Etiket: İstanbul Büyükşehir Belediyesi

  • Ekrem İmamoğlu: Milyonlarca üniversiteli ve aileleri artık eğitimin yüz yüze olmasını istiyor

    Ekrem İmamoğlu: Milyonlarca üniversiteli ve aileleri artık eğitimin yüz yüze olmasını istiyor


    Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından alınan kararla üniversiteler uzaktan eğitime geçmiş ve KYK yurtları depremzedeler için tahsis edilmişti.

    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda YÖK’e yüz yüze eğitimin başlatılması çağrısında bulundu.

    İmamoğlu, “Mart ayının sonuna geldik, YÖK hala sessiz. Milyonlarca üniversiteli ve aileleri artık eğitimin yüz yüze olmasını istiyor. 1 ay önce “Yüz yüze eğitime hazırız” diyen kurumları açıklama yapmaya davet ediyorum” dedi.

    Kaynak: Gerçek Gündem


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Tüm belediyeler için emsal niteliğinde karar: Yargı, bakanlığın İBB’den kestiği 42 milyon liranın iadesine karar verdi

    Tüm belediyeler için emsal niteliğinde karar: Yargı, bakanlığın İBB’den kestiği 42 milyon liranın iadesine karar verdi


    Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın İstanbul Kalkınma Ajansı adına İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden (İBB) kestiği 42 milyon 214 bin 336 liranın iade edilmesine karar verildi. Danıştay kararı kesin olarak onadı.

    Halktv’den Hazal Ocak’ın haberine göre, yargı, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın İstanbul Kalkınma Ajansı adına İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) Şubat 2020 maliye gelirleri payından 42 milyon 214 bin 336 lira kesinti yapılmasını hukuka aykırı buldu ve parayı İBB’ye iade etti. İptal kararını Danıştay kesin olarak onadı. Yargının verdiği bu karar, Türkiye’deki birçok belediyeye emsal olabilecek nitelikte olarak yorumlandı.

    Hazine ve Maliye Bakanlığı, Türkiye’deki tüm belediyelerden İstanbul Kalkınma Ajansı adına pay kesiyor. Ajansın gelir kaynaklarından biri de belediyeler. Hazine ve Maliye Bakanlığı da bu kapsamda İBB’nin 2018 ve 2019 yılları Kalkınma Ajansı payı ödemelerine ilişkin Şubat 2020 Maliye gelirleri payından İstanbul Kalkınma Ajansı adına 42 milyon 214 bin 336 lira kesinti yapmıştı.

    FAİZİYLE ÖDENMESİNE KARAR VERİLDİ

    İBB yargı yoluna giderek bu kesintinin “fazla ve hukuka aykırı” olduğu gibi gerekçelerle iptalini istedi. Yargı bu kesinti kararını hukuka aykırı buldu. Ankara 15. İdare Mahkemesi kararında “İBB Başkanlığı’nın 2018, 2019 yılları gerçekleşen bütçe gelirlerinden borçlanmanın hariç tutulmaması suretiyle Kalkınma Ajansı payı hesaplanmasında ve buna bağlı olarak Şubat 2020 Maliye gelirleri payından İstanbul Kalkınma Ajansı adına 42 Milyon 214 bin 336 lira kesinti yapılması işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır” denildi. Mahkeme bu tutarın yasal faiziyle birlikte İBB’ye geri ödenmesine karar verdi.

    DANIŞTAY KARARI ONAYLADI

    Bakanlık bir üst mahkemeye istinaf başvurusunda bulundu ve kararın kaldırılmasını istedi. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdare Dava Dairesi de bakanlığın istinaf talebini reddederek alt mahkemenin kararını onadı. Bakanlık bu kez kararı Danıştay’a temyiz etti. Dosyayı görüşen Danıştay bakanlığın temyiz istemini reddederek kararı onadı ve kesin olarak işlemin iptal edilmesine karar verdi. Bu karar Türkiye’deki birçok belediyeye emsal olabilir.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ekrem İmamoğlu: ‘Her şey ona ait olsun istiyorlar, her şeye o karar versin istiyorlar’

    Ekrem İmamoğlu: ‘Her şey ona ait olsun istiyorlar, her şeye o karar versin istiyorlar’


    İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ‘300 Günde 300 Proje’ maratonu kapsamında, ‘Başakşehir Atık Su, Yağmur Suyu ve İçme Suyu Yatırımları’ için toplu açılış töreni düzenledi. İBB’nin köklü kurumu İSKİ tarafından gerçekleştirilen yatımlar için Ziya Gökalp Mahallesi Olimpiyat Stadı Yolu’nda düzenlenen törende, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa birer konuşma yaptı.

    “HER ŞEYE O KARAR VERSİN İSTİYORLAR”

    İmamoğlu, 2002’den önce yüzde 11-12’lere kadar tırmanan yerel yönetimlerin bütçedeki payının yüzde 6’nın bile altına indiğini dikkati çekerek, “Niye? Çünkü her şey ona ait olsun istiyorlar, her şeye o karar versin istiyorlar. Buna ne bir insanın aklı yeter ne bir insanın yeteneği yeter. Bu ülkenin değerli insanlarının fikirlerinin katıldığı bütçeyi, yerel yönetimin güçlendirildiği modelleri de 14 Mayıs’tan sonra bu ülkeye biz kazandıracağız. Göreceksiniz bunu” dedi.

