Etiket: İsrail işgali altındaki topraklar

  • İsrail Savunma Bakanı: Kara harekatı uzun ve zorlu olacak

    İsrail Savunma Bakanı: Kara harekatı uzun ve zorlu olacak


    İsrail Savunma Bakanı Gallant’ın sözleri, üç haftadır aralıksız bombardımanın sürdüğü savaşta ‘daha ölümlü ve ucu açık yeni bir aşamaya gelindiğine işaret ediyor’ diye yorumlandı.

    REKLAM

    İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Hamas’ın Gazze’deki tünellerini yok etmek amacıyla planladıkları kara harekatının uzun süreceğini ve zorlu olacağını ifade etti.

    Kara operasyonu ile ilgili gazetecilere konuşan bakan, ilk operasyonların sonrasında çatışmaların yoğunluğunun düştüğü ancak direnişçileri yok etmeyi hedeflenen saldırıların süreceğini aktardı.

    AP haber ajansı, Gallant’ın sözlerini, üç haftadır aralıksız bombardımanın sürdüğü savaşta ‘daha ölümlü ve ucu açık yeni bir aşamaya gelindiğine işaret ediyor’ olarak yorumladı.

    İsrail’in savaş kabinesi üyelerinden Benny Gantz da “(Kara) harekatı, yıllar sürecek savunma, diplomatik ve sosyal boyutları da içeren uzun bir sürecin sadece bir aşaması olacaktır.” demişti.

    İsrail ordusu dün gece Gazze sınırını tanklarla geçerek “hedefli operasyonlar” düzenledi.

    Tel Aviv yönetimi, 7 Ekim saldırılarının ardından başlayan Gazze Şeridi’ndeki hava ve kara harekatlarının Hamas’ı yok etmeye yönelik olduğunu savunuyor. Yenilgi ve zaferin nasıl belirleneceği veya işgalin nasıl sonuçlanacağı belirsizliğini korurken ölü sayısı her geçen gün artıyor.

    Son rakamlara göre savaşın başlamasından bu yana hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı 7 bin 300’ü geçti. Ölenlerin 3 binden fazlasının çocuk olduğu belirtiliyor. Hamas’ın 7 Ekim günü İsrail’e düzenlediği saldırılarda ise bin 400 kişi hayatını kaybetmiş, 200’den fazla kişi de rehin alınmıştı.

    Abluka altındaki 2,3 milyon nüfuslu Gazze’de gıda, ilaç, su ve yakıt gibi temel ihtiyaçlar kritik seviyelerde. Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA) bölgedeki yakıtın birkaç gün içinde tükenebileceği uyarısında bulunuyor.

    “Nefes alabilmek için yakıta, yakıt için de bize muhtaçlar” diyen Savunma Bakanı ise Gazze’ye yakıt sevkedilmemesine gerekçe olarak, Hamas’ın sivil bölgelerde inşa ettiği tünellere hava pompalayan jeneratörler için yakıta ihtiyacı olduğunu ve bu nedenle bölgeye giren yakıta el koyacaklarını öne sürüyor.

    Elektrik kesintisinin yaşandığı Gazze’de, hastanelerin çoğu jeneratörler çalışmadığından hizmet dışı kaldı, diğerleri ise bombardımanda hasar aldığından işlevsiz hale geldi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail aşırı sağının koalisyonda savunma bakanlığı talebi, Netanyahu’yu zora soktu

    İsrail aşırı sağının koalisyonda savunma bakanlığı talebi, Netanyahu’yu zora soktu


    İsrail’de hükümeti kurmak için müzakere yürüten Binyamin Netanyahu’nun çabaları, koalisyonda yer alması beklenen aşırı sağcı Dini Siyonizm Partisi Lideri Daniel Smotrich’in kabinede savunma bakanlığı görevini talep etmesiyle sekteye uğradı.

    Eski Başbakan Netanyahu, 1 Kasım’daki seçimlere aşırı sağcı Otzma Yahudit Partisi Başkanı Itamar Ben-Gvir ve Dini Siyonizm Lideri Daniel Smotrich ile ortak listeyle girmiş ve sandıktan ilk sırada çıkmayı başarmıştı. Fakat Netanyahu’nun lideri olduğu Likud Partisi ile Filistin devletine karşı çıkan ve işgal altındaki Batı Şeria’nın ilhak edilmesini isteyen Dini Siyonizm partisi arasında anlaşmazlıklar yaşanıyor.

