Etiket: Kömür

  • Avrupa’da elektrik üretiminde rüzgar, kömürü geride bıraktı

    Avrupa’da elektrik üretiminde rüzgar, kömürü geride bıraktı


    Avrupa’da 2023’ün son çeyreğinde rüzgar enerjisi üretimi, 2022’nin aynı çeyreğine kıyasla yaklaşık yüzde 20 daha fazla gerçekleşti.

    REKLAM

    Avrupa’nın elektrik üreticileri, 2023’ün son çeyreğinde ilk kez rüzgardan, kömürden daha fazla enerji üretti.

    Bu gelişme Avrupa’nın bölgesel enerji dönüşümü çabaları için önemli bir kilometre taşı olarak görülüyor.

    Düşünce kuruluşu Ember’in verilerine göre, Avrupa’daki kamu hizmeti yapan kurumlar, 2023’ün ekim-aralık döneminde rüzgar santrallerinden 193 terawatt saat (TWh) rekor seviyede elektrik üretti.

    Aynı dönemde kömür yakıtlı enerji santrallerinden ise 184 TWh elde edildi.

    Ember verilerine göre, Avrupa’da 2023’ün son çeyreğinde rüzgar enerjisi üretimi, 2022’nin aynı çeyreğine kıyasla yaklaşık yüzde 20 daha fazla gerçekleşti.

    Sektörü yakından izleyen uzmanlara göre, yüksek işçilik, malzeme ve finansman maliyetleri nedeniyle 2023’te rüzgar enerjisi sektöründe yaşanan yaygın aksaklıklara rağmen bu oranda sağlanan artış büyük önem taşıyor.

    Avrupa Parlamentosu tarafından 2023 yılının sonunda kabul edilen ve türbin üreticileri için finansman desteği öngören yeni politika sayesinde 2024’te bölgesel rüzgar enerjisi üretiminin daha da artırılması hedefleniyor.

    Bu yeni politikayla gelecekte rüzgar enerjisinin kömür üzerindeki üstünlüğünü pekiştirmesine kesin gözüyle bakılıyor.

    Avrupa genelinde 2024 ve sonrasında ilave rüzgar enerjisi üretim kapasitesinin yaygın olarak hayata geçirilmesi beklenirken, kömür yakıtlı üretime ilişkin görünüm ise henüz net değil.

    Bu alandaki gelişmeler, sürdürülebilir rüzgar enerjisinin kömüre karşı gelecekte ne kadar önde olabileceğinin belirlenmesinde önemli bir faktör olacak.

    Almanya, Türkiye ve Polonya Avrupa’da kömür tüketiminde lider

    Özellikle, Avrupa’nın toplam kömür yakıtlı enerji üretiminin yaklaşık yarısını oluşturan Almanya, Polonya ve Türkiye’deki kömür yakıtlı üretimin izleyeceği seyir önem taşıyor.

    Buna göre, genelde Avrupa’nın son zamanlardaki temiz enerji hedefine ulaşma adına yüksek kirletici fosil yakıtlardan uzak durma politikasında başarılı olması açısından da bu üç ülkenin pozisyonu önemli görülüyor.

    Avrupa’nın en büyük üç kömür tüketicisi, zayıf bölgesel sanayi faaliyetinin genel elektrik talebini azaltması ve kamu hizmetlerinin daha fazla miktarda temiz elektriği çevrimiçi hale getirmesi nedeniyle, 2023’ün ilk yarısında elektrik üretiminde kömür kullanımını son yılların en düşük seviyelerine indirdi.

    Bununla birlikte, ısınma talebinin artmasıyla birlikte her ülke 2023’ün son aylarında kömür yakıtlı üretimi artırdı. Ancak her ülkedeki genel kömür yakıtlı üretim önceki zirvelerin oldukça altında kaldı.

    İleriye dönük olarak, genel ekonomik ivme, her ülkede enerji üretiminde ne kadar kömür kullanılacağını belirleyen temel faktör olacak.

    Ülkelerdeki destekleyici hükümet politikalarıyla imalat faaliyetleri 2024’te genişlerse, o zaman genel enerji tüketimi de artacak. Bu durum, muhtemelen enerji üretim firmalarını yenilenebilir kaynakların yanı sıra fosil yakıt tesislerinden de üretimi artırmaya zorlayacak.

    Özellikle, kimya, çelik ve gübre fabrikaları gibi ağır sanayi alanındaki üretimdeki herhangi bir sürekli artış muhtemelen ulusal enerji sistemleri üzerinde baskı oluşturacak ve genel enerji tüketimindeki ilgili artışı karşılamak için kömür ve doğal gaz tesislerinden daha fazla üretim gerekecek.

    Bununla birlikte, hükümetlerin devam eden teşvik çabalarına rağmen bölgesel sanayi faaliyeti 2024’te beklentinin altında kalırsa, o zaman genel enerji talebi de daha düşük kalacak ve bu durum enerji üretim şirketlerinin temiz elektrik oranını artırmaya devam etmesine olanak sağlayacak.

    REKLAM

    Reuters’in haberine göre, 2024 yılında Avrupa’daki sanayi tüketim ve üretimi ne olursa olsun, enerji geliştiricilerin, özellikle Almanya, İngiltere, İspanya, Fransa ve Danimarka gibi kilit pazarlarda rüzgar enerjisi proje inşaatı ve şebeke bağlantısını hızlandırmaları bekleniyor.

    Avrupa’da rüzgar enerjisi sektöründe önemli ihaleler açılacak

    Buna ilave olarak, geçen yıl rüzgar enerjisi sektörü işletmelerinde yaşanan aksaklıkların ardından imzalanan bölgesel Avrupa Birliği politika anlaşmalarından sonra, 2024 yılında yeni rüzgar enerjisi kapasitesi için hem karada hem de denizde çeşitli hükümet ihalelerinin açılması bekleniyor.

    S&P Global’e göre Almanya, 2024 yılında 8 gigawatt (GW) yeni offshore kapasitesi için ihale açmayı planlarken, Danimarka’nın bu yıl toplam 9 GW offshore projesi için ihale duyurusu yapacağı belirtiliyor. 

    Fransa ise güney kıyısı açıklarında toplam kapasitesi 280 megawatt’a (MW) kadar ulaşan iki yüzer rüzgar santralinin inşasını destekleme kararı alırken, önümüzdeki yıl boyunca rüzgar enerjisi yatırımlarında hız kesmeyecek. 

    Bu adı geçen yatırımlar ve diğer projeler devreye girdikçe, Avrupa’nın toplam rüzgar üretimini 2023’ün tamamında üretilen 604 TWh’nin üzerine çıkarmasına ve temiz enerji üretiminde önemli artış sağlamasına kesin gözüyle bakılıyor. Bu arada kısa dönemde sanayi faaliyeti toparlandıkça Avrupa’daki kömür yakıtlı enerji üretimi de yükselebilir.