    “BİZ VATANDAŞA KARŞI DEĞİL, SORUNLARA KARŞI BİR DEVLET VAR ETMELİYİZ”

    Ekonomiyi güçlendirmeden, ülke yönetimine, liyakati, hukuku ve adaleti hâkim kılmadan demokrasiyi tam anlamıyla hayata geçirmeden ne istikrar sağlanabileceğini ne de doğru düzgün yatırım yapılabileceğini belirten İmamoğlu, “21. yüzyıldayız, bu devirde istikrar, devletin sopasıyla, hükümetin zorbalığıyla sağlanmaz arkadaş. Biz vatandaşa karşı değil, sorunlara karşı bir devlet, güçlü bir devlet var etmeliyiz. Enkaz başında çaresiz hale düşürülmüş vatandaş ya da ’48 saat neredeydiniz’ diye sorarak hepimizin başını öne eğdiren vatandaş haklıdır ve onun hakkını vermek zorundayız biz” diye konuştu.

    İmamoğlu, konuşmasına 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü dolayısıyla yaptığı değerlendirmelerle başladı.

    İmamoğlu, şunları söyledi:

    “ÇANAKKALE BÜYÜK BİR ZAFERDİR BÜYÜK BİR DİRENİŞTİR, BÜYÜK BİR MÜCADELEDİR”

    “Çanakkale Zaferi sadece Çanakkale Boğazı’nı düşman kuvvetlerine geçirmemek, İstanbul’un işgal tehdidinden de kurtarılması anlamına gelmez. Bir başka boyutu daha vardır. O zamanın ittifak yapmış devletlerin Osmanlı’ya karşı yaptığı saldırının eğer ‘Çanakkale geçilmez’ değil de ‘geçilir’ olsaydı Rusya, o dönemdeki Çarlık Rusya’sıyla buluşması anlamına gelirdi ve ardından gerçekten hem dünyanın hem Osmanlı’nın geleceği hem de Türkiye Cumhuriyeti kuruluş sürecinin var olup var olmama meselesiyle birlikte gerçekten dünya tarihi açısından olağanüstü bir kırılma noktası olduğunu hepimizin bilmesi gerekir. Bu bakımdan büyük bir zaferdir, büyük bir direniştir, büyük bir mücadeledir. Farklı yönleri vardır. Osmanlı İmparatorluğu’nun o dönemdeki daralmış sınırları içerisinde bulunan büyük bölümü Anadolu ve Trakya içinde yaşayan her insanımız etnik kökeninden inancına varıncaya kadar her insanımız büyük bir mücadele vermiştir. Gencecik, çocuk diyeceğimiz yaştaki, liselerde okuyan öğrencilerden tutun da annesinin bütün evlatlarını gönderip hiçbirinin geri dönmediği bir zaferdir Çanakkale Zaferi. İşte öylesi bir kuruluş dönemi ve süreci yaşayan memleketin insanlarıyız. Sorumluluğumuzun çok büyük olduğunu bize hatırlatan önemli bir mücadeledir. Bu mücadelenin elbette çok şanlı komutanları, askerleri vardır. Ancak karakteriyle, duruşuyla, Çanakkale Zaferi’nde ortaya koyduğu üstün kararlılığıyla, sözleriyle bir kurtuluş ateşi yakan ve ardından İstiklal Savaşı’nın Başkomutanı ve Ebedi Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Çanakkale Savaşı kazanılmış ve ondan sonraki Milli Mücadele dönemiyle Cumhuriyetimiz kurulmuştur. Başta Atatürk olmak üzere silah arkadaşlarına Çanakkale’den İstiklal Savaşı’na minnet duygularımızı iletiyoruz ve ruhları şad olsun. Şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Gazilerimizi rahmetle anıyoruz. İyi ki onlar var idi. Ve bugün biz umuyoruz ki her birine layık insanlar olabilelim.

    “İÇ MESELELERİ BÜYÜTÜP O MESELELERİN KURBANI VE ESİRİ OLMAMALIYIZ”

    Tabii bir yandan 2023 yılının Cumhuriyet Bayramı’mızın yüzüncüsünü kutlayacağımız, Cumhuriyetimizin yüzüncü yıl dönümünü kutlayacağımız bir yıl, umutla, pırıl pırıl günleriyle bir değişimin, bir dönüşümün ve umudun yükseldiği bir yıl olması dileğiyle yola çıkmış idik. Ancak yaşadığımız deprem ne yazık ki on binlerce insanımızın canına mal oldu. Şehirlerimizin yıkımına mal oldu ve bize yine çok çarpıcı derslerin çıktığı ve her birimizin kesinlikle oturup düşünmesi, değişmesi, daha kararlılıkla daha büyük mücadele karakteriyle yola çıkması gereken bir süreci önümüze koymuştur. Amasız, fakatsız, kibirden uzak, yalpalamadan sağa sola savrulmadan iç meseleleri kendi dünyasında büyütüp o meselelerin kurbanı ve esiri asla olmadan kararlılıkla bu ülkenin değişimi ve dönüşümü mücadelesi karakterine sahip insanlar olmak zorundayız. En üst yöneticisinden bireyine vatandaşına kadar durum bundan ibarettir.

