Etiket: Kudüs

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kudüs Rum Ortodoks Patriği ile Görüştü

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kudüs Rum Ortodoks Patriği ile Görüştü


    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kudüs Rum Ortodoks Patriği Theofilos Giannopoulos ve beraberindeki heyetle görüştü.



    A+
    Yazı Boyutunu Büyüt


    A
    Yazı Boyutunu Küçült

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kudüs Rum Ortodoks Patriği Theofilos Giannopoulos ve beraberindeki heyetle bir araya geldi.

    İstanbul Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde yapılan görüşme, basına kapalı olarak gerçekleştirildi.

    Kaynak: Haber Merkezi


    Etiketler

    Cumhurbaşkanı Erdoğan


    Kudüs

    Özgür Özel 'Bomba' Diyerek Anlattı: Ses Kaydındaki Kişiyi Açıkladı'
    Ses Kaydındaki Kişiyi Açıkladı

    Mini EYT Umudu Gündemde! 1999 Sonrası Sigortalılara Erken Emeklilik Yolda
    Mini EYT Umudu Gündemde!

    Fenerbahçe Formasını Bir Dakika Bile Giymeden Takımdan Gönderilmişti! Kanarya'nın Eski Yıldızının Yeni Durağı Şaşırttı
    Kanarya’nın Eski Yıldızının Yeni Durağı Şaşırttı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan CHP'ye Sert Eleştiriler: 'Kavga, Kaos, Kriz...'
    Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan CHP’ye Sert Eleştiriler

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail Alevler İçinde: Orman Yangınları Felakete Dönüşüyor! Netanyahu’dan Kundaklama İddiası

    İsrail Alevler İçinde: Orman Yangınları Felakete Dönüşüyor! Netanyahu’dan Kundaklama İddiası


    İsrail, Kudüs ile Tel Aviv arasında yer alan ormanlık bölgede şiddetli rüzgarların körüklediği yangınlarla mücadele ediyor. Altı ayrı noktada kontrol altına alınamayan alevler, ülkenin en büyük çevre felaketlerinden birine dönüşme riski taşıyor. Yangınlara müdahale eden 126 itfaiye ekibi, rüzgar nedeniyle zor anlar yaşıyor.

    ULUSLARARASI YARDIM YOLDA

    Yanan alanların genişlemesi üzerine İsrail, uluslararası yardım çağrısında bulundu. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İtalya’dan gönderilen toplam 8 yangın söndürme uçağının gün içerisinde ülkeye ulaşması bekleniyor. Uzmanlar, bu desteğin alevlerin önünü kesmede kritik rol oynayacağını belirtiyor.

    20 BİN DÖNÜM ALAN ZARAR GÖRDÜ

    Ulusal Yahudi Fonu, yangınların şu ana dek 13 bini ormanlık olmak üzere toplam 20 bin dönüm araziyi kül ettiğini açıkladı. Alevlerin yerleşim alanlarına yaklaşması üzerine geniş çaplı tahliyeler başlatıldı. Mateh Yehuda Bölge Konseyi Başkanı Avishai Cohen, yaklaşık 10 bin kişinin güvenli bölgelere tahliye edildiğini ve barınma hizmeti verildiğini duyurdu.

    İsrail Alevler İçinde: Orman Yangınları Felakete Dönüşüyor! Netanyahu'dan Kundaklama İddiası - Resim : 2

    NETANYAHU’DAN KUNDAKLAMA İDDİASI

    Başbakan Binyamin Netanyahu’nun kundaklama şüphesiyle 18 kişinin gözaltında olduğunu öne sürmesi tansiyonu yükseltti. Ancak İsrail polis kaynakları, Netanyahu’nun açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını basına sızdırdı. Yangının çıkış nedeni henüz resmi olarak açıklanmadı.

    Alevlerin tehdidiyle boşaltılan Mevo Horon bölgesindeki bazı sakinlere 18 saat sonra evlerine dönme izni verildi. Ancak çok sayıda bölgenin hala tahliye edilmiş durumda olduğu ve tehlikenin sürdüğü bildiriliyor.

    Yangınların nedeni ve etkileriyle ilgili yeni gelişmelerin önümüzdeki saatlerde netlik kazanması bekleniyor.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Azerbaycan Resmi Gazetesi’nden Erdoğan’a Sert Tepki: Apaçık Provokasyon

    Azerbaycan Resmi Gazetesi’nden Erdoğan’a Sert Tepki: Apaçık Provokasyon


    Azerbaycan Resmi Gazetesi’de yayımlanan ‘baş yazı’da, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’e yönelik “Karabağ’a girdiğimiz gibi onlara da benzerini yaparız” sözlerine tepki geldi. Karabağ’daki zaferin mimarının, Azerbaycan ordusu olduğu söylenilen açıklamada, “Bu iftirayı söyleyenler arasında dost sandığımız kişilerin de olması gerçekten üzücü” ifadeleri kullanıldı.


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz ay katıldığı AKP Rize İl Teşkilatı toplantısında yaptığı konuşmada, İsrail’i kastederek, “Karabağ’a ve Libya’ya girdiğimiz gibi, onlara da benzerini yapabiliriz” sözleri tartışma yaratmıştı.

    Erdoğan’ın bu çıkışı karşısında İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, “Sonun Saddam Hüseyin gibi olur” imasında bulunmuş, bu açıklama Türkiye’de tepkilere neden olmuştu.

    Erdoğan’ın açıklamalarına bir tepki de Azerbaycan’dan geldi.

    Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yasama organı, Azerbaycan Millî Meclisi tarafından çıkarılan yasa, kararname, yönetmelik ve genelge gibi düzenlemelerin yayımlanarak yürürlüğe girdiği resmî gazete, ‘Azerbaycan’ da yayınlanan baş yazıda, Erdoğan’ın açıklamaları sert sözlerle eleştirildi.

    İşte, o açıklamadan öne çıkan bölümler:

    ‘ZAFERİN MİMARI AZERBAYCAN ORDUSUDUR’

    44 gün süren Vatanseverlik Savaşı ve 23 saat süren terörle mücadele tedbirleri, Azerbaycan’ın karşı karşıya olduğu 30 yıllık işgalin sona erdirilmesinin yanı sıra toprak bütünlüğü, egemenlik ve anayasal yapısının tam olarak belirlenmesiyle sona erdi. “Demir yumruk”, 200 yıllık sinsi ve kanlı bir geçmişi olan Ermeni bölücülüğünü sonsuza dek yok etti.

    Bu askeri zafer, tüm tarihimizin en görkemli başarısıdır. Aynı zamanda en güçlü dönemini yaşayan Azerbaycan’ın yarattığı yeni gerçeklikler bağlamında, ülkemizin uluslararası arenadaki bölgesel liderliğini, küresel nüfuzunu, önemli bir ekonomik ve siyasi aktör olarak artan rolünü belirleyen en temel göstergedir.

    Peki bu zaferin sahibi kimdir, zaferin sebebi nedir?

    Bu sorunun cevabını Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in konuşmalarından alıntı yaparak verelim:

    “Zaferin sahibi şanlı ordumuz, yiğit askerlerimiz, kahraman halkımızdır”… “Bu zaferi profesyonellik ve kahramanlık pahasına, aynı zamanda milli ruh pahasına kazandık”…

    Cumhurbaşkanımız mütevazi de olsa (bu konuya tekrar değineceğiz!), en küçüğünden en yaşlısına kadar halkımız biliyor ve yüzyıllar sonra herkes bunun İlham Aliyev’in, yenilgiye uğramış bir orduyu kahraman bir Silahlı Kuvvete, zayıf ve teslim olmuş bir cumhuriyeti ise güçlü bir devlete dönüştüren Başkomutanlık ve Muzaffer Komutanlık misyonu olduğunu biliyor.

    ‘DOST SANDIĞIMIZ KİŞİLERDEN İFTİRA GÖRMEK ÜZÜCÜ’

    (…) Kardeş Türkiye’nin 2001-2004 Azerbaycan Büyükelçisi Ünal Çeviköz’ün savaş sırasında yaptığı açıklama hepimizde hayal kırıklığı yarattı. Aslında “Türkiye’nin Azerbaycan’a silah sağladığı, paralı savaşçılar gönderdiği, Karabağ’ın Azerbaycan’ın kendi gücüyle kurtarılamadığı” gibi siyah beyaz yalanları utanmadan söyleyen bu kişiden başka bir şey beklenemezdi. 2009 yılında büyük çabalarla yürütülen ve Türk diplomasi tarihinin en karanlık, lekeli sayfası olan Ermenistan ile normalleşme sürecinin baş yürütücülerinden biri olan bu adam, daha sonra bu tavrını sergilediğinde dahi tavrını değiştirmedi. Muhalefetteki CHP’ye geçti.

    Şu anda bazı Türk kamuoyunda ve medya kuruluşlarında, Azerbaycan topraklarının işgalden kurtarılmasına diğer ülkelerin de katkıda bulunacağı yönünde iddialar ortaya atılıyor.

    Ve yine ne yazık ki Türk medyası toplumu ilgilendiren konuları unutarak yeni bir yapay gündem yarattı. İsrail devletine askeri müdahale olacağı ve “Karabağ’a girdiği gibi Kudüs’e de girecekler” şeklindeki malum açıklamanın yorumu, taraflı bir istikamette yürütülmekte, gerçek çarpıtılmakta ve apaçık bir provokasyona gidilmektedir. Ermenilerin yalanını anladık, Ünal Çeviköz’ün iftirasını da anladık – niyetleri, amaçları belli. Ama bu iftirayı söyleyenler arasında dost sandığımız kişilerin de olması gerçekten üzücü.

    Her iki ülkenin aydınları, siyasetçileri, medya temsilcileri ve sosyal aktivistleri halklarımızı birbirine yakınlaştırmaya çalışmalı ve aralarındaki en ufak yanlış anlaşılmayı derhal ortadan kaldırmaya çalışmalıdır. Bu ahlaki bir görev, vatandaşlık yükümlülüğü haline gelmeli. Bu doğrultuda Azerbaycan’da ve vatandaşlarımız arasında çelişkili bir faaliyete rastlanmamıştır.

    Bazen kardeş ülkede bunun tam tersini görüyoruz. Yıllardır sınanan, güvenilir iş birliği ve kardeşliği baltalayan eylemlerin sahipleri maalesef aslında bunu sağlaması gereken kişilerdir.

    Hiçbir dayanağı olmayan, yalana dayanan ve “bir bardak suda fırtına koparmaya çalışan bu girişimler”, zor zamanlarda birbirine destek olan halkların çıkarlarına en büyük zararı vermektedir.

    Azerbaycan ve Türkiye’nin gücü birlik olmalarında, tek duruşta hareket etmelerinde, aynı siyasi düşünce ve faaliyette bulunmalarında yatmaktadır. Sonuçta bunu gölgelemeye çalışanlar, aynı zamanda kendi devletinin gücüne ve konumuna da saldırıyorlar.

