Etiket: Kanun teklifi

  • İYİ Parti başörtüsü düzenlemesine ‘Evet’ diyecek

    İYİ Parti başörtüsü düzenlemesine ‘Evet’ diyecek


    İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, TBMM’ye sunulan başörtüsüne yönelik Anayasa değişikliği teklifine ilişkin, “Genel İdare Kurulu’nda çoğunluğun eğilimi, olumlu bir kanaat içerisinde olduğumuz ve evet yönündedir.” dedi.

    Parti genel merkezinde basın toplantısı düzenleyen Kürşad Zorlu, AK Parti tarafından TBMM’ye sunulan Anayasa değişikliği teklifinin İYİ Parti Genel İdare Kurulu’nda (GİK) değerlendirildiğini açıkladı.

    Ülkeyi ilgilendiren kritik konularda ‘partinin yetkili kurullarıyla karar almayı gelenek haline getirdiklerini’ belirten Zorlu, “GİK’te iki hususun altı çizildi. Bu metinde riskli gördüğümüz, ileride problem yaratacağını düşündüğümüz bazı temel hususlar, ifadeler var. Bunların değiştirilmesi gerekmektedir. GİK’ten çıkan birinci eğilim, ortak görüş budur. GİK’te çoğunluğun eğilimi olumlu bir kanaat içerisinde olduğumuz ve evet yönündedir. Anayasa değişikliklerinde gizli oylama olması nedeniyle burada bağlayıcı bir karar, grup kararı alamıyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Zorlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in önümüzdeki günlerde milletvekilleri ve parti kurucular kurulu ile bir araya geleceğini ve yetkili kurulların Anayasa değişikliği metni üzerindeki eğilimini etap etap paylaşacaklarını ifade etti.

    CHP’nin de teklifin referanduma gitmeden TBMM’de yasalaşmasına destek vereceği belirtiliyor.

    AK Parti’nin başörtüsüne yönelik Anayasa değişiklik teklifi TBMM’ye sunuldu

    Öte yandan AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, başörtüsüne anayasal güvence getiren ve evlilik birliğini tanımlayan Anayasa değişiklik teklifini TBMM Başkanlığına pazartesi günü sundu.

    Teklif, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AK Parti Grup Başkanı İsmet Yılmaz, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici ve İstanbul Bağımsız Milletvekili Fatih Mehmet Şeker’in de aralarında bulunduğu 336 milletvekilinin imzasını taşıyor.

    Anayasa’nın 24’ünce ve 41’ince maddelerinde değişiklik teklifi

    Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Anayasa’nın 24. maddesine, başörtüsüne anayasal güvence getiren hükümler ekleniyor.

    Buna göre, temel hak ve hürriyetlerin kullanılması ile kamu veya özel kesim tarafından sunulan mal ve hizmetlerden yararlanılması, hiçbir kadının başının örtülü veya açık olması şartına bağlanamayacak. Alınan veya verilen bir hizmetin gereği olan kıyafet söz konusu olduğunda devlet, ancak dini inancı sebebiyle kadının başını örtmesini ve tercih ettiği kıyafetini, hiçbir surette engellememek şartıyla gerekli tedbirleri alabilecek.

    “Evlilik birliği” şartı

    Anayasa’nın 41’inci maddesinin, “Ailenin korunması ve çocuk hakları” şeklindeki birinci kenar başlığı, “Ailenin korunması, evlilik birliği ve çocuk hakları” olarak değiştiriliyor.

    Ailenin toplumun temeli olduğunu düzenleyen maddeye, evlilik birliği şartı da ekleniyor.

    Değişiklik teklifinin gerekçesinde, “Yalnızca kadın ve erkek olmak üzere iki farklı cinsiyetten bireylerin birbiriyle evlenerek evlilik birliğini oluşturabileceği açıkça düzenlenmekle, bunun dışındaki hiçbir birlikteliğin evlilik birliği olarak kabul edilmeyeceği ve evlilik birliğinin eşler arasında yani kadın ve erkek arasında eşitliğe dayandığı kabul edilmiş olmaktadır. Böylece aile ve evlilik kurumunun her türlü tehlike, tehdit ve saldırılar ile sapkın akımların dayatmalarına karşı korunması amaçlanmaktadır.” denildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TTB’den sağlık çalışanları düzenlemesine tepki: İtirazlarımıza rağmen değiştirilmedi

    TTB’den sağlık çalışanları düzenlemesine tepki: İtirazlarımıza rağmen değiştirilmedi


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan: Seçim kanunu teklifiyle tabela partilerinin siyaseti manipüle etmelerinin önüne geçilecek

    Erdoğan: Seçim kanunu teklifiyle tabela partilerinin siyaseti manipüle etmelerinin önüne geçilecek


    Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, hazırlanan seçim kanunu teklifiyle tabela partilerinin siyaseti manipüle etmelerinin önüne geçmeyi hedeflediklerini söyledi. Ana muhalefetteki CHP ise, teklifi “demokrasiye ihanet” olarak niteledi.

    Partisinin genel merkezinde genişletilmiş il başkanları toplantısında konuşan Erdoğan seçim kanunu teklifiyle ilgili görüşlerini açıkladı.

    Erdoğan konuşmasında özetle şu mesajları verdi:

    “Seçim Kanunu’ndaki düzenleme en çok CHP milletvekillerini rahatlatacak çünkü bu milletvekilleri seçim öncesi başka partilere altın tepside ikram ediliyordu”

    “CHP, mensuplarının seçilmesi gereken yerlerin bir kısmını diğer partilerin adaylarına peşkeş çekiyordu. Bu garabetin önüne geçiliyor”

    “Seçime katılmak için Meclis’te grup kurmak yeterli olmayacağı için siyasi mühendislik gayretinin ürünü taşınmalara ihtiyaç olmayacak”

    “Muhalefet, eser ve hizmet merkezli tartışmalardan ısrarla kaçıyor”

    CHP: Seçim kanunu teklifi demokrasiye ihanet

    Bu arada CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, seçim kanunu teklifini, “demokrasiye ihanet” olarak niteledi.

