Etiket: Kıbrıs

  • ABD: Kıbrıs’a 2 devletli değil, tek devlet çatısı altında 2 yönetim çözüm getirir

    ABD: Kıbrıs’a 2 devletli değil, tek devlet çatısı altında 2 yönetim çözüm getirir


    Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs adasında 2 devletli çözüm önerisine karşı çıkarak tüm gayretlerini “2 farklı federe bölgesi olan tek bir devlet” için sarf edeceklerini açıkladı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kıbrıs Adası ve tampon bölge Maraş’ın açılımına ilişkin yaptığı açıklamalara Yunanistan, Güney Kıbrıs ve diğer Batılı ülkelerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi İlişkiler Departmanı’ndan Victoria Nuland, Senato’da yaptığı konuşmasında ada ile ilgili olarak, “Biz Kıbrıs’a barış ve istikrarın sadece Kıbrıs liderliğinde, 2 bölgeli ve 2 toplumlu bir süreçle geleceğini düşünüyoruz” diye konuştu.

    “Provokatif kararı geri çekin”

    Nuland, Erdoğan’ın “hayalet şehir” Maraş’ı oturuma açma adımının, Birleşmiş Milletler (BM) kararını hiçe saymak olduğunu belirterek Ankara hükümetine seslendi ve “Bu provokatif kararın geri alınması çağrısında bulunuyorum” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kuzey Kıbrıs ziyaretinde Maraş bölgesinin bir kısmının daha açılacağını açıklamasına, ABD, İngiltere, Avrupa ülkeleri ve Rusya da tepki göstermişti.

    ABD Dışişleri Bakanı Blinken: Türkiye’nin söylemi BMGK’ye aykırı

    Erdoğan’ın ziyareti akabinde konuşan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Türkiye’nin bu adımının BM Güvenlik Konseyi’nin 550 ve 789 numaralı kararlarıyla ters düştüğünü belirterek, “Maraş şehrinin bazı mahallelerinin Kıbrıs Türklerinin kontrolüne geçmesi açıklamalarını kınıyoruz” demişti.

    Erdoğan’ın Maraş söylemine Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi de şiddetle karşı çıktığını duyurmuştu.

    Ocak 2020’de Gezici şirketi tarafından yapılan araştırmada Kıbrıs Türk halkının yüzde 81,3’ü iki devletli çözümü desteklediğini açıklarken, yüzde 10,2’si Rumlarla federasyon, yüzde 8,5’i ise konfederasyon istediğini beyan etmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Von der Leyen: Cumhurbaşkanı Erdoğan Kıbrıs’la ilgili hassasiyetimizden haberdar

    Von der Leyen: Cumhurbaşkanı Erdoğan Kıbrıs’la ilgili hassasiyetimizden haberdar


    Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Birliği’nin (AB) Kıbrıs için iki devletli çözümü asla kabul etmeyeceğini yineleyerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konudaki hassasiyetlerinden haberdar olduğunu belirtti.

    Von der Leyen, Slovenya’nın AB’nin dönem başkanlığını devralması dolayısıyla Strazburg’daki Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen basın toplantısında Kıbrıs Rum Kesimi’nden bir muhabirin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 20 Temmuz’da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne düzenleyeceği ziyaretle ilgili bir sorusunu yanıtladı.

    Muhabir Kıbrıs Rum Kesimi’nin Erdoğan’ın bahse konu ziyaretinden kaygı duyduğunu belirterek Erdoğan’ın bu ziyarette Maraş’la ilgili açıklamalarda bulunma vaadini hatırlattı ve von der Leyen’e cumhurbaşkanı ile bu ziyaret öncesinde görüşmeyi planlayıp planlamadığına ve Kıbrıslı Türklere mesajının ne olduğuna dair bir soru yöneltti.

    Soruya yanıt olarak bir süre önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüştüğünü belirten von der Leyen, görüşmede AB’nin bu ziyaretin nasıl gerçekleşeceği konusunda çok hassas olduğunu ve AB’nin iki devletli çözüme ilişkin hiçbir öneriyi asla kabul etmeyeceğini kendisine açık olarak ifade ettiğini kaydetti. Von der Leyen Erdoğan için “Bizim tavrımızı ve pozisyonumuzu biliyor” diye konuştu.

    Slovenya Başbakanı: Türkiye, Rusya ve Çin’le ilişkilere önem verilecek

    AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in yanı sıra Avrupa Parlamentosu Başkanı David Sassoli’nin de katıldığı basın toplantısında AB’nin yeni dönem başkanı olarak konuşan Slovenya Başbakanı Janez Jansa, Batı Balkan ülkelerinin Birliğe dahil edilmesini öncelikli hedef olarak benimsediklerini söyledi.

