Etiket: Kavala

  • Avrupa Konseyi Osman Kavala için Strasbourg’da özel oturum düzenleyecek

    Avrupa Konseyi Osman Kavala için Strasbourg’da özel oturum düzenleyecek


    Kavala, “Bu karar, delil olmadan insanları mahkûm etmenin yargıda norm haline geldiğinin en çarpıcı göstergesi olmuştur” dedi.

    REKLAM

    Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Yargıtay’ın, Gezi Parkı gösterileri nedeniyle yargılanan Osman Kavala ile ilgili kararı onamasına tepki gösterirken, AKPM’nin 9-13 Ekim’de genel kurul toplantılarında bu konuda özel bir oturum düzenlemek için hazırlandığı bildirildi.

    Kavala ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bu karar, delil olmadan insanları mahkûm etmenin yargıda norm haline geldiğinin en çarpıcı göstergesi olmuştur” dedi.

    AKPM Türkiye raportörleri İngiliz John Howell ve Avusturyalı Stefan Schennach, Yargıtay kararını “şaşkınlık ve hayal kırıklığı” ile karşıladıklarını açıkladı.

    Yargıtay kararıyla ilgili “dehşete” düştüklerini belirten raportörler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Kavala ile ilgili kararının uygulanması için gerekli tüm çabayı göstermeye devam edeceklerini bildirdi.

    Açıklamada, “Biz ve Avrupa Konseyi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına uymaları ve tüm sanıkların (Gezi davası) serbest bırakılması için Türk yetkililere baskı yapmaya devam edeceğiz.” denildi.

    AİHM daha önce aldığı kararda Türkiye’nin insan hakları ihlalinde bulunduğuna hükmederek, Ankara’nın Kavala’yı vakit geçirmeden tahliye etmesini istemişti.

    AİHM kararına rağmen Kavala’nın tahliye edilmemesi üzerine Avrupa Konseyi’nin karar organı Bakanlar Komitesi, Ankara aleyhine üyelikten atılmayı da gündeme getiren “ihlal süreci” başlatmıştı.

    AKPM’de Kavala için özel oturum

    Bu arada AKPM’nin 9-13 Ekim’de düzenleyeceği sonbahar dönemi genel kurul toplantılarında Kavala’nın mahkumiyetine ilişkin “acil konular gündeminde” özel bir oturum düzenlenmesi istendi.

    Genel kuruldaki oturumun ardından AKPM raportörlerin kaleme alacağı bir karar tasarısı oylanacak.

    9-13 Ekim’deki toplantılar sırasında 2023 Vaclav Havel İnsan Hakları Ödülü’nün sahibi belli olacak.

    Çekya’nın başkenti Prag’da toplanan 5 kişilik AKPM ödül komitesi, Kavala ile birlikte Polonya’daki insan ve kadın hakları aktivisti Justyna Wydrzynska ile Ukraynalı insan hakları savunucusu Yevgeniy Zakharov’u da üç kişilik listeye almıştı.

    Vaclav Havel İnsan Hakları Ödülü, AKPM, Vaclav Havel Kütüphanesi ve Çekya’daki sivil inisiyatif platformu Charta 77 Vakfı tarafından 2013 yılından bu yana her sene Avrupa’da insan hakları ve sivil toplumun gelişmesi için çalışan önemli şahsiyetlere veriliyor. 

    Kavala’dan açıklama

    Gezi Davası’nda hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay tarafından onanan Osman Kavala, yaptığı açıklama ile karara tepki gösterdi. 

    Kavala, “Bu karar, delil olmadan insanları mahkûm etmenin yargıda norm haline geldiğinin en çarpıcı göstergesi olmuştur” dedi.

    İş insanı Osman Kavala, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Gezi Parkı Davası’nda hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onaması ile ilgili açıklamada bulundu.

