İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri Sarıyer’deki Santa Maria Kilisesi’nde bir kişinin öldürüldüğü silahlı saldırı ile ilgili iki kişiyi gözaltına aldı.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, saldırının iki zanlısının da yakalandığını duyurdu polisi tebrik etti.
Yerlikaya, gelişmeyi sosyal medya hesabından şöyle duyurdu: “Bu sabah Sarıyer Santa Maria Kilisesinde Pazar ayini sırasında Tuncer Cihan isimli vatandaşımızın ölümüne neden olan 2 katil zanlısı yakalanmıştır. Failleri tespit edip yakalayan İstanbul Emniyetimizi ve kahraman polislerimizi tebrik ediyorum. Hayatını kaybeden vatandaşımızın ailesine ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı diliyorum.”
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde basın toplantısı düzenleyen Yerlikaya gece yarısı İstanbul Valisi Davut Gül ve İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş’la birlikte kameraların karşısına geçti. Yerlikaya, gün boyu emniyet güçlerinin 30 ayrı adrese baskın düzenlediğini ve şu ana kadar 47 kişinin gözaltına alındığını belirterek, “Son olarak ise saat 22.00’de belirlenen adrese yapılan baskında cinayet zanlısı her iki şahıs da yakalandı. Zanlıların her ikisinin de yabancı uyruklu olduğunu ifade etmek istiyorum. Biri Tacikistanlı, diğeri Rusyalı olan bu iki yabancı uyruklunun DEAŞ’lı olduklarını değerlendiriyoruz” dedi.
Bakan Yerlikaya, olayla ilgili karanlık noktaların aydınlatılacağını söyledi.
“Biz, Türkiye’nin huzuru diyoruz” ifadesini kullanan bakan Yerlikaya, şöyle devam etti: “Ülkemizin huzurunu bozmaya çalışanlara, teröristlere ve onların işbirlikçilerine ulusal olsun, uluslararası olsun suç odaklarına, birlik ve beraberliğimize kastedenlere asla ama asla göz açtırmayacağız. Hayatını kaybeden vatandaşımıza, ailesine ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı diliyorum.”
BBC: SALDIRIYI IŞİD ÜSTLENDİ
BBC ise saldırıyı IŞİD’in üstlendiğini duyurdu. BBC’nin haberine göre IŞİD bir Telegram grubunda “saldırıyı iki savaşçısının gerçekleştirdiğini ve ardından güvenli bir yere kaçtığını” duyurdu.
Büyükdere Mahallesi’ndeki Santa Maria Kilisesi’nde sabah saatlerinde düzenlenen saldırıya ilişkin soruşurmayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yürütüyor.
Başsavcılığın talebiyle İstanbul Sulh Ceza Hakimliği, olayla ilgili görsel ve işitsel tüm haber ve sosyal paylaşım sitelerine yönelik yayın yasağı konulmasına karar vermişti.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç saldırıyla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın olayın aydınlatılması için bir başsavcıvekili ve iki cumhuriyet savcısı görevlendirildiğini açıklamıştı.
Pazar ayini günüydü: Bir kişinin hayatını kaybettiği kilise saldırısında şüpheliler yakalandıGündem
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Hamas’ın 7 Ekim’deki Aksa Tufanı operasyonuyla başlayan, Filistinli direniş örgütleri ile İsrail güçleri arasındaki çatışmalar devam ediyor.
Abluka altında tuttuğu Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarını 14. gününde de sürdüren İsrail, yerinden edilen yüzlerce Filistinlinin sığındığı tarihi kiliseyi bombaladı.
Gazze’deki İçişleri Bakanlığı, İsrail’in Gazze’de Rum Ortodoks Kilisesi’ni hedef aldığını duyurdu.
Yerinden edilen yüzlerce Filistinlinin sığındığı kilisede İsrail saldırısı sonucu “çok sayıda kişinin öldüğü ve yaralandığı” aktarıldı.
Filistin resmi ajansı WAFA’nın haberine göre, İsrail’in Gazze kentinin güneyindeki Ez-Zeytun Mahallesi’nde bulunan tarihi Aziz Porphyrius Rum Ortodoks Kilisesi’ne düzenlediği saldırıda 1 kız çocuğu hayatını kaybetti.
Saldırıda tarihi kilisede ciddi hasar meydana gelirken, kilisenin yakınında bulunan bir bina da yıkıldı.
Kudüs’teki Anglikan Kilisesi’ne bağlı Aziz Porphyrius Rum Ortodoks Kilisesi, İsrail’in 17 Ekim’de bombaladığı ve yüzlerce kişinin ölümüne yol açtığı El-Ehli Baptist Hastanesine yaklaşık 250 metre mesafede yer alıyor.
İsrail’in saldırdığı bölgede yaklaşık 1000 Hristiyan’ın yaşadığı ve evi yıkılanların korunmak için kiliseye ve ona bağlı binalara sığındığı biliniyor.
ÖLÜ VE YARALI SAYISI ARTIYOR
Filistin Sağlık Bakanlığı, 7 Ekim’den bu yana aralıksız süren yoğun bombardımanlar sonucu Gazze’de 1524’ü çocuk 3 bin 785 kişinin öldüğünü, 12 binden fazla kişinin yaralandığını duyurdu.
İsrail basını ise 306’sı asker 1400 İsraillinin öldüğünü, 3 bin 968 İsraillinin yaralandığını aktardı.
HAMAS LİDERİ: İSRAİL’İN SALDIRILARI BÖLGESEL SAVAŞA DÖNÜŞEBİLİR
Öte yandan Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, İsrail’in Gazze’ye yönelik süren saldırıların bölgesel bir savaşa dönüşebileceği açıklamasında bulundu.
