Etiket: Istifa

  • Dünya Kupası töreninde İspanyol futbolcuyu ‘dudağından öpen’ Federasyon Başkanı Rubiales istifa etti

    Dünya Kupası töreninde İspanyol futbolcuyu ‘dudağından öpen’ Federasyon Başkanı Rubiales istifa etti


    Kadınlar Dünya Kupası madalya töreninde bir sporcuyu dudaklarından öpmesi tartışma yaratan İspanyol Futbol Federasyonu Başkanı Luis Rubiales, görevinden istifa etti.

    İspanya Futbol Federasyonu Başkanı Luis Rubiales, Kadınlar Dünya Kupası finalini kazanan İspanyol takımından bir futbolcuyu “dudaklarından öpmesi” sonrası gelen tepkiler üzerine olaydan 3 hafta sonra görevinden istifa etti. 

    REKLAM

    Rubiales istifasını, görevinin sürdürülemez hale geldiğini belirttiği bir açıklamayla duyurdu.

    Rubiales yaptığı açıklamada, “FIFA tarafından uygulanan hızlı uzaklaştırma kararı ve hakkımda açılan diğer davalardan sonra, görevime geri dönemeyeceğim açıktır.” dedi.

    “Beklemekte ve tutunmakta ısrar etmek ne Federasyon’a ne de İspanyol futboluna olumlu bir katkı sağlamayacaktır. Çünkü geri dönmemi engelleyecek fiili güçler var.” diye ekledi.

    Rubiales ayrıca, UEFA’nın başkan yardımcılığı görevinden de istifa ettiğini söyledi. Açıklamasını sosyal medya platformu X üzerinden paylaştı. 

    Rubiales, İspanya Kadın Millî Futbol Takımı’nın 2023 FIFA Kadınlar Dünya Kupası’nı kazanmasının ardından 20 Ağustos’ta Sidney’deki Dünya Kupası madalya töreninde futbolcu Jenni Hermoso’yu dudaklarından öpmüş, bu hareketi ülkede “sporda cinsiyetçilik” konusunda tartışmalara neden olmuştu. 

    FIFA, hakkında soruşturma başlatılan Rubiales’i 90 gün boyunca görevinden uzaklaştırdı. 

    İspanyol bir savcı geçtiğimiz cuma günü Rubiales hakkında “cinsel saldırı” ve “zorlama” suçlamasıyla Yüksek Mahkeme’ye şikayette bulundu.

    Şikayet, Hermoso’nun hafta başında olayla ilgili suç duyurusunda bulunmasının ardından geldi. 

    Rubiales “öpme olayının” karşılıklı ve rızaya dayalı olduğunu söyleyerek pazar gününe kadar oyunculardan, hükümet yetkililerinden ve halktan gelen istifa çağrılarına karşı çıkmıştı.

    Rubiales, federasyon başkanlığından istifa etmesine rağmen olayların kendi versiyonunu savunmaya devam etti.

    Pazar günü yaptığı açıklamayla birlikte yayınladığı bir mesajda, “Onurumu savunacağım. Masumiyetimi savunacağım. Geleceğe inancım var. Gerçeğe inancım var.” ifadelerine yer verdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sabah gazetesi genel yayın yönetmeni Erdal Şafak istifa etti

    Sabah gazetesi genel yayın yönetmeni Erdal Şafak istifa etti



    Uzun yıllardır Sabah gazetesinin Genel Yayın Yönetmenliğini üstlenen Erdal Şafak istifa etti. Erdal Şafak istifa kararını Sabah gazetesinin yazı işleri toplantısında duyurdu.

    Şafak, sağlık sorunlarının bulunduğunu belirterek görevine devam edemeyeceğini belirtti.

    ERDAL ŞAFAK KİMDİR?

    Akhisar’da, 1945 yılında doğdu. Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat Bölümü’nden mezun oldu. Gazeteciliğe, İzmir’de Yeni Asır Gazetesi’nde başladı. Daha sonrasında Hürriyet, Yeni Asır, Günaydın, Yeni Asır ve Sabah gazetelerinde çalıştı. İyi derecede Fransızca bilen Şafak 2008’den bu yana Sabah gazetesinin Genel Yayın yönetmeni olarak görev yapıyordu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • DEVA Partisi’nde kurucu isim istifa etti: Parti merkezine ağır suçlamalar!