    Kavala açıklamasında kararın hukuksuzluğuna dikkat çekerek, şunları kaydetti: “Yargıtay’ın onama kararı, hukuk ilkelerine ve insan hayatına değer vermeyen bir anlayışın ürünüdür. Bu karar, delil olmadan insanları mahkûm etmenin yargıda norm haline geldiğinin en çarpıcı göstergesi olmuştur.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Kültürler Diyaloğu’ ödülü bu yıl Osman Kavala’nın olacak

    ‘Kültürler Diyaloğu’ ödülü bu yıl Osman Kavala’nın olacak


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gezi Parkı davasında karar günü: Kimler yargılanıyor, sanıklar nerede, iddianamede neler var?

    Gezi Parkı davasında karar günü: Kimler yargılanıyor, sanıklar nerede, iddianamede neler var?


    2013 Gezi Parkı eylemleri ile ilgili 24 Haziran 2019’da görülmeye başlayan ve içlerinde iş insanı Osman Kavala ve gazeteci Can Dündar’ın da olduğu 16 sanıklı davada bugün karar açıklanacak.

    657 sayfalık iddianamede ikisi tutuklu 16 sanık için ayrı ayrı 606 yıldan 2 bin 970 yıla kadar hapis istenirken sanıklardan Haziran ayında 1,5 yıldan fazla süre tutukluluk sonrasıı ilk duruşmasına çıkmış olan Anadolu Kültür A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala bu davanın en yakından takip edilen isimlerinden biri. Bir diğer tutuklu sanık Bernard van Leer Vakfı Türkiye Temsilcisi Yiğit Aksakoğlu da aynı şekilde ilk duruşmasına ancak 7 ay sonra çıkabilmişti.

    Açık Toplum Vakfı, TESEV, TEMA ve Tarih Vakfı başta olmak üzere gibi pek çok sivil toplum kuruluşunun kuruculuğunu yapmış olan Kavala ve diğer sanıklar hakkında verilecek kararı Avrupa Birliği ve uluslararası insan hakları kuruluşları da yakından takip ediyor.

    Darbe girişimi iddiası ile ağırlaştırılmış müebbet isteniyor

    Tüm sanıklar için ağırlaştırılmış müebbet hapis istendiği iddianameyi hazırlayan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ali Kahveci, Gezi gösterilerinin bir ‘darbe girişimi’ olduğunu ve sanıkların eylemleri örgütleyen ve finanse eden kişiler olduğunu ileri sürerek çoğu hakkında “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme” suçunu istinat ediyor.

    Bu suçlamanın yanı sıra tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması, ‘Ateşli Silah, Bıçak ve Aletler Kanunu’na muhalefet, mala zarar verme, nitelikli yağma, yaralama, ibadethane ve mezarlıklara zarar verme, ‘Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet gibi farklı suçlamalarda yer alıyor.

    Hangi sanık nerede?

    Yurt içinde bulunan sanıklar: TMMOB Mimarlar Odası Kentleşme, Afet Komitesi ve Çevre Etki Değerlendirme Kurulu üyesi ve Gezi eylemleri sırasında Erdoğan ile görüşen heyette yer alan Mücella Yapıcı, tiyatro-sinema-dizi oyuncusu ve Mehmet Ali Alabora’nın eşi Ayşe Pınar Öğün Alabora, Sinemacı ve gazeteci Çiğdem Mater Utku, Anadolu Kültür A.Ş Yönetim Kurulu Üyesi Ali Hakan Altınay, sinemacı ve reklamcı Mine Özerden, Taksim Dayanışması üyesi Avukat Şerafettin Can Atalay, Taksim Dayanışması üyesi ve eski TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Yönetim Kurulu Başkanı akademisyen Tayfun Kahraman ve sivil toplum aktivisti İnanç Ekmekçi.

    Yurt dışında bulunan sanıklar: Gazeteci Can Dündar, tiyatro oyuncusu ve yönetmeni Mehmet Ali Alabora, Açık Toplum Vakfı Türkiye Temsilcisi Gökçe Yılmaz Handan, roman-araştırma-tiyatro yazarı Handan Meltem Arıkan, Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Koordinatörü Hanzade Hikmet Germiyanoğlu.

