Etiket: İstanbul

  • 1 Mayıs’ta İstanbul’da bazı yollar trafiğe kapatılacak!

    1 Mayıs’ta İstanbul’da bazı yollar trafiğe kapatılacak!


    İstanbul’da 1 Mayıs İşçi Bayramı dolayısıyla Maltepe ve Beyoğlu’nda bazı yollar trafiğe kapatılacak.

    Konuya ilişkin İstanbul Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından yapılan yazılı açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

    “İstanbul Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünce, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü ile ilgili olarak trafik yönünden alınan emniyet tedbirleri çerçevesinde Pazartesi günü 06.00’dan itibaren Maltepe ilçesinde trafiğe kapatılacak yollar ve alternatif güzergâhlar aşağıda belirtilmiştir.”

    Kapatılacak Yollar şöyle:

    – Turgut Özal Bulvarı (Maltepe – Kartal Sahil Yolu),

    – (Küçükyalı Maltepe Evlendirme Dairesi Önü İle Kartal Çanakkale Caddesi Kavşağı Arasında Kalan Kısım) ve bu Caddeye çıkan tüm sokaklar,

    – Sıraselviler Caddesi,

    – Tak-ı Zafer Caddesi,

    – Sadri Alışık Sokak,

    – Atıf Yılmaz Caddesi,

    – Balo Sokak,

    – Turnacıbaşı Caddesi,

    – Zambak Sokak –

    – Meşelik Sokak,

    – Yeni Çarşı Caddesi,

    – Kumbaracı Yokuşu,

    – Asmalı Mescit Caddesi

    – Meşrutiyet Caddesi,

    – Hamalbaşı Caddesi,

    – Kamer Hatun Caddesi,

    – İlk Belediye Caddesi,

    – Ensiz Sokak İnönü Caddesi,

    – Mete Caddesi (Sorumlu İl Emniyet Müdür Yardımcısı Tarafından Değerlendirilerek Trafiğe Açılabilecektir.)

    Alternatif Yollar şöyle:

    – D-100 Karayolu,

    – Maltepe Bağdat Caddesi,

    – Refik Saydam Caddesi,

    – Tarlabaşı Bulvarı,

    – Meclis-i Mebusan Caddesi,

    – Tersane Caddesi,

    – Mebusan Yokuşu,

    – Boğazkesen Caddesi,

    – Defterdar Yokuşu,

    – Kemeraltı Caddesi.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İBB Genel Sekreter Yardımcısı Buğra Gökce: Yapı kayıt belgesi, yıkım kararının uygulanmasına engel olamaz

    İBB Genel Sekreter Yardımcısı Buğra Gökce: Yapı kayıt belgesi, yıkım kararının uygulanmasına engel olamaz


    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Genel Sekreter Yardımcısı Buğra Gökce, Üsküdar Salacak Sahili’ndeki tarihi Kuşkonmaz Camii’nin yan tarafında bulunan kaçak kafelerin yıkımının engellenmesiyle ilgili Twitter hesabından açıklama yaptı. Gökçe’nin “Bir dönemin özelliklerini ortaya koyan ibret vesikası fotoğraf nasıl ortaya çıktı sizinle paylaşmak isterim” başlığıyla yaptığı açıklama şöyle:

    “KAÇAK KAFELERİN YIKILMASINA İDARİ PARA CEZASI KARARI VERİLDİ”

    “Mimar Sinan’ın emaneti 443 yıllık tarihi Kuşkonmaz Camii’nin yanına, Üsküdar sahiline kaçak kafe yapıldı. Biz bu kaçak yapıların tahliyesini Üsküdar Kaymakamlığı’ndan talep ettik, ancak bu talebimiz anlaşılmayan nedenlerle yerine getirilmedi.

    2022’de İmar Kanunu gereğince Büyükşehir Belediye Encümenimiz tarafından oy birliğiyle bu kaçak kafelerin yıkılmasına ve idari para cezası verilmesine karar verildi. Kaçak kafe sahipleri bu karara karşı dava açtı. Bu yıl 29 Mart’ta mahkeme ‘yürütmenin durdurulması’ talebini reddetti.