    REKLAM

    Ancak enerji firmaları planlanan geliştirme hattını takip ederse rüzgar enerjisinin, uzun vadede Avrupa’nın elektrik üretiminde kömürü gölgede bırakmasına kesin gözüyle bakılıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kemal Kılıçdaroğlu, destek için Akbelen’e gitti; polis protestoculara müdahale etti

    Kemal Kılıçdaroğlu, destek için Akbelen’e gitti; polis protestoculara müdahale etti


    Akbelen protestolarında 14 aktivist gözaltına alınırken, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu protestocularla dayanışma göstermek amacıyla bölgeyi ziyaret etti.

    Ege’nin öte yakasında ağaçlık alanlar orman yangınlarıyla küle dönerken, Muğla’daki Akbelen Ormanı’nda kömür madeni için ağaçların kesilmesini önlemek isteyen köylüler beş gündür eylem yapıyor. 

    Aktivistler, “direnişi sonlandırmaları halinde Akbelen Ormanı’nın 31 Temmuz’a kadar tamamen yok olacağını” belirtiyor.

    88 yaşındaki İkizköylü Zehra Yıldırım “Tarlalarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Bu topraklar bizim. Kimseye vermeyeceğiz” diye konuştu. 

    Zeytin üreticisi bir aileden gelen Yıldırım “Çam ağaçlarımızı kestiler. Suyumuz ağaçların altından akıyor, bizi onlar besliyor. Bunlar kesilirse susuz kalacağız. Ormanlar bizi besliyor. Onların kesilmesine izin vermeyeceğiz.” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

    Ancak Muğla’nın İkizköy beldesi yakınlarındaki ormanlık alanın kömür madeni lehine genişletilmesine karşı direnen protestocuların ormana girişini engellemek için bölgede hala zırhlı araçlar ve güvenlik güçleri ile konuşlandırılmış durumda.

    Cep telefonlarının sağlıklı çalışmadığı ve internet bağlantısının zaman zaman kesildiği bildiriliyor.

    Ağaç kesiminin durdurulması amacıyla açılan davaya rağmen, orman temizleme işçilerinin 24 Temmuz’da alana getirilmesinin ardından protestocular ile polis arasında arbede yaşanıyor. 

    Yerel çevre komitesi sözcüsü Esra Işık “Bazı aktivistler hastaneye kaldırıldı. Büyükannem polisle çatışma sırasında bayıldı. Direnmeye devam edeceğiz.” dye konuştu.

    Fosil Yakıtın Ötesinde kampanyasının yöneticisi Duygu Kutluay, Akbelen Ormanı’nın bir bölümünü maden sahasına katmak için başlatılan ağaç kesiminin önüne geçmek isteyen protestocuların çevik kuvvetin cop ve göz yaşartıcı gazlı müdahalesiyle karşılaştığını belirtti.

    Kutluay “Akdeniz bölgesinde on binlerce insan iklim krizinin neden olduğu yangınlardan kaçarken, bir şirketin kömür madenini genişletmek için en önemli karbon temizleyicilerinden biri olan bir ormanı yok etmesine izin verilmesi anlaşılır gibi değil” dedi.

    Avukat Arman Atılgan, bu haftaki protestolar sırasında “polis memurlarına direnmekle” suçlanan 14 aktivistin gözaltına alındığını bildirdi.

    Kılıçdaroğlu: Davanın takipçisiyim

    Ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki bir heyet, protestocularla dayanışma göstermek üzere bölgeyi ziyaret etti. 

    Kılıçdaroğlu, gazetecilerin “cep telefonu ve internet kesintileri nedeniyle canlı yayın ve telefonla aktarmakta zorlandığını” belirttiği ziyaret kapsamında köylülerin anlattıklarını dinledi.

    CHP lideri, “Kemal kardeşiniz sizin yanınızda, hiç endişe etmeyin. Sonuna kadar mücadele edeceğiz.” diye konuştu. 

    Davanın takipçisi olacağını belirten Kılıçdaroğlu barikatlarla kapatılan ormanlık alana girerek incelemelerde bulundu. Kılıçdaroğlu’nun takip ederek alana girmek isteyen köylüler ve çevrecilerin girişine ise jandarma ve polisin engel olduğu bildirildi.

    “Akbelen’de madencilik başlamazsa 2024’te elektrik üretimi sona erer”

    Limak Grubu ve IC İçtaş tarafından 2014 yılında satın alınan YK (Yeniköy, Kemerköy) Enerji, son iki santralin çalışmaya devam edebilmesi için Akbelen Ormanı’nın altındaki linyit rezervlerinin çıkarılması gerektiğini söylüyor.

    Santraller yerel kömür rezervlerinin kimyasal özellikleriyle çalışacak şekilde inşa edildiğinden, sadece bu kömürün işe yarayacağını belirtiyor.

    YK Enerji sözcüsü, Eylül 2023’e kadar Akbelen sahasında madencilik faaliyetleri yeniden başlamazsa, elektrik üretimi 2024’te sona ereceğini belirtti. Sözcü, bu santrallerin ülkenin elektrik talebinin ortalama yüzde 2,5’ini ve turizmin önemli bölgesi Ege Denizi kıyılarında kullanılan elektriğin yaklaşık yüzde 62’sini ürettiği için Türkiye için stratejik bir öneme sahip olduğunun altını çizdi.

    Orman Bakanlığı 2020 yılında YK Enerji’ye Akbelen bölgesindeki 780 dönümlük ormanlık alanda açık ocak madenini genişletme izni verdi.

    Ancak çevre tahribatından kaygılanan yerel halk, karara karşı çıkmak için dava açmıştı.

    Dava süreci ne durumda?

    Muğla 1. İdare Mahkemesi Ağustos 2021’de dava sonuçlanıncaya kadar ağaç kesiminin yapılamayacağına karar vermişti. 

    Fosil Yakıtın Ötesinde kampanyası, Temmuz 2021’de YK Enerji adına çalışan orman temizleme işçilerinin bölgeye girdiğini ve 30 ağacı kestiğini söylüyor. Bu durum yerel halkın 7/24 nöbet tutmasına neden oldu.

    Kasım 2022’de mahkemenin atadığı uzmanların hazırladığı bir rapor, ormanın madencilik için uygun olduğunu ortaya koydu ve böylece ağaç kesimine getirilen geçici durdurma kaldırıldı.