    İlk iddianamedeki tüm sanıklar serbest kalmıştı

    Daha önce Mart 2014’te 26 kişi hakkında ‘örgüt kurmak ve yönetmek’ suçlamasıyla dava açılmış ancak İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından Nisan 2015’te tüm sanıkların beraatına karar verilmişti. Mart 2019’da ikinci iddianamenin kabul edilmesiyle Gezi davası yeniden açılmış oldu.

    Soruşturmayı başlatan savcı şimdi ‘FETÖ davası’ sanığı ve firari

    Gezi eylemlerine ilişkin soruşturmaları başlatan dönemin yetkili savcısı Muammer Akkaş 17-25 Aralık süreci sonrası ‘FETÖ soruşturmaları’ ile görevden alındıktan sonra şimdi firari durumda. İkinci iddianamede yer alan delillerin de neredeyse tamamı Akkaş’ın toplattırdıklarından oluşuyor.

    İkinci soruşturma, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası 100’den fazla ismi içeren bir dosyayla İstanbul Başsavcılığı’nın incelemesi ile başlatıldı. Bu dosyadaki 82 isim hakkında ayrı bir soruşturma yürütülmeye devam ediliyor.

    “Dosyada cemaat gölgesi bulunduğu” gerekçesi ile başsavcılık iddianame içinde “delillerin yeniden kıymetlendirildiği, FETÖ izlerinin silindiği” ifadesine yer verdi. Ancak mevcut iddianame içindeki bazı veriler Akkaş’ın telefon dinleme talimatı ile yapılan kayıtlar ve emniyetin o dönem hazırladığı analiz raporlarına dayanmaya devam ediyor.

    İddianame, 15 Temmuz darbe girişimi ile Gezi eylemlerini de ilişkilendiriliyor ve Gezi ile 17-25 Aralık soruşturmalarında sonuç alınamadığı için 15 Temmuz’un gerçekleştirildiği ileri sürülüyor.

    Otpor grubundan tiyatro oyunu Mi Minör’e iddianame

    İddianamede Osman Kavala’nın üyesi olduğu Açık Toplum Vakfı’nın George Soros bağlantılı Açık Toplum Enstitüsü ile ilişkili olduğu ve bu enstitünün çeşitli ülkelerde isyanlar kurguladığı, Occupy (İşgal) hareketinin teorisyeni Gene Sharp’ın ‘Sivil Başkaldırı’ yönteminin uygulandığı, uygulayıcı grubun Otpor/Canvas isimli Sırp bir kuruluş olduğu, bu kuruluşun lideri Ivan Marovic’in Sırbistan, Gürcistan ve Arap ülkelerinde de olaylar çıkarttığı anlatılıyor.

    Sharp’a ait 198 maddelik “sivil başkaldırı” tekniklerine iddianamede yer verilirken, bunlardan Gezi’deki eylemlere uyanlara dikkat çekiliyor. Bunların içerisinde “polislere çiçek verilmesi”, “ölenlerin anılması”, “duvar yazıları” ve “otorite ile alay etme” gibi maddeler bulunuyor.

    Ayrıca iddianamede Marovic’in Gezi olayları öncesi Mısır’da bulunduğu, Memet Ali Alabora’nın da aynı tarihte Mısır’da olduğu, sonrasında Mi Minör adlı oyunu sahneleyerek halkı galeyana getirmeye çalıştığı ve aslında isyanların ilk olarak 2012’de Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde başlatılmak istendiği ancak bu girişim başarısız olunca Gezi Parkı’nda yeniden sahneye konduğu ifadeleri yer alıyor.

    Olayların planlanması ve kanıtları

    Alabora ile Marovic’in Mısır’da buluşup görüştüğüne ilişkin iddianın üzerine kurulduğu tek kanıt ise Alabora’nın Mısır’da bulunduğu tarihlerde Marovic’in Mısır’da olduğuna yönelik sosyal medya hesabından bir tweet atmış olması. Aynı tarihlerde Kavala’nın da yurt dışında bulunması iddianamede ‘olayların planlanması için organizatörlerce yapılan yolculuklar’ olarak değerlendiriliyor.

