Etiket: Kıbrıs Politikası

  • İngiltere’nin Kıbrıs’taki ‘ölüm üsleri’ Orta Doğu’daki çatışmaların neresinde?

    İngiltere’nin Kıbrıs’taki ‘ölüm üsleri’ Orta Doğu’daki çatışmaların neresinde?


    Bu haberin orjinalinin yayınlandığı dil İngilizce

    İsrail’in Gazze’ye saldırılarının başlamasının ardından İngiltere ve ABD’nin Kıbrıs adasındaki askeri üsleri yeniden tartışılmaya başlandı. Aktivistler, bu iki ülkenin Kıbrıs’ı “batmayan bir savaş gemisi” olarak kullandığını iddia ediyor.

    REKLAM

    Orta Doğu’daki son çatışmalar Akdeniz adasındaki İngiliz askeri üsleriyle ilgili tartışmaları yeniden alevlendirdi. 

    Aktivistler, İngiltere ve ABD’nin Kıbrıs’ı “batmayan bir savaş gemisi” olarak kullandığını iddia ediyor. 

    Euronews’e konuşan United for Palestine in Cyprus üyesi Athina Kariati, “Adamızın bu savaşların bir parçası olmasını istemiyoruz. Bu savaşlar demokrasi, barış ya da adalet için değil.” dedi. 

    Kıbrıslı aktivist, Orta Doğu’daki son çatışmalarda önemli bir rol oynadığı bildirilen Akdeniz adasındaki İngiliz üslerini protesto eden bir hareketin parçası.

    Kariati, “Batılı güçler Kıbrıs’ı batmayan bir savaş gemisi olarak kullanıyor. Bu böyle devam edemez.” diye konuştu. 

    Aralarında DeclassifiedUK ve Haaretz’in yayınladıklarının da bulunduğu çok sayıda haberde, İngiltere ve ABD güçlerinin İsrail’in Gazze’deki felaket saldırısını Güney Kıbrıs’taki Akrotiri ve Dikelya’dan silah ve istihbaratla desteklediği iddia ediliyor. 

    Londra hükümeti bu iddiayı defalarca yalanladı ve Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin (RAF) İsrail’e yaptığı hiçbir uçuşta ölümcül kargo taşınmadığını söyledi.

    Tel Aviv’den 40 dakikalık bir uçuş mesafesindeki RAF Akrotiri’nin ocak ayında Yemen’deki Husi isyancılara yönelik hava saldırılarının düzenlendiği yer olarak gösterilmesi üzerine öfkeli kalabalıklar tesisin önünde toplanarak “ölüm üsleri dışarı” sloganları atmıştı.

    Kıbrıs’ın onlarca yıl önce sömürge yönetiminden bağımsızlığını kazanmasının ardından İngiltere tarafından muhafaza edilen ve ülkenin yüzde 3’ünü kaplayan bu iki üs on yıllar boyunca arka planda kaldı.

    Ancak Orta Doğu’da yaşanan son olaylar yerel grupları bunlara karşı harekete geçirdi.

    ‘Sömürgecilikten arta kalanlar’

    Aktivistlere göre İsrail-Hamas savaşının 7 Ekim 2023’te patlak vermesinden bu yana Akrotiri’den yapılan uçuşlar “her gün arttı.”

    Aktivist Kariati, ülkesinin dış müdahale ve işgal deneyiminden dolayı Kıbrıs’ın İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırılarını desteklemek için kullanılmasına karşı olduğunu söylüyor.

    Euronews’e konuşan Kariati, “İşgalin ne demek olduğunu biliyoruz… Hafızamız çok taze… Gazze’de yaşanan apartheid ve yerleşimci soykırımı, Kıbrıs’ta yaşadıklarımıza çok yakın. Bunun kimsenin başına gelmesini istemiyoruz” dedi. 

    Uzun süren etnik gerilimlerin ardından Türkiye 1974 yılında Kuzey Kıbrıs’ı asker gönderdi. Kıbrıs, güneyde Kıbrıs Rum Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak ikiye bölündü. Çatışma her iki tarafta da yaygın ölüm, şiddet ve yerinden edilmeyle sonuçlandı.

