Etiket: işçiler

  • Avrupa’da en fazla asgari ücretli çalışan oranı Türkiye’de

    Avrupa’da en fazla asgari ücretli çalışan oranı Türkiye’de


    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2014 verilerine göre Türkiye’deki kayıtlı işçilerin yüzde 40’dan fazlası asgari ücretle çalışıyor. 2010 yılı verilerine göre Avrupa’da asgari ücretle çalışan işçi oranının en yüksek olduğu ülke açık ara Türkiye.

    Kayıt dışı çalışanlar ve asgari ücret primi tanımı hesaba katıldığında Türkiye’deki oran yüzde 40’tan daha yüksek. Hükümet ise asgari ücretle çalışan işçi sayısını açıklamıyor. Muhalefet partilerinin bu konudaki soru önergeleri de hükümet tarafından yanıtlanmıyor.

    Türkiye’de asgari ücretle çalışan kişi sayısı da dahil olmak üzere bu konudaki tüm bilgiler Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından tutuluyor. Ancak SGK asgari ücretle çalışan işçi sayısını açıklamıyor. Türkiye’de asgari ücretle çalışan işçi sayısına ilişkin en son bilgi 2014 yılına ait.

    2014’te asgari ücretle çalışan sayısı 4,97 milyon

    24. Dönem MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’e verdiği soru önergesine verilen cevaba göre 2014 Temmuz ayı itibariyle asgari ücretle çalışan işçi sayısı 4 milyon 970 bin 737.

    Yine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, Temmuz 2014’te ülkede toplam kayıtlı işçi sayısı 12 milyon 287 bin 238. Bu da toplam kayıtlı işçi sayısının yüzde 40,45’inin asgari ücret üzerinden çalıştığı anlamına geliyor.

    Avrupa’da asgari ücretle en fazla çalışan oranı Türkiye’de

    Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) hangi ülkede işçilerin yüzde kaçının asgari ücretle çalıştığına ilişkin bir araştırması da bulunuyor. Araştırma 2010 ve 2014 yıllarına dair veriler içeriyor ancak Türkiye’ye ilişkin 2014 verileri yer almıyor. Eurostat asgari ücretle çalışan oranını teknik olarak “asgari ücretin yüzde 105’inden daha az kazananlar” olarak ifade ediyor.

    Buna göre 2010 yılında Türkiye’de asgari ücretle çalışan oranı yüzde 43. Ancak bu araştırma en az 10 işçi çalıştıran iş yerlerini kapsıyor. 10’dan daha az işçi çalıştıran firmalar da eklendiğinde bu sayının ciddi oranda yükselmesi bekleniyor.

    Türkiye’de asgari ücretle çalışan oranı yüzde 42,9 Belçika’da yüzde 1,1

    Türkiye bu alanda yüzde 42,9 ile Avrupa Birliği ülkeleri arasında açık ara zirvede yer alıyor. Türkiye’ye en yakın ülke yüzde 19,2 ile Slovenya iken üçüncü sırada yüzde 16,8 ile Portekiz bulunuyor. Belçika’da ise asgari ücretle çalışan işçi oranı yüzde sıfır. Bu oran İspanya’da yüzde 1,1, Çekya’da yüzde 1,9 ve Macaristan’da yüzde 3,2. AB’nin büyük ülkeleri İngiltere’de ise yüzde 4,9 ve Fransa’da yüzde 8,3.

    Gerçek sayı bu mu? Kayıt dışı istihdam ne kadar?

    Öte yandan SGK’nın açıkladığı tüm bu veriler kayıtlı işçileri içeriyor. Kayıt dışı istihdam hesaba katıldığında Türkiye’de 2014 yılında asgari ücretle çalışanların oranı yüzde 50’leri buluyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Temmuz 2014’te kayıt dışı istihdam sayısı 9 milyon 622 bin. Bunların 3 milyon 524 bini “ücretli veya yevmiyeli”lerden oluşuyor. Bu kişilerin çok büyük bir kısmı asgari ücret veya daha düşük ücrete çalışıyor. Kayıt dışı istihdamın diğer kalemleri olan “işveren, kendi hesabına veya ücretsiz aile işçileri” bu hesaplamaya dahil değil.