    AB’nin önceliğinin, genişleme olacağını belirten Jansa, Batı Balkan ülkelerinin Birliğe dahil edilmesi için ekimde, Doğu Avrupa’da donmuş çatışmaların çözümü için aralıkta toplantılar yapılacağını dile getirdi.

    Jansa ayrıca Türkiye, Rusya ve Çin ile ilişkilere de önem verilen bir dönem olacağının altını çizdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kıbrıs açıklarında Türk gemisinin Rum sahil güvenik botuna uyarı ateşi açtığı iddiası

    Kıbrıs açıklarında Türk gemisinin Rum sahil güvenik botuna uyarı ateşi açtığı iddiası


    Kıbrıs’ta bir Türk güvenlik teknesinin Rumlara ait tekneye ve sahil güvenlik birimlerine uyarı ateşi attığı ileri sürüldü. Olayın Güzelyurt Körfezi’ne kıyısı olan Kato Pyrgos (Aşağı Pirgo) limanı yakınlarında sabaha karşı 3.30 civarında meydana geldiği belirtildi.

    Rum basına yansıyan haberlere göre olay Rum sahil güvenlik botunun Türkiye’den gelen kaçak göçmen olup olmadığına dair devriye yaptığı sırada yaşandı.

    euronews’e konuşan KKTC Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, “Böyle bir bilgi yok. Bu tamamen yalan.” diyerek Rum güvenlik birimlerine uyarı ateşi açıldığı iddialarını yalanladı.

    Rum polisinin verdiği bilgide içinde üç kişi bulunan Rum sahil güvenlik botunun Türk sahil güvenlik teknesinin limana 11 deniz mili mesafedeyken tespit ettiği ve Tylliria balıkçı barınağına doğru yöneldiği, ancak Türk sahil güvenlik ekipleri botu takip ederek dört kez uyarı ateşi açtığı belirtildi.

    Polis olayla ilgili Rum dışişleri bakanlığının bilgilendirildiğini kaydetti.

    Adanın kuzeyinde yer alan Kato Pyrgos, KKTC ile Rum kesiminin sınır çizgisinin hemen batısında yer alıyor.

    Olayla ilgili Türk tarafından henüz resmi bir açıklama gelmedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan’dan AB’ye: Kıbrıs Türkü’nün egemenlik ve eşitlikten vazgeçmesini kimse beklemesin

    Erdoğan’dan AB’ye: Kıbrıs Türkü’nün egemenlik ve eşitlikten vazgeçmesini kimse beklemesin


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki devletli çözüme karşı çıkanların Kıbrıs Türk halkının egemenliğini, eşitliğini, bağımsızlığını, devletini ve kazanımlarını görmezden geldiğini belirtti.

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı” töreninde konuşan Erdoğan, KKTC’de Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Cenevre’de çözüm odaklı gerçekçi bir öneri sunduğunu belirtti ve çözüm anahtarının Kıbrıs Türkü’nün egemen eşitliği ve eşit statüsünün teyit edilmesinden geçtiğini vurguladı.

    “İki devletli çözüm olmaz’ demek Kıbrıs Türk halkının egemenliğini, eşitliğini, bağımsızlığını, devletini ve kazanımlarını görmezden gelmek demektir” diyen Erdoğan “Hiç kimse Kıbrıs Türkü’nden, müktesep haklarından, kendi devletinden, eşit statüsünden, egemenliğinden vazgeçmesini, Rumların iradesi altında azınlık olarak yaşamayı, onların tahakkümüne girmeyi kabul etmesini beklemesin. Kıbrıs’ta, diniyle, diliyle, kültürüyle farklı, eşit statüde 2 halk ve 2 devletin bulunduğu kabul edilmeden müzakerelerde ilerleme sağlanamaz. Bu gerçekleri esas alan bir çözüme ulaşılması artık tercihten öte, altını çiziyorum, zorunluluktur” değerlendirmesinde bulundu.

    “Kimsenin toprağında gözümüz yok”

    Erdoğan Maraş’la ilgli olarak da “Maraş’ta hayat yeniden başlayacaktır. Mülkiyet haklarına riayet edilerek yürütülen bu çalışmalar ışığında artık Maraş’ta herkesin yararına olacak yeni bir dönemin kapıları açılacaktır. Açılımın öncelikle Kapalı Maraş’ın yüzde 3 buçuğuna tekabül eden pilot bölgede başlayacak olması Kıbrıs Türk makamlarının bu konuya ne kadar hassas yaklaştığını ortaya koyuyor” diye konuştu ve “Bizim kimsenin toprağında, hakkında, mülkünde gözümüz yoktur. Kimse de bizim ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hakkına el uzatamaz” vurgusunu yaptı.