    DEVA Partisi’nde kurucu isim istifa etti: Parti merkezine ağır suçlamalar!



    DEVA Partisi’nin kurucuları arasında yer alan ülkücü hareketin önemli ismi Ramiz Ongun, partisinden istifa ettiğini açıkladı.

    Ongun, sosyal medyadan yayınladığı açıklamada, “Kıymetli yol arkadaşlarım 1. Olağan kongremizde Divan Başkanı olarak yaptığım konuşmada ‘Biz yeni bir hareketiz, bizi de bekleyen bazı tuzaklar olabilir’ sözüyle teşkilatımızın dikkatli olmaları hususunda telkinde bulunmuştu. Maalesef o tuzakları kuranlar dışardan değil, DEVA Partisi’nin tam merkezinden çıkmıştır” ifadelerini kullandı.

    Açıklamasında, parti içinde milli hassasiyetlerin önemsenmediğine dikkat çeken Ongun, parti yönetimine zehir zemberek suçlamalarla istifa ettiğini açıkladı.

    Kaynak: Gerçek Gündem


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron’un eleştirisi sonrası Amerikalı ekonomist AB’ye danışmanlık rolünden vazgeçti

    Macron’un eleştirisi sonrası Amerikalı ekonomist AB’ye danışmanlık rolünden vazgeçti


    Yale Üniversitesi profesörlerinden Fiona Scott Morton, Avrupa Komisyonu’nun rekabetten sorumlu üyesi Margreth Vestager tarafından büyük teknoloji firmaları ile ilgili rekabet konularında danışmanlık vermesi için işe alınmıştı

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Avrupalı olmaması nedeniyle işe alımını eleştirdiği Amerikalı profesör Avrupa Komisyonu’na danışmanlık rolünü kabul etmeyeceğini açıkladı.

    Yale Üniversitesi profesörlerinden Fiona Scott Morton, Avrupa Komisyonu’nun rekabetten sorumlu üyesi Margreth Vestager tarafından büyük teknoloji firmaları ile ilgili rekabet konularında danışmanlık vermesi için görevlendirilmişti.

    Fakat bu karar Macron dışında bazı Avrupa Birliği milletvekilleri tarafından eleştirildi. Ayrıca daha önce onay vermiş olmalarına rağmen Avrupa Komisyonu’nun beş üyesi Başkan Ursula von der Leyen’den kararı gözden geçirmesini istedi.

    Macron Scott Morton kualifikasyonları ne olursa olsun Amerikalı bir profesörün Amerikalı teknoloji devleri ile ilgili düzenlemelerde danışmanlık vermesinin AB’nin stratejik otonomi vizyonuna uygun olmadığını savundu.

    Vestager’in kararı savunmasına rağmen Scott Morton görevi kabul etmeme kararı aldı.

    Vestager, Scott Morton’un çekilme kararını sosyal medya hesabından duyurdu. Amerikalı ekonomist Vestager’e yazdığı mektupta çıkan siyasi tartışmalardan sonra en doğru adımın geri çekilmek olduğuna karar verdiğini belirtti.

    Vestager de memnun olmasa da Scott Morton’un kararına saygı duyduğunu belirtti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hollanda Başbakanı Mark Rutte seçimlerin ardından siyaseti bırakacağını açıkladı

    Hollanda Başbakanı Mark Rutte seçimlerin ardından siyaseti bırakacağını açıkladı


    En erken kasım ortasında yapılması beklenen seçimlerin ardından bir daha aday olmayacağını da belirten ve siyasi kariyerini sonlandıracağını duyuran Rutte, seçimlere kadar geçici olarak görevde kalacağını söyledi.

    Hollanda tarihinin en uzun süre görevde kalan başbakanı Mark Rutte, bu sonbaharda yapılması planlanan erken genel seçimlerin ardından siyasetten çekileceğini duyurdu.

    2010’dan bu yana dört koalisyon hükümetine liderlik eden Rutte, Hollanda’nın göç politikasının sıkılaştırılması konusunda yaşanan anlaşmazlıkların ardından geçen cuma dört partili koalisyonun dağıldığını açıkladı.

    En erken kasım ortasında yapılması beklenen seçimlerin ardından bir daha aday olmayacağını da belirten ve siyasi kariyerini sonlandıracağını duyuran Rutte, seçimlere kadar geçici olarak görevde kalacağını söyledi.