    Kararın ardından hemen harekete geçmeyen YK Enerji, bu hafta yeniden temizleme çalışmalarına başladı. Yerel halk ise dava sonuçlanana kadar mahkemenin geçici yasağı yeniden yürürlüğe koyması için çağrıda bulunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rehin alınmış yoksulluk: ‘Sayın Cumhurbaşkanımızın selamıyla, talimatıyla geldik’

    Rehin alınmış yoksulluk: ‘Sayın Cumhurbaşkanımızın selamıyla, talimatıyla geldik’

    2018 seçiminde yüzde 35,61 oy oranıyla AKP, 2018 Haziran’dan bu yana 5 puan kaybetse de 7’nci kez genel seçimlerin 1’nci partisi olabildi.

    Ana akım muhalefetin kazanma ihtimali belki de ilk kez bu kadar yüksek görüldüğünden olsa gerek ‘tarihi’, ‘milat’ denerek işaretlenen seçim tablosunun adından muhasebeler sürüyor.

    Muhalefetin ‘hüsran’, iktidarın ‘zafer’ hanesine yazdığı 2018 seçimiyle netlik kazanmış toplumun görüntüsü ideolojik, siyasal, sosyal ve ekonomik okumalar üzerinden anlaşılmaya, anlamlandırılmaya çalışılıyor. Bir tür “Neydi ki bu başımıza gelen?” serzenişiyle birlikte.

    Zira yoksulluk genişleyip derinleşir, ücretler baskılanır, dar gelirli milyonlar enflasyon cenderesinde hayatta kalmaya uğraşırken boş tencerenin iktidarı götürmesi bekleniyordu ki, öyle olmadığı görülmüş oldu. En azından ‘tencere’, ‘az tencere’, ‘tencere hiç yok’ ayrımı yapılmadan.

    Düşük faiz politikasının anlamından sermayeye verilen ucuz kredilere, görece arttırılan istihdama karşılık düşürülen ücretlere, kuru tutmak için cayır cayır yakılan rezervlere kadar pek çok ekonomik parametrenin her biri sandıkla meydana çıkmış tabloyu okumaya çalışırken aynı zamanda birer manivela.

    Ücretlerin düşürülmesi pahasına işsizliğin görece azaltılması politikası izleyen AKP’nin oyları ile istihdam arasındaki ilişki gibi.

    SOSYAL YARDIMLAR VE HESAPLANAN SİYASİ SONUÇLARI

    Bu ekonomik gösterge ve ilişkiler arasında güçlü bir belirleyen kabul edilen ve aynı zamanda doğrudan siyasi sonuçlar doğuracağı hesap edilen ise sosyal yardımlar… ‘Sosyal’ diye tabir edilen devletin gereği ve zorunluluğu olan ancak bir siyasi partinin kendi lütfuymuş gibi yoksullara bahşettiği sosyal yardımlar…

    Dünya Bankası 2001 krizinden sonra sosyal yardım alanının genişletilip, sosyal destek ayaklarının yeniden dizayn edilmesini buyuruyordu çünkü yoksulluğun sonuçlarının geniş çaplı toplumsal ve siyasal çıktıları olabilirdi.

    Yoksullukla mücadele etmek yerine geniş kitleleri kontrol ve denetim altında tutmanın kullanışlı yolu olarak dolaşımda tutulan ve kuşaktan kuşağa miras gibi aktarılarak kalıcılaşması bir anlamda şart koşulan yoksulluk ve ‘olanakları’, popülist sağ iktidarlar ve elbette AKP tarafından yeni keşfedilmedi.

    ‘MÜJDELER OLSUN’: 24 MİLYON YOKSUL VAR  

    Erdoğan’ın önceki kabineden gözleri ışıl ışıl ışıldayan bakanı Nebati, “2002’de iktidara geldiğimizde 1 milyon hane sosyal yardım alıyordu, bugün sosyal yardım alan hane sayısı 6 milyona gelmiş” diyebiliyor mesela. Nebati’nin hesabıyla söylersek bu yaklaşık ‘24 milyon kişi’ demek oluyor.

    Yoksul sayısının artmasıyla övünen devrik maliye nazırı, partisinin yoksullukla mücadele yerine oradan oy devşirme peşinde olduğunun itirafını da bir tür ‘müjdeler olsun’ içeriğiyle birlikte yapabiliyor.

    ‘Sosyal devlet’ lafını diline dolamış AKP’nin, paralar sanki kendi cebinden kendi kasasından çıkıyormuş gibi yaparak yardımların akıbetini partisinin selametine bağlamada ne kadar mahir olduğu ise aşikâr.

    TEHDİT VE KOZ OLARAK SOSYAL YARDIMLAR

    Emek Partisi İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros’un Evrensel gazetesinde kaleme aldığı yoksul mahallelerdeki saha gözlemleri bu bilgiyi bir kez daha doğrular nitelikte. Barbaros, AKP’ye oy verilmemesi durumunda sosyal yardımların kesileceği tehdidini muhataplarının ağzından şöyle aktarıyor:

    “Bizim kaydımız her yerde var. Bize ulaşmak isteyen çok kolay ulaşıyormuş bunu anladık. AKP Kadın Kolları başkanı, kapı kapı dolaşarak, hatta bazılarımızı telefonla arayarak, konum isteyerek bir çalışma yürütüyor. Hem oy istemek üzere maddi destekte bulunuyor, hem de ‘Yardımın kesilmesini istemiyorsan dediğimiz yere oy vereceksin’ diye mesajlar veriyor. Üstüne yetmiyor, bazı kadınlar oy vermez belki diye düşündüğünden, ‘Oyunun fotoğrafını çekip atacaksın’ diyor.”

    “Bodrum katlarda, rutubetli, nemli evlerde, sağlıksız koşullarda yaşayan kadınların eşyalarının çoğu ya bir yerlerden bağışlanmış, ya çöp kenarlarından alınmış” diyen Barbaros, ‘AKP’nin seçim kozu’ diye tanımladığı yoksul mahallelerde gösterilen aba altındaki sopayı da şöyle özetliyor:

    ‘YARDIM KESİLİRSE ENGELLİ ÇOCUĞUMA NASIL BAKARIM?’

    “Engelli çocuğu olan bir kadın arkadaşımız bu süreçte bize oldukça yakın davranıyor. Bize ilk uyarısı “Sakın AKP’ye oy veren kadınları bir araya toplayarak konuşmayın. Çünkü bu kadınlar yıllardır vakıflardan, valilikten, sosyal hizmetlerden yardım alan kadınlar” oluyor. Kimisinin avantajlı duruma gelmek ve teşkilatla farklı bir bağ kurmak için birbirlerini ihbar edeceği korkusu yaşadığını, bir aradayken açık konuşamayacaklarını söylüyor.