    Dini Siyonizm milletvekilleri, yarısından fazlası İsrail ordusunun kontrolü altında olan Batı Şeria’daki politikaları etkileyebilmek için parti lideri Betzalel Smotrich’in savunma bakanı olmasını talep ediyor. Likud ise kilit pozisyonu elinde tutmak istiyor.

    Dini Siyonizm’in bakanlık istediği diğer bir pozisyon ise maliye. Oysa seçim kampanyası sırasında Neyanyahu, savunma, maliye ve dışişleri olmak üzere üç büyük bakanlığı elinde tutacağını açıklamıştı. 

    Dini Siyonizm hangi bakanlıkta yer alırsa alsın, yeni hükümet İsrail tarihinin en sağcı hükümeti olacak. Bu da Başbakan olması beklenen Netanyahu’nun özellikle Batılı müttefikleri ile diplomatik ilişkilerinde denge kurmakta zorlanabileceği anlamına geliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail polisi El Cezire muhabirini ve Filistinli aktivisti gözaltına aldı, muhabirin kolu kırıldı

    İsrail polisi El Cezire muhabirini ve Filistinli aktivisti gözaltına aldı, muhabirin kolu kırıldı


    İsrail sınır polisi, El Cezire (Al Jazeera) televizyonunun haber muhabiri Givara Budeiri’yi gözaltına aldı. Polisin darp ettiği belirtilen muhabirin kolu kırıldı. İsrail polisinin ayrıca aynı bölgede sosyal medyada milyonlarca takipçisi olan ve benzer olayları dünyaya duyuran Filistinli aktivist Muna el-Kurd’u da tutukladığı belirtildi.

    El Cezire’nin uydu kanalı için çalışan kıdemli gazeteci Givara Budeiri, Doğu Kudüs’te bulunan Şeyh Cerrah Mahallesi’nde gelişen olayları dünyaya duyuruyordu.

    El Cezire Kudüs bürosu şefi Velid Ömeri, yaptığı açıklamada Budeiri’nin bölgeden düzenli olarak haber yaptığını ve cumartesi gecesi gözaltına alındıktan saatler sonra serbest bırakıldığını açıkladı. Ömeri, Budeiri’nin pazar günü Kudüs Hadassah Hastanesi’nde tedavi altına alındığını açıkladı.

    İsrail polisinin olayların yaşandığı Şeyh Cerrah Mahallesi’nde muhabir Budeiri’ye kimlik sorduğu, El Cezire gazetecisinin araçlarında bulunan kimliğini getirmesi için şoförünü aramasına izin verilmeyerek gözaltına alındığı ifade edildi. Gözaltına ilişkin görüntüler ise sosyal medya ve televizyona yansıdı. Givara Budeiri uzun senelerdir İsrail Hükümet Basın Ajansı’na kayıtlı olarak çalışıyordu.

    23 yaşındaki Filistinli gazeteci-aktivist kayıp

    Öte yandan İsrail güçleri, söz konusu olayların geliştiği Şeyh Cerrah Mahallesi’nde ailesiyle birlikte yaşayan 23 yaşındaki Filistinli aktivist Muna el-Kurd’un da evine baskın düzenleyerek gözaltına aldı.

    Muna’nın babası Nebil el-Kurd, yaptığı basın açıklamasında, kızının nereye götürüldüğünü bilmediklerini ve oğlu Muhammed’in de kayıp olduğunu duyurdu.

    Sosyal medyada 1.2 milyon takipçisi bulunan Muna, yaptığı paylaşımlarla Şeyh Cerrah Mahallesi’nde yaşanan hukuksuzlukları ve İsrail polisinin aşırı güç kullanımını başta Filistin olmak üzere tüm dünyaya duyurmaya çalışıyordu.

    Muna ve kardeşi Muhammed’in de aralarında bulunduğu Filistinli aktivistler Şeyh Cerrah Mahallesi’nde yaşananları duyurmak için Twitter’da #SaveSheikhJarrah etiketiyle bir kampanya başlatmış ve bu etiket kısa sürede dünya gündemine girmişti.

