Etiket: İsrail-Filistin Barış Süreci

  • İsrail ile Filistinli direniş grupları arasında ateşkes sağlanması için kim ne yapıyor ?

    İsrail ile Filistinli direniş grupları arasında ateşkes sağlanması için kim ne yapıyor ?


    İsrail ile Filistinli direniş grupları arasındaki çatışmalarda kayıp sayısı giderek artarken, taraflarla yakın ilişki içinde bulunan Mısır, Ürdün, Fransa ve Almanya’nın başını çektiği bir grup ülke ateşkes için çalışmalarını hızlandırdı.

    Mısır’dan bir heyetin bölgede olduğu ve taraflarla görüşmelerini birkaç gündür sürdüğü biliniyor.

    ABD’de iktidardaki Demokrat Parti üyelerinin de İsrail’e karşı “sessiz kaldığı” gerekçesiyle tepkisini çeken Joe Biden yönetiminin ise sessiz diplomasiyle, kapalı kapılar ardından taraflar arasında ateşkes için çalıştığı bildirildi

    ABD yönetiminin, Mısır, Katar ve Tunus üzerinden ateşkes çalışmalarında etkili olmaya çalıştığı belirtiliyor.

    AB ülkelerinin ne tür ateşkes çabası var ?

    Avrupa Birliği’nin (AB) önemli ülkelerinden Almanya, AB dışişleri bakanlarının konu ile ilgili yapacakları acil görüşmelerden önce ateşkes çağrısını yinelerken, Filistin’e daha fazla maddi yardım sözü verdi.

    Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, ilk etapta Gazze’ye 40 milyon Euro tutarında mali yardım sözü verdi.

    Bu arada AB ülkelerinin İsrail ve Filistin sorunu karşısında yaşadıkları ciddi görüş ayrılıkları yüzünden Brüksel’in başta ekonomik yaptırım olmak üzere İsrail aleyhine sert bir karar vermesi beklenmiyor.

    AB içinde Lüksemburg, Belçika, İrlanda, Malta ve Finlandiya Filistin’e daha fazla destek veren ülkeler olarak ön plana çıkarken AB’nin Filistin’e daha fazla yardım etmesini istiyor.

    Macaristan, Avusturya, Yunanistan, Polonya ve Çekya, Kıbrıs Rum Kesimi ise İsrail’e daha fazla destek veren ülkeler olarak biliniyor.

    Fransa, Mısır ve Ürdün’ün ateşkes çabaları

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dün Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Elysee Sarayı’nda yaptığı görüşmede ülkesinin Mısır ve Ürdün ile birlikte İsrail ile Filistin arasında somut bir ateşkes planı ve taraflar arasında müzakereleri başlatabilmek için olası bir yol üzerinde çalışacağını söyledi.

    Macron, “Acil olarak en kısa zamanda ateşkes sürecinin başlatılması ve taraflar arasında müzakerelerin başlaması için olası bir yol bulunması ihtiyacı var. Mısır Cumhurbaşkanı ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile birlikte ne tür bir somut öneri getirebileceğimiz görüşme kararı aldık.” ifadesini kullandı.

    Avrupa’da en faz Müslümanın yaşadığı ülke olan (6 milyon) ve İsrail ile de iyi ilişkilerde bulunan Fransa’da iktidarlar için İsrail-Filistin sorunu dış politikada en hassas konuların başında geliyor.

    ABD’den ateşkes için sessiz diplomasi

    ABD Başkanı Joe Biden, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmede bölgede bir ateşkesin sağlanmasını desteklediğini bildirdi. Ancak, Netanyahu’dan Biden’e olumlu bir yanıt gelmedi.

    Netanyahu, yaptığı telefon görüşmesinde, Gazze Şeridi’ndeki askeri operasyonun devam etmesi konusunda kararlı olduğunu belirtti.

    Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, ülkesinin ateşkesin sağlanması için kapalı kapılar ardından sessiz diplomasi yürüttüğünü belirterek, “Bizim şu andaki değerlendirmelerimize göre, kapalı kapılar ardından görüşmeler, çok daha etkili bir yaklaşım ve biz de bunu yapıyoruz” diyerek ülkesinin tutumunu özetledi.