    Ancak bugün ilerleyen saatlerde parlamentoda yapılacak oylamada başbakanın bu görevi sürdürüp sürdürmeyeceğine karar verilecek. Zira muhalefetteki iki sol parti ve aşırı sağcı lider Geert Wilders’in partisi Rutte hakkında güvensizlik önergesi verdi. Bu önergelerin Meclis’te kabulü Rutte’nin geçici başbakanlık görevini de yapamaması anlamına gelecek. 

    Hollanda basınında yer alan haberlere göre, önergenin başarılı olabilmesi için Rutte’nin cuma günü düşen koalisyonundaki dört partiden en az biri tarafından desteklenmesi gerekiyor.

    “Bir dönemin sonu”

    Rutte’nin istifası Hollanda’da 13 yıllık zorlu bir dönemin de sona erdiğini işaret ediyor. Zira başbakanın siyasi zekası, hem koalisyon ortaklarını bir arada tutmayı hem de muhalefetin de desteğini alarak birçok tartışmalı yasayı geçirmesini sağlamış durumda. 

    Meclis’te 20’den fazla partinin bulunması da bu görevin aslında ne kadar zor olduğunun bir göstergesi. 2010’da ilk defa göreve gelen Rutte, Hollanda’yı sel felaketinden 2014 yılında Malezya Havayolları’na ait MH17 sefer sayılı uçağın Ukrayna’nın doğusunda düşürülmesine kadar uzanan krizler boyunca yönetti. 

    Siyasi muhalifleri bile, yaklaşık 200 Hollanda vatandaşının ölümüne neden olan uçağın düşürülmesinin ardından sergilediği tutuma övgülerde bulundu.

    Rutte aynı zamanda Hollanda hükümetinin geçmişteki politikaları için af dilemesiyle de tanındı.

    Bir parlamento komisyonu, Avrupa’nın en büyük doğal gaz sahası Groningen’de kazılar nedeniyle yaşanan depremlerden hükümeti sorumlu tutmasının ardından Rutte özür dilemekten ve enerji krizine rağmen gaz sahasını kapatma kararı almaktan çekinmemişti. 

    Başbakan ayrıca çok çocuklu ailelere yapılan yardımlarda oluşan bir hata nedeniyle ödemelerin yanlış yapılmöasından dolayı oluşan mağduriyet karşısında da yine özür dilyerek istifa etmişti. Fakat bir sonraki seçimlerde partisinin sandıktan ilk sırada çıkması Rutte’nin dördüncü defa başbakanlık koltuğuna oturmasını sağladı. Fakat bu sefer kurulan koalisyon sadece 1 buçuk sene dayanabildi. 

    Rutte’nin siyasette farklı uçları bir araya getirmedeki başarısı geçmişte NATO ya da Avrupa Birliği’nin iplerini eline alması yönünde teklifler almasını sağladı. Fakat Hollandalı başbakan henüz bundan sonraki hayatında ne yapacağını duyurmadı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yunanistan: Çipras, seçim yenilgisinin ardından SYRIZA liderliğinden istifa etti

    Yunanistan: Çipras, seçim yenilgisinin ardından SYRIZA liderliğinden istifa etti


    Yunanistan’da 1974’ten bu yana hiçbir ana muhalefet partisi SYRIZA kadar düşük bir oy oranına ulaşmamıştı.

    Yunanistan’da Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA) lideri ve eski başbakan Aleksis Çipras, hafta sonu yapılan genel seçimlerde alınan yenilginin ardından parti genel başkanlığından istifa ettiğini duyurdu.

    48 yaşındaki Aleksis Çipras liderliğindeki radikal sol parti SYRIZA, geçen pazar günü düzenlenen seçimlerin ikinci turunda yüzde 18 oy oranı ile toplam 47 milletvekili çıkardı.

    1974’ten bu yana hiçbir ana muhalefet partisi SYRIZA kadar düşük bir oy oranına ulaşmamıştı.

    2015-2019 yılları arasında ülkenin yaşadığı mali kriz sırasında başbakanlık yapan Çipras, 21 Mayıs’taki ilk tur yenilgisinden sonra istifa etmeyi düşündüğünü söylemişti.

