Etiket: Kabil

  • Amerikan askerleri Afganistan’dan ayrıldıktan sonra ABD-Taliban ilişkisi nasıl olacak?

    Amerikan askerleri Afganistan’dan ayrıldıktan sonra ABD-Taliban ilişkisi nasıl olacak?


    ABD, vatandaşlarını ve kendisine yardım eden tehlike içindeki Afgan vatandaşlarını Afganistan’dan tahliye ettikten sonra, 2001’den bu yana ilk kez bu ülkede Amerikan askeri kalmayacak.

    Son iki hafta içinde 114 binden fazla kişi ABD’nin çabasıyla Kabil Havaalanı’ndan tahliye edildi. Ancak, Afganistan’da ABD’nin askeri varlığının bitmesi, Başkan Joe Biden ve yönetimi için yanıt bekleyen bir sürü soruyu beraberinde getiriyor.

    Geride kalan ABD vatandaşları ve tehlike altındaki Afgan vatandaşları ne olacak?

    ABD, 14 Ağustos’ta tahliyeler başladığından bu yana 5 bin 500 vatandaşını bu ülkeden tahliye etti. Sayıları az miktarda da olsa burada aileleriyle kalmayı tercih eden ABD vatandaşları bulunuyor.

    Biden yönetimi, ABD askerleri tamamen çekildikten sonra da Taliban’ın ABD ve diğer ülke vatandaşlarının özgürce ülkeyi terk edebilmesi için güvenli geçişlerin sürmesini istedi. Ancak havaalanının çalışmaması halinde bu kişilerin nasıl tahliye edileceği bilinmiyor.

    ABD için çalışan, tercümanlık ve rehberlik gibi görevlerde bulunanlarla birlikte gazeteciler, çok sayıda kadın hakları ve insan hakları savunucuları da geride kalanlar arasında.

    Bu kişilerin kaderinin ne olacağı belli değil, ancak herkes Taliban’ın bunlara karşı misilleme yapacağı endişesini taşıyor.

    ABD, İngiltere ve diğer ülkeler tarafından yapılan ortak açıklamaya göre Taliban, yabancı ülke vatandaşlarıyla, diğer bir ülkeye gitme izni olan Afgan vatandaşlarının ülkeyi terk etmesine izin vereceğini taahhüt etti.

    Kabil Havaalanı’na ne olacak?

    Son iki haftadır yaklaşık 6 bine ulaşan askeriyle Kabil Havaalanı’nın güvenliğini ABD sağlıyordu.

    Taliban, Katar ve Türkiye gibi ülkelerle sivil uçak seferlerinin güvence altına alınabilmesi için müzakereler yürütüyor.

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Cavuşoğlu, önceki gün yaptığı açıklamada, Kabil Havaalanı’nın sivil uçuşlara açılabilmesi için bazı tamiratların gerektiğini söyledi.

    NATO görev yetkisi içinde Türkiye, son 6 yıldır bu havaalanının güvenliğinden sorumlu. Yabancı askerler gittikten sonra da havaalanının açık kalması Afganistan’ın dış dünyayla bağlantısı ve yardım operasyonları için hayati önem taşıyor.

    Gelecekte ABD ve Taliban arasındaki ilişkiler nasıl olacak?

    ABD, diplomatlarını bu ülkede bırakmayı planlamadığını ve Taliban ile gelecekte ilişkilerinin bu grubun eylemlerine bağlı olacağını açıkladı.

    Ancak Biden yönetimi, ülkede insani ve ekonomik bir krizin çıkmamasını nasıl sağlayabileceğini belirlemek zorunda kalacak.

    BM’ye göre, Afganistan’ın nüfusunun yaklaşık yarısı olan 18 milyon kişi dışarıdan gelecek yardıma bağımlı ve son dört yıldır etkisini gösteren kuraklık yüzünden 5 yaş altı Afgan çocukların yarısı akut yetersiz beslenme sorunu çekiyor.

    Aralarında İngiltere’nin de bulunduğu bazı ülkeler hiçbir ulusun Afgan hükümeti olarak Taliban’ı ikili olarak tanımaması gerektiği uyarısında bulunuyor.

    IŞİD-K ne tür bir tehdit olabilir?

    ABD ve Taliban arasında iş birliği alanlarından birisi de Horasan İslam Devleti Eyaleti (IŞİD-K) militanlarının yol açtığı tehdit olabilir.

    Washington ve Taliban’ın IŞİD-K’ya karşı nasıl koordine olabilecekleri veya bu gruba karşı potansiyel bilgi paylaşımı yapma ihtimali, çeşitli soruları da beraberinde getiriyor. Bu grup, son olarak 26 Ağustos Kabil Havaalanı yakınlarında çok sayıda insanın ölümüne yol açan intihar saldırısı üstlendi.

    Her ne kadar iki radikal Sünni grup olsalar da teolojik açıdan olduğu kadar strateji açısından da farklılık gösteriyor ve cihat için rekabet ediyorlar.

    Aralarındaki güçlü düşmanlığın en açık işareti, IŞİD’in açıklamalarında Taliban’ı ‘mürted’ olarak adlandırmış olması. Irak ve Suriye’deki IŞİD’in aksine IŞİD-K henüz bölgede topraklarını genişletemedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Tahliyelerin bitimine bir gün kala, Kabil Havaalanı yakınlarında roketli saldırı

    Tahliyelerin bitimine bir gün kala, Kabil Havaalanı yakınlarında roketli saldırı


    ABD füzesavar savunma sistemleri, Kabil Havaalanı yakınlarından pazartesi sabah saatlerinde en az 5 roketin ateşlendiğini tespit etti.