Heniyye, yayımladığı video kaydında, Gazze, Batı Şeria ve Lübnan cephesinde İsrail’le yaşanan çatışmalar ile siyasi gelişmeleri değerlendirdi.
ABD ile bazı Avrupa ülkelerinin, manevi destek için İsrail’e ziyaretlerde bulunduğunu anımsatan Heniyye, Washington yönetiminin tüm bu çabalarına rağmen “Gazze’ye saldırılar konusunda İsrail’e bölgesel ve uluslararası destek sağlama ve Araplara, tehciri kabul ettirme”de başarılı olamadığını belirtti.
Hamas lideri, “Gazze’ye yönelik bu vahşi saldırıların, yıkımın ve kan dökmenin devam etmesi durumunda, bunun, bölgesel bir savaşa dönüşebileceği uyarısı yaptıklarını” kaydetti.
Geçen günlerde Arap ve İslam dünyasından pek çok yetkiliyle bir araya geldiklerini söyleyen Heniyye, bu görüşmelerde, “çözümün ancak işgalin son bulması ve başkenti Kudüs olan bağımsız Filistin devletinin kurulmasıyla mümkün olduğunu dile getirdiklerini ve işgalci komutanların işledikleri suçlardan ötürü yargılanmasını ve Gazze’ye bir an evvel yardımların ulaştırılmasını talep ettiklerini” dile getirdi.
Heniyye son olarak, halkları cuma günü “Gazze’ye saldırılar dursun, tehcir ve alternatif vatana hayır” sloganıyla sokağa inmeye çağırdı.
CANLI BLOG
YEMEN, FİLİSTİN HALKININ DESTEKLEMESİ İÇİN “ACİLEN HAREKETE GEÇME” ÇAĞRISINDA BULUNDU
Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik, İsrail’in açık saldırganlığına ve geniş çaplı bir savaş suçuna maruz kalan Filistin halkını desteklemek için acil eylem çağrısında bulundu.
Saba resmi haber ajansının verdiği bilgiye göre, Abdulmelik, ABD’nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking ve ABD’nin Sana Büyükelçisi Stephen Fagin ile Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da bir araya geldi.
Abdulmelik, görüşmede, Yemen yönetimi, hükümeti ve halkının Filistin meselesine yönelik sabit tutumunu vurguladı.
Görüşmede sırasında, “Açık bir saldırıya, tam kapsamlı bir savaş suçuna ve Siyonist işgal güçlerinin soykırım girişimine maruz kalan Filistin halkını desteklemek için acilen harekete geçilmesi” çağrısı yapan Abdulmelik, şunları kaydetti:
“Gazze’deki El-Ehli Baptist Hastanesini hedef alan, yüzlerce çocuk ve kadının ölümüne ve yaralanmasına neden olan vahşi bombalama, tüm sözleşmeleri ve uluslararası insani hukuku ihlal eden iğrenç bir suçtur.”
İSRAİL ORDUSU GAZZE’DE SİVİLLERİN BULUNDUĞU 6 EVE HAVA SALDIRISI DÜZENLEDİ
İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde sivillerin bulunduğu 6 eve hava saldırısı düzenlediği bildirildi.
Gazze’deki İçişleri Bakanlığının Telegram hesabından yapılan açıklamada, İsrail savaş uçaklarının Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kentinde sivillerin yaşadığı 6 evi hedef aldığı belirtildi.
Açıklamada, hava saldırılarında 9 kişinin öldüğü, 60 kişinin de yaralandığı ifade edildi.
Filistin haber ajansı WAFA’dan geçen haberde ise “Han Yunus kentinde sivillerin yaşadığı 6 evin bombalanması sonucu çoğu çocuk ve kadın en az 21 kişi yaşamını yitirdi, 79 kişi de yaralandı.” bilgisine yer verildi.
Filistin Devlet Başkanlığına bağlı Kilise İşleri Yüksek Komitesinin Başkanı Remzi Huri, İsrail’in, Gazze Şeridi’ndekilere karşı “soykırım” planı uyguladığını söyledi.
Huri, yaptığı yazılı açıklamada, “İsrail’in Gazze’de Tarihi Aziz Porphyrius Rum Ortodoks Kilisesi’ni hedef alması bir savaş suçudur.” ifadelerine yer vererek, İsrail’in, Filistinli sivillere ve ibadethanelere karşı devam eden suçlarına bir yenisinin daha eklendiği belirtti.
“İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki Filistin halkımıza karşı soykırım planı uyguladığına dair resim tüm dünyaya açık hale geldi.” ifadesini kullanan Huri, şunları kaydetti:
“Müslüman ve Hıristiyanlardan oluşan yaklaşık 500 Filistin vatandaşının barındığı kilisenin hedef alınması, İsrail işgalinin ana hedeflerinin çocuklar, kadınlar ve yaşlılar da dahil olmak üzere savunmasız vatandaşlar olduğunu doğruluyor.”
Kilise İşleri Yüksek Komitesi de yazılı açıklamasında, kilisenin doğrudan hedef alındığına dikkati çekerek, “Bu, Cenevre Sözleşmesi ve birçok uluslararası anlaşma kapsamında bir savaş suçudur. Bu, Gazze Şeridi’nde, Kudüs’te ve işgal altındaki çeşitli Filistin topraklarında, Filistinli sivillere ve ibadet yerlerine karşı devam eden işgal suçlarına eklenmektedir.” ifadelerine yer verildi.
Komite, Tarihi Aziz Porphyrius Rum Ortodoks Kilisesi’nin dünyanın en eski üçüncü kilisesi olduğunu ve orijinal inşaatının 425 yılına dayandığını kaydetti.