    Çipras, pazar günkü seçimin ardından yaptığı açıklamada ise sonuçların toplum ve demokrasi için büyük ölçüde “olumsuz” olduğunu belirterek, “Parti üyelerinden hepimizi yargılamaları istenecek. Bu süreçte kendimi parti üyelerinin takdirine bırakacağımı söylemeye gerek yok.” ifadelerini kullanmıştı.

    Yunanistan genel seçimlerinde Kiryakos Miçotakis liderliğindeki Yeni Demokrasi Partisi oyların yüzde 40,57’sini alarak sandıktan birinci parti olarak çıkmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Pakistan’da siyasi kriz: Başbakan seçimi öncesi milletvekilleri istifa etti

    Pakistan’da siyasi kriz: Başbakan seçimi öncesi milletvekilleri istifa etti


    Pakistan’da güvensizlik oylamasının ardından eski Başbakan İmran Han’ın yerine gelecek ismi belirlemek için yapılacak oylama öncesi milletvekilleri görevlerinden istifa etti.

    Pakistan’da İmran Han için ülkenin farklı kentlerinde destek gösterileri yapılırken, mecliste ise oylama hazırlığı vardı. Ancak İmran Han’ın partisinden milletvekilleri toplu şekilde görevlerinden istifa etti.

    Oylama başlamadan önce İmran Han’ın Pakistan Adalet Hareketi Partisi’nden (PTI) eski Dışişleri Bakanı Şah Mahmud Kureyşi, mecliste yaptığı açıklamada, bugün ulusun önünde kölelik ve kendine saygı olarak iki yol bulunduğunu vurgulayarak, seçimi boykot edip toplu olarak istifa ettiklerini söyledi.

    PTI milletvekilleri, Kureyşi’nin açıklamasının ardından meclisten ayrıldı.

    Başbakanlık seçimi için başvuran Şah Mahmud Kureyşi’nin meclisten ayrılmasının ardından Pakistan Müslüman Ligi-Navaz (PML-N) lideri Şahbaz Şerif, tek aday olarak kaldı.

    Mecliste başbakanlık için oylama sürüyor.

    İstifalardan sonra muhalefet milletvekillerinin yeni başbakan için oylamaya başlaması ve muhalefet milletvekili Şahbaz Şerif’in tek aday olarak kazanması bekleniyor.

    İmran Han hükümeti düşmüştü

    Pakistan’da parlamentoda dün yapılan güvensizlik oylaması sonucu İmran Han hükümeti düşmüştü.

    9 Nisan’da yerel saatle 11.30’da başlayan güvensizlik oylaması oturumu, dün 01.00’de sona ermişti.

    Mecliste yapılan güvensizlik oylamasında, Başbakan İmran Han’ın hükümeti, 174 “hayır” oyu almıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir görevinden istifa etti

    Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir görevinden istifa etti


    Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir, görevden alınan hakemlerle ilgili kriz sürerken görevinden istifa etti. Yayın ihalesi de sonuçlanmamışken istifa eden Özdemir’in yerine Servet Yardımcı’nın vekalet edeceği açıklandı.

    TFF’den yapılan açıklamada, yönetim kurulunun gerçekleştirdiği toplantıda Nihat Özdemir’in görevinden istifa ettiği belirtilerek, “Yönetim kurulunun aldığı kararla, Türkiye Futbol Federasyonuna Başkan Vekili Sayın Servet Yardımcı vekaleten başkanlık edecektir.” denildi.

    Yönetim kurulunun yeni bir görevlendirmede daha bulunduğu ve Mustafa Çağlar’ın, TFF başkan vekilliği görevine getirildiği kaydedildi.

    2019 yılında yapılan seçimle göreve gelen Nihat Özdemir, görev süresinin tamamlanmasına yaklaşık 1 yıl kala istifa etti. Türkiye Futbol Federasyonu seçimlerinin 2023 yılının haziran ayında yapılması planlanıyordu.

    NTV Spor’da yer alan habere göre Türkiye Futbol Federayonu Başkanlığı için TFF Eski Başkan Vekili Hüsnü Güreli, Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu, Medipol Başakşehir Başkanı Göksel Gümüşdağ, Beşiktaş Kulübü Başkanı Ahmet Nur Çebi’nin isimleri geçiyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ayhan Bilgen: Çözüm süreci daha ketum yönetilmeliydi, davul zurnayla değil

    Ayhan Bilgen: Çözüm süreci daha ketum yönetilmeliydi, davul zurnayla değil


    Halkların Demokratik Partisi’nde milletvekilliği, parti sözcülüğü ve bir dönem de belediye eş başkanlığı ile 2007’den beri aktif siyaset yapan Ayhan Bilgen istifası ve HDP’ye yönelik eleştirileriyle gündemde.