    ‘KARDEŞLİK SAMİMİ OLMALIDIR’

    İki devlet arasındaki ilişkilere gölge düşürmemek adına defalarca göz ardı ettiğimiz noktalar vardı. Ama şimdi bu konunun üzerine gitmek doğru değil. “Türkiye Vatanseverlik Savaşı’nda Azerbaycan’a nasıl yardım etti?” Sorunun cevabını arayalım (aslında bu retorik bir soru!)

    Azerbaycan-Türkiye ilişkileri elbette ki dünyada eşine az rastlanan, Azerbaycanlılar ile Türklerin ortak kökene sahip kanıtlanmış kardeşliğine dayanan bir işbirliği şeklidir. Halkımız Çanakkale’de binlerce şehit verdi, hatta ücra köylerden insanlarımız son parçalarını yardıma gönderdi. Sovyet Azerbaycan’ın kuruluşunun ilk günlerinde N. Nerimanov’un desteğiyle Türkiye’ye para, altın ve akaryakıt yardımı gönderen sadece bizdik. Son yıllarda yaşanan yangın ve depremlerde devlet ve millet olarak her zaman Türkiye’nin yanında olduk, her türlü yardımı yaptık. Elbette 106 yıl önce Türk askerinin Bakü’nün kurtuluşuna katılımını unutmuyoruz.

    İlham Aliyev’in talimatıyla Kahramanmaraş bölgesinde ilk tahmini 100 milyon doların üzerinde 1000 konutluk bir şehrin inşa edilmesi, Cumhurbaşkanından sıradan vatandaşa kadar her Azerbaycanlı için Türkiye sevgisinin simgesidir. .

    Sadece bunlar mı?

    ‘AHLAKİ GÖREVLER UNUTULMAMALI’

    Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Haydar Aliyev’in “Tek Millet – İki Devlet” anlayışını uluslararası ölçekte genişleterek işbirliğini “Tek Devlet”in zirvesine taşıdı.

    Prag’da Türkiye öne çıkarıldığında, “Bu masada Türkiye’nin temsilcisi yok. Ama ben buradayım” diye bağıran, Türk düşmanlarına hakaret eden Azerbaycan’ın lideri, her zaman Türklüğün en büyük yobazı, koruyucusu ve destekçisi olarak algılanmıştı.

    Yeni siyasi dönemde Türk devletleri birliğinin kurucusu olarak bilinen ve bu kurumu Nahçıvan’da kurmayı başaran İlham Aliyev, Türkiye’yi Orta Asya’daki Türk ülkelerine yaklaştıran ve onların eylem birliğini sağlayan liderdir.

    İlham Aliyev’in, neredeyse savaşa girmiş olan Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkileri normalleştirmek için aylarca süren yoğun çalışmasını, emeğini ve olağanüstü diplomatik becerilerini unutmak mümkün mü?

    Ya da onlarca başka Türk şirketi, binlerce Türk mühendis ve usta, büyük ulusötesi Türk holdinglerinin yanı sıra Karabağ ve Doğu Zangezur’un inşasında çalışıyor. Azerbaycan devleti, kardeş ülkenin özel sektörünün bu sürece katılması, yani kâr etmesi, Türkiye bütçesine büyük miktarda fon girmesi için geniş koşullar yaratıyor.

    Başka hangi ülkede Türk şirketleri için bu kadar verimli koşullar var? Eğer kardeşsek aslında tam da sahip olmamız gereken şey budur.

    ‘KARDEŞLİK, FUTBOL MÜSABAKASINA DÖNÜŞTÜRÜLMEMELİ’

    Ancak kardeşlik tek amaç üzerinde oynanan bir futbol müsabakasına dönüştürülmemeli, karşılıklı yükümlülükler ve ahlaki görevler de unutulmamalıdır.

    Evet, Vatanseverlik Savaşı sırasında Türkiye Azerbaycan’a önemli siyasi ve manevi destek sağladı. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in diplomatik faaliyetleri sayesinde son on yılda dostlarımızın sayısı oldukça arttı ve savaş sırasında Avrupa’dan Asya’ya, Arap ülkelerinden Türk devletlerine kadar geniş çaplı destekçiler ve dost ülkeler hakkımızı destekledi. Bu ülkelerin başında Türkiye ve Pakistan geliyor.

    O dönemde ve sonrasında milletimiz bu ülkelerin bayraklarını ve liderlerinin resimlerini en yüksek yerlere asmıştır. Bugün bile şehitlerimizin kabirleri üzerinde Türk bayrağı dalgalanıyor. İdari ve resmi normlara uygun olmasa da Türk bayrağı, devlet ve sivil toplum binalarının önlerinde ve ofislerde düzenli olarak görülüyor.

    Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, bu siyasi ve manevi destekten dolayı şükranlarını her fırsatta dile getiriyor:

    “44 gün boyunca bize en büyük desteği veren kardeş Türkiye’ye en derin şükranlarımı sunmak istiyorum. Kardeş Türkiye ve kardeş Türk halkı, kardeş Türkiye ile dayanışma içindeydi. Savaşın ilk saatlerinden itibaren Azerbaycan, Türkiye’ye desteklerini gösterdiler. Liderliğin ve değerli kardeşim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı açıklamalar bize büyük siyasi destek verdi, 44 gün süren Vatanseverlik Savaşı’nı bir kez daha unutmayacağız. Türkiye-Azerbaycan birliğini bir kez daha tüm dünyaya gösterdi.”