    Kıbrıslı aktivistler ayrıca İngiltere ve ABD’nin eylemlerinin Kıbrıs’ı hedef haline getirme riski taşıdığını ve Yemen’deki saldırılarının bölgesel tırmanma korkularını arttırdığını iddia ediyor.

    Kariati, “İnsanlar misillemeden korkuyor. Bazılarının üslere karşı mücadeleye katılmasının bir nedeni de bu. Kıbrıs’ın güvenli olduğunu söyleyebilir miyiz? Emin değilim.” şeklinde konuştu. 

    AB’nin en doğudaki yönetimi, 2019’da kuzeye isabet eden bir Suriye uçaksavar füzesi dışında Orta Doğu’dan şiddet içeren bir taşma yaşamadı. Yine de İsrail Hamas savaşının bölgeyi sarabileceğine dair endişeler artıyor.

    “Üsleri insani yardım için kullanıyoruz”

    İngiltere Savunma Bakanlığı sözcüsü Euronews’e yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Kıbrıs İngiliz Kuvvetleri, Gazze’ye yardım götürmek için deniz yollarını takip etmek gibi insani yardım ve afet yardım operasyonlarını desteklemede hayati bir rol oynuyor.

    REKLAM

    Sözcü, “İsrail’e sağlanan tek istihbarat desteği, 7 Ekim’de İsrail’in güneyine düzenlenen ölümcül saldırının ardından Filistinli militanlar tarafından rehin alınan 240 kişi için silahsız RAF uçaklarının rehinelerin yerini tespit etmek için kullanılması yoluyla olmuştur. Üs bölgeleri Avrupa’nın ve daha geniş bölgenin güvenlik ve istikrarına büyük katkı sağlamaktadır. Kıbrıs Cumhuriyeti güvenilir ve değerli bir ortaktır ve SBA’lar Kıbrıs’ın sivil tahliye operasyonlarına katılım da dâhil olmak üzere birçok ortak zorlukta Birleşik Krallık-Kıbrıs ortak çabalarını desteklemektedir” dedi. 

    Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı üslerdeki insani yardım faaliyetlerine dikkat çekerek, Kıbrıs İngiliz Kuvvetleri’nin Gazze’deki çatışmalar nedeniyle acı çeken herkese yardım ulaştırılmasını sağlama çabalarını desteklediğini belirtti.

    “Sömürge olarak görülüyor”

    Kıbrıs 1960 yılında İngiltere’den bağımsızlığını kazandığında, Londra Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıslı toplum liderleriyle bir anlaşma yaptı. Anlaşma, Akrotiri ve Dikelya’nın egemen bölgeler olarak İngiliz yargı yetkisi altında kalacağını belirtiyordu. Bu üsler, Kıbrıslı yetkililerin erişimi dışında faaliyet gösteriyorlar. 

    Birleşik Krallık ülkeyi ‘kontrol’ etmiyor olsa da Kariati, üslerin adadaki pek çok kişi tarafından “sömürge” olarak görüldüğünü iddia etti.

    Kariati, “Topraklarımızın bir kısmı emperyalist bir güç tarafından işgal ve kontrol edilirken istediğimiz gibi hareket edebilir miyiz? Kıbrıs halkının üzerinde hiçbir kontrolünün olmadığı yerler var.” diye konuştu. 

    REKLAM

    Kıbrıslı yetkililer defalarca herhangi bir askeri operasyona dahil olmadıklarını ve İngiltere’nin kuruluş anlaşmaları uyarınca tesislerdeki faaliyetler hakkında kendilerini bilgilendirmek zorunda olmadığını söyledi.

    Ancak The Guardian’ın haberine göre ABD Büyükelçisi ve İngiliz Yüksek Komiseri, ocak ayındaki ilk hava saldırısından önce Kıbrıs Cumhurbaşkanı’nı Yemen’deki askeri harekat konusunda bilgilendirdi.

    Kariati gibi kampanyacılar Güney Kıbrıs yönetiminin, İngiltere ve ABD’nin İsrail’e yardım etmesine izin vererek Gazze’de akan kana ortak olduğunu iddia ediyor.

