Etiket: Kıbrıs

  • Güney Kıbrıs’a giden Papa Francis’e Kıbrıslı Türklerden, ‘bizi niye ziyaret etmiyorsun’ sitemi

    Güney Kıbrıs’a giden Papa Francis’e Kıbrıslı Türklerden, ‘bizi niye ziyaret etmiyorsun’ sitemi


    Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Francis, Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ı kapsıyan 5 günlük ziyaretine bugün başladı.

    Bu arada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 2-4 Aralık tarihlerinde Güney Kıbrıs’ta temaslarda bulunacak Papa Francis’i KKTC’ye davet etti. Vatikan’dan bu davete ilişkin şu ana kadar bir açıklama gelmedi.

    Tatar yaptığı yazılı açıklamada, Güney Kıbrıs Yönetimi’nin Papa’nın ziyaretini Türkiye ve KKTC’ye karşı siyasi amaçları doğrultusunda kullanmaya çalıştığını belirterek “Bu durum, Rum yönetiminin dini inançları istismar ettiğinin yeni bir kanıtı olurken oldukça üzüntü vericidir.” ifadesini kullandı.

    “Papa Francis’in sadece Güney Kıbrıs’ı ziyaret edecek olması bizim için üzüntü kaynağı”

    Bütün dinlere ve inançlara saygıları olduğunun altını çizen Tatar, “Papa Francis’in sadece Güney Kıbrıs’ı ziyaret edecek olması da bir diğer üzüntü kaynağımızdır. Kıbrıs’ta iki ayrı halk vardır ve Kıbrıs’ta sadece Hristiyan olan Rumlar değil, Müslüman olan Türkler de yaşamaktadır. Kıbrıs’ın temel gerçeklerinden biri de budur.” ifadelerine yer verdi.

    Papa Francis’in gündeminde ne var?

    Papa Francis’in Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ı ziyaretleri sırasında düzensiz göçmenlerin sorunlarının da öncelikle gündeme gelmesi bekleniyor. Güney Kıbrıs yönetimine göre, bu yılın ilk 10 ayında adaya gelen düzensiz göçmen sayısı, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 38 arttı.

    Papa Francis daha önceki konuşmalarında, AB ülkelerine düzensiz göçmenelere kapılarını açmaları ve bu kişilere daha fazla yardım etmeleri çağrısında bulunmuştu.

    Katolik dünyasının ruhani lideri Güney Kıbrıs’a ziyaretinden hemen önce Vatikan’da düzensiz göçmenlerden oluşan bir heyeti kabul etti.

    Papa Francis, Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ı ziyareti sırasında resmi yetkililerin dışında Ortodoks ve Katolik dinlerinin temsilcileriyle de görüşecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Mısır, Yunanistan ve GKRY’nin ortak bildirisine Türkiye’den tepki: Kahire doğru adresi kavrayamamış

    Mısır, Yunanistan ve GKRY’nin ortak bildirisine Türkiye’den tepki: Kahire doğru adresi kavrayamamış


    Mısır, Yunanistan ve Rum yönetiminden 3 liderin Atina’da katıldığı zirve sonrası yayınlanan ortak bildiriye Türkiye Dışişleri Bakanlığı tepki gösterdi. Açıklamada bildiri ‘Yunan/Rum ikilisinin hasmane politikalarının yeni bir tezahürü’ olarak nitelenirken, Mısır’a ise ‘Doğu Akdeniz’de iş birliği yapabileceği gerçek adresi halen kavrayamamış’ eleştirisi yöneltildi.

    Yunanistan’ın başkenti Atına’da toplanan Mısır, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunan liderler, Doğu Akdeniz’de arama çalışmaları ve Maraş’ın açılması konularında Türkiye’yi eleştirdi. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, “Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki komşularına bakışının bölgede barış için bir tehdit olduğunu ve Kıbrıs sorununun çözümüne katkı sağlamadığını” ileri sürdü.

