Etiket: İsrail-Filistin Barış Süreci

  • İsrail ve Filistin meselesine yeni çözüm önerisi: 2 devletli konfederasyon

    İsrail ve Filistin meselesine yeni çözüm önerisi: 2 devletli konfederasyon


    İsrail ve Filistin’den önde gelen isimler yıllardır süren çıkmaza çare olmasını ümit ettikleri iki devletli konfederasyon önerisi hazırladı.

    Öneride bir çok tartışmalı madde bulunuyor ve henüz İsrailli ve Filistinli liderlerin desteğini alıp almadığı bilinmiyor. Fakat bu hafta ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Birleşmiş Milletler genel sekreterine sunulacak olan planın bölgede krizin çözümüne katkıda bulunabileceği belirtiliyor.

    Taslakta Filistin’in 1967 Savaşı’nda işgal edilen Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’ün büyük bir kısmında bağımsız bir Filistin devleti kurulması öngörülüyor. İsrail ve Filistin tamamen ayrı iki hükümete sahip olacak fakat bu hükümetler üst düzeyde güvenlik, altyapı ve iki toplumu etkileyen konularda koordine olacak.

    Öneri ayrıca Batı Şeria’daki yaklaşık 500 bin Yahudi yerleşimcinin de bulunduğu yerlerde kalmasını içeriyor. Buna göre sınıra yakın yerleşimler bire bir toprak değişimi karşılığında İsrail’e dahil olurken bölgenin derinliklerinde yerleşimcilere taşınma ya da Filistin devletinde kalıcı oturum sahibi olma hakkı tanınacak.

    1948 savaşından sonra mülteci konumuna düşen aynı sayıda Filistinliye de Filistin devleti vatandaşı olarak kalıcı oturum hakkıyla İsrail’e yerleşmelerine izin verilecek.

    Girişim büyük oranda 2003 yılında hazırlanan kapsamlı Cenevre Uzlaşmasına dayanıyor. 100 sayfalık konfederasyon planında temel sorunların çözümüne dair detaylı öneriler bulunuyor.

    Cenevre Girişimi’nin eş kurucusu ve eski bir İsrailli yönetici olan Yossi Beilin, yerleşimcilerin tahliye edilmesini masadan kaldırmanın planı daha uygulanabilir yaptığını belirtti.

    İsrail’in siyasi sisteminde Batı Şeria’yı Yahudilerin tarihi merkezi ve İsrail’in bir parçası olarak gören yerleşimciler ve destekçilerinin büyük etkisi bulunuyor.

    Filistinliler de uluslararası toplum tarafından yasadışı olarak görülen yerleşimleri barışın önündeki en büyük engellerden biri olarak görüyor.

    Batı Şeria’nın derinliklerindeki yerleşimlerde yaşayanlar da en radikal görüşlüler olarak biliniyor ve bölgenin Filistin’e bırakılmasına büyük tepki göstermeleri bekleniyor.

    Beilin ise “Yerleşimcilerle herhangi bir sürtüşme olmadığı takdirde iki devletli çözüm isteyenlerin işinin daha kolay olacağına inanıyoruz,” ifadelerini kullandı. Beilin bu fikrin daha önce de öne sürüldüğünü ama bunu konfederasyon çatısı altında uygulamanın daha kolay olacağını vurguladı.

    Güvenlik, hareket özgürlüğü ve belki de en önemlisi yıllar süren çatışmalar ve başarısız müzakereler nedeniyle kaybolan güvenin inşası gibi konular hala cevaplanmayı bekliyor.

    İsrail Dışişleri Bakanlığı ve Filistin Otoritesi konuyla ilgili yorum yapmayı reddetti.

    Girişimin arkasındaki en önemli isim ise Kudüs’ün en köklü ailelerinden gelen Hiba Husseini. Husseini 1994 yılına kadar giden müzakerelerde Filistin ekibine danışmanlık yapan bir isim.

    Yerleşimcilerle ilgili önerinin “oldukça tartışmalı” olduğunu kabul eden Husseini, bütün olarak ele alındığında planın Filistinlilerin kendi devletlerine sahip olma emellerini yerine getireceğini vurguladı.