    Finansmana ilişkin iddialar

    Osman Kavala’nın Gezi’yi nasıl finanse ettiğine ilişkin herhangi bir para transferine yönelik kanıt sunulmazken delil olarak iddianameye giren olay; Kavala’nın bir konuşmasında gaz maskesi alınması için destek vereceğini söylemesi ve poğaça, iskemle, masa gibi şeylerin alınması gerektiğini belirtmiş olması. Ancak Kavala’nın tutukluluğunun sebebi sadece Gezi iddiaları değil. Kavala aynı zamanda “15 Temmuz’un planlayıcıları ile irtibat halinde olmakla” suçlanıyor.

    Aksakoğlu’nun konuşmaları

    Olayların planlayıcılarından biri olarak suçlanan Aksakoğlu delil olarak iddianameye konulan telefon görüşmelerinin tamamının Gezi olayları sonrasına ait olduğunu söylüyor ancak iddianamede tarihler belirtilmediği için konuşmaların ne zaman kaydedilmiş olduğu bilinmiyor. Tarihlerin neden belirtilmediği henüz bilinmiyor.

    Dündar ‘etki ajanı’

    Gazeteci Can Dündar’ın Gezi Parkı’ndaki olaylar başladığı ve polisin ilk gaz müdahalesini yaptığı gün televizyonda yaptığı açıklamalar “halkı galeyana getirmek” olarak iddianamede yer alıyor ve Dündar’ın “etki ajanı” olduğu ileri sürülüyor. Dündar’ın müebbet hapsi isteniyor.

    Erdoğan ve Yıldırım davacılar arasında

    Davacı 746 kişi arasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve 61. hükümetin bakanları Bülent Arınç, Ali Babacan, Beşir Atalay, Bekir Bozdağ, Emrullah İşler, Binali Yıldırım ve Muammer Güler bulunuyor.

    Gelecek Partisi lideri ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu da davacılar arasındaydı ancak karar gününden bir gün önce Pazartesi günü davadan çekildiğini açıkladı.

    Uluslararası STK’lar davayı yakından takip ediyor

    Aralarında Uluslararası Af Örgütü, Uluslararası Yazarlar Derneği ve Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün de olduğu pek çok uluslararası sivil toplum kuruluşu gelişmelere ilişkin yayınladıkları ortak bildirilerde başta Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu’nun tutukluluk hallerinin sona ermesi ve davanın delillerinin gözden geçirilmesini talep ediyorlar.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan, Kavala açıklaması yapan büyükelçilerin ‘istenmeyen kişi’ ilan edilmesi talimatını verdi

    Erdoğan, Kavala açıklaması yapan büyükelçilerin ‘istenmeyen kişi’ ilan edilmesi talimatını verdi


    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osman Kavala açıklaması yapan 10 ülkenin Türkiye büyükelçilerinin ‘istenmeyen kişi’ ilan edilmeleri için Dışişleri Bakanına talimat verdiğini söyledi.

    Erdoğan, “Talimatı Dışişleri Bakanımıza verdim, ‘Bu 10 büyükelçinin bir an önce istenmeyen adam ilan edilmesini hemen halledeceksiniz’ dedim.” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan açıklamasında, “Bunlar Türkiye’yi tanıyacak, anlayacak, bilecekler. Türkiye’yi bilmedikleri, anlamadıkları gün burayı terk edecekler.” şeklinde konuştu.

    Kavala’nın serbest bırakılması çağrısı yapan ABD, Almanya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda’nın Ankara büyükelçileri, önceki gün Dışişleri Bakanlığına çağrılmıştı.

    Büyükelçiler ortak açıklamada ne demişti?