    Zirve sonrası yayımlanan ortak bildiriye Türk Dışişleri Bakanlığı tepki gösterdi. Dışişleri Bakanlığı, “Yunanistan, Mısır ve GKRY liderlerinin katılımıyla 19 Ekim 2021’de yapılan üçlü zirvenin ardından yayınlanan bildiri, Yunan/Rum ikilisinin Türkiye’ye ve KKTC’ye yönelik hasmane politikalarının yeni bir tezahürüdür. Bu bildiriye Mısır’ın da dahil olması ise, Mısır yönetiminin Doğu Akdeniz’de işbirliği yapabileceği gerçek adresi halen kavrayamamış olduğunun göstergesidir.” dedi.

    “Bildirideki ifadelerin aksine, bölgedeki gerginliğin esas kaynağı Yunan/Rum ikilisinin maksimalist ve gayri hukuki deniz sınırı iddiaları ve Kıbrıs Türklerini yok saymalarıdır” denilen açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Bu ikilinin Doğu Akdeniz’de gerginlik çıkarmak için kıta sahanlığımızı ihlal teşebbüslerine geçtiğimiz günlerde gerekli cevap verilmiştir. Hem kendi haklarımızı, hem de Kıbrıs Türklerinin haklarını kararlılıkla korumaya devam edeceğiz.

    Ayrıca, bir takım gayrımeşru gruplara verdikleri destekle Libya’nın istikrarsızlığa sürüklenmesine yol açan bu ülkelerin, şimdi Libya’nın meşru Hükümetiyle imzaladığımız Mutabakat Muhtıralarını hedef almaları, en başta Libya’nın çıkarlarına ve egemenliğine saygısızlıktır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yunan Basını: AB Türkiye’ye yaptırımlar konusunda ilk adımı attı

    Yunan Basını: AB Türkiye’ye yaptırımlar konusunda ilk adımı attı


    Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Lüksemburg’da yapılan AB Dışişleri Bakanları toplantısı sonrası Türkiye’ye olası yaptırımlar konusunda ilk adım olan Avrupa Dış Eylem Servisi’nden görüş belgesi hazırlanmasını istediklerini belirtti.

    Yunan Kathimerini gazetesine göre Borrell gazetecilerin sorusu üzerine Türkiye’nin Avrupalı gemileri taciz etmesinin kabul edilemez olduğunu belirterek AB dışişleri bakanlarının yaz aylarında bu tür eylemlerin devam etmesi halinde durumun analizi ve Avrupa Konseyi’nin değerlendirmesine sunulmak üzere eylem önerileri içeren bir çalışma yapılması konusunda anlaşma sağlandığını hatırlattı.

    Borrell karar alma sürecinde bu dökümanın ilk adım olduğunu vurguladı.

    Avrupa Birliği kapalı Maraş’ın açılması ve Nautical Geo isimli araştırma gemisinin faaliyetlerinin engellenmesi gibi konularda Türkiye’yi eleştiriyor.

    Öte yandan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay da pazartesi günü “Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Malta bayraklı ve İtalyan sahipli bir gemiyi kullanarak, kıta sahanlığımıza araştırma gemisi göndermeye çabalıyor. Bir kez daha altını çizerek vurguluyorum; Akdeniz’de rotasını şaşıran, cevabını alır,” ifadelerini kullanmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yunanistan Başbakanı Miçotakis: Türkiye’nin ‘yasa dışı eylemlerden’ vazgeçmesi gerekiyor

    Yunanistan Başbakanı Miçotakis: Türkiye’nin ‘yasa dışı eylemlerden’ vazgeçmesi gerekiyor


    Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, “Türkiye’nin Kıbrıs ve Yunanistan’a yönelik yasa dışı eylemlerinden vazgeçmesi gerektiğini” söyledi.

    AB üyesi Güney Avrupa Ülkeleri (MED9) Zirvesi’nde konuşan Miçotakis, “Temel önceliğimiz, uluslararası hukuk ve Deniz Hukuku Sözleşmesi kapsamında güvenlik ve istikrar. Bu aynı zamanda Yunanistan ve Kıbrıs’a karşı yasa dışı eylemlerden vazgeçmesi gereken Türkiye için de geçerli.” ifadesini kullandı.

    Miçotakis, Türkiye’nin eylemlerinin “Avrupa’nın stratejik özerkliğine duyulan ihtiyacın altını çizdiğini ve bunu gerekli bir hedef olarak ortaya çıkaran bir başka faktör” olduğunu iddia etti. Ayrıca Yunan lider, ülkesinin bu hedefi güvence altına almada ön saflarda yer alacağını sözlerine ekledi.