    Devlet kurmanın kolay olmayacağını belirten Husseini, “1948’den beri çalıştığımız kendi geleceğimizi belirleme hakkını elde edebilmek için bazı tavizler vermemiz gerekiyor,” ifadelerini kullandı.

    Kudüs’ün statüsü, nihai sınırlar ve Filistinli mültecilerin durumları gibi büyük sorunlarda nihai bir anlaşma öncesinde tüm detayların görüşülmesi yerine konfederasyon içerisinde çözümün daha kolay olacağını savunan Husseini, “Br süreci tersine çevirerek önce tanımayla başlıyoruz,” sözlerini kullandı.

    İsrail ve Filistinli yetkililerin Oslo sözleşmesini imzalamalarının üzerinden neredeyse 30 yıl geçmiş olmasına rağmen barış görüşmelerinde henüz bir ilerleme kaydedilmedi. Defalarca yinelenen müzakereler şiddet sarmalı nedeniyle sekteye uğradı ve nihai bir taslak çıkarılamadı.

    Eski bir yerleşimci olan İsrail Başbakanı Naftali Bennet, Filistin devletine karşı çıkıyor. 2023 yılında başbakanlığı devralacak olan Dışişleri Bakanı Yair Lapid ise iki devletli bir çözüme sıcak baksa da kırılgan dengeler üzerine kurulu koalisyon hükümetinin büyük tavizler vermeye dayanamayacağı düşünülüyor.

    Filistin tarafında ise Gazze’yi kontrol eden Hamas, İsrail’in varlığını reddederken Başkanlık dönemi 2009 yılında dolan El Fetih lideri Mahmud Abbas’ın da popülaritesi giderek düşüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Filistin Devlet Başkanı Abbas, İsrail Savunma Bakanı Gantz ile görüştü

    Filistin Devlet Başkanı Abbas, İsrail Savunma Bakanı Gantz ile görüştü


    Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz ile güvenlik, ekonomi ve insani konuları görüşmek üzere bir araya geldi.

    Gantz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, görüşmede ekonomi ve sivil alanda alınacak tedbirler ile güvenlik koordinasyonunu güçlendirmeyi ele aldıklarını duyurdu.

    Filistin ve İsrail üst düzey yetkilileri bölgedeki gerginlik ve taraflar arası anlaşmazlıklar yüzünden yıllardır görüşmüyordu.

    İsrail Savunma Bakanlığı Basın Ofisinden yapılan yazılı açıklamada, Gantz’ın, Filistin Devlet Başkanı Abbas’ı Roş Haayin kentindeki evinde misafir ettiği belirtildi.

    Açıklamada, “Görüşme yaklaşık 2,5 saat sürdü. İsrail Savunma Bakanı, Filistin Devlet Başkanı’na güven inşa eden icraatlarını sürdürmeye istekli olduklarını iletti.” ifadelerine yer verildi.

    İsrail ilişkilerinden sorumlu Filistin Sivil İşler İdaresi Başkanı Bakan Hüseyin el-Şeyh de Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Devlet Başkanı Abbas’ın Gantz ile bir araya geldiğini aktardı.

    Uluslararası toplumun kararları doğrultusunda siyasi bir ufuk açılması olanaklarının ele alındığına dikkati çeken Şeyh, Yahudi yerleşimcilerin Batı Şeria’daki uygulamaları sebebiyle yaşanan gerginlikler başta olmak üzere güvenlik, ekonomik ve insani konuların konuşulduğunu ifade etti.

    Filistin ve İsrail arasındaki barış görüşmeleri 2014 yılından bu yana yapılamıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Filistin, İsrail’e ait casus yazılımla üç diplomatın cep telefonunun hacklendiğini duyurdu

    Filistin, İsrail’e ait casus yazılımla üç diplomatın cep telefonunun hacklendiğini duyurdu


    Filistin Dışişleri Bakanlığı, bünyesinde çalışan üç üst düzey görevlinin telefonlarının, İsrail merkezli NSO Group’a ait Pagasus casus yazılımıyla hacklendiği suçlamasında bulundu.

