Etiket: İstihbarat

  • Danimarka askeri istihbarat servisinin eski başkanına ‘gizli bilgi sızdırma’ suçlaması

    Danimarka askeri istihbarat servisinin eski başkanına ‘gizli bilgi sızdırma’ suçlaması


    Danimarka askeri istihbarat servisinin eski başkanı Lars Findsen ‘çok gizli bilgileri sızdırdığı’ şüphesiyle tutuklandı.

    Başkent Kopenhag’daki bölge mahkemesinin davayla ilgili basın yasağını kaldırması üzerine ismi kamuoyuyla paylaşılan Findsen bir aydır gözaltında tutuluyordu. Findsen aralık ayından bu yana tutuklu bulunan dört istihbaratçı arasında yer alıyordu.

    Sızdırıldığı iddia edilen bilgilerle ne olduğuyla ilgili ayrıntı ise henüz paylaşılmadı. Skandalın hem Danimarka’yı dış tehditlere karşı savunmakla görevli Savunma Bakanlığı bünyesinde hizmet veren Danimarka Savunma İstihbarat Teşkilatı’nı (FE), hem de Adalet Bakanlığı’na bağlı iç istihbarat kurumu Danimarka Güvenlik ve İstihbarat PET’i kapsadığı sanılıyor.

    2015-2020 yılları arasında Danimarka Savunma İstihbarat Teşkilatı’nı yöneten, öncesinde ise PET’te görev yapan Findsen, geçen yıl ağustos ayında iddialar üzerine görevden uzaklaştırılmıştı.

    İddialarda Findsen yönetimindeki FE’nin Danimarka vatandaşları hakkında yıllarca yasa dışı casusluk faaliyeti yürüttüğü belirtilmişti.

    52 yaşındaki Findsen çok gizli bilgi sızdırmaktan suçlu bulunması halinde 12 ay hapis cezasıyla karşı karşıya kalacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Putin’den madalyalı Rus vatandaşı, siber suçlardan ABD’de yargı önünde

    Putin’den madalyalı Rus vatandaşı, siber suçlardan ABD’de yargı önünde


    İsviçre’den Amerika Birleşik Devletleri’ne iade edilen Rus vatandaşı Vladislav Klyuşin’in, 2016 seçimlerinde Demokrat Parti’ye yapılan siber saldırılar hakkında bilgisi olabileceği ve bugüne kadar ABD’de yakalanan Kremlin’e en yakın isim olduğu belirtildi.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den yüksek onur madalyası alan zanlının siber saldırı uzmanı Rus istihbarat servisi GRU’nın eylemlerine dair detaylı bilgilere sahip olduğu iddia edildi. Dava kapsamında 3 Rus vatandaşının da yargılanacağı belirtildi.

    Ticari suçlar nedeniyle İsviçre’den ABD’ye iade edilen Rus vatandaşın, Rusya’nın 2016 ABD seçimlerine müdahale girişimine dair gizli belgelere sahip olduğu ve kendisinin ABD’ye iadesini istediği iddia edildi.

    ABD Adalet Bakanlığının 20 Aralık’ta, “ABD bilgisayar ağlarından çalınan ve şirketlerin halka açık olmayan finansal bilgilerin ticaretine yönelik küresel bir siber komploya dahil olduğu” iddiasıyla yargılanmak üzere İsviçre’den iade aldığı Rusya vatandaşı Vladislav Klyuşin (41) hakkında dikkat çekici bilgiler ortaya çıktı.

    ABD’li 3 yetkiliye dayandırılan haberlerde, Klyuşin’in, Kremlin için çalışan ve Rusya’nın 2016 ABD seçimlerine müdahale girişimi dahil Kremlin’e ilişkin gizli belgeleri de elinde bulundurduğu ileri sürüldü.

    “M-13” adlı bilgi işlem şirketinin yöneticisi olan Kluyşin’in aynı zamanda Rus Savunma Bakanlığına giriş kartının olduğu ortaya çıktı.

    Kluyşin’in bir süre önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den “Yüksek Onur Madalyası” aldığı ve o madalyanın Kluyşin’in kefalet başvurusunda ABD’nin Boston merkezli federal mahkemesine sunulduğu da ortaya çıkan detaylar arasında yer aldı.

