile, uzmanlar, savaş operasyonlarına aktif olarak katılmadıkları sürece meşru bir hedef olarak kabul edilmeyeceğini söylüyor.

  • İsrail, Gazze sınırına asker yığınağını artırıyor, 9 bin yedek asker göreve çağrıldı

    İsrail, Gazze sınırına asker yığınağını artırıyor, 9 bin yedek asker göreve çağrıldı


    İsrail, Gazze sınırına asker yığınağını artırırken, 9 bine yakın yedek askeri göreve çağırdı. Bu arada İsrail savaş uçakları abluka altındaki Gazze Şeridi’ni 2 saatlik bir sükunetin ardından sabah saatlerinde yeniden bombaladı.

    Hamas’ın kontrolündeki bölgeyi işgal etmek için İsrail ordusunun sınırdaki yığınağını artırdığını duyurulurken, Fransız Haber Ajansı (AFP) ise akşam saatlerinde İsrail ordusunun kara harekatı başlattığı yolundaki haberin daha sonra yalanlandığını aktardı.

    Mısır’ın arabuluculuğundan sonuç çıkmadı

    Mısır’ın İsrail’in saldırılarını durdurmak için arabuluculuk girişimleri şu ana kadar sonuçsuz kaldı.

    Gecenin ilk saatlerinde Gazze Şeridi’nin kuzey kesimini yoğun şeklide bombalayan İsrail savaş uçakları, 2 saatlik sükunetin ardından çeşitli bölgeleri bombalamaya devam etti.

    Hamas’ın ise İsrail saldırılarına roketle karşılık verdiği bildirildi. Gazze Şeridi’nden atılan roketler, ilk kez İsrail’in orta kesimini aşarak kuzey bölgelerine kadar ulaştı.

    İsrail ordusu abluka altındaki Gazze Şeridi’nin kuzey kesimine gecenin ilk saatlerinde kara, hava ve denizden eş zamanlı olarak yoğun şekilde saldırı düzenlemişti.

    Kudüs ve Batı Şeria’da gerginlik tırmanıyor

    Öte yandan Batı Şeria’nın birçok yerinde Gazze Şeridi’ne destek amaçlı Filistinlilerin gösterileri geç saatlere kadar sürdü.

    Lübnan’dan gelen roketler

    AFP’ye açıklamada bulunan Lübnanlı bir askeri kaynak, perşembe günü Güney Lübnan’dan İsrail’e üç roket atıldığını bildirmiş ve bu bilgi İsrail Ordusu resmi twitter hesabından teyit edilmişti.

    Lübnan’dan gelen roketler, “İsrail’in kuzey sınırında yeni bir cephe açılacağı” şeklinde yorumlandı.

    Londra’daki sürgündeki Hamas’ın önemli isimlerinden Saleh Aruri, uydu üzerinden yayın yapan Al Araby kanalına yaptığı açıklamada, barış müzakereleri için silahların susması önerisini geri çevirdiklerini açıkladı.

    Aruri, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri ile BM’nin ateşkes girişimleriyle ilgili müzakereleri yürüttüğünü söyledi. ABD Başkanı Joe Biden ise İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile telefon görüşmesi yaparak gerilimin düşürülmesi çağrısı yaptı.

    Macron, Filistin Devlet Başkanı Abbas ile telefonda görüştü

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ile telefonda görüştü ve Abbas’a gerginliği tırmandırıcı eylemlerden uzak durulması tavsiyesinde bulundu. Macron’un bugün ayrıca Netenyahu ve bölge liderleriyle de görüşeceği bildirildi.

    BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’den çağrı

    Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres de İsrail ve Filistin arasında artan gerginlik ve şiddet olaylarında çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini belirterek, “Ramazan Bayramı’nın hatırına” çatışmalara derhal son verilmesi çağrısı yaptı.

    Guterres, Twitter hesabından, “Ramazan Bayramı hatırına Gazze ve İsrail’deki gerginliğe ve çatışmalara derhal son verilmesi çağrısı yapıyorum. Çok sayıda sivil öldü. Bu çatışma sadece bölgedeki radikalleşmeyi ve aşırılığı artırır.” açıklamasında bulundu.