İSRAİL, GAZZE’DE BİR CAMİYİ DAHA VURDU
İsrail ordusunun hava saldırılarında Gazze Şeridi’nde bir caminin daha tamamen yıkıldığı bildirildi.
Gazze’deki İçişleri Bakanlığının Telegram hesabından yapılan açıklamada, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye bölgesinde hedef aldığı el-Ömeri Camii’nin tamamen yıkıldığı belirtildi.
Açıklamada, saldırıda ölen ya da yaralanan olup olmadığına ilişkin bilgi verilmedi.
Gazze Şeridi’ndeki Hamas’a bağlı hükümetin Basın Ofisi Başkanı Selame Maruf, 18 Ekim’de “İsrail 10 camiyi yıktı, onlarca cami ve mabede de zarar verdi. Bunlar arasında 7 tarihi cami ve kilise de var.” açıklamasında bulunmuştu.
BİDEN, ULUSA SESLENDİ: HAMAS GİBİ TERÖRİSTLER İLE PUTİN GİBİ DİKTATÖRLERİN KAZANMASINA İZİN VEREMEYİZ, KONGRE’YE “İSRAİL VE UKRAYNA BÜTÇESİ” GÖNDERECEĞİM
ABD’de ulusa seslenen Başkan Biden, “İsrail’in geçmişten daha da güçlü olmasını sağlayacağız. Kongre’ye yarın bir bütçe paketi göndereceğim. Bu İsrail için daha önce görülmemiş bir destek paketi olacak” dedi.
Biden, Kongre’ye bir paket göndereceğini bildirerek, şöyle konuştu:
“Masum Filistinlilerin yaşadıklarını görmezden gelemeyiz. Hamas ve Putin etrafındaki demokrasileri yok etmeye çalışıyor. Hamas gibi teröristler ile Putin gibi diktatörlerin kazanmasına izin veremeyiz. Buna izin veremem. Tarihin çok önemli bir anındayız ve bugün vereceğimiz kararlardan biri önümüzdeki on yılların geleceğini belirleyecek. Bölgedeki diğer hasım aktörlerin İsrail’in hiç olmadığı kadar güçlü olduğunu görmelerini sağlayacağız. Kongreye yarın bir bütçe paketi göndereceğim. Bu İsrail için daha önce görülmemiş bir destek paketi olacak. Hem Ukrayna’nın hem de İsrail’in savunulmasına yardımcı olmak için, Kongre’den daha önce görülmemiş bir bütçe talep edeceğim.”
ABD, UKRAYNA’YA TAHSİS EDİLEN TOP MERMİLERİ İSRAİL’E GÖNDERECEK
Axios haber sitesi, ABD’de Biden yönetiminin Ukrayna’ya tahsis edilen “on binlerce top mermisini” İsrail’e göndermeyi planladığını bildirdi.
Axios’un üç İsrailli yetkiliye dayandırdığı haberde, İsrail ordusunun ve savunma bakanlığının Washington’a, “Gazze’ye yapılacak bir kara saldırısına hazırlanmak için acilen top mermilerine ihtiyaçları olduğunu” söylediğini belirtti.
Haber kaynağı, İsraillilerin İsrail-Lübnan sınırında olası bir gerilim nedeniyle topçu silahlarına ihtiyaç duyduklarını da söylediğini belirtti.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), İsrail’in 11 Ekim’de Gazze’nin suyunu keserek 600 bin insanı temiz sudan yoksun bıraktığını duyurdu.
HRW’nin, X hesabından yaptığı açıklamada, İsrail’in Gazze Şeridi’ne uyguladığı ablukasıyla Filistinli çocukları ve diğer sivilleri büyük bir risk altında bıraktığı aktarıldı.
HAMAS LİDERİ HENİYYE: GAZZE’YE DÖNÜK SALDIRILAR BÖLGESEL SAVAŞA DÖNÜŞEBİLİR
Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, İsrail’in Gazze’ye yönelik süren saldırıların bölgesel bir savaşa dönüşebileceği uyarısında bulundu.
Heniyye, yayımladığı video kaydında, Gazze, Batı Şeria ve Lübnan cephesinde İsrail’le yaşanan çatışmalar ile siyasi gelişmeleri değerlendirdi.
ABD ile bazı Avrupa ülkelerinin, manevi destek için İsrail’e ziyaretlerde bulunduğunu anımsatan Heniyye, Washington yönetiminin tüm bu çabalarına rağmen “Gazze’ye saldırılar konusunda İsrail’e bölgesel ve uluslararası destek sağlama ve Araplara, tehciri kabul ettirme”de başarılı olamadığını belirtti.
Tüm baskılara rağmen Arap ve İslam ülkelerinin Filistinlilerin tehcir edilmesi konusundaki tavrının çok net olduğunu kaydeden Heniyye, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK), İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliğinin toplantılarında da bunun vurgulandığını ifade etti.
Başta Mısır olmak üzere Arapların ve İslam ülkelerinin tehcire karşı duruşunu öven Heniyye, bu duruşun desteklenmesi çağrısı yaptı.
Heniyye, ABD yönetiminin, diğer cepheleri saf dışı bırakma ve insanları İsrail’in yalanlarına inandırma konusunda da başarılı olamadığını aktardı.
Hamas lideri, “Gazze’ye yönelik bu vahşi saldırıların, yıkımın ve kan dökmenin devam etmesi durumunda, bunun, bölgesel bir savaşa dönüşebileceği uyarısı yaptıklarını” kaydetti.