    ABD’li yetkililerin henüz itirafçı olacağı kesinleşmemiş olan Kluyşin’in, 2016 ABD seçimleri sırasında Demokrat Parti sunucularına siber saldırı düzenlenmesine yönelik bir Rus operasyonuna ilişkin belgelere erişimi olduğu sonucuna vardığı kaydedildi.

    Yetkililerin, Kluyşin’in elindeki belgelerin ABD siber güvenlik şirketlerinin “Fancy Bear” veya “APT28” olarak adlandırdığı ve Rusya’nın askeri istihbarat teşkilatı GRU bünyesindeki bir ekibin düzenlediği saldırıların detaylarını ortaya koyduğunu söylediği belirtildi.

    ABD’ye iadesini istemiş

    Bloomberg’e konuşan Kluyşin’in avukatı Oliver Ciric, Amerikan istihbaratının 2019’un yaz aylarında Fransa’nın güneyinde bir kentte, İngiliz istihbaratının ise Mart 2020’de Almanya’nın Edingburgh kentinde Kluyşin ile çalışmak üzere görüştüğünü söylediğine dikkat çekildi.

    Kluyşin’in, ailesi ile 19 Mart 2021’de İsviçre’nin Sion kentindeki Zermatt kayak merkezine tatile geldiği gün, ABD’nin İsviçre makamlarından tutuklanması için talepte bulunduğu belirtildi.

    Kayak merkezine vardıktan kısa süre sonra tutuklanmasına rağmen Kluyşin’in ailesinin 10 günlük tatilini sürdürdüğü ifade edildi.

    Rusya’nın 7 Nisan’da Kluyşin’i dolandırıcılıkla suçlayan ve Rusya’da yargılanması gerektiğine ilişkin iade talebi sunduğu, ABD’nin ise Kluyşin’i 19 Nisan 2021’de menkul kıymetler dolandırıcılığıyla suçlayan iade talebinde bulunduğu kaydedildi.

    Kluyşin’in avukatı aracılığıyla ABD’ye iade edilmek üzere İsviçre mahkemesinden talepte bulunduğu, mahkemenin de Ağustos 2021’de Rusya’nın iade talebini reddettiği iddia edildi.

    Moskova’nın Rusya’da tutuklu 3 Amerikan askerine karşılık ABD’nin elindeki Kluyşn dahil 3 Rus ile takas etmek istediği de yetkililerce ortaya atılan iddialar arasında.

    Vladislav Klyushin, 3 Ocak’ta hakim karşısına çıkacak.

    Kluyşin’in yargılandığı davada, adı Rusya’nın ABD seçimlerine müdahalesine ilişkin soruşturmada da yer alan ve yine ticari suçlar nedeniyle yargılanan Ivan Yermakov adlı eski bir askeri istihbarat yetkilisinin de dahil olduğu 4 Rus vatandaşı da yargılanıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çinli bir firma Müslüman azınlıkların bilgilerini veri tabanında topladı

    Çinli bir firma Müslüman azınlıkların bilgilerini veri tabanında topladı


    Çin’de bir gözlem şirketinin Sincan bölgesindeki 2 buçuk milyon kişiyi gözetim altında tuttuğu öne sürüldü.

    Hollandalı bir internet uzmanının ele geçirdiği bilgilere göre SenseNets adlı söz konusu firma, şahısların kimlik kartı numaralarından adreslerine kadar bir çok kişisel bilginin toplandığı veri tabanını farkında olmadan erişime açık bıraktı.

    Olayı ilk fark eden GDI.Foundation derneğinin kurucusu Victor Gever, “Veri tabanı herhangi kimlik doğrulama sistemi olmaksızın tamamen erişime açık. Kullanıcılar istedikleri bilgiyi okuyup değiştirme ve silme hakkına da sahipler” dedi.

    Verilerde bir kişinin 24 saat içindeki hareketlerinin izlenip rapor haline getirildiği, cami, otel ve internet kafe gibi güvenlik kameralarının bulunduğu konumların etiketlendiği söyleniyor.

    Gevers, SenseNets firmasını uyarmalarının ardından firmanın sessizce veri tabanının güvenliği ile ilgili harekete geçtiğini ifade etti.