    AP, görgü tanıklarına dayanarak verdiği haberinde atılan füzelerin Kabil Havaalanı yakınlarındaki Salim Karwan mahallesine düştüğünü duyurdu.

    Reuters’e konuşan isminin açıklanmasını istemeyen bir ABD yetkilisi, son roketli saldırıda ilk gelen raporlara göre Amerikan askerlerinin can kaybı yaşamadığını belirterek, bu bilginin değişebileceğini bildirdi.

    Afgan medyası ise roketlerin bir araçtan ateşlendiğini ve başkentin çeşitli bölgelerine isabet ettiğini duyurdu.

    ABD’nin Afganistan’dan çekilme süreci yarın tamamlanıyor. ABD ve müttefikleri şu ana kadar 114 bin 400 kişiyi tahliye etti.

    ABD Başkanı Joe Biden, önceki gün yaptığı açıklamada 24 ila 36 saat içinde Kabil Havaalanı’na yeni bir saldırı olacağı yolunda istihbarat aldıklarını söylemişti.

    Tahliye çalışmalarının sürdüğü Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’na yakın bölgede, 26 Ağustos’ta iki ayrı patlama meydana gelmişti.

    Havalimanındaki terör saldırılarında çok sayıda sivil, Taliban mensubu ve ABD askeri ölmüştü. Ülkeden ayrılmak üzere olan ABD ordusu, intihar saldırısıyla aynı gün havalimanı yakınlarında mühimmat imha işlemleri yapmış ve 4 büyük patlama sesi daha duyulmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Afganistan’da kontrolü ele geçiren Taliban lideri Molla Heybetullah Ahundzade nerede?

    Afganistan’da kontrolü ele geçiren Taliban lideri Molla Heybetullah Ahundzade nerede?


    Afganistan’ın büyük kısmını ele geçiren Taliban’ın üst düzey birçok ismi, ağır silahlara sahip savaşçıları ve cihadi medreselerden mezun komandoları ile başkent Kabil’e akın etti.

    Kabil’e gelmeyen tek bir isim kaldı, o da 2016 yılından bu yana örgütü ’emir el müminin’ (müminlerin emiri) sıfatı ile yöneten, Molla Heybetullah Ahundzade.

    Molla Ömer’in öldürülmesi sonrası örgütü sert güç mücadelesinden ve parçalanmaktan kurtaran din adamı, o tarihten bu yana grubun liderliğini üstlenmiş durumda.

    Kendini öğrenci hareketi diye tanımlayan örgüt, kurucu lider Molla Muhammed Ömer’in ölümü sonrası iç çekişmelerle boğuşmuş, grup içerisinde liderlik mücadelesi başlamış, art arda yaşanan hadiseler zaman zaman da çatışma boyutuna ulaşmıştı.

    Heybetullah Ahundzade’nin genel profili, dini bayramlar sırasında yayınladığı kutlama mesajlarıyla sınırlı.

    Ülkeyi ele geçiren örgütün tepesindeki ismin gündelik hayatına ilişkin neredeyse hiçbir şey bilinmiyor.

    Örgüt tarafından yayınlanan tek bir fotoğraf karesi dışında, lider hiçbir zaman kamuoyu önüne çıkmadı, nerede olduğuna dair en ufak bir ipucu da yok.

    Ağustos ayı ortasında Kabil’in kontrolünün ele geçirilmesinden beri Ahundzade’nin bulunduğu yere dair açıklama da gelmedi.

    Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid hafta içerisinde düzenlediği basın toplantısında, Ahundzade’nin nerede olduğuna ilişkin bir soruyu, “İnşallah kendisini yakında göreceksiniz.” sözleriyle yanıtladı.

    Gizli, gizemli geçmiş

    Örgütün, üst düzey liderleri perde arkasında gizli tutma konusunda uzun ve tecrübeli bir geçmişi var.

    Grubun esrarengiz kurucusu Molla Muhammed Ömar, münzevi yaşamıyla biliniyordu ve örgüt 1990’larda iktidardayken Kabil’i nadiren ziyaret etti.

    Molla Ömer daha ziyade Kandahar’daki yerleşkesinde gözlerden uzak yaşam sürdü, hatta kendisini ziyaret etmek isteyen heyetlerle bile pek görüşmedi.

    Ancak tek bir talimatı yetiyordu.

    Hareket içerisinde onunla aynı seviyede saygı görecek ikinci bir figür ortaya çıkmadı.

    Uluslararası Kriz Grubu Asya programı Direktörü Laurel Miller, Molla Ahundzade’nin de Molla Ömer gibi ‘münzevi bir tarz benimsediği’ yorumunda bulundu.

    Miller, selefi Molla Ahtar Mansur’un bir ABD insansız hava aracı saldırısıyla öldürülmesine atıfta bulunarak, gizliliğin güvenlik nedenlerinden de kaynaklanabileceğini dile getirdi.

    Ayrıca Miller, AFP’ye verdiği mülakatta, “Taliban sözcüsü, liderlerinin yakında ortaya çıkacağını söyledi. Örgütün, liderin sağ mı ölü mü olduğunu göstermek için bunu yapması gerekiyor. Ama kendini (kamuoyuna) gösterdikten sonra Molla Ömer’in yaptığı gibi geri çekilip otoritesini uzaktan kullanması da mümkün.” diye konuştu.

    Molla Heybetullah Ahundzade’nin ortada görünmeyişi, sağlığıyla ilgili yıllardır devam eden komplo teorilerinin yanı sıra son olarak Covid-19’a yakalandığı ya da bir bombardımanda öldüğü söylentilerini beraberinde getiriyor.

    Ancak hiç bu söylentilerin tersini ispat etme çabasında olmadı.