    “Bu teklif, Türk siyasetine, seçim hukukuna açıkça bir ihanettir ve büyük bir korkunun da çaresizliğin de göstergesidir.” diyen Erkek, “Yüzde 7 gibi çok yüksek bir seçim barajını ‘makul’ bir oran olarak görmek, başlı başına büyük bir çelişki. Hani bu sistemde baraj olmayacaktı?” dedi.

    Erkek, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında yaptığı konuşmada, “Hiçbir katılımcılık yok, toplumsal uzlaşma yok, muhalefetle, sivil toplumla görüşmek yok. Kendi mutfaklarında bir yıl tuttular ve bugün getirdiler, Meclis’e sundular.” dedi.

    Erkek, seçimlerde siyasi partilerin yarıştığını, devletin taraf olamayacağını belirterek, “Şimdi istiyorlar ki seçimlere az bir zaman kala oyunun kuralını değiştirelim, bizim genel başkanımız, adayımız, cumhurbaşkanı forsuyla tüm devleti arkasına alarak bu seçimlerde diğer adaylarla yarışsın.” ifadesini kullandı.

    Muhalefet partilerinin 6 lideri 27 Mart’ta akşam yemeğinde buluşacak

    Açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Erkek, “Altı muhalefet partisi liderinin bir sonraki buluşmasına” ilişkin soru üzerine, “27 Mart’ta altı siyasi partinin genel başkanları akşam yemeğinde bir araya gelecekler. Herhalde saat 19.00 olur.” yanıtını verdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Seçim Kanunu Teklifi hangi düzenlemelerle öne çıkıyor, siyasi partilerin yol haritası ne olacak?

    Seçim Kanunu Teklifi hangi düzenlemelerle öne çıkıyor, siyasi partilerin yol haritası ne olacak?


    AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ”Milletvekili Seçimi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ni TBMM Başkanlığı’na sundu.

    14 milletvekilinin imzasıyla hazırlanan 15 maddelik teklif seçim barajının yüzde 7’ye düşürülmesiyle öne çıkıyor.

    Barajın yüzde 7’ye düşürülmesi, “yönetimdeki istikrarı örselemeden daha fazla partinin ve fikrin yasama organında temsil edilebilir olması” olarak gerekçelendirildi.

    Kanun teklifine göre ittifakı oluşturan partilerin her birinin çıkaracağı vekil sayısının hesaplanmasında seçim bölgelerinde aldıkları oy oranları dikkate alınacak.

    Yani doğrudan siyasi partinin seçim çevresinde aldığı oy sayısına göre partilerin milletvekili sayısı belirlenecek.

    Böylelikle, artık oylarla partiler, ittifak içinde ve dışında diğer partilerden daha az oy almasına karşın milletvekili çıkaramayacak.

    Seçime katılmak için TBMM’de grup kurma şartı kalkacak

    Yeni kurulan partilerin milletvekili transferiyle seçime girmesinin engellenmesi için katılım şartları arasında yer alan “TBMM’de grup kurma” hükmü kaldırılacak.

    Ve partilerin teşkilatlarını kurması ve kongresini yapması esas alınacak. Yani salt grup kurmuş olmak seçime katılmak için yeterli olmayacak.

    Bu durumda da partilerin seçime girebilmek için altı ay öncesinden en az 41 ilde örgütlenmeyi tamamlamaları gerekecek.

    Yasaklarda ‘Başbakan’ ibaresi kalkacak

    Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine uyum düzenlemesi de kanun teklifinde yer alıyor.

    Teklifin 11. maddesi ile yapılan uyum düzenlemesinde başbakan ve bakanlara ilişkin yasaklarda düzenlemeye gidilecek.

    “Başbakan ve bakanlara ilişkin yasaklar” kapsamında yer alan “Seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar olan süre içinde başbakan ve bakanlarla milletvekilleri yurt içinde yapacakları seçim propagandası ile ilgili gezileri, makam otomobilleri ve resmi hizmete tahsis edilen vasıtalarla yapamazlar, gezilerde protokol icabı olan karşılama ve uğurlamalarla törenler yapılamaz ve resmi ziyafet verilemez” ve “Seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar geçen süre içinde başbakan, bakanlar, milletvekilleri ve adayların seçim propagandası yapacak gezilere hiçbir memur katılamaz” maddelerinde geçen ‘başbakan’ ibaresi kaldırılacak.

    Kanun teklifinde, partili cumhurbaşkanına yönelik propaganda yasağına ilişkin bir düzenleme yer almadı.

    Sandık kurulu kurayla belirlenecek

    Meclis Başkanlığı’na sunulan çalışmada Seçim Kurulu’na ilişkin de yeni bir düzenleme var. Bu düzenlemeye göre il seçim kurulu başkan ve üyeleri ile yedek üyelerinin birinci sınıfa ayrılmış hakimler arasından kura çekmek suretiyle belirlenecek.

    Ayrıca Mahalli İdareler ile Mahalli Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun uyarınca yapılacak seçimlerde, yerleşim yeri adresine göre oluşturulan bir yıl önceki seçmen kütüğü üzerinden güncelleme işlemleri yapılacak.

    Adresi kapanmış olması sebebiyle adres kayıt sisteminde gözükmeyenler en son seçmen olduğu adrese göre seçmen listelerine kaydedilecek.

    Seçim sonucuna göre ilk sırada yer alan muhtar adayı seçilme yeterliliğine sahip olduğunu en geç bir ay içinde belgelendirmesi halinde kendisine seçim kazandığına dair ilçe seçim kurulunca mazbata verilecek.

    Ak Parti ve MHP’nin yaklaşık iki yıldır üzerinde çalıştığı teklifi IstanPol Genel Direktörü ve Siyaset Bilimci Seren Selvin Korkmaz ve Siyasal Araştırmacı Dr. İbrahim Uslu değerlendirdi.

    IstanPol Genel Direktörü ve Siyaset Bilimci Seren Selvin Korkmaz, seçime az bir süre kala iktidar partisi ve ortağının attığı bu adımların altında muhalefeti bölme amacının olduğu görüşünde.

