Etiket: işçi

  • 1 Mayıs İşçi Bayramı: Emek Kitaplığı

    1 Mayıs İşçi Bayramı: Emek Kitaplığı


    Ortak Zenginlik/ Michael Hardt & A. Negri/ Ayrıntı Yayınları

    Bilindiği üzere Marx ve Engels Komünist Manifesto‘yu, dünyanın bütün işçilerine seslenerek sonlandırır. Peki, bu ifadeyle tam olarak ne ima edilmeye çalışılmaktadır?

    Küresel Emek Tarihi, işçilerin ve işçi hareketlerinin tecrübelerine yönelik tarihsel araştırmaların yetersiz kaldığı bir noktada devreye giren, nispeten yeni bir paradigmadır. Nitekim 1960’lı yıllara kadar başat olan geleneksel yaklaşım ve ardından kabul görmeye başlayan yeni tarihsel yaklaşımın eksiklikleri, bütün iyi niyetlerine rağmen emeği küresel bir bağlam içinde değerlendirememekti: Hane ekonomisi, belki de herhangi bir ücretsiz emek biçimi yeterince ele alınmıyordu ve mevcut bakış açısı da ziyadesiyle dardı.

    1990’lı yıllara gelindiğinde Marcel van der Linden, emek tarihini monadolojik anlatılardan sıyırmak ve gerçekten dünyanın bütün işçilerinden söz etmek için kendi paradigması bağlamında makaleler yazmaya başladı. Bu kitap ise, van der Linden’in bir araya getirdiği bu makalelerden oluşmaktadır.

    Tarihteki bütün tecrübeler emsalsizdir. Ancak van der Linden, birbirinden farklı mekânlara ve zamanlara dair türlü kaynaklardan bir izlek sunar ve dünyanın bütün işçileri dediğimizde yalnız sokaklarında bir heyulanın dolaştığı Avrupa’yı veya gelişmiş kapitalist ülkeleri değil, dünyadaki bütün emekçileri tahayyül edebilmemiz için bu oluşlar arasındaki paralellikleri de gösterir.

    Künye:

    Yayın No: 1618

    Dizi: Ağır

    Dizi No: 48

    Yazar: Marcel van der Linden

    Orijinal Adı: Workers of The World

    Çevirmen: Semih Esmer

    Yayıma Hazırlayan: Yunus Emre Ceren

    Son Okuma: Emre Tansu Keten

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Trabzon’da isale hattı çalışmasında göçük: 3 işçiden acı haber

    Trabzon’da isale hattı çalışmasında göçük: 3 işçiden acı haber



    Trabzon’un Hayrat ilçesi Balaban Mahallesi’nde içme suyu isale hattı çalışması sırasında meydana gelen göçükte 3 işçi toprak altında kalarak hayatlarını kaybetti.

    Alınan bilgiye göre, ilçenin Balaban Mahallesi’nde saat 13.30 sıralarında içme suyu isale hattı çalışması sırasında göçük meydana geldi. Göçük altında kalan müteahhit firmaya bağlı 3 işçinin kurtarılması için AFAD ekipleri ve itfaiye ekipleri çalışma başlattı.

    Yapılan çalışmalarda 3 işçinin cansız bedenine ulaşıldı.
    Öte yandan Balaban Merkez mahallesinde yeni yapılan içme suyu şebekesi hattına test amaçlı su verilmesi sonucu yaşanan kazada 3 işçinin tazyikli suyun oluşturduğu heyelan sebebiyle toprak altında kaldığı iddia edildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Köle ticareti” Meclis gündeminde | CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer: “İktidar göz yumuyor

    Köle ticareti” Meclis gündeminde | CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer: “İktidar göz yumuyor



    CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer, İzmir’de bulunan Abalıoğlu Lezita fabrikasında başlayan grev sonrası, işverenin Hindistan’dan işçi getirerek fabrikada çalıştırmaya başlaması üzerine Meclis’e araştırma önergesi verdi.