    Ahundzade’nin gizlenmesi, eski isyancı grubun hassas bir dönemine denk geliyor.

    Taliban’ın içerisinde Afganistan’ın dört bir yanından çeşitli unsurları temsil eden gruplardan oluşan sayısız fraksiyon yer alıyor.

    Taliban liderliğinin 2015’te Molla Ömer’in ölümünü yıllarca gizlediğinin ortaya çıkması, en az bir büyük fraksiyonun gruptan ayrılmasıyla kısa süreli ama kanlı bir güç mücadelesine yol açtı.

    Uzmanlara göre isyancı bir hareket olmaktan çıkıp şu anda yeniden devlet yönetmeye evrilen örgütün, içerideki sayısız fraksiyonun çıkarlarını dengelemesi ve gücünü pekiştirmesi çok önemli.

    Muhtemel bir iktidar boşluğu, onlarca yıldır silahlı mücadele verip on binlerce savaşçısını kaybeden, üst düzey liderlerini suikastlarda yitiren veya Guantanamo’da yıllarca tutulduktan sonra bir arada kalmayı başaran hareketi istikrarsızlaştırabilir.

    Bu arada kimi uzmanlar, mevcut gizliliği, ABD öncülüğündeki yabancı güçlerin ülkeden ayrılmasının beklendiği şeklinde yorumluyor.

    Pakistan merkezli güvenlik analisti Imtiaz Gül, “Yabancı birlikler Afganistan topraklarında olduğu sürece Taliban kendini cihat halinde görecek ve büyük olasılıkla liderlerini onlar ayrılana kadar gizli tutacaklar.” değerlendirmesinde bulundu.

    Gül’e göre, “Yüce lider bu yüzden ortaya çıkmıyor.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Afganistan’da kontrolü ele geçiren Taliban lideri Molla Heybetullah Ahundzade nerede?

    Afganistan’da kontrolü ele geçiren Taliban lideri Molla Heybetullah Ahundzade nerede?


    Afganistan’ın büyük kısmını ele geçiren Taliban’ın üst düzey birçok ismi, ağır silahlara sahip savaşçıları ve cihadi medreselerden mezun komandoları ile başkent Kabil’e akın etti.

    Kabil’e gelmeyen tek bir isim kaldı, o da 2016 yılından bu yana örgütü ’emir el müminin’ (müminlerin emiri) sıfatı ile yöneten, Molla Heybetullah Ahundzade.

    Molla Ömer’in öldürülmesi sonrası örgütü sert güç mücadelesinden ve parçalanmaktan kurtaran din adamı, o tarihten bu yana grubun liderliğini üstlenmiş durumda.

    Kendini öğrenci hareketi diye tanımlayan örgüt, kurucu lider Molla Muhammed Ömer’in ölümü sonrası iç çekişmelerle boğuşmuş, grup içerisinde liderlik mücadelesi başlamış, art arda yaşanan hadiseler zaman zaman da çatışma boyutuna ulaşmıştı.

    Heybetullah Ahundzade’nin genel profili, dini bayramlar sırasında yayınladığı kutlama mesajlarıyla sınırlı.

    Ülkeyi ele geçiren örgütün tepesindeki ismin gündelik hayatına ilişkin neredeyse hiçbir şey bilinmiyor.

    Örgüt tarafından yayınlanan tek bir fotoğraf karesi dışında, lider hiçbir zaman kamuoyu önüne çıkmadı, nerede olduğuna dair en ufak bir ipucu da yok.

    Ağustos ayı ortasında Kabil’in kontrolünün ele geçirilmesinden beri Ahundzade’nin bulunduğu yere dair açıklama da gelmedi.

    Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid hafta içerisinde düzenlediği basın toplantısında, Ahundzade’nin nerede olduğuna ilişkin bir soruyu, “İnşallah kendisini yakında göreceksiniz.” sözleriyle yanıtladı.

    Gizli, gizemli geçmiş

    Örgütün, üst düzey liderleri perde arkasında gizli tutma konusunda uzun ve tecrübeli bir geçmişi var.

    Grubun esrarengiz kurucusu Molla Muhammed Ömar, münzevi yaşamıyla biliniyordu ve örgüt 1990’larda iktidardayken Kabil’i nadiren ziyaret etti.

    Molla Ömer daha ziyade Kandahar’daki yerleşkesinde gözlerden uzak yaşam sürdü, hatta kendisini ziyaret etmek isteyen heyetlerle bile pek görüşmedi.

    Ancak tek bir talimatı yetiyordu.

    Hareket içerisinde onunla aynı seviyede saygı görecek ikinci bir figür ortaya çıkmadı.

    Uluslararası Kriz Grubu Asya programı Direktörü Laurel Miller, Molla Ahundzade’nin de Molla Ömer gibi ‘münzevi bir tarz benimsediği’ yorumunda bulundu.

    Miller, selefi Molla Ahtar Mansur’un bir ABD insansız hava aracı saldırısıyla öldürülmesine atıfta bulunarak, gizliliğin güvenlik nedenlerinden de kaynaklanabileceğini dile getirdi.

    Ayrıca Miller, AFP’ye verdiği mülakatta, “Taliban sözcüsü, liderlerinin yakında ortaya çıkacağını söyledi. Örgütün, liderin sağ mı ölü mü olduğunu göstermek için bunu yapması gerekiyor. Ama kendini (kamuoyuna) gösterdikten sonra Molla Ömer’in yaptığı gibi geri çekilip otoritesini uzaktan kullanması da mümkün.” diye konuştu.

    Molla Heybetullah Ahundzade’nin ortada görünmeyişi, sağlığıyla ilgili yıllardır devam eden komplo teorilerinin yanı sıra son olarak Covid-19’a yakalandığı ya da bir bombardımanda öldüğü söylentilerini beraberinde getiriyor.