    27 Filistinli aile evlerini terk etmeleri için baskı altında

    Şeyh Cerrah Mahallesi’nde yıllardır yerlerinden edilme tehlikesi yaşayan 27 Filistinli ailenin korku ve endişeleri İsrail makamlarının baskılarıyla yeni bir boyut kazandı.

    Kudüs Sulh Mahkemesi, Yahudi yerleşimcilerin talebi üzerine 2019’da Şeyh Cerrah Mahallesi’nde oturan 12 Filistinli ailenin, evlerini yerleşimciler lehine boşaltmaları yönünde karar vermişti. Karara göre, bu ailelerden 4’ünün Ocak 2021’de evlerini boşaltmaları gerekiyordu.

    Ailelerin itirazı üzerine kararın temyiz edilerek yeniden mahkeme sürecinin başlaması kararlaştırılmış ancak İsrail Merkezi Mahkemesi, şubat ortalarında bu 4 ailenin itirazını reddetmişti.

  • İsrail Başbakanı Netanyahu’dan Gazze açıklaması: Ya ele geçireceğiz ya caydıracağız

    İsrail Başbakanı Netanyahu’dan Gazze açıklaması: Ya ele geçireceğiz ya caydıracağız


    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi ile yaşanan gerginlikle ilgili önlerinde iki yöntem bulunduğunu ifade etti. Netanyahu, bölgeyi ele geçirme seçeneğinin her zaman masadaki ihtimallerden biri olduğunu ifade etti.

    Tel Aviv’deki yabancı diplomatlarla bir araya gelen İsrailli lider, “(Bu durumla) başa çıkabileceğimiz sadece iki yöntem var. Ya işgal edeceğiz ki bu her zaman için bir seçenek. Ya da caydıracağız. Şu an biz de en sert şekilde caydırma politikası izliyoruz.” diye konuştu.

    “Ancak şunu belirtmeliyim ki hiçbir olasılığı gözden çıkarmadık” diyen Netanyahu, en kısa zamanda huzuru sağlamayı umduklarını, sivil ölümlerden kaçınmak için de ellerinden geleni yaptıklarını savundu.

    Netanyahu sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu gerilimi biz istemedik. Bu krizin kökeni Filistin’deki seçimlerin iptal edilişinde yatıyor. Hamas güç kazanacağından emindi. Seçimler iptal edilince siyasi emellerine ulaşmak için Kudüs Günü kutlamalarını isyan çıkarmak ve şiddet körüklemek için kullandı.”

    Kudüs ve Gazze’deki olaylar

    İsrail’in işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’da ramazan ayında ibadet edenlere müdahale etmesi ve Şeyh Cerrah Mahallesi sakinlerini evlerinden zorla çıkarma planı bölgede gerginliği tırmandırmıştı.

    Gazze Şeridi’ndeki Filistinli direniş grupları, İsrail polisinin işgal altındaki Doğu Kudüs’te yer alan Mescid-i Aksa ve Şeyh Cerrah Mahallesi’nden çekilmesi için 10 Mayıs Pazartesi günü yerel saatle 18.00’e kadar süre tanımıştı.

    İsrail polisinin Mescid-i Aksa ve Şeyh Cerrah’tan çekilmemesi üzerine Filistinli direniş grupları İsrail’e çok sayıda roket fırlatmıştı. Bunun üzerine İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne yönelik “Surların Muhafızı” adıyla askeri operasyon başlatıldığını bildirmişti.

    İsrail’in 10 Mayıs’tan bu yana abluka altındaki Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 221 kişi hayatını kaybetti. Hamas’ın roket atışları sonucu ise en az 10 İsrailli yaşamını yitirdi.

  • Biden ‘gerginlik düşürülsün’, Netanyahu ‘takvim yok’ dedi

    Biden ‘gerginlik düşürülsün’, Netanyahu ‘takvim yok’ dedi


    ABD Başkanı Joe Biden, İsrail Başbakanı Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgede ateşkese giden yolda gerginliğin bugün ciddi derecede düşürülmesini beklediğini iletti.

    Beyaz Saray’dan yapılan yazılı açıklamada, Biden ve Netanyahu’nun bugün Gazze’deki olayları ele aldıkları bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiği bildirildi.

    Görüşmede, İsrail’in “Hamas ve diğer terör elementlerinin kapasitelerini düşürmedeki sürecinin” yanı sıra, bölgede gerginliğin azaltılması konusunda bölge ülkeleri ve ABD’nin diplomatik girişimlerinin de konuşulduğu aktarıldı.