    SenseNets ve Pekin yönetimi soruları yanıtsız bıraktı

    Çin’in Uygur Türkü, Kırgız ve Kazak gibi Müslüman azınlıklara yönelik baskıcı politikaları uluslararası gündemden düşmüyor. Tüm tepkilere rağmen Pekin, azınlıkların ‘eğitildiği’ni savunarak iddiaları reddediyor.

    Emniyet birimleriyle iş birliği içinde olduğu internet sitesinde yazan SenseNets ve bağlı olduğu NetPosa Technologies Ltd. azınlıkların takibe alındığı ve bilgilerin bir veri tabanında toplandığı iddialarına yanıt vermedi. Çin hükümeti de konuyla ilgili soruları yanıtsız bıraktı.

    Çin’in yüz tanıma teknolojisini kullanarak tüm vatandaşlarını izlemeye başladığı ve insanların vücut yapılarıyla yürüyüş şekillerinden kimlik tespiti yapabildiği biliniyor.

    WhatsApp’ta ücretsiz bültenimize abone olun, Türkiye ve dünya gündeminden seçtiğimiz haberler her gün telefonunuza gelsin! Abone olmak için tıklayın

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD, Rusya’nın olası Ukrayna işgal planı istihbaratını müttefikleriyle paylaştı

    ABD, Rusya’nın olası Ukrayna işgal planı istihbaratını müttefikleriyle paylaştı


    Amerika Birleşik Devletleri’nin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in karar vermesi durumunda Ukrayna’nın işgali için yapılan hazırlıklara dair istihbarat bilgilerini Avrupalı müttefikleriyle paylaştığı belirtildi.

    İlgili istihbarat notunda, Rus birliklerinin (Ukrayna sınırına yakın) farklı noktalarda yaptığı yığınak ve topçu birliklerini gösteren haritalar da yer aldı.

    Bloomberg’de yer alan habere göre bilgi, geçen hafta Washington’ın Putin’in niyetiyle ilgili endişeleri desteklemek için bazı NATO üyeleriyle paylaşıldı.

    Bu bağlamda Avrupalı liderlerin Rusya Devlet Başkanı Putin’le doğrudan temas halinde olduklarının da altı çizildi.

    Müttefiklerle paylaşılan istihbarata göre, Rus birliklerinin yaklaşık 100 taktik taburla (potansiyel olarak 100 bin asker) Kırım, Rusya ve Belarus üzerinden Ukrayna’ya geçebileceği yönünde bir senaryo ortaya koyuyor.

    Senaryo, engebeli arazide, dondurucu soğukta geniş bir alanı kapsayan operasyon olarak tanımlanıyor ve bölgedeki askerlerin uzun süreli bir işgal için hazırlandığı değerlendirmesinde bulunuyor.

    Konuya aşina iki kaynak, taktik tabur sayısının hemen hemen yarısının halihazırda mevzilerinde olduğu ve olası herhangi bir işgalin havadan destekleneceğini aktardı.

    Haberde Moskova’nın, SSCB sonrası dönemden beri benzeri görülmemiş bir ölçekte, on binlerce yedek askeri göreve çağırdığı bilgisi de paylaşıldı.

    Aynı kaynaklar, olası bir çatışmada yedek kuvvetlerin rolünün, taktik taburların yolu açmasından sonraki aşamada bölgeyi güvence altına almak olacağını dile getirdi.

    Rusya, büyük miktarda yedek asker çağrısını resmi olarak kamuoyu ile paylaşmamıştı.

    Kaynaklardan biri, ABD’nin Kiev’i hedef alan dezenformasyondaki artışla ilgili de bilgi paylaştığı ve Moskova’nın Ukrayna içinde istikrarı bozmaya çalışmak için ajanlar görevlendirdiğini dile getirdi.

    Öte yandan Rus para birimi Ruble, gerilimin yeni yaptırımları da beraberinde getireceği endişesiyle dolar karşısında yüzde 1 değer kaybederek ağustostan bu yana en düşük seviyesine geriledi.

    Putin geçen hafta herhangi bir işgal girişimini reddetti, ancak eylemlerinin Rusya’nın Ukrayna’daki ‘kırmızı çizgilerini’ yeterince ciddiye almamakla suçladığı ABD ve müttefiklerinin dikkatini çekmesinin bir kanıtı olarak bu alarmı memnuniyetle karşıladı.