    Ancak hiç bu söylentilerin tersini ispat etme çabasında olmadı.

    Ahundzade’nin gizlenmesi, eski isyancı grubun hassas bir dönemine denk geliyor.

    Taliban’ın içerisinde Afganistan’ın dört bir yanından çeşitli unsurları temsil eden gruplardan oluşan sayısız fraksiyon yer alıyor.

    Taliban liderliğinin 2015’te Molla Ömer’in ölümünü yıllarca gizlediğinin ortaya çıkması, en az bir büyük fraksiyonun gruptan ayrılmasıyla kısa süreli ama kanlı bir güç mücadelesine yol açtı.

    Uzmanlara göre isyancı bir hareket olmaktan çıkıp şu anda yeniden devlet yönetmeye evrilen örgütün, içerideki sayısız fraksiyonun çıkarlarını dengelemesi ve gücünü pekiştirmesi çok önemli.

    Muhtemel bir iktidar boşluğu, onlarca yıldır silahlı mücadele verip on binlerce savaşçısını kaybeden, üst düzey liderlerini suikastlarda yitiren veya Guantanamo’da yıllarca tutulduktan sonra bir arada kalmayı başaran hareketi istikrarsızlaştırabilir.

    Bu arada kimi uzmanlar, mevcut gizliliği, ABD öncülüğündeki yabancı güçlerin ülkeden ayrılmasının beklendiği şeklinde yorumluyor.

    Pakistan merkezli güvenlik analisti Imtiaz Gül, “Yabancı birlikler Afganistan topraklarında olduğu sürece Taliban kendini cihat halinde görecek ve büyük olasılıkla liderlerini onlar ayrılana kadar gizli tutacaklar.” değerlendirmesinde bulundu.

    Gül’e göre, “Yüce lider bu yüzden ortaya çıkmıyor.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Taliban sözcüsü: Türk askerini olumsuz bir durum meydana gelmemesi için istemiyoruz

    Taliban sözcüsü: Türk askerini olumsuz bir durum meydana gelmemesi için istemiyoruz


    Taliban Sözcüsü Zebihullah Mücahit, Türkiye ile iyi ilişkiler kurmak istediklerini ancak Kabil Havaalanı’nın güvenliğini kendilerinin sağlayacağını söyledi.

    euronews’e mülakat veren Mücahit, “Türkiye bizim için önemli bir ülke. Müslüman ve kardeş bir millet. Kalıcı ve iyi ilişkiler kurmak isteriz. Güçlü ve diplomatik ilişkilere sahip olmak isteriz.” dedi.

    “Türkiye ile dostluktan yanayız.” diyen Taliban Sözcüsü Zebihullah Mücahit, NATO üyesi Türkiye’nin askerini Kabil’de istememelerinin sebebini ise, “Bunun nedeni, Allah korusun bizimle Türkiye arasında olumsuz bakışın (kötü durumun) meydana gelmemesi.” sözleriyle açıkladı.

    “Havaalanının güvenliğini kendimiz sağlayacağız”

    Afgan halkının dış güçlere karşı oldukça hassas olduğunu belirten Mücahit, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Afganistan halkı dış ülkelerin güçlerine karşı çok hassas. Biz (Türkiye’ye karşı) hassasiyetin daha fazla artmasını istemeyiz. Dolayısıyla Kabil Havaalanı’nın güvenliğini kendimiz sağlayacağız. Havaalanının tüm kapasitelerini kendimiz kullanabiliriz ama eğer teknik, ticari ve diplomatik konular olursa tabi ki (Türkiye’den) yardım talep edeceğiz.”

    Askeri birliklerin Afganistan’da tutulmasının halk tarafından ‘tecavüz’ (işgal) ve ‘işgalin devamı’ şeklinde algılanacağının altını çizen Mücahit, “Tüm dünya ülkeleriyle iyi ve diplomatik ilişkiler kurmayı istiyoruz. Afganların ve savaştan zarar gören ülkemizin iyi ve diplomatik ilişkiler kurmaya ihtiyacı var.

    Ancak tecavüz (işgal) ve askeri güçlerin bırakılması, işgalin devamı olarak biliniyor ve Afganistan halkı bu konuda çok hassas. Bu konuda fikir beyan edenler (Yabancı ülkelerin askerlerinin Afganistan’da kalması konusuna sıcak bakanlar) Afganistan’ı tanımıyorlar.”

    Röportaj sırasında sık sık dış dünyaya mesaj gönderen ve uluslararası toplumla diplomatik açıdan iyi ilişkiler kurmak istedikleri yönünde beyanatlar veren Mücahit, hükümeti kurduktan sonra diğer ülkelere büyükelçi göndermeyi ve diğer ülkelerden de Afganistan’a büyükelçi gelmesini istediklerini ifade etti.

    Ayrıca Mücahit, halihazırda Kabil’de bazı ülkelerin büyükelçiliklerinin olduğunu ve buraların güvenliğini sağladıklarını kaydetti.

    Patlama, Amerikan askerlerinin olduğu bölgede yaşandı, onlar zemin hazırladı

    Kabil Havaalanı’nda 26 Ağustos günü IŞİD-Horasan tarafından düzenlenen intihar saldırısının ABD’lilerin sorumluluğu altındaki bölgede gerçekleştiğini belirten Taliban Sözcüsü, Amerikalıların bu duruma zemin hazırladığını iddia etti.