    ‘HAYAL KIRIKLIĞI İÇİNDEYİZ’

    Yazının başında Cumhurbaşkanının alçakgönüllülüğünden bahsetmiştik. İlham Aliyev, devlet başkanı olarak göreve geldiği günden, daha doğrusu dakikadan itibaren Hankendi’de düzenleyeceği askeri geçit töreninin temelini attı. Ve bunun sonucunda sadece Azerbaycan değil, Türkler de İslam dünyasının son yüzyıldaki en büyük askeri zaferini kazandı.

    Ancak tevazusu nedeniyle geçen 4 yıl boyunca Muzaffer Komutanlığından bir kez bile bahsetmedi. Toplantılarda vatandaşlar bunu konuştuğunda, o kibarca onların sözünü kesti ve defalarca zaferin yazarının yalnızca ordumuz ve halkımız olduğunu söyledi.

    Zaferin sahibi çoktur, yenilgi ise yetim kalır; bu söz ne yazık ki Azerbaycan’ın Vatanseverlik Savaşı’ndaki zaferi için de kullanılabilir.

    Halkımızın, ordumuzun ve komutanımızın helal zaferi ele geçirme ve kendi adına sahiplenme çabalarını tüm Azerbaycan hayal kırıklığı ve derin üzüntüyle görüyor ve izliyor.

    Ermenilerin alçak yalanlarını kardeşlerimizden duyduğumuzda kalbimiz kırılıyor, inciniyor ve hiç beklemediğimiz bir yerden duyduğumuz bu sözler ağır bir manevi darbe olarak karşımıza çıkıyor. Azerbaycan’ın zaferinin sonuçları tüm Türk dünyasınındır ama mimarı, Türkiye dahil değildir…

    ‘KARDEŞ, KARDEŞE YAPTIĞIYLA ÖVÜNMEZ’

    Kardeş Türkiye’de yapılan malum açıklamalar 44 gün savaşının gerçeklerini açıkça çarpıtıyor. En önemlisi Ermeni değirmenine su döküyor!

    Atalarımız sağ elin verdiğini sol el bilmez, kardeş kardeşe yaptığıyla övünmez demişler. Hatta Türkiye’nin Vatanseverlik Savaşı’nda siyasi ve manevi desteğin yanı sıra her türlü desteği sağladığını varsayalım. Neden Ermenistan ve dünya Ermenileri, ABD, Fransa ve diğer tanınmış devlet ve güçler de dahil olmak üzere bunu bir manipülasyona zemin olarak ilan etsinler?

    Türkiye’nin ya da başka bir ülkenin Azerbaycan topraklarının işgalden kurtarılmasına katıldığını, siyasi ve manevi desteğin yanı sıra özellikle askeri alanda başka yardımlar da sağladığını iddia etmek temelden yanlıştır. Bilerek veya bilmeyerek ortak düşmanımız olan dünya Ermenilerine mevzi kazandırmaktır!

    Türk ordusunun ya da bazı paralı askerlerin Vatanseverlik Savaşı’na “katılımından” bahsedip yazanlar tek bir gerçeği ortaya koyamıyorlar. Veya özü itibariyle 44 gün savaşından aşağı kalmayan terörle mücadele operasyonlarına herhangi bir ülkenin katılımı tartışma konusu olmamalıdır.


    Etiketler

    Azerbaycan


    İsrail


    Türkiye


    Kudüs

    Bakan Yumaklı'dan Orman Yangınları ile İlgili Uyarı: Alarma Geçtik!
    Bakan Yumaklı’dan Orman Yangını Uyarısı!

    Sırrını Bilen Uğraşmıyor! Biber Acı Mı Tatlı Mı? Anlamanın En Kolay Yolu
    Sırrını Bilen Uğraşmıyor! Biber Acı Mı Tatlı Mı? Anlamanın En Kolay Yolu

    Barış Atay, Alpay Özalan Hakkında Konuştu: Bizim Genel Başkanımıza Bile Yağ Çeken Bir Yağdanlık
    Barış Atay, Alpay Özalan Hakkında Konuştu: Bizim Genel Başkanımıza Bile Yağ Çekmişti

    Parayı Yönetmesini İyi Bilen 4 Burç Açıklandı! Başarı Potansiyelleri Fazla
    Parayı Yönetmesini İyi Bilen 4 Burç Açıklandı! Başarı Potansiyelleri Fazla

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail, serbest bıraktığı Filistinli mahkumun evine baskın düzenledi

    İsrail, serbest bıraktığı Filistinli mahkumun evine baskın düzenledi



    Hamas’ın öncülüğünde Filistin direniş örgütlerinin de desteği ile başlatılan Aksa Tufanı Operasyonu sonrası gelişen savaşta 51. güne girildi.

    İsrail ile Hamas arasında yapılan insani ara anlaşması cuma günü devreye girerken, gece saatlerinde anlaşma kapsamında 2. esir grupları serbest bırakıldı. Bir yandan Filistinli mahkumları serbest bırakan İsrail güçleri bir yandan evlerine baskın düzenliyor.

    İsrail, gece saatlerinde de 8 yıl sonra serbest bırakılan Filistinli mahkum Israa Al-Jaabis’in evine baskın düzenledi. Geniş bir ekiple eve baskın düzenleyen İsrail güçleri, o sırada evin dışında bekleyen gazetecilere ve Jaabis’in yakınlarına saldırarak evden uzaklaştırmaya çalıştı.