    Yeni bir siyasi hareketin çalışmaları içinde olduğunu ve hatta ilerleyen zamanlarda bunun bir siyasi partiye dönüşebileceğinin sinyalini veren Bilgen, Türkiye’nin sorunlarını çözmeye talip…

    Euronews’in sorularını yanıtlayan siyasetçi ve insan hakları savunucusu Bilgen HDP’ye yönelik yaptığı eleştirileri uzun süre parti içerisinde de gerekli mekanizmalarla paylaştığını ancak sonuç alamadığını ifade ediyor.

    ”HDP 7 Haziran sonrası kilitlendi, tıkandı”

    Medyada HDP’ye yönelik eleştirileri ve istifa kararıyla gündem olan Bilgen, HDP’ye alternatif olmadığının altını çiziyor.

    HDP’nin kendini yenilemeye en açık parti olmasına rağmen bunu başaramadığı görüşünde Bilgen.

    ‘’Ben parti içinde eleştirilerimi hep dile getirdim. Hem BDP döneminde MYK’dayken paylaştım. Farklı birimlere düşüncelerimi paylaştım, yapısal sorunlarla ilgili somut önerilerde bulundum. Hem de sonrasında HDP kurulurken eleştirilerimin dikkate alındığını, Türkiye siyasetinde ihtiyaç olan barış ve demokratikleşme ilişkisini doğru okuyan bir formül geliştiğini düşündüm. Ve o nedenle katıldım. Ama ne yazık ki 7 Haziran sonrasında yine kilitlendik, yine tıkandık. Bu HDP’den kaynaklanmadı ama yetersiz kaldı bu aşmada. Türkiye siyasetinde Kürtlerin sosyal psikolojisi dikkate almadığınız takdirde HDP’nin genişleme imkanı olmaz. Türkiye’de Kürt sorunu çözüm sürecinde başka bir atmosferdeydi. 7 Haziran’dan sonra başka bir atmosfere evrildi. Ama biz çözüm süreci devam ediyormuş gibi bir dil kullanmaya devam ettik. Bence yeni bir dünya ve yeni bi kuşak var. HDP de bu iddiayla yola çıktığına göre kendini yenilemeliydi ama gereğini yapamadı. Kendimi dahil ederek söylüyorum. Ben genişlemeden sorumlu eş genel başkan yardımcısıydım sonuçta. Oyun kurucu özne hale gelemedik.’’

    ”Parti kurma arayışımız yok ama geleneksel partiler Türkiye’deki dinamiği siyasete taşıyamıyor”

    Zorlama bir parti kurma arayışı yok Bilgen’in ama toplumsal talebe ve heyecana göre ilerde bir partileşme sürecinin de olabileceğinin sinyalini veriyor.

    “Günlük siyasetle düşünsel arayışı ve fikri derinliği buluşturacak bir formül geliştirilmesi gerekiyor’’ diyen Ayhan Bilgen mevcut siyaset anlayışını eleştiriyor ve geleneksel partilerin Türkiye’deki dinamiği siyasete taşıyamadığını düşünüyor.

    “B_en Türkiye’de siyasette etiği, müzakereyi ve diyaloğu çizgi haline getirmek gerektiği kanaatindeyim. Klasik sol, klasik muhafazakarlık ve klasik milliyetçilik gibi kavramların siyasette karşılıkları bitti artık. Ben artık eklektik bir araya gelişlerin yetmediğini düşünüyorum. Bu bir araya gelişten yeni ve ortak bir söz üretemiyorsunuz. Biz şu anda farklılıkların bir araya gelmesi değil, bu farklılıkların ortak sözü kurması dönemindeyiz. Siyaseti yeniden kurmak için ve güçlü söz kurmak için bir sentez yakalamalıyız.’’_

    HDP’de siyaset yapmış olan kişiler de dahil pek çok farklı siyasi düşünceden isimlerle temas halinde olduğunu ifade eden Ayhan Bilgen, “Hak mücadelesinde ve çalışmalarda bulunmuş kişilerin siyasete taşınması gerektiğini düşünüyorum’’ diyor.

