Etiket: İsrail-Filistin Barış Süreci

  • Netanyahu’nun tutumunu kınayan AB, Filistin devleti için bastırıyor

    Netanyahu’nun tutumunu kınayan AB, Filistin devleti için bastırıyor


    Bu haberin orjinalinin yayınlandığı dil İngilizce

    Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Filistin devletini reddeden açıklamalarını kınadı.

    REKLAM

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Batı’nın iki devletli çözüm baskılarına rağmen geçen haftasonu savaştan sonra bir Filistin devletinin kurulmasına karşı olduğunu yinelemesi Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanlarının tepkisine neden oldu.

    İsrail’in savaş sonrası müzakerelerin bir parçası olması gerektiğini söyleyen Fransa Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne, “Netanyahu’nun açıklamaları endişe verici. Herkes için güvenlik garantisi olan bir Filistin devletine ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı. 

    Netanyahu’nun demecini “kabul edilemez” olarak nitelendiren İrlanda Başbakanı Micheal Martin ise “İsrail Başbakanı’nı barış ve iki devletli çözüm isteyen dünyayı dinlemeye çağırıyorum.” dedi.

    İsrail’e bir eleştiri de en yakın müttefiklerinden Avusturya’dan geldi. Dışişleri Bakanı Alexander Schallenberg, Netanyahu’nun açıklamalarını “dar görüşlü” olarak nitelendirdi ve Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin etme hakkını “tek çözüm” olarak savundu.

    Borrell: Hamas’ı yok etme planı işe yaramadı

    Son dönemde İsrail’e ağır eleştiriler yönelten AB dış politika şefi Josep Borrell de İsrail’in Hamas’ı yok etme planının “işe yaramadığını” ve “iki devletli bir çözüm” çabalarının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

    Filistin Dışişleri Bakanı Riyad El Maliki ise Netanyahu’nun “dokunulmazlığına” dikkati çekerek bloğun etki yaratma kabiliyetini sorguladı.

    Euronews’e konuşan El Maliki, “Onların (AB bakanlarının) başsağlığı dilemekten fazlasını yapabileceklerini sanmıyorum. Evet, deniyorlar ama savaş devam ediyor, ölümler sürüyor. Bu sebeple çok fazla şey başaramayacaklarına inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

    Gündem: İsrailli yerleşimcilere yaptırımlar ve Kızıldeniz misyonu

    27 dışişleri bakanının ayrıca AB’nin, ABD ve İngiltere’nin izinden giderek işgal altındaki Filistin toprağı Batı Şeria’da şiddet eylemlerinden sorumlu İsrailli yerleşimcilere yaptırım uygulama planlarını da görüşmesi bekleniyor.

    Fakat diplomatik kaynaklar, İsrailli yerleşimcilere yaptırım uygulanmasına ilişkin görüşmelerde ilerleme kaydedilmediğini ve onaylanmasını “pek olası” görmediklerini dile getirdi.

    İrlanda Dışişleri Bakanı Micheal Martin, “bir ya da iki ülkenin” bu tür yaptırımlara karşı çıktığını söyledi ve bu ülkeleri yaptırımlara dahil etmek için “çok güçlü şekilde bastırılacağı” sözü verdi.

    Toplantı gündeminde ayrıca AB’nin, Kızıldeniz’de devriye gezmek üzere bir deniz misyonu gönderme planları da var.

    Euronews‘in ulaştığı bir belgeye göre AB en az üç savaş gemisi göndermeyi planlıyor. 

    Diplomatik kaynaklara göre bu gemilerin Almanya, İtalya ve Fransa’dan olması bekleniyor. Yerel basına göre Belçika da AB misyonunun bir parçası olarak kendi firkateynini gönderme sözü verdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail Suriye’nin başkenti Şam’da İran hedeflerini vurdu: En az 5 ölü

    İsrail Suriye’nin başkenti Şam’da İran hedeflerini vurdu: En az 5 ölü


    İsrail’in Suriye’nin başkenti Şam’a düzenlediği hava saldırısında İranlı Devrim Muhafaızlarının kullandığı bir bina imha edildi.

    REKLAM

    Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, bu saldırıda en az 5 kişinin hayatını kaybettiğini, 10 kişinin yaralandığını duyurdu.

    Suriye devlet televizyonu, İsrail saldırısının, Şam’da Lübnan ve İran’ın da içinde olduğu bazı diplomatik temsilciliklerinin bulunduğu ve yoğun bir şekilde korunan Mazzeh mahallesi yakınlarında gerçekleştiğini aktardı.

    Associated Press, imha edilen binanın İran Devrim Muhafızları tarafından kullanıldığını bildirdi.

    İsrail’in geçen ayki hava saldırısında İran Devrim Muhafızları Ordusu’ndan General Razi Musavi hayatını kaybetmişti.

    İsrail son yıllarda Suriye’de “düşman” gördüğü Filistin ve Lübnanlı Hizbullah örgütüne yönelik hedeflere de hava saldırıları düzenliyor.

    İsrail, 2 Ocak’ta insansız hava aracıyla Lübnan’ın başkenti Beyrut’a düzenlediği saldırıda ise Hamas yöneticilerinden Salih el-Aruri’yi öldürdü.

    Gazze’de ölü sayısı 24 bin 997’e çıktı

    Bu arada Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, İsrail ordusunun düzenlediği saldırılarda öldürülen Filistinlilerin sayısının son 24 saatte 165 artarak 24 bin 927’ye, yaralı sayısının 62 bin 388’e yükseldiğini açıkladı.

    BM, Gazze’de yerinden edilen 1,9 milyon kişinin yaklaşık 1 milyonunun kadın olduğunu açıkladı

    BM Kadın Birimi ise Gazze’deki kadınlar ve kızların durumuna ilişkin verilerin yer aldığı bir rapor yayımladı.

    Raporda nüfusu yaklaşık 2,3 milyon olan Gazze’de 1,9 milyon kişinin yerinden edildiği; söz konusu kişilerin 1 milyona yakınının kadınlar ve kızlardan oluştuğu belirtildi.

    Saatte iki annenin hayatını kaybettiğine işaret edilen raporda, yaklaşık 10 bin çocuğun babasını kaybettiğinin tahmin edildiği bilgisi yer aldı.

    BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki temsilcisi Ajith Sunghay dün, BM Cenevre Ofisi’nin haftalık basın toplantısında, “Gazze’de bir başka sarsıcı dönüm noktasına daha ulaşıyoruz. Gazze Sağlık Bakanlığına göre yaklaşık 25 bin kişinin öldüğü bildirildi. Bunların yüzde 70’i kadın ve çocuk.” demişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Antony Blinken: İsrail-Hamas savaşı kolayca yayılabilir

    Antony Blinken: İsrail-Hamas savaşı kolayca yayılabilir


    Bu haberin orjinalinin yayınlandığı dil İngilizce

    ABD ve AB diplomatları İsrail – Hamas savaşının yayılmasını önlemek için Orta Doğu’daki çabalarını sürdürüyor.

    REKLAM

    Orta Doğu’ya bir başka acil diplomatik ziyarette bulunan Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Antony Blinken, pazar günü Arap ortaklarıyla bir araya gelerek İsrail’in Gazze’de Hamas’a karşı yürüttüğü savaşın yayılabileceği yönündeki endişelerin yatıştırılmasını istedi.

    Doha’da Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad Al Thani ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdülrahman Al Thani ile görüşen Blinken, İsrail’in askeri operasyonlarını sivil kayıpları azaltacak şekilde ayarlaması gerektiğinden bahsetti.

    Blinken ayrıca İsrail bombardımanlarıyla yerle bir olan Filistin topraklarının çatışma sonrası geleceği için ayrıntılı planlar hazırlanmasının önemini vurguladı.

    Blinken, Şeyh Muhammed ile düzenlediği ortak basın toplantısında gazetecilere “Bu çatışma kolayca metastaz yapabilecek, daha fazla güvensizliğe ve daha fazla acıya neden olabilecek bir çatışma” dedi.

    “Bu nedenle ilk günden itibaren, diğer önceliklerimizin yanı sıra, yoğun bir şekilde çatışmanın yayılmasını önlemek için çalışmaya odaklandık.”

    Gazze’deki felaket boyutundaki insani duruma da değinen Blinken, önceliğinin çatışmanın yayılmasını önlemek ve Gazze’ye ulaşan insani yardım miktarını arttırmak olduğunu söyledi.

    “Çok sayıda Filistinli sivil gıda, su, ilaç ve diğer temel ihtiyaç maddelerine yeterince erişemediği için acı çekiyor. En çok da çocuklar.”

    Washington’a dönmeden önce Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, İsrail, Batı Şeria ve Mısır’ı da ziyaret edecek olan Blinken, savaşın başlamasından bu yana bölgeye yaptığı dördüncü ziyaret.

    Alman Dışişleri Bakanı İsrail’de temaslarda bulundu

    Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock da İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ve İsrailli mevkidaşı Israel Katz ile bir araya gelerek ülkenin kendini savunma hakkı ile Filistinli sivilleri koruma ihtiyacını teyit etti.

    Baerbock “İsrail ordusunun Gazze’deki sivilleri korumak için daha fazlasını yapması gerektiği giderek daha açık hale geliyor. Bu kadar çok Filistinlinin hayatına zarar vermeden Hamas’la savaşmanın yollarını bulmalıdır.” dedi.

    Katz da, Almanya’nın İsrail’e verdiği destek ve Gazze Şeridi’ndeki rehinelerin serbest bırakılması konusundaki kararlılığı için teşekkür etti.

    Toplantıya Gazze Şeridi’nde halen tutulmakta olan rehinelerin yakınları da katıldı.

    AB Dış Politika Şefi Suudi Arabistan’da

    AB Dış Politika Şefi Josep Borrell ise cuma günü Lübnan’daki temaslarının ardından Orta Doğu’daki çatışmalara ilişkin iki günlük görüşmelerde bulunmak üzere Suudi Arabistan’a gitti.

    Borrell, amacının “ciddi bir uluslararası barış çabasını harekete geçirebilecek somut adımlara yönelik ortak bir Avrupa Birliği-Arap girişimini nasıl inşa edebileceğimize dair esaslı bir tartışma” olduğunu söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hizbullah, İsrail’de kontrol üssünü vurdu; Netanyahu uyardı

    Hizbullah, İsrail’de kontrol üssünü vurdu; Netanyahu uyardı


    Bu haberin orjinalinin yayınlandığı dil İngilizce

    İsrail ordusu, ülkenin kuzeyindeki hassas bir askeri hava trafik kontrol üssünün cumartesi günü Lübnan Hizbullahı tarafından vurulduğunu duyurdu.

    REKLAM

    İsrail ordusu yetkilileri, Lübnan sınırına yakın Meron Dağı’nda yer alan üste oluşan hasarın boyutu hakkında bilgi vermedi. Bununla birlikte İsrail hava savunma sistemlerinin saldırıda etkilenmediği açıklandı.

    Ordu Baş Sözcüsü Daniel Hagari, İsrail’in cumartesi günü Hizbullah’a ait askeri hedeflere saldırdığını ve yedi militanı öldürdüğünü kaydederken üsse yapılan saldırının soruşturulduğunu ifade etti.

    Saldırı, dördüncü ayına giren çatışmalarda Hizbullah tarafından düzenlenen en ciddi hamlelerden biriydi.

    Hizbullah’ın roket saldırısı, geçen hafta Beyrut’ta üst düzey bir Hamas liderinin hedef alınarak öldürülmesinden sonra Hizbullah’tan verilen “ilk tepki” oldu.

    Netanyahu: Savaş tüm hedeflere ulaşana kadar devam edecek

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze’deki savaşın Hamas’ın ortadan kaldırılması ve tüm İsrailli rehinelerin geri dönmesi de dahil olmak üzere “hedeflere” ulaşana kadar devam edeceği sözünü verdi.

    İsrail savaş kabinesi toplantısında konuşan Netanyahu, “Zafer ancak hedefimizi tamamladığımızda ve kuzey ve güney halkına güvenliği tek vücut olarak geri getirdiğimizde elde edilecektir.” dedi.

    Ayrıca Hizbullah’ı da uyaran Başbakan Netanyahu, “Hamas’ın geçtiğimiz aylarda öğrendiklerini öğrenmesi gerektiğini” söyledi.

    “Hiçbir teröristin dokunulmazlığı yoktur ve vatandaşlarımızı savunmaya ve kuzeydeki insanları güvenli bir şekilde evlerine döndürmeye kararlıyız” dedi.

    Gazze Şeridi’nin kuzeyinde İsrail askerleri

    İsrail ordusu Gazze’nin kuzeyindeki büyük çatışmaları sona erdirdiğinin sinyalini vererek Hamas’ın askeri altyapısını ortadan kaldırdığını açıkladı.

    Ordu, Gazze’nin kuzeyinde ileriye dönük olarak asker konuşlandırılması konusuna değinmedi.