    İhbar edilen kadınlara, ‘Sosyal yardımı hak etmediğiniz tespit edilerek yardımınız kesildi’ gibi mesajlar geldiğini, bunun da birbirlerine olan güvenlerini kırdığını, korktuklarını söylüyorlar:

    Biz de korkuyoruz, ben AKP üyesiyim ama AKP’ye oy vermiyordum, şimdi bir de fotoğraf istiyorlar. Yardımım kesilirse engelli çocuğuma bir asgari ücretle nasıl bakarım?”

    SEÇİM DÖNEMİNDE DİKKAT ÇEKEN İKİ PROGRAM

    Sosyal yardımları, iktidarı boyunca siyasi bekası için elzem kabul eden AKP’nin önceki seçimlerden farklı olarak bu seçim döneminde dolaşıma soktuğu iki program ise dikkat çekiyor. Aile Destekleri ve Ulusal Hane Ziyaretleri Programı…

    Seçimlere 10-11 ay kala uygulamaya konan, seçimlerin bitmesiyle de sonlandırılan programlarla ilk kez bedenen çalışabilir durumda olan ya da sosyal sigortası olan yoksullara 850 ila 1200 lira arasında destek verildi.

    Ulusal Hane Ziyaretleri Programı için “Bakanlığımızın çalışmalarının bel kemiğini oluşturuyor” diyen önceki Aile Bakanı Yanık, 26 milyon haneye tek tek ulaşma hedeflerinin olduğunu açıklamıştı. Daha gerçekçi bir hesaplamayla bu hane ziyaretlerinde 13 milyon seçmenle yüz yüze görüşmeler yapıldığı tahmin ediliyor.

    ‘SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZIN SELAMIYLA, TALİMATIYLA GELDİK’

    ‘Sayın Cumhurbaşkanımızın selamıyla, talimatıyla geldik’ diye başlayan görüşmelerde kritik nokta kamu kaynaklarının bir siyasi partinin tasarrufuymuş gibi sunulması.

    Siyasal ve ideolojik söylemlerle harmanlanıp pazarlanan sosyal yardımların kimlere, hangi koşullarda verileceği ise yine AKP tarafından belirlenirken, süreç muhtarlar, belediyeler, yereldeki yapılanmalar, dernek ve vakıflar üzerinden şekillendiriliyor.

    KLİENTALİZM: SİYASİ BAĞIMLILIK HESABI  

    Siyasal otoritenin dağıtım ölçütlerine göre sunulan bir takım hizmetler ya da mallar karşılığında, siyasal destek talebinde bulunması talebine sosyal politikada ‘klientalizm’ deniyor.

    Müşteri gibi algılanan yurttaşla bir tür siyasi bağımlılık ilişkisi hesaplayan anlayış bu haliyle yukarıdan aşıya acıma, hayırseverlik, yardımseverlik içeren bir tür hiyerarşi inşasına da girişmiş oluyor.

    ‘CHP, YOKSUL MAHALLELERLE UZUN SÜRELİ İLİŞKİLER KURABİLMELİYDİ’  

    Konuyla ilgili Medyascope’da açıklamalarda bulunan barış akademisyenlerinden Dr. Nail Dertli, sosyal yardım almak zorunda kalmış kişilere ilişkin algıya da özellikle dikkat çekiyor:

    “Hak ve sadaka meselesinin içine sıkışan bir sosyal yardım söylemi var, oylarını makarna kömür karşılığında satan yoksullar olarak da karşımıza çıkıyor sıklıkla. AKP son derece radikal bir neoliberal politika uyguladı. Bunun sonucunda da haneler birtakım hayatta kalma stratejileri geliştiriyorlar. Stratejilerden biri de sosyal yardım alanı ve buraya yöneliyorlar, bu son derece normal bir şey. Geniş kitlelerin sosyal yardıma, maddi desteklere ihtiyaç duyması başka bir şey, AKP’nin bunu kendi politik ihtiyaçlarına göre yönlendirmesi başka bir şey. Dolayısıyla buradaki yoksullara, sadakaya muhtaç kişiler değil de, kapitalizmin işleyişinde, neoliberal politika içerisinde temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan yoksullar olarak bakmamız lazım.”

    Dertli’nin 2018 seçimlerini ‘hüsran’ olarak hanesine yazmış muhalefete sözü ise şöyle: “Burada CHP’ye düşen muhtemelen, mahalleleri tek tek tarayıp yoksul haneleri tespit etmesi ve onlarla daha uzun süreli ilişki kurabilmesiydi.’

    Daha Fazla Göster:
    AKPAKP ve sosyal yardımlarDünya BankasıRecep Tayyip Erdoğansosyal yardım

    ÖZLEM ERGUN
    15 Haziran 2023 HABER ANALİZ

    Kaynak: Kronos
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Enerjide fosil yakıtlara bağımlılık: AB’de yüzde 70, Türkiye’de yüzde 84

    Enerjide fosil yakıtlara bağımlılık: AB’de yüzde 70, Türkiye’de yüzde 84


    Avrupa’da yenilenebilir enerji kullanımı artmasına rağmen fosil yakıtlara bağımlılık hala yüzde 70 civarında. Petrol, doğal gaz ve kömür başlıca fosil yakıtlardan. 2021 yılında AB enerjisinin yüzde 70’ini fosil yakıtlardan karşılarken Türkiye’de bu oran yüzde 84. AB’de son 30 senede bu oran yüzde 83’den yüzde 70’de gerilerken Türkiye’de yüzde 2 puan yükselmiş durumda. Avrupa’da son 30 senede enerjide fosil yakıt oranının arttığı tek ülke Türkiye oldu.

    Peki, en fazla fosil yakıt kullanan ülkeler hangisi? Avrupa’da kullandıkları enerjide petrol, doğal gaz ve kömür gibi fosil yakıtların en fazla yer tuttuğu ülkeler hangisi? Yenilenebilir enerji oranı Türkiye’de artıyor mu?

    AB İstatistik Ofisi Eurostat verilerine göre 2021 yılında genel enerji arzında fosil yakıtların oranının en yüksek olduğu ülke yüzde 96 ile Malta; en düşük ise yüzde 12 ile İzlanda. Türkiye yüzde 84 ile 38 ülke içinde 7. sırada yer alıyor. AB ortalaması ise yüzde 70.

    Diğer bazı ülkelerde enerjide fosil yakıtların oranı şöyle: Hollanda yüzde 89, Yunanistan yüzde 82, İngiltere yüzde 80, Almanya yüzde 79, İspanya yüzde 72, Bulgaristan yüzde 66, Danimarka yüzde 57, Fransa yüzde 48 ve İsveç yüzde 32.