    JAABIS, 11 YIL HAPSE MAHKUM EDİLMİŞTİ

    Israa Al-Jaabis, kontrol noktasında arabasında bulunan gaz tüpünü patlatarak bir İsrailli polisi yaralamaktan 2015 yılında suçlu bulunmuş ve 11 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Patlamanın ardından yüzünde yanıklar oluşan ve birkaç parmağını kaybeden Jaabis’in resmi ise düzenlenen gösterilerde ve Filistinli mahkumların acılarını dile getirmek amacıyla sık sık kullanılıyor.

    ‘FİLİSTİNLİ MAHKUMLAR SEVDİKLERİNE KAVUŞUYOR’

    İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinli mahkumlar, İsrail ile Hamas arasında varılan anlaşmayla bir bir serbest kalıyor. Yıllar sonra evlerine dönen Filistinlilerin, aileleri ve yakınlarıyla tekrar bir araya gelmesi kameralara yansırken, duygu dolu anlar yaşandı.
    İsrail ile Hamas arasında 24 Kasım’da başlayan insani ara kapsamında gece saatlerinde İsrail hapishanelerinde tutuklu bulunan 39 Filistinli ile Hamas tarafından rehin tutulan 17 esir serbest bırakılmıştı.

    Kaynak: İHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail’den Mescid-i Aksa’ya Cuma namazına gelenlere gazlı müdahale

    İsrail’den Mescid-i Aksa’ya Cuma namazına gelenlere gazlı müdahale



    Hamas’ın İsrail’e yönelik başlattığı Aksa Tufanı operasyonu üzerinden 14 gün geçti.

    Savaşın şiddeti her geçen gün artarken can kayıpları da günden güne artıyor.

    Geçtiğimiz hafta binlerce insan Cuma namazı için sokağa inmiş, Mescid-i Aksa’da ise İsrail polisinin sert müdahalesiyle ortalık karışmıştı.

    Hamas, Arap ve İslam dünyasını cuma namazı öncesinde Gazze’ye destek için sokağa inmeye çağırdı.

    İsrail yönetimi, geçen hafta olduğu gibi bu hafta da cuma namazını Mescid-i Aksa’da kılmak isteyenlere yaş kısıtlaması getirdi.

    İsrail polisinin, göz yaşartıcı gazlarla Cuma namazı için Mescid-i Aksa’ya gelenlere müdahale ettiği öğrenildi.

    AA’nın haberine göre, İsrail askerleri, Vadi el-Cuz mahallesinde toplanan Filistinlilere göz yaşartıcı gazla müdahale etti.

    Tüm engellemelere rağmen Mescid-i Aksa’da Cuma namazı cemaatle birlikte kılınıyor.

    Mescid-i Aksa’ya girmeleri engellenen Filistinliler ise namazlarını Aslanlı Kapı’nın karşısındaki Gazali Meydanı’nda kılıyor.

    Bölgeden fotoğraflar:

    İsrail'den Mescid-i Aksa'ya Cuma namazına gelenlere gazlı müdahale - Resim : 1

    İsrail'den Mescid-i Aksa'ya Cuma namazına gelenlere gazlı müdahale - Resim : 2

    İsrail'den Mescid-i Aksa'ya Cuma namazına gelenlere gazlı müdahale - Resim : 3

    İsrail'den Mescid-i Aksa'ya Cuma namazına gelenlere gazlı müdahale - Resim : 4

    İsrail'den Mescid-i Aksa'ya Cuma namazına gelenlere gazlı müdahale - Resim : 5

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail tepkiye karşın Şeyh Cerrah’ta gece yarısı Filistinlilerin evini yıktı: Aile gözaltına alındı

    İsrail tepkiye karşın Şeyh Cerrah’ta gece yarısı Filistinlilerin evini yıktı: Aile gözaltına alındı


    İsrail’in başkenti olarak kabul ettiği Kudüs’te belediye ekipleri, uluslararası tüm tepkilere rağmen işgal altındaki Doğu Kudüs’ün Şeyh Cerrah Mahallesi’ndeki Salihiye ailesinin evini gece yarısından sonra yıktı. İsrail polisi daha sonra ev sakinlerini gözaltına aldı.

    Salihiye ailesinin avukatı Velid Taye, “Büyük bir İsrail polis gücü, gece saat 03.00 civarı ailenin evine baskın düzenledi. Evde bulunanlardan bazılarına saldırdıktan sonra polis merkezine götürdü.” dedi.

    Taye, İsrail güçlerinin yaptıklarını “vahşice” bir tasarruf şeklinde niteleyerek, polisin ev sahibi Mahmud Salihiye dahil yaklaşık 20 kişiyi gözaltına almasının ardından belediye ekiplerinin evi yıktığını kaydetti.

    “Mahkemelerin kararı yerine getirildi”

    İsrail polisi ile Kudüs Belediyesinden yapılan ortak açıklamada, “Bu sabah İsrail polisi, Doğu Kudüs’te özel ihtiyaç sahibi çocuklara okul yapılmak için ayrılmış arazilere inşa edilen yasa dışı binaların tahliye kararını yerine getirdi.” ifadeleri kullanıldı.

    Açıklamada, bölgenin tahliyesinin Kudüs Bölge Mahkemesi dahil tüm mahkemeler tarafından onaylandığına dikkat çekilerek, şöyle devam edildi:

    “2017’de tahliye kararı verildiğinden beri, kaçak binalarda yaşayan aile üyelerine araziyi rıza ile teslim etmeleri için sayısız fırsat verildi ancak Kudüs Belediyesi tarafından yapılan görüşmeler ve tekrarlanan diyalog girişimlerine rağmen bunu reddettiler.”