    Mısır heyeti ateşkes için görüşüyor

    Ekonomik ve siyasi açıdan zor günler geçiren Mısır ise son krizde ateşkes çabalarında arabuluculuk rolü oynama konusunda en hevesli ülkelerin başında geliyor. Kahire, bu şekilde bölgede ve dünyada istikrarın sağlanması için önemli bir aktör olarak öne çıkma arzusunu gizlemiyor.

    2014 yılındaki ateşkeste önemli rol oynayan Mısır, son olarak Filistin’in inşası için 500 milyon dolar yardım vaadinde bulundu. Hem Filistin hem de İsrail ile iyi ilişkileri bulunan Mısır’ın, Fransa ve ABD’nin de verdiği destek sayesinden ateşkes çalışmalarında en etkili olabilecek ülkelerin başında gösteriliyor.

    Mısırlı bir heyetin, alanda hem İsrail hem de Filistinlilerle görüşmelerde bulunduğu biliniyor.

  • Avusturya, Erdoğan’ın açıklamaları üzerine Türk Büyükelçisi Ceyhun’u Dışişleri Bakanlığı’na çağırdı

    Avusturya, Erdoğan’ın açıklamaları üzerine Türk Büyükelçisi Ceyhun’u Dışişleri Bakanlığı’na çağırdı


    Viyana ve Ankara arasında, İsrail-Filistin krizi yüzünden çıkan gerginlik büyürken Avusturya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları sonrası Türk Büyükelçisi Ozan Ceyhun’u Dışişleri Bakanlığı’na çağırdı.

    Avusturya Dışişleri Bakanı Alexander Schallenberg, basına yaptığı açıklamada, “Türk Büyükelçisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın absürt açıklamaları yüzünden Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı. Orta Doğu’daki çatışmanın ağızda köpürtülerek çözülmesi mümkün değil, ateşe benzin dökmek yerine, Türkiye’yi gerginliğin azaltılmasına katkıda bulunmaya acilen çağrıda bulunuyoruz.” ifadesini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avusturya’da başta başbakanlık ve dışişleri bakanlığı olmak üzere bazı devlet binalarında İsrail bayrağına yer verilmesine dün sert tepki göstermişti.

    Erdoğan, “Başbakanlık binasına İsrail bayrağı çeken Avusturya devletini telin ediyorum. Avusturya devleti herhalde soykırıma tabi tuttukları Yahudilerin faturasını Müslümanlara ödetmeye çalışıyor.” ifadesini kullanmıştı.

    Viyana ve Ankara arasındaki gerginlik nasıl başladı ?

    Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Tanju Bilgiç, dün yaptığı açıklamada “Avusturya İçişleri Bakanı Karl Nehammer’in, İsrail’in Filistinlileri hedef alan vahşi saldırılarına karşı Viyana’da gerçekleştirilen protesto gösterileri bağlamında bugün ülkemiz ve Sayın Cumhurbaşkanımız hakkında yaptığı gerçeklikten kopuk beyanları külliyen reddediyor ve kınıyoruz.” demişti.

    Karl Nehammer, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını “İsrail krizi” olarak tanımlayarak, bu gerilimin artmasında Türkiye’nin rol oynadığını ileri sürmüştü.

    Türkiye’nin, söz konusu gerginliğe ne tür bir etkisinin olduğuna ilişkin soru üzerine ise Nehammer, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarına işaret ederek, Viyana’da düzenlenen gösterilerde Türk bayraklarının açılmasının ve İsrail politikaları karşıtı eylemlere Türk kökenli vatandaşların destek vermesinin, gerilimi artırdığı iddiasında bulunmuştu.

  • Fransa, Mısır ve Ürdün ile birlikte İsrail ve Filistin için somut ateşkes planı üzerinde çalışacak

    Fransa, Mısır ve Ürdün ile birlikte İsrail ve Filistin için somut ateşkes planı üzerinde çalışacak


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkesinin Mısır ve Ürdün ile birlikte İsrail ile Filistin arasında somut bir ateşkes planı ve taraflar arasında müzakereleri başlatabilmek için olası bir yol üzerinde çalışacağını bildirdi.

    Macron, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Elysee Sarayı’nda bir araya geldi.