    Yapılan yazılı açıklamada, telefonlara yerleştirilen casus yazılım programından İsrail sorumlu tutularak, “bu saldırı, uluslararası hukukun açık ve ahlaksız bir ihlalidir” denildi. Açıklamada, bu uygulamada sorumluluğu olanlara uluslararası boykot uygulanması çağrısı yapıldı.

    Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler Sorumlusu Ahmed al-Deek ise Filistinli profesyonel bir kurumun, bazı telefonları incelediğini ve bunlar içinde üç görevlinin telefonunda Pagasus casus yazılımı tespit ettiğini açıkladı. Bakanlık temsilcisi, “Biz üst düzey yöneticilere ait bu telefonların yüzde yüz hacklendiğine inanıyoruz” dedi.

    İrlanda merkezli “Sınır Hattı Savunucuları” insan hakları kuruluşunun 8 Kasım’da açıklanan raporunda, 6 Filistinli aktivistin cep telefonunda NSO Group’a ait Pegasus casus yazılımının tespit edildiği bildirilmişti.

    Casus yazılımın söz konusu Filistinli aktivistlerin telefonlarına Temmuz 2020 ve Nisan 2021 tarihleri arasında yüklendiği ifade edilmişti.

    ABD, İsrail şirketini kara listeye aldı

    ABD yönetimi geçen hafta İsrail merkezli teknoloji firmaları NSO Group ve Candiru’yu yabancı ülkelere casus yazılım sattıkları gerekçesiyle kara listeye aldı.

    ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Pegasus” isimli casus yazılımıyla bilinen NSO Group ve Candiru’nun listeye eklenme nedenlerinin, bu şirketlerin hükümet yetkilileri, gazeteciler, iş insanları, aktivistler, akademisyenler ve büyükelçilik çalışanlarının hedef alınmasında kullanılmak üzere yabancı ülkelere casus yazılım satmaları ya da geliştirmeleri olduğu aktarıldı.

    NSO’nun Pegasus casus yazılımı

    Uluslararası Af Örgütü ve uluslararası gazeteciler konsorsiyumu Forbidden Stories iş birliğinde ve 17 medya kuruluşunca yürütülen araştırmada, İsrail merkezli NSO Group’a ait casus yazılım Pegasus’un, küresel çapta yaygın ve kötü amaçlar için kullanıldığı iddia edilmişti.

    Afrika’dan Avrupa’ya en az 10 ülke hükümetinin NSO Group’un müşterisi olduğu ve casus yazılımın aktivist, gazeteci, avukat ve siyasileri hedef almak için hükümetlere satıldığı savunuldu.

    İddiaya göre, dünya genelinde 50 binden fazla telefon numarası, bu casus yazılım tarafından izlemeye alındı.

    NSO Group suçlamaları reddediyor

    NSO Group ise hakkındaki tüm suçlamaları reddederek, “terörizm ve ciddi suçlarla mücadele etmelerine yardımcı olmak için ülkelere ya da kolluk kuvvetlerine teknoloji hizmeti verdiğini” ileri sürüyor.

    Sosyal iletişim ağı WhatsApp da NSO Group hakkında, şirketin mesajlaşma hizmetini geniş kapsamlı casusluk için kullandığını, 20 ülkede aralarında 100 gazeteci ve insan hakları aktivistlerinin de bulunduğu 1400’den fazla kişiyi izlediğini öne sürerek dava açmıştı.

    Bir cep telefonunu “gözetleme” cihazına dönüştürebilen bu casus yazılımla, kullanıcının bilgisi ve izni olmadan mikrofon, kamera, mesajlar, ses kayıtları ve rehber gibi çok sayıda uygulamaya erişim sağlanabiliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail’den Mısır’a 10 yıl sonra başbakan düzeyinde ilk ziyaret

    İsrail’den Mısır’a 10 yıl sonra başbakan düzeyinde ilk ziyaret


    Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el Sisi, Orta Doğu barış sürecini yeniden canlandırmak için İsrail Başbakanı Naftali Bennett ile bir araya geldi. Sisi-Bennett görüşmesi, Mısır’ın Şarm el Şeyh kentinde gerçekleşti.