    İsrail’in 10 Mayıs’tan bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda şu ana kadar 28’i çocuk, 15’i kadın olmak üzere 109 kişi hayatını kaybetti, oldu, 621 kişi yaralandı.

  • BM Güvenlik Konseyi’ndeki Kudüs açıklamasına ABD engeli: ‘Gerginliği azaltmaya yetmez’

    BM Güvenlik Konseyi’ndeki Kudüs açıklamasına ABD engeli: ‘Gerginliği azaltmaya yetmez’


    ABD, Doğu Kudüs’te artan gerginliği görüşmek üzere ikinci kez toplanan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) ortak açıklama yapmasını bir kez daha engelledi.

    BM Güvenlik Konseyi, İsrail’in Doğu Kudüs’te Şeyh Cerrah Mahallesi’ndeki Filistinli ailelerin zorla tahliyesiyle başlayan ve tırmanan gerginliği görüşmek için ikinci kez kapalı oturumda toplandı.

    Konsey, oturumunda İsrail ve Filistin’in “tam ölçekli bir savaşa doğru sürüklendiği” uyarısı yapan BM Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Wennesland’dan Doğu Kudüs’te artan gerginlik ve son gelişmeler hakkında brifing aldı.

    “Açıklama gerginliği azaltmaya yardımcı olmayacak”

    Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, BM Güvenlik Konseyi, Doğu Kudüs’teki gerginlik ve Gazze’deki hava saldırılarından derin endişe duyan ve çatışmalara derhal son verilmesi çağrısında bulunan ortak bir açıklama yapmak istedi ancak konseyin açıklaması ikinci kez ABD tarafından engellendi.

    Diplomatik kaynaklar, ABD’nin, BM Güvenlik Konseyi’nin yapmak istediği açıklamanın gerginliği azaltmaya yardımcı olmayacağı gerekçesiyle açıklamayı engellediğini söyledi.

    Uluslararası barış ve güvenliği sağlamakla sorumlu BM’nin en güçlü organı Güvenlik Konseyi, son yıllarda veto gücüne sahip ülkeler Rusya’nın Suriye’de, Çin’in Myanmar’da, ABD’nin ise İsrail-Filistin sorunun çözümündeki yanlı tutumları nedeniyle hiçbir somut adım atamıyor ve meşruiyetini kaybetmekle eleştiriliyor.

  • Doğu Kudüs’te gerilim: Uluslararası kamuoyundan tepki yağıyor

    Doğu Kudüs’te gerilim: Uluslararası kamuoyundan tepki yağıyor


    İsrail polisinin, Mescid-i Aksa’da Filistinlileri hedef alan saldırılarıyla başlayan gerginlik giderek tırmanırken uluslararası kamuoyundan ise tepkiler gelmeye devam ediyor.

    İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), İsrail’in Doğu Kudüs’teki Şeyh Cerrah Mahallesi’nde uyguladığı planlı tahliyelerin milyonlarca Filistinlinin maruz kaldığı apartheid (ırkçılık, ayrımcılık) gerçeğini teyit ettiğini belirtti.

    HRW Filistin ve İsrail sorumlusu Ömer Şakir, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, İsrail ve Filistin’de ciddi insan haklarıyla birlikte büyük bir gerilim yaşandığını kaydetti.

    “Milyonlarca Filistinlinin maruz kaldığı apartheid gerçeğini teyit ediyor”

    İsrail hükümetinin Şeyh Cerrah Mahallesi’ndeki tahliye operasyonlarını takip ettiklerini belirten Şakir, “Şeyh Cerrah Mahallesi’ndeki planlı tahliye operasyonları, milyonlarca Filistinlinin maruz kaldığı apartheid gerçeğini teyit ediyor.” ifadesini kullandı.

    Birleşmiş Milletler insan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) Sözcüsü Rupert Colville ise Doğu Kudüs ve İsrail’de şiddet olaylarının tırmanmasından “derin endişe duyduğunu” belirterek, “Her türlü şiddeti, şiddete teşviki, etnik ayrımcılığı ve provokasyonları kınıyoruz” dedi.

    “İsrail’in hava saldırıları askeri hedeflere yönelik olmalı”

    İsrail’in Gazze’ye yaptığı hava saldırılarına da değinen Colville, “hava saldırılarının askeri hedeflere yönelik olması” ve sivillerle sivil unsurların zarar görmemesi için tüm önlemlerin alınması gerektiğini vurguladı.