    “GETİRİLEN GÖÇMEN İŞÇİLER ASGARİ ÜCRETİN BİR KISMINI ELDEN GERİ VERİYOR”

    “Hindistan’dan modern köle ticareti denebilecek şekilde işçi getiriliyor” diyen Taşcıer, yaptığı yazılı açıklamada, şu görüşlere yer verdi:

    “Kendi vatandaşımız işçilerin hak ve ücret taleplerini baskılamak için son zamanlarda yurtdışından ucuz işgücü ithali bir sektör halini aldı. Hindistan’dan modern köle ticareti denebilecek şekilde işçi getiriliyor. Ülkemizde yasal çalışma süresi 45 saat olmasına karşın, aracı şirketler getirecekleri yabancı işçilerin 60 saat çalıştırılabileceğini, hatta ek ücret verilirse daha da çok çalıştırılabileceklerini belirtiyor. Üstelik getirilen göçmen işçiler kayıtlı olsalar dahi kendilerine ödenen asgari ücretin bir kısmının elden geri alındığı da ifade ediliyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı buna karşı susmak dışında ne yapıyor? Bugün İzmir’de olanları görüyoruz. İşveren grev kırmak için Hindistan’dan göçmen işçi getiriyor. Bakanlık bir denetim yaptı mı, yaptıysa sonucu ne oldu, bunları kamuoyu ile paylaşmalarını bekliyoruz.”

    ”İKTİDAR GÖÇMEN İŞÇİYLE GREV KIRICILIĞINA GÖZ YUMUYOR”

    CHP olarak grev kararı alan Abalıoğlu Lezita Gıda işçilerinin yanında olduklarını belirten Taşcıer, şöyle devam etti:

    “Sendikalaşma ve toplu sözleşme yapma hakkı yasal ve anayasal bir hak olduğu gibi uluslararası sözleşmelerle de güvence altındadır. İşverenin bu hakları ve sendikanın mahkeme kararıyla tescil edilmiş yetkisini tanımayarak görüşmeden dahi kaçması ve sendikalı işçileri işten çıkarması kabul edilemez. Bu iktidar işçinin, emekçinin hakkı denince üç maymunu oynuyor, sendikal örgütlenmelerin önündeki en büyük engellerden biri olan yetki itirazlarına ve yetkiyi tanımayan uygulamalara da sessiz kalıyor. Şimdi de grev kırıcılığı yapan, üstelik de bunu binlerce kilometre uzaktan göçmen işçi getirerek yapanları da görmezden geliyorlar. Göçmen işçilerin işverenler tarafından ucuz işgücü olarak görülmesine, vatandaşlarımızın daha düşük ücretleri kabul etmeye ve güvencesiz çalıştırılmaya mahkûm edilmesine karşı hak mücadelesi veren emekçilerin yanında, buna göz yumanların ise karşısındayız.”

    NE OLMUŞTU?

    Gerçek Gündem, Hindistan’dan Türkiye’ye işçi getiren firmanın teklifine ulaştı. “Modern köle ticareti”nde işçileri pazarlayan şirket, getirilen işçilerin günde 10 saat haftada 6 gün çalışacağı, istenirse mesainin uzatılabileceğini belirtti. Bu durum Türkiye’deki sanayi bölgelerinde yayılıyor.

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Taş ocağında ölen işçiyi ailesi elleriyle kumları kazarak çıkarmış

    Taş ocağında ölen işçiyi ailesi elleriyle kumları kazarak çıkarmış



    Uşak’ta çalıştığı taş ocağında kum yığınının altında kalarak hayatını kaybeden işçi İsmail Taran’ı (49), ailesinin elleriyle kumları kazarak çıkardığı anlara ilişkin görüntüler ortaya çıktı.

    15 Mayıs 2023’te Uşak’ın Sivaslı ilçesi Pınarbaşı beldesi Kuruçay mevkiinde bulunan Okka Group bünyesindeki Oktaş A.Ş.’ye bağlı taş ocağında çalışan işçiler, iş arkadaşları İsmail Taran’ın (49) şantiyede olmadığını fark etti. İşçiler, ocaktan çıkartılan kum yığınında göçük olduğunu görünce arama çalışması başlattı. İşçilerin çalışması sonucu Taran, kum yığınının altından çıkartıldı.