    Açıklamada, “Başkan Biden, İsrail Başbakanı Netanyahu’ya bölgede ateşkese giden yolda bugün gerginliğin ciddi derecede düşürülmesini beklediğini iletti.” bilgisi yer aldı.

    İsrail: Ateşkes için bir takvim yok

    Öte yandan İsrail medyasında yer alan haberlerde Netanyahu’nun “elimizde zaman sayacı ile beklemiyoruz. Operasyonun hedeflerine ulaşmasını istiyoruz. Daha önceki operasyonlar uzun sürmüştü. O yüzde şimdi de bir takvim belirlemek mümkün değil,” dediğini aktardı.

    İsrail’in abluka altındaki Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 5 Filistinli daha yaşamını yitirdi.

    Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre İsrail savaş uçakları, Gazze’nin Deyr el-Belh ilçesinde Filistinli Saliha ailesine ait evi bombaladı.

    Saldırıda 4 kişinin yaşamını yitirdiği, evin tamamen yıkıldığı, civar binalarda da büyük hasar meydana geldiği aktarıldı.

    Öte yandan Vadi Gazze beldesinde İsrail askerlerinin sınır bölgesinde açtığı ateş sonucu 63 yaşındaki Filistinli bir çiftçinin hayatını kaybettiği kaydedildi.

    Saldırılarla ilgili henüz resmi açıklama yapılmadı.

    İsrail’in abluka altındaki Gazze Şeridi’ne 10 Mayıs’tan bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı 220’yi aştı.

  • BM’de Filistin-İsrail restleşmesi: ‘İsrail savaş suçu işliyor’, ‘Hamas çatışmaları önceden planladı’

    BM’de Filistin-İsrail restleşmesi: ‘İsrail savaş suçu işliyor’, ‘Hamas çatışmaları önceden planladı’


    Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, İsrail ve Filistin arasında giderek yükselen tansiyon ve Gazze’ye yönelik hava saldırısını görüşmek için 3. kez toplandı. Toplantı sırasında konuşan Filistinli ve İsrailli yetkililer, birbirlerine karşı ithamlarda bulundu.

    Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, İsrail’in bölgede “savaş suçu” işlediğini savunarak, İsrail’e karşı yaptırım ve silah ambargosu uygulanmasını istedi. İsrail tarafı ise Hamas’ın saldırıları “önceden planladığını” iddia etti.

    El-Maliki, “Bazıları bu ifadeleri kullanmak istemiyor – savaş suçu ve insanlığa karşı suç – ama biliyorlar ki olanlar aslında bu” şeklinde konuştu.

    Güvenlik Konseyi’ne İsrail’in saldırılarına son verdirmesi için harekete geçme çağrısında bulunan bakan, “İsrail, sömürgeci politikasını uygulamada merhametsiz ve acımasız davranmaya devam ediyor. Bir karar çıkması için daha kaç Filistinli ölmeli?” ifadelerini kullandı.

    İsrail: Hamas bu saldırıları önceden planladı

    Diğer yandan İsrail’in BM Büyükelçisi Gilad Erdan, çatışmaların sebebi olarak Hamas’a işaret etti. Erdan, Güvenlik Konseyi’ndeki konuşmasında Hamas’ın çatışmaları önceden planladığını ve Batı Şeria’da güç elde etmeye çalıştığını öne sürdü.

    Büyükelçi, “Hamas gerginlikleri artırmayı seçti. Bunu da savaşı başlatmak için bahane olarak kullandı” dedi.

    Geçtiğimiz hafta iki kez toplanan Güvenlik Konseyi’nde Tunus, Norveç ve Çin, çatışmaların sonlanması için taraflara resmi çağrıda bulunmayı teklif etmiş, söz konusu metin iki defa ABD vetosuyla reddedilmişti.

  • Biden’ın telefon diplomasisi: Netanyahu’ya destek, Abbas’a ‘Hamas’ı durdur’ çağrısı

    Biden’ın telefon diplomasisi: Netanyahu’ya destek, Abbas’a ‘Hamas’ı durdur’ çağrısı


    Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, cumartesi günü İsrail ve Filistin liderleriyle telefon diplomasisi gerçekleştirdi. Biden, İsrail Başbakanı Netanyahu’ya “terörist gruplara karşı kendilerini savunma hakkını desteklediğini” söylerken, Filistin Devlet Başkanı Abbas’a “Hamas roketlerinin son bulması gerektiğini” vurguladı.