    Kariati, “Onlar [liderler] yasal nedenlerle bir şey yapmaya hakları olmadığı bahanesini öne sürüyorlar. Ama isteselerdi savaşa karşı olduklarına dair siyasi bir açıklama yapabilirlerdi.” dedi. 

    Güney Kıbrıs hükümeti Euronews’in yorum talebine yanıt vermedi.

    REKLAM

    “Kıbrıs’ta askeri varlığın sayısı ve gücü artıyor”

    Ancak Kıbrıs topraklarında faaliyet gösteren tek ülke Birleşik Krallık değil.

    Fransız uçakları adanın güneydoğu köşesindeki bir askeri hava üssünü kullanırken, DeclassifiedUK, doğrulanmamış olsa da ABD ordusunun Akdeniz adasındaki varlığını arttırdığını bildiriyor.

    Kariati, adanın “harita üzerinde çok stratejik bir nokta” olmasının yanı sıra, Batılı güçlerin yakın zamanda keşfedilen gaz rezervleri nedeniyle Kıbrıs’la ilgilendiğini iddia ediyor.

    Bir ABD firması, Türkiye’nin adadaki barışı bozabileceği yönündeki uyarılarına rağmen 2011 yılında doğal gaz arama sondajına başladı. Kıbrıs, 2017 yılında Exxon Mobil, İtalyan ENI ve Fransız Total şirketlerine sondaj ruhsatı verildiğini duyurdu. 

    Buna paralel olarak İsrail ve Kıbrıs 2011 yılında münhasır ekonomik bölge (MEB) oluşturarak iki ülkenin petrol ve su altı gaz rezervleri üzerindeki haklarını netleştirdi. İsrail, Kıbrıs, ABD ve Yunanistan daha sonra 2019’da enerji, siber ve altyapı güvenliği alanlarında işbirliğini geliştirme konusunda anlaştı.

    REKLAM

    Kariati, bu gelişmelerin Kıbrıs’taki desteğin İsrail’e kaymasına yardımcı olduğunu, ülkenin 1980’ler ve 90’lar boyunca Filistinlileri desteklediğini ve adanın “yeni bir askerileşme” yaşadığını iddia ediyor: “Kıbrıs ve çevresindeki askeri varlığın sayısı ve gücü artıyor. Bu bizi hiçbir şekilde güvende hissettirmiyor”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan’dan AB’ye: Kıbrıs Türkü’nün egemenlik ve eşitlikten vazgeçmesini kimse beklemesin

    Erdoğan’dan AB’ye: Kıbrıs Türkü’nün egemenlik ve eşitlikten vazgeçmesini kimse beklemesin


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki devletli çözüme karşı çıkanların Kıbrıs Türk halkının egemenliğini, eşitliğini, bağımsızlığını, devletini ve kazanımlarını görmezden geldiğini belirtti.

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı” töreninde konuşan Erdoğan, KKTC’de Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Cenevre’de çözüm odaklı gerçekçi bir öneri sunduğunu belirtti ve çözüm anahtarının Kıbrıs Türkü’nün egemen eşitliği ve eşit statüsünün teyit edilmesinden geçtiğini vurguladı.

    “İki devletli çözüm olmaz’ demek Kıbrıs Türk halkının egemenliğini, eşitliğini, bağımsızlığını, devletini ve kazanımlarını görmezden gelmek demektir” diyen Erdoğan “Hiç kimse Kıbrıs Türkü’nden, müktesep haklarından, kendi devletinden, eşit statüsünden, egemenliğinden vazgeçmesini, Rumların iradesi altında azınlık olarak yaşamayı, onların tahakkümüne girmeyi kabul etmesini beklemesin. Kıbrıs’ta, diniyle, diliyle, kültürüyle farklı, eşit statüde 2 halk ve 2 devletin bulunduğu kabul edilmeden müzakerelerde ilerleme sağlanamaz. Bu gerçekleri esas alan bir çözüme ulaşılması artık tercihten öte, altını çiziyorum, zorunluluktur” değerlendirmesinde bulundu.