    “BU SÜRECİN, BU İNANMIŞ MİLLETİN ÖNÜNDE HİÇBİR ŞEY DURAMAZ. ELBETTE BU SEÇİMİ KAZANACAĞIZ”

    Biz bu yolculukta değerli genel başkanım, saygıdeğer Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na ‘yolu açık olsun’ diyorum. Elbette seçimi kazanacağız. Elbette gençlerin umudu olacağız. Elbette hep birlikte geleceği tasarlayacağız. Şahsıma ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımıza verilen görev ve bu görev verilirken özenli bir irade ortaya koyan değerli İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’e de buradan teşekkürlerimi iletiyorum. Aynı zamanda Altılı Masa’nın bütün liderleriyle birlikte, dediğim gibi amasız, fakatsız Türkiye’nin değişimi mücadelesini ortaya koymak, çocuklarımıza, gençlerimize yaşama, hayata, özgürlüğü, üretimi, eğitimdeki kaliteyi, yerel yönetimden merkezi idareye kadar liyakati hesap verebilirliği, bereketi kazandırmak adına büyük bir mücadeleye girişmiş bulunuyoruz. Allah yolumuzu açık etsin kesinlikle başarılı olacağız. Katiyen söylüyorum ki bu sürecin, bu inanmış milletin önünde hiçbir şey duramaz. Tek şartı var bu inanmışlığın. Bu kazanacağımız seçim, 86 milyon insanımız için kazanılacak. Sadece bir grup için ya da sadece Millet İttifakı’na oy verenler için değil bu memleket için kazanılacak. O bakımdan yolumuz açık olsun.

    “OY VERMEYENLERİN DE MUTLU OLDUKLARI BİR SEÇİM SONUCU ELDE ETTİK”

    Dört yıl önce İstanbul’da yönetime aday olduğumuz ve başararak kazanarak sürece başladığımız andan itibaren hep söylediğimiz şeyler vardı. Örneğin; ‘İsrafı önleyeceğiz ve bu şehrin bütçesine bereket getireceğiz’ dedik ki kesinlikle önceliğimiz bu şehrin ihtiyaçlarını karşılamak olacak. Bir avuç insana hizmet eden bir prensipten uzaklaştırarak 16 milyon için çalışacağız. Kişilere, ailelere ve onların mensup olduğu bir kısım kurum, kuruluşlara hizmet eden değil, Başakşehir’den Kadıköy’e, Kartal’dan Silivri’ye kadar bu şehrin her ilçesine eşit hizmet sunacağız. İşte hemşerilerimiz bizlere onun için oy verdiler ve inanın hissediyorum 16 milyon insanın oy vermeyenlerin de dahil mutlu oldukları bir seçim sonucu elde ettik. Belki biraz geçmişten bugüne oy verdikleri parti kazanmadı diye buruk olabilirler. O buruklukla hafifçe kıskanabilirler. Olsun ama temel hedefi onların da kalbini kazanmak olan bizlerin anlayışı eminim ki onların da içini ısıtmıştır ve hiçbir zaman bu karakterimizden vazgeçmedik. Çok şükür İstanbulluların güvenini boşa çıkartmadık.

    “TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİNİN EN TRAJİK YOKSULLUĞUNU VE EKONOMİK KRİZİNİ YAŞIYORUZ”

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki hukuk ve ahlak dışı bütün unsurları temizleyerek, hukuka dayalı hesap verebilir bir süreci var ettik. İBB tarihinde iddia ediyorum ki bu kadar kısa sürede var olan projeleri bitirmeyi daha da güçlü projeleri başlatmayı kısa sürede başarmış bir yönetim olduk. Toplam bütçemizin artık yüzde 50’sini yatırımlar almakta. Kaldı ki bu süreç içerisinde gerçekten dünya ve Türkiye tarihinin en önemli pandemilerinden birini yaşadığımızı ve 1,5 yılımızı meşgul ettiğini unutmayalım. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ki hala devam eden trajik yoksulluğunu ve ekonomik krizini yaşadığımızı unutmayalım. Ne yazık ki 40 günü aşkın süre önce canlarımızı kaybettiğimiz büyük bir depremi ve moralsizliği yaşadığımız bir dönemin içinde olduğumuzu unutmayalım. 

    “BUNA RAĞMEN YATIRIM BÜTÇEMİZİ YÜZDE 100 ARTTIRDIK”

    Buna rağmen yolumuza devam edeceğiz. 2023 yılı yatırım bütçemizi 2022’ye göre yüzde 100 arttırdık. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni gerçekten yatırımlarıyla güçlenen bir şehir haline getirdik. Aynı anda 10 metro birden inşa edebilmek engellenmesine rağmen yeni 4’e yakın raylı sistem projesini hazırlayıp Cumhurbaşkanlığı kabulüne sunulan başta Beylikdüzü Sefaköy hattı olmak üzere önemli hatların çalışmasını yapmak yine bu dönemde bizlere nasip oldu tabii ki engellere rağmen. Onun için iddiayla söylüyorum ki hem metro hızı açısından hem de yatırımlar noktasında iddiayla o zaman da demiştim iki unsur üzerinden, evet ben bu şehrin gelmiş geçmiş en başarılı belediye başkanı olmak istiyorum. Ben bu şehrin gelmiş geçmiş en demokrat belediye başkanı olmak istiyorum. Bu yolda yol arkadaşlarımla kararlılıkla yürüyoruz. Onun için başarmakta da kendimize güveniyoruz.