    Cumhurbaşkanlığından daha önce yapılan yazılı açıklamada, İsrail’den Mısır’a yaklaşık 10 yıl aradan sonra ilk kez başbakan düzeyinde gerçekleşen ziyarette, İsrail-Filistin barış görüşmelerinin yanı sıra bölgesel ve uluslararası sahada yaşanan gelişmelerin ele alınacağı ifade edilmişti.

    İsrail Kamu Yayın Kuruluşu (KAN) ise ismini vermediği kaynaklardan aktardığı haberde, ikilinin Gazze’de kalıcı ateşkes ve Hamas’ın elindeki İsrailli dört esir konusunu görüşeceğini kaydetmişti.

    Mısır İstihbarat Başkanı Abbas Kamil, 18 Ağustos’ta Tel Aviv’de İsrail Başbakanı Bennett ile bir araya gelmiş ve onu Mısır’a davet etmişti.

    Mısır; İsrail ile Filistinliler arasında Gazze’de kalıcı ateşkese varılması için ara buluculuk yapıyor.

    İsrail ile Filistin arasındaki barış görüşmeleri, İsrail’in, “1967 sınırlarını, zorunlu göçe maruz bırakılan Filistinlilerin geri dönüş hakkını ve yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerinin inşasına son vermeyi” kabul etmemesi nedeniyle Nisan 2014’te durmuştu.

    İsrail’den Mısır’a başbakan düzeyinde son ziyaret 2011 yılında gerçekleşmiş ve dönemin Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yine Şarm el Şeyh’te bir araya gelmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Netanyahu’nun 12 yıllık iktidarının ardından İsrail’de yeni hükümetle birlikte neler değişecek?

    Netanyahu’nun 12 yıllık iktidarının ardından İsrail’de yeni hükümetle birlikte neler değişecek?


    İsrail’de 8 partinin, koalisyon hükümetinde anlaşmasının ardından 12 yıllık Başbakan Binyamin Netanyahu döneminde artık sona gelindi.

    Peki 8 partili koalisyon hükümeti İsrail’de neleri değiştirecek?

    Eğer her şey yolunda giderse yeni hükümet pazar günü işbaşı yapacak. Yeni hükümetin kurulmasıyla, son iki yılda dört kez seçime gidilen İsrail’de siyasi kriz bir anlamda sona erecek.

    Pazar günü yapılacak oylamada güven oyu alması halinde Netanyahu koltuğunu kaybedecek ve Yamina lideri Naftali Bennett, Ağustos 2023’e kadar ülkenin yeni başbakanı olacak.

    Yeni koalisyon ne kadar kırılgan ?

    Bennett, ülkedeki bölünmeleri ortadan kaldırma ve normalleşme adına bir yol haritası çizme sözü veriyor. Ancak Bennett’in farklı siyasi eğilimlerden 8 partinin iktidardaki uyumunu nasıl gerçekleştireceği sorusu, en önemli engel olarak görülüyor.

    Fazla sandalye sayısı olmayan Arap partisinin, koalisyona katılımı ülke siyaset tarihinde bir ilki teşkil ediyor. Bir partinin bile ortaklıktan çıkması koalisyon hükümetinin sonu anlamına gelecek. Bu yüzden, koalisyon ortaklarını önümüzdeki günler ve haftalarda oldukça zor günler bekliyor.

    Koalisyon hükümeti, 120 sandalyeli parlamentoda çok az bir farklı çoğunluğu sağlayabiliyor. Hükümette yer alacak 8 partinin imzasının ardından koalisyon anlaşması yasal sürenin sona ermesine saatlere kala cuma günü İsrail Meclisi’ne sundu.

    Farklı siyasi düşüncelere sahip bu 8 partinin tek ortak düşüncesi yolsuzluk suçlamaları yüzünden yargılanan Netehyahu’nun koltuğu bırakması.