    ”En son muhalefet güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisi ile bir araya geldi. HDP de üçüncü ittifakı kuracaktı. Şimdi iktidar buna karşı önlem aldı. Aslında tam da bu stratejiyi bölen, hatta seçime az bir zaman kala muhalefeti strateji değiştirmeye iten bir adım atmış oldu. Burada DEVA ve Gelecek Partisi gibi partilerin bir anlamda etkili olmasını engelleyerek, kendi kararsız seçmeninin de muhalefete kaymasının önüne geçecek bir önlem almış oldu.”

    Siyaset Bilimci Seren Selvin Korkmaz’a göre yapılan düzenlemeler seçmenin iradesinin yansıması için değil, tam aksine iktidarın kazanması için yapılan düzenlemeler.

    Siyaset Bilimci Seren Selvin Korkmaz, seçim barajının yüzde 7’ye düşürülüp demokratikleşme adımı olarak yansıtılmak istenmesini inandırıcı bulunmuyor ve AK Parti’nin seçim sistemini kendisinin kazanabileceği şekilde düzenlediği kanısında.

    ”Gelecek seçim otoriterleşme ve demokratikleşme arasında olacak”

    Yapılan bu düzenlemeyle muhalefetin manevra alanının kısıtlanmak istendiğine dikkat çeken Korkmaz, gelecek seçimin otoriterleşme ve demokratikleşme arasında olacağını söylüyor.

    ”Barajın yüzde 7’ye çekilmesiyle geniş muhalefet bloğunu dağıtmak istemiş olabilirler. İktidar en son kendi lehine ittifakları ortaya çıkardı, muhalefet karşısına bir formül geliştirdi. Bu sefer muhalefetin stratejisini boşa çıkaracak bir düzenleme geliştirdiler. O yüzden şu an bu seçim sistemi muhalefetin aday dinamiklerini etkileyebilir. Ama tek bir şey var, bu seçim otoriterleşme ve demokratikleşme arasında olacak. Dolayısıyla yine muhalefetin her türlü ayrışmayı anlamsız kılacak bir şekilde yeni bir strateji geliştirmesi lazım. Tek sıkıntı zamanın az kalmış olması, il il bakıp bir formülasyon yapılması gerekiyor. Bu kadar az zamanda yapılan değişiklik demokratikleşmeye hizmet etmek için değil, muhalefetin manevra alanını kısıtlamak ve iktidarın kazanması için yapılan bir manipülasyon değişimidir. Seçim güvenliği ile ilgili de sorunlar çıkaracaktır.”

    Her ne kadar mevcuttaki partilerin örgütlenmelerini tamamlasa da bu kanun teklifiyle yeni kurulacak partilerin vekil transferlerinin önünü kesmenin esas alındığını söyleyen IstanPol Genel Direktörü ve Siyaset Bilimci Seren Selvin Korkmaz, ittifak oylarının ittifak partilerine yaramaması istendiğini vurguluyor.

    Böyle bir durumda HDP’nin de oy oranının düşebileceği noktasında ayrı bir parantez açıyor Korkmaz.

    ”Bu listeler seçmen davranışını değiştirebilir. DEVA ve Gelecek Partisi gibi AKP’den ayrılan ama AKP seçmeninin tanıdık olduğu partileri oy pusulasından silip, seçmenin elinin CHP ya da İYİ Parti’ye gitmemesi için yapıldığını düşünüyorum.O nedenle bu senaryolara baktığımızda muhalefet için en doğru şey belki DEVA ve Gelecek partilerinin seçmenlerinin alternatif CHP ve İYİ Parti listelerinden seçime gitmesi. Büyük ihtimalle büyük illerden CHP listelerinden gidildiğini düşünürsek, DEVA ve Gelecek Partisi seçmeninin CHP’ye oy vermeyeceği düşünülmüştür. Bununla birlikte HDP oylarının da düşmesi gibi bir durum olabilir. Yüzde 10 barajında bir motivasyon vardır. Bir de CHP listelerinden girmemek için üçüncü sağ ittifak tartışmaları vardı. Bu da hesaplanmış olabilir. Muhalefetin bu senaryoları nasıl değerlendireceği bu oyunu bozabilir ya da tuzağa da düşürebilir.”

    Siyasal Araştırmacı Dr. İbrahim Uslu ise Seçim Kanunu’nda bazı değişiklikler öngören yasa teklifinin, seçim sistemimi açısından yeni bir şey getirmediğini söylüyor.

    Uslu’ya göre yapılan 2018’de hayata geçirilen düzenlemelerin kaldırılmasından ibaret. Başka bir ifadeyle sadece son genel seçimde bir kez uygulanan modelden vazgeçip, eski sisteme geri dönülüyor.

    ”Yeni teklifte özellikle iktidar partilerinin daha fazla milletvekili çıkarmasını yahut muhalefet partilerinin az vekile sahip olmasını sağlamak amacıyla özel bir mühendislik çalışması yer almıyor. Sistem, partilerin aldıkları oylara göre D’Hondt sisteminin ilkeleri uyarınca milletvekili dağılımının yapılması esasına dayanıyor ve her partiye eşit şekilde uygulanıyor. Geçen sefer yapılan mühendisliğin elde patladığı görünüyor. Yani D’Hondt sistemini uygulayacağım diyor. Aslında 2018 sistem garip bir sistemdi. Şimdikinde partinin oyu neyse dağıtırım, vekil çıktı veya çıkmadı deniliyor.”

    ”Sistemin amacı parlamentodan iktidar çıkarmak yani hükümetin kolay kurulmasının yolunu açmak”

    Siyasal Araştırmacı Dr. İbrahim Uslu teklifin, özellikle küçük partilerin sistem dışında kalması yahut ittifaklardan ayrılmaları için özel düzenlemeler içermediği görüşünde.