    Zebihullah Mücahit şu şekilde konuştu:

    “Yürek yakıcı bir saldırıydı. Bizi çok üzdü. Orada toplanan siviller, kadın, çocuk ve savunmasız insanlardı. Çok üzücü, Amerikalılar buna ortam hazırladı. Çünkü halkı onlar topladı ve herkes bir yerde toplanınca durum bizim kontrolümüzün dışına çıktı. Kabil Havaalanı’nda bizim durduğumuz bir çizgi var. Mücahitler (militanlar) bu çizgiyi geçmiyor. Amerikalılar da bu tarafa gelmiyor. Olay Amerikalıların mesul olduğu noktada yaşandı. Onlar o bölgenin güvenliğini sağlayamadılar.”

    İslami hükümet kurulacak

    Taliban, 15 Temmuz’da başkent Kabil’i ele geçirdi. Demokratik yollardan seçilen Batı destekli hükümetin lideri olan Cumhurbaşkanı Eşref Gani, ülkeden kaçtı. Taliban o zamandan bu yana, aralarında eski siyasetçilerin de olduğu üst düzey isimlerle ‘geniş katılımlı’ olduğunu belirttiği bir hükümet üzerinde çalışıyor.

    euronews’e hükümet kurma aşamasını anlatan Mücahit, “Şuan istişareler devam ediyor. İstişareler bitikten sonra umarım kabine açıklanır ve hükümet normal işine döner.” dedi.

    Amerikalıların yakında çekileceğini dile getiren Taliban Sözcüsü, hemen ardından yeni bir hükümet kurulacağını ve yönetim şeklinin de İslami olacağını aktardı. Dolayısıyla zaten İslami bir hükümet kurulacağı için artık farklı silahlı grupların bir ‘İslami hükümet’ bahanesiyle savaşması için ortamın da kalmayacağını söyledi.

    Herkesin bu yönetim altında yaşayacağını söyleyen Mücahit, “İslam adına yapılan hiçbir saldırının, insan öldürmenin savaşın devam etmesinin mazereti olamaz. Ben herkesin gerçekleri göreceğine inanıyorum. Sizin de gördüğünüz gibi halkın savaşma gücü yok. Artık bir İslami hükümet kurulacak, Afganistan halkı tekrar bağımsızlığını kazanacak. Dolayıyla Afganistan halkı bir millet olarak, rahat yaşama hakkına sahip, biz ülkede istikrarın yeniden sağlanması için çaba göstereceğiz.” şeklinde konuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Taliban, Kabil Havaalanı etrafında konuşlanan militanlarının sayısını artırdı

    Taliban, Kabil Havaalanı etrafında konuşlanan militanlarının sayısını artırdı


    Afganistan’dan tahliyelerin hızı azalırken Taliban, Kabil Havaalanı etrafında insanların toplanmasını önlemek amacıyla burada konuşlanan militanlarının sayısını artırdı. Bu arada Kabil’de para çekme makinalarının önünde uzun kuyrukların oluştuğu aktarıldı.

    ABD’nin 31 Ağustos’ta birliklerini tamamen Afganistan’dan çekme süresine çok az bir zaman kala Taliban militanlarının Kabil Havaalanı’na giden yollarda çok sayıda kontrol noktaları oluşturarak, buralardaki devriye sayısını artırdığı görülüyor.

    Son iki hafta içinde ülkeden kaçma umuduyla havaalanı etrafından toplanan kalabalığın olası bombalı saldırı endişesi yüzünden önemli ölçüde azaldığı bildirildi.

    Perşembe günü IŞİD tarafından düzenlenen intihar saldırısı 13’ü ABD’li, 169’u Afgan toplam 182 kişinin hayatını kaybetmesine yol açmıştı.

    Şehirden havaalanına gidene kadar en az 4 Taliban kontrol noktasından geçtiğini belirten bir Afganlı, Associated Press’e (AP) yaptığı açıklamada, sadece ABD pasaportu taşıyanların geçişine izin verildiğini bu yüzden kente geri dönmek zorunda kaldığını söyledi.

    AP, Taliban militanlarının havaya uyarı ateşi açarak, havaalanına gidenleri engellemeye çalıştığını aktardı.

    ABD’ye göre şu ana kadar Kabil’den 100 bine yakın kişi tahliye edildi. Hala binerce kişinin salı gününe kadar ülkede havayoluyla kaçmanın yollarını aradığı bildirildi.

    Kabil’deki ATM’lerin önünde kuyruk

    Bu arada başkent Kabil’de içlerinde çoğu devlet memuru gösterici bir bankanın önünde protesto eylemi yaparken, para çekme makinalarının önünde uzun kuyrukların oluştuğu aktarıldı.

    Göstericiler, son 3 ila 6 aydır maaşlarının ödenmediği ve bankalardan para çekemedikleri şikayetinde bulunuyor. ATM makinalarının hala çalıştığı ancak her 24 saat için sadece 200 dolar çekilmesine olanak sağlandığı belirtiliyor.

    Ekonomik kriz kapıda

    Afganistan’da devrilen hükümetin bütçesinin yüzde 75’i uluslararası yardımlarla karşılanıyordu.

    Taliban’ın ülkede kontrolü ele geçirmesinin ardından Afganistan’ın yurt dışındaki fonlarını donduran G7 ülkelerinin bir kısmı, son zirvede tahliyelere izin verilmemesi halinde bu paraların kullanımına hiçbir zaman izin verilmeyeceği tehdidinde bulunmuştu.

    Sadece ABD’de Afganistan’ın 9 milyar dolar rezervinin askıya alındığı biliniyor. IMF ise son olarak 450 milyon dolarlık bir fonun transferin askıya aldı.

    Son olarak BM, ülkeyi etkisi altına alan kuraklık yüzünden 7 milyona yakın kişinin geçim kaynaklarının tehdit altında olduğu uyarısında bulundu.

