Etiket: Kömür

  • COP26’da dev adım: 40’tan fazla ülke, 150’yi aşkın kurum kömür kullanımını durduracak

    COP26’da dev adım: 40’tan fazla ülke, 150’yi aşkın kurum kömür kullanımını durduracak


    İskoçya’nın Glasgow şehrinde düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Konferansı’nda (COP26) 40’tan fazla ülke ve 150’yi aşkın kuruluş 2030’dan itibaren aşamalı olarak enerji santrallerinde kömür kullanımını ve bu alana finansal destek vermeyi bırakacağını açıkladı.

    Bu ülkeler arasında Güney Kore, İspanya, Kanada, Polonya, Ukrayna, Vietnam, Şili ile Mısır yer alıyor.

    Anlaşmaya göre dünyadaki büyük ekonomiler 2030, gelişmekte olanlar da 2040 yılına kadar kömür kullanımını sıfıra indirecek. Tüm bu ülkeler ulusal ve uluslararası alanda kömür kullanılan sektörlere yaptıkları yatırımı sonlandıracak.

    Bunun yanında aralarında ABD’nin de bulunduğu 20’den fazla ülke, fosil yakıt kullanılan projelere kamu kredisi vermeyi 2022 yılından itibaren durdurracağını açıkladı.

    Dünyadaki elektrik üretiminin yüzde 40’ının fosil bir yakıt olan kömürden elde edildiği düşünüldüğünde, çevre bilimciler COP26’da alınan bu kararın küresel ısınmaya karşı atılan önemli bir adım olduğunu ifade ediyor.

    Dünyanın en çok kömür kullanan ilk üç ülkesi arasında bulunan Çin ve ABD ise henüz bu mutabakata imza atmadı. Sadece Çin, dünyadaki kömür kullanımının yüzde 50’sini tek başına yapıyor.

    Fosil yakıt kullanan enerji santralleri dünyadaki emisyonun yüzde 71’ine sebep oluyor

    Dünyadaki karbondioksit salımının yüzde 71’ine fosil yakıt kullanan termik santraller sebep oluyor ve bu santraler büyük oranda yakıt olarak kömür kullanıyor. Bu bağlamda kömür tek başına, dünyada emisyon salımına en çok neden olan fosil yakıt konumunda bulunuyor.

    Öte yandan petrol ve doğal gaz kullanımına ilişkin herhangi bir tasarının kabul edilmemesi ise, çevre aktivistleri ve sivil toplum örgütleri açısından hayal kırıklığı yarattı.

    COP26’da bulunan Greenpeace Heyeti Başkanı Juan Pablo Osornio çok kritik bir 10 yıla girdiklerini belirterek, “Alınan bu kararlar yeterli değil. Fosil yakıtlar konusunda daha kapsayıcı önlemlere ihtiyacımız var. Ses getiren manşetlere rağmen küçük bir açık bile, ülkelerin verdikleri sözleri yerine getirme konusunda bağlayıcı tarihi seçmelerine olanak tanıyor.” diye konuştu.

    En çok kömür kullanan ilk 5 ülke taahhütte bulunmadı

    COP26’da kömür kullanımı konusunda taahhütler veren ülkelerin sayısındaki artış oldukça kayda değer bir gelişme. Ancak dünyanın en çok kömür kullanan 5 ülkesi arasında olan Çin, ABD, Hindistan ve Japonya’nın bu konuda herhangi bir tarih vermemesi küresel ısınma sorununu ne kadar katkı sağlayacak?

    Zira bu 4 ülkeyle birlikte Rusya ve Almanya’yı da bir araya koyduğumuzda, tüm bu ülkeler dünyadaki kömür kullanımının yaklaşık yüzde 80’ini gerçekleştiriyor.

    Bununla birlikte Afrika’nın en çok kömür kullanan ülkesi olan Güney Afrika ve Okyanusya’da en çok kömür kullanan ülkeler listesinde zirvede olan Avustralya bu konuda herhangi bir sağlam adım atmadı.

    Avrupa Birliği (AB) ülkeleri arasında Almanya’dan sonra en çok kömür kullanan ülke Polonya. Varşova hükümeti daha önceki COP toplantılarında 2049 olarak verdiği kömür kullanımını durdurma tarihini İskoçya’daki toplantılarda 2030’a çekti. Bu önemli bir gelişme olarak kayıtlara geçti.