    Fosil yakıt oranının arttığı tek ülke Türkiye

    Eurostat 1990’dan bu yana bir ülkede piyasaya arz edilen enerjide fosil yakıtların oranını gösteriyor. 1990-2020 arasını kapsayan son 30 senede fosil yakıt oranının ne kadar değiştiğini görmek. Avrupa’da bu dönemde fosil yakıt oranının arttığı tek ülke Türkiye oldu. Listedeki diğer tüm ülkelerde fosil yakıtların payı düştü.

    Türkiye’de fosil yakıtların payı yüzde 3 artarken AB’de yüzde 15 düştü.

    En büyük düşüş ise yüzde 64 ile İzlanda’da görüldü. Diğer bazı ülkelerdeki değişim oranı şöyle:

    Norveç eksi yüzde 2, Belçika eksi yüzde 3, Hollanda eksi yüzde 7, Almanya eksi yüzde 10, İngiltere eksi yüzde 12, Fransa eksi yüzde 20, Bulgaristan eksi yüzde 25 ve Danimarka eksi yüzde 35.

    AB ve Türkiye fosil yakıt oranı nasıl değişti?

    AB ve Türkiye’de fosil yakıtların payının nasıl değiştiğine daha yakından bakalım. 1990 yılında enerjide fosil yakıt oranı AB’de (yüzde 82,4) Türkiye’den (yüzde 81,5) daha yüksekti.

    Bu oran AB’de kademeli olarak düşerken 2021 yılında yüzde 69,8’e kadar geriledi. Türkiye’de ise yaklaşık 15 yıl kademeli artış ile 2007 ve 2008 yılında yüzde 90,7’ye kadar çıktı. 2018 yılında yüzde 87,2 olan fosil yakıt oranı 2020’de 83,8 oldu.

    TÜBİTAK’ın sitesinde yer alan bilgiye göre fosil yakıtlar, mineral yakıtlar olarak da biliniyor. Fosil yakıtlar; hidrokarbon ve yüksek oranlarda karbon içeren kömür, petrol ve doğal gaz gibi doğal enerji kaynaklarıdır. Ölen canlı organizmaların oksijensiz ortamda milyonlarca yıl boyunca,çözülmesi ile oluşuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB, Rusya’ya kömür ithalatı yasağının ardından yeni pazar arayışı içerisinde

    AB, Rusya’ya kömür ithalatı yasağının ardından yeni pazar arayışı içerisinde


    Resmi veriler, Avrupalı alıcıların, Avrupa Birliği Komisyonu’nun Rusya’ya kömür ithalatı yasağı getirmesi ve gaz arzını rahatlatma mücadelesi kapsamında dünyanın dört bir yanından kömür alımı ve sevkiyatını arttırdığını gösteriyor.

    Avrupa Birliği Komisyonu, Moskova’nın Ukrayna işgali nedeniyle Rusya’ya yönelik açıkladığı 5’inci yaptırım paketi kapsamında, Rusya’dan kömür ithalatına yılda 4 milyar euro değerinde ithalat yasağı getirileceğini duyurmuştu.

    Keza Rusya’ya ait ve bu ülke tarafından işletilen gemilerin AB limanlarına erişiminin yasaklanması da aynı paket içerisinde yer alıyor.

    AB Komisyonu’nun önerdiği yeni yaptırım paketi, Moskova’nın “dost olmayan ülkelere” doğal gaz satışı ödemelerinde rubleye geçtiğini duyurması ile aynı zamana denk geliyor.

    Bu durum Rusya’dan gaz alımını daha da belirsiz bir hale sokuyor.

    Gemi komisyoncusu Braemar ACM’nin gemi izleme verilerinden yola çıkılarak yapılan analizlere göre Avrupa ülkeleri mart ayında, elektrik ve ısı üretiminde kullanılan 7,1 milyon ton termal kömür ithal ederek, geçen yıla göre yüzde 40,5 artışla Mart 2019’dan bu yana en yüksek seviyeyi gördü.

    Braemar’dan kuru yük analisti Mark Nugent, “Rusya’nın mart ayında Avrupa’ya kömür sevkiyatları savaş öncesi seviyelerde devam etse de artık kömür akışındaki beklenen değişiklik kendini göstermeye başladı” diye konuştu.

    Nugent, Avrupalı nihai kullanıcılar için maliyet açısından en iyi alternatifin Kolombiya ve ABD’den yapılan sevkiyatlar olduğu bilgisini de paylaştı.

    Karar tasarısı bugün AP’de kabul edildi

    Bu arada Avrupa Parlamentosu, Rusya’dan petrol, gaz, kömür ve nükleer yakıt ithalatına yönelik ambargo uygulaması çağrısının da yer aldığı karar tasarısını kabul etti.

    Strazburg’da toplanan Avrupa Parlamentosu Genel Kurulunda, Rusya’dan petrol, kömür, nükleer yakıt ve gaz ithalatına tam ve acil ambargo konulması dahil olmak üzere Rusya’ya ek cezai önlem alınması çağrısında bulunulan karar 22 hayır oyuna karşı 513 evet oyuyla kabul edildi. 19 milletvekili çekimser kaldı.

    Karar ağustos ortasından itibaren yürürlüğe girecek.

    İki AB kaynağı ise kömür ithalatı yasağının ağustos ortasını bulmasının sebebinin Almanya’nın söz konusu yaptırımın tarihinin ertelenmesi yönünde yaptığı baskı olduğunu dile getirdi.

    Braemar verileri, mart ayında AB’nin 3,5 milyon ton Rus termal kömürü ithal ettiğini gösteriyor.

    Bu, Ekim 2020’den bu yana en yüksek aylık toplam olarak kayıtlara geçti.

    Alman kömür ithalatçıları grubu VDKi, yaptığı açıklamada, ülkenin talebin en yüksek olduğu kış sezonunda Rus taş kömürü ithalatına alternatifler bulması gerektiğini bildirdi.

    VDKi bununla birlikte teknik sorunlar ve artan maliyetler olabileceği konusunda uyarıda bulundu.

    Danışmanlık şirketi Eurasia Group, Rus kömürüne alternatiflerin olduğunu ancak maliyetlerin oldukça yüksek olduğunu kaydetti.

    Bu arada Braemar verilerine göre, Güney Amerika ülkesi Kolombiya’dan yapılan termal kömür ithalatı mart ayında yıllık yüzde 47,3 artarak 1,3 milyon tona ulaştı.

    Keza mart ayında ABD’den yapılan ithalat, yıllık yüzde 30,3 artarak ve Ekim 2019’dan bu yana en yüksek seviyesine çıkarak 809 bin ton oldu.