    “SADECE İSKİ’NİN BAŞAKŞEHİR’E YAPTIĞI YATIRIMLAR 800 MİLYON LİRAYI AŞTI”

    Yatırımcı bütçeyi geliştirmek kadar şehrimizin temel sorunlarına da değinmeyi asla unutmadık. Özellikle sosyal destek ve yardım. Yoğun ihtiyaç duyulduğu anlarda onu da arttırarak insanlarımıza en sıkıntılı anlarda neredeyse 1 milyon 2 yüz bin haneye çıktığımız pandemi dönemindeki yardım sayımızın bir tarih olduğunu önemsiyorum. Yatırım, siyasi parti çıkarlarının gözetildiği rant dağıtmak için iş yapmak olmaktan çıktığı bir dönem olmuştur. İstanbul yatırımları, büyükşehir yatırımlarında artık akılcı, şeffaf, katılımcı ve kamu yararını gözeten bir süreçle yol yürünmüştür. İşte az önce genel müdürümüzün aktardığı yatırımlarla 560 milyon liralık yatırımla Başakşehir’e yaptığımız yatırımlar ve şu anda devam edenlerle birlikte 800 milyon liralık yatırıma sadece İSKİ’nin erişmiş olması önemli bir durumdur. Başakşehir ilçemizde nüfusun artışına paralel olarak ihtiyaç duyulan altyapıyı hem ihtiyacı karşılayan hem de deprem başta olmak üzere farklı afetlerde dayanıklılığı olan bir altyapıyı var etme karakteri de önemlidir. Yaklaşık 8 bin metrelik içme suyu hattı önemli bir çalışmaydı. Yine su depolama hacmini arttırdığımız çalışmamız çok önemli. Bu sayede Güvercintepe, Başakşehir birinci kısım, Bahçeşehir birinci kısım, Bahçeşehir ikinci kısım ve Şahintepe bölgeleri artık içme suyu sorunu yaşanmayacak duruma gelmiştir. Atık su ve yağmur suyu yatırımlarımız da Başakşehir ilçemizde önemli yatırımlar olmuştur. 

    “HER ŞEY ONA AİT OLSUN İSTİYORLAR, HER ŞEYE O KARAR VERSİN İSTİYORLAR”

    Tabii Başakşehir’de otopark, kütüphaneler, kreş ve özel gereksinimli bireyler için eğitim merkezi kazandırdık. Ispartakule mevkiinde bir kavşak ve yan yol köprüsünü yaptık. Başakşehir, kuru gıda, toptancı halini, bilişim kontrol merkezini katı atık aktarma istasyonunda yaptığımız çalışmalar ve açılışlar bu dönemin önemli işleriydi. Başakşehir İstanbul’un önemli ilçelerinden, büyüyen ilçelerinden birisi. Ama inanınız ki hiçbir belediyeye şu parti bu parti demeden yol aldık. İki belediye başkanımız burada özellikle Büyükçekmece ilçemizde yaklaşık 25-30 yıl öncesine döndüğümüzde farklı bir siyasi partide olduğu için o dönem boyunca yatırımdan nasıl uzak tutulduğunu en iyi bilenlerden biridir Sayın Hasan Akgün. Ben de böylesi bir dönemin 5 yılını yaşamış bir ilçe belediye başkanlığı gördüm. O bakımdan işte biz bütün bu anlayışları değiştireceğiz. Bu ülkenin ve şehirlerimizin belediye başkanları hangi partide olursa olsun onların hizmetlerinin önü açılacak. Bakınız yerel yönetimi güçlendireceğiz diyerek ondan önceki dönemde, 2002’den önceki dönemde neredeyse yüzde 11-12’lere kadar tırmanan yerel yönetimlerin bütçedeki payı, yüzde 6’nın bile altına inmiştir. Niye? Çünkü her şey ona ait olsun istiyorlar, her şeye o karar versin istiyorlar. Buna ne bir insanın aklı yeter ne bir insanın yeteneği yeter. Akıl ve yeteneği bireylerde elbette tartışmaya açmayacağım. O yöndeki ne durumda olduğunu burada tartışmayacağım. Ama hangi seviyede olursa olsun yetmez. Bu ülkenin değerli insanlarının fikirlerinin katıldığı bütçeyi, en iyi şekilde yerel yönetimin güçlendirildiği modelleri de 14 Mayıs’tan sonra bu ülkeye biz kazandıracağız. Göreceksiniz bunu.

    “BU DEVİRDE İSTİKRAR, DEVLETİN SOPASIYLA HÜKÜMETİN ZORBALIĞIYLA SAĞLANMAZ ARKADAŞ”

    Özellikle depreme ve afete hazırlık konusunda İstanbul’un ve Türkiye’nin önünde yapılması gereken çok büyük yatırımlar var. Depremi en acı şekilde yaşayan şehirlerimizin ayağa kalkması, milyonlarca yurttaşımızın yeniden hayata en güçlü bir şekilde tutunmalarını sağlamak için büyük, akılcı ve stratejik yatırımlara ihtiyacımız var. Ülkemizde istikrarı sağlamadan bu büyük yatırımları sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde yapmak adına sağlıklı düşünceye sahip olan bir heyet ortada olmadan bizi başka felaketler bekler. Onun için bu iş tekil seslerin çıktığı değil, sağlıklı bir ekip, sağlıklı bir altyapı, bir yandan demokrasi dönüşümünü var eden, bir yandan bu bahsettiğim güçlü yatırımları yerine getirebilen karakterli bir süreci bu şehre kazandırmak en büyük idealimizdir. Ekonomiyi güçlendirmeden ülke yönetimine, liyakati, hukuku ve adaleti hâkim kılmadan demokrasiyi tam anlamıyla hayata geçirmeden ne istikrar sağlanabilir ne de doğru düzgün yatırım yapılabilir. 21. yüzyıldayız, bu devirde istikrar, devletin sopasıyla, hükümetin zorbalığıyla sağlanmaz arkadaş. Devletimiz elbette güçlü olacaktır. Ama bu güç nedir biliyor musunuz? Bu güç vatandaşına karşı değil bu güç afetlere, krizlere, sorunlara karşı güçlü olmak anlamına gelir. Biz vatandaşa karşı değil, sorunlara karşı bir devlet, güçlü bir devlet var etmeliyiz. Enkaz başında çaresiz hale düşürülmüş vatandaş ya da ’48 saat neredeydiniz’ diye sorarak hepimizin başını öne eğdiren vatandaş haklıdır ve onun hakkını vermek zorundayız biz.