    Bu partilerin, siyasi farklılıklarını bir tarafa bırakarak, bütün seçmenler tarafından kabul edilebilecek mütevazi bir yönetim politikası üzerinde uzlaşması bekleniyor.

    Bu partileri bekleyen en önemli sınav, bütçenin onaylanması. Ekonomik reformlar ve alt yapı yatırımları aha sonra gündeme gelecek.

    Yamina lideri Naftali Bennett, Ağustos 2023’e kadar ülkenin yeni başbakanı olacak. Bennett’in ardından başbakanlık koltuğuna Gelecek Var Partisi lideri Yair Lapid oturacak ve Kasım 2025’e kadar bu görevi sürdürecek.

    Görüş ayrılıkları yüzünden koalisyon çöker mi ?

    Aşırı milliyetçi Bennett, Filistin devletine karşı ve işgal altındaki topraklara yeni yerleşke inşatlarına tam destek verdi.

    Koalisyon hükümetini bir arada tutabilmek için Bennett’in bu konuda Netehyahu’dan farklı bir politika izlemesi beklenmiyor.

    Batı Şeria’yı ilhak etmek ve Gazze’yi işkal etmek gibi muhtemelen planlar masada olmayacak. Ancak Filistinlilere de fazla taviz verilmeyecek.

    Şu ana kadar bütün İsrail hükümetleri, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te Yahudi yerleşkelerin genişlemesine destek verdi. Yeni hükümetin de bunu Filistin ile barış görüşmelerinin yeniden canlandırılması için baskı yapan ABD’deki Joe Biden yönetimini kızdırmaktan kaçınarak, sakin bir şekilde yapması bekleniyor.

    İran konusunda nasıl bir politika izleyecek ?

    İran konusunda ise yeni hükümetin Netenyahu’nun sert politikalarını sürdürmesi ve Biden’in uluslararası nükleer enerji anlaşmasının canlandırmasına karşı çıkması bekleniyor.

    Bu arada yeni hükümetin Biden ile birlikte çalışarak Arap ülkeleriyle ilişkileri güçlendirme açılımına destek vereceği öngörülüyor.

    Toplum arasındaki görüş ayrılıkları nasıl giderilecek ?

    Bir önceki hükümete oranla yeni koalisyon hükümetindeki en önemli değişiklik belki de toplum içindeki farklılıklara yaklaşım tarzı olacak.

    Toplumdaki Yahudi, Arap, İsrailli laik ve ultra Ortodokslarla ilgili olarak Bennett, “hükümet, bütün İsrail halkıyla dindar, laik, ultra Ortodoks, Arap farkı gözetmeden ulusal sorumluluk anlayışıyla birlikte çalışacak ve ben bunu başaracağımıza inanıyorum.” diyerek herkese eşit mesafede yaklaşacakları mesajını verdi.

    Netenyahu geri gelir mi ?

    İktidarı bırakacak olan 71 yaşındaki Netanyahu’nun emekli olup, sessiz bir emeklilik hayatı yaşayacağına ise kimse inanmıyor.

    Netanyahu’nun, muhalefette iktidarı yıpratıp tekrar başbakanlık koltuğuna oturmak için mücadele edeceğine ise herkes kesin gözüyle bakıyor.

    Bununla birlikte yargılandığı davalar Netanyahu için şu anda en büyük baş ağrısı teşkil eden konuların başında geliyor. Netanyahu ayrıca partisi içinde yaşanan görüş ayrılıkları yüzünden başı dertte.

  • Mısır, Gazze’nin inşası ve Hamas ile İsrail arasında ateşkesi güçlendirmek için devrede

    Mısır, Gazze’nin inşası ve Hamas ile İsrail arasında ateşkesi güçlendirmek için devrede


    İsrail ve Mısır arasında Kahire ve Tel Aviv’de aynı anda Hamas ile sağlanan kırılgan ateşkesin güçlendirilmesi ve Gazze’nin inşası için pazar günü üst düzey görüşmeler gerçekleştirildi.