    10 büyükelçilik tarafından yapılan açıklamada, “Osman Kavala’nın tutuklanmasının üzerinden dört yıl geçti. Davanın, farklı dosyaların birleştirilmesi ve beraat kararından sonra yeni davaların yaratılması yoluyla sürekli geciktirilmesi, Türk yargı sisteminde demokrasiye saygıyı, hukuk devleti ve şeffaflık ilkelerini gölgelemektedir” ifadeleri kullanıldı.

    Bahsi geçen ülkelerin büyükelçileri Kavala davasının “adil ve hızlı biçimde sonuçlandırılması” gerektiğini belirterek Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılmasının sağlanması için Türkiye’ye çağrıda bulundu.

    Kavala: Artık savunma yapmayacağım

    Öte yandan Osman Kavala, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hakkında yaptığı açıklamalara avukatları aracılığıyla tepki gösterdi.

    Erdoğan’ın kendisi hakkındaki “Soros artığı” ifadelerine sosyal medya üzerinden yanıt veren Kavala, “İfadeler son derece esef vericidir ve Cumhurbaşkanlığı makamının ciddiyetine uygun düşmemiştir” dedi.

    Kavala açıklamasında, “Bu şartlar altında adil bir yargılama yapılmasına imkân kalmadığından, bundan sonra duruşmalara katılmamın ve savunma yapmamın anlamsız olacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kılıçdaroğlu: Kavala, Demirtaş ve askeri öğrenciler neden hapiste?

    Kılıçdaroğlu: Kavala, Demirtaş ve askeri öğrenciler neden hapiste?


    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Adaleti kendim için istemiyorum. 83 milyon adına adalet istiyorum. Masum insanların hapishanelerde kin ve intikam duygusuyla tutulmasını istemiyorum. Yazıktır, günahtır.” dedi.

    “Bana yetkiyi vereceksiniz, bize yetkiyi vereceksiniz, dostlarımızla beraber bu ülkede nasıl bir bahar havası estireceğimizi göreceksiniz.” diyen Kılıçdaroğlu, Türkiye’de adalet istediğini belirtti:

    “Adaleti kendim için istemiyorum. 83 milyon adına adalet istiyorum. Masum insanların hapishanelerde kin ve intikam duygusuyla tutulmasını istemiyorum. Yazıktır, günahtır. Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, askeri öğrenciler, avukatlar, adaleti arayan avukatlar neden hapiste? Türkiye’nin bir yol temizliğine ihtiyacı var. Adaleti getireceğiz, kinle, öfkeyle devleti yönetmeyeceğiz. Kinle, öfkeyle devleti yönetmeye kalkarsanız bugünkü tablo çıkar ortaya. Yanında durmayan, selam vermeyen, beni alkışlamayan, eleştiren hapishaneye… Böyle bir yapı olmaz. Türkiye’nin buradan süratle çıkması lazım. Bunu birlikte yapacağız.”

    Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’ndaki konuşmasında, 20. yüzyılda terörden en büyük acıyı yaşayan ülke hangi ülkedir diye sayılsa Türkiye’nin bunların başında geleceğini ifade ederek, teröre karşı hep birlikte durduklarını ve durmak zorunda olduklarını söyledi.

    Ankara Tren Garı önünde, 10 Ekim 2015’te yaşanan katliamın derin bir yara olarak durduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, hayatını kaybeden 102 kişinin içinde 9 yaşındaki Veysel’in de olduğunu anımsattı.

    “Veysel’in günahı neydi? Terörün bu kadar acımasız olduğunu biliyoruz” diyen Kılıçdaroğlu, herkesin teröre karşı olması gerektiğini kaydetti.

    CHP’li milletvekillerinin, gruplar halinde illere ziyarete gittiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, 8-9 Ekim’de 31 milletvekilinin, yüksek disiplin kurulu üyesiyle bu kez İzmir’e gittiğini anlattı.