    “MUTLU BİR ÜLKE OLACAĞIZ GÖRECEKSİNİZ”

    Bu yapıyı hep birlikte değiştireceğiz. Türkiye 14 Mayıs’tan sonra başlayacak yeni dönemde 21. yüzyılın gereklerine uygun, güçlü, adil, merhametli, ortak akla değer veren, liyakatli kadroların yönetici ve üretken olduğu bir devlet yapısına kavuşacak. Bunu hep beraber inanalım. İşte bu sayede istikrarlı yatırım yapan, yatırım yapılan, adil ve çağdaş ve demokrat olduğu için dünyanın her yerinden sermayenin koşa koşa gelip ama üretim yapmak için geldiği, sadece para satmak için değil ya da sadece gayrimenkul almak için değil, üretim yapmak için geldiği bu ülkenin bereketli bütçesiyle bu ülkenin güzel insanlarıyla, bu ülkenin üretken ve girişimci gençlerine yeni bir çağın, yeni bir dönemin kapılarını açan bir süreci sağlayan mutlu bir ülke olacağız göreceksiniz. Bu heyecanla, bu inançla hepinizin huzurundayım. Bu atık su ve bu süreçleri yapan İSKİ kurumumuzun hangi zor şartlarda bunu başardığını da biliyorum. Ama biz diyoruz ki hep birlikte biz bu dönemde yöneticiysek sorumluluğumuz demek ki farklı bir noktada. Bunun hakkını vereceğiz. 86 milyon insanımıza, 16 milyon İstanbulluya mahcup olmayacağız. Bu heyecanla ve bu inançla hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyor, bu yatırımlarımızın Başakşehir’e hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.”

    ŞAFAK BAŞA: 970 MİLYON LİRANIN ÜZERİNDE BİR YATIRIM GERÇEKLEŞTİRMİŞ OLUYORUZ

    İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa da konuşmasında, “İSKİ olarak, Büyükşehir Belediyemizin tüm birimleri gibi, felaketin ilk saatlerinden itibaren, görevli olduğumuz Hatay’a intikal ettik. Arama-kurtarma çalışmalarına katıldık. Bölgenin yıkılan altyapısının onarımı için çalışmalar gerçekleştirdik. Halen daha çalışmalarımız bölgede devam ediyor ” dedi. Başa, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Deprem bölgesinde yaptığımız çalışmalar bize gösterdi ki, sağlam altyapı, sağlam gelecek demek. Dolayısıyla biz de bu gerçekten hareketle, İSKİ olarak, afetlere dayanıklı sağlam bir altyapı inşa ederek, İstanbullu hemşerilerimize sağlam bir gelecek sağlamak için gece gündüz çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. Başakşehir ilçesinde yaptıkları çalışmaları özetleyen Başa, “Başakşehir’de, toplamda 250 milyon liralık bir içme suyu yatırımını da bugün itibariyle hizmete almış oluyoruz. Bugün açılışını yatırımların toplamı, 560 milyon lira civarındadır. Ama halen daha devam eden 230 milyon liralık yatırım var. Böylece 970 milyon liranın üzerinde bir yatırım gerçekleştirmiş oluyoruz.” 

    NELER YAPILDI?

    Genel Müdür Başa’nın verdiği bilgilere göre, Başakşehir ilçesi genelinde, yetersiz kesite sahip, kullanım ömrünü tamamlamış hatların yenilenmesi, atık su hattı olmayan bölgelerdeki eksikliğin giderilmesi için atık su kolektör hattı; atık su şebeke hattı ve su baskınlarının önüne geçmek için ise, yağmur suyu hattı çalışmaları tamamlandı. Artan su ihtiyacını karşılamak ve su kesintilerine engel olmak amaçları ile 20 bin metreküp kapasiteli Şahintepe İçme Suyu Deposu ile terfi merkezi inşaatı da tamamlanarak hizmete sunuldu. İçme suyu talebini karşılayabilmek ve hizmet ömrünü tamamlayan hatların yenilenmesi ilgili talepler değerlendirilerek, ilçeye toplam 7.895 metre içme suyu hattı da yapıldı. İçme suyu deposu, içme suyu terfi merkezi, isale hatları, içme suyu şebeke hatları, yağmur suyu hattı, atık su kolektör ve şebeke hattı çalışmaları kapsamında toplam 559.634.681,29 TL’lik yatırım gerçekleştirildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İmamoğlu’ndan Gezi tutuklusu Tayfun Kahraman’a: Döndüğünde çok daha ağır bir iş yükün olacak

    İmamoğlu’ndan Gezi tutuklusu Tayfun Kahraman’a: Döndüğünde çok daha ağır bir iş yükün olacak


    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, hukuk tarihine skandal olarak adını yazdıran Gezi davasında 18 yıl hapis cezasına çarptırılan İBB Şehircilik Proje Koordinatörü Dr. Öğretim üyesi Tayfun Kahraman için bir mektup kaleme aldı.