    Zirvede, liderlerin ortak açıklamasına atıfta bulunan ve “Hibrit tehditler konusunda beyanımız net.” diyen Miçotakis, bunun ‘Afganistan’daki son gelişmeler ışığında özel bir boyut kazanan göç meselesinin araçsallaştırılması’ olduğunu ileri sürdü. Yunan Başbakan, “2015 yılında yaşadığımız kontrolsüz göç akışının tekrarlanmasına izin vermeyeceğiz.” dedi.

    İklim ve çevre krizi ile mücadele

    Başkent Atina’da İspanya, İtalya, Malta, Portekiz, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Fransa, Hırvatistan ve Slovenya’nın katılımıyla düzenlenen zirvede, iklim krizi ile mücadele atılacak adımların sıralandığı Atina Bildirgesi yayımlandı. Bildirgede, iklim değişikliği, biyoçeşitlilik, ormanlar, deniz kirliliği ve sivil savunma gibi başlıklar yer aldı. AB Konseyi Başkanı Charles Michel ise zirveye gönderdiği video mesajda iklim krizinin tek çaresinin Avrupa Yeşil Anlaşması’nın uygulanması olduğunu kaydetti. 2021 yazında Avrupa’da yaşanan orman yangınları ve sel felaketlerini hatırlatan Michel, “Bu, iklim değişiminin teorik bir sorun olmadığını kanıtladı. Ciddi sonuçları olan bir meseledir.” diye konuştu.

    İklim krizi için ortak adım arayışı

    İklim krizi ve çevre sorunları, Akdeniz’de güvenlik ve istikrar, Afganistan’dan olası göç dalgası gibi gündem maddelerinin ele alındığı zirvede, sorunların çözümü için Akdeniz ülkeleri arasında iş birliğine ve ortak eylem planına gerek duyulduğu vurgulandı.

    Bu yılki zirvenin, “İklim Değişikliği ve Akdeniz’deki sonuçları” konulu çalışmalarına Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de katıldı.

    Zirve sonuç bildirgesinde Kıbrıs başlığı

    Zirve sonuç bildirgesinde, Kıbrıs meselesinde iki toplumlu, iki bölgeli federasyon çözümünün benimsendiği öne sürülen bildirgede, iki devletli çözümün kabul edilemez olduğu ve Maraş’ın açılmasına yönelik kararın geri çekilmesi gerektiği iddia edildi.

    Bildirgede, kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sınırlarının, BM Deniz Hukuku Sözleşmesine uygun olarak barışçıl yöntemlerle belirlenmesi gerektiği savunulurken, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin, meselenin, Uluslararası Adalet Divanı olasılığı da dahil olmak üzere diyalog yoluna başvurularak çözülmesine yönelik çağrısına işaret edildi.

    Hırvatistan ve Slovenya da gruba katıldı

    Önceki yıllarda yedi ülkenin katılımıyla oluşturulan AB Üyesi Güney Avrupa Ülkeleri Grubu, bu yıl Hırvatistan ve Slovenya’nın da katılımıyla genişledi.

    Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in Atina’da ev sahipliği yaptığı zirveye, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, İtalya Başbakanı Mario Draghi, Hırvatistan Başbakanı Andrej Plenkovic, Malta Başbakanı Robert Abela, Slovenya Başbakanı Janez Jansa, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis ve Portekiz Dışişleri Bakanı Augusto Santos Silva katıldı.

    Zirve nedeniyle başkentte eylemler yasaklandı

    AB liderlerini ağırlayan zirve nedeniyle Atina’da yoğun güvenlik önlemleri alındı. 06.00-24.00 saatleri arasında Atina merkezinde gösteriler yasaklandı. Çevreciler, yasağa rağmen AB liderlerini protesto etmek ve iklim krizine dikkat çekmek üzere Atina sokaklarında eylem yaptı. Yaklaşık iki saat süren gösteri olaysız bir şekilde sona erdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bülent Ersoy’un ekibinin PCR testi sahte çıktı

    Bülent Ersoy’un ekibinin PCR testi sahte çıktı


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’taki İHA’ları ve üs kurma planları bölge ülkelerini endişelendiriyor

    Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’taki İHA’ları ve üs kurma planları bölge ülkelerini endişelendiriyor


    Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki (KKTC) Geçitkale askeri havaalanında bulundurduğu insansız hava araçlarını yenilediğine ve üsteki kapasitesini arttırdığına dair haberler adada ve bölgede rahatsızlık yaratıyor.