    Washington ve müttefikleri, savaşın kesin olduğu ya da Putin’in bu konuda ciddi olduğunu bildiğini iddia etmemekle birlikte muhtemelen ne yapacağına henüz karar vermediğini söylüyor.

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ay başında, “Rusya’nın niyetiyle ilgili konuşamam. Bunun ne olduğunu bilmiyoruz.” açıklamasında bulunmuştu.

    Ukrayna Dışişleri Bakanı Kuleba, olası Rus saldırısını değerlendirdi

    Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, Rusya’nın ülkesine yeni bir saldırı düzenleyip düzenlemeyeceğinin, ülkesinin ve ortaklarının gücüne bağlı olduğunu söyledi.

    Rusya’nın 2014’ten bu yana Ukrayna’yı pek çok şekilde istikrarsızlaştırmaya çalıştığını belirten Kuleba, Rusya’nın asıl amacının ülkeyi içerden istikrarsızlaştırarak ve diğer ülkelerle savunma sektöründeki iş birliğini engelleyerek Ukrayna’yı olabildiğince zayıf hale getirmek olduğunu ifade etti.

    Kuleba, Rusya lideri Putin’in Ukrayna’ya yeni bir saldırı ihtimalini değerlendirdiğini aktararak, “Bu seçeneği uygulayıp uygulamayacağını iki faktör belirleyecek; birincisi kendi gücümüz ve Ukraynalıların soğukkanlılığı, ikincisi ortaklarımızın gücü ve koordinasyonu.” değerlendirmesinde bulundu.

    Gelecek aylarda toplum ve devlet olarak maksimum etkililik sergilemeleri gerektiğini aktaran Kuleba, Ukrayna halkını panik yapmamaya ve özellikle bilgi alanında provokasyonlara gelmemeye çağırdı.

    Ukrayna Savunma Bakanı: Rusya ile olası bir gerilim Avrupa için feci sonuçlar doğuracak

    Bu arada ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ile Pentagon’da bir araya gelen Ukrayna Savunma Bakanı Oleksiy Reznikov, “Rusya’nın her an gerilimi tırmandırabileceğini çok iyi biliyoruz. Ülkemizi ve çocuklarımızın geleceğini savunmaya hazırız. Olası gerilim kesinlikle tüm Avrupa için feci sonuçlar doğuracaktır.” dedi.

    Rusya’nın Ukrayna sınırına yakın bölgelere askeri yığınak yapmaya devam ettiği bir ortamda Ukrayna Savunma Bakanı Renikov, Washington’da temaslarda bulundu.

    Pentagon’dan görüşmeye ilişkin yapılan açıklamada, “Bakanlar, Rusya’nın bölgedeki istikrarı bozucu eylemleri de dahil olmak üzere bir dizi güvenlik sorununu ele aldı ve 31 Ağustos’ta imzalanan ABD-Ukrayna Stratejik Savunma Çerçevesinde belirtilen ortak öncelikleri ilerletmek için birlikte yakın çalışma konusunda anlaştı.” ifadeleri kullanıldı.

    Toplantı öncesinde basına kısa bir açıklama yapan Austin de, “Rus saldırganlığına karşı ortak önceliğimizi ilerletmeye devam etmek ve Karadeniz güvenliği, siber savunma ve istihbarat paylaşımı gibi alanlarda iş birliğimizi derinleştirmek için bu çerçeveyi (ABD-Ukrayna Stratejik Savunma Çerçevesi) nasıl uygulayabileceğimizi tartışmayı sabırsızlıkla bekliyorum.” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi: Blinken senatoda eleştirilirken istihbarattan El Kaide uyarısı

    ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi: Blinken senatoda eleştirilirken istihbarattan El Kaide uyarısı


    Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Biden yönetiminin Afganistan’dan çekilme sürecini Kongre’deki özel oturumda senatörlerin ağır eleştirilerine karşı savunurken istihbarat yetkililerinden Afganistan topraklarından ABD’ye yönelik El Kaide tehdidine dair uyarı geldi.

    Aynı konuda geçen hafta Temsilciler Meclisi’nde ter döken ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, bu kez de ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’nde Biden yönetiminin Afganistan’dan çekilme kararı ve uygulama biçimine dair senatörlerin sorularını yanıtladı.