    Birgün gazetesinde yayımlanan mektubunda İmamoğlu, “Martın sonu bahar, baharın ardı adalet. Buna o kadar çok inanıyorum ki. Yalnız sen ve senin gibi siyasetin dizaynı maksadıyla üretilmiş davalarla tutsak edilmişler için değil, bütün ülke için adalet. Yoksulluğun, çaresizliğin, ezilmenin, dışlanmanın baskısı altında hayatları bir tür hapishaneye dönüşmüş herkes için adalet” ifadesini kullandı.

    İmamoğlu’nun kaleme aldıkları şöyle:

    “Sevgili Tayfun,

    Bugünlerde İstanbul’da herkesin dilinde sen varsın. Adını, bu şehir için yaptıklarını, sana yaşatılanları bilmiyorlar belki ama herkes farkında olmadan senden söz ediyor.

    Geliştirilmesine öncülük ettiğin Hızlı Tarama Testi hiç bu kadar revaçta olmamıştı. Yaşadığımız büyük deprem felaketi herkesi daha özenli, daha sorumlu davranmaya yöneltti. Herkes diyorum ama ülkeyi yönetenler hariç maalesef.

    Bundan on yıl önce, Gezi Parkı park olarak kalsın diye harekete geçmenin ne kadar normal, ne kadar gerekli bir şey olduğunu herkese anlatmak pek kolay değildi. İnsanların gözlerinin inşaatla boyandığı günlerdi…

    Bugün herhangi bir yönetici Gezi Parkı’na herhangi bir yapı dikmeye kalkacak olsa, “Orası bizim deprem toplanma alanımız, bizim hayat kaynağımız” diyerek bu rant hevesinin karşısına dikilmeyecek tek bir İstanbullu olabileceğini hiç zannetmiyorum. İstanbul’da kurdukları israf ve istismar düzenini hep birlikte yıktığımız o bir avuç insan Gezi Parkı’na dair kirli projelerini artık tamamen unutmak zorunda.

    Bir zorunluluk daha var. Gezi Parkı park olarak kalmalıdır diyerek kente, doğaya, insana sahip çıktıkları için tutsak edilen, haksızlığa uğratılan, acı çektirilen, bedel ödetilen herkes için adaleti sağlamak zorundayız.

    Martın sonu bahar, baharın ardı adalet. Buna o kadar çok inanıyorum ki. Yalnız sen ve senin gibi siyasetin dizaynı maksadıyla üretilmiş davalarla tutsak edilmişler için değil, bütün ülke için adalet. Yoksulluğun, çaresizliğin, ezilmenin, dışlanmanın baskısı altında hayatları bir tür hapishaneye dönüşmüş herkes için adalet.

    Martın sonu bahar, baharın ardı özgürlük. Buna o kadar çok inanıyorum ki. Yalnız sen ve senin gibi tutsaklar için değil, bütün ülke için özgürlük. Farklı düşünen, farklı inanan, farklı yaşayan herkese özgürlük.

    Az kaldı. Hep birlikte ‘nerede kalmıştık?’ diyeceğiz. Cumhuriyet ve demokrasi yolculuğunda, hukukun üstünlüğüne dayalı bir sosyal devlet kurma hedefinde ‘nerede kalmıştık?’ diyeceğiz. Ve eskisinden de kararlı, eskisinden de cesur, yola koyulacağız.

    Her şey çok güzel olacak.

    Sevgi ve dostlukla.

    Not: Her şey çok güzel olacak ama bunu, yeniden aramıza, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne döndüğünde görev ve sorumluluklarının bir nebze olsun azalacağı şeklinde yorumlamamanı tavsiye ederim. Aksine, her zamankinden çok daha fazla, çok daha ağır bir iş yükün olacak. Fakat sevgili eşini ve kızını görme imkânının Silivri’ye oranla daha fazla olacağının sözünü verebilirim.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ayfer Düzdaş’dan İBB’ye: Konser yasaklamanın başka bir versiyonu değil de nedir bu?

    Ayfer Düzdaş’dan İBB’ye: Konser yasaklamanın başka bir versiyonu değil de nedir bu?


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İstanbul’da Süleymaniye Camisi’nin silüeti tartışması: ‘Saygısızlık sınır tanımıyor’

    İstanbul’da Süleymaniye Camisi’nin silüeti tartışması: ‘Saygısızlık sınır tanımıyor’


    İstanbul’un en önemli tarihi eserlerinden biri olan Süleymaniye Camisi’nin ön cephesine inşa edilen binanın eserin silüetini kapattığına dair tartışmalar karşısında İstanbul Mimarlar Odası Başkanı Esin Köymen “Saygısızlık sınır tanımıyor” diyerek tepki gösterdi.

    “İstanbul’un silüetine ihanet edildiğine dair bir söylem var ama bu önemli tarihi esere karşı umursamazlığın sürdüğünü görmek çok üzücü” diye konuştu ve bu durumun sona ermesi gerektiğini belirtti.

    Köymen kültürel işlerin siyasi araç haline geldiğine dikkat çekerek “Tarihi dokuyu korurken eğer bu bir cami ise hükümet yanlısınız, eğer bu bir Bizans mirası ise muhalifsiniz. Bu kutuplaşma evrensel koruma ilkelerini tanımıyor” sözleriyle serzenişte bulundu.