    Beyaz Saray’dan yapılan yazılı açıklamalarda, iki liderle de gerçekleştirilen konuşmalar hakkında bilgi paylaşıldı.

    Göreve geldiğinden bu yana ilk defa Filistin Devlet Başkanı’yla konuşan Joe Biden, “Filistin halkının hak ettiği itibar, güvenlik, özgürlük ve ekonomik fırsat” için çalışmaları sürdüreceğini belirtti. Açıklamada, Biden’ın iki devletli çözümü desteklediğini ve bunun kalıcı bir çözüm için en iyi yol olduğunu vurguladığı kaydedildi.

    Biden ayrıca, Gazze ve Batı Şeria’ya yapılan insani yardımları yeniden başlatacaklarını açıkladı. Söz konusu yardımlar, eski Başkan Trump döneminde sonlandırılmıştı.

    Biden İsrail’e desteğini yineledi

    Çatışmalarda İsrail’e desteğini çok defa açıkça ifade eden Biden, Netanyahu ile görüşmesinde de desteklerini yineledi.

    Konuşmayla ilgili paylaşılan basın bildirisinde, “Başkan Biden, Hamas ve Gazze’deki diğer terör gruplarının roket saldırılarına karşı İsrail’in kendini koruma hakkına güçlü desteğini bir kez daha dile getirdi. Biden, İsrail’deki şehir ve bölgelere yönelik bu rastgele saldırıları kınadı” ifadelerine yer verildi.

    Biden, AP ve El Cezire gazetecilerinin çalıştığı binanın İsrail saldırısıyla yıkılmasına doğrudan atıfta bulunmasa da, gazetecilerin güvenliği ve emniyeti konusundaki endişelerini dile getirdi.

    Amerikan başkanı, çatışmalarda aralarında çocukların da bulunduğu İsrailli ve Filistinli sivillerin yaşamını yitirmesi nedeniyle duyduğu endişeyi her iki devlet liderine de iletti.

    Demokrat Parti vekillerinden Biden’a tepki

    Diğer yandan ABD Başkanı Joe Biden’ın tutumu, kendi partisi üyeleri arasında da tepkilere neden oldu.

    New York Vekili Ocasio-Cortez, gazetecilerin bulunduğu binanın yıkılmasına ilişkin yaptığı bir paylaşımda “Bu, ABD’nin desteğiyle oluyor. Hiçbir sözcünün lafı ne kadar çevirdiğini umursamıyorum. ABD, BM’nin ateşkes çağrısını veto etti. Biden yönetimi bir müttefikine karşı sesini çıkarmıyorsa, kime karşı çıkar? Nasıl insan hakları savunuculuğunda güvenilir olurlar?” ifadelerini kullandı.

    Ocasio-Cortez başka bir paylaşımında da İsrail’i “Apartheid rejimi” olarak nitelendirerek, “Apartheid ülkeler, demokrasi değildir” mesajını verdi.

    Müslüman Kongre üyesi Ilhan Omar ise, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin ateşkes çağrısına destek vermeyen tek ülkenin ABD olduğunu hatırlatarak, “ABD’nin bu şiddetli katliamı desteklemesi mide bulandırıcı ve ahlak dışı. ABD’nin aktif bir şekilde ateşkesi engellediği ve sivillerin katledilmesine izin verdiği başka bir zaman bilmiyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

    ABD ve Kanada’da Filistin’e destek eylemleri

    İsrail ile Filistin arasındaki çatışmalar sürerken ABD’nin birçok kentinde cumartesi günü Filistin’e destek eylemleri düzenlendi. New York, Boston, Los Angeles, Washington’ın yanı sıra Kanada’nın Toronto kentinde binlerce kişi sokaklara çıktı.

    Ellerinde Filistin bayrakları taşıyan göstericiler, “Filistin için özgürlük, Gazze için özgürlük” sloganları attı. “Benim adıma yapma” yazılı pankart taşıyan Yahudilerin de eylemlere katılarak saldırıları kınaması dikkat çekti.