    Avrupa’da en çok kömür kullanan üçüncü ülke olan Ukrayna ise bu fosil yakıtla elektrik üretimini 2035 yılında durduracağını kaydetti.

    Çevre konusunda fikirler yürüten E3G platformundan Leo Roberts, COP26’da kömür kullanımına karşı önemli bir adım atıldığını ve şartların geliştiğini belirtiyor: “Şu anda gelmemiz gereken ikinci aşama, temiz enerjiye geçiş konusunda devletler ve yatırımcılar için finans kaynaklarını artırmak olmalı.”

    18 milyar dolarlık bir ekonomi sürdürülebilir kaynaklara gidecek

    İngiltere ve Galler’deki Katolik Kilisesi resmi yardım kuruluşlarından Katolik Denizaşırı Kalkınma Ajansı’nın (CAFOD) iklim ve enerji departmanı başkanı Robin Mace-Snaith, kömür alanında atılan bu adımın sadece başlangıç olduğunu ve daha fazla ülkenin bu değişime katılması gerektiğini belirtiyor.

    Kamu kredilerinin hiçbir şekilde fosil yakıt kullanan projelere verilmemesi gerektiğini belirten Snaith, bunun yıllık sıcaklık artışını 1.5 santigrat derecenin altında tutmak için tek yol olduğunu söyledi.

    Snaith, temiz enerji geçişini sağlamak için ülkelerin önemli sözler verdiğini ve fosil yakıt kullanmak adına prosedürlerde pek boşluk kalmadığını belirterek, “İhtiyacımız olan şey, şu anda elektriği olmayan 750 milyon insana ulaşmak ve temiz enerjiye geçişi hızlandırmak. Birçok kesim iklim değişikliği konusunda ön saflarda yer alıyor, fosil yakıtları ivedi bir şekilde tarihe gömmeliyiz.” ifadelerini kullandı.

    Global Witness’ten Murray Worthy ise petrol ve doğal gazın kullanımının bazı durumlarda artış gösterdiğini ancak kömür için yolun sonuna gelindiğini söylüyor: “COP26’da küçük bir adım atıldı, şimdi de büyük bir sıçrayış gerçekleştirmeliyiz.”

    COP26’da ABD ile birlikte İtalya, Kanada ve Danimarka gibi en az 25 ülke, kamu olanaklarını 2020’den itibaren fosil yakıtlara kapatacak. Bu da yaklaşık 18 milyar dolarlık bir ekonominin, fosil yakıtlardan sürdürülebilir enerjiye kayacağı anlamına geliyor.

    Bunun yanında Vietnam, Fas ve Polonya gibi toplamda 20 ülke 2022’den itibaren yeni kömür madenleri açmayacağını taahhüt etti. Benzer adımlar daha önce Pakistan, Malezya ve Filipinler gibi ülkeler tarafından atılmıştı.

    2015’te imzalanan Paris İklim Antlaşması’ndan bu yana geçen 6 senelik süreçte yeni inşa edilen “kömürle çalışan santrallerin” sayısında yüzde 76 oranında düşüş görüldü. Ayrıca Güney Afrika’da 8.5 milyar dolarlık bir yatırımın sürdürülebilir enerjiye aktarılacağı haberleri çevrecileri sevindiren bir başka gelişme oldu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • G20 Zirvesi’nde hangi kararlar alındı?: ‘İklim krizine karşı vaatler beklentileri karşılamadı’

    G20 Zirvesi’nde hangi kararlar alındı?: ‘İklim krizine karşı vaatler beklentileri karşılamadı’


    İtalya Başbakanı Mario Draghi, başkent Roma’da iki gün süren G20 liderler zirvesinin kapanış konuşmasını yaptı.

    20 ülke liderini bir araya getiren zirvenin gündeminde iklim değişikliğine karşı atılacak adımlar yer aldı. Zirvede alınan kararlar, iklim örgütlerinin beklentilerini karşılamadı.