    “Kimsenin toprağında gözümüz yok”

    Erdoğan Maraş’la ilgli olarak da “Maraş’ta hayat yeniden başlayacaktır. Mülkiyet haklarına riayet edilerek yürütülen bu çalışmalar ışığında artık Maraş’ta herkesin yararına olacak yeni bir dönemin kapıları açılacaktır. Açılımın öncelikle Kapalı Maraş’ın yüzde 3 buçuğuna tekabül eden pilot bölgede başlayacak olması Kıbrıs Türk makamlarının bu konuya ne kadar hassas yaklaştığını ortaya koyuyor” diye konuştu ve “Bizim kimsenin toprağında, hakkında, mülkünde gözümüz yoktur. Kimse de bizim ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hakkına el uzatamaz” vurgusunu yaptı.

    AB, Kuzey Kıbrıs’a destek vermedi

    “Buradan Avrupa Birliği’ne sesleniyorum, ne oldu? Siz sözünüzü tuttunuz mu?” diye soran Erdoğan, “Avrupa Birliği mali, idari noktada Kuzey Kıbrıs’a desteklerini verecekti, Verdi mi? Hayır vermedi? Niye? Bunların hayatı yalan üzerine kurulu. Dürüst değiller. Geçen gün beni arıyorlar, söyledikleri şu ‘Duyduk ki ayın 20’sinde Kuzey Kıbrıs’ta konuşma yapacakmışsın. Herhalde orada rahatsızlık verici bir konuşma olmaz.’ Bunun iznini herhalde sizden alacak değiliz” ifadelerini kullandı.

    Törenden sonra Anadolu Üniversitesi Lefkoşa Kampüsü’nden canlı bağlantıyla toplu açılış ve temel atma törenine katılan Erdoğan buradaki konuşmasında ise KKTC’nin gelişmesine ve kalkınmasına odaklanarak adada ulaştırma, bilgi teknolojileri ve alt yapı projesine öncelik verileceğini açıkladı.

    KKTC Cumhurbaşkanı: Su Temin projesi “asrın projesi”

    Temel atma töreninde konuşan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ise adanın su sorununa çözüm getiren projeyi “asrın projesi” olarak tanımladı ve “Bugün bu proje gerçekleşmemiş olsaydı, bu ülkede, bu kuraklıkta susuzluk çekecektik. Bugün hamdolsun artan nüfusa, turiste ve öğrenciye rağmen bu ülkede susuzluk diye bir derdimiz yoktur. Su Anadolu’nun suyu, çeşmelerimizden akmakta. Anadolu suyu, ovalarımızda, tarlalarımızda tarımsal faaliyetlerimizde katkısını katmaktadır” ifadelerini kullandı.

    Toros Dağları’nın suyunu Akdeniz’den boru ile geçirilerek KKTC topraklarına taşıyan KKTC Su Temin Projesi ile KKTC’ye yılda 75 milyon m³ su ulaştırılması ve 50 yıl boyunca kullanma ve içme suyu ihtiyacını karşılanması amaçlanıyor. 2015 yılında resm açılışı yapılan projenin borularında kopma meydana gelmesi üzerine 2020’de tamir çalışması yapılmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ankara’nın KKTC cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahale iddiaları raporlaştırıldı

    Ankara’nın KKTC cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahale iddiaları raporlaştırıldı


    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde geçtiğimiz yıl ekim ayında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini Ankara’nın desteklediği Ersin Tatar’ın kazanmasının ardından seçimlere gizli ve açık müdahale iddiaları gündeme gelmişti.

    Araştırmacı Mine Yücel, Akademisyen Abdullah Korkmazhan, İş İnsanı/Aktivist Orhan Erönen, Avukat Mine Atlı ve Uluslararası Danışman Derya Beyatlı tarafından Avukat Tacan Reynar raportörlüğünde hazırlanan raporda cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Ankara hükümetinin müdahalesi olduğu ileri sürülen olaylar sıralandı.