    İsrail Dışişleri Bakanı Gabi Ashkenazi, Kahire’de Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri ile görüşürken, Mısır Devlet Başkanı Abdulfettah es-Sisi, İstihbarat Servisi Şefi Abbas Kamel’i İsrail Başbakanı Benyamin Netenyahu ve diğer yetkilerle görüşmek üzere Tel Aviv’e gönderdi.

    Kahire’ye gelen Ashkenazi, 13 yıl sonra Mısır’ı ziyaret eden ilk İsrail Dışişleri Bakanı oldu.

    Ashkenazi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Hamas ile ateşkesin sürekliliği ve insani yardım ile Gazze’nin inşasını görüşeceğiz.” dedi.

    İsrail ve Hamas arasında arabuluculuk yapan Mısır’ın İstihbarat Servisi Şefi Abbas Kamel, Tel Aviv’de yapacağı görüşmelerin ardından Ramallah’a geçerek Hamas yetkilileriyle de görüşecek.

    Mısır istihbarat servisi şefi Tel Aviv’de

    Bu görüşmelerde, Filistin topraklarında elektrik ağı şebekesi, yakıt sıkıntısı, bazı ham madde ürünlerinin geçişine İsrail tarafından izin verilmesi ve kıyıda Filistinli balıkçıların avlanma hakkı konuları da gündeme gelecek.

    Kamel, Doğu Kudüs’te gerginliği azaltılması için atılacak adımları da taraflarla görüşecek. Görüşmelerde esir değişimi de ele alınacak konular arasında.

    Mısır geçen hafta, hem İsrail, hem Hamas hem de Filistin yönetimi temsilcilerini ayrı ayrı görüşmelerde bulunmak üzere Kahire’ye davet etmişti.

    İsrail’in abluka altındaki Gazze Şeridi’ne 10 Mayıs’ta başlattığı saldırılar, Hamas ile varılan ateşkes doğrultusunda 21 Mayıs’ta yerel saatle 02.00’de sona ermişti.

    İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 66’sı çocuk, 39’u kadın olmak üzere 254 Filistinli hayatını kaybetmiş, 1948 kişi de yaralanmıştı.

  • Blinken, Trump döneminde kapanan Kudüs’teki ABD Konsolosluğu’nun yeniden açılacağını duyurdu

    Blinken, Trump döneminde kapanan Kudüs’teki ABD Konsolosluğu’nun yeniden açılacağını duyurdu


    Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken ülkesinin Kudüs Konsolosluğunu yeniden açacaklarını duyurdu, ancak ne zaman açılacağına dair bir tarih vermedi. Blinken’ın bu açıklamalarının ABD’nin Filistin’le Trump döneminde zayıflayan bağlarını yeniden güçlendirmeyi hedeflediği belirtiliyor.

    Blinken, Ramallah kentinde Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’la görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, “Devlet Başkanına da söylediğim gibi, ben ABD’nin Filistin yetkilileri ve Filistin halkıyla ilişkilerini, karşılıklı saygı ve Filistin ile İsrail’in eşit ölçüde güvenlik, özgürlük fırsatı ve haysiyet hak ettiği görüşünün paylaşıldığı inancıyla yeniden inşa etme vaadinin altını çizmek için buradayım” diye konuştu.

    ABD Abbas’ı yeniden güçlendirme çabasında

    İsrail ile Hamas arasında 11 gün süren çatışmaların ardından varılan ateşkesi desteklemek amacıyla bölgede bulunan Blinken, Gazze’ye yardım için uluslararası desteği harekete geçirme sözü verdi. Ayrıca Filistinlilere, 5,5 milyon doları Gazze’ye acil yardım olmak üzere toplam 40 milyon dolara yakın yardımda bulunacaklarını açıkladı. Böylelikle Biden yönetiminin Filistinlilere yönelik Amerikan yardımının 360 milyon doları aşması bekleniyor. Trump yönetimi bu yardımı neredeyse tamamen kesmişti.