    Pazar günü sona eren zirvenin sonuç bildirgesinde liderler, küresel ısınmayı 1,5 derece ile sınırlama hedefini ortaya koydu ve kömürle çalışan santralleri 2021 sonrası artık finanse etmeme sözü verdi. Bununla birlikte fosil yakıtla kömür kullanımına son verme ve sıfır karbon emisyonu hedeflerine ilişkin net tarih verilmedi.

    Greenpeace: Alınan kararlar zayıf, hırssız, vizyonsuz

    Uluslararası çevre örgütü Greenpeace’in Genel Müdürü Jennifer Morgan, G20’nin sonuç bildirgesini “zayıf, hırssız ve vizyonsuz” olarak değerlendirdi.

    Yoksullukla mücadele eden Global Citizen örgütünün başkan yardımcısı Friederike Röder ise bildirgeyi, “Gördüğümüz tek şey somut eylemlerden ziyade yarım önlemler” şeklinde yorumladı.

    G20 zirvesi sonrası liderlerin büyük kısmı İskoçya’da bugün açılışı yapılan 26. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP26) için yola çıkacak.

    Zirvede üzerinde anlaşılan ana başlıklar şunlar oldu:

    • G7 ülkeleri sıfır sera gazı emisyonuna ulaşmak için 2050’yi son tarih olarak belirlemişti. Ancak G20 liderleri sera gazı emisyonunu sıfırlamak için “yüzyılın ortaları” gibi belirsiz bir tarih verdi. Çin, Suudi Arabistan ve Rusya sıfır karbon emisyonu için 2060’ı hedef olarak ortaya koydu.
    • Liderler, G7 ülkelerinin İngiltere’nin Cornwall kentinde Haziran zirvesinde aldıkları karara uygun olarak yurt dışında kömürle çalışan elektrik üretimi için kamu finansmanını sona erdirme konusunda anlaştı. Bununla birlikte yurt içinde kömür kullanımını aşamalı olarak durdurmaya yönelik herhangi bir karar alınmadı. Bu, karbon salımı en yüksek ülkeler olan Çin ve Hindistan’a karşı bir jest olarak algılandı.
    • G20 liderleri, küresel sıcaklıklardaki artış 1,5 derecede tutulabilirse aşırı fırtına ve sel baskınları, deniz seviyesinde yükleliş gibi iklim değişikliğinin etkilerinden daha az etkilenileceği konusunda uzlaştı.
    • Liderler, çok uluslu şirketler için yüzde 15 oranında küresel asgari kurumlar vergisi anlaşmasını onayladı. Böylelikle büyük şirketlerin varlıklarını “vergi cenneti” olarak adlandırılan düşük vergili ülkelere aktararak vergi kaçırmasını engellemek amaçlandı.
    • G20 liderleri, gelişmiş ülkelerin ihtiyaç halindeki ülkelere yılda 100 milyar dolarlık mali destek için çalışmaya devam edecekleri sözünü yineledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya kömür santrallerine 2038 yerine 2030 yılında veda edecek

    Almanya kömür santrallerine 2038 yerine 2030 yılında veda edecek


    Almanya kömür santrallerinden 2030 yılında kurtulmuş olmayı hedefliyor. Daha önce bu hedef en geç 2038 olarak belirlenmişti.

    Bir sonraki muhtemel hükümet koalisyonunu kuracak olan Sosyal Demokratlar, Yeşiller ve Liberaller üzerinde uzlaştıkları anlaşmayı açıklayarak hedefi 2030 yılına çektiklerini şu ifadelerle duyurdular:

    “İklim korumasına ilişkin hedeflere ulaşmak için kömür santralinden hızlandırılmış bir çıkış gerekli. İdeal olarak, bu 2030 yılına kadar gerçekleştirilmeli.”

    İlk olarak 2038 yılı hedeflenmişti

    2019 yılında Alman hükümeti tarafından görevlendirilen bir grup, ülkenin en geç 2038 yılına kadar elektrik üretmek için kömür yakmayı durdurmasını önermişti.

    ‘Kömür Komisyonu’ olarak adlandırılan grup, aylarca süren tartışma ve incelemelerin ardından uzlaşıya varmış ve kömüre bağımlı diğer ülkeler de bu grubun müzakerelerini yakından izlemişti.