    Aksine yeniden teklif edilen sistem iddia edilenin aksine ittifakları küçük partiler açısından değil, büyük partiler açısından önemsiz hale getiriyor. Mevcut sistemde zannedilenin aksine “artık oy”lardan yararlananlar küçük partiler değil büyük partiler oluyordu.

    Dolayısıyla milletvekili seçiminde büyük partiler açısından ittifakın önemi kalmıyor, ama küçük partilerin hala hem ülke barajını aşabilmek hem de listeler konusunda iş birliği yapabilmek için ittifaklara ihtiyacı var.

    O nedenle sistemin büyük partilere avantaj sağlaması için kurulduğunu, özü itibariyle de düşük oy oranlarına sahip partiler için bir dezavantaj yarattığının altını çiziyor.

    ”Sistemin amacı parlamentodan iktidar çıkarmak yani hükümetin kolay kurulmasının yolunu açmak. Teklif, özellikle küçük partilerin sistem dışında kalması yahut ittifaklardan ayrılmaları için özel düzenlemeler içermiyor. Sistemin doğası zaten düşük oy oranlarına sahip partiler için bir dezavantaj yaratıyor. Çünkü ülke barajının yanı sıra bir de doğal bölge barajları var. Düşük oy oranına sahip partiler, ittifak mekanizması ile ülke barajını aşıyor ancak bölge barajları nedeniyle milletvekili çıkaramıyor.”

    Bu teklifle HDP’nin olası bir kapatılma durumunda yeniden partileşme sürecinin de önünün kesilmek istendiğine vurgu yapıyor Siyasal Araştırmacı Dr. İbrahim Uslu.

    ”Böyle bir durumda, HDP ya seçime yeterliliği olan bir partinin listesinden girecek ya da ittifak içinde. Mevcutta HDP TİP’in listesinden girecek gibi görünüyor. Sonrasında da kendi partilerini kurup bir sonraki seçime katılma ehliyetini kazanacaklar. Ama düzenlemenin amacı HDP kapatılırsa önümüzde bir karar olsun ve HDP’nin seçime girmesini engelleyelim kaygısı. Fakat bu mühendislik işe yaramaz çünkü HDP’nin bunu bypass edecek çok sayıda alternatifi var.”

    İktidar ve ortağının bu teklifi kerhen getirdiğini söyleyen Uslu, ortada siyasi bir mühendislik olmadığı görüşünde. Fakat doğal bölge barajlarını aşma konusunda yeterli olmayan partiler için olası dört senaryo çiziyor.

    Büyük partilerin listelerinden seçime girmek, CHP dışındaki bütün partilerin İYİ Parti ile tek liste olarak seçime gitmesi, CHP ve İYİ Parti kendi listeleriyle seçime girerken, geri kalan dört partinin kendi aralarında ortak liste çıkarması ve son olarak da yerel seçimlerde olduğu gibi seçim çevresi bazında hareket etmek.

    Bu kanun teklifiyle yerel seçimlerde olduğu gibi daha dinamik ve esnek ittifak modelleriyle karşılaşılmasının büyük olasılık olduğunu ifade eden Siyasal Araştırmacı Dr. İbrahim Uslu bu sürecin bir ayrışma yaratmayacağı görüşünde. Tam aksine ilişkiler daha girift hale gelecek, daha da derinleşecek ve güçlenecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Eğitimciler: Yeni tasarıyla ‘Nitelikli Öğretmen/Niteliksiz Öğretmen’ algısı yaratılmak isteniyor’

    Eğitimciler: Yeni tasarıyla ‘Nitelikli Öğretmen/Niteliksiz Öğretmen’ algısı yaratılmak isteniyor’


    AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi, Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda kabul edildi.

    12 maddelik yasa teklifiyle öğretmenlerin mesleklerinde kariyer ve liyakat esaslarına uygun olarak ilerlemeleri, mesleki gelişimlerini sağlamaları ve özlük haklarının iyileştirilmesi hedefleniyor.

    31 Aralık 2021’de TBMM’ye sunulan düzenlemeyle öğretmenlik mesleği aday öğretmenlik döneminden sonra öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olmak üzere üç basamağa ayrılacak.

    Aday öğretmenlik süresi bir yıldan az, iki yıldan çok olamayacak. Adaylık Değerlendirme Komisyonu tarafından yapılan değerlendirme sonucunda başarılı olanlar öğretmenliğe atanacak.

    Uzman öğretmenlerin maaşında bin, başöğretmenlerin maaşında ise 2 bin lira artış olacak. Birinci derecedeki öğretmenlerin ek göstergeleri de 2023’te 3600’e yükseltilecek.

    Teklifte öne çıkan önemli bir başka detay ise Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’na göre güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmış olma ve Milli Eğitim Bakanlığınca ve/veya Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından yapılacak sınavlarda başarılı olma şartlarının aranması

    Peki, TBMM Genel Kurulu’nda 1 Şubat 2022 tarihinde görüşülmeye başlanacak olan Öğretmenlik Meslek Kanunu teklifine ilişkin eğitimciler ne düşünüyor?

    Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, yapılan düzenlemenin bir meslek kanunu niteliği taşımadığını söylüyor. Birinci derecedeki öğretmenlere verilecek olan 3600 ek gösterge başta olmak üzere, ekonomik düzenlemelerle ilgili maddelerin 15 Ocak 2023’ten sonra yürürlüğe girecek olmasını seçim yatırımı olarak değerlendiriyor.

    ”Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi hazırlık çalışmalarında Eğitim Sen ile hiç bir bağlantı kurulmamış, görüşümüz alınmamıştır. Bu konunun MEB’de bile yeterince tartışıldığını düşünmüyorum. Kanun teklifinde 3600 ek gösterge gibi ekonomik ve mali hakların yürürlüğe girmesinin 2023’e bırakılması nedeniyle seçim vaadi olarak değerlendirilebilir. Tasarı ile asıl hedeflenen emekçilerinin Toplu İş Sözleşmesi sonrasında ortaya çıkan maaş artış oranlarının düşüklüğü ve artan zam ve vergi yükleri karşısında öfkesini yatıştırmak, öğretmenleri oyalamak, birleşik mücadelelerini engellemek, yaptığı her sınav ile torpil/referans ile iktidara yerleşmektir.”