    İhbar üzerine olay yerine 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sivaslı Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Taran, müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Taran’ın cenazesi otopsi için Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna götürüldü.

    Ancak, haberlerde yer alanın aksine Taran’ı ailesinin kum yığının altından elleriyle çıkarttığı ortaya çıktı.

    Veryansın TV’den Gamze Çınlar‘ın haberine göre, Üç çocuk babası İsmail Taran 25 yıldır çalıştığı taş ocağında taş kırım operatörü olarak görev yapıyordu. Her gün olduğu gibi olay günü de saat 17.00-17.30 sıralarında iş yerinden çıkış yapması bekleniyordu. Ancak öyle olmadı. İsmail Taran’ın gözden kaybolduğunu anlayan iş arkadaşları ilk önce yakınlarda çobanlık yapan babasını aradı. Bilgisi olmayan baba ise torununu arayıp oğlunun eve gelip gelmediğini sordu. Evde değildi, zaman akıp gidiyordu ve iş yerinde de henüz kimse jandarma ekiplerine haber vermemişti.

    İsmail Taran’ın 20 yaşındaki oğlu Arafettin Taran atlayıp taş ocağına gittiğinde, babasının mesai arkadaşlarının eve gitmiş olduğunu, şef ve güvenlik görevlisinin de olmadığını gördü. “Yetkili olarak beni yönlendirebilecek kimse yoktu” diyen Arafettin Taran, savcılığa verdiği ifadesinde olay gününü şöyle anlattı:

    “Diğer vardiyadan çalışan iki işçi makineyi babamın düşme tehlikesine karşı kontrol ediyorlardı. Babamı sorduğumda en son 15.30’da gördüklerini söylediler. Orayı incelediğimde hiçbir güvenlik önlemi yoktu ve çok tehlikeliydi. Ben de bunun üzerine makinenin üzerinde kan lekesi aradım. Ancak hiçbir şey bulamadım…

    ‘ÇALIŞMA ALANINI GÖSTEREN KAMERA YOKTU’

    Babam işine çok bağlıydı ve çalışma saatlerine çok önem verirdi ve mesai saatinde oradan hiç ayrılmazdı. Burada işçilerin girdiğini ve çıktığını gösteren hiçbir defter, imza, yoklama belgesi yoktu. Şef mesai saatlerinde kaybolan babamı arama çalışmaları başlatmadan jandarmaya ve bize haber vermeden, umursamadan iş yerinden ben oraya varmadan biraz önce ayrılmış. Ben bu sırada ‘kamera var mı’ diye sordum. Bana kamera kayıtlarının çalışma alanını kapsamadığını söylediler. Yalnızca hurdalığı gören kameranın olduğunu söylediler. Ben de o kayıtlara bakmak istediğimi söyledim… Bu kadar tehlikeli bir işte çalışma alanını gösteren kameranın olmayışı kesinlikle sorumsuzluk değil midir?”

    Daha sonra su kuyularına baktıklarını anlatan Taran, “Kuyudan dönerken ben ‘jandarmaya haber verdiniz mi’ diye sordum. Ş.K. şefi aradı ve şefe ‘bu adam hala yok, jandarmayı arayalım mı’ diye sordu. Şefle konuşmasının ardından jandarmayı bile aramadığını öğrendim ve bana ‘sen bilirsin abim arayacaksan ara’ dedi, ben de hemen jandarmaya haber verdim. 19:23’te jandarmayı aradım ve durumu ihbar ettim.”