    28 üyeli Kömür Komisyonu’nda madencilik şirketleri, enerji şirketleri, bilim dünyası ve çevre aktivistlerinin temsilcileri yer aldı. Plan, etkilenen bölgelerin ekonomik etkilerle başa çıkmasına yardımcı olmak, endüstriyi ve halkı daha yüksek elektrik fiyatlarından korumak için milyarlarca dolarlık federal harcama yapılması üzerine kurulu.

    Kömürden uzaklaşmak Almanya’nın enerji sisteminde de büyük değişiklikler gerektirecek. Ülke, elektriğinin üçte birinden fazlasını, büyük miktarlarda karbondioksit ve iklim değişikliğiyle bağlantılı diğer gazların salınımına neden olan kömürden elde ediyor.

    Diğer ülkeler üzerinde önemli etkisi olabilir

    Alman ekonomisi sanayi ve mühendisliğe dayalı dünyanın dördüncü büyük ekonomisi. Bu nedenle Almanların alacakları kararların kıta ve dünya genelinde önemli bir etkisi olacağı düşünülüyor.

    Şu anda Almanya’nın kömür santralleri, Avrupa’daki herhangi bir ülkedekilere kıyasla en büyük karbondioksit miktarını üretiyor.

    Hükümetin bu planı tüm santral operatörleriyle tek tek müzakere etmesi gerekecek ancak ciddi bir destek ve yardım planı öngörüldüğü için bunun zor olmayacağı sanılıyor.

    Önümüzdeki 10 yıl içinde hükümet, kömür madenciliği durdurulduğunda etkilenen bölgelerde 5 bine kadar yeni istihdam yaratılmasına yardım edecek.

    Bu bölgeler Kuzey Ren-Vestfalya, Brandenburg, Saksonya-Anhalt ve Saksonya eyaletleri. Ayrıca önümüzdeki 20 yıl içinde de toplam 45,6 milyar dolarlık federal destek sağlanacak.

    Enerji geçişi anlaşması

    Almanya’da taraflar fosil yakıtların rüzgar enerjisi ve güneşten gelen enerji gibi yenilenebilir kaynaklarla değiştirilmesini içeren bir “enerji geçişi” üzerinde anlaşmıştı.

    2020’de yenilenebilir kaynaklar Almanya’ya ilk kez kömürden daha fazla enerji sağlamıştı. Ancak kömürü elektrik üretiminden tamamen çıkarmak oldukça zor.

    Kömürdeki azalma, yenilenebilir kaynaklarda bir artış gerektirecek. En azından bu süreçte ülke daha fazla doğal gaz yakmak zorunda kalacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletindeki kömür santrali kontrollü şekilde yıkıldı

    Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletindeki kömür santrali kontrollü şekilde yıkıldı


    Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde bir kömür santrali, kontrollü patlamalarla kısmen yıkıldı.

    Patlamaların ardından Lünen santralindeki 110 metrelik soğutma kulesi, 250 metrelik baca ve 70 metre genişliğindeki kazan dairesi çöktü.

    Geçen yıl haziran ayında sökülmesi için çalışmalara başlanan santralin yıkımı için 420 kilo patlayıcı kullanıldı. Santral ilk kez 1938’de faaliyete geçmişti ve 80 yılı aşkın süre ülkeye hizmet verdi.

    Deutsche Sprengunion GmbH Genel Müdürü André Schewcow, “Betonarme binaların önceden delinmesi gerekiyordu, bundan dolayı çeşitli binalarda toplam 2bin 100 delik açtık.” dedi.

    Schewcow, “Tesisin çelik kısımlarını zayıflattık, bu da, çeliği ayırabilen patlayıcıların daha sonra yapıyı çökertebilmesi için binaları hazırlama adına brülör (yakıcı) ekipleri kullanmak zorunda olduğumuz anlamına geliyordu.” diye konuştu.

    Almanya 2038 yılında kadar kademe kademe tüm kömür santrallerini kapatma kararı almıştı.

    Lünen santralindeki yıkım da, bu kararın bir parçası olarak gerçekleştirildi.

    Yıkım öncesi çevrede yaşayan vatandaşlar bir süreliğine başka bölgelere nakledilirken, santral çevresi polis tarafından kordon altına alındı.