    Basın toplantısında konuşan Macron, “Acil olarak en kısa zamanda ateşkes sürecinin başlatılması ve taraflar arasında müzakerelerin başlaması için olası bir yol bulunması ihtiyacı var.” dedi. Macron, önümüzdeki günlerde Mısır Cumhurbaşkanı ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile birlikte ne tür bir somut öneri getirebileceğimiz görüşme kararı aldık.” ifadesini kullandı.

    Macron, İsrail Başbakanı Benyamin Netenyahu ile önümüzdeki günlerde yapacağı görüşmede İsrail savaş uçaklarının medya kuruluşlarının yer aldığı binaya yönelik saldırısını da gündeme getireceğini söyledi.

    Bu arada Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamada, Macron’un, “Sudan’da Demokratik Dönüşümü Destekleme Konferansı”na katılmak için Paris’te bulunan Sisi ile İsrail-Filistin meselesini görüştüğü belirtilerek, “Fransa’nın amacı şiddet sarmalını sona erdirmek, Mısır’ın devam eden ara buluculuğunu desteklemek ve itidale çağırmak.” ifadesi kullanıldı.

    Bu arada Fransa Hükümet Sözcüsü Gabriel Attal da RTL radyosunda bu konuda Fransa’nın desteğiyle Mısır, Ürdün ve Almanya’nın dahil olduğu ara buluculuk sürecinin başladığını belirtti.

    Attal, bölgede ateşkesin ve kalıcı istikrarın sağlanması gerektiğini, bunun için çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi.

  • İsrail’le ilişkilerde normalleşmeye giden Arap ülkeleri çatışmalar sonrası nasıl bir tavır alacak?

    İsrail’le ilişkilerde normalleşmeye giden Arap ülkeleri çatışmalar sonrası nasıl bir tavır alacak?


    İsrail ile ilişkilerinde normalleşme yolunda adımlar atan Arap ülkeleri Filistin ile yaşanan son çatışmaların ardından ne tür adımlar atacak? İsrail ile ilişkilerin yeniden askıya alınması mümkün mü?

    İsrail ve Filistin grupları arasında son dönem tırmanan gerginlikten en fazla rahatsız olan ülkelerin başında Yahudi devletiyle son dönemde ilişkilerini normalleştirme yolunda adımlar atan Arap ülkeleri geliyor.

    Ramazan bayramı sırasında gerçekleşen saldırılar ve akan kanı, İsrail’in ‘yeni Arap dostları’ kınamakta gecikmedi, ancak son gelişmelerin normalleşme yolundaki gelişmeleri yavaşlatması veya bazı ülkelerde tamamen sekteye uğratması da gündemde.

    Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail’e karşı daha ılımlı

    Bir yıldan daha kısa bir süre içinde İsrail ile ilişkileri normalleştirme yolunda imzalar atan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Sudan ve Fas, Yahudi devletini yeniden eleştirmeye başladı.

    Düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu (Crisis Group) araştırmacılarından Elham Fakhro’ya göre, bu Arap ülkelerinden gelen açıklamalar daha çok Filistin’e her zaman yoğun destek veren içerideki ve diğer Arap ülkelerindeki kamu oyununu yatıştırmaya yönelik bir “halkla ilişkiler” girişimi.

    Elham Fakhro, AFP’ye yaptığı açıklamada, İsrail’in bazı Arap ülkeleriyle yaptığı ve “Abraham Anlaşmaları” olarak bilinen yeni uzlaşmanın, Filistinlilerin topraklarının işgal edilmesi ve askeri işgal konuları gibi konulara hiç bir zaman atıfta bulunma niyetinde olmadığına dikkati çekti.

    Bu anlaşmalar, Filistinli liderler tarafından, kendilerine yönelik bir “ihanet olarak” değerlendirilmişti.

    Filistinlilere yönelik son saldırılar İsrail ile anlaşma yapan Bahreyn’de halkın Yahudi devletini protesto için sokağa dökülmesine yol açtı.

    BAE’de yine halkın sosyal medya aracığıyla İsrail’e sert bir şekilde tepki gösterdiği gözleniyor.

    Merkezi Londra’da bulunan bir diğer düşünce kuruluşu Avrupa Dış ilişkiler Konseyi’nde çalışan araştırmacı Hugh Lovatt, bu son kriz uzun zamandır İsrail ile ilişkileri geliştirmeyi planlayan BAE için gerçek bir “sınav” teşkil ettiği görüşünde.