    ‘BU ANI ÖMÜR BOYU UNUTAMAYACAĞIM’

    Daha sonra annesi, ablası ve amcalarının da olay yerine geldiğini anlatan Taran, ifadesine şöyle devam etti:

    “Sabah çalışan kepçeci Adem abi kum yığınının üzerinde çöküntü yokken sonrasında kumun kaydığını fark etmiş ve bunu şefe bildirmiş. Şef bu bilgiyi ciddiye almamış. Bana bunu söylediklerinde doğrudan kum yığınına yöneldim. Orada yeni oluşmuş herkes tarafından fark edilebilecek kum yığını olduğunu gördüm. Ailemle birlikte kum yığınına odaklandık. Çevrede yine hiçbir güvenlik önlemi olmadan yaklaşık 20 metre yükseklikteki çok dik ve her an üzerimize yıkılacak şekilde duran kum yığınının altında babamı hiçbir yardımcı ekipman olmadan ellerimizle kazarak aramaya başladık. Peki size soruyorum, bu işi benim mi yapmam gerekiyordu? Jandarmayı benim mi aramam gerekiyordu? Bu anı ömür boyu unutamayacağım.

    İLK OTOPSİ RAPORU ‘DOĞAL ÖLÜM’ DEDİ

    İsmail Taran’ın ölümü sonrası yapılan ilk otopsi incelemesi ise tam bir skandal. Adli tıp doktoru tarafından 9 Ekim 2023 tarihinde hazırlanan otopsi raporunda “cesette travmatik-zorlayıcı bir etki sonucu öldüğünün tıbbi delillerine rastlanılmadığı, buna göre kişinin ölümünün “kendisinde mevcut kalp-damar hastalığı sonucu doğal nedenli” olduğu yazıldı.

    İsmail Taran’ın eşi Münevver Taran, ilk otopsi raporunda ‘doğal ölüm’ tespiti yapan adli tıp doktoru hakkında ‘görevi kötüye kullandığı’ gerekçesiyle Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulundu. Münevver Taran dilekçesinde, yaşanılan skandalı böyle anlattı:

    “Eşimin cesedinin sevkinin üzerinden 5 ay geçmesine rağmen halen otopsi inceleme raporları gelmeyince; 09.10.2023 günü Uşak Adli Tıp Kurumu’na durumu öğrenmek üzere gittim. Yetkili olduğunu söyleyen ve ismini vermek istemeyen kadın doktor; eşimin dosyasının evde kalp krizi sonucu ölüm olarak bildirildiğini, iş kazası olarak bildirilmediğini, buna göre rapor düzenlediklerini söylemiştir. Bunun üzerine benim yanımda Sivaslı Cumhuriyet Başsavcılığını arayıp eşimin iş kazası sonucu ölümünü teyit ederek acil raporu düzelteceklerini söylemiştir. ‘Bize iş kazası olduğu söylenseydi, direkt İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevk ederdik, bu kadar süre bizde beklemezdi’ demiştir.”

    Yanlış otopsi incelemesinin ortaya çıkması üzerine hemen ertesi gün ikinci bir düzeltme raporu savcılığa gönderildi. Raporda bu kez, “kişinin ölüm nedeninin kum yığını altında kalmaya bağlı karın-göğüs basısı sonucu gelişen mekanik asfiksi olmasının muhtemel olabileceği kanaati ile” dosyanın ayrıntılı bir değerlendirme yapılması için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevki istendi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya’da makinistlerden bir ayda ikinci grev

    Almanya’da makinistlerden bir ayda ikinci grev



    Alman Demiryolları’nın yük trenlerindeki makinistlerin iş bırakma eylemi 7 Aralık’ta yerel saatle 18.00’de, yolcu trenlerinde saat 22.00’de başladı.

    Makinistlerin 1 aydan kısa süre içindeki 2. grevinin bugün saat 22.00’de sona ermesi beklenirken, Alman Demiryolları, şehir içi, şehirler arası ve uzun mesafeli yük ve yolcu treni seferlerini etkileyeceğinden dolayı yolcuları sefer iptalleri ve gecikmelere hazırlıklı olmaları konusunda uyardı.

    GDL, taleplerine yönelik herhangi bir anlaşmaya varılamazsa makinistlerin iş bırakma eylemlerinin gelecek yılın başında “daha uzun ve daha yoğun” olacağı konusunda uyardı.

    GDL, daha önce 15-16 Kasım’da 20 saatlik grev yapmıştı.