  • Avrupa Adalet Divanı, Polonya ve Çekya arasında kömür madeni krizinde Prag’ı haklı buldu

    Avrupa Adalet Divanı, Polonya ve Çekya arasında kömür madeni krizinde Prag’ı haklı buldu


    Avrupa Adalet Divanı, Polonya’nın Çekya ve Almanya sınırındaki Turow linyit kömür ocağının derhal geçici olarak kapatılmasına hükmetti.

    Prag’ın mart ayında yaptığı başvuruyu bugün karara bağlayan Avrupa Adalet Divanı, Polonya’daki madenin “Çekya’daki yeraltı su seviyesini düşürdüğü ve havasını kirleterek, bölgedeki Çek halkına zarar verdiği” görüşüne vardı.

    Madenin faaliyetlerinin geçici olarak askıya alınmasını isteyen Avrupa Adalet Divanı, Prag’ın şikayetiyle ilgili nihai kararını daha sonra verecek.

    Çevre örgütleri Avrupa Adalet Divanı’nın kararını memnunlukla karşılarken, enerji kaynağı olarak kömür madenlerine önemli ölçüde bağımlı olan Varşova, buna tepki gösterdi.

    Polonya’da kamuya ait enerji şirketi tarafından işletilen madenin çalışma süresinin uzatılması ve faaliyet alanının daha fazla genişletilmesi girişimi üzerine Prag, Avrupa Adalet Divanı’na başvurmuştu.

    Çekya, kendisine bağlı yerleşim yerlerindeki hava kirliliğinden de Turow madenini sorumlu tutuyor.

    Polonyalı şirketin, madenin lisansını cevherin biteceği tarih olarak öngörülen 2044 yılına kadar uzatılması isteğine Varşova’nın sıcak bakması üzerine Çekya, Adalet Divanı’na mart ayında başvurmuş ve madenin geçici süreyle kapatılmasını talep etmişti.

    Almanya’da aynı madenden şikayetçi

    Bu başvuru dışında Polonya sınırındaki Alman kenti Zittau, yine aynı gerekçelerle Turow madenini ocak ayında Avrupa Adalet Divanı’na şikayet etmişti.

    Bugüne kadar 930 milyon ton linyit kömürünün çıkarıldığı Turow maden yatağında, 260 milyon ton kadar kömür kaldığı tahmin ediliyor. Yıllık çıkarılan kömür ise bölgedeki elektrik santralinin ihtiyacına göre 6 ile 9 milyon ton arasında değişiyor.

    Polonya’da enerji üretiminde kömür madenleri önemli yer tutuyor

    Polonya, enerji üretiminin yüzde 48’ini kömür madenlerinden sağlıyor. Bunun yüzde 17’si de Turow maden yatağından sağlanıyor.

    Polonya’nın bu bölgesinin 2030 yılından sonrada kömür üretimine devam etmesi, çevre duyarlı enerji kaynaklarının kullanılması için iddialı bir kampanya başlatan AB’nin, enerjide geçiş dönemi fonlarından mahrum olmasını yol açacak.

  • Avrupa’da kömürden çıkma taahhüdü veren ülke sayısı 16’ya yükseldi

    Avrupa’da kömürden çıkma taahhüdü veren ülke sayısı 16’ya yükseldi


    İspanya ve Kuzey Makedonya’nın da Kömür Sonrası Enerji İttifakı’na (PPCA) katılmasıyla Avrupa’da kömürden çıkan ya da çıkma taahhüdü veren ülke sayısı 16’ya yükseldi.

    Kuzey Makedonya iki kömürlü termik santralini 2027’ye kadar kapatacak. İspanya ise 2019’dan bu yana tüm kömür madenlerini ve kurulu kömür kapasitesinin yarısından fazlasını kapatmasına rağmen kömürden çıkış için 2030 yılı gibi daha iddiasız bir tarih seçti. İspanya’da kapanmayı bekleyen yedi santral var.

    Karadağ da 2035’e kadar kömürden çıkma hedefiyle PPCA’ya katıldı ancak bu taahhüt Birleşmiş Milletler Paris İklim Anlaşması’nın 2030’a kadar kömürden çıkılması gerektiğine dair koyduğu hedefin beş yıl gerisinde kalıyor.