    Lovatt, “Netanyahu’nun bakış açısından, Abraham Anlaşmaları, İsrail’in komşu devletlerle bağlarını geliştirdikçe Filistinlilerin etkin bir şekilde dışlanacağına dair uzun süredir devam eden inancını doğruladı. BAE, İsrail ile ilişkilerini Filistinlilerin iyiliği için riske atmaya hazır mı? Cevap şu anda ‘hayır’ gibi görünüyor.” diyerek, BAE’nin ABD ile teknoloji ortaklığı ve askeri alanda yazılım donanıma erişim gibi avantajları göz ardı edemeyeceği görüşünü dile getirdi.

    Lovatt, İsrail ve BAE için normalleşmenin temelini oluşturan ikili çıkarlar göz önüne alındığında, Filistin’deki gerginliğin tırmanışının, sıkıntı yaratsa bile ortaklığa darbe vurmayacağını iddia etti.

    Suudi Arabistan nasıl tepki verdi?

    Abraham Anlaşmaları geçen eylül ayında imzalandıktan sonra bütün gözler bölgede petrol rezervleri dolayısıyla ekonomik açıdan önemli bir rol oynama potansiyeline sahip Suudi Arabistan’a dönmüştü.

    Suudi Arabistan, Filistin sorunu çözülmeden İsrail ile ilişkilerin normalleşmesine sıcak bakmadığını ifade etmişti. Riyad son olarak İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını şiddetle kınayan ülkeler içinde yer adı.

    BAE’de İsrail’e yönelik kamuoyundan gelen eleştiriler bir şekilde susturulurken, İsrail ile yakınlaşan diğer Arap ülkelerinde yönetimler kamuoyu baskısıyla zor günler geçiriyor.

    Fas hükümetine, kamuoyundan yoğun baskı geliyor

    İsrail ile normalleşme yolunda adımlar atan Fas için bu karar, ABD’nin Batı Sahra’da tartışmalı bölgedeki egemenliğini kabul edebilmesi için stratejik bir tercih oldu.

    Kuzey Afrika ülkesindeki yönetim de, ciddi bir kamuoyu baskısı yüzünden normalleşme yolunda adımlar atsa da İsrail’i kınamakta gecikmedi.

    Rabat Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Profesörü Tacettin Hüseyni ise bu konudaki görüşlerini şu şekilde dile getirdi: “Fas, arabulucu rolü oynamalı. Eğer bunu başaramadığı takdirde ilişkileri tamamen koparma yoluna gitmeden normalleştirme sürecinden uzaklaşması tercih edilmeli.”

    Sudan’ın ABD’de çıkmazı

    İsrail ile normalleşme yolunda adım atan Sudan, bunun karşılığını ABD’nin kendisini “terörü destekleyen devletler” listesinden çıkartmasıyla almıştı.

    Sudan, gelişmelerin ardından İsrail’i kınamakta gecikmedi.

    Johns Hopkins Üniversitesi Uluslararası İlişkiler öğretim görevlisi Vali Nasr, sosyal paylaşım hesabından yaptığı açıklamada, “İsrail için Abraham Anlaşmalarının en önemli stratejisi Filistin konusunun artık geçerli olmamasıydı. Bir takım İsrail’in hataları yüzünden Filistin konusunun yeniden gündeme gelmesi zorunlu oldu” diyerek görüşlerini özetledi.

  • Avrupa Birliği, alevlenen İsrail-Filistin meselesinde nasıl bir rol oynayabilir?

    Avrupa Birliği, alevlenen İsrail-Filistin meselesinde nasıl bir rol oynayabilir?


    Avrupa Birliği, İsrail-Filistin meselesinde sükunet çağrılarında bulunmanın ve denge politikası gözeterek açıklama yapmanın dışında, onlarca yıllık geçmişe sahip sorunu ele alma konusunda somut bir etkiye sahip olabilir mi veya olur mu?

    euronews, Avrupa’nın İsrail-Filistin sorununa bugüne kadarki yaklaşımını inceledi ve bloğun, durumu çözmede bir rol oynayıp oynamayacağını araştırdı.

    İsrail ile Filistinli gruplar arasındaki çatışmalar devam ederken AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, taraflara gerginliğin sonlandırılması, şiddete son verilmesi ve çatışmaların genişlemesinin engellenmesi çağrısında bulundu.