    TALEPLER NE?

    Sendika, başta makinistler olmak üzere demir yolları şirketlerinde çalışanların maaşlarına aylık 555 avro zam ve enflasyonla mücadele için 3 bin avroya kadar ödeme talep ediyor.

    GDL, aynı zamanda ücretlerde herhangi bir kesinti olmaksızın çalışma saatlerinin haftada 38 saatten 35’e düşürülmesini istiyor.

    Deutsche Bahn, iş gücü sıkıntısı nedeniyle sendikanın çalışma saatlerinin düşürülmesi talebini kabul etmeyerek, 32 aylık bir toplu anlaşma süresi için çalışanların ücret ve maaşlarında yüzde 11 artış teklif etti. GDL, bu teklifi reddetti.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çalışanlar adına masaya oturacak: Türk-İş Başkanı asgari ücret pazarlığını başlatacakları rakamı açıkladı

    Çalışanlar adına masaya oturacak: Türk-İş Başkanı asgari ücret pazarlığını başlatacakları rakamı açıkladı



    Türkiye’de milyonlarca çalışan gözünü yeni belirlenecek olan asgari ücrete çevirdi. AKP’nin son yıllarda uyguladığı ekonomi politikası nedeniyle, “ortalama ücret” haline gelen asgari ücret, mevcut durumda açlık sınırının da altında kaldı.

    Ekonomistler ve çalışanlar yeni belirlenecek olan asgari ücretle ilgili beklenti ve tahminlerini dile getirirken, işçiler adına masaya oturacak olan Türk-İş’in Genel Başkanı Ergün Atalay, pazarlığa başlayacakları taban rakamı açıkladı.

    NTV’ye konuşan Atalay, pazarlığı 4 kişilik bir ailesinin açlık sınırı olan 14 bin 25 liradan başlatacaklarını söyledi.

    Çalışanlar adına masaya oturacak: Türk-İş Başkanı asgari ücret pazarlığını başlatacakları rakamı açıkladı - Resim : 1
    Türk-İş Başkanı Ergün Atalay

    ASGARİ ÜCRET YILDA BİR KERE BELİRLENECEK

    Son yıllarda rekor kıran enflasyonla birlikte, asgari ücret yılda iki defa belirleniyordu. Çalışanların enflasyon karşısında alım gücünü arttırmak amacıyla yapıldığı söylenen zamlardan birkaç ay sonra da maaşlar yine açlık sınırı altında kalıyordu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün yaptığı açıklamada asgari ücretin bundan sonra yılda bir kez belirleneceğini söyledi.

    Önümüzdeki dönemde, yıl ortasında asgari ücret enflasyon karşısında erise de zam yapılmayacağının sinyali verildi.

    AÇLIK SINIRI NE KADAR?

    Türk-İş’in açıkladığı rakamlara göre, Kasım ayında; dört kişilik ailenin aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 14.025 TL, gıda ile birlikte diğer tüm temel harcamaları için haneye girmesi gereken toplam gelir tutarı (yoksulluk sınırı) ise 45.686 TL oldu.

    Açlık sınırının 14 bin 25 TL olduğu Türkiye’de, net asgari ücret ise 11 bin 402 TL.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li Durmaz: Türkiye’nin ilk antimuan madeninde 25 işçi hukuksuzca işten çıkarıldı

    CHP’li Durmaz: Türkiye’nin ilk antimuan madeninde 25 işçi hukuksuzca işten çıkarıldı



    Tokat’ın Turhal ilçesindeki Türkiye’nin ilk antimuan madeni olarak bilinen ve 15 Temmuz darbe girişiminden sonra TMSF’ye devredilen maden ocağında çalışan 25 işçi geçen hafta “küçülmeye gidildiği” gerekçesiyle işten çıkarıldı. CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, işten çıkarılan işçilerin durumunu Meclis gündemine taşıdı. Durmaz, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    “İŞÇİLERİN SESİNE KULAK VERİN VE GERİ ALIN”