    “Mevcut partilerinden memnun olanları almak ve devşirmek niyetinde değiliz. Ama Türkiye siyasetinde seçmenin yarısına yakını partisinden memnun değil. Belki en kenetlenmiş olan HDP seçmenidir ama onlar da bile parti politikasını beğenmeyenlerin oranı üçte bir. Bizim hedef kitlemiz öncelikle kararsız seçmen. Ne yapılmayacağını bilen ve nasıl yapılmadığını gören başka bir şey arayan seçmen kitlesine hitap etmeliyiz.’’

    Kürt meselesinin çözümü de Ayhan Bilgen’in de en önemli gündemlerinden.

    Müzakere sürecinde parti içinde Anayasa yapma yönteminin yanlış olduğunu ve çözüm sürecinin de yanlış yürütüldüğünü defalarca dile getirdiğine dikkat çekiyor Bilgen.

    “Bir sorun çözülemediyse mutlaka bir eksiklik vardır. Bunda iktidarın olduğu kadar muhalefetin de payı vardır. İktidarın sorumluluğunu muhalefetin de sorumsuzluğunu sorgulamalıyız. Bu zor ve riski bir alan. Siyaseten elinizi taşın altına koyduğunuzda kaybedebilirsiniz ama kaybetmek uğruna ülkenin kazanacağını düşünerek hamleler yapmak zorundasınız. Eğer Türkiye’de Kürtlerin taleplerini sadece Kürtler dillendirmeye devam ederse ilerleme kaydedemeyiz. Türkiye’de çözüm süreçlerine ve demokratik sivil anayasa yapmaya ihtiyaç var. Silahlı aktörlerin silahsızlandırma süreci başka bir yönteme dayanmalı, demokratikleşme pazarlık konusu yapılmamalıdır. Yani silah bırakırsanız anadille ilgili bu olur demek doğru yöntem değil. Bu toplumda öfkeyi arttırır. Silahlı ve çatışmalı süreç ile aktörleri arasındaki süreç daha ketum yönetilmeliydi. Davul zurnayla yönetilmemeliydi. Ama demokrasi ve insan haklarıyla ilgili ayrımcılığı bitirecek süreçler de son dere şeffaf yönetilmeliydi, kapalı kapılar arkasında sadece iki parti arasında değil toplumun önünde yapılmalıydı.’’_

    ”Kürt meselesinin çözümü Meclis’tir. Öcalan’ın kendisi de Meclis demişti”

    Siyasetçi ve insan hakları aktivisti Bilgen, Kürt meselesinin çözümü noktasında muhataplık tartışmaları ile ilgili ise adres olarak Meclis’i gösteriyor.

    “O dönemde Öcalan’ın kendisi Meclis demişti zaten. Sürekli geri dönüp duruyoruz, bir sarmal var. Eğer mevzuatta bir iyileştirme yapılacaksa bunun adresi Meclis’tir. Eğer toplumsal barış ile ilgili bir şey arıyorsanız muhatap bu ülkede yaşayan herkestir. Silah bıraktırmak istiyorsanız muhatabınız elinde silah olandır ya da İmralı’dır. Dolayısıyla burada kategorik bir muhatap aramak yerine, hangi sorunu çözmek istiyorsanız muhataplık kurmak zorundasınızdır.’’

    Kars Belediyesi eş başkanıyken gözaltında yapmış olduğu istifa da o dönem çokça tartışıldı. Hatta tutuklanması ve belediyeye kayyım atanması bu istifaya bağlandı. Bu yöndeki açıklamalara da yanıtı şöyle oluyor Bilgen’in:

    “Bunu ben şaka olarak görüyorum. O günkü atmosferde geriye iki il kalmıştı, Kars’a neden atanmıyor diye soruluyordu. Bugün de tutuksuz yargılanan siyasetçiler neden tutuklu değil diye sorusu soruluyor. Bu aslında çaresizliğin kabullenilmesidir. Biz o gün parti kurumlarına ‘dokunulmazlığım kalktı ve hakkımda sekiz dosya var. Bu kadar dosyam varsa mutlaka biri gerekçe gösterilecek ve görevden alınacağım’ dedim. Ve Kars’ta ilk defa beş partinin temsil edildiği bir belediye meclisinde ortak kararlar alıyoruz. ‘Bu bir başarı’ dedim. Benim kişisel bir hırsım yok vekilliği bıraktığım gibi belediye başkanlığını da bırakırım dedim. Belediye meclisi kendi içinden başkanı seçsin ve kayyım atanmayan bir belediyemiz olsun istedim. Uzlaşma ile yönetilen bir şehir olsun bu ülkede, hem Türkiye demokrasisine bir leke düşmesin hem de HDP’nin kazandığı belediyelerden birlikte yönetilen bir belediye kalsın istedim. Ama maalesef bu irade gerçekleşmedi. Tutuklandığımızda zaten kayyım atanacağı belliydi, böyle bir durumda şehri mi yoksa kendimi mi düşünecektim. Eğer kendimi düşünseydim hiç istifayı gündeme getirmezdim. Şehirdeki ortak payda dağılmasın istedim.’’

    2007’den beri HDP’de siyaset yapan Ayhan Bilgen istifasıyla birlikte çözüm ve aksiyon odaklı bir siyaset hedefliyor.

    Siyasi ve hak temelli çalışmalarında demokratikleşme vizyonuna eğilecek. Ama dış politika, ekonomi, hukuk alanında yaşanan her bir sorun da Bilgen’in gündeminde yer alacak… Yeni bir partinin ihtiyacını da bu süreçte temasları belirleyecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiliz Kraliyet ailesinin acı gününde yapılan partiler Başbakan Johnson’ı köşeye sıkıştırıyor

    İngiliz Kraliyet ailesinin acı gününde yapılan partiler Başbakan Johnson’ı köşeye sıkıştırıyor


    İngiltere’de Covid-19 önlemlerine rağmen Başbakanlık resmi konutunda düzenlenen sosyal etkinlik ve partilerle ilgili iddiaların ardı arkası kesilmiyor. Son olarak İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’in eşi Prens Philip’in cenaze gününden bir gün önce konutta düzenlenen iki partiye dair bilgiler Başbakan Boris Johnson’ın siyasi geleceğini daha da tehlikeye soktu.

    Daily Telegraph gazetesinin haberine göre 16 Nisan 2021’de Başbakan’ın iletişim danışmanı ve fotoğrafçısı James Slack’e veda partisi düzenlendi. İç mekanda yaklaşık 30 kişinin katıldığı içkili müzikli partinin sabahın erken saatlerine kadar sürdüğü bildirildi. Aynı gün Başbakanlık konutunun bahçesinde de yine yaklaşık 30 kişinin katıldığı başka bir sosyal etkinlik yapıldığı ve bu iki grubun ilerleyen saatlerde birleştiği ifade edildi.

    Gazetenin haberine göre James Slack’e veda partisi Başbakanlık konutunun alt katında yapıldı. Bu mekanda havalandırma imkanının kısıtlı olması koronavirüsün yayılma koşullarını daha elverişli hale getirdiğine dikkat çekildi. Daha çok genç çalışanların katıldığı partide fotokopi makinasının üzerine yerleştirilen dizüstü bilgisayarla yüksek sesli müzik çalındığı ve katılımcılardan birinin dans esnasında halıya çok miktarda şarap dökülmesinden dolayı kaygılandığını dile getirdiği ifade edildi.

    Grubun daha sonra bahçeye çıkarak diğer grupla birlikte eğlenceye devam ettiği, bu esnada bir katılımcının Başbakan Johnson’ın oğlu Wilfred tarafından kullanılan salıncağı kırdığı bildirildi.

    Başbakan Johnson partinin yapıldığı günlerde Başbakanlığın yazlık konutu Cheqers’da bulunuyordu.

    O dönemde kurallar ne gerektiriyordu?

    Partinin düzenlendiği dönemde İngiltere’de uygulanan Covid-19 önlemleri gereğince yalnızca dış mekanda altı kişi ya da iki farklı evde yaşayan kişilerin bir araya gelerek sosyalleşmesine izin verilirken, bu izin iç mekanda yalnızca aynı evde yaşayan kişiler ve destek balonunda bulunanlarla sınırlandırılmıştı.