    Gazze’deki Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, kente yönelik İsrail saldırılarında şu ana kadar 31’i çocuk en az 119 Filistinli yaşamını yitirdi, 830 Filistinli de yaralandı. İsrail’de de 7 kişi hayatını kaybetti.

    Tel Aviv’i hedef alan roket saldırıları nedeniyle binlerce İsrailli geceyi sığınaklarda geçirirken bir yandan da Arap ve Yahudi gençler arasında ‘çete savaşlarını’ andıran kalabalık mahalle kavgaları yaşanıyor. Bu bağlamda son günlerde özellikle Araplara karşı linç girişimleri yapılıyor. İş yerleri yağmalanıp ateşe veriliyor.

    Salı günü açıklama yapan Borrell, “İsrail ile işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki artan gerginlik ve Gazze’de ile çevresinde artan şiddetin” sona ermesi gerektiğini belirtti.

    Borrell, “AB, çocukların da aralarında bulunduğu çok sayıda sivilin ölümü ve yaralanması karşısında dehşete düşmüştür. Öncelik sivillerin korunmasına verilmelidir. Bütün çabalar sivil can kayıplarının önlenmesi ve gerginliğin düşürülmesine yönlendirilmelidir. Hamas’ın ve diğer grupların İsrail’e roket atmasının kabul edilemez. İsrail’in sivil halkı korumasına duyduğu meşru ihtiyacı kabul ediyoruz ancak bu karşılık orantılı olmalı ve güç kullanımında azami itidalli davranılmalı.” demişti.

    “Avrupa Birliği devam eden şiddete derhal son verilmesi çağrısında bulunmaktadır.” ifadesini kullanan Borrell, “Önce ve en fazla her iki taraftaki sivilleri etkileyecek daha geniş çaplı bir çatışmanın önlenmesi için her şey yapılmalıdır. Ortadoğu Dörtlüsü dahil bölgedeki ilgili taraflarla ve uluslararası toplumla, durumu öncelikli olarak hafifletmek için temas halindeyim.” şeklinde konuşmuştu.

    Diğer Avrupalı liderler de çatışma nedeniyle endişelerini dile getirip sükunet çağrısında bulundular. Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel, twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Son günlerde yaşanan şiddet ve ayrım gözetmeyen saldırılardan çok endişeliyim. Öncelik her iki tarafta da gerginliğin azaltılması ve masum sivillerin hayatını kaybetmesinin önlenmesi olmalı.” ifadelerini kullandı.

    Twitter üzerinden bir çağrı da Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan geldi. “Ortadoğu’da şiddet sarmalının sona ermesi” gerektiğini belirten Macron, “Güçlü bir şekilde ateşkes ve diyalog çağrısı yapıyorum. Sükunet ve huzur çağrısı yapıyorum.” iletisini paylaştı.

    AB, on yıllardır devam eden sorunda herhangi bir şey yapabilir mi?

    Peki açıklamalarda bulunmanın dışında, AB son gerginliği veya daha geniş yelpazede, onlarca yıllık geçmişe sahip çatışmayı ele alma konusunda somut bir etkiye sahip olabilir mi veya olacak mı?

    euronews, Avrupa’nın İsrail-Filistin sorununa bugüne kadarki yaklaşımını inceledi ve bloğun durumu etkisiz hale getirmede bir rol oynayıp oynamayacağını araştırdı.

    Gerginliğe AB ülkeleri nasıl tepki verdi?

    Almanya, İsrail’in Avrupa’daki en yakın müttefiki konumunda. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Mass, “İsrail’e yapılan roket saldırısı kesinlikle kabul edilemez ve derhal sona ermelidir. İsrail’in meşru müdafaa hakkı var. Şiddetin bu şekilde tırmanmasına ne hoşgörü gösterilebilir ne de kabul edilebilir.” dedi.

    Fransa daha dengeli bir yaklaşım benimsedi. Dışişleri Bakanlığı, Gazze Şeridi’nden “uluslararası hukuka aykırı” roket ateşini “şiddetle kınadığını” belirtirken Doğu Kudüs’teki Şeyh Cerrah semtinde yaşayan Filistinlilerin evlerinden zorla çıkarılması adımını da “yasadışı” olarak nitelendirdi.