    Şiddetlenen İsrail-Filistin çatışmalarında 10 Mayıs’tan bu yana 41’i çocuk, 23’ü kadın en az 147 Filistinli ve 10 İsrailli hayatını kaybetti, 1115 kişi de yaralandı.

  • İsrail ile Filistin arasında 2014’ten bu yana görülen en şiddetli çatışmalarda can kaybı artıyor

    İsrail ile Filistin arasında 2014’ten bu yana görülen en şiddetli çatışmalarda can kaybı artıyor


    İsrail ile Filistin arasındaki 2014’ten bu yana görülen en şiddetli çatışmalarda can kaybı 127’ye çıktı. İsrail, Hamas roketlerine karşılık Gazze’nin kuzeyine hava saldırılarını cuma gecesi de sürdürdü.

    İsrail ordusu, savaş uçakları ve tanklarla yürütülen saldırıların bölgedeki sivil yerleşimlerin altında yer alan tünel ağını hedef aldığını açıkladı.

    Saldırılar, Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Hanun kentinde ölümlere ve büyük çaplı yıkımlara neden olurken, İsrail’in güneyindeki Aşkelon kentinde de bazı binalar hasar gördü.

    Çatışmalarda Filistin tarafında 31’i çocuk olmak üzere 139 kişi hayatını kaybetti, 830’dan fazla kişi ise yaralandı. İsrail tarafında ise biri çocuk ve biri asker olmak üzere 8 kişi yaşamını yitirdi.

  • Avrupa Birliği, alevlenen İsrail-Filistin meselesinde nasıl bir rol oynayabilir?

    Avrupa Birliği, alevlenen İsrail-Filistin meselesinde nasıl bir rol oynayabilir?


    Avrupa Birliği, İsrail-Filistin meselesinde sükunet çağrılarında bulunmanın ve denge politikası gözeterek açıklama yapmanın dışında, onlarca yıllık geçmişe sahip sorunu ele alma konusunda somut bir etkiye sahip olabilir mi veya olur mu?

    euronews, Avrupa’nın İsrail-Filistin sorununa bugüne kadarki yaklaşımını inceledi ve bloğun, durumu çözmede bir rol oynayıp oynamayacağını araştırdı.

    İsrail ile Filistinli gruplar arasındaki çatışmalar devam ederken AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, taraflara gerginliğin sonlandırılması, şiddete son verilmesi ve çatışmaların genişlemesinin engellenmesi çağrısında bulundu.

    Gazze’deki Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, kente yönelik İsrail saldırılarında şu ana kadar 31’i çocuk en az 119 Filistinli yaşamını yitirdi, 830 Filistinli de yaralandı. İsrail’de de 7 kişi hayatını kaybetti.

    Tel Aviv’i hedef alan roket saldırıları nedeniyle binlerce İsrailli geceyi sığınaklarda geçirirken bir yandan da Arap ve Yahudi gençler arasında ‘çete savaşlarını’ andıran kalabalık mahalle kavgaları yaşanıyor. Bu bağlamda son günlerde özellikle Araplara karşı linç girişimleri yapılıyor. İş yerleri yağmalanıp ateşe veriliyor.

    Salı günü açıklama yapan Borrell, “İsrail ile işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki artan gerginlik ve Gazze’de ile çevresinde artan şiddetin” sona ermesi gerektiğini belirtti.

    Borrell, “AB, çocukların da aralarında bulunduğu çok sayıda sivilin ölümü ve yaralanması karşısında dehşete düşmüştür. Öncelik sivillerin korunmasına verilmelidir. Bütün çabalar sivil can kayıplarının önlenmesi ve gerginliğin düşürülmesine yönlendirilmelidir. Hamas’ın ve diğer grupların İsrail’e roket atmasının kabul edilemez. İsrail’in sivil halkı korumasına duyduğu meşru ihtiyacı kabul ediyoruz ancak bu karşılık orantılı olmalı ve güç kullanımında azami itidalli davranılmalı.” demişti.

    “Avrupa Birliği devam eden şiddete derhal son verilmesi çağrısında bulunmaktadır.” ifadesini kullanan Borrell, “Önce ve en fazla her iki taraftaki sivilleri etkileyecek daha geniş çaplı bir çatışmanın önlenmesi için her şey yapılmalıdır. Ortadoğu Dörtlüsü dahil bölgedeki ilgili taraflarla ve uluslararası toplumla, durumu öncelikli olarak hafifletmek için temas halindeyim.” şeklinde konuşmuştu.