    Sözcü Hagari, kuvvetlerin bölgede “başarıyı derinleştirmeye devam edeceğini”, İsrail-Gazze sınırı boyunca savunmayı güçlendireceğini ve bölgenin “orta ve güney” kısımlarına odaklanacağını söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail’in gece boyunca Gazze’ye düzenlediği saldırılarda yaklaşık 200 kişi hayatını kaybetti

    İsrail’in gece boyunca Gazze’ye düzenlediği saldırılarda yaklaşık 200 kişi hayatını kaybetti


    İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant askerlerin Hamas komuta merkezlerine ve silah depolarına ulaştığını söyledi

    REKLAM

    İsrail ordusunun, abluka altındaki Gazze Şeridi’nin çeşitli noktalarına gece boyunca düzenlediği saldırılarda yaklaşık 200 Filistinli hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı.

    İsrail’in, Gazze Şeridi’ne yönelik hava, kara ve denizden düzenlediği saldırılarına gece boyu devam etti.

    Gazze’deki sağlık yetkilileri Reuters’e son 24 saatte en az 187 Filistin vatandaşının hayatını kaybettiğini teyit etti.

    “İsrail, Gazze’de Hamas komuta merkezlerine ve silah depolarına ulaştı”

    İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant askerlerin Gazze’deki Hamas komuta merkezlerine ve silah depolarına ulaştığını söyledi.

    İsrail ordusu, Gazze’deki Hamas lideri Yahya Sinvar’ın Gazze Şehri’ndeki evlerinden birinin bodrumundaki tünel kompleksini tahrip ettiğini açıkladı.

    İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki En-Nusayrat Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda çok sayıda ölen ve yaralanan oldu.

    Öldürülen Filistinli gatezeci sayısı 106’ya çıktı

    Reuters, bu kampta bulunan ve Al-Quds televizyon kanalı için çalışan Filistinli bir gazetecinin ölenler arasında olduğunu duyurdu. Bununla birlikte İsrail’in son saldırılarında ölen Filistinli gazeteci sayısı 106’ya çıktı.

    Bu arada İsrail topçu birliklerinin Refah kentine düzenlediği şiddetli saldırı sonucu aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu çok sayıda Filistinli hayatını kaybetti ve yaralandı.

    Gazze Şeridi’nin orta ve güney sahillerine İsrail savaş gemileri ağır top mermileriyle saldırı düzenlerken, Gazze Şeridi’nin orta kesimi özellikle Bureyc Mülteci Kampı şiddetli şekilde hava ve karadan hedef alındı.

    İsrail ordusuna ait tanklar da Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliya Mülteci Kampı’na çok sayıda top mermisi attı.

    Savaş uçakları, güneydeki Han Yunus kentine art arda şiddetli saldırılar düzenledi; saldırılarda ölen ve yaralananlar oldu.

    İsrail saldırılarında 21 bin 507 Filistinli hayatını kaybetti

    İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarında en az 8 bin 800’ü çocuk, 6 bin 300’ü kadın olmak üzere, 21 bin 507 Filistinli öldürüldü, 55 bin 915 kişi de yaralandı. Enkaz altında binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı tahrip ediliyor.

    İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 168’i karadan işgal sürecinde olmak üzere 502 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.

    Çatışmalara 24 Kasım’da 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani arada” 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.

    İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’te de İsrail güçleri ve yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 318 Filistinli hayatını kaybetti.

    İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim’den bu yana sınırda devam eden çatışmalarda 28 Lübnanlı sivil, 129 Hizbullah mensubu ile 5 İsrailli sivil ve 9 İsrail askeri öldü.

    Bu arada İsrail saldırıları yüzünden 2,3 milyon Filistinli Gazze’deki evini terk etmek zorunda kaldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail ile Hamas arasındaki rehine takası cuma gününe ertelendi

    İsrail ile Hamas arasındaki rehine takası cuma gününe ertelendi


    İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi’nden yapılan açıklamada cuma gününden önce hiçbir rehinenin serbest bırakılmayacağı ve geçici ateşkesin de cuma günü başlayacağı belirtildi.

    REKLAM

    İsrail ile Hamas arasındaki rehine takasının cuma gününden önce başlamayacağı açıklandı. 

    İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi’nden yapılan açıklamada cuma gününden önce hiçbir rehinenin serbest bırakılmayacağı duyurulurken, İsrailli yetkililer, anlaşmaya varılan geçici ateşkesin başlamasının da cuma gününe ertelendiğini söyledi.

    İlk rehinelerin perşembe günü serbest bırakılması bekleniyordu. 

    Neden gecikme yaşanıyor?

    Rehine takasında yaşanan ertelemenin nedenleri henüz bilinmezken konuya aşina bir İsrailli yetkili sebebin “uygulamada yaşanan oldukça küçük pürüzlerde” olduğunu dile getirdi.  

    Öte yandan İsrail Yüksek Mahkemesi Gazze’deki rehine anlaşmasına yönelik yasal bir itirazı reddetti. Ayrıca İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu çarşamba günü yaptığı açıklamada rehine anlaşmasının “katillerin serbest bırakılmasını” içermediğini söylemişti. 

    Hafta başında İsrail hükümeti ve Hamas, İsrail’de tutuklu bulunan 150 Filistinliye karşılık Gazze’de tutulan 50 İsrailli rehinenin serbest bırakılması ve kuşatma altındaki bölgeye insani yardım girişine izin verilmesi için çatışmalara dört gün ara verilmesi konusunda anlaşmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Savaş sonrası Gazze’nin yönetimi için adı geçen Muhammed Dahlan kimdir?

    Savaş sonrası Gazze’nin yönetimi için adı geçen Muhammed Dahlan kimdir?


    Muhammed Dahlan, 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştirmek için “askeri ve siyasal casusluk” gibi suçlamalarla Türkiye’de Terörden Arananlar Listesi’nde kırmızı kategoriye eklenmesiyle gündeme gelmişti.

    REKLAM

    Filistinli Fetih hareketinin eski liderlerinden ve son 10 yıldır Birleşik Arap Emirlikleri’nde sürgünde olan Muhammed Dahlan, Fransız basınına göre Hamas ve İsrail arasındaki savaş sonrası Gazze’nin yönetimi için adı geçenler arasında yer alıyor.

    Filistin’den ayrıldıktan sonra Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) yerleşen ve burada BAE Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid Al Nahyan’ın güvenlik danışmanı olarak görev yapan Dahlan, Türkiye’nin de yakından tanıdığı bir isim.

    Muhammed Dahlan, 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştirmek için “askeri ve siyasal casusluk” gibi suçlamalarla Türkiye’de Terörden Arananlar Listesi’nde kırmızı kategoriye eklenmesiyle gündeme gelmişti.