    Rapor hazırlanırken 4’üncü Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Özel Kalem Müdürü Cenk Gürçağ, 2020 Cumhurbaşkanlığı seçimine bağımsız olarak katılan DP Milletvekili Serdar Denktaş, Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı ve Milletvekili Tufan Erhürman, Gazeteci Ali Kişmir, Gazeteci Pınar Barut ve Gazeteci Rasıh Reşat’ın beyanlarına başvuruldu.

    18 Ekim 2020’de yapılan ikinci tur oylama sonucu Ersin Tatar, Mustafa Akıncı ile girdiği yarışı kazanarak cumhurbaşkanı seçildi.

    Raporda 2019 yılından itibaren başladığı ileri sürülen müdahaleler tarihleri ile birlikte verildi. Buna göre:

    9 Eylül 2019: Dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın dahi haberi olmadan Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Karpaz gibi kırsal bölgeleri ziyaret ederek Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri ile birlikte Yenierenköy Belediye Halk Plajı’nda vatandaşla buluşma toplantısına katıldı.

    10 Ocak 2020: Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay’ın adaylığını açıklamasına müteakip Recep Tayyip Erdoğan, Ersin Tatar ile Kudret Özersay’ı Türkiye’ye çağırdı. Basına kapalı toplantıya Fuat Oktay ile Mevlüt Çavuşoğlu da katıldı.

    11 Şubat 2020: Çavuşoğlu, Akıncı’ya karşı ‘Ben böylesine dürüst olmayan bir siyasetçiyle hiç çalışmadım’ açıklaması yaptı.

    15 Şubat 2020: Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile UBP adayı Ersin Tatar Maraş’ta ‘Kapalı Maraş Açılımı’ ismi altında yuvarlak masa toplantısı düzenledi. İlgili tarihte henüz Cumhurbaşkanlığı seçimi ertelenmemişti. Akıncı’ya söz konusu toplantıya davet yapılmazken KTBB (Kıbrıs Türk Barolar Birliği) gibi örgütler katılım sağlamayı reddetti.

    6 Ağustos 2020: Cumhurbaşkanı adaylarından YDP Başkanı Erhan Arıklı, Ankara’ya Ersin Tatar ile çağrıldıkları ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik Ankara’dan yapılan anketin gösterildiği yönünde açıklama yaptı.

    14 Ağustos 2020: Akıncı, İstanbul’dan ‘Ada Araştırma’ isimli bir şirketin Kuzey Kıbrıs’ta telefon üzerinden anket adı altında yönlendirme yaptığına dair açıklamada bulundu.

    15 Ağustos 2020: Siyasi kulislerde UBP içerisinde dönemin Başbakanı Ersin Tatar’a muhalif olarak yorumlanan milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri‘nin daveti üzerine Kolordu Komutanı ile KKTC’deki MİT sorumlusunun bulunduğu Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’na ait Beyaz Ev’de toplantıya katıldı.

    30 Ağustos 2020: CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın hazırlayıp sunduğu Tarafsız Bölge programında AK Partili siyasetçi Mehmet Metiner ‘İçimizdeki Yunanlılar derken, işte bunları kastediyoruz. Akıncı, Rum ağzıyla konuşuyor. Kıbrıs’ta, Türkiye’nin egemenliğinden kurtulmak istiyoruz diyenlerin başını Akıncı çekiyor’ ifadelerini kullandı.

    10 Eylül 2020: İktidara yakın Yeni Şafak Gazetesi “KKTC Cumhurbaşkanı Rumlara Sığındı Türkiye’ye Vurdu – Rumların Akıncı’sı” şeklinde manşet attı.

    18 Eylül 2020: Akıncı’nın özel kalem müdürü Cenk Gürçağ, Ankara’dan gelen MİT Dış Operasyonlar Başkanı Kemal Bey, MİT Yunanistan ve Kıbrıs Bölüm Başkanı Ali Bey ve Hakan isimli MİT uzmanı tarafından yemeğe çağrılır ve ‘Mustafa Akıncı’nın adaylıktan çekilmesi kendisi için, ailesi için ve yakın çalışanları için hayırlı olacaktır’ şeklinde tehdit edilir.