    Polonya hükümetinin kömür odaklı enerji politikasına rağmen Doğu Wielkopolska’nın, PPCA’ya katılan ilk Polonya bölgesel idaresi olması ise en beklenmedik ve sevindirici gelişmelerden biri oldu. Bölgedeki maden ve santrallerde yaklaşık 4.000 kişi istihdam ediliyor. 2030 yılına kadar kömürden çıkmayı planlayan bölgenin kömür altyapısının sahibi ZE PAK, Polonya hükümetinin kömürden çıkmayı planladığı tarihin tam 19 yıl önüne geçti.

    “Türkiye de bu kervana katılmalı”

    Kömürün Ötesinde Avrupa (Europe Beyond Coal) Kampanyacısı Duygu Kutluay şöyle konuştu:

    “Halk ve çevre sağlığını gözeten hava kalitesi standartlarına sahip, kirletenin ödediği ve kömür gibi yok olmakta olan sektörlerin kamu kaynaklarıyla ayakta tutulmadığı ülkelerde kömürden çıkışın hızlandığını görüyoruz. İtalya ve Yunanistan gibi kömürden çıkış tarihini erkene alan ülkeler kervanına İspanya da katıldı. Bu ülkelerle benzer yenilenebilir enerji zenginliğine sahip Türkiye’nin de bir an önce dünyanın hızla terk ettiği kömürde ısrarını bırakması ve kimseyi mağdur etmeden daha temiz ve adil bir gelecek yaratmak için enerji dönüşümü planlarını güçlendirmesi lazım.”

    Uluslararası Hukuk ve Çevre Enstitüsü (IIDMA) çevre avukatı Carlota Ruiz-Bautista, sıfır karbon ekonomiye geçmenin ilk adımının kömürden çıkmak olduğunu belirtti:

    “İspanyol hükümeti, 2018’de kömürlü termik santrallerin ve madenlerin kapatılmasının kaçınılmaz olduğunu fark etti. Bu süreçte kömüre bağımlı topluluklara net ve iyimser bir gelecek güvencesi veren adil bir geçiş stratejisi geliştirdi, bu sayede kapanmalara karşı direnç azaldı. Şimdi hükümetin kalan tesisleri mümkün olan en kısa sürede ve en geç 2025’te kapatmak için operatörlerle birlikte çalışması gerekiyor.”

    Kömürden çıkacak ülkeler

    Kömürsüz Avrupa ülkeleri: Belçika (2016), Avusturya (2020), İsveç (2020)

    2025 yılına kadar kömürden çıkış yapacak Avrupa ülkeleri: Portekiz (2021 sonu), Fransa (2022), Birleşik Krallık (2024), Macaristan (2025), İtalya (2025), İrlanda (2025), Yunanistan (2025).

    2030 yılına kadar aşamalı olarak kömürden çıkacak Avrupa ülkeleri: Kuzey Makedonya (2027) Danimarka (2028), Finlandiya (2029 ortası), Hollanda (2029 sonu), Slovakya (2030), İspanya (2030).

    Kömür Sonrası Enerji İttifakı (PPCA) nedir?

    Kasım 2017’de İngiltere ve Kanada, Kömür Sonrası Enerji İttifakı’nın (PPCA) kurulmasına önayak oldu. PPCA altındaki deklarasyonu imzalayan hükümetler, Birleşmiş Milletler Paris İklim Anlaşması hedefleri ile uyumlu bir şekilde OECD ve AB üyesi ülkeler için 2030, diğer ülkeler için 2050 yılından sonra olmamak üzere mevcut kömür kullanımını sıfırlamayı hedeflemektedir. PPCA’ya şu ana kadar 18 AB üye ülkesi (Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, Macaristan, İrlanda, İtalya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Hollanda, Portekiz, Slovakya, İspanya, İsveç) ve 5 AB üyesi olmayan (Lihtenştayn, Karadağ, Kuzey Makedonya, İsviçre, Birleşik Krallık) Avrupa ülkesi katıldı.