    ABD Başkanı Joe Biden’ın Afganistan’dan çekilme kararına sempatiyle yaklaşan senatörlerin bile hayal kırıklığına uğradığını ve Kabil’deki kaotik tahliye sürecinde Amerikalıların, yeşil kart sahiplerinin ve tehlike altındaki Afganların durumuyla ilgili endişe duyduklarını ifade ettiği sorgulamada her iki parti kanadından Blinken’a ağır eleştiri yöneltildi.

    Biden’ın dışişleri politikalarına genellikle destek veren komite başkanı Demokrat partili Bob Menendez geri çekilme planının icrasının açık ve ölümcül hataları bulunduğunu belirtirken, komitenin en üst düzey Cumhuriyetçi delegesi Jim Risch ve diğer parti mensupları Biden yönetiminin “beceriksizliğinin” ABD’nin uluslararası itibarını zedelediği ve durumun savunulacak bir yönünün olmadığını vurguladı.

    Blinken kararı savundu

    Aşırı zorlu ve kaotik koşullarda yönetimin elinden gelenin en iyisini yaptığını belirten Blinken ise Donald Trump yönetimini 2020’de Taliban’la yaptığı barış anlaşması nedeniyle Joe Biden’ın elini kolunu bağlamakla suçladı.

    15 Ağustos’ta Kabil’i ele geçiren Taliban’a karşı Afgan hükümeti ve güçlerinin beklenmedik şekilde çöktüğüne dikkat çeken Blinken “en kötümser değerlendirmeler bile Kabil’deki hükümet güçlerinin ABD askerleri oradayken çökeceğine ihtimal vermedi” diye konuştu.

    Blinken ayrıca Taliban’ın Afganistan topraklarının terörist hareketlerin üssü olarak kullanılmasına izin vermeyeceklerine dair sözü bulunduğunu hatırlattı.

    ABD istihbaratı: El Kaide Afganistan’dan ABD’yi tehdit ediyor

    Öte yandan senatodaki sorgulamayla aynı saatlerde düzenlenen İstihbarat ve Ulusal Güvenlik Zirvesi’ne katılan üst düzey yetkililer El Kaide’nin 12 ila 24 ay içinde Afganistan topraklarından ABD’ye ciddi tehdit oluşturabileceğini açıkladı.

    Merkezi İstihbarat Teşkilatı’ndan (CIA) bir üst düzey yetkili de Afganistan’daki El Kaide’ye dair bazı potansiyel hareketlerin işaretini tespit ettiklerini belirtti.

    11 Eylül saldırıları planlandığı sırada ülkeyi kontrolü alında tutan Taliban Usame bin Ladin ve El Kaide örgütünün üst düzey liderlerini koruyarak ev sahipliği yapmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD Gizli Servisi, 11 Eylül saldırılarının hiç yayınlanmamış fotoğraflarını paylaştı

    ABD Gizli Servisi, 11 Eylül saldırılarının hiç yayınlanmamış fotoğraflarını paylaştı


    Amerika Birleşik Devletleri Gizli servisi, 11 Eylül saldırılarının 20. yıl dönümünde daha önce yayımlanmamış bir dizi fotoğraf paylaştı.

    El Kaide üyesi 19 kişi 11 Eylül günü 4 ticari uçağı kaçırarak ABD’nin sembol binalarını hedef aldı. Newark, Boston ve Washington’dan havalanıp San Francisco ve Los Angeles’a giden yolcu uçaklarının kaçırılmasının ardından Los Angeles’a giden Amerikan Airlines’a ait yolcu uçağı, yerel saatle 08.46’da İkiz Kuleler’in kuzey yönündeki binasına çarptı.

    Dünya tarihini değiştiren saldırılarda 2 bin 977 kişi yaşamını yitirdi. Saldırı sonrası Amerika Birleşik Devletleri’nin 11 Eylül saldırılarına ilk cevabı, Afganistan’a girmek oldu.

    New York’u saran toz bulutu

    Saldırılar sonrası New York kentinin gökdelenleriyle meşhur Manhattan semtini bir toz bulutu kapladı. Bazı uzmanlar bu toz bulutunun pulvarize olan (katı cisimlerin toza dönüşmesi) çelik ve beton sebebiyle oluştuğunu, ancak sıradan bir bina yıkılışında böyle bir şeyin olamayacağını açıklamıştı.