    2 Ekim 2020: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın Basın Danışmanı Ali Genç’in liderliğindeki, yaklaşık 20 kişilik AK Parti reklam ekibi, Tatar ve ekibiyle her gece Lord’s Palace’da buluştu.

    6 Ekim 2020: 9 Ocak 2020 tarihinden itibaren KKTC-TC arasında bozulan su borusu sebebiyle akmayan su ‘tamir edildiği’ gerekçesiyle yeniden akmaya başladı. Recep Tayyip Erdoğan Ersin Tatar’ı Ankara’ya yanına çağırarak, canlı yayında tören ile birlikte ‘Kapalı Maraş’ı açacağını ilan etti.

    9 Ekim 2020: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Reşat Akar’ın sorularına yanıt verirken adaylıktan çekilmesine yönelik tehdit aldığını belirtti.

    9 Ekim 2020: TC Büyükelçiliği tarafından Kıbrıs’ın kuzeyindeki spor kulüplerine malzeme dağıtıldı. Yapılan yardımlarda her takıma 20 set eşofman, 20 set ayakkabı, 20 set yağmurluk verildi.

    9 Ekim 2020: 9 bin 872 kişinin hesabına ‘Salgın Sosyal Destek’ olarak adlandırılan 2’şer bin TL tutarında yardım yattı.

    16 Ekim 2020: YDÜ Kurucu rektörü ve sahibi Suat Günsel’in tüm çalışanlarını, Ersin Tatar propagandası yapmaya ve oy vermeye zorlandığı ve baskı yapıldığı açıklandı.

    Müdahale süreci nasıl başladı?

    Ankara hükümetinin, dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın tekrar Cumhurbaşkanı seçilmesini istemediğini, 2020 yılının başında belli etmeye başladığı belirtilen raporda Türk Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu’nun, Akıncı için 2020 yılının Ocak ayında “Ben böylesine dürüst olmayan bir siyasetçiyle hiç çalışmadım” sözlerinin süreçteki kırılma noktası olduğu vurgulandı.

    Öte yandan rapore göre Ankara yönetimi, Ersin Tatar’a verdiği desteği, Tatar’ı sürekli Ankara’ya görüşmeye çağırarak belli etmekteydi.

    Mustafa Akıncı’nın 11 Ekim’deki ilk tur seçimlerinden önce Kuzey Kıbrıs’da yayın yapan TV2020 kanalında canlı yayına çıkarak, seçimlerden çekilmesi yönünde tehdit edildiğini söylediği hatırlatılan raporda, Lefkoşa Büyükelçiliği’nin bu iddiayı yalanlamasına da yer verildi.

    Elçilik açıklamasında “TV2020 kanalında yayınlanan bir programa katılan Sayın Akıncı’nın dile getirdiği, şahsına yönelik adaylıktan çekilmesi mesajı verildiği yönündeki ifadeler tamamen gerçek dışıdır. Türkiye Cumhuriyeti seçimlerin güvenle yapılması da dâhil, her bir Kıbrıs Türk’ünün canını da malını da korumakta kararlıdır. Türkiye’nin seçim malzemesi yapılmasının sakıncaları, daha önceki çeşitli açıklamalarımızda da defalarca dile getirilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik bu rahatsız tavrın sürdürülmekte olması iyi niyetten uzaktır” ifadelerine yer verdi.

  • Nikos Anastasiadis: Türkiye, Kıbrıs’ta iki devletli çözümde ısrar ettikçe hiçbir anlaşma sağlanamaz

    Nikos Anastasiadis: Türkiye, Kıbrıs’ta iki devletli çözümde ısrar ettikçe hiçbir anlaşma sağlanamaz


    Kıbrıs’taki Türk ve Rum toplumlarının temsilcileri geçen ay İsviçre’nin Cenevre kentinde Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde gayri resmi bir toplantıda bir araya geldi.

    Belçika’nın başkenti Brüksel’de Güney Kıbrıs Rum Kesimi Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis, Haziran ayında yapılacak Avrupa Birliği Zirvesi öncesinde, euronews’in Küresel Tartışmalar programında Kıbrıs meselesine dair önemli açıklamalarda bulundu.