Geçen günlerde Arap ve İslam dünyasından pek çok yetkiliyle bir araya geldiklerini söyleyen Heniyye, bu görüşmelerde, “çözümün ancak işgalin son bulması ve başkenti Kudüs olan bağımsız Filistin devletinin kurulmasıyla mümkün olduğunu dile getirdiklerini ve işgalci komutanların işledikleri suçlardan ötürü yargılanmasını ve Gazze’ye bir an evvel yardımların ulaştırılmasını talep ettiklerini” dile getirdi.
Heniyye son olarak, Filistin halkı ile Arap ve İslam dünyasını cuma günü “Gazze’ye saldırılar dursun, tehcir ve alternatif vatana hayır” sloganıyla sokağa inmeye çağırdı.
İSRAİL ORDUSU: LÜBNAN’IN GÜNEYİNDE 3 HİZBULLAH ÜYESİNİ HEDEF ALDIK
İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyinden tanksavar füzeleri fırlatma girişimi gerekçesiyle Hizbullah üyelerinden oluşan 3 kişilik bir “hücreyi” hedef aldığını açıkladı.
MEDYA HAKLARI GRUBU, SAVAŞIN BAŞLAMASINDAN BU YANA 21 GAZETECİNİN ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ SÖYLEDİ
KUDÜS RUM ORTODOKS PATRİKHANESİ’NDEN İSRAİL’İN GAZZE’DEKİ KİLİSE SALDIRISINA KINAMA
Kudüs Rum Ortodoks Patrikhanesi, İsrail’in Gazze Şeridi’nde yerinden edilenlerin sığındığı tarihi kiliseye düzenlediği saldırıyı kınadı.
Patrikhaneden yapılan yazılı açıklamada, “Kudüs Rum Ortodoks Patrikhanesi, Gazze Şehri’ndeki kilise binalarından birini hedef alan İsrail saldırısını en güçlü ifadelerle kınıyor.” ifadesi kullanıldı.
Açıklamada, İsrail’in yerleşim yerlerini bombalaması sonucu evlerini kaybeden çocuklar ve kadınlar başta olmak üzere masum vatandaşları korumak için sağlanan barınakların yanı sıra kiliselerin ve onlara bağlı kurumların hedef alınmasının göz ardı edilemeyecek bir savaş suçu teşkil ettiği vurgulandı.
Patrikhanenin ve diğer kiliselerin, Baptist Hastanesi, okullar ve diğer sosyal kurumların tesis ve barınaklarına açık bir şekilde saldırılmasına rağmen, ihtiyaç sahibi insanlara yardım, destek ve barınma sağlama şeklindeki dini ve ahlaki görevlerini yerine getirmeye devam etmekte kararlı olduğu aktarıldı.
İsrail’in sivillerin bulunduğu bu kurumların boşaltılması yönündeki taleplerinin devam ettiği ve bu konuda kiliselere uygulanan baskıların olduğu bir dönemde bile patrikhanenin dini ve ahlaki görevini sürdüreceğine işaret edilen açıklamada, patrikhanenin, savaş ve barış zamanlarında ihtiyaç duyulan her şeyin sağlanması konusunda dini ve insani görevinden vazgeçmeyeceği ifade edildi.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Türkiye’deki Ermeni Patrikhanesi’nde yaşanan aforoz, yargıya taşındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilen dilekçede, aforoz işleminin ortaçağda kaldığı belirtildi ve Anayasa hatırlatıldı.
RUHANİ KURUL AFOROZ ETTİ
Sözcü’den Hayati Arıgan’ın haberine göre; Ermeni Patrikhanesi, Türkiye’de elmas ve kıymetli taş işlemesi konusunda otorite olan Levon Gagaçyan’ı Patrik Sahak Maşalyan ve din adamları hakkında ortaya attığı iddiaların asılsız olduğunu söyleyip, kendisine tanınan sürede ‘tövbe’ etmeyince, kiliseyle ilişkisinin kesildiğini (Aforoz) duyurmuştu.
Gagaçyan, avukatı Simon Çekem aracılığıyla kararı mahkemeye taşıdı. Çekem, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği dilekçesinde, aforoz kararının çağ dışı engizisyon mahkemelerini anımsattığı belirtildi. Dilekçede, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 24.Maddesi ‘Herkes vicdan dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. Kimse ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya zorlanamaz dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz’ dendiği hatırlatıldı.
“DİNİN GÖREV VECİBELERİNİ DE YERİNE GETİRİRKEN ELEŞTİRİYE DE AÇIK OLMAK ZORUNDADIR”
Din ile din adamının ayrılması gerektiğinin yer aldığı dilekçede, “Bize göre din adamı bir kamu görevlisidir. Görevini layıkıyla yapmak zorunda olup o dine mensup tüm insanların dinle ilgili işlerini yapmak, dinin gereği ibadetleri yerine getirmektir. Yoksa kendi kişisel menfaat ve ilişkilerine dini alet etmesi mümkün değildir. Bu dinin görev vecibelerini de yerine getirirken eleştiriye de açık olmak zorundadır. Kaldı ki hele eleştiri dine değil de kendi şahsına yönelikse bunu asla ve asla dini kullanarak bireyler üstünde baskı kurmaması gerekmektedir” dendi.
“HAKARET DEĞİL YAPICI ELEŞTİRİLER”
Savcılığa verilen dilekçede Levon Gagaçyan’ın her zaman inandığı dinine, dinlere ve din adamlarına karşı tüm sorumluluklarını saygıyla, layıkıyla yerine getirdiği belirtildi.