    AB, Kuzey Kıbrıs’a destek vermedi

    “Buradan Avrupa Birliği’ne sesleniyorum, ne oldu? Siz sözünüzü tuttunuz mu?” diye soran Erdoğan, “Avrupa Birliği mali, idari noktada Kuzey Kıbrıs’a desteklerini verecekti, Verdi mi? Hayır vermedi? Niye? Bunların hayatı yalan üzerine kurulu. Dürüst değiller. Geçen gün beni arıyorlar, söyledikleri şu ‘Duyduk ki ayın 20’sinde Kuzey Kıbrıs’ta konuşma yapacakmışsın. Herhalde orada rahatsızlık verici bir konuşma olmaz.’ Bunun iznini herhalde sizden alacak değiliz” ifadelerini kullandı.

    Törenden sonra Anadolu Üniversitesi Lefkoşa Kampüsü’nden canlı bağlantıyla toplu açılış ve temel atma törenine katılan Erdoğan buradaki konuşmasında ise KKTC’nin gelişmesine ve kalkınmasına odaklanarak adada ulaştırma, bilgi teknolojileri ve alt yapı projesine öncelik verileceğini açıkladı.

    KKTC Cumhurbaşkanı: Su Temin projesi “asrın projesi”

    Temel atma töreninde konuşan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ise adanın su sorununa çözüm getiren projeyi “asrın projesi” olarak tanımladı ve “Bugün bu proje gerçekleşmemiş olsaydı, bu ülkede, bu kuraklıkta susuzluk çekecektik. Bugün hamdolsun artan nüfusa, turiste ve öğrenciye rağmen bu ülkede susuzluk diye bir derdimiz yoktur. Su Anadolu’nun suyu, çeşmelerimizden akmakta. Anadolu suyu, ovalarımızda, tarlalarımızda tarımsal faaliyetlerimizde katkısını katmaktadır” ifadelerini kullandı.

    Toros Dağları’nın suyunu Akdeniz’den boru ile geçirilerek KKTC topraklarına taşıyan KKTC Su Temin Projesi ile KKTC’ye yılda 75 milyon m³ su ulaştırılması ve 50 yıl boyunca kullanma ve içme suyu ihtiyacını karşılanması amaçlanıyor. 2015 yılında resm açılışı yapılan projenin borularında kopma meydana gelmesi üzerine 2020’de tamir çalışması yapılmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan’ın Maraş’ın statüsüne ilişkin açıklamalarına hangi ülke ne tepki verdi?

    Erdoğan’ın Maraş’ın statüsüne ilişkin açıklamalarına hangi ülke ne tepki verdi?


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs’ta Maraş’ın statüsüne ilişkin açıklamaları, ardından KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın ifadeleri başta Rum yönetimi olmak üzere AB, ABD ve İngiltere’nin tepkisini çekti.

    Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis, açıklamaların “yasa dışı ve kabul edilemez” olduğunu söylerken, AB’nin dış politika şefi Josep Borrell de bunun barış görüşmelerini tehdit ettiğini belirterek, kararla ilgili “derin endişesini” dile getirdi.

    Erdoğan bölgeye ‘Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ ve ‘Millet Bahçesi’ yapılacağını duyurdu

    Erdoğan geçtiğimiz gün Kurban Bayramı’nı geçirmek için gittiği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde söz verdiği ‘müjdeyi’ açıklayarak, KKTC’ye de bir ‘Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ ve ‘Millet Bahçesi’ yapılacağını duyurdu.

    Erdoğan ayrıca Kıbrıs’ta yaptığı konuşmada, “Maraş’ta hayat yeniden başlayacaktır. Mülkiyet haklarına riayet edilerek yürütülen bu çalışmalar ışığında artık Maraş’ta herkesin yararına olacak yeni bir dönemin kapıları açılacaktır” ifadesini kullanmıştı.

    Tatar: Maraş’ın yüzde üç buçuğuna tekabül eden bölge askeri bölge statüsünden çıkarılarak

    Bu açıklamaların ardından KKTC Cumhurbaşkanı Tatar da Kapalı Maraş’ın yüzde üç buçuğuna tekabül eden bölgenin askeri bölge statüsünden çıkarılarak, sivil denetime geçeceğini açıkladı.

    Tatar, “Maraş açılımımızın ikinci aşamasına geçilecektir. Bu adımla, iade talebiyle başvuran hak sahiplerine, Taşınmaz Mal Komisyonu’nun bu yönde bir karar vermesine olanak sağlanacaktır” dedi.

    Güney Kıbrıs ise bölgenin statüsünde yapılacak bir değişikliğin, “Türkiye’nin burayı sahiplenme niyetini” açıkça gösterdiği düşünüyor.