    Türkiye’nin bölgede bulundurduğu Bayraktar TB2 İHA’larını ve sistemlerini yenileyerek uydu rehberliğinde menzilini arttırma çalışmaları yaptığını belirten Associated Press (AP) haber ajansı ele geçirdiği bir istihbarat raporunun Geçitkale’de yeni İHA’lar, gözlem araçları, eğitim uçakları ve gelişmiş savaş uçaklarının konuşlanabilmesi için planlanan kapasite geliştirme çalışmaların başladığına işaret ettiğini kaydediyor.

    Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye’ye ait İHA’ların adada bulundurulmasını yayılmacı bir politika takip ettiğinin işareti olarak değerlendiriyor. Rum yönetimine göre, Türkiye askeri varlığını kullanarak erişimini genişletme ve potansiyel doğal gaz rezervleri nedeniyle önem taşıyan bölgedeki kontrolünü sağlamlaştırma peşinde.

    Türkiye 1974’teki Barış Harekatı’ndan bu yana adada 35 binden fazla asker ve ağır silah bulunduruyor. Ancak Türkiye’nin saldırı kapasitesini genişleten İHA’ların adada konuşlandırılması bölge ülkelerini tedirgin ediyor.

    KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın bir Türk televizyonuna bu ay başında verdiği demeçte Geçitkale askeri hava üssünde konuşlanan Bayraktar TB2’lerin çok daha hızla havalanarak Mısır kıyılarına kadar bölgeyi denetleme kapasitesinin bulunduğunu açıklaması Kahire’de tepkiyle karşılandı.

    Mısır tepkili

    İHA’ların konuşlandırılmasını “Ankara’nın yeni bir provokatif girişimi” olarak niteleyen Mısırlı bir yetkili, başta Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği olmak üzere uluslararası camianın “sert tepkisini” gerektirdiğini dile getiriyor.

    AP’ye yorumda bulunan ancak konuyla ilgili açıklama yapma yetkisi bulunmadığından dolayı adının gizli kalması koşuluyla konuşan yetkili, son olarak Geçitkale havaalanının üsse dönüştürülmesinin Kıbrıs, Libya ve Akdeniz’deki diğer gelişmelerle birlikte bölgede istikrarsızlığa yol açacağı uyarısında bulunuyor.

    Mısır ile Türkiye arasındaki ilişkiler 2013 yılında Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin askeri darbe sonucu devrilmesinden bu yana gergin seyrediyor.

    İsrail kaygılı

    Her ne kadar İsrail Türkiye’nin bölgede üs kurulumunu doğrudan tehdit olarak görmese de, Ankara’nın bölgedeki hareketlerini “agresif” olarak değerlendiriyor ve Kıbrıs Rum Yönetimi’ni desteklemeyi sürdürüyor.

    Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan İsrail Bölgesel Stratejik Çalışmalar Enstitüsü uzmanlarından Gabriel Mitchell, İHA’lar konusunun bölgedeki varolan gerilimi arttırabilecek endişe verici bir gelişme olduğu yorumunda bulunuyor.

    İsrail’in Ankara ile diyalog için açık kapı bırakacak şekilde Yunanistan ile Kıbrıs’a desteğini dengeleme çabasını sürdüreceğini belirten Mitchell, Türkiye’nin İHA üssünü planlı şekilde genişletmesinin bölge ülkelerini kızdıracağı ve Doğu Akdeniz’de yeni bir güvenlik endişe yaratacağı görüşünde.