    Türk basınında çıkan haberlerde, Sedat Peker’in BAE’ye yerleşmesinde Muhammed Dahlan’ın rolü olduğu iddia edilmişti.

    Dahlan kimdir?

    Gazze’deki Han Yunus kasabasında 1961’de dünyaya gelen Dahlan, Fetih hareketi içindeki çalışmaları nedeniyle genç yaşta İsrail hapishaneleri ile tanıştı. Dahlan girdiği İsrail hapishanelerinde İbranice öğrendi.

    AFP’nin yayına verdiği habere göre, Hamas’ın Gazze’den çıkartılması halinde buranın yönetimi için adı geçenlerin başında şu anda iş insanı olarak faaliyet gösteren ve bölge ülkeleri tarafından yakından tanınan Dahlan gösteriliyor.

    AFP’ye göre, uzun zamandır Gazze’de olmamasına rağmen Dahlan, buranın yönetiminde en fazla söz sahibi olacak kişiler arasında yer alıyor.

    France24 televizyon kanalının İsrail temsilcisi Stephane Amar, Batı Şeria ve Gazze’de İsrail işgaline karşı başlatılan 1987 ve 1993 yılları arasındaki ilk intifada hareketinin önemli kahramanlarından biri olan Dahlan’ı ABD’nin ve İsrail’in de desteklediğini belirterek, “Burada esas soru onun gücünü empoze edip edemeyeceği. İsrail’in Hamas’ı Gazze Şeridi’nden çıkarmayı başarması halinde masada birçok seçenek var.” dedi.

    Paris Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde görevli Orta Doğu uzmanı Profesörü Frederic Encel, “Dahlan İsrail ile uyumlu biri, o iki devletli çözümü kabul eden ve şiddet çağrılarını durduran ilk Filistinli liderlerden biri.” diyerek görüşlerini dile getirdi.

    Oslo görüşmelerinde Filistin heyetindeydi

    Dahlan, 1993 yılında İsrail ile Filistin Kurtuluş Örgütü arasında sonuçlanamayan bir barış süreci olarak görülen Oslo Anlaşmalarının müzakerelerinde yer alırken, İsrail ile yapılan görüşmelere katıldı.

    Encel, bununla birlikte İsrail’le olan ilişkisinin tüm Filistinlileri memnun etmediğini belirterek, Dahlan’ın hiçbir zaman “Filistin’in Mandela’sı” olarak adlandırılan Mervan el-Barguti gibi isimlerin popülaritesine ulaşamadığını söyledi.

    Filistin direnişinin sembol isimlerinden ve İsrail’in 20 yıldır hapishanede tuttuğu “Filistin’in Mandelası” Mervan el-Barguti, 5 defa müebbet hapse mahkûm edilse de, tek kişilik hücreye kapatılarak halkla iletişim kurmasına engel olunsa da El Fetih Kongresinde en fazla oyu alan isim olmayı başarıp, Filistin parlamentosuna seçilmesiyle tanınıyor.

    Müttefikler ve düşmanlar

    Fetih hareketi içindeki çalışmaları nedeniyle genç yaşta 11 kez tutuklanıp, İsrail hapishaneleri ile tanışan Dahlan girdiği İsrail hapishanelerinde İbranice öğrendi.

    Mervan el-Barguti kadar çok sevilmese de Dahlan, başka taktiksel avantajlara ve özellikle de çatışmanın tüm taraflarındaki kişilerle özel bağlantılara sahip.

    1993’teki Oslo Anlaşması’nın ardından Gazze’de oluşturulan 20 bin kişilik Filistin Önleyici Gücü’nün başına geçerek CIA ve Mossad’ın yanı sıra Arap ve batılı istihbarat servisleriyle sürekli temas haline giren Dahlan daha sonra Filistin lideri Yaser Arafat ile rekabet etmeye başladı.

    Dahlan’ın liderlik ettiği önleyici gücün hapishanedeki Hamas üyelerine işkence ettiği iddiaları ve elde ettiği güç nedeniyle Gazze’nin adı “Dahlanistan” olarak anılmaya başladı.

    ABD ve İsrail ile “şüpheli” ilişkiler geliştiren Dahlan, İsrail’in Gazze’deki işgalini sürdürdüğü süre boyunca kanlı siyasi hamlelerle pozisyonunu daha da güçlendirmeye devam etti.

    Dahlan’ın “kendi kontrolündeki özel ordusu için Hamas ve diğer İslami gruplara karşı kullanmak üzere ABD ve İsrail’den silah aldığı” iddiaları da büyük yankı uyandırdı.

    REKLAM

    Hamas’a karşı savaştı

    İsrail’in 2005’te Gazze’den çekilmesi ve 2006’daki seçimlerin Hamas’ın zaferiyle sonuçlanmasının ardından Dahlan, Fetih hareketi saflarında Hamas’a karşı kanlı bir iç çatışma” başlattı.

    Batı Şeria’ya geçmesinin ardından Dahlan, Hamas-Fetih çekişmesinde gerilimi artırarak ABD ve İsrail’e hizmet etmekle suçlandı. Dahlan’a çeşitli suçlamalar yönelten Batı Şeria’daki Fetih hareketi içinde yer alan isimler de Dahlan’ın Gazze’deki ezeli rakibi olan Hamas lideri İsmail Heniyye gibi suikast girişimine maruz kaldı.

    ABD merkezli “Vanity Fair” isimli dergi, Hamas’ın 2006’daki seçim zaferi sonrasında Washington yönetiminin Hamas’ı iktidardan uzaklaştırmak için hazırladığı komplonun merkezinde Dahlan’ın olduğunu ifade etti.

    Abbas’ın yakın çevresi tarafından sevilmiyor?

    Dahlan, Filistin devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın yakın çevresi tarafından da sevilmeyen bir kişilik olarak tanınıyor.

    Abbas, 2011 yılında yakın çevresine yönelik komplolar düzenlediği suçlamaların ardından Dahlan’ın sürgüne gönderilmesini kararlaştırmıştı.

    REKLAM

    Hakkındaki “Arafat’ı öldürdüğü ve görevi süresince zimmetine geçirdiği paralarla bir servet elde ettiği” iddiaları kamuoyunda yoğun bir şekilde tartışıldı.

    Dahlan ayrıca 2016 yılında Filistin mahkemesi tarafından gıyabında yargılandığı davada yolsuzluk suçlamasından mahkum oldu.

    Etkili bir ağ

    Birleşik Arap Emirlikleri’nde sürgünde olan Dahlan, yüksek mevkilerde etkileyici bir uluslararası arkadaş ağı kurarak başarılı bir işadamı olarak kendini tanıttı.