Levon Gagaçyan’ın yaptığı eleştirilerin anayasa ve yasalar çerçevesinde suç teşkil etmeyen yapıcı eleştiriler olduğunun belirtildiği dilekçede, dine karşı suç teşkil edecek hiçbir eleştiride bulunmadığı, tam tersine dini ritüellere sahip çıktığı, eleştirilerin tamamen kişilere yönelik yasal çerçeve içinde olan suç teşkil etmeyen eleştiriler olduğu anlatıldı.
ELMAS VE KIYMETLİ TAŞ USTASI
Elmas ve kıymetli taşlar işleme konusunda otorite olan Levon Gagaçyan’ın bu alanda Türkiye’de bu işi yapacak kişilerin yetişmesi için başta İstanbul Ticaret Üniversitesi, İTÜ, İstanbul Kuyumcular Odasında eğitim ve kurs vererek, ustalığıyla birlikte ülkemizde büyük bir boşluğu doldurduğu dilekçede belirtildi.
Patrikhane ruhani kurulunca verilen aforoz kararının ortaçağ engizisyon mahkemelerini çağrıştırdığının yer aldığı dilekçede, “Hiçbir yasada ne Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında ne de Kanunlarında ne de Evrensel Hukukta ve tüm Dünyada ortadan kalkmış olan aforoz edilmeyi anlamak mümkün değildir” dendi.
Avukat Simon Çekem dilekçesinde Levon Gagaçyan’ın kamuoyunda küçük düşürülerek, itibarsızlaştırılması, maddi ve manevi kayıplarının verdiği zararlar göz önüne alınarak Anayasa ve yasalarımızda suç teşkil eden aforoz kararını verenlerin belirlenerek, cezalandırılmasını ve aforoz kararının tüm sonuçlarıyla kaldırılmasını istedi.
“KENDİSİNE ‘TÖVBE ET’ DEDİK, ETMEDİ”
Ermeni Patrikhanesi, Patrik Sahak Maşalyan başkanlığında 12 Aralık 2022’de toplanan Ruhani Meclis’in, Patrik ve din adamları hakkında asılsız iddialarda bulunduğunu söyleyip, Levon Gagaçyan’ı kiliseden aforoz ettiğini şöyle duyurmuştu:
“Levon Gagaçyan isimli şahsın, sosyal medya varlıkları üzerinden düzenli olarak dile getirdiği asılsız iddialara bir son vermesi, Patrik Hazretleri başta olmak üzere kilisemiz saygın din adamlarına karşı takındığı tavırdan vazgeçmesi ve tövbe etmesi için bir haftalık süre tanınmıştı.
Yeni bir yıla başlamanın verdiği tazelenme hissi ve Noel sezonunun bereketi, Rab İsa Mesih’in doğumundaki mükemmel derin gizemin yüreğinde yer bularak, doğru yolu seçeceğine dair ümitlerimizi sürdürdüğümüz için verilen sürenin bitmesine rağmen kendisine ek süre tanındı.
Ama geçen zaman zarfında, tövbe edip esenlik içinde bir tavır sergilemek şöyle dursun, doğru yoldan tamamen saptığı tespit edildi. 14 Ocak itibarıyla Ermeni Resuli Kilisesi ile ilişiğinin kesildiği kamuoyuna duyurulur.”
“200 YIL SONRA BİR İLK”
Gagaçyan sosyal medyasında yaptığı açıklamada en son 200 yıl önce (1826) Protestan eğilimli Ermenilerin patrik tarafından Aforoz edilip kiliseden kovulduğunu belirtti.
Aforoz kararı ile ortaçağ engizisyon mahkemesinin hortlatıldığını ileri süren katolik-protestan-evanjelist ya da ateist Ermeni kardeşleriyle bir sorununun olmadığını söyledi.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Almanya’nın Hamburg kentindeki bir kilisede gerçekleşen silahlı saldırıda ilk belirlemelere göre 7 kişi öldü.
Hamburg’un Grossborstel semtindeki Yehova Şahitlerine ait bir kiliseye yapılan saldırıyı güvenlik çevrelerinin “öfkeden kaynaklanan” bir saldırı olarak değerlendirdiği bilgisi paylaşıldı.
Polisin açıklamasında özel bir çevik kuvvet biriminin 3 katlı kilise binasına girdiği esnada bir el silah sesi duyulduğu, saldırıyı gerçekleştiren kişinin de ölenlerin arasında bulunabileceği kaydedildi.
Polis sözcüsü Holger Vehren, saldırıyla ilgili olarak “Burada birkaç kişinin öldüğünü biliyoruz; birkaç kişi de yaralı, hastanelere kaldırıldılar” dedi.
Hamburg polisi cuma günü erken saatlerde yaptığı açıklamada tek bir saldırgan olduğuna inandıklarını ve güvenlik güçlerini bölgeden kademeli olarak geri çektiklerini söyledi.
Polis, “Saldırının motivasyonuna ilişkin soruşturma devam ediyor” dedi.
Alman haber ajansı dpa’ya konuşan görgü tanığı Laura Bauch: “20 saniye ile bir dakika arasında değişen aralıklarla birkaç el ateş edildi.” dedi.
Bir başka görgü tanığı ise en az 25 el silah sesi duyduğunu söyledi.
Yehova Şahitleri kimdir?
Yehova Şahitleri, 19. yüzyılda Amerika Birleşik Devletleri’nde kurulan ve merkezi New York’ta bulunan uluslararası bir kilisenin parçasıdır.
170 bini Almanya’da olmak üzere dünya çapında yaklaşık 8,7 milyon üyeye sahip olduğu tahmin ediliyor.
Batı ülkelerinde ‘kapı çalarak’ sıradan halka ulaşmaya çalışan üyeleri, ayrıca kitap dağıtımı gibi misyonerlik faaliyetleriyle biliniyor.