    BM’nin Dünya Gıda Örgütü’ne göre, Afganistan’da yaşayan nüfusun dörtte biri olan 14 milyon kişiye gıda yardımı yapılması gerekiyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Afganistan’da kendisini Cumhurbaşkanı ilan eden Salih: Taliban’ın yönetimi uzun sürmez

    Afganistan’da kendisini Cumhurbaşkanı ilan eden Salih: Taliban’ın yönetimi uzun sürmez


    Afganistan’da kendisini ülkenin geçici Cumhurbaşkanı ilan eden Emrullah Salih, Taliban’ın metotları “halka kabul edilemez geldiği” için ülkeyi yönetmesinin uzun sürmeyeceğini iddia etti.

    Taliban ülkede yönetimi ele geçirmeden önce Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı olan Emrullah Salih son gelişmelerle ilgili Euronews’e konuştu.

    Taliban’ın hala kontrolü ele geçiremediği Pencşir Vadisi’nden soruları yanıtlayan Salih, “Taliban’ın yasası olan İslam Emirliği halk için kabul edilemez. Taliban için ülkeyi yönetmek imkansız.” dedi.

    Salih, IŞİD’in üstlendiği dün Kabil Havaalanı’nda meydana gelen kanlı intihar saldırılarının arkasında da Taliban’ın olduğunu savundu.

    “Ülkeyi neden Cumhurbaşkanı Eşref Gani gibi terk etmediniz?” şeklindeki soru üzerine Salih, “Ben Ahmet Şah Mesud’un bir askeriyim. Onun sözlüğünde ülkenin kötü zamanında kaçmak veya başka ülkeye sığınmak gibi bir şey yok. Eğer kaçmış olsaydım, fiziksel olarak hayatta olabilirdim ama dünyanın herhangi bir köşesine ulaşır ulaşmaz ruhen anında ölürdüm.” dedi.

    “ABD, yüzünden Taliban mahkumlarını bıraktık”

    Afganistan’da devrik hükümetin Taliban mahkumlarını serbest bırakması konusunda ABD’nin baskısını eleştiren Salih, “Ben de kusursuz bir insan değilim, Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı olarak bu kararı veto edemezdim. Maalesef ABD hiç de diplomatik olmayan ve yanlış bir şekilde bizden mahkumların serbest bırakılmasını, aksi takdirde ekonomik, askeri ve silah yardımının kesileceği tehdidinde bulundu. Biz bunları bırakırsak dönüp bize karşı savaşacaklarını söylemiştik.” dedi.

    Salih, iki üç gün önceden Taliban’ın Kabil Havaalanı’nda bir dizi bombalama eylemi gerçekleştirmek istediğini bildiklerini iddia ederek, “IŞİD’in bu saldırıları yaptığı dünyaya yayılıyor ancak bu saldırıların ardından Taliban var.” dedi. Salih ayrıca, Pakistan’ı ülke için “vekil grup” olarak adlandırdığı Taliban’a emir vermekle suçladı.

    Salih, “Taliban’ın ne dış ne de iç meşruiyeti var ve yakında Pencşir yanı sıra onlara karşı direnişin artmasıyla birlikte derin bir askeri kriz ile karşı karşıya kalacaklar.” dedi.

    Emrullah Salih, AB’nin ahlaki sorumluluğunu üstlenip Afgan Ulusal Direnişine siyasi olarak destek vermesi gerektiğini sözlerine ekledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiltere ve Yeni Zelanda, Kabil’deki tahliyeleri sonlandırıyor

    İngiltere ve Yeni Zelanda, Kabil’deki tahliyeleri sonlandırıyor


    İngiltere, Afganistan’da İngiliz birliklerine yardımcı olan Afganistan vatandaşlarının tahliyesinde artık son aşamaya gelindiğini, halihazırda Kabil Havaalanı içinde olanların tahliye edileceğini ancak dışarıdan yeni isimlerin çağrılmayacağını bildirdi.

    Savunma Bakanı Ben Wallace, Kabil’deki tahliye işlemleriyle ilgilenen merkezin görevinin sona erdiğini belirterek şu anda Kabil Havaalanı içinde bekleyen son bin kişinin uçaklara alınacağını, bunun ötesinde ilave isimlerin tahliye edilmeyeceğini söyledi.

    Kabil Havaalanı’nı hedef alan ve çoğu Afgan sivil, en az 95 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan intihar saldırısını değerlendiren Wallace, ‘militanların Batılı güçleri Afganistan’dan çıkmaya zorladıklarını göstermek için’ daha fazla tehditlerin olabileceğini dile getirdi.

    “Ayrılma anı yaklaştıkça tehdit de büyüyecek.” diyen Bakan Wallace, Sky News’e verdiği demeçte, “Biz ayrılırken, IŞİD gibi bazı gruplar her zaman ‘ABD veya İngiltere’yi kovduklarını’ iddia eden söylemler kullanmak isteyecek.” dedi.

    Son İngiliz birliklerinin Afganistan’dan ayrılmadan önce şu anki çabaların İngiliz vatandaşlarını ve daha önce çıkması onaylanan diğer Afganları çıkarmaya odaklanacağını söyledi.

    “Bu süreçte herkesin tahliye edilememesi derin üzüntü verici bir durum.” diyen İngiliz Bakan, ayrıca 100 ile 150 kadar İngiltere vatandaşının hala Afganistan’da bulunduğunu ve bunların bir kısmının da kendi isteğiyle burada kalmak istediğini sözlerine ekledi.