    ”Mülakatlarda torpil uygulaması üzerinden yaygın bir ayrımcılık yaşanacak”

    Kurul, öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen sınıflandırmasının yanlış olduğunu ve bunun mülakat-torpil uygulaması üzerinden yaygın bir ayrımcılığa dönüşebileceğine dair uyarılarda bulunuyor.

    Ayrıca bu uygulamanın okullarda oluşturulan ‘özel sınıfları’ daha da yaygın hale getireceğini belirtiyor.

    ”Adaylık sınavının kaldırılması bir müjde olarak sunulurken, sınavın işlevinin bir değerlendirme komisyonuna devredilmesi, öğretmenlerin adaylığının kaldırılmasında bugünlerde yoğun olarak tartışılan mülakat-torpil uygulaması üzerinden yaygın bir ayrımcılığın yaşanabileceği izlenimini vermektedir. ‘Nitelikli okul/niteliksiz okul’ ayrımında olduğu gibi, kariyer basamakları üzerinden ‘nitelikli öğretmen/niteliksiz öğretmen’ algısı yaratılarak öğretmenlik mesleğinin saygınlığının daha da düşmesi kaçınılmaz olacaktır. Bu durum ayrıca okullarda çocuğunun sınıfına uzman ya da başöğretmenin girmesini isteyen velilerle okul idaresi ve öğretmenler arasında gerilimler yaratacak, okullarda oluşturulan ‘özel sınıfları’ daha yaygın hale getirecektir.”

    Eğitimcilere göre öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen kariyer basamaklarını ‘kademe ilerleme cezası almamış olmaya’ bağlamak sendikal örgütlenmeye zarar verecek.

    Bu adım, eğitim emekçilerini sendikal örgütlenmeden uzak tutmaya, yanlış uygulama ve tutumlara itiraz etmemeye yönelik tehlikeli bir hale itecek.

    Öte yandan kanun teklifinde özel okul, kurs ve özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde öğretmenlik yapanların ekonomik ve sosyal hakları, ücret ve çalışma koşulları ile ilgili herhangi bir düzenleme bulunmaması da eleştiriliyor.

    ”Öğretmenler arasında kadrolu/ sözleşmeli, öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen ayrımı yapılmadan tümünün maaşlarını insan onuruna yaraşır bir düzeye çıkarmak gerekiyor. Çünkü “geçinemiyoruz”! Öğretmenler kalabalık sınıflarda iki ya da üç öğretmenin yapabileceği işi tek başına yapmakta, ayrıca düşük ücret almaktadır. Yeni dersliklere ihtiyaç vardır, ayrıca yeni öğretmen atamasına da. Öğretmenlerin demokratik hakları gerilemiş, ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüklerini KHK ihraçları tehlikesi nedeniyle adeta yitirmişlerdir. Güvenceli çalışma ortadan kalkmıştır. Demokratik bir okul ikliminde işgüvenceli çalışma ve örgütlenme özgürlüğü güvence altına alınmalıdır. KHK’lerle haksız ve hukuksuz biçimde ihraç edilenler işlerine geri döndürülmelidir.”

    Eğitimci Sevgi Yılmaz, yeni teklifle kariyerinde ilerlemek isteyenlerin zorunlu olarak yüksek lisans ve doktora programlarına yönlendirilmesine de tepkili.

    Eğitim-Sen İstanbul 2 No’lu Şube Sekreteri Sevgi Yılmaz ise kariyer basamakları uygulaması ile aynı işi yapan öğretmenler arasında eşitsizlik, hiyerarşi ve statü ayrımları yaratılarak ‘eşit işe eşit ücret’ ilkesi ihlal edileceğini ifade ediyor. Ayrıca kariyer basamakları sistemi ile eğitimin niteliği arasında somut bir ilişki olmadığını vurguluyor.

    ”Eğitim emekçileri arasında yaratılmaya çalışılan farklı statü, maaş ve unvanların, okullarda zaman içinde keskin ayrışmalara neden olması ve rekabet ortamı yaratması kaçınılmaz olacak. ‘Nitelikli Okul/Niteliksiz Okul’ ayrımında olduğu gibi, ‘Nitelikli Öğretmen/Niteliksiz Öğretmen’ algısı yaratılarak öğretmenlik mesleğinin saygınlığı daha da düşürülecek. Okullarda çocuğunun sınıfına uzman ya da başöğretmenin girmesini isteyen velilerle okul idaresi ve öğretmenler arasında gerilimler yaşanacak, okullarda ‘özel sınıfların’ oluşturulması daha yaygın hale gelecektir. İktidara her koşulda biat eden, eleştirmeyen, sorgulamayan, sendikasızlığa ya da yandaş sendikalara üye olmaya zorlanan ve bunun karşılığında adaylığı kalkan tipik bir ‘memur öğretmen’ tipi yaratılmak isteniyor.”

    Yılmaz’a göre bu sınıflandırma aynı zamanda öğretmenler arasındaki ‘çalışma barışı’nı da kötü etkileyecek. 2006 yılında yapılan benzer bir uygulamayla bir dönem velilerin uzman veya başöğretmen ayrımına gittiğini söyleyen Yılmaz, Öğretmenlik Meslek Kanunu ile bunun daha da tırmanacağı düşüncesinde.