    İsrail güçleri, 7 Mayıs akşamı teravih namazı sırasında Mescid-i Aksa’daki cemaate ses bombaları ve plastik mermiyle müdahale etmişti.

    BM: Gerginliğin tırmanışı daha fazla şiddete ve can kaybına neden olacak

    BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric de Doğu Kudüs’te devam eden şiddet olayları ve Filistinli ailelerin Şeyh Cerrah ve Silvan mahallelerindeki olası tahliyelerinden derin endişe duyduklarını söyledi.

    Gerginliğin ve tehlikeli tırmanışın daha fazla şiddete ve can kaybına neden olacağı uyarısında bulunan Dujarric, tüm taraflara maksimum itidal göstermeleri çağrısı yaptı.

    İran Meclis Başkanı: İsrail’in Filistinlilere saldırısı “savaş suçu”

    İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, İsrail’in Filistinlilere saldırısını “savaş suçu” olarak nitelendirdi ve bunun “uluslararası hukukun temel ilkelerine aykırı” olduğunu söyledi.

    Meclis Başkanı Kalibaf, İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırılarına ilişkin BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Müslüman ülkelerin meclis başkanları ve bazı ülkelerin parlamentolarına mektup yazdı.

    Mektubunda İsrail’in saldırılarını kınayan Kalibaf, “Filistin’in savunmasız ve mazlum halkı İsrail’in insanlık dışı saldırılarına maruz kalmaktadır. Siyonist rejimin saldırıları ve işlediği savaş suçu, uluslararası hukukun temel ilkelerine aykırıdır” ifadelerini kullandı.

    Arap ülkeleri saldırıları kınadı

    Arap ülkeleri de İsrail’in Doğu Kudüs’teki saldırılarını kınadı.

    Libya Devlet Yüksek Konseyi, yaptığı yazılı açıklamada, Filistin halkının direnişine destek verdiklerini belirtti.

    Katar

    Katar Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada da İsrail polisinin Mescid-i Aksa baskınının “şiddetle kınandığı” ifade edildi. Açıklamada, uluslararası topluma İsrail’in Filistin halkına yönelik saldırılarını durdurmak için hemen harekete geçme çağrısı yapıldı.

    Ürdün

    Ürdün Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail polisinin Mescid-i Aksa baskının “açık ve kabul edilemez bir ihlal” olduğu ifade edildi. Açıklamada, İsrail polisinin derhal Mescid-i Aksa’dan çıkarılması ve namaz kılan insanlara ibadet özgürlüğü tanınması talep edildi.

    Kuveyt

    Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da yazılı açıklamasında, İsrail’in bu uygulamalarının “şiddetle kınandığı” ifade edildi.

    Suudi Arabistan

    Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in Mescid-i Aksa’nın saygınlığına ve orada ibadet eden cemaatin güvenliğine yönelik saldırıları şiddetle kınandı.

    Uluslararası topluma, tüm uluslararası sözleşmelere aykırı olan İsrail’in bu uygulamalarına son vermesi için harekete geçme çağrısı yapılan açıklamada, Filistin halkının yanında olunduğu vurgulandı.

    BAE

    BAE Dışişleri Bakanı Siyasi İşleri Yardımcısı Halife el-Merar, yazılı açıklamasında, yaşanan çatışmaları ve İsrail’in Filistinlileri tahliye çalışmalarını “şiddetle” kınadıklarını belirtti. Merar, İsrail yönetimini tansiyonu düşürmeye davet etti.

    Bahreyn

    Bahreyn Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada ise İsrail hükümetine Kudüslülere yönelik bu provokatif eylemleri durdurma ve güçlerinin ibadet edenlere saldırmasını engelleme çağrısı yapıldı.

    Yemen

    Yemen’de parlamentonun ikinci kanadı Şura Meclisi, yayımladığı yazılı açıklamada, uluslararası toplumdan İsrail’in Kudüs’e yönelik saldırılarını durdurması için harekete geçmesini istedi.