    Bölgenin yasal sahiplerine bırakılması ve BM kontrolü altına alınması çağrısı

    Kararın “yasa dışı ve kabul edilemez” olduğunu belirten Anastasiadis bunun Maraş’ın statüsünde değişiklik yapılmasını yasaklayan BM Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı olduğunu belirterek bölgenin yasal sahiplerine bırakılması ve BM kontrolü altına alınması çağrısı yaptı.

    “BM Güvenlik Konseyi Kararlarına saygı gösterilmeli”

    Borrell ise sosyal medyada yaptığı açıklamada, “Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümüne ilişkin müzakerelere geri dönme konusunda taviz verilme riski söz konusu. BM Güvenlik Konseyi Kararlarına tam olarak saygı gösterilmesi gerekiyor” dedi.

    Yunanistan: En güçlü şekilde kınıyoruz

    Yunanistan da Türk tarafının açıklamalarına cevap verdi.

    Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias yaptığı paylaşımda, “Yapılan açıklamaları en güçlü şekilde kınıyoruz” ifadelerini kullandı.

    ABD’den kınama

    Bir açıklamada ABD’den geldi.

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken yaptığı açıklamada, “BM kararlarıyla tutarsız, kabul edilemez ve geçmişteki çözüm müzakerelerini sürdürme taahhütleriyle bağdaşmayan Maraş’ın bazı bölümlerinin Türk kontrolüne devredileceği duyurusunu kınadığını” açıkladı.

    İngiltere’den tepki

    İngiltere Dışişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs’ta Maraş’ın statüsünü değiştirmeye yönelik tek taraflı kararı hakkında endişesinin dile getirerek, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına uyulması çağrısında bulundu.

    İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab’ın Twitter’den paylaştığı yazılı açıklamada, “Birleşik Krallık, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Maraş’ın kapalı alanının yüzde 3,4’ünü oluşturan bir bölgenin yeniden açılması ve yeniden yerleşimine ilişkin yaptığı açıklamaları için derin endişe duymaktadır” ifadesi yer aldı.

    46 yıldır kapalı

    46 yıldır kapalı olan ve “Hayalet Şehir” olarak da anılan Maraş, yıllardır devam eden Kıbrıs müzakerelerinde pazarlık konusu oldu.

    Maraş konusu, Birleşmiş Milletler (BM) himayesindeki Kıbrıs müzakerelerinde kapsamlı bir çözümün parçası olarak da görüşülüyor. Ancak şimdiye kadar müzakerelerde sorunun çözümü neticeye kavuşturulamadı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiltere’den Erdoğan’a Maraş tepkisi: Türkiye, BM kararlarına saygı duymalı

    İngiltere’den Erdoğan’a Maraş tepkisi: Türkiye, BM kararlarına saygı duymalı


    İngiltere Dışişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs’ta Maraş’ın statüsünü değiştirmeye yönelik tek taraflı kararı hakkında endişesinin dile getirerek, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına uyulması çağrısında bulundu.

    Erdoğan Kıbrıs’ta yaptığı konuşmada, “Maraş’ta hayat yeniden başlayacaktır. Mülkiyet haklarına riayet edilerek yürütülen bu çalışmalar ışığında artık Maraş’ta herkesin yararına olacak yeni bir dönemin kapıları açılacaktır” ifadesini kullanmıştı.

    Erdoğan’ın açıklamalarına ilişkin, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’den sonra İngiltere’den de tepki geldi.

    İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab’ın Twitter’den paylaştığı yazılı açıklamada, “Birleşik Krallık, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Maraş’ın kapalı alanının yüzde 3,4’ünü oluşturan bir bölgenin yeniden açılması ve yeniden yerleşimine ilişkin yaptığı açıklamaları için derin endişe duymaktadır” ifadesi yer aldı.

    Açıklamanın devamında ise, “Söz konusu açıklama , BM kararlarına ve Türkiye’yi Maraş’taki eylemlerini durdurmaya ve tersine çevirmeye çağıran 8 Ekim 2020 tarihli Güvenlik Konseyi kararına aykırıdır. Birleşik Krallık, Maraş meselesine ilişkin Güvenlik Konseyi kararlarını güçlü bir şekilde desteklemekte ve tüm tarafları bunlara uymaya çağırmaktadır. Bu konuyu diğer Güvenlik Konseyi üyeleriyle acil bir konu olarak tartışacak” ifadeleri yer aldı.

    ‘Hayalet Şehir’ Maraş, 46 yıldır kapalıydı

    1974’teki Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından ele geçirilen ve yerleşime kapatılan Maraş’ın açılım süreci uluslararası tepkiye neden oldu.