    Akdeniz’deki potansiyel hidrokarbon rezervleriyle ilgili Kuzey Kıbrıs halkının dışlandığı gerekçesiyle Türkiye, Aralık 2019’da Kıbrıs Rum Yönetimi’nin lisans verdiği uluslararası şirketlerin petrol ve doğal gaz arama çalışmaları sırasında Geçitkale’ye iki adet Bayraktar TB2 göndermişti. Bu iHA’lar 200 kilometre menzilde 6 bin 100 metre yükseklikte hareket edebiliyor. Silah da taşıyabilen bu araçlar Türk donanma gemilerine gerçek zamanlı görüntü iletebilen gözetleme ekipmanı kapasitesine sahip bulunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kıbrıs Rum Yönetimi’nden KKTC’li siyasilere pasaport iptal yaptırımı

    Kıbrıs Rum Yönetimi’nden KKTC’li siyasilere pasaport iptal yaptırımı


    Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Maraş’ın kısmen açılmasına tepki olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) bulunan bazı yöneticilerin Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarını iptal edeceğini duyurdu. Bu pasaportlardan birine sahip olan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar kararı “Bu bir çağdışılıktır, bu bir ırkçılıktır, insan hakları bakımından yanlıştır ve hukuki bir zemini yoktur” ifadeleri ile değerlendirdi.

    Rum yönetimi, KKTC’nin kuruluşunun 37’nci yıl dönümünde Kapalı Maraş’ın kısmen açılmasına misilleme kararı aldı. Bu kapsamda Maraş’ın açılmasına dahli olanlar ve KKTC yönetiminde bulunanlar yaptırıma tabi tutuldu.

    Rum yönetimi hükümet sözcüsü Marios Pelekanos, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü baltalıyorlar’ sözleriyle attıkları adıma gerekçe gösterdi. Sözcü Pelekanos, “Kıbrıs ‘sözde kabinede’ yer alan veya Maraş’ın yeniden açılmasına dahil olan kişilerin pasaportlarını iptal edebilir, pasaportları yenilemeyi veya bu kişilere pasaport vermeyi reddedebilir” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Tatar’dan tepki

    Kendisi de ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ pasaportu bulunan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar karar, Rum yönetiminin aldığı karara tepki gösterdi. Tatar, “Bu kararı alan Rum yönetimini kınıyorum. Bu bir çağdışılıktır, bu bir ırkçılıktır, insan hakları bakımından yanlıştır ve hukuki bir zemini yoktur.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Tatar, Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) yaptığı açıklamada, Rum Bakanlar Kurulu’nun bazı KKTC’li siyasetçiler ile Kapalı Maraş açılım sürecine müdahil olanlara yönelik Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarını iptal etme, yenilememe veya pasaport vermeme kararına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Tatar, “Bizim mücadelemizi, bambaşka yerlere çekerek, ‘Pasaportları iptal ederiz’ şeklinde açıklamaları kınıyorum, reddediyorum. Bu kararı alan Rum yönetimini kınıyorum. Bu bir çağdışılıktır, bu bir ırkçılıktır, insan hakları bakımından yanlıştır ve hukuki bir zemini yoktur. Vatandaşlar arasında böyle bir ayrım yapmak kabul edilebilir bir şey değildir.” ifadelerini kullandı.

    “Şahsen ben yıllardır bu pasaportu kullanmadım”

    Meselenin bireysel değil toplumsal bir mesele olduğunu vurgulayan Tatar, “Bu bireysel bir mesele değildir. Şahsen ben yıllardır bu pasaportu kullanmadım, karar beni bağlamıyor. Ancak bu halkımızı toplumumuzu ilgilendiren bir meseledir. Bizim halkımız şimdiye kadar bu pasaportları aldıysa, içinde bulunduğu koşullardandır. Çeşitli karşı karşıya kaldığımız haksızlıklardan dolayı seyahat, burs gibi nedenlerden almıştır.” diye konuştu.

    Tatar, sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, iki halkın ortak bir cumhuriyeti olduğunu, pasaportun anlaşmadan doğan haktan alındığını hatırlattı ve bu hakka saygı duyulmasını talep etti.

    Rum kesiminin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni işgal ettiğini ve bu yapının bir Helen ve Rum Cumhuriyeti olarak muamele gördüğünü belirten Tatar, “Biz bir takım siyasi kararlarla, bir görüş, bir duruş, yeni bir vizyon ve siyaset ortaya koyduğumuz için Rum tarafının bu işine gelmedi. Ancak, ‘söylediklerinizi, eylemlerinizi beğenmezsem pasaportu iptal ederim tavrı’ dünyanın hiçbir yerinde tasvip edilemeyecek bir davranıştır.” ifadelerini kullandı.