    Yemen Alimler Heyeti de İslam ve Arap dünyasını, işgal altındaki Doğu Kudüs’te İsrail güçlerine karşı direnen Filistinlilere destek olmaya ve Müslümanların Kudüs üzerindeki egemenlik haklarını sınırlayan her türlü eyleme karşı çıkmaya çağırdı.

    Tunus

    Tunus Meclis Başkanı ve Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Mescid-i Aksa ve Filistinliler ile dayanışma içinde olduğunu ifade etti.

    Kudüs’teki gerginlik

    İşgal altındaki Doğu Kudüs, Şeyh Cerrah Mahallesi’nde yaşayan Filistinlilere zorunlu göç tehdidi nedeniyle gergin günlere sahne oluyor. İsrail polisinin Mescid-i Aksa çevresindeki Ramazan etkinliklerine engel olmak istemesiyle başlayan gerilim tırmanarak artıyor.

  • Kudüs geriliminde bilanço artıyor: 26 Filistinli ve 2 İsrailli hayatını kaybetti

    Kudüs geriliminde bilanço artıyor: 26 Filistinli ve 2 İsrailli hayatını kaybetti


    İsrail polisi Gazze Şeridi’nden atılan roketler nedeniyle 2 İsraillinin öldüğünü, en az 7 kişinin de yaralandığını bildirdi.

    Ramazan ayı boyunca Kudüs’te ve Mescid-i Aksa’da yaşanan gerginlik ve sonrasında İsrail ordusunun yaptığı saldırılarda hayatını kaybeden Filistinli sayısı ise 26’ya yükseldi.

    İsrail Polis Sözcüsü Micky Rosenfeld, Gazze’den İsrail’in güneyine atılan roketler nedeniyle Askalan şehrinde 2 İsrailli kadının hayatını kaybettiğini söyledi. Askalan ve Aşdod şehirlerinde 7 kişi de yaralandı. AP haber ajansı ise yaralı sayısını en az 10 olarak duyurdu.

    Gazze Şeridi’ndeki Filistinli direniş grupları, İsrail polisinin işgal altındaki Doğu Kudüs’te yer alan Mescid-i Aksa ve Şeyh Cerrah Mahallesi’nden çekilmesi için dün yerel saatle 18.00’e kadar süre tanımıştı. Ancak İsrail polisinin bu iki noktadan çekilmemesi üzerine Filistinli direniş grupları İsrail’e çok sayıda roket fırlattı.

    İsrail: 16 Hamas üyesi öldürüldü, 5000 yedek asker hazır bekliyor

    Bunun ardından İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne yönelik “Surların Muhafızı” adı verilen askeri operasyon başlatıldığını duyurdu ve Gazze tarafındaki birçok yüksek binayı füzelerle vurdu. İsrail ordusunun saldırılarında son belirlemelere göre 9’u çocuk, 1’i kadın 26 Filistin Filistinli hayatını kaybederken 115 kişi yaralandı.

    İsrail, Filistin tarafından ölenlerden en az 16’sının Hamas örgütüne mensup isimler olduğunu açıkladı. İsrail ordusu Gazze sınır kapısına çok sayıda asker gönderirken, Savunma Bakanlığı toplamda 5000 yedek askerin operasyon için hazır bekletildiğini duyurdu.

  • Mescid-i Aksa’da olaylar sürüyor: Gerginlik nasıl başladı, nedenleri neler?

    Mescid-i Aksa’da olaylar sürüyor: Gerginlik nasıl başladı, nedenleri neler?


    İsrail polisi, işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’da fanatik Yahudilerin baskınını önlemek için nöbet tutan Filistinlilere müdahale etti. Olaylarda onlarca Filistinli yaralandı.

    Harem-i Şerif’in bazı noktalarına barikatlar kuran Filistinliler, buradan ayrılmayacaklarını dile getirerek sık sık “Canımız kanımız sana feda Aksa” sloganı attı.

    Daha sonra Mescid-i Aksa’ya baskın düzenleyen İsrail polisi, Filistinlilere göz yaşartıcı gaz, plastik mermi ve ses bombalarıyla müdahale etti.

    Müslümanların kutsal Ramazan ayında Doğu Kudüs’te her gece Filistinliler, İsrail polisi ve yerleşimciler arasında çatışmalar yaşandı.