    Madencilik sektörü uzmanları, dünyanın en büyük kömür ihracatçıları arasında yer alan Endonezya ve Avustralya’nın üretim üst limitine ulaştıklarını ve AB’nin Rusya’dan kömür ithalatını yasaklaması halinde Avrupa’nın ek arz talebini karşılamalarının mğmkün olmadığını belirtti.

    Avrupa ayrıca çelik üretiminde kullanılan metalürjik kömür tedariki arayışı içerisinde.

    Bu arada elektrik üretiminde gaz, kömürden daha maliyetli olsa da, ısınma ve elektrik üretimi için kullanılan termal kömür fiyatı bu yıl, tüm zamanların en yüksek seviyelerine ulaştı.

    Reuters’ın haberine göre MSI nakliye danışmanlık şirketinden kuru dökme yük analisti Alex Stuart-Grumbar, Avrupa’nın daha uzak kaynaklardan daha fazla kömür ithal etme ihtiyacının, daha büyük gemi ve uzun mesafeli kömür ticaret rotalarındaki nakliye segmentleri için olumlu olacağını söyledi.

    Stuart-Grumbar, ancak günün sonunda bu durumun küresel kömür fiyatlarını daha da yükselteceği ve Çin ile Hindistan’ı yurt içinde daha fazla kömür üretmeye mecbur edeceği değerlendirmesinde bulundu.

    Avrupa Komisyonu’nun web sitesine göre AB, kömür ithalatının yaklaşık yüzde 45’i, gaz ithalatının yüzde 45’i ve petrol ithalatının da yaklaşık yüzde 25’inde Rusya’ya bağımlı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB Komisyonu yeni yaptırım olarak Rus kömürünün alımına yasak getirilmesini istedi

    AB Komisyonu yeni yaptırım olarak Rus kömürünün alımına yasak getirilmesini istedi


    Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Ukrayna’yı işgal eden Rusya’ya yeni yaptırım olarak üye ülkelerin Moskova’dan kömür satın alımına son vermesini önerdi.

    AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB’nin Rusya lideri Vladimir Putin üzerindeki baskıyı artırması gerektiğini savundu.

    Kiev bölgesinde “iğrenç suçlar” işlendiğini kaydeden AB Komisyonu Başkanı, Rus ordusunun Ukraynalı sivilleri kasıtlı olarak öldürdüğüne dair kanıtlar olduğu görüşünü dile getirdi.

    AB ülkelerinin her yıl 4,4 milyar dolar değerinde Rusya’dan kömür ithal ettiğini hatırlatan Von der Leyen, Brüksel’in Moskova’ya ilave yaptırımlar için hazırlıklar yaptığını aktardı.

    Von der Leyen, Rusya’ya karşı kararlı bir tavır izlenmesinin sadece Avrupa için değil bütün dünya için de önemli olduğunu vurgulayarak, “Bu Putin’in savaş seçimine ve sivillerin katledilmesine, dünya düzeninin temel ilkelerinin ihlal edilmesine yönelik açık bir tavır olacak.” dedi.

    AB Komisyonu Başkanı, üye ülkelerin Rusya’dan doğal gaz satın alımına ilişkin bir açıklama yapmadı. AB ülkeleri başta en güçlü ekonomiye sahip Almanya olmak üzere tükettikleri doğal gazın yüzde 40’ını Rusya’dan satın alıyor.

    Rusya’ya yönelik farklı yaptırım kararlarına imza atan AB ülkeleri şu ana kadar Moskova’nın en önemli dış ticaret geliri olan doğal gazın alımının durdurulmasına yönelik ortak bir tavır içine girmedi. Enerji uzmanlarına göre, bu yönde alınacak bir kararın AB ekonomisine de ciddi zararlar vermesi bekleniyor.

    Rusya’da 4 bankaya daha yaptırım geliyor

    Von der Leyen, AB Komisyonu’nun Rusya’da daha fazla kişiyi ve 4 bankayı daha yaptırımlar listesine almayı planladığını belirterek, Rusya’nın ikinci büyük bankası “VTB”nin yaptırım düşünülen kurumlar içinde olduğunu bildirdi.

    Yaptırım uygulanması istenen bu dört bankanın, Rusya’daki mali pazarın yüzde 23’ünü teşkil ettiğini ifade eden von der Leyen, bu bankalara yönelik yeni yaptırımların Rusya’nın mali sistemini daha fazla zayıflatacağını savundu.

    Eğer yeni yaptırım paketi kabul edilirse, Rus gemilerinin insani yardım ve acil gıda malları taşıyanlar hariç AB limanlarına giriş çıkışlarına yasak getirilecek.

    “Rusya’nın teknoloji ve sanayi kapasitesinin zayıflatılması hedefleniyor”

    AB Komisyonu’nun, üye ülkelerin bilgisayarlar, gelişmiş çipler, hassas makine ve ulaşım ekipmanlarını kapsayan sektörlerde de 10 milyar euro değerinde Rusya’ya yönelik ihracat yasağı getirilmesini öngördüğünü kaydeden von der Leyen, bu yeni yaptırımlarla Rusya’nın teknoloji ve sanayi kapasitesinin zayıflatılmasının hedeflendiğini söyledi.

    AB Komisyonu’nun ticaretten sorumlu temsilcisi Valdis Dombrovskis’e göre, Rusya’nın AB’ye ihracatını yüzde 62’sini hidrokorbonlar oluşturuyor.

    Küresel ısınmayı önlemek için alınan tedbirler uyarınca AB, 1990 ila 2020 yılları arasında kömür kullanımını yılda 1,2 milyar tondan, 427 milyon tona düşürdü. Bununla birlikte bu süre içinde AB’nin kömür ithalatı yüzde 30’dan yüzde 60’a çıktı.

    AB, petrolünün yüzde 25’ini Rusya’dan satın alırken, kömürün yüzde 53’ü yine Moskova’dan geliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya, Avrupa’daki enerji krizine rağmen üç nükleer enerji santralini kapatıyor

    Almanya, Avrupa’daki enerji krizine rağmen üç nükleer enerji santralini kapatıyor


    Almanya, Avrupa’da son yılların en önemli enerji krizinin yaşandığı dönemde, ülkedeki üç nükleer enerji santralini bugün kapatıyor.

    Eski Başbakan Angela Merkel’in konuyla ilgili daha önce belirlediği takvim çerçevesinde bu adım atılacak.

    Avrupa’da enerji fiyatlarının arttığı ve kıtanın en önemli doğal gaz tedarikçisi Rusya ile Ukrayna krizi yüzünden ilişkilerin gerginleşti bir dönemde Brokdorf, Grohnde ve Gundremmingen santrallerinin kapısına kilit vurulacak.