    KKTC Başbakanı Ersan Saner de GKRY Bakanlar Kurulunun, bazı KKTC devlet ve hükümet yetkililerinin sözde Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarını iptal etme kararını “düşmanca bir karar” olarak nitelendirmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kıbrıs Rum yönetimi, Maraş konusunu BM Güvenlik Konseyi’ne taşıdı

    Kıbrıs Rum yönetimi, Maraş konusunu BM Güvenlik Konseyi’ne taşıdı


    Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kapalı Maraş’ın ‘yerleşime açılacağı’ açıklaması sonrası, Rum yönetimi, konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne taşıdı.

    Kıbrıs Rum yönetiminin Dışişleri Bakanı Nikos Christodoulides, Yunan mevkidaşı Nikos Dendias ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, “Bu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının açık bir ihlalidir ve müzakereleri yeniden başlatma çabalarını olumsuz etkileyecektir” dedi.

    Dendias da “Türk tarafının açıklamaları, yeni bir ‘oldu-bitti’ yaratmaya, Kıbrıs’ı yeniden birleştirme umudunu kesin olarak gömmeye çalışıyor” ifadesini kullandı.

    Erdoğan ve KKTC’den yapılan açıklamaların ardından ABD’nin başını çektiği Batılı güçler, eylemi “kabul edilemez” ve “provokatif” olarak nitelendirdi.

    “Kıbrıs Türk Devleti için tüm gayreti göstereceğiz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC ziyareti sonrası, “Kıbrıs Türk Devletinin en kısa zamanda geniş bir tanınırlığa sahip olması için her türlü gayreti sergileyeceğiz.” dedi.

    Video konferans aracılığıyla düzenlenen, 81 ilin AK Parti teşkilatıyla bayramlaşma programında konuşan Erdoğan, “Artık bizim için Kuzey Kıbrıs, Güney Kıbrıs diye bir olay kalmamıştır. Bizim için sadece Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin mevcut sıkıntıları içindeki bağımsız devletler vardır. Ada’daki 2 günlük temaslarımız sırasında Kıbrıs Türkü kardeşlerimizi, cumhurbaşkanından gençlerine kadar tüm kesimleriyle bu konuda kararlı gördüm. Kıbrıs Türk Devleti’nin en kısa zamanda geniş bir tanınırlığa sahip olması için her türlü gayreti sergileyeceğiz. İnşallah yakında bunun somut neticelerini de görmeye başlayacağız.” diye konuştu.

    Erdoğan, KKTC’de ne demişti?

    Erdoğan, KKTC ziyareti sırasında Kapalı Maraş’ın yeniden yerleşime açılacağını kaydetti:

    “Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar’ın bizlerle paylaştığı kararla Maraş’ta hayat yeniden başlayacaktır. Mülkiyet haklarına riayet edilerek yürütülen bu çalışmalar ışığında artık Maraş’ta herkesin yararına olacak yeni bir dönemin kapıları açılacaktır. Açılımın öncelikle Kapalı Maraş’ın yüzde 3 buçuğuna tekabül eden pilot bölgede başlayacak olması Kıbrıs Türk makamlarının bu konuya ne kadar hassas yaklaştığını ortaya koyuyor.”

    KKTC Dışişleri: Kapalı Maraş KKTC toprağıdır

    KKTC Dışişleri Bakanlığınca, “Kapalı Maraş, KKTC toprağıdır ve her devlet gibi devletimizin de kendi toprakları üzerinde mutlak egemenliği vardır.” açıklamasında bulunuldu.

    Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkan Yardımcısı ve Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in, Rum yönetimini destekleyen yanlı bir değerlendirmede bulunduğu belirtildi.