    Diğer Avrupalı liderler de çatışma nedeniyle endişelerini dile getirip sükunet çağrısında bulundular. Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel, twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Son günlerde yaşanan şiddet ve ayrım gözetmeyen saldırılardan çok endişeliyim. Öncelik her iki tarafta da gerginliğin azaltılması ve masum sivillerin hayatını kaybetmesinin önlenmesi olmalı.” ifadelerini kullandı.

    Twitter üzerinden bir çağrı da Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan geldi. “Ortadoğu’da şiddet sarmalının sona ermesi” gerektiğini belirten Macron, “Güçlü bir şekilde ateşkes ve diyalog çağrısı yapıyorum. Sükunet ve huzur çağrısı yapıyorum.” iletisini paylaştı.

    AB, on yıllardır devam eden sorunda herhangi bir şey yapabilir mi?

    Peki açıklamalarda bulunmanın dışında, AB son gerginliği veya daha geniş yelpazede, onlarca yıllık geçmişe sahip çatışmayı ele alma konusunda somut bir etkiye sahip olabilir mi veya olacak mı?

    euronews, Avrupa’nın İsrail-Filistin sorununa bugüne kadarki yaklaşımını inceledi ve bloğun durumu etkisiz hale getirmede bir rol oynayıp oynamayacağını araştırdı.

    Gerginliğe AB ülkeleri nasıl tepki verdi?

    Almanya, İsrail’in Avrupa’daki en yakın müttefiki konumunda. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Mass, “İsrail’e yapılan roket saldırısı kesinlikle kabul edilemez ve derhal sona ermelidir. İsrail’in meşru müdafaa hakkı var. Şiddetin bu şekilde tırmanmasına ne hoşgörü gösterilebilir ne de kabul edilebilir.” dedi.

    Fransa daha dengeli bir yaklaşım benimsedi. Dışişleri Bakanlığı, Gazze Şeridi’nden “uluslararası hukuka aykırı” roket ateşini “şiddetle kınadığını” belirtirken Doğu Kudüs’teki Şeyh Cerrah semtinde yaşayan Filistinlilerin evlerinden zorla çıkarılması adımını da “yasadışı” olarak nitelendirdi.

    Fransa Dışişleri Bakan Yardımcısı Clément Beaune da, Fransız televizyonunda “İsrail’in Filistin’e yönelik bir saldırısı olduğunu veya tam tersini söyleyenler yanılıyor.” dedi. Ayrıca Beaune, İsrail’in en yakın müttefiki olarak ABD’nin meseleye daha etkin bir şekilde müdahil olması gerektiğini belirterek “Avrupa daha fazla varlık gösterse de ana diplomatik komuta hala onlar.” değerlendirmesinde bulundu.

    AB’nin geleneksel olarak rolü neydi?

    Avrupa Birliği, en başından beri İsrail-Filistin sorununa iki devletli bir çözüm fikrini savunuyor. Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nden politika analisti Hugh Lovatt, bu politikanın Brüksel tarafından orta vadede de sürdürüleceğini belirtiyor ve “AB, yalnızca iki devletli çözüme değil değil, aynı zamanda Oslo Anlaşmalarına ve barış sürecine verdiği destekte de tereddütsüz.” diyor.

    Son gerilimle ilgili de, “Avrupa Birliği genelinde ortak bir pozisyon bulmak zor. Bu yıllardır böyle. Ancak Borrell adına yapılan açıklama bence uluslararası alanda en iyi olanlardan biriydi.” diye konuşuyor.

    Bununla birlikte Lovatt, AB’nin önümüzdeki günlerde ya da haftalarda İsrail’le Filistin arasındaki arabuluculukta aktif rol almasını beklemiyor.

    “AB, Gazze’de gerilimi azaltma konusunda sınırlı katma değere sahip” ifadesini kullanan Lovatt “Bu, Hamas ile temasa geçmeyi reddettiği için bir ölçüde AB’nin kendi çıkarına.” değerlendirmesinde bulundu.

    Bunun yerine, tartışmak için henüz erken olsa da, AB’nin ya savaş sırasında ya da sonrasında Gazze’ye insani yardım şeklinde müdahale etmesi bekleniyor.