    ABD son olaylarda arka plana itilen uluslararası toplum tarafından tanınan Batı Şeria’daki Filistin yönetiminin lideri Abbas’ı yeniden güçlendirme çabasında. Mahmut Abbas hala Filistin halkının temsilcisi ve uzun süredir duran barış sürecinin kilit ortağı olarak görülüyor.

    Blinken Abbas’la görüşmesinin öncesinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşmüş, “İsrail’in kendini savunma hakkını tümüyle destekliyoruz” açıklamasında bulunmuştu.

    Konsolosluk Trump döneminde kapatılmıştı

    Filistin yönetimiyle diplomatik ilişkileri yürüten ofis olarak uzun yıllar hizmet veren konsolosluğun faaliyetleri, eski Başkan Donald Trump’ın döneminde azaltılmış, ABD’nin başkent Tel Aviv’deki büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınmasınınardından büyükelçinin yetkisine bağlanmıştı.

    Trump’ın bu girişimine öfkelenen Filistinliler doğu Kudüs’ü işgal altındaki toprak olarak değerlendiriyor ve gelecekte kuracakları devletin başkenti yapmak istiyor.

  • Gazze’de ateşkes: İki tarafın kabul ettiği anlaşma gece 02.00’den itibaren yürürlükte

    Gazze’de ateşkes: İki tarafın kabul ettiği anlaşma gece 02.00’den itibaren yürürlükte


    İsrail Güvenlik Kabinesi, Gazze Şeridi’nde bu gece yerel saatle 02.00’de ateşkese gidilmesi yönündeki kararı onayladı. Bilgiyi Hamas tarafı da doğrulayarak, ‘eş zamanlı ve ortak ateşkes’ konusunda anlaşma sağlandığını bildirdi.

    İsrail Güvenlik Kabinesinin abluka altındaki Gazze Şeridi’nde 10 Mayıs’tan bu yana devam eden saldırılara son verilerek ateşkese gidilmesi için yapılan oylamayı kabul ettiği bildirildi.

    İsrail basınında yer alan haberlere göre, kabinenin ateşkes oylamasını oy birliğiyle kabul etti ve kararda Gazze’den İsrail’e atılan roket atışlarının son bulması şartının yer aldığını duyurdu.

    Güvenlik Kabinesi, Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıların sonlandırılıp ateşkesi görüşmek üzere yerel saatle 19:00’da toplanmıştı.

    Ateşkesi Hamas da doğruladı

    Filistin İslami Direniş Hareketi Hamas’ın Sözcüsü Sami Ebu Zuhri, İsrail ile Gazze Şeridi’nde ateşkesin yerel saatle bu gece 02.00’de başlayacağını doğruladı.

    Zuhri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mısır tarafının Hamas yönetimine İsrail’in ateşkes kararını bildirdiğini ifade etti.

    Ateşkesin bu gece yerel saatle 02.00’de başlayacağını doğrulayan Zuhri, “Bu savaş, Filistin direnişinin İsrail’e karşı zafere ulaştığını ispat etmiştir.” dedi.

    Zuhri, İsrail’in sonunda saldırıyı durdurmak zorunda kaldığına vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Sonunda düşman, halkımıza ve Kudüs’e yönelik saldırıyı durdurmak için boyun eğmek zorunda kaldı. Her durumda Filistin halkımızı korumaya kararlıyız ve işgal devletine ‘geri dönerseniz döneriz!’ diyoruz.”

    Gazze’ye yönelik 10 Mayıs’tan bu yana devam eden İsrail saldırılarında 65’i çocuk, 232 Filistinli hayatını kaybetti. Hamas’ın roket atışlarında ise İsrail tarafında ikisi çocuk, biri asker olmak üzere 12 kişi yaşamını yitirdi.

  • ABD’li Senatör Sanders: Filistinlilerin hayatını kaybetmesi trajedi değil mi?

    ABD’li Senatör Sanders: Filistinlilerin hayatını kaybetmesi trajedi değil mi?