    İBB mühürledi, İlim Vakfı ‘karar siyasi’ dedi

    Bir süredir sosyal medyada tartışma konusu olan bina Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yönetim kurulu başkanı olduğu İlim Yayma Vakfı tarafından inşa ettiriliyor. Vakıf binayla ilgili yasa dışı bir durum olmadığını ve projenin Anıtlar Kurulu tarafından onaylandığını belirtiyor.

    Ancak İstanbul’un kültürel mirasına sahip çıkmayı hedef haline getirdiğini belirten İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu geçen hafta inşaat mühürlenmesi talimatını verdi.

    Bilgiyi sosyal medyada duyuran İmamoğlu “Süleymaniye Camii’nin silüetini bozan yurt inşaatının durdurulması için tanıdığımız süre doldu. İnşaat, ekiplerimiz tarafından mühürlendi. İstanbul’un tarihi ve manevi değerlerini korumada taviz vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Vakfın mütevelli heyet üyesi Nurettin Alan İBB’nin 16 metre yükselğe erişen inşaatı durdurarak konuyu siyasileştirdiği suçlamasında bulundu. Alan Süleymaniye’nin ruhuna aykırı bir hareket içinde olmadıklarını belirterek “Süleymaniye bizim ruhumuzdur, onu koruyacağız” dedi.

    İBB: Bina onaylanan projeden 6 metre yüksek inşa ediliyor

    İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat ise binanın onaylanan projeden 6 metre daha yüksek inşa edildiğine dikkat çekti. 2016 ve 2022 yllarında aynı noktadan çekilen fotoğrafları kıyaslayarak “Süleymaniye’nin şiirsel kubbelerinden Boğaz’a bakanlar bu binanın orada olmadığını hatırlayacaktır” dedi.

    Konunun ideoloji ve siyasetle ilgisi olmadığının da altını çizen Polat sorunun yalnızca bu binadan ibaret olmadığını kaydetti. İBB’ye göre Süleymaniye semtindeki 525 tarihi yapıdan yalnızca 50’sinin ayakta duruyor. İBB sorunu AK Partili Fatih belediyesi ile diyalog içinde çözmek istediklerini belirtiyor.

    Osmanlı İmparatorluğu’nun yükseliş döneminde Mimar Sinan tarafından 1550-1557 yıllarında inşa edilen tarihi cami Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) dünya mirası listesinde yer alıyor. Yüzyıllardır nice yangın ve depreme karşı koyan binanın minareleri ve dev kubbesi Haliç ve Boğaz’ın eşsiz görüntüsünün br parçasını oluşturuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Livaneli’den İmamoğlu yanıtı: Akılları, çıkar gözetmeyen bir yurtseverliği almıyor

    Livaneli’den İmamoğlu yanıtı: Akılları, çıkar gözetmeyen bir yurtseverliği almıyor


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İçişleri Bakanlığı İBB’ye ‘terör teftişi’ başlattı

    İçişleri Bakanlığı İBB’ye ‘terör teftişi’ başlattı


    İçişleri Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), bağlı kuruluşları ve şirketlerinde işbaşı yaptırılan personelden bazılarının terör örgütleriyle iltisaklı/irtibatlı olduğu yönündeki iddialarla ilgili özel teftiş başlatıldığını bildirdi.

    Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada unlar kaydedildi:

    • “İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bağlı kuruluşları ve şirketlerinde işbaşı yaptırılan personelden, 455’inin PKK/KCK, 80’inin DHKP-C, 20’sinin MLKP, 2’sinin MKP, ayrıca bazılarının FETÖ ve diğer terör örgütleriyle iltisaklı/irtibatlı olduğu yönünde ihbar, şikayet ve elde edilen tespitler üzerine, konunun tüm yönleriyle soruşturulması için Bakanlığımızca özel teftiş başlatılmıştır.”
    • “Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesinde DİAYDER referansıyla PKK terör örgütü irtibatlı/iltisaklı kişilerin yerleştirildiğine yönelik İstanbul İl Jandarma Komutanlığı tarafından yapılan tespitler sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamedeki iddia ve tespitler de bahse konu özel teftişin kapsamındadır.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, sabah saatlerinde “Bir hesaba göre 13 bin 500, bir hesaba göre 15 bin kişiyi işten çıkarıp aralarında terör örgütüyle iltisaklıların da bulunduğu 45 bin kişiyi aldılar.” demişti.

    Terör iddialarıyla ilgili İBB Başkanı İmamoğlu, geçtiğimiz günlerde bir açıklama yapmış “Bekledim ki herhalde gelip onları alacaklar İBB’den. Öyle ya, terör örgütü üyesiyse gelip, tutuklayacak bunu. Yalanı konuş, iftirayı at, köşene çekil! Bu arada kimse gelmedi” diyerek, İçişleri Bakanı Soylu’ya tepki göstermişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İBB Başkanı İmamoğlu: Benim insanımın fukaralığı içimi yakıyor

    İBB Başkanı İmamoğlu: Benim insanımın fukaralığı içimi yakıyor


    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki KİPTAŞ’ın düzenlediği temel atma töreninde konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Benim insanımın fukaralığı, benim içimi yakıyor. Ona rağmen, burada temel atıyoruz. Ona rağmen, sosyal konut üretiyoruz. Ona rağmen, 10 tane metroyu; yapamadığınız, hepsinin kapısına kilit vurduğunuz 10 tane metroyu yapmaya çalışıyoruz” dedi.