    11 Eylül saldırılarının azmettiricisi olarak bilinen Usame bin Ladin 2004 senesinde suçunu kabul etti. Ladin, Mayıs 2011’de Amerika Birleşik Devletleri kuvvetleri tarafından düzenlenen bir operasyonla öldürüldü.

    Saldırılar sonrası çöken iki binanın önünde arama ve kurtarma çalışmalarını yürüten itfaiye polis ekipleri.

    Saldırıların yıl dönümünde ABD Gizli Servisi, asla unutma etiketiyle daha önce yayınlanmamış fotoğraf ve videolar paylaştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD raporu: Koronavirüs biyolojik silah olarak geliştirilmedi

    ABD raporu: Koronavirüs biyolojik silah olarak geliştirilmedi


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron, İsrail Başbakanı Bennett’ten ‘Fas tarafından dinlendiği’ iddialarının araştırılmasını istedi

    Macron, İsrail Başbakanı Bennett’ten ‘Fas tarafından dinlendiği’ iddialarının araştırılmasını istedi


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İsrail Başbakanı Naftali Bennett’i arayarak “Pegasus” casus yazılım programıyla telefonunun dinlendiği iddialarının araştırılmasını istedi.

    İsrail basınına göre, Macron perşembe günü Bennett ile yaptığı telefon görüşmesinde, kendi ve diğer önde gelen Fransız siyasetçilerin telefonunun Fas istihbaratı tarafından dinlenmesine dair endişelerini iletti.

    İsrail Kanal 12 televizyonu tarafından yapılan habere göre, Macron, Bennett’ten resmi açıklama istedi.

    Yine aynı habere göre, İsrail’in Binyamin Netanyahu’dan sonra göreve gelen yeni Başbakan’ı Bennett ise Macron’a söz konusu iddiaların kendi başbakanlığı öncesi dönemi kapsadığını ve konunun en üst düzeyde soruşturulacağını söyledi.

    The Guardian, CNN ve Le Monde’un da aralarında bulunduğu 17 medya kuruluşu, İsrail merkezli “NSO Group” isimli şirkete ait “Pegasus” casus yazılımının devletler tarafından insan hakları aktivistleri, gazeteciler ve siyasilerin telefonları dinleme amaçlı kullanıldığını ortaya çıkarmıştı.

    İddiaya göre Fas istihbarat servisi Macron başta olmak üzere Fransız politikacıların ve gazetecilerin telefon numaralarını izleme listesine almıştı.

    Öte yandan Fas hükümeti bu iddiaları reddederek, “Fas Krallığı, ısrarlı yanlış, kitlesel ve kötü niyetli medya kampanyasını şiddetle kınar. Bu yanlış ve asılsız iddiaları reddediyoruz. Bu iddiayı ortaya atanları, gerçeküstü hikayelerini desteklemek için herhangi bir somut ve maddi kanıt sunmaya davet ediyoruz” şeklinde açıklama yaptı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • WSJ: ABD raporu Covid-19’un Vuhan laboratuvarından sızmış olabileceği sonucuna vardı

    WSJ: ABD raporu Covid-19’un Vuhan laboratuvarından sızmış olabileceği sonucuna vardı


    ABD hükümetinin, Covid-19’un kökenleri hakkında hazırlanan ve virüsün Çin’in Vuhan kentindeki bir laboratuvardan sızdığı yönündeki hipotezin yer aldığı raporu ‘makul bulduğu’ ortaya çıktı. Wall Street Journal haberine göre ABD ulusal laboratuvarı araştırmacıları, çalışmanın daha fazla araştırmayı hak ettiği sonucuna varmış.

    Habere göre çalışma, Mayıs 2020’de Kaliforniya’daki Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı tarafından hazırlanmış. Donald Trump yönetiminin son aylarında pandeminin kökenleri hakkında yürütülen soruşturmada söz konusu çalışmaya sık sık atıfta bulunulmuştu.