    Tahliyenin 16 Ocak’ta başladığı ve bu sabahın erken saatlerinde de devam ettiği aktarılan açıklamada, “Çok sayıda kişi, mahkeme kararını ihlal, şiddet içeren tahkimat ve kamu düzenini bozma şüphesiyle sorgulanmak üzere gözaltına alındı.” ifadelerine yer verildi.

    İsrailli milletvekilinden yıkıma tepki

    İsrail’deki koalisyon hükümeti ortaklarından sol eğilimli Meretz Partisi Milletvekili Mossi Raz sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla, belediyenin polis koruması ve desteğinde evin gece yarısı yıkılmasına tepki gösterdi.

    Raz, “İsrail güçlerinin hırsızlar gibi gece yarısı Salihiye ailesini donmuş sokağa atmak için geldiğini utançla yazıyorum. İşte Doğu Kudüs’te Filistinlilerin yaşamı böyle görünüyor.” ifadelerini kullandı.

    İsrail güçleri, 17 Ocak Pazartesi günü Salihiye ailesini evlerinden çıkarmak için iş makineleriyle Şeyh Cerrah Mahallesi’ne gelmiş, ancak karşılaştıkları direniş üzerine aileye ait bir oto galeri alanı ile bir fidanlığın yıkımını gerçekleştirerek bölgeden ayrılmıştı.

    Filistinli baba tüplerle evin çatısına çıktı

    İsrail polisi, Kudüs Belediyesinin istimlak kararı üzerine Doğu Kudüs’te bulunan Salihiye ailesini, Şeyh Cerrah Mahallesi’ndeki evinden zorla çıkarmak üzere pazartesi sabahı bölgeye gelmişti.

    Aile üyeleri ve polis arasında arbede yaşanırken, baba Mahmud Salihiye, ailenin diğer üyeleriyle birkaç tüp gaz alarak çatıya çıkmıştı.

    İsrailli belediyeye ait iş makineleri, karşılaştıkları direniş üzerine aileye ait bir oto galeri alanı ile bir fidanlığın yıkımını gerçekleştirerek bölgeden ayrılırken, Salihiye ailesi ve İsrail polisinin bekleyişi devam ediyordu.

    Evde 17 kişi yaşıyordu

    Mahalle sakinleri Salihiye ailesinin evinde, çocuk, yetişkin ve yaşlı 17 kişinin yaşadığını ifade etti.

    Salihiye ailesi, mülkün, İsrail’in Doğu Kudüs’ü işgal ettiği 1967’den önce kendilerine ait olduğunu belirtirken, Kudüs Belediyesi, Ürdün yönetimi döneminde bu arazinin bir vakfa ait olduğunu bu nedenle “Gaiplik Yasası” doğrultusunda 5 yıl önce araziyi istimlak ettiğini duyurmuştu.

    Aile, bu kararın ardından 5 yıl boyunca tahliyenin önlenmesi için yargı mücadelesi vermiş ancak geçen yıl mahkeme tahliye kararını onaylamıştı.

    İnsan Hakları İzleme Örgütü: Savaş suçu

    İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) İsrail – Filistin Direktörü Omar Shakir, İsrail makamlarının Filistinli ailenin evini yıkmasını savaş suçu olarak nitelendirdi.

    Shakir, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “İsrail gece yarısı Filistinli bir aileyi zorla kovdu ve savaş suçları sayılan Şeyh Cerrah’taki evlerini yıktı. Salihiye ailesi ikinci kez mülteci konumuna düştü. 1948’de Ayn Kerem’den kovuldular ve geri dönmeleri yasaklandı. Bu apartheid. Suçluları cezalandırın ve yargılayın. Suç ortaklığına son verin.” ifadelerini kullandı.

    İsrail’deki iki kritik yasa

    İsrail’in 1948’de tarihi Filistin topraklarında kurulmasıyla Doğu Kudüs’te yaşayan Yahudiler İsrail tarafına geçti. Topraklarını terk eden Filistinliler de o dönem Ürdün idaresindeki bölgelere göç etmek zorunda kaldı.

    Tel Aviv yönetimi, 1950’de çıkardığı “Gaiplik Yasası” ile Ürdün idaresindeki bölgelere yerleşen Filistinlilere ait tüm mülkleri istimlak etti ve bunları Doğu Kudüs’ten göç eden Yahudilere verdi.

    Ürdün idaresindeki Doğu Kudüs ve Batı Şeria’yı 1967’de işgal eden İsrail, ardından 1970’te çıkardığı yeni bir yasayla Yahudilere Doğu Kudüs’teki mülkleri geri alma hakkı tanıdı. Ayrıca sahibi bulunamayan taşınmazları da yine “Gaiplik Yasası” üzerinden istimlak etti.

    İşgal altındaki Doğu Kudüs’te istimlak edilen mülkler, İsrail devleti tarafından Yahudi Ulusal Fonu gibi yerleşimci örgütlere veya şahıslara satıldı.

    Hak örgütlerine göre, İsrail bürokrasisindeki işlemlerden habersiz Filistinliler, kuşaklardır yaşadıkları evlerin, yerleşimci örgütlerine veya şahıslara devlet eliyle satıldığını kapılarına gelen tahliye emirleriyle öğrendi.

    Şeyh Cerrah’ta işgal altında yaşayan yüzlerce Filistinli, 1980’lerden bugüne İsrail bürokrasisi ve yargısı karşısında evlerinde kalma mücadelesini sürdürüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kudüs’te 2 bin 700 yıllık tuvalet bulundu

    Kudüs’te 2 bin 700 yıllık tuvalet bulundu


    İsrailli arkeologlar, Kudüs’te en az 2 bin 700 yıllık tuvalet buldu.