    “İktidar bu yasa ile öğretmenliği kariyer mesleği haline getirmeyi hedeflediğini ve böylelikle öğretmenin niteliğini artırmayı amaçladığını belirtiyor. Bunu aslında iktidarın öğretmenlere verdiği akademik eğitimi yeterince nitelikli bulmadığının itirafı olarak da okunabilir. Aslında 2006’da bunun parovası sayılabilecek bir sınav yapmıştı. 2006’da yaptığı sınavla 83 bin 350 kişiye uzman ve 100 kişiye de başöğretmenlik ünvanı vermişti. O sınavı bir daha tekrarlamadı fakat biz okullarda bu uygulamanın sonuçlarını yaşadık. Aynı işi yapan öğretmenler arasında ücret farklılığı doğdu özellikle ilköğretim okullarında veliler öğrencilerini özellikle uzman veya başöğretmene verme yarışına girdiler bu da çalışma barışını sarstı. Küçük bir uygulamanın doğurduğu bu sonuç ÖMK ile daha da tırmanacak. Öğretmenlik Meslek Kanunu ile birlikte, eğitim kurumlarında aynı ders içeriğini anlatan, benzer değerlendirme ölçeklerini kullanan öğretmenler statü ve ücret farklılığı ile ayrıştırılacaklar.”

    ”Öğretmenlik Meslek Kanunu ile dört yıllık fakülteleri bitirenler yeniden sınava tabi” tutuluyor

    ”Eğitim hizmeti tıpkı sağlık gibi rekabet kaldırmaz dayanışmayla üretilebilecek bir hizmettir. Hâlihazırda ücretli, sözleşmeli, kadrolu istihdam biçimlerine ek olarak uzman öğretmen, başöğretmen gibi yeni basamaklar yaratılacak, ücret farklılığı doğacak, çalışma barışı yok edilecek. Siz 4 yıllık bir fakülteyi bitiriyorsunuz öğretmen olarak yetiştiriliyorsunuz sonra birden bir sınav icadı ile aldığınız eğitim yeniden sınava tabi tutuluyor. Aynı işi yaptığınız arkadaşlarınızla aranıza “basamaklar” konuluyor, eşitsizlikler yaratılıyor bu kabul edilemezdir bizim açımızdan.”

    Eğitimciler meslekteki sorunlarına dair neler talep ediyor?

    Bunun için adres olarak Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından 5 Ekim 1966’da kabul edilen ve Türkiye tarafından da onaylanan Öğretmenlerin statüsüne ilişkin tavsiye kararını gösteriyorlar.

    Bu metne uygun bir düzenlenme ile şunları talep ediyorlar:

    • Nitelikli eğitim için öğretmenler kadar emeği olan idari ve teknik personel, yardımcı hizmetliler sınıfı ve 4-B statüsünde çalışan eğitim emekçilerinin hakları ve talepleri dikkate alınmalıdır.
    • Öğretmenlik Meslek Kanunu hazırlanma biçimi ve içeriği eğitim emekçilerinin temel haklar, ekonomik talepler ve iş güvencesi başta olmak üzere sosyal, demokratik, mesleki ve özlük haklarını güvenceye almak durumundadır.
    • MEB, gerçekten öğretmenlerin niteliklerini arttırmayı hedefliyorsa, öncelikle öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran, öğretmenliği herkesin yapabileceği ‘teknik bir iş’ haline getiren yanlış politika ve uygulamalara son vermelidir.
    • Siyasi iktidar ve MEB öğretmenleri toplumsal olarak etkisiz, halkın aydınlanması yerine, her dönem iktidar denetiminde olması gereken önemli bir meslek grubu olarak görmekten vazgeçmelidir.
    • Eğitim emekçileriyle, sendikalar ve alandaki meslek örgütlerinin eleştiri, öneri ve talepleri dikkate alınmadan hazırlanan «Öğretmenlik Meslek Kanunu Tasarısı» derhal geri çekilmelidir

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hayvanları Koruma Kanunu, TBMM komisyonunda kabul edildi: Yasa neleri kapsıyor?

    Hayvanları Koruma Kanunu, TBMM komisyonunda kabul edildi: Yasa neleri kapsıyor?


    Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda kabul edildi.

    Yeni düzenleme ile hayvanlara zarar vermeyi içeren eylemlere ilişkin suç kapsamı değişecek. Buna göre, hayvanlar ‘mal’ statüsünde değil ‘canlı’ statüsünde olacak. Hayvanların icra konusu olması da mümkün olmayacak. Petshoplarda kedi ve köpek satışlarının önüne geçilecek.

    Yeni düzenleme ile ‘sahipli-sahipsiz’ hayvan ayrımı da ortadan kalkıyor. Sahibi olsun veya olmasın nesli tükenmekte olan bir hayvanı öldürmek, hayvanlara acımasız muamelede bulunmak, hayvan dövüştürmek gibi eylemler suç kapsamında olacak.

    Tehlikeli köpek türleri yasaklanıyor

    Tüm bunların yanı sıra kara ve su sirkleri ile yunus parkların da yasaklanıyor.

    Kanun teklifinin 14’üncü maddesinde yer alan, ‘tehlike arz eden hayvanların belirlenmesine ilişkin bakanlıkça yapılacak düzenleme’ yürürlüğe konuluncaya kadar, tehlikeli olduğu belirtilen köpek türlerine ilişkin de düzenlemeler var. Buna göre; Pitbull Terrier, Japanese Tosa, Dogo Argentino ve Fila Brasilerio türlerinin Türkiye’ye girişi yasaklanacak.

    Bu türlerin satışı ya da reklamını yapanlara hayvan başına 11 bin TL idari para cezası kesilecek ve hayvanlara da el konulacak.

    Ancak ‘Bu hayvanlara el konulur ve bu hayvanlar belediyeler tarafından hayvan bakımevine götürülür’ ifadesinde sayılan ırklar kanun maddesinden çıkarılacak ve yeni düzenleme ile Tarım ve Orman Bakanlığı uzmanları tehlike arz eden hayvanları tek tek belirlenecek, bir ırk tamamen tehlikeli olarak sayılmayacak.

    Cinsel ilişki değil tecavüz

    Kanunun 11’inci maddesinde yer alan ‘Hayvanlarla cinsel ilişkide bulunan kişi 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve 100 günden az olmamak üzere adli para cezası ile cezalandırılır’ ifadesindeki ‘ilişki’ kelimesi yerine ‘hayvana tecavüz’ ya da ‘hayvana cinsel taciz’ ifadesi kullanılacak.

    Bu değişiklik muhalefet ve hayvan hakları aktivistlerinin baskısı sonucu gerçekleşiyor.