    Ayrıca SGK verileri; primleri sadece asgari ücretten yatırılan işçileri kapsıyor. Birçok iş yerinde işçilere yemek ve yol ücreti de ödeniyor. Eğer yemek ve yol ücreti SGK primine yansıtılırsa bu işçiler asgari ücretten daha fazla kazanmış görünüyor.

    Muhalefet milletvekilleri AK Parti hükümetine 2014 yılından sonra da bir çok soru önergesi vererek Türkiye’de asgari ücretle çalışan işçi sayısını sordu. Ancak bunlar dönemin çalışma ve sosyal güvenlik bakanları ile Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından yanıtlanmadı.

    Öte yandan geçtiğimiz hafta bir toplantıda konuşan eski Ekonomi Bakanı Ali Babacan, Türkiye’de çalışanların yaklaşık yarısının asgari ücretlilerden oluştuğunu söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • DİSK: Yıllık asgari ücret 25 Cumhuriyet altınından 7 altına geriledi

    DİSK: Yıllık asgari ücret 25 Cumhuriyet altınından 7 altına geriledi


    Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu tarafından hazırlanan ‘Asgari Ücret Gerçeği Araştırması’ Türkiye’de asgari ücretin artan döviz ve altın fiyatları karşısında büyük kayba uğradığını ortaya koydu.

    DİSK, asgari ücretin pahalılık ve art arda gelen zamlar nedeniyle yaşanan alım gücü kaybına karşı yetersiz kaldığını belirtti ve “insan onuruna yaraşır bir yaşam daha da imkânsız hale geliyor” dedi.

    DİSK Araştırma Merkezi tarafından yapılan araştırmada asgari ücretin “ortalama ücrete dönüştüğüne” dikkat çekildi. Araştırmada tüm ücretli çalışanların yüzde 64’ünün (12,5 milyon işçi) asgari ücretin altı ile asgari ücretin bir buçuk katı arasında bir ücret elde ettiği belirtildi.

    Araştırmaya göre Türkiye’de milyonlarca işçi, özellikle de kadınlar asgari ücrete bile ulaşamıyor. Özel sektör işçilerin yüzde 70’inin de asgari ücretli olduğu belirtiliyor.

    “Alım gücü kaybı 371 dolardan 270 dolara düştü”

    Merkez Bankası’nın yıllık ortalama Cumhuriyet altını fiyatlarına göre 2003 yılında asgari ücretin yıllık tutarı ile 25 altın alınabilirken 2021’de yıllık net asgari ücretle sadece 10,4 ve güncel fiyatlara göre ise 7 Cumhuriyet altını alınabildiğini kaydeden araştırmada döviz kurlarına göre de bir kıyaslamada bulunuldu.

    Buna göre 2008’de 371 dolar olan asgari ücretin 2021 güncel kurlarına göre 270 dolara düştü.

    Araştırma sonuçlarına kamuoyuna aktaran duyuruda “TL’nin değer kaybetmesini rekabet gücünün artması ve yabancı sermayenin Türkiye’de yatırım yapacak olması üzerinden açıklayanlar hızla asgari ücretliler toplumuna dönüşen Türkiye’de emekçi sınıfların her geçen gün ücretlerinin azalması ve günden güne yoksullaşması karşısında susuyorlar” ifadeleri kullanıldı.

    DİSK’e göre son dönemdeki Türk lirasının hızlı değer kaybı nedeniyle Türkiye 2021’de Arnavutluk’tan sonra Avrupa’da en düşük asgari ücretine sahip ikinci ülke haline geldi.

    DİSK, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nde en düşük asgari ücrete sahip ülkelerden biri olmasının yanı sıra, asgari ücretle çalışan oranının en yüksek olduğu ülke olduğuna da dikkat çekti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Asgari ücret nasıl belirleniyor, taraflar kimler ve süreç nasıl ilerleyecek?