    Fransa Dışişleri Bakan Yardımcısı Clément Beaune da, Fransız televizyonunda “İsrail’in Filistin’e yönelik bir saldırısı olduğunu veya tam tersini söyleyenler yanılıyor.” dedi. Ayrıca Beaune, İsrail’in en yakın müttefiki olarak ABD’nin meseleye daha etkin bir şekilde müdahil olması gerektiğini belirterek “Avrupa daha fazla varlık gösterse de ana diplomatik komuta hala onlar.” değerlendirmesinde bulundu.

    AB’nin geleneksel olarak rolü neydi?

    Avrupa Birliği, en başından beri İsrail-Filistin sorununa iki devletli bir çözüm fikrini savunuyor. Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nden politika analisti Hugh Lovatt, bu politikanın Brüksel tarafından orta vadede de sürdürüleceğini belirtiyor ve “AB, yalnızca iki devletli çözüme değil değil, aynı zamanda Oslo Anlaşmalarına ve barış sürecine verdiği destekte de tereddütsüz.” diyor.

    Son gerilimle ilgili de, “Avrupa Birliği genelinde ortak bir pozisyon bulmak zor. Bu yıllardır böyle. Ancak Borrell adına yapılan açıklama bence uluslararası alanda en iyi olanlardan biriydi.” diye konuşuyor.

    Bununla birlikte Lovatt, AB’nin önümüzdeki günlerde ya da haftalarda İsrail’le Filistin arasındaki arabuluculukta aktif rol almasını beklemiyor.

    “AB, Gazze’de gerilimi azaltma konusunda sınırlı katma değere sahip” ifadesini kullanan Lovatt “Bu, Hamas ile temasa geçmeyi reddettiği için bir ölçüde AB’nin kendi çıkarına.” değerlendirmesinde bulundu.

    Bunun yerine, tartışmak için henüz erken olsa da, AB’nin ya savaş sırasında ya da sonrasında Gazze’ye insani yardım şeklinde müdahale etmesi bekleniyor.

    AB, Filistin Yönetimi’nin en büyük bağışçısı konumunda ve AB’nin bölge temsilciliğine göre, Avrupa Komisyonu 2000 yılından bu yana Gazze Şeridi ile Batı Şeria’daki Filistinlilere 700 milyon Euro insani yardım sağladı.

    Lovatt, “Bu, bir finansman ve insani yardım sağlayıcısı olarak Avrupa Birliği’nin çok daha rahat hissettiği bir roldür.” diyor ve sözlerini şu şekilde sonlandırıyor:

    “Gazze’deki her çatışmadan sonra, yeniden kalkınma ve yeniden inşayı desteklemek için her zaman bir konferans olmuştur. AB, her zaman destek sağlamaya gönüllü olduğunu kanıtlamış ve vaatlerini yerine getiren az sayıdaki aktörden biri olmuştur. Bana göre, insani yardım bir çeşit yara bandı olduğundan yeterli olmasa bile bunun, bu çatışmaya daha doğal bir Avrupa cevabı olduğunu düşünüyorum.”

  • İsrail’in hava saldırısında Gazze’deki 13 katlı bir bina yıkıldı

    İsrail’in hava saldırısında Gazze’deki 13 katlı bir bina yıkıldı


    İsrail savaş uçaklarının Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırılarında Rimal Mahallesindeki “Hanadi” adlı 13 katlı bir bina vurularak yıkıldı.

    Gazze’nin batısında gerçekleşen olay sonrası alev ve dumanların yükseldiği binada yaralı ve can kaybına ilişkin net bir bilgiye henüz ulaşılamadı. Bölgeye hava taarruzu yapılacağı konusunda mahalle sakinlerinin bir saat öncesinden uyarıldığını belirten görgü tanıkları, binanın yıkılmasından 2 saat sonra ölü ve yaralı tespit edilmediğini belirtti.

    Olayın ardından Gazze’den Tel Aviv’e gönderilen roketler nedeniyle ise üç kişinin yaralandığı ileri sürüldü. Reuters haber ajansı ise Roş Etziyon kentinde bir kadının roket saldırısında hayatını kaybettiğini, iki kişinin yaralandığını açıkladı.

    Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde ise Telegram’da yayınladığı mesajında İsrail’in Gazze’deki sivil binaları hedef alması durumunda Tel Aviv’e Askalan’dan daha şiddetli füze saldırıları düzenleneceğini belirtmişti. Askalan’a düzenlenen roketli saldırıda iki kadın hayatını kaybetmişti.

    İsrail’in Walla News gazetesi ise Filistinli direniş gruplarının roket saldırısında Askalan’da bir enerji tesisinin vurulduğu haberini geçti.

    İsrail ordusunun saldırılarında şu ana kadar 10’u çocuk, 1’i kadın 28 Filistinli ölürken 152 kişi yaralandı

    Gazze’den yapılan roket saldırıları sonucunda ise 3 İsraillinin öldüğü, 7 kişinin ise yaralandığı bildirildi.

  • İsrail, Batı Şeria’daki STK’ların Avrupa fonları ile ‘silahlı grupları’ finanse ettiğini iddia etti

    İsrail, Batı Şeria’daki STK’ların Avrupa fonları ile ‘silahlı grupları’ finanse ettiğini iddia etti


    İsrail İç İstihbarat Servisi Şin Bet, Filistinlilere yönelik Avrupa insani yardım fonlarının Batı Şeria’daki silahlı grupları finanse ettiğini iddia etti.

    Ordu ve güvenlik birimleri ile yürütülen soruşturma çerçevesinde istihbarat servisi, işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan insani yardım amaçlı STK’ların, Avrupa’dan gelen fonları zimmete geçirerek İsrail tarafından terörist olarak tanınan Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’ne (FHKC) aktardığını ileri sürdü.

    Avrupa hükümetlerin hiçbirinin paranın nereye gittiğini bilmediğinin belirtildiği açıklamada, İsviçre, Almanya, Belçika, Hollanda, İsveç, İngiltere, İspanya ve Avrupa Birliği’nden gelen “on milyonlarca dolar” ile Batı Şeria’daki STK’lar üzerinden “FHKC’nin silahlı terör eylemlerinin” finanse edildiği açıklandı.

    63 yaşındaki İspanya vatandaşı kadın tutuklandı

    Şin Bet’e göre, merkezi bir “sağlık komitesi” tarafından yönetilen ağ, Avrupa’da fon alabilmek için hayali projeler geliştirdi, çalışanların maaşlarını şişirdi, sahte belge ve faturalar sundu.

    Şüpheliler arasında, İspanya vatandaşı 63 yaşındaki Juana Rashmawi, “yasadışı bir örgüte kaynak sağlamak ve katılmak” suçlamalarıyla İsrail askeri mahkemesi tarafından tutuklandı.

    Şin Bet ayrıca hepsi Filistinli olan diğer üç şüphelinin kimliklerini de açıkladı.

    Avrupa ülkelerinden İsrail’e Filistin topraklarındaki yerleşimleri genişletme politikasına son vermesi çağrısı

    Diğer yandan bugün Fransa, Almanya, İspanya, İtalya ve İngiltere, İsrail’e işgal altındaki Filistin topraklarında yeni yerleşimler inşa etme kararından vazgeçmesi çağrısında bulundu.

    Beş büyük Avrupa ülkesinin ortak yazılı açıklamasında, İsrail’den Har Homa’da 540 yeni konut inşa etme kararından vazgeçmesi ve işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşimleri genişletme politikasına son vermesi istendi.

    Bu yerleşimlerin uluslararası hukuk açısından gayrimeşru olduğu ve İsrail-Filistin meselesine çözüm bulma perspektifine tehdit oluşturduğu ifade edilen açıklamada, Doğu Kudüs ile Beytüllahim arasındaki Har Homa’da yerleşimlerin genişletilmesi kararının uygulanmasının Kudüs’ün İsrail ve Filistin’in başkenti olma perspektifinin baltalanacağı ve iki taraf arasında güven sağlama çabalarına zarar vereceği aktarıldı.

    1967’den beri Filistin toprakları olan Batı Şeria’yı İsrail ordusunun işgali altında .

    Bu topraklarda yaklaşık 2,8 milyon Filistinli yaşıyor ve yaklaşık 475 bin İsrailli uluslararası hukuka göre yasadışı sayılan yerleşimlerde kalıyor.