    Bir dönemin en gözde tatil yöresi ve Hollywood yıldızlarının uğrak yeri olan kapalı Maraş, Ada’yı ikiye ayıran yeşil hat üzerinde ve bir tampon bölge konumunda bulunuyor.

    46 yıldır kapalı olan ve “Hayalet Şehir” olarak da anılan Maraş, yıllardır devam eden Kıbrıs müzakerelerinde pazarlık konusu oldu.

    BM himayesinde sürdürülen görüşmeler

    Maraş konusu, Birleşmiş Milletler (BM) himayesindeki Kıbrıs müzakerelerinde kapsamlı bir çözümün parçası olarak da görüşülüyor.

    Maraş, 1980 ve 1990’lı yıllarda masaya getirilmiş olmasına rağmen bu sorunun çözümü neticeye kavuşturulamadı.

    1993’te dönemin BM Genel Sekreteri Butros Gali’nin önerdiği güven artırıcı önlemler paketi çerçevesinde, Türk tarafı, Lefkoşa Uluslararası Havaalanı’nın açılması karşılığında, Maraş’ın BM idaresinde iki tarafın ortak kullanımına açılmasını kabul etti ancak bu plan Rumlar tarafından kabul görmedi.

    KKTC’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın 2003’te Rum lider Tasos Papadopulos’a, Kıbrıs’ın her iki tarafına yönelik ve buralardan gerçekleşecek dış ticaret, ulaşım, seyahat ve kültürel ile sportif aktivitelere uygulanan tüm kısıtlamalar kaldırılması karşılığında, Maraş’ın Rum kesiminin kontrolüne verilmesi önerisi de Rum tarafında karşılık bulmadı.

    2004’te yapılan Annan Planı referandumunun Rum kesimi tarafından kabul görmesi halinde, Maraş, Rum tarafının denetimine bırakılacaktı. Kıbrıs Türklerinin Annan Planı’na yüzde 64,91 ile “evet” demesine rağmen Rumların yüzde 75,83 ile “hayır” demesi bu çözüm fırsatını da ortadan kaldırdı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AP’nin en büyük grubu EPP’den Maraş ile ilgili Türkiye’yi kınama çağrısı

    AP’nin en büyük grubu EPP’den Maraş ile ilgili Türkiye’yi kınama çağrısı


    Avrupa Parlamentosu’nun en büyük grubu Avrupa Halk Partisi (EPP), Türkiye’nin Maraş’ı açma planlarının şiddetle kınanması gerektiğini savundu.

    AP’de Türkiye konulu dünkü oturumun öncesinde söz alan muhafazakar grubun başkanı Manfred Weber, Maraş’la ilgili gelişmelerin bölgenin istikrarını hedef alan bir saldırı ve AB üyesi bir ülkenin egemenliğiyle uluslararası hukukun ihlali olarak niteledi. Weber, “Maraş, meşru halkına iade edilmeli” diye konuştu.

    Weber konuşmasına şöyle devam etti:

    “Doğu Akdeniz’deki gerginlik dindirileceği yerde maalesef Türkiye yönetiminin sürekli provakasyonlarına tanıklık ediyoruz. Artık sözler yetersiz kalıyor. Erdoğan, Maraş’ı ziyaret ederek krizin çözümü ile ilgilenmediğini göstermiştir. Daha da kötüsü, bir AB ülkesini kalıcı bir şekilde bölme çabalarını ortaya koymuştur. Türkiye, attığı adımlarının sonuçları olacağını anlamalı. AB tümüyle Kıbrıs’ın (Rum Kesimi) yanındadır”.

    Ankara’nın Kıbrıs’a yönelik saldırgan ve kışkırtıcı tutumunu güçlendirerek devam ettirdiğini söyleyen EPP’nin Kıbrıs Delegasyonu Başkanı Lefteris Christoforou ise Türkiye’nin “utanmadan” ve yasa dışı bir şekilde Maraş’ı açmasının Birleşmiş Milletler ve Avrupa Parlamentosu kararlarına aykırı olduğunu öne sürdü ve bu duruma bir son verilmesi gerektiğini savundu. Christoforou “AB’nin Ankara’ya daha sert yaptırımlar uygulamasının vakti geldi” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye, AB’den hızla uzaklaşıyor”

    EPP grubundan AP milletvekili Kris Peeters Türkiye’nin AB standartlarından ve değerlerinden hızla uzaklaşmasının iki taraf arasındaki ilişkileri tarihi boyutta bozduğunu söyledi. AB’nin Türkiye ile ilgili stratejisini kısa, orta ve uzun dönemde yeniden şekillendirmesini isteyen Peeters, hedef odaklı yaptırımlar ve diyaloğun, Kıbrıslıların çıkarına olacak bir çözüme götüreceğini belirtti.