    Asgari ücret nasıl belirleniyor, taraflar kimler ve süreç nasıl ilerleyecek?


    İşçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2022’de geçerli olacak asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamında ilk toplantısını yarın yapacak.

    DİSK 2022 yılı için net asgari ücret talebini 5,200 TL olarak açıklarken, işçi, işveren ve hükümetten temsilciler son kararı verecek.

    Doğrudan 7 milyona yakın çalışanı, dolaylı olarak ise tüm vatandaşları ilgilendiren yeni asgari ücreti belirleme çalışmalarında süreç, yarın resmi olarak başlayacak.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ev sahipliğinde yapılacak toplantıda, işveren tarafını Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), işçi tarafını ise en fazla üyeye sahip konfederasyon olduğu için Türk-İş temsil edecek.

    İşveren heyetinin başkanlığını TİSK Genel Sekreteri Akansel Koç, işçi heyetinin başkanlığını ise Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri Nazmi Irgat yapacak.

    Görüşmeler bu yıl erken sonuçlanabilir

    Taraflar, yeni asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamında dört kez toplanıyor. Önceki yıllardan farklı olarak bu yıl hükümet, işçi ve işveren temsilcileri yeni asgari ücretin aralık ayının sonu beklenmeden hızlı şekilde müzakere edilmesi konusunda mutabık. Bu durum, yeni asgari ücretin aralık ayı ortasında belirleneceği görüşünü güçlendiriyor.

    İşçi ve işveren tarafının mutabık olduğu diğer bir konu da vergi indirimi. Her iki taraf, başta asgari ücret olmak üzere tüm ücretler üzerindeki vergilerin kademeli olarak azaltılmasını talep ediyor.

    Görüşmeler öncesi TİSK, mevcut istihdamın korunması ve yeni istihdam sağlanması için asgari ücret işveren desteğinin bu yıl da devam etmesinde ısrarlı.

    Türk-İş ise yeni asgari ücrete dair talebini kamuoyuyla henüz paylaşmamakla birlikte “insan onuruna yakışır” düzeyde bir asgari ücret istiyor.

    Asgari Ücret Tespit Komisyonu belirliyor?

    Asgari ücreti, yasa gereği işçi, işveren ve hükümetten beşer temsilci olmak üzere 15 kişiden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu belirliyor. Komisyon, yeni asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamında dört kez toplanıyor. Bakanlıktaki ilk toplantının ardından komisyon, işçi, işveren ev sahipliğindeki toplantıların ardından son toplantısını tekrar bakanlıkta yapıyor.

    Bakanlığın belirlediği üyelerden birinin başkanlık ettiği komisyon, en az 10 üyenin katılımıyla toplanıp oy çokluğuyla karar veriyor. Oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu tarafın çoğunluğu sağladığı kabul ediliyor.

    Asgari ücret net 2 bin 825 lira

    Asgari ücret, halen bekar bir işçi için aylık brüt 3 bin 577 lira 50 kuruş, vergiler ve kesintiler düştüğünde net 2 bin 825 lira 90 kuruş olarak uygulanıyor.

    Apartman görevlileri için ise normal işçilerden farklı olarak gelir ve damga vergileri kesilmediği için net 3 bin 40 lira 87 kuruş olarak hesaplanıyor.

    Asgari ücretin işverene toplam maliyeti, bir işçi için 4 bin 203 lira 56 kuruş. Bunun 3 bin 577 lira 50 kuruşu brüt asgari ücret, 554 lira 51 kuruşunu sosyal güvenlik primi, 71 lira 55 kuruşunu işveren işsizlik sigorta fonu oluşturuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Finlandiya’da çalışanlar birbirlerinin maaşlarını görebilecek, işverenler tasarıya karşı

    Finlandiya’da çalışanlar birbirlerinin maaşlarını görebilecek, işverenler tasarıya karşı


    Finlandiya’da hükümet, çalışanların birbirlerinin maaşlarını görebilmelerine olanak sağlayacak bir düzenleme yapmayı planlıyor.