    Ankara’da bakanların TBMM’deki bütçe görüşmelerinde, konuşmalarının yüzde 50’sini İstanbul’a ayırdıklarını söyleyen İmamoğlu, “Bu İstanbul, ne kadar ağır geldi bu arkadaşlara, ne kadar üzüldüler. Çok daha üzülecekler. Çünkü, 16 milyon mutlu oluyor burada. Zaten bu millet, İstanbul’u birilerine bırakmadı; yolladı sizi. Kovdu sizi, kovdu.” diye konuştu.

    Cebine 100 Euro koyan bir Avrupalı’nın, İstanbul’da bir hafta doya doya tatil yapabileceğinin altını çizen İmamoğlu, şunları söyledi:

    “Benim vatandaşım da cebine 130 lira koysa, -vazgeçtin Almanya’dan Antalya’da bir hafta tatil yapsın- yola çıkamazsın. Otobüs bileti alamazsın. Yola çıkamaz hale getirdin vatandaşı. 100 Euro’ya memleketin her ürününü, her malını, vatandaşın alın terini, emeğini en ucuza satılan ülke haline getirdin, kalkıp oradan bize laf yetiştiriyorsun. İşine bak. Her bakan, İstanbul hakkında konuşacak buraya bir apolet takacak. Kime karşı? Bir kişiye karşı. Bir kişi için. Bir kişiyi mutlu etmek için buraya apolet takacak. ‘Bak efendim nasıl konuştum İstanbul hakkında? Efendim belediye başkanıyla ilgili iyi konuştun mu? Nasıl laf ettim ama?’ Bir apolet de buraya. Yahu istediğiniz kadar apolet takın. Biz, milletimizden apolet alıyoruz.”

    “Ama içim yanıyor benim. Benim insanımın fukaralığı, benim içimi yakıyor. Ona rağmen, burada temel atıyoruz. Ona rağmen, sosyal konut üretiyoruz. Ona rağmen, 10 tane metroyu; yapamadığınız, hepsinin kapısına kilit vurduğunuz 10 tane metroyu yapmaya çalışıyoruz. Kasım ayında bütçe yaptık. Şu anda yeni baştan bütçe yapma zorunluluğumuz var. Kanal İstanbul’dan bahsediyorlar. Çıldıracağım Allah’ım. Kanal İstanbul’dan bahsediyor ya. Memleketin içinden bir kanal geçirdiniz, paranın nereye aktığını bilmiyoruz. Neymiş? ‘Büyük gemileri geçireceğiz.’ Sen, hayatında bir tane küvette gemi oynatmamış adamsın. Büyük gemiyi İstanbul Boğazı’ndan geçiremezmiş de kanaldan geçirecekmiş. Devletin bakanlarının düştüğü hale bak ya. Ben, utanç duyuyorum. Bundan mutlu değilim. Üzülüyorum”

    “Teröristse git tutukla”

    Devletin, bir insanı “terörist” olmakla suçlayamayacağını vurgulayan İmamoğlu, “Devlet, teröristi tespit etmişse, gider tutuklar. Hangi ülkede yaşıyoruz ya? Tutukla. Bize gelen vatandaşın eleman alınmasıyla ilgili, evraklar vardır. Kanunda belli. Temiz kağıdını istersin, gelir. Bilmem nesini alırsın, gelir. Dosyasını toparlarsın, işe alırsın. İş akdi bellidir. Bizdeki 85 bin çalışanın ismi cismi gizli değil ki; herkes belli. Buradan görürsün. TC kimlik numarasıyla görürsün Peki şimdi o vatandaş evine nasıl girecek? Sokağında nasıl yürüyecek? Otobüse nasıl binecek? İş yerine nasıl gidecek? ‘Terörist’ dedin ona sen. Bir devlet, sokakta yürüyen vatandaşına ‘terörist’ der mi arkadaş? Bunu bir bakan, ağzıyla söyler mi? Üzülüyorum. Devlet babadır, anadır. Devletin yöneticisi, anayı babayı temsil eder. Vatandaş, evlattır. Devlet, vatandaşına sıcaklığını, şefkatini gösterir. Sarar, sarmalar. 84 milyon vatandaşın her birisi, o sıcaklıkta eşit ısınır. Hiçbirisi kendini dışarıda görmez; ister doğudan, ister batıdan, ister güneyden, ister kuzeyden. Kurban olayım; bu dil, kimin dili? Bu millete hizmet edelim. Bu millet, zor durumda. Parası, pul olmuş. Bu memleket, birilerine dünyanın en ucuz memleketi, kendi vatandaşın en pahalı memleket” ifadelerini kullandı.

    Soylu – İmamoğlu tartışması

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 8 Aralık’ta TBMM’de bütçe görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada İBB’ye yapılan alımlara değinmiş ve “33 bin kişiden 12 bin kişiye bakıldı. 455 tanesinin PKK ve KCK kaydı var. 80’inin DHKPC, 20’sinin MLKP, 2’sinin MKP kaydı var ve diğerlerinin kayıtlarını da gönderebilirim” demişti.

    Soylu’ya cevap veren İmamoğlu, “Bekledim ki herhalde gelip onları alacaklar İBB’den. Öyle ya, terör örgütü üyesiyse gelip, tutuklayacak bunu. Yalanı konuş, iftirayı at, köşene çekil! Bu arada kimse gelmedi” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İmamoğlu: İstanbul Sözleşmesi’ni savunmaya devam edeceğiz

    İmamoğlu: İstanbul Sözleşmesi’ni savunmaya devam edeceğiz


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***