    Bölgede yıllardır tansiyon düşmüyor, Doğu Kudüs’te ne oluyor? Bu bölgede yaşanan çatışmaların sebebi nedir?

    Protestolar ne zaman başladı?

    Nisan ayı ortalarında, Ramazan ayının başından itibaren, İsrail polisi Şam Kapısı’nda Filistinlilerin akşamları iftar düzenlemesini veya toplanmasını engellemek için bariyerler yerleştirdi. Bu durumu protesto eden Filistinliler ile İsrail polisi arasında çatışmalar çıkmaya başladı.

    Filistinliler, İsrail polisinin tutumunu özgürlüklerine bir sınırlama olarak niteliyor. İsrail polisi ise, bölgede düzeni sağlamak için orada olduklarını iddia ediyor.

    İşgal altındaki Doğu Kudüs’te ne yaşandı?

    İşgal altındaki Doğu Kudüs, Şeyh Cerrah Mahallesi’nde yaşayan Filistinlilere zorunlu tahliye tehdidi nedeniyle gergin günlere sahne oluyor. İsrail polisinin Mescid-i Aksa’daki saldırıları da kutsal kentteki gerilimi tırmandırıyor.

    İsrail polisi, 7 Mayıs akşamı teravih namazı sırasında Mescid-i Aksa’daki cemaate ses bombaları ve plastik mermiyle müdahale etmişti.

    Filistin Kızılayı, İsrail polisinin müdahalesi nedeniyle 205 Filistinlinin yaralandığını açıklamıştı. İsrail polisinin Filistinlilere 8 Mayıs’taki müdahalesinde ise 90 kişi yaralanmış, Filistin Kızılayı yaralananlar arasında bir yaşında bebek ve çocukların da olduğunu bildirmişti.

    Doğu Kudüs’te şiddet neden yeniden alevlendi?

    İsrail Yüksek Mahkemesi’nin 10 Mayıs’ta açıklanması beklenen karar öncesinde bölgede tansiyon yükselmeye başladı.

    Söz konusu davada, Doğu Kudüs’teki Şeyh Cerrah Mahallesi’nde bazı Filistinli ailelerin tahliyesi söz konusu. Eğer alt mahkemenin verdiği karara Filistinlilerin yaptığı itiraz olumlu karşılık bulmazsa, İsrailli yerleşimciler işgal altındaki bu mahalleye gelmelerine izin verilecek.

    Bazı yasadışı yerleşimciler, mahkeme kararı çıkmadan söz konusu mahalleye gelmeye başladı. Söz konusu yerleşimciler, yüzyıl öncesine dayanan tapu belgeleri göstererek tartışmalı bölgelerin asıl sahibi olduklarını iddia ederek, Filistinli aileleri yerlerinden etmeye çalışıyor.

    Mahkeme duruşması yaklaşırken, Filistinliler ve bazı sol görüşlü İsrailli gruplar, olası bir tahliye kararının, ezici çoğunlukta olan Filistin mahallesinde domino etkisine neden olarak, bölgede çatışmalarının çıkabileceğini belirterek haftalardır gösteriler düzenliyor.

    Şeyh Cerrah Mahallesi’nde eski önemli bir rahip olan Adil Simon’un mezarı bulunduğu Ortodoks Yahudiler tarafından önemli mabet olarak kabul ediliyor. Bu nedenle zaman zaman burada Filistinliler ile İsrailli ziyaretçiler arasında tansiyon çıkıyor.

    Yüksek Mahkemeye gelmeden önce, bir alt İsrail mahkemesi, söz konusu arazinin 1948 Savaşı’ndan önce söz Doğu Kudüs’teki Yahudilere ait olduğuna hükmetti. Söz konusu karar başta Filistinliler olmak üzere uluslararası toplumun tepkisini çekmişti.

    Pazar günü İsrail Yüksek Mahkeme tahliyelerle ilgili karar duruşmasını ertelendi. Olayların yatışması, Ramazan ayının bitmesi için İsrailli yetkililer 30 gün içinde yeni bir oturum planlayacak.

    ‘Kudüs Günü’ nedir? Ne yaşanması bekleniyor?