    Hükümetin üzerinde çalıştığı yasa tasarısı, iş hayatında ayırımcılığa uğradığını düşünen çalışanların diğer meslektaşlarının aldığı ücreti görmesine olanak sağlayacak.

    Finlandiya’da özellikle kadın-erkek eşitliğinin sağlanması ve her türlü ayırımcılığın önlemesine yönelik alınan önlemler çerçevesinde hükümetin bu tür bir adımı attığı açıklandı.

    Ülkenin en büyük işveren sendikası, “iş yerinde gerginliği artıracağı” gerekçesiyle tasarıya karşı çıkarken, ülkenin en büyük işçi sendikası da tasarıyı “yeteri kadar şeffaf” olmadığı gerekçesiyle eleştiriyor.

    Bununla birlikte 5 partinin katıldığı koalisyon hükümetinin Başbakanı Sanna Marin, iş hayatında haksız ücret farklılıklarının önüne geçebilmek için tasarının yasalaşmasında kararlı gözüküyor.

    Kadın ve erkek eşitliğinden sorumlu Bakan Thomas Blomqvist, “Hükümetin tasarıyı sunmaktaki esas amacı, çalışanlar arasında haksız ücret farklılıklarının ortadan kaldırılması.” dedi.

    Fin Bakan, tasarının 2023 yılında düzenlenecek genel seçimlerden önce parlamentodan geçmesini planladıklarını söyledi.

    OECD araştırmasına göre Fin kadınlar, aynı işi yapan erkeklere oranla yüzde 17,2 oranında daha düşük maaş alıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bir atık kağıt işçisi anlatıyor: Bu işin heveslisi değiliz, uyuşturucu kaçakçısı muamelesi yapılıyor

    Bir atık kağıt işçisi anlatıyor: Bu işin heveslisi değiliz, uyuşturucu kaçakçısı muamelesi yapılıyor


    Sırtında taşıdığı çekçeği ile İstanbul’un sokaklarını, mahallelerini karış karış dolaşıyor Aydın Sımaklı.

    Çöplerden topladığı katı atıkları geri dönüşüme kazandırarak 10 yıldır ekmek yiyor bu işten. Öyle çok büyük paralar kazanmıyor. Eğer çekçeğini günde üç kez doldurabilirse yevmiyesi yüz lirayı buluyor.

    “Bu işin heveslisi değiliz. Ama kimseye el avuç açmadan, hırsızlık yapmadan geçinmek için yapıyoruz bu işi” diyor.

    Atık kağıt işçisi Sımaklı, her cümlesinde “haklı kazanç” peşinde olduklarının altını çiziyor.

    Atık kağıt toplayıcıları son günlerde hükümet yetkililerinin hedefinde.

    Geçtiğimiz günlerde Ümraniye ve Ataşehir’de gece saatlerinde depoları denetlenen kağıt toplayıcılarının bazıları gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan 200’ü aşkın kişinin birçoğunun düzensiz göç kapsamındaki yabancı uyruklular olduğu ve sınır dışı işlemleri için göç idaresinde sevk edildiği bildirilmişti.

    Hükümet yetkilileri, denetimlerin atıkların geri kazanımı için yapılan toplama ve geri dönüşüm faaliyetlerinin mevzuat hükümlerine uygunluğunun sağlanmasından ibaret olduğunu belirtiyor.

    Ümraniye’de geri dönüşüm işçilerini ziyaret eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise bu konuda bir çalışma başlattıklarını belirterek, “Rahatlıkla toplayacaksınız. Hepiniz çalışacaksınız, hepiniz kazanacaksınız. Kimse de müdahale etmeyecek size.” demişti.

    “Haksız kazanç arıyorlarsa milyonlarca para götürenlere baksınlar” diyen işçi Aydın Sımaklı, son haftalarda depolarına yapılan zabıta ve polis baskınlarını da anlamakta zorlandığını söylüyor:

    “Sabaha doğru operasyonlar oluyor. Sanki biz uyuşturucu tacircisiymişiz veya kaçakçılık yapıyormuşuz gibi… Biz hepimiz buradayız, ne gerek var sabaha karşı yapılan operasyonlara? Bir ülke vatandaşına nasıl bunu yapar? Hepimizi çıkarmışlar, GBT bakılıyor. Ve tek birimizden bile bir suç çıkmadı. Çok mahcup oldum, ekmeğimizde olan insanlarız. Kimseye bir zararımız yok.”