    Efi Koutsokosta, euronews:

    Sorularıma, geçen ay Birleşmiş Milletler öncülüğünde Kıbrıs’taki taraflar arasında yapılan gayri resmi toplantı ile başlamak istiyorum. Son görüşmede Kıbrıs konusunda, tamamen zıt olan iki görüşün birbirine karşı geldiğini gördük. Siz, yani Rum tarafı, iki bölgeli ve iki toplumlu bir federasyon için ısrar ediyorsunuz, fakat Türk tarafı ise bu kez iki devletli bir çözümden yana olduğunu ifade etti. Bu boşluğun gerçekten kapatılabileceğini mi düşünüyorsunuz yoksa bugün tam bir yol ayrımı söz konusu mu?

    ‘Kıbrıslı Türklerin beklentilerini tatmin etmek için tavizler verdik’

    Nikos Anastasiadis, GKRY Cumhubaşkanı:

    Tarafımız, Birleşmiş Milletlerin bu konudaki telkin ve parametrelerinin ötesinde bir çözüm planı sunmadı. Yani, geçmiş müzakerelerde masaya yatırılan ve elde edilen sonuçlara uygun bir projeyi savunuyoruz. Biz bu konuda gayet spesifik bilgiler verdik. Mesela ‘Kıbrıslı Türklerin hakları nasıl korunur? Veya herkesin en temel insan hakları nasıl güvence altına alınır?’ gibi. Başka herhangi bir federal devlettin aleyhine olacak pozisyonları da kabul ettik. Yani Kıbrıslı Türklerin beklentilerini tatmin etmek için tavizler verdik. Peki bu fikir ayrılığı neden kaynaklanıyor? Biz, Birleşmiş Milletler kararlarında tanımlandığı gibi tam siyasi eşitliğe sahip iki bölgeli iki toplumlu bir federasyonun çözümünü savunurken, onlar iki devletli bir çözümü gündeme getirdi. Fakat Türk tarafının bu yeni yaklaşımı, BM’nin tüm kararlarını ve uluslararası toplum ile Avrupa Birliği’nin Kıbrıs sorunu hakkındaki tutumu ile tamamen çelişkili.

    Efi Koutsokosta:

    Cenevre’ye gittiniz ve Kıbrıslı Türk lider Sayın Ersin Tatar da ilk kez resmi olarak iki devletli çözüm projesini sundu. Böyle bir öneriyi kabul eden Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri sizi hayal kırıklığına uğrattı mı? Bu, Kıbrıs Rum tarafının pozisyonunu zayıflatan bir gelişme mi?

    ‘Egemen bir Kıbrıs Türk devleti önerisi ile anlaşma sağlanamaz’

    Nikos Anastasiadis

    Bu Kıbrıslı Rumların pozisyonu için değil, genel olarak Kıbrıs sorununun çözümü için bir geri adım olur. Ama eminim ki Genel Sekreter, gayri resmi dahi olsa, taraflar arasında bir yerde ortak bir zemin olduğunu göremez ise, başka bir beş partili toplantı yapma riskini almayacaktır. Sayın Erdoğan liderliğindeki Türkiye, Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için yapılacak müzakerelerin ancak egemen bir Kıbrıs Türk devletinin tanınması şartıyla başlaması konusunda ısrar ederse, buradan hiçbir anlaşma çıkamaz. Her şeyden önce, bu mesele Genel Sekreterin yetki alanı dışında ve kendisi bile Cenevre’de ortaya konulan, sunulan gerçeklerle ve Türkiye Cumhurbaşkanı ile diğer Türk yetkililerin son açıklamaları ışığında benzer bir konferans toplayamaz. İşte bu yüzden, Genel Sekreterin yeni bir toplantı kararı almadan önce tüm faktörleri ve tüm parametreleri iyice tartacağını düşünüyorum.

    ‘İngilizler her zaman kendi çıkarlarına göre bir politika izlerler’

    Efi Koutsokosta

    Brexit’ten sonra İngilizlerin Kıbrıs meselesine yönelik tutumunda bir değişiklik görüp görmediğinizi sormak istiyorum.