    AB, Filistin Yönetimi’nin en büyük bağışçısı konumunda ve AB’nin bölge temsilciliğine göre, Avrupa Komisyonu 2000 yılından bu yana Gazze Şeridi ile Batı Şeria’daki Filistinlilere 700 milyon Euro insani yardım sağladı.

    Lovatt, “Bu, bir finansman ve insani yardım sağlayıcısı olarak Avrupa Birliği’nin çok daha rahat hissettiği bir roldür.” diyor ve sözlerini şu şekilde sonlandırıyor:

    “Gazze’deki her çatışmadan sonra, yeniden kalkınma ve yeniden inşayı desteklemek için her zaman bir konferans olmuştur. AB, her zaman destek sağlamaya gönüllü olduğunu kanıtlamış ve vaatlerini yerine getiren az sayıdaki aktörden biri olmuştur. Bana göre, insani yardım bir çeşit yara bandı olduğundan yeterli olmasa bile bunun, bu çatışmaya daha doğal bir Avrupa cevabı olduğunu düşünüyorum.”

  • Mescid-i Aksa gerilimi: Gazze’de ölü sayısı yüzü aştı, Lübnan’dan İsrail’e 3 roket fırlatıldı

    Mescid-i Aksa gerilimi: Gazze’de ölü sayısı yüzü aştı, Lübnan’dan İsrail’e 3 roket fırlatıldı


    Lübnan’dan İsrail’e 3 roket atıldı. İsrail Ordusu roket saldırısının hasar yaratmadığını açıkladı.

    AFP’ye açıklamada bulunan Lübnanlı bir askeri kaynak, perşembe günü Güney Lübnan’dan İsrail’e üç roket atıldığını söyledi.

    İsrail Ordusu resmi twitter hesabından roket saldırısını doğruladı ve Lübnan’dan ülkenin kuzeyine 3 roket atıldığını bildirdi.

    Ordudan yapılan açıklamada, roketlerin İsrail’in kuzeyindeki Celile bölgesindeki sahil kesimine doğru atıldığı ve Akdeniz’e düştüğü belirtildi.

    Roket atışları nedeniyle sirenlerin çalmadığı ifade edilirken, herhangi bir hasar veya can kaybı olup olmadığına ilişkin bilgi verilmedi.

    Ordu resmi hesabından yapılan bir diğer paylaşımda ise Lübnan’dan yapılan saldırının hemen ardından İsrail’in güneyinine çok sayıda roket atıldığı duyuruldu.

    Öte yandan Lübnan basını, ülkenin güneyindeki Sur kentinde Filistinlilerin yaşadığı Reşidiye Mülteci Kampına yakın bölgeden İsrail’e yönelik roket atışı yapan kişi veya kişilerin güvenlik güçlerince gözaltına alındığını aktardı.

    Kaç kişinin gözaltına alındığı ve Lübnan vatandaşı olup olmadığına dair henüz bilgi verilmedi.

    Hizbullah’a yakın iki kaynak AFP’ye örgütün saldırıyla ilgisi olmadığını söyledi.

    Gazze’de ölü sayısı yüzü aştı

    Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, İsrail’in 10 Mayıs’ta başlattığı hava saldırılarında ölü sayısının yüzü aştığını duyurdu.

    Bakanlık saldırıların bilançosunun 27’sini çocuk olmak üzere 103’e yükseldiğini açıkladı.

    Gazze’deki Sağlık Bakanlığı perşembe günü geç saatlerde yaptığı açıklamayla toplam yaralı sayısının 580’e yükseldiğini duyurdu.

    ABD Dışişleri Bakanı BMGK toplantısının haftaya yapılmasını önerdi

    BM Güvenlik Konseyi mayıs ayı dönem başkanı Çin ve Konseyin geçici üyelerinden Norveç ile Tunus, İsrail ve Filistin arasındaki gerginliği ve yaşanan şiddeti cuma günü açık oturumda görüşme talebinde bulundu.

    Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, ABD, yarın yapılmak istenen açık BMGK oturumunun “gerginliği azaltma çabalarına katkı sağlamayacağını” gerekçe göstererek toplantıya karşı çıktı ve gelecek hafta salı günü toplantı yapılabileceği önerisinde bulundu.

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ise perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD’nin İsrail-Filistin çatışması konusunda BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) gelecek hafta başında bir toplantı yapmasından yana olduğunu açıkladı.