    İsrail Eski Eserler Kurumu, oymalı kireçtaşı tuvaletin, Kudüs’e bakan geniş bir konağın parçası olan dikdörtgen bir kabinde bulunduğunu açıkladı. Altında derin bir septik tank olan antik tuvaletin rahat oturma için de tasarlandığı belirtildi.

    Kazı müdürü Yaakov Billig, “Antik çağda özel bir tuvalet kabini çok nadirdi ve bugüne kadar sadece birkaçı bulundu” dedi.

    “Sadece zenginlerin tuvalete parası yetebilirdi”

    “Sadece zenginlerin tuvalete parası yetebilirdi” diyen Billig ayrıca, ünlü bir hahamın bir zamanlar zengin olmanın “masasının yanında tuvaleti olması” olduğunu öne sürdüğünü de sözlerine ekledi.

    Yetkililer, fosseptikte bulunan hayvan kemikleri ve çanak çömleklerin de o dönemde yaşayan insanların yaşam tarzıyla beslenmesine ve ayrıca eski hastalıklara ışık tutabileceğini söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail polisi El Cezire muhabirini ve Filistinli aktivisti gözaltına aldı, muhabirin kolu kırıldı

    İsrail polisi El Cezire muhabirini ve Filistinli aktivisti gözaltına aldı, muhabirin kolu kırıldı


    İsrail sınır polisi, El Cezire (Al Jazeera) televizyonunun haber muhabiri Givara Budeiri’yi gözaltına aldı. Polisin darp ettiği belirtilen muhabirin kolu kırıldı. İsrail polisinin ayrıca aynı bölgede sosyal medyada milyonlarca takipçisi olan ve benzer olayları dünyaya duyuran Filistinli aktivist Muna el-Kurd’u da tutukladığı belirtildi.

    El Cezire’nin uydu kanalı için çalışan kıdemli gazeteci Givara Budeiri, Doğu Kudüs’te bulunan Şeyh Cerrah Mahallesi’nde gelişen olayları dünyaya duyuruyordu.

    El Cezire Kudüs bürosu şefi Velid Ömeri, yaptığı açıklamada Budeiri’nin bölgeden düzenli olarak haber yaptığını ve cumartesi gecesi gözaltına alındıktan saatler sonra serbest bırakıldığını açıkladı. Ömeri, Budeiri’nin pazar günü Kudüs Hadassah Hastanesi’nde tedavi altına alındığını açıkladı.

    İsrail polisinin olayların yaşandığı Şeyh Cerrah Mahallesi’nde muhabir Budeiri’ye kimlik sorduğu, El Cezire gazetecisinin araçlarında bulunan kimliğini getirmesi için şoförünü aramasına izin verilmeyerek gözaltına alındığı ifade edildi. Gözaltına ilişkin görüntüler ise sosyal medya ve televizyona yansıdı. Givara Budeiri uzun senelerdir İsrail Hükümet Basın Ajansı’na kayıtlı olarak çalışıyordu.

    23 yaşındaki Filistinli gazeteci-aktivist kayıp

    Öte yandan İsrail güçleri, söz konusu olayların geliştiği Şeyh Cerrah Mahallesi’nde ailesiyle birlikte yaşayan 23 yaşındaki Filistinli aktivist Muna el-Kurd’un da evine baskın düzenleyerek gözaltına aldı.

    Muna’nın babası Nebil el-Kurd, yaptığı basın açıklamasında, kızının nereye götürüldüğünü bilmediklerini ve oğlu Muhammed’in de kayıp olduğunu duyurdu.

    Sosyal medyada 1.2 milyon takipçisi bulunan Muna, yaptığı paylaşımlarla Şeyh Cerrah Mahallesi’nde yaşanan hukuksuzlukları ve İsrail polisinin aşırı güç kullanımını başta Filistin olmak üzere tüm dünyaya duyurmaya çalışıyordu.

    Muna ve kardeşi Muhammed’in de aralarında bulunduğu Filistinli aktivistler Şeyh Cerrah Mahallesi’nde yaşananları duyurmak için Twitter’da #SaveSheikhJarrah etiketiyle bir kampanya başlatmış ve bu etiket kısa sürede dünya gündemine girmişti.

    27 Filistinli aile evlerini terk etmeleri için baskı altında

    Şeyh Cerrah Mahallesi’nde yıllardır yerlerinden edilme tehlikesi yaşayan 27 Filistinli ailenin korku ve endişeleri İsrail makamlarının baskılarıyla yeni bir boyut kazandı.

    Kudüs Sulh Mahkemesi, Yahudi yerleşimcilerin talebi üzerine 2019’da Şeyh Cerrah Mahallesi’nde oturan 12 Filistinli ailenin, evlerini yerleşimciler lehine boşaltmaları yönünde karar vermişti. Karara göre, bu ailelerden 4’ünün Ocak 2021’de evlerini boşaltmaları gerekiyordu.

    Ailelerin itirazı üzerine kararın temyiz edilerek yeniden mahkeme sürecinin başlaması kararlaştırılmış ancak İsrail Merkezi Mahkemesi, şubat ortalarında bu 4 ailenin itirazını reddetmişti.

  • Blinken, Trump döneminde kapanan Kudüs’teki ABD Konsolosluğu’nun yeniden açılacağını duyurdu

    Blinken, Trump döneminde kapanan Kudüs’teki ABD Konsolosluğu’nun yeniden açılacağını duyurdu


    Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken ülkesinin Kudüs Konsolosluğunu yeniden açacaklarını duyurdu, ancak ne zaman açılacağına dair bir tarih vermedi. Blinken’ın bu açıklamalarının ABD’nin Filistin’le Trump döneminde zayıflayan bağlarını yeniden güçlendirmeyi hedeflediği belirtiliyor.

