Etiket: Julian Assange

  • WikiLeaks’in kurucusu Assange ‘casusluk suçunu’ kabul etti: Tüm belgeleri imha edecek

    WikiLeaks’in kurucusu Assange ‘casusluk suçunu’ kabul etti: Tüm belgeleri imha edecek


    Assange’ın duruşması, Büyük Okyanus’un Asya kıyılarına yakın ABD toprağı Kuzey Mariana Adaları Bölge Mahkemesi’nde yapıldı.

    Bölge hakimi Ramona Manglona’nın bazı sorularını yanıtlayan Assange, ABD ile vardığı anlaşma uyarınca “casusluk yasasını ihlal ettiği” suçlamasını kabul etti.

    TÜM BELGELERİ İMHA EDECEK

    AA’nın haberine göre; anlaşma uyarınca Assange’ın Wikileaks’e sağladığı tüm belgeleri de imha etmesi kararlaştırıldı.

    Anlaşmaya göre, WikiLeaks kurucusunun 62 ay hapis cezasına çarptırılması ancak İngiltere’de cezaevinde kaldığı süre göz önünde bulundurularak Avustralya’ya gitmesine izin verilmesi bekleniyor.

    ASSANGE’IN DAVA SÜRECİ

    Julian Assange’ın kurduğu WikiLeaks, 28 Ekim 2010’da ABD’nin Irak ve Afganistan’da işlediği suçları da delillendiren 251 bin gizli belgeyi yayımlamıştı.

    Assange, Haziran 2012’de sığındığı Ekvador’un Londra Büyükelçiliğinden 11 Nisan 2019’da çıkarılarak gözaltına alınmış ve “kefaletle serbest bırakılma şartlarını ihlal etmekten” tutuklanarak Londra’daki Belmarsh Hapishanesi’ne konulmuştu.

    ABD, İngiltere’den Assange’ın iadesini talep etmiş, İngiltere Yüksek Mahkemesi, ABD’den, Assange’ın ölüm cezasına çarptırılmayacağı ve adil şekilde yargılanacağı gibi güvenceler istemişti.

    Dün gece yapılan açıklamada, Julian Assange’ın, ABD ile varılan “casusluk yasasını ihlal ettiği” suçlamasını kabul etme anlaşması sonucu, ülkesi Avustralya’ya gitmek üzere, 5 yıldır tutuklu bulunduğu İngiltere’den ayrılmasına izin verileceği belirtilmişti.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yüzyılın gazetecilik davası: ABD ile anlaşmaya varan Assange, hapisten çıktı

    Yüzyılın gazetecilik davası: ABD ile anlaşmaya varan Assange, hapisten çıktı


    – ABD’nin savaş ve insanlık suçlarını gözler önüne seren gizli belgelerini yayımlayan WikiLeaks kurucusu Julian Assange, Casusluk Yasası’na göre 175 yıla kadar hapsini isteyen Washington’la anlaşmaya vardı.

    ‘SUÇLAMALARI KISMEN KABUL KARŞILIĞI YATTIĞI KADAR HAPİS’ ANLAŞMASI

    ABD Adalet Bakanlığı, WikiLeaks kurucusunun “hakkındaki suçlamaları kısmen kabul etmesi karşılığında” 5 yıl kadar ceza talebinde bulunacağını ve bunu da yattığına sayacağını vaat etti.

    Anlaşma kapsamında, Britanya’da 5 yıldır tutulduğu yüksek güvenlikli Belmarsh cezaevinden çıkan Assange, ABD’nin Kuzey Mariana Adaları’nda Bölge Mahkemesi’ne çıkacak ve ABD Casusluk Yasası kapsamındaki suçlamalardan birini kabul edecek.

    ABD’DE GÖZALTI SÜRECİ OLMADAN AVUSTRALYA’YA GİDECEK

    Vatandaşı olduğu Avustralya’ya yakınlığı nedeniyle Büyük Okyanus’un Asya kıyılarına yakın Amerikan adasında yapılacak duruşmada Britanya’da cezaevinde kaldığı süreye denk gelecek 62 ay hapis cezasına çarptırılacak Assange, ABD’de gözaltı ya da hapis süreci olmadan Avustralya’ya gidecek.

    EŞİ: ÖNCELİĞİMİZ JULIAN’IN YENİDEN SAĞLIĞINA KAVUŞMASI

    X hesabından “Julian serbest” müjdesini veren WikiLeaks kurucusunun eşi Stella Assange, serbest kalmasından sonra ne yapacaklarını tartışmak için henüz zamanlarının olmadığını söyledi.

    Önceliklerinin 5 yıldır çok kötü durumda olan Julian’ın “yeniden sağlığına kavuşması” olduğunu belirten Stella, “doğayla temas halinde” olmaya odaklanacaklarını belirtti.

    AVUSTRALYA’DAN ASSANGE’A DESTEK

    Assange’ın Londra’dan ayrıldığını doğrulayan Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, ABD toprağındaki duruşmada Avustralya’nın Londra Büyükelçisi Stephen Smith’in Assange’a eşlik edeceğini açıkladı.

    12 YILLIK ESARET SONA ERECEK

    WikiLeaks’in 28 Ekim 2010’da ABD’nin Irak ve Afganistan’da işlediği suçları delillendiren 251 bin gizli belgeyi yayımlamasıyla dünyada çığır açması sonrası Batılı ülkelerin peşine düştüğü Assange, 12 yıldır esir hayatı yaşıyordu.

    Haziran 2012’de sığındığı Ekvador’un Londra Büyükelçiliği’nden Nisan 2019’da zorla çıkarılarak gözaltına alınan ve “kefaletle serbest bırakılma şartlarını ihlalden” tutuklanarak Londra’daki Belmarsh Hapishanesi’ne konulan Assange, o zamandan beri demir parmaklıklar ardında ölmesi anlamına gelebilecek ABD’ye iade edilmesi talebine karşı yılan hikayesine dönen hukuk mücadelesi veriyordu.

    ABD’ye iade kararı 2022’de dönemin Britanya İçişleri Bakanı Priti Patel tarafından resmen imzalanan Assange, nihayet Mayıs 2024’te Washington’ın sunduğu güvenceleri kabul etmeyen Londra’daki Yüksek Mahkeme’den tam temyiz hakkı kazanmıştı. (Dış Haberler)


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Julian Assange için yolun sonu mu?

    Julian Assange için yolun sonu mu?


    Balkan TALU


    Artı Gerçek – WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange için kader anı yaklaşıyor. 20 ve 21 Şubat 2024’te İngiltere’de yapılan duruşmalarda, Assange’ın ABD’ye iade edilip edilmemesinin karara bağlanması bekleniyordu. Sonunda Londra Yüksek Mahkemesi yargıcı Victoria Sharp, Yüksek Mahkeme’nin kararını daha sonraki bir tarihte vereceğini söyledi, daha fazla bilgiye ihtiyaç duyulması halinde ilgili taraflarla iletişime geçeceklerini beyan etti.

    Şu anda son dönemece girildiği için Assange’ın destekçileri de son bir haykırışla seslerini duyurmaya çalışıyor. Downing Street’teki Başbakanlık binasının önünde yapılan protestolarda, “Assange’ı Serbest Bırakın” ve “Gazetecilik Suç Değildir” yazılı dövizler taşınıyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler, Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşlar Julian Assange ile dayanışma mesajları yayınlıyor.

    Uluslararası Af Örgütü de, Julian Assange’ın ABD’ye iade edilmesine veya herhangi bir yoldan gönderilmesine karşı çıkıyor. Af Örgütü’ne göre Assange ABD’de, uzun süreli hücre hapsi gibi işkence ve diğer türde kötü muamele kapsamına giren tutukluluk koşulları da dahil olmak üzere ağır insan hakları ihlalleriyle karşı karşıya kalabilir.

    Temmuz 2023’te Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Assange ile dayanışmak için bir haftalık eylemler zinciri düzenledi. RSF’ye ait bir tır, bir hafta boyunca Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı, Kongre binası, Britanya ve Avustralya büyükelçiliklerinin dahil olduğu bir güzergahta seyretti. RSF’nin ABD Birimi İcra Direktörü Clayton Weimers, “Julian Assange, kamu yararı bulunan bilgi yaydığı için yargılanmamalıdır. Ne ABD’de ne de başka bir yerde tek bir günü hapiste geçirmelidir. Biden yönetimi, dosyayı kapatıp gecikmeksizin Assange’ı serbest bırakarak medya özgürlüğünün savunulmasına öncülük etmelidir” dedi.

    ‘ABD’DE CEZAEVİNE GİRERSE SAĞ ÇIKAMAZ’

    Assange’un ABD’ye iadesine veya hakkındaki suçlamalardan mahkum olmasına karşı itirazların ana fikri, bunun devletlerin ortaya çıkmasını istemediği her bilgiyi kamuoyundan saklayabileceği, ifşa edenin de başına her şeyin gelebileceği anlamına gelecek olması. Buna ek olarak, Julian Assange’ın eşi Stella da, Assange’ın ABD’de bir hapishaneye konması halinde orada onu sağ bırakmayacaklarını söyledi.

    ‘SIZINTI BORU HATTI’

    Julian Assange, bilgi sızdırmaya esasında 2006-2010 döneminde değil, 1990’lı yıllarda başlamıştı. 1997 yılında Yeraltı (Underground) kitabını yazan akademisyen ve gazeteci Suelette Dreyfus’a verdiği mülakatta, Suburbia Kamu Erişim Ağı’nı kurarken kendisini “aktivist ve hukukçulara bilgi aktaran bir boru hattına” benzetiyordu. 1996 yılında LEAKS (sızıntılar) projesi adıyla kurduğu mail listelerine, duyuru e-postaları atmaya başladı. 1999’da leaks.org adıyla bir adres alarak Ulusal Güvenlik Kurumu’nun (NSA) patentini aldığı bir veri toplama ağını duyurdu ve bunun tehlikeli bir girişim olduğunu vurguladı.

    Julian Assange, WikiLeaks sitesini 2006 yıında kurdu. WikiLeaks ilk ifşaatlarına 2009’da başladı. Site, Kenya’daki yargısız infazlar, Peru’da Petrogate adıyla bilinen petrol ihale yolsuzluğu skandalı, 2008’de Çin hükümetine karşı isyan başlatan Budistler, Yemen’deki insansız hava aracı saldırıları ve Arap ülkelerindeki yolsuzluklara dair materyaller yayımladı. Assange 2009’da, Af Örgütü tarafından verilen Yeni Medya Ödülü’nü kazandı.

    ‘DIŞİŞLERİ YAZIŞMALARI İNTERNETTE’

    WikiLeaks ABD ordusunun Irak ve Afganistan’da sivilleri öldürdüğüne dair o ünlü videoyu 2010’da yayımladı. Bundan sonra Assange çeşitli ülkelerin Dışişleri yazışmalarının üstelik ham hallerini, Cablegate adıyla bir internet sitesine yükleyerek herkes tarafından erişilebilir hale getirdi…

    Amerikan haber ajansı Associated Press (AP), Vietnam Savaşı döneminde ABD askerlerinin sivillere yönelik cinayetlerini belgelemişti. Washington Post ve New York Times savaşın pek de iyi gitmediğine dair Pentagon belgelerini yayımlamıştı. Washington Post, Watergate skandalını da ortaya çıkarmıştı. Dönemin ABD başkanı Richard Nixon, üstelik ikinci dönemini de yeni garantilemiş olduğu halde, istifa etmek zorunda kalmıştı. 2000’li yıllarda ise ABD’nin Vietnam’da yaşadığı fiyaskonun bir benzerini Afganistan ve Irak’ta da yaşadığına dair yorumlar yapılır olmuştu…

    Dijital yayıncılığın hızla geliştiği yeni çağda Julian Assange gibi yetenekli bir hackerın ekip kurup bir istihbarat analisti olan Chelsea Manning’den de yardım alması, devletlerin savaş suçlarını, aralarında Reuters muhabirlerinin de bulunduğu sivillere ateş açan helikopterlerin videolarını yayınlaması çok da sürpriz olmamalıydı. Ancak 11 Eylül sonrası yeni güvenlikçi dönemde herkese dünya vatandaşı olmayı vaat eden küreselleşmeci tasavvurdan vazgeçilmiş, göçmenlere sınırların kapatıldığı, duvarların örüldüğü yeni bir konjonktür ortaya çıkmıştı. Bu yeni düzende Julian Assange gibi ifşacılara tahammül olmadığına karar verildi…

    Assange’ın başı, 2010’lu yıllardan beri yasalarla dertte. 2010’da İsveç’te iki kadına cinsel saldırıda bulunmakla suçlandı. Bu, savaş suçlarının ifşacısı olarak tanınan Assange’ın itibarına ve güvenilirliğine ciddi bir darbe anlamına geliyordu. Assange 2010’da İsveç’i terk edip İngiltere’ye gitti. Londra’daki Ekvador Büyükelçiliği’ne sığındı, 2018’de siyasi mülteci olmak için başvurdu. Ekvador hükümeti önce mültecilik statüsünü kabul etti. Ancak Assange 2019’da Ekvador’un yeni hükümetine dair yolsuzluk iddialarını da yayınlayınca, sığınmacı statüsü iptal edildi.

    KABUS YILI 2019

    2019’dan sonra hayat, Julian Assange için tam bir kabusa dönüşmeye başladı. Assange ilk önce şartlı iade kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle İngiltere’deki Belmarsh cezaevine konuldu. 2019’da yaşanan ilginç gelişmelerden biri de İsveç’te açılan cinsel saldırı dosyasının kapatılmasıydı. Dosyanın rafa kaldırılma sebebi olarak zaman aşımı gösterildi.

    Şu anda Julian Assange destekçileri sosyal medyadan çığlık atıyorlar. Wikileaks’in Twitter sayfasında CIA’in Assange’a suikast komplosu kurduğuna dair paylaşımlar dönüyor. Assange’ın eşi Stella Assange bu vakanın devlet suçlarının cezasız kalması ve araştırılıp incelenememesi anlamına geleceğini söylüyor. Sosyal medyada ayrıca, Assange’a yönelik suçlamaların esas olarak eski başkan Donald Trump’ın Casusluk Yasası’nı çıkarmasından sonra köpürtüldüğü hatırlatılıyor. Gerçekten de Trump’un Fox dışında haber kanalı seyretmediği, diğer bütün kanallardaki eleştirel haberleri yalan haber (fake news) olarak damgaladığı akıllarda…

    CLINTON ‘UN SEÇİM YAZIŞMALARI

    Öte yandan Trump’tan sonra iş başına gelen Joseph Biden da Assange’ı affetmiş ya da beraat ettirmiş değil. Zira, 2016 yılından beri Assange’ın Demokratlarla da arası çok iyi değil. WikiLeaks Demokrat Parti Başkanı Debbie Wasserman Schultz’un ön seçimlerde tarafsız kalmak yerine Hillary Clinton’ın rakibi Sanders’ı sabote ettiğine dair yazışmaları ortaya çıkardı, Schultz istifa etmek zorunda kaldı.

    Demokrat Parti ise WikiLeaks’i, gizlice Trump’ın oğlu Donald Trump Jr. ile yazışmakla suçladı. WikiLeaks Demokratlar tarafından seçimleri manipüle etmek için Rusya ve Trump’la birlikte gizli komplo kurmakla suçlarken, Assange ise Democrarcy Now’dan Amy Goodman’a verdiği röportajda “Trump ile Clinton arasında seçim yapmak zorunda kalmanın kolera veya belsoğukluğunu seçmeye mecbur bırakılmak anlamına geldiğini” söylüyordu.

    Muhtemelen Assange Demokrat Parti’nin de düşmanlığını kazandığı için olsa gerek, şu anda iş başında olan hükümetin ABD’ye iade edilmesine yönelik baskısı giderek artıyor. Julian Assange şu anda 175 yıl hapis istemiyle yargılanıyor. Destekçilerine göre ABD’ye iadesi ve mahkumiyeti durdurulamazsa, hükümetlerin ve istihbarat teşkilatlarının duyulmasını istemediği her şeyin yayınlanmasını, araştırılmasını istedikleri gibi engelleyebilecekler; her türlü araştırmacı gazetecilik faaliyeti yapmak isteyen muhabiri ve yayıncıyı yıldırıp, engelleyip, sindirebilecekler.

    Şeffaflık ve hesap verilebilirliğin yeni değerler olarak öne çıkarıldığı bu günlerde Assange’ın kariyeri gibi hayatı da bu kadar kolay bitirilebilecek mi? Sivillere yönelik suçları teşhir eden gazetecileri, editörleri ve yayıncıları göremeyecek miyiz? Bunu, önümüzdeki bir iki ay gösterecek…

    Kaynak: Artı Gerçek
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Eleştirel Sol, kurulu düzene payanda oluyor

    Eleştirel Sol, kurulu düzene payanda oluyor


    Slavoj Zizek


    Artı Gerçek – Bu ayın başlarında Rus muhalif sanatçı Andrei Molodkin, Julian Assange’ın hapishanede ölmesi durumunda, aralarında Picasso, Rembrandt ve Warhol’un da bulunduğu bir dizi başyapıtı, onları asitle yok etmek üzere tasarlanmış olan bir kasaya mühürleyeceğini duyurdu. Bekleneceği gibi sanat dünyası buna çok öfkelendi; The Guardian’da yazan bir eleştirmen bunu, “çağımızın sığlığına uygun, acınacak bayağılıkta bir gösteri” olarak nitelendirdi.

    Bu tür tepkiler sığ çağımızın tanıklıklarıdır. Jestin (Dada’dan Banksy’ye ve bazı “eko-vandalistlere”) başkalarıyla olan benzerliğine odaklanırken asıl meseleyi, Assange’ın kaderini, göz ardı ediyorlar. Molodkin bir çağdaş sanat eylemi gerçekleştirmiyor; bir insan yaşamını kurtarmaya çalışıyor. Üstelik bu konuda yalnız da değil. WikiLeaks’in kurucusunun arkasında, büyük sanat eserlerinin keyfini sürerken içerisinden doğdukları dehşeti görmezden gelme hakkına sahip olup olmadığımızı sorgulayan derin bir kavrayışa sahip bir sanatçı ve destekçi kolektifi var.

    Walter Benjamin, “Tarih Kavramı Üzerine Tezler” adlı makalesinde şöyle yazmıştır: “Kültür alanında hiçbir belge yoktur ki, aynı zamanda bir barbarlık belgesi niteliği taşımasın. Böyle bir belge nasıl barbarlıktan arınmış değilse, belgenin kuşaktan kuşağa geçişini sağlayan gelenek süreci de barbarlıktan uzak sayılamaz.”

    Molodkin’in içinde bulunduğu kolektifin eylemi, bu barbarlığı kahramanca görünür kılıyor. Elbette çaresizce ve acımasız, ancak ya HMP Belmarsh’ta olup bitenler hakkında farkındalık yaratmamızın tek yolu buysa? Dolayısıyla asıl soru şu: Assange neden siyasi düzenimizin düzenbazları açısından bu kadar büyük bir baş belası? Yanıtı da şu: Çünkü o eleştirel solun büyük bir bölümü gibi sersem değil.

    Lacan, ‘Psikanalizin Etiği Semineri’nde çağdaş entelektüelin iki tipi arasında ayrım yapar: Sersem [fool] ve düzenbaz [knave]. Özetle, sağ görüşlü entelektüel, illaki felakete yol açan “ütopik” planları nedeniyle sol ile alay eden ve verili düzenin salt varlığını bir argüman olarak öne süren bir düzenbaz, bir konformisttir. Bunun aksine, sol görüşlü entelektüelse bir sersemdir, mevcut düzenin yalanını alenen teşhir eden ancak diskurunun edimsel verimliliğini askıya alan bir saray soytarısıdır. Bugün, Sosyalizmin çöküşünden sonra düzenbaz, serbest piyasa yanlısı bir neo-muhafazakâr olup her türlü toplumsal dayanışmayı amaca aykırı duygusallık biçiminde acımasızca reddederken, sersem de mevcut düzeni “bozmaya” yönelik gülünç prosedürleri aracılığıyla aslında tamamlayıcısı olarak ona hizmet eden postmodern bir kültür eleştirmenidir.

    Gerçekten var olan Sosyalizmin eski güzel günlerinden bir fıkra, sersemlerin beyhudeliğini çok mükemmel bir şekilde açıklıyor:

    15. yüzyıl Rusya’sında, bir çiftçi ve karısı toz toprak içinde bir köy yolunda yürürler. Bir Moğol savaşçısı at üzerinde yanlarına gelir ve çiftçiye, karısına tecavüz edeceğini söyler ve ekler: “Ancak yerde çok fazla toz olduğundan karına tecavüz ettiğim sırada sen de hayalarımı tutmalısın ki kirlenmesinler!”

    Moğol işini bitirip oradan ayrıldıktan sonra çiftçi gülmeye ve sevinç içinde zıplamaya başlar. Karısı şaşkınlıkla sorar: “Nasıl olur da ben gözünün önünde vahşice tecavüze uğramışken sen sevinç içinde zıplıyor olabilirsin?” Çiftçi şöyle yanıtlar: “Ama onun hakkından geldim! Hayaları toz içinde kaldı!”

    Bu üzücü fıkra, dönemin muhaliflerinin içinde bulunduğu durumu ortaya koymuştur: Onlar, parti nomenklatura’sına ciddi darbeler indirdiklerini düşünseler de tek yaptıkları, nomenklatura halka tecavüz etmeyi sürdürürken hayalarına biraz toz sıçratmaktır. Bugünün eleştirel solu da benzer bir durumda değil mi?

    Bize düşen görev, nasıl bir adım daha ileri gideceğimizi keşfetmektir. Marx’ın Feurbach Üzerine 11. Tezi der ki: “Filozoflar bugüne kadar dünyayı yalnızca çeşitli şekillerde yorumlamışlardır; aslolan onu değiştirmektir.” Bizim versiyonumuzsa şöyle olmalı: “Eleştirel Solcular şimdiye kadar yalnızca iktidardakilerin hayalarını tozla kirlettiler; aslolan onları koparmaktır.”

    İşte Assange’ın yaptığı tam olarak budur. Uzun lafın kısası, Assange bizim, dışarıyla çok sınırlı bir teması olan, herhangi bir mahkumiyet kararı hatta resmi bir suçlama olmadan tecrit hücresinde tutulan ve çok uzun bir süredir yaşayan ölü haline getirilmiş Antigone’mizdir. Boynundaki kapan giderek ve durdurulamaz bir şekilde sıkıştırılırken tek yapabildiği iade edilmeyi beklemektir.

    Assange’ın durumunda zaman, ABD ve İngiltere’den yana: Özellikle, medyamızı tayin eden (Ukrayna ve Gazze savaşları, küresel ısınma, yapay zekâ tehdidi gibi) diğer küresel krizler nedeniyle kamuoyunun ilgisinin yavaş yavaş azalacağı gerçeğine güvenerek beklemeyi göze alabiliyorlar. Dolayısıyla Assange’ın başına gelenlere de gitgide ana akım medyanın daha kıyısında köşesinde yer veriliyor: Yıllardır tek kişilik bir hücrede tutulması, yaşamlarımızın yalnızca bir parçasıydı. Bu nedenle, Assange yeni apolitik kayıtsızlığın kurbanıdır.

    Assange’ın adı, Batılı demokratik toplumlarımızı insan hakları ve özgürlükleri yönünden övmeye ya da Müslüman, Çin veya Rus baskısına eleştiride bulunmaya kalktığımız her an, mutlaka anılmadır: Onun kaderi, kendi özgürlüğümüzün de önemli ölçüde sınırlı olduğunun bir hatırlatıcısıdır. Assange işte bu nedenle yeni apolitik kayıtsızlığın kurbanıdır. Artık onu umursamıyoruz, tutukluluğu giderek daha fazla ilgisizlikle karşılanıyor.

    Bazı liberaller Assange’ı liberal Batı’ya odaklandığı ve Rusya ile Çin’deki daha büyük adaletsizlikleri görmezden geldiği için eleştiriyor ancak asıl meseleyi gözden kaçırıyor. Sonuçta WikiLeaks, liberal Batı dışındaki dehşet verici şeylere tanıklık eden birçok belgeyi de açığa çıkardı. Ne var ki bu adaletsizlikler medyamızda oldukça görünür durumda; bunları sürekli okuyoruz.

    Batı’yla ilgili sorun, daha büyük adaletsizliklere sahip olan ülkeleri görmezden gelme eğiliminde olmamızdır (bu konuda İran’dan kesinlikle daha kötü olan Suudi Arabistan’ı anmak yeterli). Bazen özgürlüksüzlüklerimizi görmezden geldiğimiz için kendimizi özgür hissediyoruz, oysa ki Rusya ve Çin’de insanlar özgürlüksüzlüklerinin tamamen farkındadır. “Sen neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği farketmezsin?” (Matta 7:3). Assange bize kendi gözümüzdeki merteğe dikkat etmeyi öğretti. Daha doğrusu Assange bize, kendi gözümüz ile düşmanımızın gözündeki merteklerin gizli suç ortaklığını görmeyi, düşmanlarımız arasındaki dayanışmayı ve paralellikleri keşfetmeyi öğretti. Onun bu görünmezlik karanlığına düşmesine, kendi iyiliğimiz için izin vermemeliyiz.

    Peki Molodkin’in jestinin hâlâ yanlış ve amaca aykırı olduğunu düşünüyorsanız ne olacak? Tamam, ancak o zaman da bunu sanatsal bir jest olarak analiz ederek zaman kaybetmeyin ve bunun yerine ona yardım etmenin daha etkili yollarını arayın. İçinde bulunduğumuz durumda, vicdanı rahat olan kimsenin mesafeli estetik yargılara varma hakkı yok; söz konusu olan kendi kaderimiz.

    * Makalenin orijinali, UnHerd sitesinde yayımlanmıştır.

    * Makale, Artı Gerçek için Cankız Çevik tarafından tercüme edilmiştir.

    Kaynak: Artı Gerçek
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiltere’de Yargıtay, Assange’ın ABD’ye iade edilebileceği yönündeki karara itirazını reddetti

    İngiltere’de Yargıtay, Assange’ın ABD’ye iade edilebileceği yönündeki karara itirazını reddetti


    İngiltere’de Yargıtay, WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange’ın ABD’ye iade edilebileceği yönündeki karara itirazını reddetti.

    Yargıtaydan bir sözcü yaptığı açıklamada, “Başvuru Yargıtay tarafından reddedildi ve belirtilen gerekçe, başvurunun tartışılabilir bir hukuk noktası oluşturmamasıdır.” ifadesini kullandı.

    Söz konusu kararın ardından, dava dosyası Assange’ın ABD’ye iade edilip edilemeyeceği konusundaki nihai karar için doğrudan İçişleri Bakanı Priti Patel’in önüne gidecek.

    Assange’ın nişanlısı Stella Morris de karar sonrası Twitter’dan yaptığı paylaşımda, “İade kararı şimdi İngiltere İçişleri Bakanı Priti Patel’e taşındı.” ifadesini kullandı.

    İngiltere’de Yüksek Mahkeme, 24 Aralık’ta Assange’ın ABD’ye iade edilebileceği yönündeki kararı Yargıtaya taşıyabileceğine hükmetmişti.

    Ancak karara göre, Assange’ın avukatlarının önce Yargıtaydan itiraz izni alması gerekeceği bildirilmiş, bu izin talebi onaylanırsa ABD’ye iade konusunun esastan görüşülebileceği kaydedilmişti.

    Assange’ın dava sürecinde neler yaşandı?

    Assange’ın kurduğu WikiLeaks, 2010’da, aralarında ABD’nin Irak ve Afganistan’da işlediği suçları da delillendiren çok sayıda gizli belgeyi yayımlamıştı.

    ABD’nin casuslukla suçladığı ve iadesini istediği Assange, hakkında tecavüz ve cinsel taciz suçlamalarıyla açılan davalar için İsveç’e iadesi gündemdeyken, Haziran 2012’de Ekvador’un Londra Büyükelçiliğine sığınmıştı.

    Assange, Ekvador’un Londra Büyükelçiliğinden 11 Nisan 2019’da çıkarılarak gözaltına alınmış ve “kefaletle serbest bırakılma şartlarını ihlal etmekten” tutuklanarak Londra’daki Belmarsh Hapishanesi’ne konulmuştu.

    Mahkeme, Assange’ı bu suçtan 50 hafta hapse mahkum etmişti. 50 haftalık cezasını dolduran Assange’ın iade talebi çerçevesinde tutuklu kalmasına karar verilmişti.

    Duruşmaların ardından 4 Ocak 2021’de Assange’ın intihar riskinin yüksek olduğunu ve ABD hapishanesinde özel idari önlemlere tabi tutulacağını, özellikle de istihbarat topluluğunun kendisine düşman olması nedeniyle “gerçek bir risk altında” olduğu gerekçesiyle ABD’nin iade talebi reddedilmişti. ABD ise karara itiraz etmişti.

    ABD, İngiltere’ye ne güvencesi verdi?

    ABD, temyizi kazanabilmek için WikiLeaks kurucusunun yüksek güvenlikli hapishanelerde tutulmayacağı ve hapis cezasını ülkesi Avustralya’da çekebileceği taahhüdünde bulunmuştu.

    Savunma ekibi ise CIA’in, Assange’ı Ekvador’un Londra Büyükelçiliğinde saklandığı sırada kaçırma ve öldürme planı yaptığına ilişkin haberleri dayanak göstererek can güvenliğine vurgu yapmıştı.

    10 Aralık’ta Yüksek Mahkeme, verilen teminatları yeterli bularak alt mahkemenin kararını bozmuş ve Assange’ın ABD’ye iade edilebileceğine hükmetmişti.

    Bunun üzerine Assange’ın savunma ekibi, davayı Yargıtay’a taşımak için Yüksek Mahkeme’ye izin başvurusunda bulunmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiltere, ABD’nin temyiz başvurusu kabul edildi, Assange iade edilebilir

    İngiltere, ABD’nin temyiz başvurusu kabul edildi, Assange iade edilebilir


    İngiltere’de Yüksek Mahkeme, WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange’ın ABD’ye akıl sağlığıyla ilgili endişeler nedeniyle iade edilemeyeceği yönündeki karara ilişkin temyiz başvurusunu kabul etti. Böylece Assange, ABD’ye iade edilmeye bir adım daha yaklaştı.

    Mahkemenin kararında, ABD’nin Assange’ın süper güvenlikli hapishanelerde tutulmayacağı, ceza alması durumunda vatandaşı olduğu Avusturalya’ya gönderileceği ve tutukluluk döneminde psikolojik tedavi alabileceği yönündeki teminatlarının yeterli bulunduğu belirtildi.

    Mahkeme, Assange’ın avukatlarının bu teminatların tersine çevrilebileceği yönündeki savunmalarını ise reddetti. Karara Assange’ın avukatlarının itiraz etmesi bekleniyor.

    ABD, Londra’nın dışındaki Belmarsh Hapishanesi’nde tutulan Assange’ı bilgisayar korsanlığı ve casusluğu dahil 18 suçtan yargılamak için İngiltere’den iadesini istiyor.

    İade edilmesi durumunda 175 yıla kadar hapis cezası alabileceği belirtilen Assange’ın destekçileri ve avukatları, Assange’ın yaptıklarının gazetecilik faaliyeti olduğunu, suçlamalarda siyasi amaç güdüldüğünü, akıl sağlığının risk altında olduğunu ve ABD hapishanelerindeki koşulların İngiltere’nin insan hakları yasalarını ihlal ettiğini belirtiyor.

    ABD, Assange’ın yayımladığı belgelerle kendileri adına çalışan Irak ve Afganistan’daki yerel personel veya muhbirlerin hayatını riske attığını öne sürerek gazetecilik veya yayıncılığın suç işleme izni vermediğini savunuyor.

    Basın örgütleri ise Assange’ın yayımladıkları nedeniyle yargılanmasının kötü bir örnek oluşturacağını ve bundan sonra ABD’nin herhangi bir gazeteciyi casusluk suçlamasıyla yargılayabileceğini vurguluyor.

    Dava süreci

    Assange’ın kurduğu WikiLeaks, 2010’da, aralarında ABD’nin Irak ve Afganistan’da işlediği suçları da delillendiren çok sayıda gizli belgeyi yayımlamıştı.

    ABD’nin casuslukla suçladığı ve iadesini istediği Assange, hakkında tecavüz ve cinsel taciz suçlamalarıyla açılan davalar için İsveç’e iadesi gündemdeyken, Haziran 2012’de Ekvador’un Londra Büyükelçiliğine sığınmıştı.

    Assange, Ekvador’un Londra Büyükelçiliğinden 11 Nisan 2019’da çıkarılarak gözaltına alınmış ve “kefaletle serbest bırakılma şartlarını ihlal etmekten” tutuklanarak Londra’daki Belmarsh Hapishanesi’ne konulmuştu.

    Mahkeme, Assange’ı bu suçtan 50 hafta hapse mahkum etmişti. 50 haftalık cezasını dolduran Assange’ın iade talebi çerçevesinde tutuklu kalmasına karar verilmişti.

    Duruşmaların ardından 4 Ocak’ta, Assange’ın intihar riskinin yüksek olduğunu ve ABD hapishanesinde özel idari önlemlere tabi tutulacağını, özellikle de istihbarat topluluğunun kendisine düşman olması nedeniyle “gerçek bir risk altında” olduğu gerekçesiyle ABD’nin iade talebi reddedilmişti. ABD ise karara itiraz ederek Assange’ın iadesini istemişti.

    ABD, temyizi kazanabilmek için WikiLeaks kurucusunun yüksek güvenlikli hapishanelerde tutulmayacağı ve hapis cezasını ülkesi Avustralya’da çekebileceği taahhüdünde bulunmuştu.

    Savunma ekibi ise CIA’in, Assange’ı Ekvador’un Londra Büyükelçiliğinde saklandığı sırada kaçırma ve öldürme planı yaptığına ilişkin haberleri dayanak göstererek can güvenliğine vurgu yapmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***