    Bu santrallerin kapanması, ülkedeki nükleer kapasiteyi önemli ölçüde düşürürken, bin rüzgar türbininin ürettiği güce eşdeğer enerji üretimini yaklaşık dört gigawatt azaltacak.

    Almanya’da, 2011 yılında Japonya’daki Fukushima nükleer felaketinin ardından başlayan sert protestolar Merkel’in bu kararı almasında önemli rol oynamıştı.

    2022 yılı sonuna kadar 3 santral daha kapanacak

    Almanya, 2022 yılı sonuna kadar Neckarwestheim, Essenbach ve Emsland nükleer santrallerini de kapatacak.

    Avrupa’da gaz fiyatlarının katlanarak artması yüzünden, nükleer santrallerin kapatılması kararıyla ilgili tartışma da ülkede yeniden alevlendi.

    Nükleer santrallerin kapanacak olması nedeniyle Almanya’da enerji fiyatlarının daha da artması bekleniyor.

    Almanya, 2030 yılına kadar kömür üretimini sonlandırmak istiyor

    Yenilenebilir enerji kaynaklarını artırmayı ve çeşitlendirmeyi planlayan Almanya’nın kısa dönemde bu hedefini tutturamaması, Berlin’in enerji alanında Moskova’ya bağımlılığının bir müddet daha sürmesine yol açacak.

    Almanya toplam enerji tüketiminin 2021 yılında yüzde 42’sini yenilenebilir enerjiden elde etti.

    Küresel ısınmayla mücadele kapsamında adımlar atmak isteyen Almanya, 2030 yılına kadar kömür üretimini tamamen sonlandırmak istiyor. Bu konu, Yeşillerin baskısıyla koalisyon protokolüne de girdi.

    Ülkede, 2030 yılına kadar enerji tüketiminin yüzde 80’inin yenilenebilir enerjiden karşılanması planlanıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dünyanın en büyük hava kirleticilerinden Hindistan neden kömüre bu kadar bağımlı?

    Dünyanın en büyük hava kirleticilerinden Hindistan neden kömüre bu kadar bağımlı?


    Hindistan Başbakanı Narendra Modi, COP26 Zirvesi’nde dünyanın dört bir yanındaki liderlerin önünde 2070 yılına kadar sıfır karbona ulaşma hedefini açıklayarak herkesi şaşırttı. Hindistanlı yetkililer, daha önce fosil yakıtların bırakılması hedefine hep karşı çıkıyordu.

    Bunun sebebi ise, dünyanın üçüncü en büyük sera gazı yayıcısı Hindistan’ın elektriğinin yaklaşık yüzde 70’inin üretiminin kömürden gelmesine dayanıyor. Ülke, dünyanın en büyük beşinci kömür rezervine sahip olmasına rağmen, Çin’den sonra en büyük ikinci kömür ithalatçısı konumunda.

    Güçlü ve hızlı bir eylem olmaz ise, uzmanlar önümüzdeki yıllarda Hindistan’ın emisyonlarının daha da artarak, küresel ısınmayı ve onun yıkıcı sonuçlarını engellemeye yönelik küresel çabaları baltalamasından korkuyor.

    Her yıl olduğu gibi, kışın başlamasıyla başkent Yeni Delhi’de insanlar yoğun hava kirliliği nedeniyle nefes almakta zorlanıyor.

    Cumartesi günü, ince partikül madde oranı, önerilen sınırı 20 kat aştı. Uzmanlar, dünyanın en kirli şehirlerinden biri olan Yeni Delhi’de, “ciddi boyutta solunum yolu hastalıkları, akciğer sorunları ve astım olduğuna” dikkat çekiyor.

    Fakat bütün bu olumsuzluklara rağmen, ülke kömür kullanımından, yakın zamanda vazgeçmeyi reddediyor.

    Essel Mining & Industries Limited’in enerji danışmanı Uppinder Kumar bu konuda şöyle konuştu: “Enerji ihtiyacımız o kadar büyük ki, sadece yenilenebilir enerjileri kullanmak isteseydik, alana ihtiyacımız olurdu ve imkanlarımız yok. Bunun için yeterli finansmanımız da yok”.

    Yenilebilir enerjilere yatırım

    Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres geçen yıl “Hindistan’da fosil yakıt sübvansiyonları hala temiz enerji sübvansiyonlarından yedi kat daha yüksek” diyerek, devletin bu konuda daha aktif olması gerektiğini vurgulamıştı.

    Hindistan uzun vadede kömür tüketimini azaltmak istiyor. Yenilenebilir enerjilerin 2030 yılına kadar elektrik ihtiyacının yarısını karşılayabilmesini sağlamayı taahhüt etti. Aynı zamanda, Hindistan yatırımcıları çekmek için yenilenebilir enerjilere büyük yatırımlar yapıyor.

    Servetlerini fosil yakıtlardan kazanan iki Hintli milyarder Gautam Adani ve Mukesh Ambani yeşil enerjiler alanında ciddi yatırımlar yaptı. Ülke, güneş enerjisi kapasitelerini beş yılda 11 kat artırarak Temmuz 2019’da 30 gigawatt’a ulaştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • COP26: BM Konferansında ülkeler ‘yumuşatılan’ metin üzerinde anlaşmaya vardı

    COP26: BM Konferansında ülkeler ‘yumuşatılan’ metin üzerinde anlaşmaya vardı


    26. BM İklim Değişikliği Konferansı’nda (COP26) son gün olan cuma günü anlaşmaya varamayan üyeler cumartesi gününe sarkan görüşmeler sonunda uzlaştı. Ancak yaklaşık 200 ülkenin üzerinde anlaştığı metinde kömür kullanımı ifadesinde yumuşamaya gidildi.

    Konferansta küresel sıcaklık artışının sanayi devrimi öncesine oranla 1,5 derece ile sınırlandırılması üzerinde anlaşmaya varıldı. Ancak özellikle Hindistan’ın itirazı nedeniyle, ilk taslak metinde yer alan kömür kullanımını “kömür enerjisini aşamalı olarak kaldırmayı hızlandırmaları” ifadesi, “aşamalı olarak azaltma” ifadesi ile değiştirildi.

    Bu durum birçok ülkede kızgınlığa neden oldu. Özellikle İsviçre ve Meksika, metinde yapılan değişikliğe karşı çıktı. İsviçre Çevre Bakanı Simonetta Sommaruge, metinde yumuşamaya gidilmesinin küresel sıcaklık artışını 1,5 santigrat derece ile sınırlandırmayı zorlaştıracağını söyledi.