Mezhebin kendine özgü uygulamaları arasında kan bağışı ya da laikliği kabul etmeme gibi özellikleriyle de tanınıyor.
Yehova’nın Şahitleri inançları ve bazı uygulamalarından ötürü Rusya gibi kimi ülkelerde ‘aşırılık’ gerekçesiyle yerel otoriteler tarafından yasaklandı.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Dünya Mirası Geçici Listesi’ne 30 Nisan 2021’de eklenen Mardin’deki Mor Sobo Kilisesi, Meryem Ana Kilisesi (Yoldath Aloho), Deyrulzafaran Manastırı, Mor Gabriel Manastırı, Mor Abai Manastırı, Mor Loozor Manastırı, Mor Yakup Manastırı, Mor Quryaqos Kilisesi ve Mor Azozo Kilisesinin daimi listeye de kabul edilmesi adaylık dosyası hazırlandı.
Milli İrade İlkokulu konferansı salonunda, Midyat Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünce imzalanacak iş birliği protokolü dolayısıyla düzenlenen törende konuşan Mardin Valisi Mahmut Demirtaş, gurur duydukları bu çalışmalarda emeği geçenlere teşekkür etti.
HEDEFTE 60 KİLİSE VAR
Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Mardin’de farklı kültürlerin ve farklı dinlere mensup kişilerin geçmişte de bugün de huzur içerisinde yaşadığını dile getiren Demirtaş, “Çok sayıda kilise ve manastırımız var. Bu sene inşallah 9’unu adaylık listesine koyacağız. Hedefimiz kalan 60’a yakın kilise ve manastırla ilgili dosyayı da hazırlayıp, UNESCO’ya adaylık için yollayacağız. Bütün ilçelerimizde bu tarihi eserleri yeniden ayağa kaldıracağız, bunları turizme kazandıracağız.” dedi.
Demirtaş, Mardin’in bir turizm kenti olduğuna, salgına rağmen 500 binden fazla turistin konakladığına işaret ederek, 3 milyona yakın insanın da günübirlik kenti ziyaret ettiğini, bu çalışmalarla ziyaretçi sayısının daha da artacağını söyledi.
Anadalo Ajansı’nın haberine göre, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Gökhan Yazgı ise sorumluluklarından birinin de UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alması için tarihi varlıklarla ilgili adaylık dosyası hazırlamak olduğunu söyledi.
Bu hazırlık çalışmalarının doğrudan Genel Müdürlükteki uzmanlar tarafından, çoğu zaman da UNESCO sözleşmelerinin temel anlayışına uygun olarak yerel paydaşlarla birlikte yürüttükleri yoğun bir çalışmanın sonucu olduğunu dile getiren Yazgı, “Bugün burada bir araya gelmemizin vesilesi de bu önemli iş birliğinin hukuki temelini oluşturacak, Midyat Belediye Başkanımız ile atacağımız imza ile ‘Midyat ve çevresindeki Geç Antik ve Orta Çağ Dönemi Kilise ve Manastırları Yönetim Planı ve UNESCO Dünya Miras Listesi Adaylık Dosyası Hazırlamasına İlişkin Protokol’dür.” diye konuştu.
‘KADİM KENTİMİZİN TÜM DÜNYADA TANINMASINI SAĞLAYACAĞIZ’
Bu yapıların Müslüman toplumlar tarafından günümüze kadar himaye altına alınıp, korunduğuna işaret eden Midyat Belediye Başkanı Veysi Şahin ise yapılardan 7’sinin Midyat sınırlarında, diğerlerinin ise Artuklu ve Savur ilçelerinde bulunduğunu söyledi.
Şahin, “İmzalayacağımız protokol ile Kültür ve Turizm Bakanlığı ile iş birliği yaparak Bakanlığımızdan alacağımız yetki sayesinde çalışmaları hızlı bir şekilde başlatacağız. En kısa sürede asıl listeye girerek, kadim kentimizin tüm dünya tarafından bilinmesini, tanınmasını ve merak edilmesini sağlayacağız.” ifadelerini kullandı.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Bakü’den Heydar Isayev’in Eurasianet için hazırladığı haberde, Azerbaycan hükümeti’nin, Ermenistan ile 2020 savaşında aldığı topraklardaki dini mekanlardaki Ermeni yazıtlarını silmeyi planladığını açıkladı.
Azerbaycan hükümeti, Ermenistan ile 2020 savaşında geri aldığı topraklardaki dini mekanlardaki Ermeni yazıtlarını silmeyi planladığını açıkladı. Kiliselerin aslında Kafkas Albanlarına ait olduğunu, eski Alban Krallığı’nın şimdiki Azerbaycan’da bulunan eski bir kültürel mirası olduğunu savunarak bu siyasetini haklı çıkardı.
Tarihçiler tarafından desteklenmeyen teori, uzun süredir milliyetçi Azerbaycanlı tarihçiler tarafından gündemde tutulmakta ve Bakü’deki mevcut hükümet tarafından benimsenmekte.
Kültür Bakanı Anar Kerimov, 3 Şubat’ta düzenlediği basın toplantısında , “Ermenilerin Alban dini mabedleri üzerindeki hayali izlerini” ortadan kaldırmakla sorumlu olacak bir çalışma grubu kurulduğunu söyledi .
Kerimov, “Çalışma grubu üyeleriyle birlikte bu bölgelerde incelemeler yapacağız ve denetimden sonra adımlarımızı değerlendireceğiz” dedi. Bakan, çalışma grubunda kimlerin yer alacağını belirtmezken, grubun “hem yerel hem de uluslararası uzmanlardan” oluşacağını söyledi.