    WSJ’nin konuştuğu kaynaklar, çalışmanın Lawrence Livermore’un istihbarat kolu olan “Z Birimi” tarafından hazırlandığını belirtiyor. Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı, biyolojik konularda önemli bir uzmanlığa sahip kurum olarak biliniyor. Çalışmayı yakından takip eden kaynaklar, değerlendirmelerin Covid-19’a neden olan SARS-COV-2 virüsünün genomik analizine dayandığını dile getirdi.

    Başkan Joe Biden, ABD istihbarat ajanslarına koronavirüsün kökenine ilişkin çalışma yapmaları ve 90 gün içerisinde kendisine bir rapor sunmaları talimatını vermişti.

    Biden, ABD istihbarat teşkilatlarının virüsün bir laboratuvar kazasından mı kaynaklandığı veya hayvandan insana mı bulaştığı yönündeki iki senaryo üzerinde çalıştıklarını ancak şu ana kadar herhangi bir sonuca varmadıklarını ifade etmişti.

    Covid-19’un kökenine ilişkin tartışmalar

    WSJ gazetesinin ABD istihbaratının bir raporuna dayandırdığı 23 Mayıs’ta çıkan özel haberi, Covid-19 salgınının ilk kaynağının Vuhan’daki laboratuvar olabileceğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirmişti.

    Haberde, ABD istihbaratının ilgili raporuna göre salgının kentte yayılmadan kısa süre önce Vuhan Laboratuvarı’nda çalışan 3 araştırmacının virüs ve mevsimsel grip belirtilerine benzer şikayetlerle hastalanıp hastaneye başvurduğu iddia edilmişti.

    Joe Biden da 26 Mayıs’ta yaptığı açıklamada mart ayında istihbarattan Covid-19’un kökenini araştırmalarını istediğini ve bu raporu Mayıs ayı başında eline aldığını bildirmişti.

    Biden açıklamasında, “İstihbarat Topluluğundan, bizi kesin bir sonuca daha da yakınlaştıracak bilgileri toplama ve analiz etme çabalarını iki katına çıkarmalarını ve bunu bana 90 gün içinde rapor etmelerini istedim.” ifadesini kullanmıştı.

    Trump yönetimi, pek çok kez virüsün yayılmasından dolayı Pekin’i suçlamış, ABD istihbaratının geçen yılın sonunda yayınlanan raporunda virüsün Vuhan’daki laboratuvardan çıkmış olabileceğine ilişkin bulgulardan bahsedilmişti.

    Çin yönetimi söz konusu iddiaları kesin bir dille yalanlarken, Dünya Sağlık Örgütünden konuyu araştıran bir heyet de virüsün söz konusu laboratuvardan yayıldığı iddialarının gerçekçi olmadığı sonucuna ulaştıklarını açıklamıştı.

    Trump yönetimi ise DSÖ’yü pandemiyi ele alması itibarıyla Pekin’e yakın olmak ve Çin’in çıkarlarını gözetmekle suçlamıştı.

  • İtalya’da istihbarat birimlerinin başına ilk kez bir kadın getirildi

    İtalya’da istihbarat birimlerinin başına ilk kez bir kadın getirildi


    İtalya Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Elisabetta Belloni, ülkesinde istihbarat servislerin başına atanan ilk kadın oldu.

    İtalya Başbakanı Mario Draghi çarşamba günü, Güvenlik Bilgi Departmanı (DIS) direktörü Gennaro Vecchione’nin yerine Büyükelçi Elisabetta Belloni’yi atadı.

    62 yaşındaki Belloni, 2016 yılından bu yana diplomatik hizmetteki en önemli görev olan Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri olarak görev yapıyordu.

    İtalya Güvenlik Bilgi Departmanı, yurtdışı (AISE) ve yurtiçi (AISI) istihbarat birimlerini koordine ve denetleme faaliyetlerinden sorumlu kurum olarak doğrudan Bakanlar Kurulu’na bağlı olarak çalışıyor.

    Diplomatik kariyeri boyunca Dışişleri Bakanlığı’nda değişik kademelerde görev alan Elisabetta Belloni, ülke kamuoyunda Irak ve Afganistan’da militanlar tarafından kaçırılan İtalyan vatandaşlarının kurtarılması ve 2004’te Tayland’da yaşanan tsunami felaketini yaşayan İtalyan turistlerin geri getirilmesi operasyonlarındaki rolü ile tanınıyor.