    COP Başkanı Alok Sharma, anlaşmaya varılmasının ardından yaptığı konuşmada, “Bütün delegelere bu sürecin gelişme şeklinden dolayı özür dilediğimi ve çok üzgün olduğumu söylemek istiyorum.” dedi.

    Greenpeace Uluslararası İcra Direktörü Jennifer Morgan, anlaşmaya ilişkin, “Silik, zayıf ve 1,5 derece hedefi sadece nefes alıyor. Ancak kömür çağının sona erdiğine dair bir sinyal gönderildi ve bu önemli.” açıklamasında bulundu.

    Yardım kuruluşu Christian Aid’in CEO’su Amanda Mukwashi de “COP26’nın 1,5 dereceyi canlı tutmak için en iyi şans olduğu söylendi ancak 1,5 derece yaşam desteğine alındı.” değerlendirmesini yaptı.

    Bir anlaşmaya varmak için belirlenen süre cuma 18.00’de sona ermişti. Ülkeler, fosil yakıtlarla ilgili dilde anlaşamadığı için müzakereler çıkmaza girmişti.

    Aralarında Suudi Arabistan, Hindistan ve Rusya’nın da bulunduğu bazı ülkelerin, belgede yer alan fosil yakıtın aşamalı kaldırılmasıyla ilgili çağrı konusunda çekinceleri oldu.

    COP26’ya başkanlık eden Alok Shorma, konferansın kapanışında yaptığı konuşmada herkese bu metnin dünya ve insanlık için getireceği faydayı düşünmeleri çağrısında bulundu.

    Cumartesi günü BM tarafından yayımlanan anlaşmanın taslak metinde kömür kullanımının azaltılması ve fosil yakıtlar için ödenen devlet sübvansiyonlarının azaltılması vurgulandı. Özellikle Hindistan, kömür kullanımının azaltılması konusuna itiraz etti.

    İklim bilimciler, küresel sıcaklık artışının 1,5 santigrat dereceyi geçmesinin deniz seviyesinin yükselmesine ve kuraklık, fırtına ve orman yangınları gibi doğal afetleri beraberinde getireceği uyarısında bulunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • COP26: 190 ülke ve kuruluş kömür enerjisinden aşamalı olarak çıkmayı kabul etti

    COP26: 190 ülke ve kuruluş kömür enerjisinden aşamalı olarak çıkmayı kabul etti


    İskoçya’nın Glasgow şehrinde düzenlenen COP26 Zirvesi’nde 40’tan fazla ülke ve yaklaşık 150 kuruluştan oluşan bir koalisyon, 2030 yılından itibaren kömürü aşamalı olarak bırakma ve “artık kömürle çalışan yeni elektrik santrallerinin kurulmasını desteklememe” taahhüdünde bulundu.

    COP26 Başkanı Alok Sharma, “Bugün, kömürün sonunun yakın olduğunu söyleyebiliriz” ifadelerini kullansa da, ABD, Çin, Hindistan ve Japonya dahil olmak üzere birçok önemli ülke kömüre olan bağımlılıklarını sona erdirmek için hala bir tarih belirlemedi.

    Anlaşmayı imzalayan ülkeler arasında kömür kullanımının yaygın olduğu Kanada, Polonya, Ukrayna ve Vietnam gibi ülkeler de bulunuyor. Tam liste yakında yayınlanacak.

    Anlaşmayı en çok destekleyen ülkelerden Birleşik Krallık ise “kömürü tarihe gömme” hedefini taşıyordu.

    Birleşik Krallık İş Sekreteri Kwasi Kwarteng “Bugün, iklim değişikliğiyle mücadelede, küresel çabalarımızda bir dönüm noktasındayız. Çünkü dünyanın her yerinden gelen ülke temsilcileri, kömürün gelecekteki enerji üretimimizde hiçbir rolü olmadığını ilan etti. Bugün uluslararası ortaklarımız tarafından verilen iddialı taahhütler, kömürün sonunun yakın olduğunu gösteriyor” dedi.

    Anlaşmadaki hedefler neler?

    Birleşik Krallık hükümetinin internet sitesinden yayınladığı bildiride, açıklanan söz konusu anlaşmada şu maddeler yer alıyor:

    -Yurtiçi veya yurtdışında bütün kömürlü elektrik üretimine yönelik tüm yatırımları sonlandırmak

    -Büyük ekonomiler için 2030, diğer ülkeler için de 2040’a kadar kömür enerjisinin aşamalı olarak kaldırılması

    -Yenilebilir enerji üretiminin dağıtımını hızla büyütmek

    -Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, kömür kullanımı sera gazı emisyonlarının en büyük nedenlerinden biri.

    20 ülke ve 5 finans kuruluşu, fosil yakıt finansmanını durduracak

    Diğer taraftan da, ABD, İngiltere, Kanada, İtalya ve Danimarka’nın aralarında bulunduğu 20 ülke ile 5 uluslararası finans kuruluşu, petrol, doğal gaz ve kömür finansmanını 2022 sonu itibarıyla durduracağını açıkladı.

    Dünyada en fazla fosil yakıt finansmanı sağlayan ülkelerden Çin, Japonya ve Güney Kore bu taahhüde katılmadı. Böylece, verilen taahhütle fosil yakıtlara sağlanan yıllık yaklaşık 17,8 milyar dolarlık kamu desteği temiz enerji dönüşümü için harcanacak.

    COP26 Başkanı Alok Sharma da ülkelerin fosil yakıtlara sırtını döndüğünü belirterek “Bugünün gerçeği çok daha ucuz ve temiz olan yenilenebilir enerji kaynakları. Ayrıca, 190 ülke, finans kuruluşu ve organizasyon da kömürden çıkış kararı açıkladı. Güney Kore, Endonezya, Vietnam, Polonya ve Ukrayna’nın aralarında bulunduğu birçok ülke ilk kez elektrik üretiminden kömürü çıkarmayı taahhüt etti.” dedi.

    4 ülkeye 2,5 milyar dolarlık kömürden çıkış finansmanı sağlanacak

    Ayrıca İklim Yatırım Fonları, kömürden çıkışı hızlandırma programı kapsamında Güney Afrika, Endonezya, Filipinler ve Hindistan’a 2,5 milyar dolar finansman sağlanacağını açıkladı.

    Program gelişmekte olan ekonomilerin temiz enerjiye geçişini hızlandırmayı amaçlayan ilk uluslararası finansman programı olarak öne çıkarken söz konusu ülkeler kömür kaynaklı küresel emisyonların yüzde 15’ini oluşturuyor.

    Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, COP26’da açıklanan sıfır emisyon taahhütleri, küresel sıcaklık artışını 1,8 dereceyle sınırlandırmayı sağlayabilir.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***