    “Turhal ilçemizde 90 yıllık antimuan madeninde geçtiğimiz hafta 25 kişi hukuksuzca işten çıkarıldı. Üç işçi ekmek ekmek ve yaşam mücadelesi için binanın çatısına çıktı, eylem yaptı. Biz de oradaydık. İşçiler hukuki yollara başvurdu ama işletme müdürü, işçilerin hukuki hak aramaktan vazgeçmezse diğer işçilerin tamamını da işten çıkarmakla tehdit etmektedir. Turhal Cumhuriyet Meydanı’nda eylemleri devam etmektedir. İşçilerin birçoğu da bu madende büyüklerini kaybetmiştir. İşçilerin sesine kulak verin ve geri alın.

    Şeker fabrikalarının özelleştirilmesinden sonra bu yanlışı Turhal kabul etmez. Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında yapılan bu yanlıştan dönülmelidir. Cumhuriyetimizin yüzüncü yılını ve Cumhuriyet Bayramı’nızı kutluyor, ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sermayenin milliyeti yok: Suriyeli patrona ‘işçi hakları’ ağır geldi: 29 işçi işten atıldı

    Sermayenin milliyeti yok: Suriyeli patrona ‘işçi hakları’ ağır geldi: 29 işçi işten atıldı



    Kocaeli’deki bir Suriyeli patron sendikaya üye olan işçileri gece yarısı işten attı.

    Helal gıda adı altında salam, sucuk, sosis üreten Amana Foods isimli firmanın sahibi Suriyeli Mazen Derawan 29 işçiyi sendikaya üye oldukları gerekçesiyle işten attı.

    Suriyeli patrona ‘işçi hakları’ ağır gelirken, toplu sözleşme de uygulamaya konulmadı.

    Yüksek Hakem Kurulu kararlarını da uygulamayıp, toplu sözleşme zamlarını vermeyen Derawan, kapı dışarı ettiği işçilerin yerine taşeron şirketten günlük işçi takviyesi yaptı.

    Söz konusu fabrikada, hijyen konusunda da büyük sorunlar olduğu bildirildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP’li Esenler Belediyesi’nde işçiler grevde: ”Maaşımız ödendiğinde yarısı vergiye gidiyor, bize hiçbir şey kalmıyor”

    AKP’li Esenler Belediyesi’nde işçiler grevde: ”Maaşımız ödendiğinde yarısı vergiye gidiyor, bize hiçbir şey kalmıyor”



    AKP’li Esenler Belediyesi temizlik işçileri düşük ücretler nedeniyle iş bıraktı.

    Eylemlerini Twitter hesabından duyuran işçiler, sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.

    Taşeron Belediye İşçileri Birliği tarafından yapılan paylaşımda şu ifadeler kullanıldı:

    “Esenler Belediyesi temizlik işçileri olarak eyleme kalkmış bulunmaktayız. Haklarımızı alamadığımızdan dolayı, kiraları ödeyemediğimizden dolayı. Hiçbir tane araba çıkmıyor. Maaşımıza zam yapılmıyor, maaşımız ödendiğinde ise yarısı vergiye gidiyor, bize hiçbir şey kalmıyor.”

    https://twitter.com/pebelediye/status/1691735324567671154?s=20


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çöl sıcakları büyük tehlike doğurdu: 13 milyon işçi ölümle burun buruna

    Çöl sıcakları büyük tehlike doğurdu: 13 milyon işçi ölümle burun buruna



    Temmuz ayı itibariyle yurt genelinde artan sıcaklıklar uzmanlara göre, önümüzdeki günlerde de devam edecek. Çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilecek sıcaklıkla ilgili uzmanlar, özellikle dışarıda çalışmak zorunda olan işçilere yönelik önlem alınması gerektiği konusunda uyarıyor.

    ‘TÜRKİYE’DE 13 MİLYON İŞÇİ SICAK HAVAYA MARUZ KALIYOR’

    Gazete Duvar’dan Pelin Akdemir’in haberine göre, Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), temmuz ayının ilk haftasında başlayan aşırı sıcaklıkların devam edeceği yönünde uyarılarda bulunuyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden yapılan uyarılara göre; temmuz ve ağustos ayında sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyredeceği tahmin ediliyor. Uzmanlar, küresel hava sıcaklığındaki rekor yükselişler nedeniyle sıcağa bağlı can kayıplarında artış yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.

    Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre, dünyada 1 milyardan fazla; Türkiye’de de 13 milyon işçi sıcak havaya maruz kalıyor. Özellikle açık havada çalışılmasını gerektiren tarım, inşaat, ulaşım, posta ve paket teslimatı, peyzaj, petrol ve gaz kuyusu operasyonları gibi iş kollarının yanı sıra trafik polisi, asker ve sporcular da sıcağa daha çok maruz kalıyor.

    ‘AÇIK ALANDA ÇALIŞANLAR DAHA DİKKATLİ OLMALI’

    Bursa Tabip Odası üyesi Dr. Bülent Aslanhan’a göre sıcak havalar birçok sağlık sorununu da beraberinde getiriyor. Sıcak havalarda iş hayatında isteksizlik, çabuk yorulma, sinirlilik hali, dikkatin çabuk dağılması, hata sıklığının artması gibi olumsuzluklar da görülebiliyor. Aslanhan, sıcağa maruz kalan işçilerin bundan korunacak bazı önlemlere ihtiyacı olduğunu söylüyor. Aslanhan, “Sıcak havalarda en sıkıntılı durum, doğrudan güneş ışınlarına maruz kalarak oluşuyor. Gerek günlük hayatımızda gerekse işyerimizde bazı basit önlemler ile bu maruziyetleri azaltabiliriz” diyor.

    Gündüz 10.00-16.00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmamasını söyleyen Aslanhan, işyerlerinde alınacak önlemler için şunları dile getiriyor: “İşyerimizde ofis ve atölye içlerinde çalışan kişilerin doğrudan güneş ışınlarına maruz kalma riskleri düşük olmakla birlikte açık alanda çalışan kişilerin daha dikkatli olmaları gerekir. Açık alanda çalışan kişilere, alanda bulundukları sürelerde koruyucu güneş şapkası ve mümkünse güneş gözlüğü kullanmalarını öneriyoruz. Dinlenme sürelerini mutlaka güneş almayan gölge bir ortamda kullanmalılar. Sıcak günlerde mevsim şartlarına uygun, pamuklu ve terletmeyen, açık renkli giysiler tercih etmeliyiz.”

    Sıcakların oluşturacağı en önemli sağlık sorunu terleme ile birlikte vücudun sıvı kaybetmesi. Aslanhan, sıvı kaybı nedeniyle oluşacak sağlık sorunlarını önlemek amacıyla günlük içilen su miktarının 3 litreyi geçmesi gerektiğini belirtiyor. Aslanhan, tansiyonu dengelemek için ayran/tuz ve maden suyunun tüketilmesini tavsiye ediyor.

    ‘GÜNEŞE MARUZ KALAN İŞÇİLER TEHLİKEDE’

    İş Güvenliği Uzmanı Deniz İpek, güneşe maruz kalarak çalışan tüm işçilerin can güvenliğinin tehlike altında olduğunu söylüyor. İpek, alınması gereken önlemleri şöyle sıralıyor: “Sağlık sorunu olan işçiler ile 50 yaşın üzerindeki tüm çalışanlar, gebe ve emziren işçiler ile engelli işçilere; bu tür sıcak günlerde ücretli izin verilmeli. Belirtilmiş risk grupları kapsamında yer almayan diğer işçiler içinse mümkünse gece çalışmasına geçilmeli. Buna imkân olmayıp gündüz çalışması gereken işçiler için uygun dinlenme alanları belirlenmeli ve dinlenme süreleri de artırılmalı. Ayrıca, işçiler için yeterli sıvı alma imkanları da sağlanmalı ve muhakkak ki ilk yardım ve acil müdahale ekipleri olası durumlara karşı hazır olmalı. Bunun yanında telekomünikasyon altyapısı arazi şartlarına uygun olmalıdır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***