    Bugün aynı zamanda, İsrail’in 1967 savaşı sırasında Doğu Kudüs’ü ele geçirmesinin yıllık anma töreni olan “Kudüs Günü”. Fanatik Yahudileri, Altı Gün Savaşının yıl dönümünü İbrani takvimine göre “Kudüs günü” olarak kutluyor.

    Başta aşırı milliyetçiler olmak üzere birçok İsrailli Kudüs’te yürüyüş düzenleyecek.

    Fanatik Yahudi örgütler, bu yıl 9-10 Mayıs tarihlerine denk gelen “Kudüs günü” nedeniyle Mescid-i Aksa’ya baskın çağrıları yapmıştı.

    Kudüs neden bu kadar hassas bir bölge?

    Siyaset, tarih ve din.

    Kudüs’ün Eski Şehrin kalbinde, dünyanın dört bir yanındaki Yahudiler tarafından Museviliğin en kutsal yeri Tapınak Tepesi bulunuyor. Fakat aynı yerde Müslümanlar için de önem arz eden kutsal mekanlar bulunuyor.

    Tapınak Tepesi’nde Yahudilerin en önemli mabedi olan olan Hz. Süleyman Mabedi ve Ağlama Duvarı bulunuyor. Ancak aynı yerde Müslümanların ilk kıblesi olan, kutsal kabul edilen Mescid-i Aksa ve Kubbet’üs-Sahra bulunuyor.

    Hristiyan inancına göre de, Hz. İsa’nın Tapınak Tepesi’nde vaaz verdi, burada öldürüldü ve tekrar dirildi.

    İsrail tüm Kudüs’ü ebedi ve bölünmez başkenti olarak görürken, Filistinliler bulundukları doğu kesimini gelecekteki bir devletin başkenti olarak istiyor. İsrail’in Doğu Kudüs’ü ilhak politikası uluslararası hukuka aykırı. Batılı devletler dahil uluslararası toplumunun uyarısına rağmen İsrailli yerleşimciler Doğu Kudüs’ü ilhak etmeye devam ediyor.

  • Netanyahu: Hiçbir aşırılığın Kudüs’teki sükuneti bozmasına izin vermeyeceğiz

    Netanyahu: Hiçbir aşırılığın Kudüs’teki sükuneti bozmasına izin vermeyeceğiz


    İsrail polisinin son birkaç gündür Mescid-i Aksa’da Filistinlilere yönelik saldırıları ve dünyadan gelen sert tepkilerin ardından konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, “Kudüs İsrail’in başkentidir ve her milletin başkentini kurup inşa etmesi gibi, biz de Kudüs’ü inşa etmeyi sürdüreceğiz.” dedi.

    Pazar günü “Kudüs Günü” gerekçesiyle Kudüs Belediye binasında düzenlenen özel kabine toplantısında konuşan Netanyahu, “Yasa ve düzeni kararlı ve sorumlu bir şekilde uygulayacağız.” ifadesini kullandı.

    Yahudiler, 1967’deki Altı Gün Savaşı sırasında İsrail’in Doğu Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa’nın da içinde yer aldığı Eski Kent bölgesini işgal etmesini her yıl “Kudüs günü” olarak kutluyor.

    Artan gerginlik nedeniyle etkinliğin iptali gündemdeydi ancak İsrail makamları, Filistinlilerin yaşadığı semtleri de kapsayacak söz konusu yürüyüşe izin verdi.

    Kabine toplantısında konuşan ve “Son günlerde Kudüs’te kışkırtıcı grupların etkisiyle şiddetli karışıklığa tanık olduk.” diyen Netanyahu, “Hafta sonu savunma bakanı, kamu güvenliği bakanı, genelkurmay başkanı, polis şefi, Şin Bet (İsrail Güvenlik Ajansı) başkanı, güvenlik konseyi şefi ve diğer yetkililerle durum değerlendirmeleri yaptım. Hiçbir aşırılığın Kudüs’teki sükuneti bozmasına izin vermeyeceğiz. Yasa ve düzeni kararlı ve sorumlu bir şekilde uygulayacağız. Tüm inançlar için ibadet özgürlüğünü korumaya devam edeceğiz, ancak şiddet içerikli olumsuzluklara izin vermeyeceğiz. Aynı zamanda terör gruplarına da İsrail’in Gazze Şeridi’nden gelebilecek her türlü saldırganlığa şiddetle karşılık vereceğini söylüyorum.” açıklamasında bulundu.