    Nikos Anastasiadis

    İngilizler her zaman kendi çıkarlarına yardımcı olacağına inandıkları politikayı izlerler. Kıbrıs’ta yer alan İngiliz üslerinin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kuran anlaşmaya dayandığı iyi biliniyor. Bu nedenle, İngilizler iki devletli bir çözümü kabul edemez veya öneremez. Fakat yapmaya çalıştıkları ya da en azından bazı önerileriyle ortaya koydukları politikanın bu yönde olduğunu görüyoruz. İlk başta tamamen masum görünen fakat sonrasında egemenlik hakkı veya kendi kaderini tayin hakkına dönüşecek olan bir egemenlik hakkını savunuyorlar. Kıbrıs’ta rol oynamış ve oynamaya devam eden İngilizlerle ortak bir şekilde çalışmaya devam etmek istiyoruz. Fakat Türkiye tarafından öne sürülen kabul edilemez isteklere zemin sağlayan İngilizlerle bunun mümkün olmayacağının da altını çizmek istiyoruz.

    ‘İngilizler de iki devletli çözümü kabul etmedi’

    Efi Koutsokosta

    Öyleyse, Cenevre’deki tutumlarının yapıcı olduğunu söyleyebilir misiniz?

    Nikos Anastasiadis

    Evet, çünkü, iki devlete dayalı bir çözümün düşünülemez hatta daha iyisi kabul edilemez olduğunu çok açık bir şekilde söylediler.

    Efi Koutsokosta

    Haziran ayında Türkiye meselesinin de masaya yatırılması beklenen bir Avrupa Birliği Zirvesi olacak. Size çok basit bir soru sormak istiyorum. Avrupa Birliği, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yönelik tavrının ve faaliyetlerinin iyileştiği varsayımından hareketle olumlu bir ajanda ortaya koydu. Bu argümanı haklı buluyor musunuz?

    ‘Türkiye’nin aradığı ya adanın kuzey kesiminin ilhakı ya da bir kukla devletin varlığı’

    Nikos Anastasiadis

    Türkiye’nin bölgedeki sondaj gemilerinin faaliyetleri askıya alması gerçeği, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin münhasır ekonomik bölgesinde egemenliğine meydan okumaktan vazgeçtiği anlamına gelmiyor. Türkiye’nin hayalet kasaba Mağusa’nın yerleşim için açılması planları devam ediyor. Ancak bunun ötesinde, iki devletli çözüm önerisinde de yeni bir zorluk var. Özünde, aradıkları şey ya adanın kuzey kesiminin ilhakı ya da bir kukla devletin varlığı. Bu da bölgenin eninde sonunda Türkiye’nin bir ili olması anlamına gelecek.

    ‘AB Zirvesi’nde Türkiye’nin olumlu ajandasını veto ederiz’

    Efi Koutsokosta

    Peki bu durumda, Haziran ayında, Avrupa Birliği Zirvesi için Brüksel’e döndüğünüzde, Türkiye’nin olumlu ajandasını tetikleyecek her türlü kararı engelleyecek misiniz? Mesela Türkiye Gümrük Birliği’nin geliştirilmesini istiyor, buna karşı çıkacaksınız mısınız?

    Nikos Anastasiadis

    Ancak olumlu bir tutum sergilendiğinde olumlu bir ajanda olabilir. Aksine, meydan okumalar birbirini takip ettiğinde ve Kıbrıs’ı içermeyen pozitif bir ajandayı kabul etsem bunun siyasi bir intihar olacağını anlıyorsunuz değil mi? Yani seçeneğim yok.

    Efi Koutsokosta

    Veto etmeye hazır mısın?

    Nikos Anastasiadis

    Kesinlikle evet.

    Efi Koutsokosta

    Peki Avrupa Birliği’nden ne bekliyorsunuz?

    Nikos Anastasiadis

    Sözlerdeki dayanışmanın ötesinde, uygulamada kararlılıkla daha aktif bir katılım bekliyorum ki Türkiye, bazı Avrupa ülkelerinin bireysel çıkarlarını kullanarak ilerlemeyeceğini anlasın.