    Parti, bu kuralların ötesinde, ülkenin en üst düzey kamu kurumunda Kraliyet ailesinin acı gününe saygısızlık değerlendirildi. Kraliçe II. Elizabeth’in eşi Prens Philip’in 17 Nisan 2021’de düzenlenen cenaze töreni Covid-19 önlemlerinden dolayı çok kısıtlı tutulmuş, kurallar gereği törene kraliyet ailesinden ve Prens Philip’in yakınlarından sadece 30 kişi katılmıştı. Kilisedeki tören sırasında kraliçenin tek başına sırada oturuşu da Covid-19 salgını nedeniyle acı ve mutlu günlerde çekilen yalnızlığın ve gösterilen fedakarlıkların simgesi olmuştu.

    Başbakanın eski iletişim danışmanı James Slack, görevinden ayrılırken kendisi için düzenlenen veda partisinden dolayı özür diledi. Sun Gazetesinin editör yardımcılığı görevini yürüten Slack o dönemde partinin yapılmaması gerekiğini belirterek yarattığı öfke ve incinmeden dolayı özür diledi ve bütün sorumluluğu üstlendiğini dile getirdi.

    Asıl sorumluluğun başbakana ait olduğunu belirten ana muhalefetteki İşçi Partisi Başkan Yardımcısı Angela Rayner kraliçenin birçok kişi gibi tek başına yas tuttuğunu ve insanların ulusal çıkarlar için kurallara uymak adına büyük travma ve fedakarlıklara katlandığı bir dönemde “Başbakanlıktaki kültür ve davranışlar karşısında söyleyecek sözüm yok” diye tepkisini dile getirdi. İşçi Partisi ve diğer muhalif partiler başbakanın istifa etmesini istiyor.

    Johnson’ın yerine kim geçebilir?

    Başbakanlık ve diğer bakanlık binalarında Covid-19 önlemlerine rağmen düzenlenen partiler Başbakan Boris Johnson’ın koltuğunu sarsıyor. Johnson Mayıs 2020’de Başbakanlık’ta düzenlenen sosyal etkinliğe katıldığını kabul etti ve bunun için parlamento önünde özür diledi ancak bu özür herkesi ikna etmedi. Partisi Muhafazakarların İskoçya lideri Douglas Ross, başbakanın görevinin bırakması gerektiğini keskin dille dile getirdi.

    Hükümet üyeleri ise şimdilik Johnson’ın arkasında duruyor. Ancak Johnson’ın koltuğunu kaybetmesi halinde öne çıkabilecek isimler yakından takip ediliyor. Bu isimlerin başında Maliye Bakanı Rishi Sunak geliyor. Başbakanın özür dilediği gün parlamentoda bulunmayan Sunak geç saatlerde bir sosyal medya mesajı paylaşarak başbakanın özür dilemesinin doğru olduğunu ve partilerle ilgili soruşturma sonucunun sabırla beklenmesi gerektiğini iletti.

    Johnson’ın yerine adı geçen bir başka bakan da Dışişleri ve Brexit Bakanı Liz Truss. Onun da Johnson’ın özür konuşmasından Sunak gibi geç bir tepki vermesine karşın “Başbakanın yüzde 100 arkasındayım” ifadesini paylaşmasına dikkat çekildi.

    Başbakanlıktan yapılan açıklamalarda Johnson’ın kurallara uygun davrandığı vurgulandı.

    Her 10 seçmenden altısı Johnson’ın istifasını istiyor

    Başbakanın geleceği şu anda başbakanlık ve diğer bakanlıklarda yapıldığı iddia edilen partileri araştırmakla görevli üst düzey kamu görevlisi Sue Gray’in soruşturmalarında. Gray’in önümüzdeki hafta raporunu tamamlaması bekleniyor, ancak The Times gazetesine yansıyan haberlere göre raporun partilerle ilgili suç unsuru teşkil edecek yeterince kanıt bulunmadığı sonucuna varabileceği aktarılıyor.

    Bütün bu gelişmeler Johnson’ın halk içindeki popülerliğini olumsuz etkiliyor. Parti iddialarının basına yansımasından bu yana hem Johnson’ın hem de Muhafazakarların destek kaybettiği görülüyor. Son yapılan bir kamuoyu yoklamasında İşçi partisi Muhafazakar Parti’nin 10 puan önüne geçti. Her 10 seçmenden altısı da Johnson’ın istifa etmesi gerektiği görüşünde.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***