    “İDARİ PARA CEZASI YIKIM KARARININ UYGULANMASINA ENGEL OLAMAZ”

    Kaçak kafe sahipleri bu karara itiraz ettiler, yapılan itiraz da Bölge İdare Mahkemesi’nce reddedildi.

    10 Nisan 2023 tarihinde belediyemiz yıkım ve tahliye işlemini gerçekleştirmek istedi. Bu işlem İstanbul Valiliği Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından İmar Barışı kapsamında verilen ‘yapı kayıt belgesi’ gerekçe gösterilerek engellendi.

    Halbuki İmar Kanunu’nun geçici 16’ncı maddesi ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu gereği ‘yapı kayıt belgesi’ imar açısından fazladan bir hak sağlamayacağı gibi idari para cezası ve yıkım kararının uygulanmasına engel olmaz.

    “DEVLETİN POLİSİNİ YAPININ ÖNÜNE ÇIKARTTI”

    3194 sayılı ve 2863 sayılı kanunlar çerçevesinde doğal sit alanlarında da imar denetim yetkisi İlçe ve Büyükşehir Belediyelerindedir. Dolayısıyla adında “Çevre” bulunan bakanlık doğal sit alanındaki bir yeşil alanı imara açan bir planı onaylasa dahi kaçak yapılar meşrulaşamaz ve bu karar yıkıma engel olmaz.

    Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’nce yıkıma engel olduğu iddia edilen tüm hususlar kaçak kafe sahiplerinin açtığı davalarda öne sürülmüş ancak mahkeme bu itirazları hukuka uygun bulmamış ve reddetmiştir. Bütün bunlara rağmen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı İl Müdürlüğü bir yazı yazarak kaçak bir yapının yıkılmasını engellemek için devletin polisini yapının önüne çıkarttı.

    “DOĞAYI, ŞEHRİMİZİ KORUMAK İÇİN BİZ DE BÖYLE BİR TABLOYLA KARŞI KARŞIYA KALIYORUZ”

    Şimdi olana bakın. Bakanlık doğal sit alanındaki kaçak yapıyı korumak için doğal sit alanındaki yeşil alanı imara açıyor. Mimar Sinan emaneti 5 asırlık bir caminin yanında, hepimize, bütün İstanbullulara ve 85 milyon vatandaşımıza ait olan bir yerde yapılan kaçak yapıyı, doğayı ve şehirleri koruması gereken bakanlık yasaya aykırı olarak koruyor.

    Doğayı ve şehrimizi korumak için biz de böyle bir tablo ile karşı karşıya kalıyoruz. Hukuka, akla, mantığa ve insafa aykırı bu durumu İstanbulluların takdirine saygıyla sunuyorum.” 

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Naci Görür’den tedirgin eden İstanbul depremi açıklaması: Türkiye, siyasi bağımsızlığını kaybeder!

    Naci Görür’den tedirgin eden İstanbul depremi açıklaması: Türkiye, siyasi bağımsızlığını kaybeder!


    TBMM Deprem Araştırma Komisyonu bugünkü toplantısında yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası ve Mimarlar Odası temsilcilerini dinledi.

    Komisyon toplantısına çevrimiçi bağlanan Görür, “Deprem ülkemizin en önemli sorunu, bu günlerde gündemi fazla meşgul ediyor. Biz çözüm buluncaya kadar deprem gündemi terk etmeyecek, etmemeli. Bir yer bilimci olarak bu aşamadan sonra deprem tartışmasının, fay tartışmasının yapılmasını doğru bulmuyorum. Deprem nerede olacak, nasıl olacak ne zaman olacak ne büyüklükte olacak gibi konuşmalar yapılmasını pek yararlı bulmuyorum. Bu tartışmalar bilim platformunun konusudur. Kamuoyunu yanıltmaktan, kamuoyunu tereddütte düşürmekten başka anlamı olduğunu düşünmüyorum. Bir şeyi kabul etmemiz gerekiyor; bunu da hiçbir kuşkuya mahal vermeden kabul etmeliyiz. Türkiye genelinde bir deprem ülkesinde ve ülkemizde herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda büyük bir deprem olabilir. Olduğunda da binlerce, on binlerce insanımızı 1-2 dakika içinde kaybedebiliriz. Yalın gerçek budur” dedi.