    Netanyahu: Kudüs İsrail’İn başkentidir, Kudüs’ü inşa etmeyi sürdüreceğiz

    Konuşmasının devamında “Yalnızca İsrail egemenliği altında, tüm dinlere tam ve istikrarlı bir ibadet özgürlüğü garanti edilmiştir ve biz de bunu yapmaya devam edeceğiz. Aynı zamanda, Kudüs’ü her alanda geliştiriyoruz: altyapı, ulaşım, istihdam, yüksek teknoloji, bilim, akademi, miras, kültür, sanat ve daha fazlası.” diyen Netanyahu, “Kudüs’te inşaat yapılmaması yönündeki baskıları da güçlü bir şekilde reddediyoruz. Maalesef bu baskılar son zamanlarda artıyor. En yakın dostlarımıza bile şunu söylüyorum: Kudüs İsrail’in başkentidir ve her milletin başkentini kurup inşa etmesi gibi, biz de Kudüs’ü inşa etmeyi ve Kudüs’ü inşa etme hakkımızı saklı tutuyoruz. Şu ana kadar yaptığımız bu ve bundan sonra yapacak olduğumuz da bu.” sözleriyle ABD ve Avrupa ülkelerinden gelen Şeyh Cerrah semti tepkilerine cevap verdi.

    Her yıl gerçekleştirilen “Kudüs Günü” yürüyüşü provokatif bir etkinlik olarak algılanıyor, özellikle bu yıl düzenlenmesi, tepkileri de beraberinde getiriyor.

    Bu arada pazar akşamı başlayıp pazartesi günü devam edecek yürüyüş, İsrail Yüksek Mahkemesi’nin, Yahudi yerleşimcilerin Kudüs’ün Arap mahallesi Şeyh Cerrah’taki evlerinden Arapları zorla çıkarma girişimleriyle mücadele eden onlarca Filistinlinin akıbetiyle ilgili vereceği kararla aynı güne denk geliyor.

    İsrail Adalet Bakanlığı Sözcüsü, İsrail Başsavcısının, Yüksek Mahkeme’den Filistinlilerin Doğu Kudüs’teki Şeyh Cerrah mahallesindeki evlerden tahliyeleri (zorla çıkarılmaları) hakkındaki duruşmayı ertelemesini istediğini söyledi. Sözcü, gerginlik nedeniyle Başsavcı Avichai Mandelblit’in mahkemeden en az iki haftalık bir erteleme istediğini dile getirdi.

    “Netanyahu hükümeti kuramadığı için gerginliği arttırdı”

    İşgal altındaki Doğu Kudüs’te, önce ramazan ayı başında Şam Kapısı’ndaki oturma alanlarının barikatlarla kapatılması, daha sonra Şeyh Cerrah Mahallesi’ndeki bazı Filistinli ailelerin zorla evlerinden çıkarılması kararı ve son olarak da İsrail polisinin 7 Mayıs’ta Mescid-i Aksa’da yatsı namazı sırasında cemaate plastik mermi ve ses bombalarıyla saldırması nedeniyle tansiyon giderek arttı.

    İsrail polisi, 7 Mayıs’ta Mescid-i Aksa’da 205, dün akşam da başta Şam Kapısı olmak üzere Doğu Kudüs’ün farklı bölgelerinde 90 kişiyi yaralamıştı.

    İsrailli bazı siyaset analistler, Netanyahu’nun koalisyon hükümeti kurmakta başarısız olması nedeniyle kasıtlı olarak gerginliği arttırmayı amaçladığını ve bu yüzden Mescid-i Aksa’ya saldırı emri verdiği yorumunda bulundu.

  • Hamaney: Filistinlilere karşı ‘terörist garnizonu’ olan İsrail’le savaşmaya devam edin

    Hamaney: Filistinlilere karşı ‘terörist garnizonu’ olan İsrail’le savaşmaya devam edin


    İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, Müslüman ulusları, Filistinlilere karşı bir “terörist garnizonu” olduğunu söylediği İsrail’e karşı savaşmaya devam etmeye çağırdı.