    Blinken, Ramallah kentinde Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’la görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, “Devlet Başkanına da söylediğim gibi, ben ABD’nin Filistin yetkilileri ve Filistin halkıyla ilişkilerini, karşılıklı saygı ve Filistin ile İsrail’in eşit ölçüde güvenlik, özgürlük fırsatı ve haysiyet hak ettiği görüşünün paylaşıldığı inancıyla yeniden inşa etme vaadinin altını çizmek için buradayım” diye konuştu.

    ABD Abbas’ı yeniden güçlendirme çabasında

    İsrail ile Hamas arasında 11 gün süren çatışmaların ardından varılan ateşkesi desteklemek amacıyla bölgede bulunan Blinken, Gazze’ye yardım için uluslararası desteği harekete geçirme sözü verdi. Ayrıca Filistinlilere, 5,5 milyon doları Gazze’ye acil yardım olmak üzere toplam 40 milyon dolara yakın yardımda bulunacaklarını açıkladı. Böylelikle Biden yönetiminin Filistinlilere yönelik Amerikan yardımının 360 milyon doları aşması bekleniyor. Trump yönetimi bu yardımı neredeyse tamamen kesmişti.

    ABD son olaylarda arka plana itilen uluslararası toplum tarafından tanınan Batı Şeria’daki Filistin yönetiminin lideri Abbas’ı yeniden güçlendirme çabasında. Mahmut Abbas hala Filistin halkının temsilcisi ve uzun süredir duran barış sürecinin kilit ortağı olarak görülüyor.

    Blinken Abbas’la görüşmesinin öncesinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşmüş, “İsrail’in kendini savunma hakkını tümüyle destekliyoruz” açıklamasında bulunmuştu.

    Konsolosluk Trump döneminde kapatılmıştı

    Filistin yönetimiyle diplomatik ilişkileri yürüten ofis olarak uzun yıllar hizmet veren konsolosluğun faaliyetleri, eski Başkan Donald Trump’ın döneminde azaltılmış, ABD’nin başkent Tel Aviv’deki büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınmasınınardından büyükelçinin yetkisine bağlanmıştı.

    Trump’ın bu girişimine öfkelenen Filistinliler doğu Kudüs’ü işgal altındaki toprak olarak değerlendiriyor ve gelecekte kuracakları devletin başkenti yapmak istiyor.

  • Netanyahu: Ateşkes ihlal edilirse ‘çok güçlü’ karşılık verilecek

    Netanyahu: Ateşkes ihlal edilirse ‘çok güçlü’ karşılık verilecek


    İsrail Başbakanı Benjamin Netahyahu Hamas’ın ateşkesi ihlal etmesi halinde “çok güçlü” karşılık verileceğini açıkladı.

    Netanyahu’nun salı günü yaptığı açıklama, Kudüs’e gelen ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile görüşmesi sonrası geldi. Blinken ikili görüşme sonrası basın toplantısında “İsrail’in kendini savunma hakkını tümüyle destekliyoruz” açıklamasında bulundu.

    Blinken, Netanyahu ile yaptığı ortak basın toplantısında, her iki taraftaki kayıpların önemli ve üzücü olduğunu belirterek, ABD Başkanı Joe Biden’ın ABD’nin İsrail’in Gazze’den roket saldırılarına karşı savunma hakkını tam olarak desteklediğini de yineledi.

    Blinken, gerginlikleri azaltmaya çalışmak için bölgeye geldiğini söyledi ve Netanyahu ile görüşmelerde bulunduğu Kudüs’teki bölgesel ziyaretine bu şekilde başladı.

    Blinken,” şiddete geri dönmeyi önlemek için, daha büyük bir dizi temel sorun ve sorunu çözmek için oluşturulan alanı kullanmamız gerektiğini biliyoruz. Ve bu, Gazze’deki ciddi insani durumun üstesinden gelmek ve yeniden inşa etmeye başlamakla olacak.” dedi.

    Yardımlardan Hamas faydalanmayacak

    ABD’nin bu çaba etrafında uluslararası desteği toplamak ve günün ilerleyen saatlerinde açıklanacak olan kendi önemli katkılarını yapmak için çalışacağını söyleyen Blinken, bu yardımlardan Hamas’ın faydalanmaması için işbirliği yapılacak tüm ortaklar ile yakın çalışma içerisinde olunacağını kaydetti.

    Blinken’in misyonu ile birlikte İsrail makamları, Gazze’nin özel sektörüne tahsis edilen yakıt, ilaç ve yiyeceklerin 10 Mayıs’tan bu yana ilk kez bölgeye girmesine izin verildiğini duyurdu.

    Blinken ziyaretini genişletmeyecek

    Blinken, günün ilerleyen saatlerinde işgal altındaki Batı Şeria’da Ramallah’ta Batı destekli Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile bir araya gelecek ve daha sonra Kahire ile Amman’ı ziyaret edecekti . Ancak ABD’li yetkililer, iki yıl içinde dört sonuçsuz seçim ile siyasi belirsizlik içinde olan bir İsrail ile; Hamas ve Batı destekli Cumhurbaşkanı Mahmud Abbas arasındaki düşmanlıkla bölünmüş Filistinliler arasında barış görüşmeleri başlatmak için çok erken olduğuna karar verdiler.