    “DEPREM DİRENÇLİ YERLEŞİM ALANLARI OLUŞTURMALIYIZ”

    “Bölge coğrafyasında deprem 13 milyon sene önce oluştu” diyen Görür, “Daha milyonlarca sene de devam edecek. Deprem tartışmalarını olacak mı olmayacak mı tartışmalarını bir tarafa bırakalım. Depremi durdurmayacağımıza göre yapmamız gereken deprem dirençli yerleşim alanları oluşturmaktır. Türkiye’nin deprem sorunundan kurtulabilmesinin tek yolu yerleşim alanlarını deprem dirençli hale getirmektir. Deprem dirençli alanlar oluşturmak komplike ve zor olan bir şey değil. Depremlere bakıp, depremlerle yüzleşip nerede hata yaptığımızı ortaya koyarsak yani geçmişimizden ders çıkartırsak biz deprem dirençli kentleri çok daha bilinçli inşa edebiliriz. O kadar eskiye gitmeye gerek yok; bugünkü deprem bölgesine bir bakalım. Orada neyi yanlış yaptık ki bu kadar insanı kaybettik? Neyi yapmamız gerektiği orada gözüküyor” ifadelerini kullandı.

    “DEPREM DİRENÇLİ KENTLERİ DEPREM YIKAMAZ”

    Görür, “Deprem dirençli kentleri deprem yıkamaz, bu kadar zaiyat veremez. Ölenler tesadüfen ölür. Deprem dirençli kentleri nasıl yapabiliriz, bence bu komisyonun konusu bu olmalıdır. Bir kent 6 bileşene sahiptir. Bunlardan birincisi; yönetim sistemi, ikincisi; halk, üçüncüsü; altyapı, dördüncüsü; yapı stoku, beşincisi; çevre ve ekosistem, altıncısı; ekonomidir. Demokratik ülkelerde kenti önce bir vali tayin edilir bir de seçilmiş bir belediye başkanı olur. Bir valinin bir belediye başkanının depremle ilgili bilgi birikimi bir tecrübesi bir afet yönetimi, bir tehlike yönetimi, depreme bir kent nasıl hazırlanır bunları bilmeyebilir. Halbuki kent depremden en fazla etkilenecek topluluk onun yöneticisinin o işe ait bilgi birikiminin olması gerekir. Yöneticiler atanmadan önce gerekli eğitimden muhakkak geçirilmelidir. Deprem ülkesinde temel bilgileri alman gerekir” dedi.

    “EKONOMİNİN ÇARKLARI DURDU, YARISI YA ÖLDÜ YA GÖÇ ETTİ”

    “Deprem çok büyük bir ekonomik felakettir” diyen Görür, “Gaziantep, Maraş’a bakın. O yörenin ekonomi bölgesiydi. Bugün ekonominin çarkları durdu. Ekibin yarısı ya öldü ya göç etti. Pazarı kaybetti, müşteriyi kaybetti. O bölgeyi 10-15 senede aynı konuma getiremezsiniz” ifadelerini kullandı.

    “SİYASİ BAĞIMSIZLIĞINI DA KAYBEDER DİYE ENDİŞE EDİYORUM”

    Görür, “Eğer İstanbul’da beklediğimiz deprem olursa Marmara Bölgesi Türkiye’nin yüzde 60’ındaki ekonomik faaliyetlerin merkezi; İstanbul’daki iş dünyasının depreme hazırlıksızlığı nedeniyle Marmara’daki ekonomi çarkları durur. Durması demek Türkiye’nin ekonomik anlamda diz üstü çökmesi demek. Türkiye diz üstü çökerse ekonomi bağımsızlığını kaybeder, siyasi bağımsızlığını da kaybeder diye endişe ediyorum” ifadelerine yer verdi.