    Hamaney devlet televizyonunda yaptığı konuşmada, “Bu despotik rejime karşı mücadele, baskıya karşı mücadele ve terörizmle mücadeledir. Bu, rejime karşı savaşmak için bir kamu görevidir.” dedi.

    Ramazan ayının son cuma günü düzenlenen İran’da her yıl düzenlenen Kudüs Günü’nde konuşan Hamaney, “Müslüman ulusların Kudüs konusunda işbirliği Siyonistler için bir kabustur.” ifadesini kullandı.

    İsrail’i devlet olarak tanımayan İran, bölgede bu devlete karşı çıkan Filistin ve Lübnanlı grupları destekliyor.

    Koronavirüs salgını, hükümeti yıllık Kudüs Günü geçit törenini iptal etmeye zorladı. Ancak İran devlet medyası, Tahran sokaklarından geçen Filistin ve Lübnan Hizbullah bayraklarını taşıyan motosikletçiler ve araçların görüntülerini paylaştı. Ayrıca İsrail ve Amerikan bayraklarını yakanların fotoğrafları da yayınlandı.

  • BM: İsrail’in Filistinlileri zorla evlerinden çıkartması savaş suçu olarak görülebilir

    BM: İsrail’in Filistinlileri zorla evlerinden çıkartması savaş suçu olarak görülebilir


    Birleşmiş Milletler (BM) İsrail’in, Doğu Kudüs’teki Filistinlilerin zorla evlerinden çıkartılmalarına son vermesini istedi ve bunun bir “savaş suçu” olarak değerlendirebileceği uyarısında bulundu.

    Bu arada, İsrail güçlerinin, Batı Şeria’da silahlı saldırı girişiminde bulundukları gerekçesiyle 2 Filistinliyi öldürdü, birini ağır yaraladığı bildirildi.

    BM İnsan Hakları Yüksek Temsilciliği Sözcüsü Rupert Colville, basın toplantısında yaptığı açıklamada, “İsrail’e zorla evden çıkartmalara son vermesi çağrısı yapıyoruz. Doğu Kudüs’ün hala işgal altındaki Filistin topraklarının bir parçası olduğunun altını çiziyoruz ve uluslararası insani hukukun burada tesis edilmesini arzu ediyoruz. İşkal altındaki topraklardaki özel mülklere zorla el konulamaz, bu uluslararası hukuka göre yasa dışıdır ve savaş suçu anlamına gelebilir. “ ifadesini kullandı.

    Gerginlik nasıl tırmandı ?

    Kudüs Sulh Mahkemesi, Yahudi yerleşimcilerin talebi üzerine 2019’da Şeyh Cerrah Mahallesi’nde oturan 12 Filistinli ailenin evlerini yerleşimciler lehine boşaltmaları kararı vermişti.

    Karara göre, bu ailelerden 4’ünün, ocakta evlerini boşaltmaları gerekiyordu. Ailelerin itirazı üzerine kararın temyiz edilerek yeniden mahkeme sürecinin başlaması kararlaştırılmış ancak İsrail Merkezi Mahkemesi şubat ortalarında bu 4 ailenin itirazını reddetmişti.

    İsrail Merkezi Mahkemesi, bu yılın başında 7 ailenin, evlerini Yahudi yerleşimcilere bırakmak üzere boşaltması kararı vermişti.

    Mahkeme son olarak 4 Mart’ta Şeyh Cerrah Mahallesi’nde yaşayan Filistinli 3 ailenin evlerini boşaltmaları kararına yönelik itirazlarını reddetmişti.

    İsrail güçleri Batı Şeria’da 2 Filistinliyi öldürdü

    İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’da silahlı saldırı girişiminde bulundukları gerekçesiyle 2 Filistinliyi öldürdü, birini ağır yaraladı.

    İsrail polisinden yapılan yazılı açıklamada, 3 Filistinlinin Batı Şeria’nın Cenin kenti yakınlarındaki sınır polisine ait bir üsse ateş açtığı belirtildi.

    Açıklamada, ateş açanların “etkisiz hale getirildiği” ifadesine yer verilirken, İsrail basını çıkan çatışmada, 2 Filistinlinin hayatını kaybettiğini, birinin de ağır yaralandığını aktardı.