    BAE Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid Al Nahyan, 1993’ten bu yana tanıdığı Dahlan’ı “kardeşi” olarak tanıtırken Filistinli siyasetçi ve iş insanının himayesi altına aldı.

    Dahlan, BAE’de bulunduğu süre boyunca Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah El Sisi ile ortak düşmanları Filistinli Hamas’ın uzantısı olduğu Müslüman Kardeşler üzerinden ilişki kurdu.

    REKLAM

    Le Monde’a göre BAE, Müslüman Kardeşler’e karşı mücadelede Dahlan’ı taşeron olarak kullanmayı ihmal etmedi.

    Dahlan, ikinci nesil Filistinli liderler arasında bölge içinde en güçlü ve etkiyi kişilik olarak ortaya çıktı.

    Sırbistan vatandaşlığı neden verildi?

    Fransız basını, BAE’nin Sırbistan’da yaptığı yatırımlarda önemli rol oynadığı gerekçesiyle Dahlan’a Sırp vatandaşlığı verildiğini yazdı.

    Dahlan’ın benzer şekilde BAE’nin aktif bir şekilde taraf olduğu Libya’da Abu Dabi yönetimi ile ülkenin doğusundaki silahlı lider Halife Hafter arasında iletişimi sağlayan isim olduğu iddia edildi.

    Dahlan, BAE’de aldığı destek sayesinde Gazze’de kapsamlı yardım dağıtmasına olanak tanıyan bir iş portföyü geliştirdi.

    REKLAM

    Gazze’ye gönderilen yardımlarda etkili bir isim

    Dahlan, The Economist’e verdiği röportajda BAE’den Gazze’ye yılda yaklaşık 50 milyon dolar gönderdiğini ve Batı Şeria’daki mülteci kampları için bir destek ağı kurduğunu iddia etti.

    Dahlan, son yıllarda Gazze’de gıda, öğrenci kredisi ve işsizlik desteği dağıtmak için BAE fonlarını kullandı ve ayrıca 2021’de binlerce Covid aşısı dağıttı. Bu rakam Filistin Yönetimi’nin yaptığından daha fazla bir meblağa denk geliyor.

    Paris Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde görevli Orta Doğu uzmanı Profesör Frederic Encel, Dahlan’ın yurt dışında yaşamasına rağmen Gazze’de güçlü bir figür olmaya devam ettiğini ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de Gazze’yi yeniden inşa etme zamanı geldiğinde önemli bir rol oynayacağına dikkat çekti.

    Anvel, “Eğer Hamas yenilirse, Gazze’yi yeniden inşa edecek olan İslamcı grupla yakın bağları olan Katar olmayacak. Abu Dabi anahtarlardan birini elinde tutuyor ve eğer Hamas yok edilirse halefinin kim olacağı konusunda söz sahibi olacak.” dedi.

    Geçmişte Filistin liderliğine aday olabileceğini ima etmesine rağmen Dahlan, The Economist’e geçen ay verdiği demeçte bu görevi istediğini reddetti.

    REKLAM

    “Gazze ve Batı Şeria’daki teknokratlar tarafından yönetilen bir yönetimle iki yıllık bir geçiş dönemi kurulsun”

    Bunun yerine, Filistin’i yeniden birleştirmek için “Gazze ve Batı Şeria’daki teknokratlar tarafından yönetilen bir yönetimle iki yıllık bir geçiş dönemi” ve ardından Hamas dahil tüm partilere açık parlamento seçimleri yapılmasını önerdi.

    “Hamas kaybolmayacak,” diyen Dahlan, yeni seçilen bir hükümetin Mısır, Ürdün, Katar, Suudi Arabistan ve BAE gibi Arap ülkeleri tarafından desteklenebileceğini ancak İsrail dahil daha geniş uluslararası toplum tarafından da desteklenmesi gerektiğini söyledi.

    Böyle bir çözümün mümkün olabileceği konusunda iyimserliğini koruduğunu belirten Dahlan, süren çatışmaların Filistin davası etrafındaki tartışmayı yeniden alevlendirdiğini ve “sıfır umut” dönemini sona erdirdiğini söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hamas’ın mali kaynakları nereden geliyor? Kripto şebekesi, nakit akışı ve bağışlar…

    Hamas’ın mali kaynakları nereden geliyor? Kripto şebekesi, nakit akışı ve bağışlar…


    ABD Hazine Bakanlığı geçen yıl mayıs ayında Hamas’ın Türkiye’den Suudi Arabistan’a kadar 500 milyon dolarlık yatırımı yöneten şirketlerden oluşan gizli bir ağ kurduğu suçlamasında bulundu.

    REKLAM

    Gazze’yi kontrol eden ve İsrail’e yönelik roket saldırılarıyla bölgedeki çatışmaların fitilini ateşleyen Filistinli militan grup Hamas’ın mali kaynakları şu günlerde dünya kamuoyunun belki de en merak ettiği konuların başında geliyor.

    Uzmanlara ve yetkililere göre Hamas, yardım kuruluşlarından ve kendine dost ülkelerden destek sağlamak için küresel bir finansman ağı kullanırken, Gazze tünellerinden nakit aktarıyor ve uluslararası yaptırımları aşmak için kripto para birimlerinden faydalanıyor.

    Bununla birlikte Gazze Şeridi’ni yöneten Hamas’ın çoğunluğu sivil olmak üzere yüzlerce İsrailliyi öldüren füze saldırısının ardından bu mali kaynaklara artık erişiminde çok daha fazla zorlukla karşılaşacağına ise kesin gözüyle bakılıyor.

    İsrail, Hamas ile bağlantılı banka hesaplarını bloke etti

    Hamas’ın saldırılarına son 75 yılın en ağır karşı saldırılarıyla yanıt veren İsrail, bu hafta başında Hamas’ın bağış toplama faaliyetleriyle bağlantılı olduğunu ileri sürdüğü bir Barclays Banka hesabını dondurduğunu, kaç hesap olduğu veya varlıkların değerini belirtmeden bağış toplamak için kullanılan kripto para hesaplarını bloke ettiğini açıkladı.

    İsrail’in bu adımı, Gazze Şeridi’ni kontrol eden ve buradaki yerel hükümetin arkasındaki Hamas veya diğer adıyla İslami Direniş Hareketi’ni destekleyen bazıları meşru, bazıları da gizli olan karmaşık bir mali ağın yeniden odak noktası olmasına yol açtı.

    Hamas’ın bütçesi ne kadar?