    Kılıçdaroğlu, 8 ilçe, 41 merkez ve mahalle ile 190 köy ziyaretinde bulunulduğunu aktararak, “Hepsinin derdi aslında aynı. İster Hakkari’de, ister İzmir’de, ister Konya’da ister Yozgat’ta aynı sorunla karşılaşıyorsunuz. Hayat pahalılığı, herkesin dilinde. Esnaf da çiftçi de ev kadını da çalışan kadın da şikayet ediyor. Herkesin ortak derdi.” değerlendirmesinde bulundu.

    Bir çiftçinin, “Gırtlağımıza kadar borç içindeyiz. Tarım Kredi Kooperatifleri yakında satılık köy ilanlarına çıkabilir” sözlerini anımsatan Kılıçdaroğlu, Türkiye’yi bu hale kimin getirdiğini sordu. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

    “Çiftçi kardeşim, esnaf kardeşim, ev kadını kardeşim, çalışan işçi kardeşim, memur kardeşim, sanayici kardeşim sana sesleniyorum. Türkiye’yi bu hale kim getirdi? Biliyorum Erdoğan diyecek, ‘Bay Kemal’ diyecek ama sen de biliyorsun ki benim yetkim yok, ama bana yetkiyi vereceksiniz, bize yetkiyi vereceksiniz, dostlarımızla beraber bu ülkede nasıl bir bahar havası estireceğimizi göreceksiniz. Gerçekten de bahar havası estireceğiz, gerçekten de herkesi kucaklayacağız, gerçekten de hiç kimseye kötülük yapmayacağız. Böyle bir niyetimiz zaten yok. Çünkü biz insanız, insanın ne olduğunu biliriz. O bağlamda söylüyorum. Dertlisiniz, ciddi sorunlar var biliyorum, ama sakın umutsuzluğa kapılmayın. Türkiye güçlü ülkedir, sadece yönetilmiyor. Temel sorunu bu. İnşallah Türkiye’yi çok güzel yöneteceğiz. Adaletle, ahlakla, bilgiyle, birikimle, liyakatle yöneteceğiz ve herkesin mutlu olduğu bir Türkiye’yi inşa edeceğiz.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupa Konseyi, AİHM’in Osman Kavala kararlarını uygulamayan Türkiye’ye ihlal prosedürü başlatacak

    Avrupa Konseyi, AİHM’in Osman Kavala kararlarını uygulamayan Türkiye’ye ihlal prosedürü başlatacak


    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, AİHM’in Osman Kavala ile ilgili kararlarının uygulanmaması halinde Türkiye’ye yönelik ilk kez ihlal prosedürü başlatacağını açıkladı.

    Türkiye’nin de üyesi olduğu Strazburg’daki Avrupa Konseyi’nin Bakanlar Komitesi’nin son toplantısında bir kez daha Osman Kavala’nın durumuna yer verilmiş, yayınlanan sonuç bildirisinde daha önceki çağrılar hatırlatılarak Kavala’nın devam eden tutukluluğunun uluslararası hukuka aykırılık teşkil ettiği ve derhal salıverilmesi gerektiği belirtilmişti.

    Bakanlar Komitesi’nin son toplantısında Ankara’ya yönelik ihlal prosedürünün işareti verilmişti. Bu kapsamda referans verilen araçlardan biri Türkiye’nin Avrupa Konsey’indeki oy ve veto hakkının askıya alınması.

    Avrupa Konseyi, daha önce ihlal prosedürü sürecini sadece Azerbaycan ile ilgili bir davada kullanmıştı.

    AİHS Sözleşmesi’ne taraf olan ülkeler, AİHM kararlarına uymayı taahhüt etmiş oluyor. Avrupa Konseyi, söz konunu kararları yerine getirmeyen ülkeleri şikayet edebiliyor. İhlal kararları için dava Bakanlar Komitesi’nde ele alınıyor.

    Osman Kavala 18 Kasım 2017 tarihinden bu yana tutuklu bulunuyor.

    Osman Kavala Gezi Parkı davasında tutukluluğunu Anayasa Mahkemesi’ne taşımış, AYM 22 Mayıs 2019’da başvuruyu reddetmişti. Bu karar sonrası Kavala, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurmuştu.