Etiket: İtalya siyaseti

  • İtalya’nın eski Cumhurbaşkanı Napolitano hayatını kaybetti

    İtalya’nın eski Cumhurbaşkanı Napolitano hayatını kaybetti


    İtalya’nın cumhuriyet tarihinde iki kez cumhurbaşkanı seçilen ilk isim olan Napolitano, cumhurbaşkanlığı döneminde 2009 yılında Türkiye’yi ziyaret etmişti.

    İtalya’nın eski Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano, 98 yaşında Roma’da tedavi gördüğü klinikte hayatını kaybetti.

    REKLAM

    2006-2015 yıllarında Cumhurbaşkanlığı yapan Napolitano, bir süredir tedavi gördüğü başkentteki klinikte dün akşam saatlerinde yaşamını yitirdi.

    Eski Cumhurbaşkanı’nın durumunun son günlerde kötüleştiği belirtiliyordu.

    Napolitano’nun vefatı ardından Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella, yayınladığı taziye mesajında, “Ölümü beni derinden üzüyor, Cumhuriyet’in şükran duygularını sunuyorum.” ifadesini kullandı.

    Başbakan Giorgia Meloni de İtalyan hükümeti adına Napolitano’nun ailesine başsağlığı diledi.

    Katoliklerin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus da “İtalya için kritik zamanlarda doğru ve önemli seçimler yapan kişi” olarak tanımladığı Napolitano’nun ölüm haberini derin üzüntüyle öğrendiğini belirtti.

    AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de “X” platformundaki paylaşımında, Napolitano’nun vefatı dolayısıyla yas tuttuğunu ifade etti.

    İtalya’da Cumhurbaşkanlığına 2. kez seçilen ilk isimdi

    1925 yılında Napoli’de doğan Napolitano, siyasete gençlik yıllarında İtalyan Komünist Partisi’nden atılmış ve kısa sürede partinin üst düzey isimleri arasına girmişti.

    1953-1963 ve 1968-1996 olmak üzere farklı dönemlerde birkaç kez parlamentonun alt kanadı Temsilciler Meclisi’ne milletvekili seçilerek görev yapan Napolitano, 1992-1994 yıllarında da Temsilciler Meclisi Başkanlığı yapmıştı.

    1996 yılında Romano Prodi liderliğinde kurulan sol koalisyon hükümetinde İçişleri Bakanı olarak görev yapan Napolitano, bu görevde 1998 yılına kadar kalmıştı.

    2005 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Carlo Azeglio Ciampi tarafından “hayat boyu Senatör” ilan edilerek, parlamentonun üst kanadı Senato’nun doğal üyesi olmuştu.

    2006 yılında 2. Romano Prodi hükümetinin aday göstermesi ve sol partilerin desteğiyle Napolitano, İtalya Cumhuriyeti’nin 11. Cumhurbaşkanı seçilmişti.

    REKLAM

    Napolitano, cumhurbaşkanlığında 7 yıllık görev süresini 2013 yılında doldurduğunda İtalya, ciddi mali borç krizi ve seçimlerin ardından hükümet kurulamadığı için siyasi kriz içinde bulunuyordu.

    Siyasi krizin bir de cumhurbaşkanlığı seçimiyle derinleşmemesi için sağ ve sol partilerin hep birlikte aday göstermesiyle Napolitano, 2013 yılında bir kez daha cumhurbaşkanı seçilmişti.

    Böylece, Napolitano 1946 yılından bu yana Cumhuriyet ile yönetilen İtalya’da bu göreve ikinci kez seçilen ilk isim olarak tarihe geçmişti.

    Giorgio Napolitano’nun ikinci kez seçilmesi, İtalyan ve bazı dış basın yayın organlarında “Re Giorgio (Kral Giorgio)” başlıklarıyla karşılanmıştı.

    Napolitano, 2014 yılında ülkede siyasi istikrarın sağlanmasıyla 2015’in başında cumhurbaşkanlığından istifa etmiş ve ikinci 7 yıllık dönemini tamamlamadan görevinden ayrılmıştı.

    REKLAM

    Napolitano’nun istifasıyla boşalan cumhurbaşkanlığına, o dönem Anayasa Mahkemesi yargıçlarından olan Sergio Mattarella seçilmişti. Mattarella da Napolitano gibi 7 yıllık cumhurbaşkanlığının ilk döneminden sonra 2022’de bu göreve ikinci kez seçilmişti.

    Napolitano’nun Türkiye’ye yaklaşımı

    Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğine destek veren İtalyan siyasilerinden olan Giorgio Napolitano, cumhurbaşkanlığı döneminde 16-19 Kasım 2009’da Türkiye’ye dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün davetlisi olarak resmi ziyaret gerçekleştirmişti. Napolitano, Ankara’daki resmi temasları sırasında, AB’ye o dönem Türkiye’ye karşı verdiği sözleri tutma çağrısı yapmıştı.

    Napolitano, 3 günlük Türkiye ziyaretinin son bölümünde İzmir’e geçerek burada Efes antik şehrini ziyaret etmişti.

    Giorgio Napolitano, 29 Ocak 2014’te iade-i ziyaret gerçekleştiren dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü Roma’da ağırlamıştı.

    Napolitano, Gül ile Quirinale Sarayı’ndaki görüşmesinin ardından düzenlenen basın toplantısında, Türkiye’nin AB üyeliğiyle alakalı; “Müzakere kararı tüm AB üyesi ülkelerin devlet başkanları tarafından oybirliğiyle alındı. Bazı önemli Avrupa ülkeleri, bu müzakereleri yavaşlatarak hatta dondurarak olumsuz etkilediler. Bu müzakereler halen neredeyse ilk adımlarında gibi. Türkiye’nin yeri Avrupa’dadır. Avrupa-Akdeniz bölgesinin tamamlayıcı ülkesidir.” ve “Bunun zor, dikenli bir yol olduğunu biliyoruz. Çünkü Kıbrıs Rum Kesimi’nin AB’ye bir devlet statüsünde kabulü durumu zorlaştırmıştır.” ifadelerini kullanmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Romano Prodi: Libya’nın kontrolünün Rusya ve Türkiye’de olmasını kabul edemeyiz

    Romano Prodi: Libya’nın kontrolünün Rusya ve Türkiye’de olmasını kabul edemeyiz


    Romano Prodi ortak para birimi euro’nun atalarından biri olarak kabul ediliyor ve Avrupa Birliği’nin genişlemesinin en sıkı savunucularından.

    Avrupa Komisyonu başkanlığı ve iki defa İtalya başbakanlığı yapan Prodi euronews’e verdiği mülakatta AB liderlerinin Brexit’ten Covid 19’a yeni jeopolitik ve sağlık sorunlarıyla cesaretle yüzleşmesi gerektiğini belirtti. AB’de oy birliği şartını eleştiren Prodi, dış politika eksikliğine vurgu yaparak ” Libya’nın kontrolünün Rusya ve Türkiye’nin elinde olmasını kabul edemeyiz.” dedi.

    Alberto de Filippis, euronews: Profesör geçmişte Avrupa Birliği’ne liderlik ettiniz ve Avrupa projesini her zaman desteklediniz. Şu an muhalif bir tutumunuz var. Topluluk kararlarında oy birliği şartını eleştirerek hiç bir demokratik sistemin bu şekilde çalışamayacağını savunuyorsunuz. Yeni Avrupa Birliği eskisi gibi çalışmıyor mu?

    Romano Prodi, Eski İtalya Başbakanı ve Eski Avrupa Komisyonu Başkanı: Oy birliğini hep bir utanç kaynağı olarak gördüm ve sözlerinize katılıyorum. Bu metotla yönetemezsiniz. Artık dış politikamızın olmamasını kaldıramayız. Libya’nın kontrolünün Rusya ve Türkiye’nin elinde olmasını kabul edemeyiz. Irak’taki savaş gibi konularda oy birliğine ihtiyacımız olduğu için nasıl bir karar alınacağını bilememek gibi bir durum olamaz. Bazı Avrupa ülkelerin bu durumun farkında olduğuna inanıyorum. Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya yeni bir grup oluşturup sonunda Avrupa politikasında bazı şeyleri harekete geçirmesi gerekiyor.

    Alberto de Filippis, euronews: Ukrayna dosyasını, Belarus sınırındaki sorunları, Rusya’dan doğal gaz tedariğini düşündüğümüzde Avrupa genelde kağıttan kaplan olmakla eleştiriliyor. Sizce ABD ve Çin gibi rakiplere karşı performansımız nasıl?

    Romano Prodi, Eski İtalya Başbakanı ve Eski Avrupa Komisyonu Başkanı: Bir tarafta Atlantik İttifakı var ki bu en başından beri Avrupa ülkelerini bir arada tutan bir etken. Diğer taraftan da bir sadakat var ki bence bu gerekli, faydalı ama pasif bir etken.

    Avrupa politikalarının Avrupa’da belirlenmediğini söylememiz gerekiyor. Başka yerlerde başkaları tarafından belirleniyor. Avrupa’nın kendi ordusuna ihtiyacı var, NATO için bile. Afganistan’dan çekilirken bize haber verilmemesinden şikayet ediyoruz. Müttefike haber verilmeyen bir ittifak olamaz.

    Alberto de Filippis, euronews: Birlik tarihi boyunca bir çok krizden geçti. Fakat Brüksel ile Polonya ve Macaristan gibi ülkeler arasındaki çekişmelerin zarar verme potansiyeli daha büyük gibi görünüyor. Bu işin sonu sizce nereye varacak?

    Romano Prodi, Eski İtalya Başbakanı ve Eski Avrupa Komisyonu Başkanı: Burada Birliğin temel değerlerin üzerinden yürüyen bir çatışma var ama Polonya ve Macaristan’ın hata yaptıklarını anlayacağına eminim. Burada ilerlemeci bir bilinç söz konusu. Demokrasi sabır gerektirir. Ben bu ülkelerdeki durumun değiştiğini gözlemliyorum o nedenle iyimserim.

    Alberto de Filippis, euronews: Brexit sonrası Avrupa’daki roller bir anlamda yeniden dizayn edildi. Örneğin İtalya ve Fransa arasındaki yeni anlaşma. Yeni düzende Almanya ve Fransa’nın lokomotif konumu değişiyor mu?

    Romano Prodi, Eski İtalya Başbakanı ve Eski Avrupa Komisyonu Başkanı: Kesinlikle hayır. Avrupa Fransa ve Almanya gibi iki pistonu olmadan hiç bir yere gidemez. Fakat İtalya, Almanya Fransa ve İspanya ile birlikte bu motorun çalışması için hayati öneme sahip parçalarından biri.

    Alberto de Filippis, euronews: Biraz da paradan bahsedelim. İyileşme Fonu’ndan faydalanmak için reform şartı bulunuyor. Verilecek paranın bu reformlara bağlanması teoride kalmayarak somut şartlarla sunulacak. Ne düşünüyorsunuz?

    Romano Prodi, Eski İtalya Başbakanı ve Eski Avrupa Komisyonu Başkanı: Bence tek çıkış yolu reformlar yapmak. Bundan eminim. Ekonomi konusunda ileri doğru bir adım atıldı ama politika konusunda bu henüz yapılmadı.

    Çok açık bir mesaj var; ilerlemek için herkes üstüne düşeni yapmalı. Reformlar dışında bir çıkış yolu yok. Geçmişte bu reformlar bir zorlamayla değil birlik içerisinde uyumlu bir şekilde yapılmıştı. Ama artık Avrupa Birliği’nin reformların hayata geçip geçmediğini kontrol etmek için belli bir sertlik kullanması gerektiğini düşünüyorum.

    Alberto de Filippis, euronews: Euro para biriminin 20’nci yıld önümü yaklaşıyor. Hızlı bir değerlendirme yapabilir misiniz? 20 yıl önce daha iyi ya da daha farklı ne yapılabilirdi?

    Romano Prodi, Eski İtalya Başbakanı ve Eski Avrupa Komisyonu Başkanı: Çok iyi bir başlangıç yaptı. Fakat sonrasında krizler ve karar alıcıların hataları yüzünden işler kötüye gitti ve Euro eski imajını kaybetti.

    Euro’nun hala çok gerekli olduğuna inanıyorum. Şu anda dolara eş değer olmasa da dünyanın en önemli para birimlerinden birisi. Evet dolar kadar güçlü değil ama göz ardı edilemeyecek bir para birimi

    Alberto de Filippis, euronews: İtalya’da cumhurbaşkanlığı yarışı yakında başlayacak. Herkes Sayın Draghi’nin başbakan olarak ekonominin dümeninde kalmasını istiyor ama aynı zamanda cumhurbaşkanı da olmasını istiyor. Sizce bu nasıl olacak?

    Romano Prodi, Eski İtalya Başbakanı ve Eski Avrupa Komisyonu Başkanı: Hiç bir fikrim yok çünkü Draghi’nin planının ne olduğunu bilmiyorum. Karar sağ duyulu bir şekilde, huzurlu bir ülkede siyasi çatışma olmadan alınmalı.

    Tabi sonuçta bunun Draghi için kişisel bir tercih olacağını da unutmamak lazım.

    İlk sorulacak soru niyetiniz ne olmalı? Bir çok kişi halihazırdaki cumhurbaşkanı Sergio Mattarella’nın görev başında kalacağını düşünüyor. Mattarella ise dönem sonunda görevi bırakacağını açıkladı. Draghi de kararını yakında verecektir.

    Alberto de Filippis, euronews: Bir anlamda Avrupa’ya olan sevginizin ilanı olan bir kitap yazdınız. En çok gurur duyduğunuz şeyleri ve nedenlerini paylaşabilir misiniz?

    Romano Prodi, Eski İtalya Başbakanı ve Eski Avrupa Komisyonu Başkanı: Kitabıma elbette memleketim olan Bologna’dan başladım. Ortaçağdan beri tüm Avrupa’dan öğrencileri çeken bir şehir.

    Avrupa çok zorlu dönemlerden geçti savaşlar, iki dünya savaşı arasındaki gerilimler. Bunun sonucunda büyük devlet adamları bunun değişmesi gerektiğini anladı. Ventotene Manifestosunu yazdılar ve macera başladı. Bunlar çok duygusal anlardı. Tabi eğlenceli zamanlarda oldu, dünya kupasında Zidane’ın Materazzi’ye attığı kafa gibi.

    Tabi Erasmus programının başlatılması, euro da çok önemliydi. Avrupa’nın tarihi karmaşayla doludur ama aynı zaman heyecan vericidir.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Yeşil gözlü Afgan kızı’ Şarbat Gula, Afganistan’dan tahliye edildi

    ‘Yeşil gözlü Afgan kızı’ Şarbat Gula, Afganistan’dan tahliye edildi


    İtalya, tüm dünyanın ‘yeşil gözlü Afgan kızı’ olarak tanıdığı Şarbat Gula’nın Afganistan’dan tahliye edildiğini açıkladı.

    National Geographic kapağındaki fotoğrafı ile dikkat çeken Afgan kadın Şarbat Gula, artık Roma’da.

    Afganistan’da görev alan yardım kuruluşları Gula’nın ülkeyi terk etmesi konusundaki talebi İtalya hükümetine iletmişti. Bu talebe olumlu yanıt verdiklerini belirten Roma, geniş çaplı bir tahliye programı kapsamında Gula’nın İtalya’ya getirildiğini duyurdu.

    1985 yılında Amerikalı fotoğrafçı Steve McCurry’nin Pakistan’daki bir mülteci kampında çektiği fotoğraf National Geographic dergisinin kapağında yayınlanmasının ardından Gula dünyanın en ünlü Afgan mültecisine dönüşmüştü.

    Şarbat Gula, Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı 1979’da işgalinden birkaç sene sonra Pakistan’a göçen milyonlarca Afgan’dan biriydi.

    Bombardımanda ailesini kaybeden kızın fotoğrafa yansıyan yüzündeki tedirginlik ve gözlerindeki savaş trajedisini anlatan derin bakışları tüm dünyanın dikkatini Afganistan’da yaşanan olaylara çevirmişti.

    Fotoğraftaki kızın kim olduğu uzun süre bulunamamış, 2002’de McCurry’nin de aralarında bulunduğu bir National Geographic ekibi, Gula’yı bulabilmek için Afganistan’a gitmişti. Ekip, Afganistan’ın ücra bir bölgesinde Gula’ya ulaşmayı başarmıştı.

    2016’da sahte kimlikle yakalanan Gula, Pakistan’dan sınır dışı edilerek Afganistan’a gönderilmişti.

    Ağustos ayında Taliban’ın Afganistan’da kontrolü ele geçirmesinin ardından eylül başlarında İtalya bir tahliye programı başlatmış, beş bin kişi İtalya’ya getirilmişti.

    Roma bu ayın başında Afganistan’ın ilk kadın baş savcısı Maria Başir’e İtalyan vatandaşlığı verdiğini açıkladı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İtalyan Donanması: Kıbrıs’ın kuzeyinde Türk balıkçı tekneleri iki İtalyan gemisine taş attı

    İtalyan Donanması: Kıbrıs’ın kuzeyinde Türk balıkçı tekneleri iki İtalyan gemisine taş attı


    İtalyan Donanması Kıbrıs’ın kuzeyinde Türk balıkçı teknelerini iki İtalyan balıkçı teknesine taş ve sis bombası atmakla suçladı.

    Olayın salı sabahı 10:10 sularında yaşandığını ileri süren donanma yetkilileri, çok sayıdaki Türk balıkçı teknesi ile iki İtalyan teknesi arasında sıcak temas yaşandığını açıkladı.

    Türk teknelerinin İtalyan teknelerine çok yakın manevralar yaptığını da ileri süren donanma ayrıca, Türk tarafından taş ve sis bombası atılması nedeniyle İtalyan gemilerinden birinin hafif zarar gördüğü ifade edildi.

    Olayın yaşandığı bölgeye 35 deniz mili mesafedeki bir İtalyan zırhlısının bölgeye gönderildiğini de belirten donanma, bir Türk sahil güvenlik botunun da olay yerine intikal ettiğini belirtti.

    Konu hakkında Türk tarafından resmi bir açıklama yapılmadı.