    Günden güne artan işsizlik nedeniyle aralarına üniversite mezunları veya atanamayan öğretmenlerin katıldığını ifade eden atık toplayıcısı Sımaklı, bu operasyonlarla on binlerce insanın işsizler ordusuna dahil edileceğini söylüyor:

    “Operasyona katılan polise, zabıtaya sordum. Bugün yıktınız biz yarın ne yapacağız? Onların da bir şeyden haberi yok, size bilgi verilmedi mi diye sordular. Ben ekmeğimi günlük kazanıyorum. Sigortalı değiliz, çalışmasak açız. Ne toplanın gidin dediler ne de çalışın. Gece gündüz ha geldi gelecekler diye bekliyoruz. Bizi ziyarete gelen siyasiler Anadolu ve Avrupa yakalarında büyük şirketlerin iki geri dönüşüm tesisi kurulduğunu söyledi. Bütün geri dönüşüm mallarının buralara aktarılması isteniyormuş. Hatta biri bitmek üzereymiş.”

    Aile üyelerinin mevsimlik işçi olarak çalıştığını anlatan atık işçisi Sımaklı, bu sektörde göçmenlerin ucuz iş gücü olarak tercih edilmesinden dolayı bu işin de ellerinden alındığını belirtiyor.

    Köyüne döndüğünde ise geçimini sağlayabilecek bir işi olmadığını anlatan işçi Aydın Sımaklı, yaşadığı sorunun nasıl çözüleceğini düşünüyor ve son cümlesini bitirirken yine soruyor: “O kadar bedavadan para kazanan varken, gelip bizim kapımıza dayanmaları Allah’tan reva mı?”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Tazminatlarını alamayan Somalı madencilere Ankara’da polis engeli

    Tazminatlarını alamayan Somalı madencilere Ankara’da polis engeli


    Tazminatları için mücadele eden Soma Uyar Madencilik işçileri, seslerini duyurmak için TBMM’ye yürümek isteyince polis engeliyle karşılaştı.

    5 Temmuz’dan bu yana Ankara girişinde durdurulan madenciler, 3 günlük bekleyişin ardından bugün TBMM’ye yürümek istedi.

    Madenciler, sosyal medya üzerinden de canlı yayın yaparak, “Köle değiliz, eşitlik istiyoruz” sözleriyle yürüyüşe geçtiklerini duyurdu. Ancak madencilerin yürüyüşüne izinleri olmadığı gerekçesiyle geçit verilmedi.

    “Ben hakkımı istiyorum. İsterseniz burada vurun öldürün. Ben evimden helallaştım da çıktım”

    Soma’da iki bacağını kaybeden madenci İdris Sarıkaya, “Ben hakkımı istiyorum arkadaş. İsterseniz bizi burada vurun öldürün. Ben evimden helallaştım da çıktım” sözleriyle hükümete seslendi.

    CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de madencilerle

    Ankara’da madencilerin yanında yer alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, “Madencilerin adalet arayışları boyunca yanlarındayız” dedi.

    Sosyal medyada madencilere destek

    Uyar Madencilik işçilerine sosyal medya üzerinden de destek mesajları geldi.

    Başta üniversiteler olmak üzere, birçok siyasi, tanınmış kişi ve kuruluş #MadencininYolundayım etiketiyle işçilerin yanında olduklarını duyurdu.

    Bu sırada Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Tahir Çetin, AKP Grup Başkanvekili Elitaş ile randevu almalarına karşın sorunlarının çözülmediğini dile getirdi.

    Ayrıca görüşme sırasında madencilerden birisinin Elitaş’a “Hakkımızı ödeyeceksiniz. AKP üyesiyim. Size oy verdim” ifadelerine yanıt olarak, “Oy vermeseydin. Ben sizden oy mu istedim” şeklinde cevap verdiği belirtildi.