    ABD’de eski terörle mücadele uzmanlarından Matthew Levitt Reuters’e yaptığı açıklamada, Hamas’ın 300 milyon doları aşan bütçesinin büyük kısmının ticari vergilerden, ayrıca İran ve Katar gibi ülkelerden veya hayır kurumlarından geldiği öngörüsünde bulundu.

    ABD Dışişleri Bakanlığı şubat ayında yaptığı bir açıklamada, Hamas’ın diğer Körfez ülkelerinden para topladığını ve Filistinlilerden, diğer göçmenlerden ve kendi hayır kurumlarından bağış aldığını duyurmuştu.

    Reuters bu haberle ilgili yorum almak için şu ana kadar Hamas yetkililerine ulaşamadı. Hamas, daha önce yaptığı bir açıklamada, bağışçılarına uygulanan mali kısıtlamaların İsrail’e karşı meşru direnişi etkisiz hale getirme girişimi olduğu görüşünü dile getirmişti.

    Hamas neden kripto para kullanıyor?

    Terörle mücadele uzmanı Levitt, ABD ve İngiltere gibi ülkeler tarafından terör örgütü olarak görülen Hamas’ın artan uluslararası kısıtlamalardan kaçınmak için giderek daha fazla kripto para birimi, kredi kartı kullandığını veya uydurma ticari anlaşmalar yaptığını söyledi.

    Blockchain araştırma şirketi Elliptic’in kurucu ortağı Tom Robinson, “Hamas’ın terör finansmanı için kripto paranın en başarılı kullanıcılarından biri olduğunu” iddia etti.

    Bununla birlikte Hamas, bu yıl kripto para borsasındaki çalkantıların ardından yaşanan bir dizi kaybın ardından bu para biriminden uzak duracağını açıkladı.

    Bunun dışında kripto para birimi sistemi, son düzenlemelerle birlikte burada yapılan işlemleri daha rahat izlenebilir hale getirdi.

    Blockchain araştırma şirketlerinden TRM Labs, bu hafta yayımladığı bir raporda, Hamas’ın saldırılarının ardından kripto para toplamanın daha önce arttığını açıkladı.

    TRM Labs, 2021 yılı mayıs ayındaki çatışmaların ardından Hamas kontrolündeki kripto adreslerinin 400 bin dolardan fazla para aldığına dikkat çekti.

    TRM bununla birlikte, geçen hafta sonu yaşanan şiddet olaylarından bu yana Hamas bağlantılı önde gelen destek gruplarının kripto yoluyla yalnızca birkaç bin dolar aktardığını belirtti.

    “Düşük bağış hacminin olası bir nedeni, İsrail yetkililerinin onları derhal hedef alması” denilen TRM raporunda, İsrail’in son yıllarda Hamas bağlantılı adreslerden “on milyonlarca dolar” değerinde kripto para birimi ele geçirdiği kaydedildi.

    İsrail, Hamas’la bağlantılı yaklaşık 190 kripto hesaba el koydu

    İsrail, 2021 yılı aralık ayı ile bu yılın nisan ayı arasında Hamas’la bağlantılı olduğunu söylediği yaklaşık 190 kripto hesaba el koydu.

    Bütün önlemlere rağmen Hamas’ın müttefikleri kripto ya da başka yollarla Gazze’ye para göndermenin bir şekilde yollarını buldu.

    REKLAM

    ABD Dışişleri Bakanlığı, İran’ın Hamas da dahil olmak üzere Filistinli gruplara yılda 100 milyon dolara kadar destek sağladığı görüşünde.

    Washington bu paranın paravan şirketlerin, nakliye işlemleri ve değerli metaller aracılığıyla taşındığı düşüncesinde.

    İran yönetimi ise bu iddialara ilişkin şu ana kadar bir açıklama yapmadı.

    ABD: Hamas Türkiye’den Suudi Arabistan’a kadar 500 milyon dolarlık yatırımı yöneten şirketlerden oluşan gizli bir ağ kurdu

    ABD Hazine Bakanlığı geçen yıl mayıs ayında Hamas’ın Türkiye’den Suudi Arabistan’a kadar 500 milyon dolarlık yatırımı yöneten şirketlerden oluşan gizli bir ağ kurduğu suçlamasında bulundu.

    İran Hamas’a nasıl yardım ediyor?

    İsrail uzun süredir İran’ın din adamlarını Hamas’a silah sağlayarak şiddeti körüklemekle suçluyor.

    REKLAM

    İsrail’i tanımayan Tahran, Hamas’a silah verdiği suçlamasını reddederken, Filistinli militan gruba manevi ve mali destek verdiğini söylüyor.

    Filistin davasına destek vermek, 1979 devriminden bu yana İslam Cumhuriyeti’nin en önemli dış politika hedefi.

    Tahran, bu sayede kendisini Müslüman dünyasının lideri olarak ön plana çıkartmak için çalışıyor.

    Katar’ın Hamas’a yaptığı yardımlar

    Petrol zengini Katar, 2014 yılından bu yana Gazze’ye yüz milyonlarca dolar yardım yaparken, bölgenin tek elektrik santralinin işletilmesine yardımcı oluyor.

    Katar, Hamas yönetimindeki hükümetteki muhtaç aileleri ve kamu görevlilerini desteklemek için ayda 30 milyon dolar harcıyor.

    REKLAM

    Katarlı bir yetkili, ülkesinin çok yoksul Filistinli ailelere 100 dolar sağladığını ve Gazze’ye elektrik verilmesine destek sağladığını belirterek, bu yardımlarla bölgenin “istikrarı ve yaşam kalitesini korumaya yardımcı olduğunu” söyledi.

    Katar, bölgenin en büyük ABD askeri üssüne, Taliban’a ve diğer gruplara ev sahipliği yaparken, bölgedeki çatışmalarda çoğu zaman arabuluculuk rolü üstlenerek dış politikasını ince bir çizgi üzerinde yürütüyor.

    Katar yardımı İsrail üzerinden Gazze’ye ulaşıyor

    Bölgedeki gelişmeleri yakından takip eden bir kaynak, Katar’ın Gazze’ye sağladığı mali yardımın aslında İsrail üzerinden geçtiğini bildirdi. Buna göre, yardımlar elektronik olarak Katar’dan İsrail’e aktarılıyor.

    İsrailli ve BM yetkilileri sınırdan Gazze’ye nakit taşıyor

    Buna göre nakit para doğrudan Gazze’deki ihtiyaç sahibi ailelere ve kamu görevlilerine dağıtılıyor ve her aile veya birey, parayı aldıklarına dair isimlerinin yanına imza atıyor. İmza atılan belgelerin bir kopyası İsrail’e, biri BM’ye, biri de Katar’a gönderiliyor.