    Grubun konuyla ilgili basın bildirisinde ise “Türkiye’nin öncülüğündeki Maraş planları Kıbrıs sorununun olası çözümlerine telafisi olmayan darbe vurmaktadır” ifadeleri yer aldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yunanistan Başbakanı Miçotakis NATO Zirvesi öncesi konuştu: Türkiye ile olumlu bir gündeme hazırız

    Yunanistan Başbakanı Miçotakis NATO Zirvesi öncesi konuştu: Türkiye ile olumlu bir gündeme hazırız


    Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Brüksel’de düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde yaptığı açıklamada Türkiye ile her zaman “pozitif bir gündeme” açık olduklarını bildirdi.

    14 Haziran’da Belçika’da düzenlenecek NATO Zirvesinde Miçotakis ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın özel bir görüşme yapması bekleniyor.

    Başkent Atina’da düzenlenen Avrupa Birliği (AB) Üyesi Güney Avrupa Ülkeleri (MED7) Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın açılışında konuşan Yunanistan Başbakanı, ülkesinde ve Avrupa Birliği (AB) genelinde devam eden Covid-19 aşılama kampanyasının yanı sıra Ankara hükümetiyle Doğu Akdeniz’de yükselen tansiyonun düşülmesi konusuna vurgu yaptı.

    Miçotakis “kademeli, orantılı ve geri dönülebilir” olduğu taktirde Türkiye ile pozitif bir gündeme her zaman açık olduklarını belirtti.

    Miçotakis, Atina ile Ankara arasındaki diyalog sürecinin, yükselen tansiyonun düşmesine devam etmesine, Türkiye’nin AB tarafından belirlenen şartlara uyması ve Birleşmiş Milletler’in belirttiği uluslararası denizcilik hukukuna uygun adımlar atmasına bağlı olduğunu kaydetti.

    Miçotakis, “Türkiye yapıcı bir diyaloğa bağlı kalmalı.” diye de sözlerine ekledi.

    “Kıbrıs’ta iki devletli çözüm ihtimali AB hukukuna aykırı”

    Kıbrıs meselesi hakkında da konuşan Miçotakis, “Sadece garantör ülkeler olan Yunanistan ve Güney Kıbrıs değil, AB hukuna aykırı olduğu için hiçbir AB ülkesi iki devletli çözümün tartışılma olasılığını kabul etmiyor.” diye konuştu.

    Son olarak mülteci ve göçmen sorununa da değinen Yunanistan Başbakanı, “Hiçbir göçmen ve sığınmacının jeopolitik gücün korunması amacıyla araç olarak kullanılmasını tasvip etmiyoruz.” dedi

  • Kıbrıs’ta yapılan seçimde milliyetçi partiler oylarını artırdı

    Kıbrıs’ta yapılan seçimde milliyetçi partiler oylarını artırdı


    Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde (GKRY) yapılan parlamento seçimlerinde, sandık çıkışı anket sonuçlarına göre iktidardaki muhafazakârlar Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) ilk sırada yer aldı.

    Devlet televizyonunun yayınladığı ilk sonuçlara göre, DİSİ’nin yüzde 24 ile 28 arasında oy almasının beklendiği kaydedildi. Onu takip eden Emekçi Halkın İlerici Partisinin (AKEL) oy oranı ise yüzde 23-27 arasında. Sonuçların 3 bin 200 sandık çıkışı anket yanıtlayıcısının yüzde 75’ine dayandığı belirtildi.

    DİSİ ile AKEL her ne kadar seçimlerden iki büyük parti olarak çıksa da küçük milliyetçi partiler geçen seçimlere kıyasla oylarını önemli oranda artırdı.

    Oy oranını artıran aşırı sağcı ve göçmen karşıtı ELAM, burka ve başörtüsünü yasaklamak istiyor. ELAM partisinin, Yunanistan’da yasaklanan aşırı sağcı Altın Şafak ile bağlantısı geçmişte kanıtlanmıştı.

    Rum Yüksek Seçim Kurulu verilerine göre, seçimde 56 sandalye için 658 aday, bağımsız olarak veya 15 siyasi parti adına yarıştı.

    Mecliste 9 sandalyesi bulunan Demokrat Partinin (DİKO) oy oranı yüzde 9.5 ila 12 arasında.

    Seçime katılım oranı yüzde 63.9

    Hükümet verilerine göre, seçime katılım oranı yüzde 63.9, çekimserlerin oranı yüzde 36 oldu. 2016’daki son seçimlerde çekimser kalma oranı yüzde 33,6’ydı.