    “ÖNCELİKLE BİR AFET BAKANLIĞI KURULACAK”

    Görür, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Öncelikle bir Afet Bakanlığı kurulacak. Temelinde deprem olur ama iklimde gelir. İklimde bizi vurmaya başlayacak. O bakanlık belirli bir süre bizim göz bebeğimiz olacak. En fazla bütçenin verileceği bakanlık olacak. Liyakate bağlı bir ekip sistemiyle kurulacak. Yıllık veya 5 yıllık planlar dahilinde deprem kuşaklarındaki yerleşim yerlerinde işe başlayacaktır. 20 yıldır bütün Türkiye’yi deprem dirençli hale getirebiliriz. Bunu yaptığımız takdirde biz özgür Türk milleti olarak ebediyete kadar bu topraklarda yaşarız. İşimizi gücümüzü bile bırakmayız. Anneler çocuklarının hayatından endişe etmez, okullarımız, hastanelerimiz açık kalır. Bunu çağdaş ülkeler başarmıştır bizde başarabiliriz her şeyimiz vardır.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dr. Buğra Gökce’den bakanlığa İstanbul uyarısı: ‘Büyük risk yaratacak’

    Dr. Buğra Gökce’den bakanlığa İstanbul uyarısı: ‘Büyük risk yaratacak’


    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın İstanbul’da 1,5 milyon riskli konutun belirlenen iki rezerv alan olan Anadolu ve Avrupa yakasına taşınması planına karşı İBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Buğra Gökce’den uyarı geldi.

    “ÖNEMLİ BİR RİSK YARATACAK”

    Askeri alanlar kullanılsa dahi bu alanların bu ölçekte konut üretimi için yeterli olmadığına vurgu yapan Gökce, “İstanbul’da bu alan sadece Kuzey kuşağında var. Dolayısıyla su kaynaklarının ve yeşil alanların bulunduğu bölge yapılaşmaya açılacak. Ankara nüfusu kadar bir nüfusun kuzey kuşağına yerleştirilmesi halinde İstanbul için çok kritik doğal ve ekolojik kaynaklar yok olacak, bu da şehrin sürdürülebilir bir şekilde varlığını devam ettirmesi yönünde önemli bir risk yaratacak” dedi.

    TARLABAŞI, AYAZMA VE SULUKULE’Yİ ÖRNEK GÖSTERDİ

    Gökce, önemli bir diğer konunun ise üretilen konutların kim tarafından sahipleneceği olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

    “Daha önceki projelerde insanlar evlerini kaybederken kent sürgünü oldular. Varsıl olanlar üretilen konutları yatırım amacıyla ikinci, üçüncü konut olarak aldı. Dolayısıyla bir sermaye transferi yaşandı. Tarlabaşı, Ayazma, Sulukule’de yapılan projelerde insanlar alışkın oldukları sosyal ağları, istihdam olanaklarını, okulları, dayanışma ağlarını ve mahalle ilişkilerini kaybettiler. 5 milyon insanın taşınması halinde benzer sorunların yaşanması muhtemel.”

    12 MADDE SIRALADI

    Gökce, 12 madde sıralayarak yapılması gerekenleri paylaştı.

    Gökce’nin konutlar, yapı malzemeleri ve diğer önemli konular için paylaştığı maddeler şöyle:

    “Yerinde dönüşüm uygulaması genişletilmeli. Hak sahipleri ve kiracıları kapsayacak şekilde dönüşüm yapılan binada oturanlara kira desteği verilmeli. Mevzuat buna uygun hale getirilmeli. Böylelikle hak sahipleri için dönüşüm olumlu hale getirilmeli.

    Yapı güçlendirilmesi için bilim insanları ve uzmanların katılımıyla geniş kapsamlı bir mevzuat üretilmeli. Özellikle riskli ancak güçlendirilmesi halinde vatandaşın can güvenliğini tehdit etmeyecek yapılar hızla güçlendirme ve dönüşüm sürecine katılmalı.

    Evini yenilemek veya güçlendirmek isteyenlere uzun vadeli bir kaç yıl ödemesiz kredi ve faiz desteği verilmeli.

    Esnek ve dayanıklı yapı malzemeleri ile inşaat yapılması özendirilip kolaylaştırılmalı.

    Denetim süreçleri hayata geçirilip yaptırımlar af olmadan uygulanmalı.