    Katarlı bir hükümet yetkilisi de hükümetinin Gazze Şeridi’ne yaptığı yardımın tamamen İsrail, BM ve ABD ile koordine edildiğini bildirdi.

    REKLAM

    Katar, son yıllarda Gazze’nin tek elektrik santrali için İsrail’den yakıt satın aldı.

    Royal United Services Institute adlı düşünce kuruluşundan Stephen Reimer, Hamas’ın resmi mali kanallara erişimini tamamen kısıtlamaya yönelik yeni girişimlerin de sınırlı başarıya sahip olacağı görüşünde.

    Reimer, buna gerekçe olarak dünyada finans transferi yolarının ortaya çıkan engelleri aşmak için sürekli gelişim içinde olduğunu sözlerine ekledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail ve Hamas arasındaki çatışmalar daha geniş çaplı bölgesel savaşa yol açabilir mi?

    İsrail ve Hamas arasındaki çatışmalar daha geniş çaplı bölgesel savaşa yol açabilir mi?


    Uzmanlara göre en büyük risk, İsrail’i tanımayı her zaman reddeden ve onu İran İslam Cumhuriyetinin “baş bölgesel düşmanı” olarak gören Tahran’ın dini liderliğinden gelebilir

    REKLAM

    Siyasi yorumculara göre, Tahran destekli Lübnanlı Şii milis grubu Hizbullah’ın potansiyel müdahalesi ve bizzat İran’ın oynadığı role ilişkin belirsizlik, İsrail ile Hamas arasındaki daha önce eşi benzeri görülmemiş çatışmayı daha geniş bir bölgesel savaşa itebilecek risk faktörleri arasında yer alıyor.

    Son günlerde artan sınır gerilimlerine rağmen, şimdilik Hizbullah’ın İsrail’e karşı bir saldırı gerçekleştireceğine dair herhangi somut bir belirti bulunmuyor.

    İran, en azından resmi olarak, Filistinli militan grubun İsrail’e yönelik saldırısında herhangi bir ilgisinin olmadığını açık bir şekilde dile getirdi.

    Bu arada İsrail’le ilişkilerini son dönemde geliştirmek isteyen bazı komşu Arap ülkelerinin ise arabulucu rolü oynama şansını ciddi bir şekilde değerlendirdikleri görülüyor.

    Ancak bölgede son durum son derece hassas ve gergin.

    Hamas’ın cumartesi günü İsrail’in sivil hedeflerine yönelik yıkıcı saldırılarını başlatmasından bu yana her iki taraftan da binlerce kişi öldü.

    İsrail, Hizbullah’a karşı ikinci bir  cephe açar mı?

    Hamas’ın saldırıları İsrail’in abluka altındaki Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilere yönelik geniş çaplı misillemesine yol açtı.

    Bununla birlikte İsrail, Gazze’ye kara saldırısı yapmayı düşünürken bile, kuzey sınırında 2006’da savaşa girdiği Hizbullah’a karşı kabus gibi ikinci bir cepheyle karşı karşıya kalabilir.

    İki taraf çatışmaların beşinci gününde yine karşılıklı saldırılarını sürdürmeyi tercih etti.

    Bu hafta başında Hizbullah, İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği saldırılarda üyelerinden üçünün öldürüldüğünü duyurdu.

    ABD Hizbullah’ın yeni bir cephe açmasından endişe ediyor

    ABD Savunma Bakanlığı’ndan adının açıklanmasını istemeyen üst düzey bir yetkili, Washington’daki gazetecilere yaptığı açıklamada, “Hizbullah’ın yanlış karar verip, bu çatışmada ikinci bir cephe açmasından derin endişe duyuyoruz.” dedi.

    ‘Sınırlı tepki’

    Bölgeyi bilen siyasi yorumcular, Filistinli müttefiki Hamas’tan daha önemli bir savaşma potansiyeli olan Hizbullah’ın da benzer bir saldırı başlattığı yönünde şu ana kadar bir işaret olmadığı görüşünde birleşiyor.

    Merkezi Cenevre’de bulunan Arap Dünyası ve Akdeniz Araştırma Merkezi’nin (CERMAM) Direktörü Hüsnü Abidi, bölgeyi saracak bir savaşın büyük bir siyasi ve ekonomik krizden geçen Lübnan’ın kesinlikle çıkarına olamadığı saptamasında bulundu.

    Abidi, “Evet, çatışmaların yayılma riski var ama Hizbullah’ın bile kontrol altına alınmış ve ölçülü bir tepkisi var.” diyerek görüşlerini özetledi.

    Akdeniz Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü (IREMMO) Başkan Yardımcısı Agnes Levallois ise Hizbullah’ın Güney Lübnan’daki faaliyetleri bir uyarı niteliği taşıdığı görüşünü dile getirse bile bu durumun tırmanmasının Hizbullah’ın çıkarına olmayacağını düşünüyor.

    Mısır ve Suudi Arabistan arabulucu rolü üstlenebilir mi?

    Öte yandan Mısır ve Suudi Arabistan gibi önemli bölgesel güçler de arabulucu rolü oynayarak gerilimleri yatıştırma ve uluslararası prestijlerini artırma konusunda geçmişe kıyasla daha istekli görünüyor.

    İsrail ile ilişkileri son dönemde normalleştirme arzusunda olan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ile yaptığı telefon görüşmesinde, çatışmaların bölgeye sıçramasını önlemek için çalıştığını söyledi.

    Merkezi New York’ta bulunan düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi’nin araştırmacılarından Steven Cook, Arap ordusu ile İsrail arasında herhangi bir tür “devletlerarası çatışma” olmasının “olası” olmadığını söyledi.

    REKLAM

    Cook, bununla birlikte Hizbullah ile İsrail arasında bir gerilimin tırmanması yönünde “gerçek bir tehlike”, bir “kabus senaryosu” olduğunu da sözlerine ekledi.

    Cook, “Bu herkesin yüksek düzeyde tetikte olması gerektiğini düşündüğüm bir durum.” ifadesini kullandı.

    İran’ın tavrı ne olacak?

    Yine uzmanlara göre en büyük risk, İsrail’i tanımayı her zaman reddeden ve onu İran İslam Cumhuriyetinin “baş bölgesel düşmanı” olarak gören Tahran’ın dini liderliğinden gelebilir.

    İran uzun süredir Hamas’ı mali ve askeri açıdan destekliyor ancak dini lider Ayetullah Ali Hamaney salı günü Tahran’ın Hamas’ın saldırısının arkasında olduğu yönündeki “söylentileri” yalanladı.