  • Çocuk işçilerin sayısı son 20 yılda ilk defa artışa geçti

    Çocuk işçilerin sayısı son 20 yılda ilk defa artışa geçti


    Birleşmiş Milletler’in yayınladığı yeni raporda çocuk işçiliğinin son 20 yıldır ilk defa artışa geçtiği dikkat çekti.

    Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından ortaklaşa hazırlanan rapora göre Covid-19 pandemisi nedeniyle milyonlarca çocuk daha çalışmak zorunda kalacak.

    Araştırmaya göre dünya genelinde çocuk işçi sayısı 2020 başında dört yıl öncesine göre 8,4 milyon artışla 160 milyona ulaştı.

    ILO Türkiye Direktörü Numan Özcan’a göre Türkiye’de çocuk işçilerin sayısı 720 bine ulaştı. Özcan, çözümün sosyal koruma planı, adil ücret sistemini kurmak olduğunu söylüyor.

    ILO’ya göre yoksullaşma konusundaki öngörülerin gerçekleşmesi durumunda 2022 sonuna kadar çocuk işçi sayısı 9 milyon daha artacak.

    Fakat raporun ortak yazarlarından UNICEF İstatistikçilerinden Claudia Cappa, bu sayının beşe katlanabileceği konusunda uyarıyor. “Alınan mali tedbirler ve diğer sebeplerden dolayı sosyal korunmada düşüş olması durumunda çalışan çocuk sayısı 46 milyona yükselebilir” diyor araştırmacı.

    Covid-19’un bir dönüm noktası olduğunu belirten Cappa, 2000 ile 2016 arasında çalışan çocuk sayısında 94 milyonluk bir düşüş yaşandığını söylüyor.

    UNICEF Başkanı Henrietta Fore, “Kapanmaların, ekonomik sarsıntıların yaşandığı, okulların kapalı kaldığı, ulusal ekonomilerin gerilediği ikinci seneyi de sonlandırırken aileler çok büyük engelleri aşmak için çözüm bulmak zorunda” kaldığını ifade ediyor.

    Rapora göre bu gidişattan daha çok erkek çocuklar etkileniyor. 2020 yılında kaydedilen 160 milyon çocuk işçiden 97 milyonunu erkek çocuklar oluşturuyordu.

    Bu tablodaki endişe verici diğer bir durum da tehlikeli işlerde çalışan, yaşları 5 ile 17 arasında değişen çocuk sayısının artışa geçmiş olması. Balıkçılık ya da maden gibi sektörlerde çocuklar haftada 43 saat çalışabiliyor. Bu da normal gelişimlerine büyük zararın yanı sıra eğitim almalarını da imkansız hale getiriyor.

    ILO ve UNICEF bu tür tehlikeli işlerde 79 milyon çocuğun çalıştığını ve bu sayının dört yıl öncesine göre 6 buçuk milyon daha fazla olduğuna işaret ediyor.

    Çocuk işçilerin yüzde 70’i (yaklaşık 112 milyon) tarım işçiliği yaparken, yüzde 20’si hizmet sektöründe yüzde 10’u ise sanayi sektöründe görev alıyor.

    Çocuk işçiliği sayısında en fazla artış görülen bölge ise Sahra-altı Afrika olarak ön plana çıkıyor. 2016’da sayılarının 16,6 milyon olduğu tahmin ediliyor.

  • ILO: Covid-19 krizi nedeniyle 2021’in ilk çeyreğinde 140 milyon kişi işini kaybetti

    ILO: Covid-19 krizi nedeniyle 2021’in ilk çeyreğinde 140 milyon kişi işini kaybetti


    Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), koronavirüs krizinin sona ermekten çok uzak olduğu uyarısında bulunarak 2021’in ilk çeyreğinde küresel çapta çalışma saatlerinde yüzde 4,8 kayıp yaşandığını, bunun da 140 milyon kişinin tam zamanlı işini kaybettiği anlamına geldiğini bildirdi.