    Yeni Zelanda Başbakanı Ardern: Herkesi tahliye edemedik

    Kabil Havaalanı’ndaki saldırıların ardından tahliye işlemlerini sonlandıracağını duyuran bir başka ülke de Yeni Zelanda oldu.

    Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, kaç kişinin geride kaldığından veya bunların kaçının Yeni Zelanda vatandaşı, ikametgah veya vize sahibi olduğundan henüz emin olmadığını söyledi. Ordunun son günlerde insanları bulmak için büyük çaba sarf ettiğini belirten Ardern, “Yeni Zelandalı olan veya Yeni Zelanda ile çalışan mümkün olduğunca çok kişiyi ülkeye getirmek için olağanüstü çaba sarf ettik. Ancak kahredici olan, herkesi getirememiş olmamız. Şimdi, kalanlar için neler yapabileceğimize bakmamız gerekiyor.” diye konuştu.

    ABD Başkanı Joe Biden’ın 31 Ağustos’u Afganistan’daki birliklerin çekilmesi için son gün olarak ilan etmesi ve geri adım atmaması nedeniyle yabancılarla çalışan on binlerce Afgan hala ülkeden tahliye edilemedi.

    ABD’nin çıkması nedeniyle Avrupa ülkeleri de kendileriyle çalışan birçok Afgan’ı tahliye etmedi.

    Taliban yönetiminden kaçmak isteyen binlerce Afgan ise, dün yaşanan intihar saldırısına rağmen son tahliye uçaklarında yer bulabilmek için Kabil Havaalanı’na akın etti.

    İngiltere, şu ana kadar 13 bin 700 İngiltere ve Afganistan vatandaşını tahliye etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Afganistan’daki tahliyeleri sağlayan ABD askerlerinin ayrılmasından sonra ne olacak?

    Afganistan’daki tahliyeleri sağlayan ABD askerlerinin ayrılmasından sonra ne olacak?


    Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden, Afganistan’daki Amerikan askerlerini ağustos sonuna kadar çekme planına bağlı olduklarını ancak sürecin 31 Ağustos’a kadar tamamlanmasının Taliban’ın kendileriyle iş birliğini sürdürmesine, tahliye edilecek insanların havalimanına erişimini sağlamasına ve operasyonları engellememesine bağlı olduğunu söyledi. Biden, nisan ayında, Afganistan’da kalan son 2 bin 500 ABD askerini geri çekme planını açıklarken Kabil hükümetinin çökmesi sonrası risk altında bulunanları tahliye etmek için binlerce ilave asker göndermişti.

    Tahliyeler sırasında Kabil Havaalanı’nda oluşan kaotik ve tehlike saçan görüntüler ise göreve gelmesinin ardından Biden yönetimine yönelik en ağır eleştiri dalgasını beraberinde getirdi. Zira Afganların tahliyesi sırasında oluşan trajik ve dramatik görüntüler, insan hakları aktivistleri başta olmak üzere ABD’liler ve uluslararası cami tarafından sert şekilde eleştiriliyor.

    Bu tarihten sonra ne olacak?

    ABD’li yetkililer, askerler çekilmenin 31 Ağustos’a kadar tamamlanması için bu işleme en geç cuma günü başlanması gerektiğini ve sürecin birkaç gün alabileceğini belirtiyor. Kabil Havaalanı’nda konuşlu askerler arasında deniz piyadeleri ve paraşütçüler bulunuyor. Askerlerin ekipmanlarını toplayıp geri çekilmesi kuşkusuz ABD ve müttefiklerinin tahliye hızını yavaşlatacak.

    Son güne kadar kaç kişi tahliye edilir?

    Başkan Biden Salı günü yaptığı açıklamada, 14 Ağustos’tan bu yana Amerikan vatandaşları, NATO personeli ve risk altındaki Afganlar da dahil olmak üzere 70 binden fazla kişinin Kabil’den tahliye edildiğini aktardı.

    Ayrıca Biden ve diğer yetkililer, ABD’nin Afganistan’dan ayrılmak isteyen tüm Amerikan vatandaşlarının yanı sıra risk altındaki Afganların mümkün olduğunca tahliye edileceğini kaydetti.

    Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü John Kirby, Pentagon’un 31 Ağustos’a kadar ülkeden ayrılmak isteyen tüm Amerikalıları tahliye etme kabiliyetine sahip olduğunu belirtirken ABD’li yetkilileri şu ana kadar 4 bin Amerikalının bu ülkeden çıkarıldığını dile getirdi. Öte yandan tamamı büyükelçiliğe kayıtlı olmadığı için de geride kaç Amerikan vatandaşının kaldığı net olarak bilinmiyor. İlaveten Pentagon, Kabil Havaalanı’nda korumaya yardımcı olan 500 Afgan askerinin de tahliye edileceği taahüdünde bulundu.

    Geride kalanlara ne olacak?

    Mülteci yerleştirme grubu The Association of Wartime Allies‘a (Savaş Zamanı Müttefikleri Derneği) göre tercümanlar, şoförler ve ABD’lilere yardımcı olan diğer çalışanlar da dahil olmak üzere 250 bin Afgan’ın tahliye edilmesi gerekiyor. Temmuzdan bu yana sadece 62 bin kişi Afganistan’dan tahliye edildi.

    ABD Dışişleri Bakanlığı, hedefin, askerlerin çekilmesinden sonra bile risk altındaki Afganların ülkeyi terk etmesine yardımcı olmak olduğunu ve Washington’ın, bunu sağlamak için Taliban’a baskı yapacağını dile getirdi.

    “Askeri misyonun sona ermesinden sonra devam edecek şey; risk altındaki Afganlara olan bağlılığımız.” diyen Bakanlık Sözcüsü Ned Price, “Taliban’ı buna zorunlu tutacağız. Dünyanın geri kalanı da öyle. ABD ordusu çıktıktan sonra da ayrılmak isteyen kişilerin bunu yapma fırsatı olacak.” şeklinde konuştu.