    Borrell’in Kapalı Maraş’a ilişkin değerlendirmesinin AB’nin Kıbrıs konusunda tarafsız olmak istemediğini bir kez daha gözler önüne serdiği ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Kapalı Maraş, KKTC toprağıdır ve her devlet gibi devletimizin de kendi toprakları üzerinde mutlak egemenliği vardır. Sayın Cumhurbaşkanımız ve hükümetimiz tarafından Kapalı Maraş’a ilişkin alınan ve Sayın Cumhurbaşkanımızca Kıbrıs Türk halkı için çok önemli bu günde açıklanan kararın bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Kapalı Maraş’ın, bu aşamada, bir kısmının askeri bölge statüsünün kaldırılmasına yönelik kararımız gibi gelecekteki kararlarımız da hiç şüphesiz, mülkiyet hakkına mutlak saygı gözetilerek alınacaktır. “

    “Anavatan Türkiye ile birlikte birlikte çıkarlarımızı koruyacağız”

    Açıklamada, Borrell’in, Kıbrıs Türk halkının iradesi hilafına, halihazırda geçmişin kalıntısı haline dönüşen BM Güvenlik Konseyi kararlarına atıf yapmasının beyhude olduğuna değinildi.

    Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs konusunun çözüm modeline ilişkin kararını verdiği kaydedilen açıklamada, bu kararın, KKTC’nin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsüne saygı duyulmasına dayandığı, AB’nin ise er ya da geç bu gerçeği idrak edeceği vurgulandı.

    Açıklamada, “Kıbrıs Türk halkının varlığını dahi görmezden gelen AB’nin tehditkar açıklamalarına karşın, Anavatan Türkiye ile birlikte meşru hak ve çıkarlarımızı koruma kararlılığında olduğumuzu bu anlamlı günde bir kez daha vurgularız.” ifadeleri kullanıldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB’den Türkiye’ye Kapalı Maraş uyarısı; Ankara, Brüksel’in açıklamasını kınadı

    AB’den Türkiye’ye Kapalı Maraş uyarısı; Ankara, Brüksel’in açıklamasını kınadı


    Avrupa Birliği, Türkiye’nin Kapalı Maraş’ı yeniden açma kararından geri adım atmaması halinde “AB’nin çıkarlarını savunmak için elindeki araçları kullanabileceği” uyarısında bulundu.

    Türkiye Dışişleri Bakanlığı da “Kıbrıs Türk halkını görmezden gelen, gerçeklerden kopuk ve sadece Rum tarafının görüşlerini yansıtan açıklamaların Türkiye açısından bir değeri ve hükmü olmadığını bildirerek” AB’yi kınadı.

    Brüksel’in açıklamasında, “Avrupa Birliği, Türkiye’nin tek taraflı adımlarını ve Türk Cumhurbaşkanı ile Kıbrıs Türk toplumu lideri tarafından 20 Temmuz 2021’de Maraş kentinin yeniden açılmasına ilişkin kabul edilemez açıklamaları şiddetle kınıyor.” denildi.

    Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliği, konuya ilişkin AB adına yaptığını belirttiği açıklamada, “AB, bu eylemlerin derhal geri alınmasını ve Ekim 2020’den bu yana Maraş’ta atılan tüm adımların tersine çevrilmesini eşit derecede talep etmektedir.” ifadesine yer verildi.

    “Maraş’taki durumdan Türkiye sorumlu”

    AB’nin Maraş’taki durumdan Türkiye’yi sorumlu tutmaya devam ettiği belirtilen açıklamada, “BM Güvenlik Konseyi kararlarına tam saygı gösterilmesi ve bunların uygulanması ayrıca Kıbrıs’taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün (UNFICYP) Maraş bölgesinde hareket özgürlüğüne getirilen kısıtlamalara derhal son verilmesini gerektiriyor.” denildi.

    “Elimizdeki araçları ve seçenekleri kullanacağız”

    Açıklamada ilgili BM Güvenlik Konseyi kararlarına atıfta bulunarak, “AB, uluslararası hukuku ihlal eden tek taraflı eylemlerden ve adada gerilimi artırabilecek ve Kıbrıs sorununa kalıcı bir çözüme yönelik taraflar arasında devam eden ortak zemin arama çabalarını tehlikeye atabilecek yeni provokasyonlardan kaçınma gereğinin altını bir kez daha çizmektedir” değerlendirmesine yer verdi.

    “AB, ilgili BM Güvenlik Konseyi Kararları uyarınca ve AB’nin temelini oluşturan, bağlı olduğu ilkeler doğrultusunda, siyasi eşitliğe sahip iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon temelinde Kıbrıs sorununun kapsamlı bir şekilde çözülmesine olan bağlılığını sürdürmektedir” denilen açıklamada ayrıca, Brüksel’in Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin çabalarını tam olarak desteklemeye devam edeceği dile getirildi.