    Hayvan hastaneleri

    Yerel yönetimler, gönüllü kuruluşlarla iş birliği içerisinde, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması için hayvan bakımevleri kurarak onların bakımlarını, tedavilerini sağlayacak ve eğitim çalışmaları yapacak.

    Ayrıca yerel yönetimler, ilgili karar organının uygun görmesi halinde hayvan hastanesi kurabilecek.

  • TBMM’de kabul edilen Ceza İnfaz Kanunu hangi değişiklikleri getiriyor?

    TBMM’de kabul edilen Ceza İnfaz Kanunu hangi değişiklikleri getiriyor?


    TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaşan Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun başta hükümlü ve tutuklular olmak üzere ilgili birçok kurum ve uygulama açısından çeşitli değişiklikler öngörüyor. Hükümlü ve tutukluların 1 saat olarak belirlenen ziyaret izni 1,5 saate çıkarılırken, belirli usül ve esaslar çerçevesinde elektronik postaya da izin veriliyor.

    Ceza İnfaz Kanunu ile hangi değişikliler getirildi?

    İzleme kurullarına bilgi alma ve dinleme izni

    Kanuna göre, izleme kurulları, hükümlü ve tutukluların naklinde kullanılan araçlar ile adliye binalarında bekletildikleri veya sağlık kuruluşlarında tedavi gördükleri bölümleri yerinde görebilecek, inceleyebilecek, yönetici ve görevlilerden bilgi alabilecek, hükümlü ve tutukluları dinleyebilecek.

    Raporların bir örneği Kamu Denetçiliği Kurumu ile Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna da gönderilecek

    Ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurulları tarafından mevzuat ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle belirlenen ilkeler çerçevesinde, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin yönetim, işleyiş ve uygulamalarına yönelik düzenlenen raporların bir örneği Kamu Denetçiliği Kurumu ile Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna da gönderilecek.

    Cumhuriyet başsavcısına görev ve yetki

    Cumhuriyet başsavcısı, Cumhuriyet savcılarının soruşturmayı sonlandıran kararları arasında oluşabilecek farklılıkların giderilmesi ile bu kararların kanuna uygunluğunun denetlenmesi hususunda görevli ve yetkili olacak.

    Yabancı hükümlülerin durumu

    Yabancı hükümlüler hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezalarının infazına karar verildiği takdirde, sınır dışı edilme işlemleriyle ilgili olarak, bu hükümlülerin durumları İçişleri Bakanlığınca değerlendirilecek. Böylece, yabancı hükümlünün koşullu salıverilmesi veya cezasının infazının tamamlanması halleri bakımından uygulanan bu tedbir, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına karar verilmesi hali bakımından da uygulanacak.

    Hükümlerden maddi yetersizlik durumunda nakil gideri alınmayacak

    Bulundukları ceza infaz kurumundan başka bir kuruma nakil talebinde bulunan hükümlülerin maddi durumlarının yetersiz olduğunu belgelendirmeleri durumunda, bu hükümlülerden nakil giderleri alınmayacak.

    Hükümlülere elekronik posta izni

    Hükümlüler, gerekli teknik altyapının bulunduğu kurumlarda Adalet Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde elektronik yöntemlerle de mektup alıp gönderebilecek.

    Hükümlü tarafından resmi makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgrafların, alıcısı dışındaki kişilerin erişimini engelleyici tüm tedbirler alınarak, hükümlünün talebine göre posta yoluyla veya elektronik ortamda alıcısına ulaştırabilecek.

    Terörle ilgili suçlardan hüküm giyenlerle ilgili yeni düzenlemeler

    Kamu düzeninin korunması ile kişi, toplum ve kurum güvenliğinin sağlanması veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla; terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan mahkum olan veya tehlikeli halde bulunan ya da dışarı ile iletişiminin kurum güvenliği açısından tehlikeli olabileceği değerlendirilen hükümlülere gelen veya bu hükümlüler tarafından gönderilen mektup, faks ve telgraflar dijital olarak kaydedilebilecek veya fiziki olarak saklanabilecek.

    Bu iletilere ilişkin kayıt veya belgeler, amacı dışında kullanılamayacak, kanunda açıkça belirtilen haller dışında hiçbir kişi veya kurumla paylaşılamayacak ve herhangi bir soruşturma ve kovuşturmaya konu edilmemiş ise en geç 1 yıl sonunda silinecek ya da imha edilecek. Silme ve imha işlemleri Cumhuriyet savcısı tarafından denetlenecek.

    Önceden bilgilendirilmek suretiyle, kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan ve terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan mahkum olan veya tehlikeli halde bulunan ya da dışarı ile iletişiminin kurum güvenliği açısından tehlikeli olabileceği değerlendirilen hükümlülerin yapacakları görüşmeler, kamu düzeninin korunması ile kişi, toplum ve kurum güvenliğinin sağlanması veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla kurum yönetimi tarafından dinlenebilecek ve elektronik cihazlar da dahil olmak üzere kaydedilebilecek. Kayıtlar, amacı dışında kullanılamayacak ve kanunda açıkça belirtilen haller dışında hiçbir kişi veya kurumla paylaşılamayacak. Bu kayıtlar herhangi bir soruşturma ve kovuşturmaya konu edilmemiş ise en geç 1 yıl sonunda silinecek. Silme işlemi Cumhuriyet savcısı tarafından denetlenecek.

    Hükümlülerin ziyaret süresi yarım saat uzatıldı

    Kanunla, hükümlülerin ziyaret süresi 1 saatten 1,5 saate çıkarılıyor; tutuklu ve hükümlüler bakımından hasta ziyareti amacıyla verilen mazeret izinleri arasında beklenmesi gereken asgari bir aylık süre şartı kaldırılıyor.

    Kadın hükümlülerle bir ilgili değişiklik tekliften çıkarıldı

    Öte yandan, kadın hükümlünün, 15 yaşını doldurmamış çocuğunun bulunması durumunda, cezasının infazının çocuğun 15 yaşını doldurmasına kadar ertelenebilmesine ilişkin madde, teklif metninden çıkarıldı.