Ermeni kiliselerinin Albanlara ait olduğu teorisi ilk olarak 1950’lerde, Azerbaycan topraklarındaki kiliselerdeki Ermeni yazıtlarının Alban kiliselerine sonradan eklenmiş olduğunu iddia eden önde gelen Azerbaycanlı tarihçi Ziya Buniyatov tarafından geliştirildi.
Bu teoriye göre, ancak 19. yüzyılın başlarında Rusya’nın Azerbaycan’dan toprak kontrolünü ele geçirmesinden sonra bölgeye geniş çaplı Ermeni göçü sonrasında bölgenin “Ermenileşmiş” olduğu.
Teori, 2020 savaşından sonra, Azerbaycan’ın birkaç önemli ortaçağ Ermeni kilisesinin var olduğu toprakların kontrolünü yeniden ele geçirmesiyle ivme kazandı.
Mart 2021’de, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, eşi ve kızıyla birlikte Hadrut’a yaptığı bir ziyarette, 12. yüzyıldan kalma bir Ermeni Surp Asdvadzadzin Kilisesi’ni ziyaret etti.
“Ermeniler bu kiliseyi Ermenileştirmek istediler ve burada Ermenice kitabeler yazdılar ama başaramadılar. Bu bir Ermeni kilisesi olsaydı, onu böyle bir durumda bırakırlar mıydı? Bir çöplük gibi görünüyor” şeklinde konuşan Aliyev tarihi Ermeni yazıtlarını göstererek “Bütün bu yazıtlar sahte” dedi
2020 savaşını sona erdiren ateşkesin imzalanmasından bir gün sonra, Kerimov, Azerbaycan’ın Kelbejar bölgesindeki Ermenilere ait Orta Çağ Dadivank Manastırı hakkında bir tweet attı ve manastırı Azerbaycan dili ile Khudavang olarak değiştirdi ve “eski Kafkas Albanlarının uygarlığının en iyi tanıklarından biri” olarak nitelendirdi.
UNESCO UYARMIŞTI
Azerbaycan’daki Alban mirasını kapsamlı bir şekilde araştıran bir sosyal medya yorumcusu olan Javid Ağa, Eurasianet’e verdiği demeçte, “Genellikle tarihi yerleri restore ettiklerinde veya yenilediklerinde bile, ne yaptıklarının daha sonra farkına varıyoruz” dedi.
Ağa, 2005 yılında binlerce Ermeni “khachkar/ haçtaşının” imha edildiği, Azerbaycan’ın Nahçıvan bölgesindeki Culfa’yı hatırlattı.
Ermenilerin kültürel alanlarına yönelik süregelen tehditler uluslararası endişeleri de beraberinde getirdi. Savaştan kısa bir süre sonra Aliyev, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yeni alınan bölgelerdeki Hristiyan bölgelerini koruyacağına söz verdi.
UNESCO, Ermenistan ve Azerbaycan’ı “herhangi bir halka ait kültür varlıklarına zarar vermenin tüm insanlığın kültürel mirasına zarar vermek anlamına geldiği” konusunda uyaran bir bildiri yayınladı. Bununla birlikte, UNESCO’nun kültürel miras alanlarını incelemek için Karabağ’a bir heyet gönderme çabaları uzun süredir durmuştu.
Aralık ayında, Uluslararası Adalet Divanı (UAD) , Azerbaycan’ın “kiliseler, ibadet yerleri, anıtlar, simge, mezarlıklar ve diğer yapılar da dahil olmak üzere Ermeni kültürel mirasını etkileyen vandalizm ve saygısızlık eylemlerini önlemek ve cezalandırmak için gerekli tüm önlemleri alması gerektiğine” karar verdi.
Ermenistanlı yetkililer, Azerbaycan’ın açıklamasına henüz tepki vermedi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Vahan Hunanyan, Eurasianet’e şu anda bu özel konu hakkında bir yorumlarının olmadığını, ancak Ermeni kültürel mirasının korunmasının önemini defalarca vurguladıklarını söyledi.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Belçika’da rahiplerin cinsel istismarına uğradıklarını söyleyen 24 kişinin açtığı davayı reddetti.
Katolik rahipler tarafından işlenen cinsel istismar nedeniyle Vatikan’a yerel bir mahkemede dava açılamayacağına hükmeden mahkeme, Vatikan’ın egemen dokunulmazlığa sahip olduğunu belirtti.
Yerel mahkemenin, rahiplerin suistimalinin Vatikan’a atfedilmeyeceği yönündeki kararını onaylayan AİHM, Belçika yargısının haklı olduğunu ve mağdurların mahkemeye erişim hakkından mahrum bırakılmadığını ifade etti.
Konu hakkında Vatikan’dan ya da cinsel istismar mağdurlarından henüz yorum gelmedi.
Söz konusu 24 kişi, on yıllardır çocukları istismar eden Katolik Kilisesindeki rahiplerin bu suçlarının örtbas edilmesinden Vatikan’ın sorumlu olduğunu öne sürüyordu.
Belçika mahkemelerinin, Vatikan’ın egemen bir devlet olarak dokunulmazlığı göz önüne alındığında, yargı yetkisi olmadığına karar vermesinin ardından 24 kişi, AİHM’ye başvurmuştu.
Fransa’da da 5 Ekim’de kiliselerdeki çocuklara yönelik cinsel istismar raporu açıklanmıştı.
Fransa’daki kiliselerde 1950’den bu yana 216 bin çocuğun cinsel istismar mağduru olduğu tespit edilmişti.
Kiliselerde Cinsel İstismar Bağımsız Komisyonu (CIASE) Başkanı Jean-Marc Sauve, Katolik Kilisesinin cinsel istismar olaylarına karşı gerekli önlemleri almadığını belirtmişti.li
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Yaklaşık 40 yıl önce 100’e yakın Süryani ailenin yaşadığı İzbırak köyü, çeşitli sebeplerle Avrupa ülkelerine başlayan göçle 1993 yılında tamamen boşaldı. Terörün bitmesi, bölgede sağlanan güven ve huzur ortamıyla geri dönme kararı alan Süryaniler, köydeki ibadet yerleri olan 1700 yıllık geçmişe sahip Mor Dimet Kilisesi’nde restorasyon çalışması başlattı. İki yıl önce başlayan restorasyon çalışması tamamlanan kilise, 30 yıl aradan sonra tekrar ibadet edilecek duruma geldi.
AYİN 3 SAAT SÜRDÜ
Kilisenin açılış töreni, Midyat ve Turabdin Metropoliti Samuel Aktaş’ın yanı sıra yurt içi ve yurt dışından papaz, rahip, ve şemmas ile Almanya, Belçika, Hollanda, İsveç, İsviçre, Amerika, Avusturya’dan çok sayıda Süryani’nin katılımıyla yapıldı. Yaklaşık 3 saat süren ayinde Metropolit Samuel Aktaş’ın önderliğinde rahip, papaz ve şemmaslar, İncil’den bölümler ve ilahiler okudu. Daha sonra Metropolit Aktaş, kiliseyi kutsayarak yeniden ibadet açtı. Metropolitin kiliseyi kutsaması sırasında kadınlar zılgıt çekti. Ayin Metropolit Aktaş’ın yaptığı konuşmanın ardından sona erdi. Ayin bitiminde törene katılanlara yemek ikram edildi.
Almanya’dan açılışa katılan Midyat’ın İzbırak köyünden Şemmas Gabriel Rabo, “Hepimiz buraya geldik, ayine başladık. Avrupa’dan çok kişiler buraya gelmişler. Belçika’dan, Almanya’dan, İsveç’ten, bir de Türkiye’nin başka yerlerinden buraya geldiler” ifadelerini kullandı.
‘TARİHİ GÜN’
Rahibe Hatune Doğan da, “Bu kilise tekrar yenilenmiş, bugün açılışı oldu ve Aziz’in günüydü. Allah’a çok şükür çok keyifliyiz. Misafirlerin yüzde 90’ı yurt dışından bu açılışa geldiler. Bütün keyifle ve mutlulukla buraya geldik. Yani yüz binlerce kilometre yaptık, bazıları arabayla buraya geldiler ayine katılmak için. Çok keyfimiz geldi, Allah’a çok şükür” dedi.
Belçika’dan törene katılan Aydın Aslan ise, “Tabii ki bugün tarihi bir gündür. Neden? Çünkü Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden buraya geldiler. Belçika’dan, Almanya’dan, İsveç’ten ve buradaki arkadaşlardan olsun. 400 kişiye kadar insan vardı açılışta. Yani güzel bir gün oldu, bize mutluluk verdi, gerçekten çok mutlu olduk, çok sevindik” diye konuştu. (DHA)
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Kanada Başbakanı Justin Trudeau, Katolik Kilisesi bünyesindeki yerli çocukların uğradığı istismardan dolayı Vatikan’dan resmi özür talep etmişti. Trudeau, kilise yönetimindeki eski bir okulda daha kayıtsız çocuk mezarlarının bulunması üzerine bu talebini yineledi.
Katoliklerin ruhani lideri Papa Francis ile görüştüğünü söyleyen Trudeau, “Kendisine sadece bir özrün değil, Kanada topraklarına gelip Kanada yerlilerinden bizzat özür dilemesinin ne kadar önemli olduğunu vurguladım” dedi.
Ottowa’da basın açıklaması düzenleyen Trudeau, Katolik Kilisesinin konuya ilişkin bundan sonra atılacak adımlarla yakından ilgilendiğini de aktardı.
1 ayda bine yakın kayıtsız çocuk mezarı
Kanadalılar son haftalarda ortaya çıkan, kilise okullarındaki toplu çocuk mezarlarıyla sarsıldı.
Mayıs ayında, British Columbia’daki eski bir yatılı okulun bahçesinde 215 çocuğa ait ceset kalıntıları bulunmuştu. Bu olayın yankısı henüz sürerken, 24 Haziran’da benzer bir toplu mezar daha tespit edildi. Sakatchewan eyaletindeki Marieval Yatılı Kilise Okulunun bahçesinde yapılan aramalarda ise 751 çocuk cesedinin olduğu kayıtsız mezarlara rastlandı.
2015 yılında altı yılık bir araştırmanın sonucunda yayımlanan bir raporda, yerli çocukları evlerinden çıkararak ana dillerini konuşmalarını veya geleneklerini sürdürmelerini yasaklayan ve zorla asimile etmek için oluşturulan bu yatılı okul ağı “kültürel soykırım” olarak tanımlanmıştı.
Raporda, zorla çalıştırma gibi uygulamaların da görüldüğü okullarda fiziksel, duygusal ve cinsel istismar suçlamalarında da bahsedilmişti.
Yatılı okul sistemi kapsamında, çoğu Katolik olmak üzere, kilisenin yönettiği okullarda 150 bini aşkın çocuğun eğitim gördüğü tahmin ediliyor. Rapora göre, Katolik Kilisesi tarafından 1831 ila 1996’ya kadar eğitim veren okullarda 4 bin 100 öğrenci hayatını kaybetti.
Kanada Başbakanı, sonuncusu 1996 yılında kapatılan okullarda, yerli çocukların maruz kaldığı zulmden dolayı Papa Francis’in Kanada topraklarında yerlilerden özür dilemesini istiyor.