    Cenevre merkezli örgütün, “Dünyada İstihdam ve Sosyal Görünüm: Eğilimler 2021” başlıklı raporu, Dünya Sağlık Örgütünün, Covid-19’u pandemi ilan etmesinden yaklaşık 15 ay sonra yayımlandı.

    ILO Genel Direktörü Guy Ryder, Cenevre’de düzenlediği basın toplantısında, “2021 yılının ilk çeyreğinde, Covid-19 krizi nedeniyle toplam çalışma saatlerinde yüzde 4,8 kayıp yaşandı ve bunun 140 milyon tam zamanlı işe tekabül ettiğini tahmin ediyoruz.” dedi.

    Covid-19 salgınının iş gücü piyasasında oluşturduğu krizin bitmekten çok uzak olduğu ve istihdam artışının kayıpları telafi etmeye yetmeyeceği uyarısında bulunan Ryder, “Bu sadece bir halk sağlığı krizi değil, aynı zamanda bir istihdam krizi ve insani kriz.” değerlendirmesinde bulundu.

    Ryder, küresel işsizliğin 2019’da 187 milyon olduğunu, 2022’de ise bu rakamın 205 milyona ulaşmasını beklediklerini, bunun da küresel işsizlik oranının yüzde 5,7 seviyesinde seyredeceği anlamına geldiğini aktardı.

    Tüm olumsuzluklara rağmen 2021’in ikinci yarısında ILO’nun önemli bir istihdam artışı beklediğini dile getiren Ryder, “Fakat bu dengesiz (istikrarsız) olacak ve krizin yol açtığı hasarı onarmaya yetmeyecek. Dolayısıyla 2021’i bir bütün olarak ele alırsak, çalışma saatlerindeki ortalama açığın 100 milyon tam zamanlı işe eş değer olacağı tahmin ediliyor.” ifadelerini kullandı.

    Öte yandan, ILO raporunda, Covid-19 salgınının neden olduğu krizden 2021’in ilk yarısında en kötü etkilenen bölgelerin Latin Amerika, Karayipler ve Orta Asya olduğu kaydedildi.

    Pandemi, 100 milyondan fazla işçiyi yoksulluğa itti

    Birleşmiş Milletler’e bağlı örgüt, pandemi nedeniyle dünya genelinde 100 milyondan fazla işçinin yoksulluğa sürüklendiğini bildirdi.

    İstihdamın en erken 2023 yılına kadar pandemi öncesi seviyelere dönmesinin beklenmediği belirtilirken bu yılın sonuna kadar en az 75 milyon iş kaybının yaşanacağı, bu rakamın gelecek yıl 23 milyon civarında olacağı dile getirildi.

    ILO, gelişmekte olan ve yükselen ekonomilerin çoğunun güçlü mali teşvik önlemlerini destekleme konusundaki kapasitesinin sınırlı kalacağını ya da zarar göreceğini bildirdi. Ayrıca bu ülkelerde yeni yaratılan işlerin kalitesinin de muhtemelen kötüleşeceği değerlendirmesinde bulundu.

    İstihdamdaki ve çalışma saatlerdeki azalmanın, emek gelirinde keskin bir düşüşe, yoksullukta ise artışa dönüştüğünün altı çizildi.

    Raporda 2019 ile karşılaştırıldığında, dünya genelinde 108 milyon işçinin yoksul veya aşırı yoksul olarak sınıflandırıldığı ve bunun, kendilerinin ve ailelerinin günlük 3,20 dolardan daha az bir gelirle yaşamaya çalıştıkları anlamına geldiği yer aldı.

    Koronavirüs salgınının çocuk işçiliği ve zorla çalıştırmayla mücadelede onlarca yıllık ilerlemeyi trajik bir şekilde tersine çevirdiği bilgisi aktarıldı.

    Rapor, Covid-19 krizinin savunmasız işçileri daha fazla vurarak önceden var olan eşitsizlikleri daha da kötüleştirdiğini ortaya koydu.