    Son seçimlerde ilk kez meclise 2 vekille giren aşırı sağcı Ulusal Halk Cephesinin (ELAM) oylarını yaklaşık iki kat artırarak yüzde 5-7 arasında halk desteği alması bekleniyor.

    Çoğunlukla genç adaylardan oluşan Yeşiller partisinin, oy oranı yüzde 4-6 arasında bulunuyor.

    2006’de yapılan parlamento seçimlerinde DİSİ ve AKEL 18’er milletvekili çıkarmıştı.

  • Nikos Anastasiadis: Türkiye, Kıbrıs’ta iki devletli çözümde ısrar ettikçe hiçbir anlaşma sağlanamaz

    Nikos Anastasiadis: Türkiye, Kıbrıs’ta iki devletli çözümde ısrar ettikçe hiçbir anlaşma sağlanamaz


    Kıbrıs’taki Türk ve Rum toplumlarının temsilcileri geçen ay İsviçre’nin Cenevre kentinde Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde gayri resmi bir toplantıda bir araya geldi.

    Belçika’nın başkenti Brüksel’de Güney Kıbrıs Rum Kesimi Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis, Haziran ayında yapılacak Avrupa Birliği Zirvesi öncesinde, euronews’in Küresel Tartışmalar programında Kıbrıs meselesine dair önemli açıklamalarda bulundu.

    Efi Koutsokosta, euronews:

    Sorularıma, geçen ay Birleşmiş Milletler öncülüğünde Kıbrıs’taki taraflar arasında yapılan gayri resmi toplantı ile başlamak istiyorum. Son görüşmede Kıbrıs konusunda, tamamen zıt olan iki görüşün birbirine karşı geldiğini gördük. Siz, yani Rum tarafı, iki bölgeli ve iki toplumlu bir federasyon için ısrar ediyorsunuz, fakat Türk tarafı ise bu kez iki devletli bir çözümden yana olduğunu ifade etti. Bu boşluğun gerçekten kapatılabileceğini mi düşünüyorsunuz yoksa bugün tam bir yol ayrımı söz konusu mu?

    ‘Kıbrıslı Türklerin beklentilerini tatmin etmek için tavizler verdik’

    Nikos Anastasiadis, GKRY Cumhubaşkanı:

    Tarafımız, Birleşmiş Milletlerin bu konudaki telkin ve parametrelerinin ötesinde bir çözüm planı sunmadı. Yani, geçmiş müzakerelerde masaya yatırılan ve elde edilen sonuçlara uygun bir projeyi savunuyoruz. Biz bu konuda gayet spesifik bilgiler verdik. Mesela ‘Kıbrıslı Türklerin hakları nasıl korunur? Veya herkesin en temel insan hakları nasıl güvence altına alınır?’ gibi. Başka herhangi bir federal devlettin aleyhine olacak pozisyonları da kabul ettik. Yani Kıbrıslı Türklerin beklentilerini tatmin etmek için tavizler verdik. Peki bu fikir ayrılığı neden kaynaklanıyor? Biz, Birleşmiş Milletler kararlarında tanımlandığı gibi tam siyasi eşitliğe sahip iki bölgeli iki toplumlu bir federasyonun çözümünü savunurken, onlar iki devletli bir çözümü gündeme getirdi. Fakat Türk tarafının bu yeni yaklaşımı, BM’nin tüm kararlarını ve uluslararası toplum ile Avrupa Birliği’nin Kıbrıs sorunu hakkındaki tutumu ile tamamen çelişkili.

    Efi Koutsokosta:

    Cenevre’ye gittiniz ve Kıbrıslı Türk lider Sayın Ersin Tatar da ilk kez resmi olarak iki devletli çözüm projesini sundu. Böyle bir öneriyi kabul eden Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri sizi hayal kırıklığına uğrattı mı? Bu, Kıbrıs Rum tarafının pozisyonunu zayıflatan bir gelişme mi?

    ‘Egemen bir Kıbrıs Türk devleti önerisi ile anlaşma sağlanamaz’

    Nikos Anastasiadis

    Bu Kıbrıslı Rumların pozisyonu için değil, genel olarak Kıbrıs sorununun çözümü için bir geri adım olur. Ama eminim ki Genel Sekreter, gayri resmi dahi olsa, taraflar arasında bir yerde ortak bir zemin olduğunu göremez ise, başka bir beş partili toplantı yapma riskini almayacaktır. Sayın Erdoğan liderliğindeki Türkiye, Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için yapılacak müzakerelerin ancak egemen bir Kıbrıs Türk devletinin tanınması şartıyla başlaması konusunda ısrar ederse, buradan hiçbir anlaşma çıkamaz. Her şeyden önce, bu mesele Genel Sekreterin yetki alanı dışında ve kendisi bile Cenevre’de ortaya konulan, sunulan gerçeklerle ve Türkiye Cumhurbaşkanı ile diğer Türk yetkililerin son açıklamaları ışığında benzer bir konferans toplayamaz. İşte bu yüzden, Genel Sekreterin yeni bir toplantı kararı almadan önce tüm faktörleri ve tüm parametreleri iyice tartacağını düşünüyorum.