    İsrail ile Filistin’e acil ateşkes çağrısı yapan tasarıyı ABD Senatosuna sunan Demokrat Senatör Bernie Sanders, sunuş konuşmasında Senato’ya, “12 masum İsraillinin hayatını kaybetmesi gerçekten bir trajedidir. Peki ya 64’ü çocuk, 38’i kadın 227 Filistinlinin hayatını kaybetmesi trajedi değil mi?” sorusunu sordu.

    Senato’daki Demokratların önemli isimlerinden Sanders, İsrail ile Filistin’e Gazze’de acil ateşkes çağrısı yapan tasarısını Senato Genel Kurulu’na sunarken Joe Biden yönetimine ve Cumhuriyetçilere seslendi.

    Gazze’de devam eden İsrail saldırılarına dikkati çeken Sanders, hem Hamas’ın hem de İsrail ordusunun sivillerin hayatını tehlikeye attığını düşündüğünü ifade etti.

    Sanders, Cumhuriyetçilerin tasarısını hazırlayan Senatör Rick Scott’a ve Senato’ya hitaben, “Senatör Scott 64’ü çocuk, 38’i kadın 227 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin bir trajedi olduğuna inanmıyor. Ben ise hem İsraillilerin hayatlarını kaybetmesine hem de Filistinlilerin yaşamlarını yitirmesine yas tutmamız gerektiğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

    Gazze’deki durumun son saldırılardan önce de kötü olduğunu anlatan Sanders, İsrail’in saldırılarıyla durumun daha da kötüleştiğini ve acil ateşkesin kaçınılmaz olduğunu söyledi.

  • Merkel, Filistinli grup Hamas ile dolaylı temasta bulunulmasına sıcak baktığını açıkladı

    Merkel, Filistinli grup Hamas ile dolaylı temasta bulunulmasına sıcak baktığını açıkladı


    Almanya Başbakanı Angela Merkel, İsrail ile ateşkes sağlanması için Filistinli grup Hamas ile “dolaylı temasta” bulunulmasına sıcak baktığını bildirdi.

    Berlin’de düzenlenen bir toplantıda İsrail ve Filistinli Hamas arasında ateşkes sağlanması konusundaki görüşlerini açıklayan Merkel, “Bunu her zaman doğrudan yapamazsınız, ancak elbette Hamas’ın bir şekilde dahil olması gerekiyor çünkü Hamas olmadan ateşkes olmaz. ” dedi.

    Alman Dışişleri Bakanı Maas İsrail’te

    Dışişleri Bakanı Heiko Maas, ülkesinin İsrail ile “dayanışma” içinde olduğunu belirtti ve Yahudi devleti ile Filistinli Hamas grubu arasında ateşkese gidilmesi çağrısında bulundu.

    Tel aviv’de İsrail Dışişleri Bakanı Gabi Ashkenazi ile ortak basın toplantısı düzenleyen Maas, “Biz İsrail’in yaptıklarının (Gazze Şeridi) meşru müdafaa hakkı kapsamında olduğunu düşünüyoruz.” dedi.

    Gazze Şeridi’nden gelen roketli saldırılara yönelik İsrail’in verdiği yanıta atıfta bulunan Alman Bakan Maas, “İsrail şu anda bu hakkı kullanıyor ve bu hak, İsrail hedeflerine yönelik saldırıların kaynaklandığı tesislerin kullanılmasına izin verilmemesi anlamına geliyor.” ifadesini kullandı.

    Maas, İsrail’in ve Almanya’daki Musevilerin güvenliği kendilerini için tartışılamayacak bir konu olduğunu belirtti ve İsrail’in bu konuda Almanya güvenebileceğini ifade etti.

    Alman bakan, bununla birlikte giderek artan ölü sayısının kendilerini ciddi bir şekilde endişelendirdiğini belirterek, “Ateşkes sağlanması için uluslararası çabaları destekliyoruz. Şiddetin durmasının halkın çıkarına olduğuna inanıyoruz. “dedi.

    İsrailli Bakan ise hükümetinin sivil halkını korumakla sorumlu olduğunu belirtti ve roket saldırıları bitene kadar gerekli yanıtın verileceği mesajını verdi. Maas, akşam saatlerinde Ramallah kentinde Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ile görüşecek.