    Europe Beyond Coal Hakkında

    Kömürün Ötesinde Avrupa (Europe Beyond Coal), mevcut kömür madenleri ve kömürlü termik santrallerin kapanması, yeni kömür projelerinin yapımının önlenmesi ve temiz, yenilenebilir enerji ile enerji verimliliğine adil geçişin hızlandırılması için çalışan sivil toplum gruplarının oluşturduğu bir ortaklıktır. Bu gruplar, Avrupa’nın en geç 2030 yılına kadar kömürden kurtulması için yürütülen bu bağımsız kampanyaya zaman, enerji ve kaynaklarını ayırmaktadır. www.beyond-coal.eu

  • Türkiye kömür santralleri ile Avrupa’da havayı en çok kirleten ilk üç ülke arasında

    Türkiye kömür santralleri ile Avrupa’da havayı en çok kirleten ilk üç ülke arasında


    Avrupa’da kömürden temiz enerjiye dönüşüm için çalışan EMBER organizasyonu yeni bir rapor yayınladı ve buna göre Türkiye, Ukrayna ve Batı Balkan ülkeleri kömür kaynaklı hava kirliliğinde ilk sıraları aldı.

    Rapor, Türkiye ve Ukrayna’nın her türlü hava kirliliğinde ilk üç kirletici ülke arasında yer aldığını işaret ederken Batı Balkan ülkelerini nispeten küçük boyutlarına rağmen listenin en üst sıralarında gösterdi.

    NOx kirliliğinde Türkiye birinci sırada

    Türkiye kömür enerjisinden kaynaklanan Nitrojen oksit (NOx) kirliliğinde yüzde 20’lik bir paya sahip, bunu Almanya (yüzde 16), Ukrayna (yüzde 16) ve Polonya (yüzde 14) takip ediyor.

    NOx kirliliğinde Polonya’daki Bełchatow yerleşkesi ilk 10 sıralamasında birinci sıradayken dört Alman tesisi de onu takip ediyor.

    SO2 emisyonlarında Türkiye ikinci

    En çok sülfür dioksit (SO2) emisyonu üreten kömür santrallerinden ilk 10’da yer alanlar, Avrupa’daki tüm kömür tesislerinin neden olduğu toplam emisyonların yüzde 44’ünü oluşturuyor.

    İlk 10’daki bu tesislerden bir tanesi Türkiye’de, bir diğeri Sırbistan’da, ikisi Bosna-Hersek’te, biri Ukrayna ve biri de Kuzey Makedonya’da.

    Türkiye SO2 emisyonları konusunda da Avrupa ikincisi konumunda.

    Türkiye’de tesisler yeni olmasına rağmen çok kirletiyor

    En çok kirletenler listesinde ilk 30’da yer alan tesislerin neredeyse tamamı 30 yaşından büyük. Bunun tek istisnası, ilk 30 kirletici arasında on yaşından küçük santrallere sahip olan Türkiye.

    PM10’da en çok kirleten Ukrayna sonra Türkiye

    Kömür enerjisi üretiminden kaynaklanan PM10 kirliliğinin çoğunluğu, PM10 için en kirletici ilk on tesiste sekiz tesise sahip olan Ukrayna’dan kaynaklanıyor. Türkiye’den ise bir tesis bulunuyor. (Tunçbilek)

    Türkiye en çok PM10 kirleticisi ülkeler listesinde de ikinci sırada yer alıyor.

    Avrupa’da kömür enerjisinden kaynaklanan PM10 hava kirliliğine en fazla neden olanlar şöyle: Ukrayna (yüzde 27), Türkiye (yüzde 24), Sırbistan (yüzde 15) ve Bosna-Hersek (yüzde 11).

    PM10 nedir?

    Partikül madde (PM), atmosferde veya bir gaz kütlesinde 0,0002 μm molekülden büyük ve 500 μm’den küçük katı veya sıvı halde bulunan, elementer ve organik karbon, amonyum, nitrat, sülfat, mineral toz, iz elementler ve suyun kompleks bir karışımı.

    Partikül maddeler boyutlarına göre isimlendiriliyor. 2,5 µm’den küçük partiküller (PM2.5), 10 µm’nin altındaki partiküller (PM10) olarak adlandırılıyor. Parçacık ne kadar küçülürse, solunum sistemine sirayeti de o denli artıyor.

    Rapor aynı zamanda ülkelerin çoğunun, 2019 yılında ulusal kirletici emisyonu tavan sınırlamasına uymadığını gösteriyor. Ukrayna’nın, tüm kirletici listelerinin en üstünde olmasından dolayı, her üç kirletici kategorisinde de tüm emisyon tavan sınırlarını aştığı aktarılıyor.