    ‘İngilizler her zaman kendi çıkarlarına göre bir politika izlerler’

    Efi Koutsokosta

    Brexit’ten sonra İngilizlerin Kıbrıs meselesine yönelik tutumunda bir değişiklik görüp görmediğinizi sormak istiyorum.

    Nikos Anastasiadis

    İngilizler her zaman kendi çıkarlarına yardımcı olacağına inandıkları politikayı izlerler. Kıbrıs’ta yer alan İngiliz üslerinin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kuran anlaşmaya dayandığı iyi biliniyor. Bu nedenle, İngilizler iki devletli bir çözümü kabul edemez veya öneremez. Fakat yapmaya çalıştıkları ya da en azından bazı önerileriyle ortaya koydukları politikanın bu yönde olduğunu görüyoruz. İlk başta tamamen masum görünen fakat sonrasında egemenlik hakkı veya kendi kaderini tayin hakkına dönüşecek olan bir egemenlik hakkını savunuyorlar. Kıbrıs’ta rol oynamış ve oynamaya devam eden İngilizlerle ortak bir şekilde çalışmaya devam etmek istiyoruz. Fakat Türkiye tarafından öne sürülen kabul edilemez isteklere zemin sağlayan İngilizlerle bunun mümkün olmayacağının da altını çizmek istiyoruz.

    ‘İngilizler de iki devletli çözümü kabul etmedi’

    Efi Koutsokosta

    Öyleyse, Cenevre’deki tutumlarının yapıcı olduğunu söyleyebilir misiniz?

    Nikos Anastasiadis

    Evet, çünkü, iki devlete dayalı bir çözümün düşünülemez hatta daha iyisi kabul edilemez olduğunu çok açık bir şekilde söylediler.

    Efi Koutsokosta

    Haziran ayında Türkiye meselesinin de masaya yatırılması beklenen bir Avrupa Birliği Zirvesi olacak. Size çok basit bir soru sormak istiyorum. Avrupa Birliği, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yönelik tavrının ve faaliyetlerinin iyileştiği varsayımından hareketle olumlu bir ajanda ortaya koydu. Bu argümanı haklı buluyor musunuz?

    ‘Türkiye’nin aradığı ya adanın kuzey kesiminin ilhakı ya da bir kukla devletin varlığı’

    Nikos Anastasiadis

    Türkiye’nin bölgedeki sondaj gemilerinin faaliyetleri askıya alması gerçeği, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin münhasır ekonomik bölgesinde egemenliğine meydan okumaktan vazgeçtiği anlamına gelmiyor. Türkiye’nin hayalet kasaba Mağusa’nın yerleşim için açılması planları devam ediyor. Ancak bunun ötesinde, iki devletli çözüm önerisinde de yeni bir zorluk var. Özünde, aradıkları şey ya adanın kuzey kesiminin ilhakı ya da bir kukla devletin varlığı. Bu da bölgenin eninde sonunda Türkiye’nin bir ili olması anlamına gelecek.

    ‘AB Zirvesi’nde Türkiye’nin olumlu ajandasını veto ederiz’

    Efi Koutsokosta

    Peki bu durumda, Haziran ayında, Avrupa Birliği Zirvesi için Brüksel’e döndüğünüzde, Türkiye’nin olumlu ajandasını tetikleyecek her türlü kararı engelleyecek misiniz? Mesela Türkiye Gümrük Birliği’nin geliştirilmesini istiyor, buna karşı çıkacaksınız mısınız?

    Nikos Anastasiadis

    Ancak olumlu bir tutum sergilendiğinde olumlu bir ajanda olabilir. Aksine, meydan okumalar birbirini takip ettiğinde ve Kıbrıs’ı içermeyen pozitif bir ajandayı kabul etsem bunun siyasi bir intihar olacağını anlıyorsunuz değil mi? Yani seçeneğim yok.

    Efi Koutsokosta

    Veto etmeye hazır mısın?

    Nikos Anastasiadis

    Kesinlikle evet.

    Efi Koutsokosta

    Peki Avrupa Birliği’nden ne bekliyorsunuz?

    Nikos Anastasiadis

    Sözlerdeki dayanışmanın ötesinde, uygulamada kararlılıkla daha aktif bir katılım bekliyorum ki Türkiye, bazı Avrupa ülkelerinin bireysel çıkarlarını kullanarak ilerlemeyeceğini anlasın.