    ABD ne kadar baskı kaldırabilir

    Biden yönetiminin ve benzer çizgideki diğer hükümetlerin karşı karşıya olduğu en büyük sorulardan biri, Taliban yönetimini tanıyıp tanımamak.

    Bu durumun, Taliban’ın daha önceki Afgan hükümetlerinin dayandığı dış yardıma erişip erişememesi de dahil önemli sonuçları olacak.

    Trump yönetimi tarafından imzalanan şubat 2020 tarihli anlaşma, açıkça Taliban’ın ‘ABD tarafından bir hükümet olarak tanınmadığını’ belirtiyor. Ancak Washington’ın terörle mücadele gibi bazı konularda İslamcı grupla görüşmek zorunda kalacağına dair işaretler şimdiden mevcut.

    ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns, başkent Kabil’de Taliban’ın önde gelen liderlerinden Molla Abdulgani Birader ile gizli bir görüşme yaptı.

    Reuters’a göre ABD’li yetkililer, Taliban’ın, IŞİD gibi oluşumlara karşı olduğunu ve ABD’li diplomat ve askerlerin tahliyesi boyunca örgüt yetkilileriyle temas halinde oldukları bilgisini paylaştı.

    İnsani kriz?

    Amerika Birleşik Devletleri, müttefikleri ve Birleşmiş Milletler, yaklaşmakta olan bir insani felaketle nasıl başa çıkılacağına dair karar vermek zorunda kalacak.

    BM, 18 milyondan fazla insanın, bir diğer deyişle Afganistan’ın nüfusunun yarısından fazlasının yardıma ihtiyacı olduğu uyarısında bulunuyor. Ayrıca BM, son dört yıl içinde ikinci kez baş gösteren kuraklığın ortasında 5 yaş altı tüm Afgan çocukların yarısının halihazırda akut yetersiz beslenmeden muzdarip olduğunu bildiriyor.

    Dünya Sağlık Örgütü, teslimatların Kabil havaalanındaki kısıtlamalar nedeniyle engellenmesiyle birlikte Afganistan’da yalnızca bir hafta yetecek kadar malzemeye sahip olduğunu kaydederek bu durumun koronavirüs enfeksiyonlarını artıracağı endişesini aktardı.

    Taliban, BM’ye insani çalışmaları sürdürebileceğine dair güvence verse de BM, kadın hakları ve tüm sivillere erişim konusunda ısrarcı olacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Batılı ülkelerden Kabil Havaalanında ‘IŞİD saldırısı’ uyarısı

    Batılı ülkelerden Kabil Havaalanında ‘IŞİD saldırısı’ uyarısı


    Amerika Birleşik Devletleri, IŞİD tarafından düzenlenebilecek terör saldırısı tehdidi nedeniyle kendi vatandaşlarını ve halkı, Kabil Havaalanı’ndan uzak durmaya çağırdı. ABD’nin Kabil Büyükelçiliği tarafından yayınlanan uyarıda, vatandaşlara havaalanına seyahat etmekten kaçınmaları tavsiye edildi.

    Halihazırda havaalanı kapısında bulunanların da derhal buradan ayrılmaları gerektiği belirtildi. Uyarıya, “güvenlik tehdidi” gerekçe gösterildi.

    IŞİD-Horosan örgütü tarafından düzenlenebileceği belirtilen terör saldırısı ihtimaliyle ilgili Başkan Joe Biden’a bilgi verildiği belirtildi.

    Benzer uyarı İngiltere’den de geldi. İngiltere, vatandaşlarına “yüksek terör saldırısı tehdidi” nedeniyle Kabil Havalimanı’na seyahat etmemeleri uyarısında bulundu.

    İngiltere Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, ülkedeki durumun “değişken olmayı sürdürdüğü” belirtildi.

    Açıklamada, “Devam etmekte olan ve yüksek terör saldırısı tehdidi var. Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’na gitmeyin. Havaalanı bölgesindeyseniz güvenli bir yere gidin ve yeni tavsiyeleri bekleyin.” denildi.

    Bir başka çağrı da Avustralya tarafından yapıldı. “Çok yüksek terör saldırısı tehdidi” uyarısında bulunan Avustralya, vatandaşlarını ve Avustralya vizesi sahiplerini bölgeyi terk etmeye çağırdı.

    Batılı ülkeler, askeri birliklerin çekileceği son tarih olan 31 Ağustos’a kadar olabildiğince çok Afgan’ı ülkeden tahliye etmek için zamana karşı yarışıyor.

    Ancak Afganların tahliyesi, trajik ve kaotik görüntülere sahne oluyor.

    Batılı ülkelerle çalışan binlerce Afgan, havaalanına normal kapıdan alınmak yerine, güvenlik duvarından atlamaya ve temiz olmayan derenin içinden geçmeye mecbur bırakılıyor.

    Havaalanının önündeki birikme nedeniyle kapıya yaklaşmak imkansız hale geliyor.

    Bu arada Kabil Havaalanı’nda görevli bir sivil yetkili, tüm terör tehditlerine rağmen Afganların, havaalanı çevresinden ayrılmayı reddettiğini dile getirdi.

    Diğer yandan Taliban, havaalanına giden tüm yolları kapattı.

    Kendini IŞİD’in Horasan kolu olarak tanımlayan IŞİD-H isimli örgüt, son yıllarda Afganistan’da zemin kazanmaya devam ediyor.

    Ülkedeki kanlı intihar saldırılarının büyük bir kımını bu örgüt üstlendi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***