    Ankara’dan kararını yeniden gözden geçirmesi istenen açıklamada, durumun devam etmesi halinde bir sonraki bakanlar toplantısında Türkiye’ye yönelik atılacak adımların gündeme geleceği ifade edildi. Bu bağlamda, ‘Uluslararası hukuku ihlal eden provokasyonların ve tek taraflı eylemlerin devam etmesi durumunda, Avrupa Birliği’nin kendi çıkarlarını ve üye devletlerin çıkarlarını savunmak ve bölgesel istikrarı korumak için elindeki araç ve seçenekleri kullanacağı’ hatırlatıldı.

    Dışişleri Bakanlığı: Avrupa Birliği adına Maraş konusunda yapılan açıklamayı kınıyoruz

    Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs Türk halkını görmezden gelen, gerçeklerden kopuk ve sadece Rum tarafının görüşlerini yansıtan açıklamaların Türkiye açısından bir değeri ve hükmü olmadığını bildirerek Avrupa Birliği’nin (AB) Maraş konusunda yaptığı açıklamayı kınadı.

    Konuya ilişkin sorulan soruya yazılı yanıt veren Bakanlık Sözcüsü Büyükelçi Tanju Bilgiç, şunları kaydetti:

    “Kıbrıs Türk halkını görmezden gelen, gerçeklerden kopuk ve sadece Rum tarafının görüşlerini yansıtan bu ve benzeri açıklamaların bizim açımızdan bir değeri ve hükmü yoktur. Üyelik dayanışması ve veto endişesi bahaneleriyle ortaya konulan bu yanlı AB tutumunun hiçbir sorunun çözümüne katkıda bulunması da mümkün değildir. AB adına bugün Maraş konusunda yapılan açıklamayı kınıyoruz.”

    Bilgiç, Türkiye’nin Kıbrıs meselesinin çözümü ve Maraş açılımı konusunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) makamlarının önerilerine ve aldıkları tüm kararlara desteğin tam olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

    “Maraş açılımı, KKTC hükümetinin aldığı bir karardır. AB, 2004’te Annan Planı sonrasında Kıbrıs Türk halkına verdiği sözleri tutmalı ve KKTC’yi muhatap almayı öğrenmelidir.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • BM Güvenlik Konseyi’nden Erdoğan’ın Kıbrıs pozisyonuna ilişkin kınama

    BM Güvenlik Konseyi’nden Erdoğan’ın Kıbrıs pozisyonuna ilişkin kınama


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs ile ilgili açıklamaları sonrası Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden (BMGK) Türkiye’nin pozisyona ilişkin kınama geldi.

    Kurban Bayramı nedeniyle 81 ilde gerçekleştirilen AK Parti bayramlaşma programına video konferans yöntemiyle katılan Erdoğan konuşmasında “Artık bizim için Kuzey Kıbrıs, Güney Kıbrıs diye bir olay kalmamıştır” ifadelerini kullanmıştı.

    Erdoğan şöyle konuşmuştu:

    “Biliyorsunuz Kıbrıs Türkü kardeşlerimiz yıllarca kendilerini sahte vaatler, yalanlarla, iki yüzlülükle aldatanlara cevaplarını bir süre önce açıkladıkları yeni bir kararla verdiler. Artık Kıbrıs Türklerinin uluslararası görüşmelerde masadaki tek talebi, egemen devlet statülerinin tanınmasıdır. Bunun dışındaki tüm teklifler geçerliliğini yitirmiştir. Artık bizim için Kuzey Kıbrıs, Güney Kıbrıs diye bir olay kalmamıştır. Bizim için sadece Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin mevcut sıkıntıları içindeki bağımsız devletler vardır.”

    “Tek taraflı eylemlerde endişe duyuyoruz”

    AFP tarafından yayınlanan BMGK pozisyonu ise diplomatların şu açıklama üzerinde anlaşmaya varıldığı belirtildi: “Güvenlik Konseyi, Türk liderlerin Kıbrıs’taki açıklamalarını kınıyor. Konsey, önceki kararlarına ve açıklamalarına aykırı olan bu tek taraflı eylemlerden derin endişe duyuyor”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***