  • Küçük çocuklu annelere ceza erteleme: Yeni Ceza İnfazı Kanun Teklifi’nde hangi düzenlemeler var?

    Küçük çocuklu annelere ceza erteleme: Yeni Ceza İnfazı Kanun Teklifi’nde hangi düzenlemeler var?


    Türkiye’de küçük çocukları ile birlikte cezaevlerinde bulunan annelerin durumu tartışılmaya devam ederken, yeni bir düzenleme üzerinde çalışılıyor.

    TBMM Adalet Komisyonu’nda, AK Parti milletvekillerinin hazırladığı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

    Toplamda 13 maddeden oluşan yasa teklifi iki gün önce TBMM Başkanlığı’na sunulmuştu.

    Teklifte dikkat çeken yasa tasarılarından biri, 15 yaşından küçük çocuğu olan ve 10 yıldan az hapis cezası alan kadın hükümlülerin cezaları ertelenmesi oldu.

    Buna göre, erteleme süresi içinde zaman aşımı işlemeyeceği gibi çocuğun ölmesi veya babanın ceza infaz kurumundan salıverilmesi ya da erteleme süresi içinde hükümlü hakkında kasten işlenen bir suçtan dolayı kamu davası açılması hâlinde, erteleme kararı kaldırılacak. Hükümlülerden maddi durumlarının yetersiz olduğunu belgelendirmeleri durumunda, nakil gideri alınmayacak.

    Mahkumlara e-posta gönderme imkanı, yabancı hükümlüleri İçişleri Bakanlığı inceleyebilecek

    Teklif ile hükümlülerin, gerekli teknik altyapının bulunduğu kurumlarda, Adalet Bakanlığı’nca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde elektronik yöntemlerle de mektup alıp gönderebilmelerine imkan sağlanacak.

    Bunun yanında soruşturmayı sonlandıran kararlarla ilgili olarak uygulamada oluşabilecek farklılıkların önlenmesi ve uygulama birliğinin sağlanması amacıyla Cumhuriyet Başsavcılarına sorumluluk verilecek.

    Kanun yasalaşırsa izleme kurulları, hükümlü ve tutukluların naklinde kullanılan araçlar ile adliye binalarında bekletildikleri veya sağlık kuruluşlarında tedavi gördükleri bölümleri yerinde görebilecek, inceleyebilecek, yönetici ve görevlilerden bilgi alabilecek, hükümlü ve tutukluları dinleyebilecek.

    Öte yandan söz konusu yasayla yabancı hükümlüler hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezalarının infazına karar verildikten sonra sınır dışı edilme işlemleriyle ilgili olarak bu hükümlülerin durumları İçişleri Bakanlığı tarafından incelenecek.

    Muhalefetten yasa tasarısına tepki: Önce yargıya ilişkin sorunlar çözülmeli

    CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, Adalet Komisyonu’nun gündemindeki teklifleri görüşmesinin yanı sıra ülkedeki yargıya ilişkin sorunları da gündemine alarak tartışması gerektiğini dile getirdi.

    Komisyonun, yargıya ilişkin ciddi problemlerde de çözüm aranan bir yer olmasını isteyen Emre, bu alandaki temel sorunlardan birisinin eşitlik ilkesi olduğunu ifade etti.

    Her milletvekilinin cezaevlerinde kalanlardan mektuplar aldığını, buralarda yaşanan sorunlarla ilgili çözüm isteklerinin bu mektuplarda aktarıldığını anlatan Emre, komisyonun bu konuları da gündemine almasını istedi.

    HDP Ağrı Milletvekili Koç: Cezaevlerinde hak ihlalleri var, Türkiye’de adil yargılama yapılmıyor

    HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç, Türkiye’de adil yargılama hakkının kalmadığını iddia ederek, “Bu kanun teklifini neden bugün gündeme getiriyorsunuz? Çünkü cezaevlerinde, bugün kanunlaştırmak istediğiniz konularla ilgili yıllardır hak ihlali yaşanıyor. Kanuni olmamasına rağmen dinlemeler yapılıyor, hükümlünün faksına, mektuba el konuluyor, haberleşme hakkının önüne gerçek anlamda engeller konuluyor.” dedi.

    Türkiye’de en fazla işlenen suçların başında terörün geldiğini ifade eden Koç, 48 bine yakın kişinin sadece terörden dolayı tutuklu olduğunu, 6 binin üzerinde terör suçlamasından kaynaklı da hükümlünün bulunduğunu belirtti. Koç, Terörle Mücadele Kanunu’nun elden geçirilmesi, iyileştirilmesi gerektiğini savunarak, teklifin bu haliyle geri çekilmesi gerektiğini söyledi.

    CHP’li Kaboğlu: 15 Temmuz sonrası OHAL ile on binlerce kişi yargısız infaza tabi tutuldu

    CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu, teklifin “torba kanun” şeklinde hazırlanmasını eleştirerek, “Yargı Reformu Strateji Belgesi’nden sonra Adalet Komisyonu’nda birçok yasa görüşüldü, bunların hemen hepsi torba yasa niteliğinde olan yasalardır. Torba yasa uygulaması Adalet Komisyonu’na hiç yakışmıyor. Ne var ki bunda ısrar eden bir yaklaşım söz konusu.” diye konuştu.

    Yaklaşık bir yıl önce 27 Mayıs mağduriyetlerinin ortadan kaldırılması için bir “af yasası”na imza attıklarını anımsatan Kaboğlu, “Bu önemliydi. Orada vurguladığımız husus, darbelerin neden olduğu mağduriyetleri ortadan kaldıralım ama eşit bir şekilde… 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yürürlüğe konulan OHAL kararnamelerine isimleri yazılan binlerce, on binlerce kişi yargısız infaza tabi tutuldu, terörist olarak nitelendirildi. Ek listelere adları konulan kişilerin mağduriyetleri konusunda susmak; iki yüzlülük, çifte standart olmaktadır.” değerlendirmesini yaptı.