    Boş konut stoğu etkin değerlendirilmeli, kademeli emlak vergisi ve evini riskli yapıdan çıkan yurttaşa veren ev sahibine vergi indirimi değerlendirilmeli.

    TOKİ’nin asli görevi olan sosyal konut üretimi yerine getirilmeli ve vatandaşlar nitelikli konutlara kavuşmalı.

    İstanbul’daki nüfus baskısı ve yoğunluğu azaltılmalı. Planlama mantığı ile Kırklareli – Bilecik hattına istihdam taşınmalı. Bölgesel ekonomik ve sosyal farklılıkları azaltacak bir kalkınma anlayışıyla İstanbul’daki nüfus Anadolu’ya yayılmalı.

    Merkez Bankası ile kamuya ait bankalar ile finans kuruluşlarının genel merkezlerinin Ankara’ya taşınması sağlanarak, Ankara’nın Başkent olma hüviyeti korunarak, geliştirilmeli. İstanbul’da bir afetin yaratacağı ekonomik yıkım riski bu yolla azaltılmalı.

    Planlı bir yöntemle İstanbul’da nüfus baskısı yaratan sığınmacı ve kaçak göçmen sorunu ortadan kaldırılmalı. 

    Konut satışı yoluyla vatandaşlık verme uygulaması ile yabancılara konut satışı Kanada örneği gibi kısıtlanmalı.

    Yerel yönetim ile merkezi yönetim arasında eşgüdüm içerisinde, uzmanların, bilim insanlarının ve İstanbulluların katılımıyla süreç planlanmalı, şeffaf olarak yürütülmeli, İstanbul’un tarihi dokusu ve sosyolojik değerleri korunmalı.”

    “ORTAK AKILLA HER SORUNU ÇÖZERİZ”

    Gökce, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye’nin elindeki kapasite doğru bir planlama ve kalkınma mantığı ile kullanılırsa İstanbulumuzu afete dirençli hale getirebilir, insanlarımızın enkaz altında kalmasını, Türkiye ekonomisinin de büyük bir tahribata uğramasını engelleyebiliriz. Ortak akılla her sorunu çözeriz.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Merkez üssü Bolu’da deprem: İstanbul’da da hissedildi

    Merkez üssü Bolu’da deprem: İstanbul’da da hissedildi


    AFAD verilerine göre, merkez üssü Bolu’da saat 13.55’de 4,8 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

    Depremin derinliği 8,13 kilometre olarak açıklandı.

    İSTANBUL’DA DA HİSSEDİLDİ

    Öte yandan deprem, İstanbul ve çevre illerde de hissedildi.

    KANDİLLİ RASATHANESİ DEPREMİN BÜYÜKLÜĞÜNÜ 4,7 OLARAK DUYURDU

    Kandilli Rasathanesi ise, merkez üssünü Bolu olarak açıkladığı depremin büyüklüğünü 4,7 olarak duyurdu. Derinliğini ise 9,6 kilometre olarak açıkladı.

    AFAD’DAN AÇIKLAMA

    Deprem sonrası AFAD tarafından yapılan açıklamada, “Bolu ilimizde meydana gelen 4,8 büyüklüğündeki deprem sonrasında, an itibarıyla, olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir” denildi.

    AYRINTILAR GELİYOR…

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Mark Eliyahu’dan İstanbul’da ücretsiz halk konseri

    Mark Eliyahu’dan İstanbul’da ücretsiz halk konseri


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Tarihi surlar depo ve düğün salonu olarak kullanılıyor

    Tarihi surlar depo ve düğün salonu olarak kullanılıyor


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Tarihi Orient Express treni, 3 yıl sonra İstanbul’da

    Tarihi Orient Express treni, 3 yıl sonra İstanbul’da


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Oyuncu Süreyya Gürsel Evren 3’üncü kattan düşerek hayatını kaybetti

    Oyuncu Süreyya Gürsel Evren 3’üncü kattan düşerek hayatını kaybetti


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Zabıtaların Kürtçe şarkı engeline karşı sanatçılar, İBB önünde

    Zabıtaların Kürtçe şarkı engeline karşı sanatçılar, İBB önünde


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***