    Hamaney bununla birlikte “Tüm İslam dünyasını Filistinlileri destekleme” çağrısı yaptı.

    REKLAM

    Bu tür konular hakkında yorum yapmadan önce genellikle günlerce bekleyen Hamaney’in açıklaması ise alışılmadık derecede hızlı ve açıktı.

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron salı günü yaptığı açıklamada, Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısında dışarıdan “yardım almasını muhtemel bulduğunu” söyledi.

    Macron, bununla birlikte İran’ın “doğrudan müdahalesine” dair “resmi bir kanıt” bulunmadığını sözlerine ekledi.

    İsrail ve İran savaşır mı?

    İsrail ise İran’ın nükleer programını engellemek için askeri eylem düzenleme ihtimalini hiçbir zaman dışlamadı.

    İsrail’in 2020 yılı kasım ayında nükleer bilim adamı Muhsin Fahrizade’ye düzenlenen suikast da dahil olmak üzere son yıllarda İran’daki birçok operasyonun arkasında olduğu tahmin ediliyor.

    REKLAM

    Akdeniz Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü Başkan Yardımcısı Agnes Levallois, İran’ın Hamas’la işbirliğinin yeni olmadığını ancak Tahran’ın bölgesel bir çatışma riskini göze aldığını düşünmediğini bildirdi.

    Fransız Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nün (IFRI) Orta Doğu uzmanı Denis Bauchard’a göre asıl mesele İsrail’in bu çatışmadaki ana düşmanının kim olduğu.

    Bauchard, “Sadece Hamas mı yoksa İran mı? İsrail’in, doğru ya da yanlış, bu operasyonun İran tarafından kışkırtıldığını düşünmesi halinde, her şeyden önce çatışmaların bölgeye yayılma riski var.” diyerek endişesini dile getirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sunak, İngiltere’de protestolarla karşılanan Netenyahu’ya demokrasi uyarısı yaptı

    Sunak, İngiltere’de protestolarla karşılanan Netenyahu’ya demokrasi uyarısı yaptı


    İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, İsrail’in ülkesi için uluslararası hayati öneme sahip bir ortak olduğunu belirtirken, bu ülkedeki iktidarı tartışmalı yargı reformu konusunda üstü kapalı uyardı.

    Londra’da protestolarla karşılaşan İsrail Başbakanı Benyamin Netenyahu’yu Başbakanlık Konutunda kabul eden Sunak, ülkesinin İsrail ile ilişkileri güçlendirmek istediğini bildirdi.

    Başbakanlık yapılan açıklamaya göre Sunak, bu sabahki görüşmede Ortadoğu’da barış ve istikrar, ikili ticaret, Rusya ve İran konuları öncelikle gündeme geldi.

    Görüşmede Sunak, “İngiltere’nin demokratik değerlere bağlılığını” vurgularken Netenyahu’ya İsrail’de tartışmalı yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü konusunda süren gösterilerle ilgili Londra’nın duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

    Sunak, Netenyahu’ya İsrail’deki yargı reformuyla ilgili duyduğu endişeyi iletti

    İsrail’in terörle mücadelesine İngiltere’nin verdiği desteği yineleyen Sunak, bununla birlikte Netenyahu’ya İsrail’deki yargı reformuyla ilgili duyduğu endişeyi iletti.

    Sunak, İngiltere’nin İsrail’in kendisini savunması için her zaman yanında olacağını vurgularken, Batı Şeria’da gerilimin tırmanmasından dolayı uluslararası camianın duyduğu endişeyi dile getirdi.

    Gerilimini düşürülmesi çağrısı yapan Sunak, İsrail-Filistin sorunu için iki devletli çözümün teşvik edilmesi yolundaki görüşlerini yineledi.

    Görüşmede İsrail ve İngiltere, “İran’ın istikrarı bozan eylemlerinden duydukları endişe dile getirirken”, iki ülkenin “saldırganlığı geri püskürtmek ve nükleer yayılma riskini yönetmek için birlikte yakın bir şekilde çalışmaya devam edeceklerine” vurgu yapıldı.

    İsrail Başbakanı Netanyahu, İngiltere’de protestolarla karşılandı

    İsrail Başbakan Benyamin Netanyahu, Londra’da insan hakları örgütlerinin, Filistinli grupların ve muhalif İsraillilerin ayrı ayrı düzenlediği gösterilerle protesto edildi.

    Downing Sokağı’ndaki Başbakanlık Ofisi 10 Numara’da yapılan karşılama ve iki lider arasındaki görüşme, sokağın karşısında yapılan protestoların gölgesinde geçti.

    Netanyahu’yu ve İsrail’i Filistin politikaları nedeniyle eleştiren protestocuların yanı sıra Netanyahu’yu anti demokratik olmakla suçlayan İsrailliler, ayrı ayrı gösteri düzenledi.

    İsrail’deki tartışmalı yargı düzenlemesi

    Adalet Bakanı Yariv Levin, 5 Ocak’ta Yüksek Mahkemenin yetkilerini sınırlandıran, yargının, hakimlerin seçimi üzerindeki etkisini azaltan bir “yargı reformu” planladıklarını duyurmuştu.

    Netanyahu başbakanlığındaki koalisyon hükümetinin, yargının bazı yetkilerini Meclis’e devretmeye yönelik hamleleri, Yüksek Mahkeme başta olmak üzere hükümet ile İsrail yargı mekanizması arasında gerilime yol açmıştı.

    Ülkedeki en yüksek yargı makamı olarak görev yapan İsrail Yüksek Mahkemesi, Meclis’in çıkardığı kanunları, anayasa taslağı olarak kabul edilen “temel yasalara” aykırılık gerekçesiyle bozma yetkisine sahip.

    Netanyahu hükümeti, açıkladığı yargı düzenlemesinde, Yüksek Mahkemenin, Meclis’in çıkardığı kanunları bozma yetkisinin büyük ölçüde elinden alınacağını belirtmişti.

    Hükümetin yargının yetkilerini kısıtlayan ve iktidarın yargı atamalarında söz sahibi olmasını öngören yargı düzenlemesi, İsrail içinde ve uluslararası alanda yargının yetkilerini kısıtladığı gerekçesiyle yoğun şekilde eleştirilmişti.

    Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un, taraflara “iç savaş” uyarısı yaparak sunduğu alternatif tasarı da iktidar tarafından reddedilmişti.

    Öte yandan devam eden tartışma ve tepkilere rağmen “yargı reformu” kapsamındaki “başbakanın görevden alınmasını zorlaştıran” yasa tasarısı bugün Meclis’ten geçmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***