Etiket: İran yaptırımları

  • G-7’den İran’a uyarı: Rusya’ya füze verirsen yeni yaptırımlar yolda

    G-7’den İran’a uyarı: Rusya’ya füze verirsen yeni yaptırımlar yolda


    Amerika Birleşik Devletleri ve G-7 grubundaki müttefikleri, ortak açıklama yaparak İran’ı, Rusya’ya balistik füze sağlama planını ilerletmesi halinde yeni yaptırımlar uygulayacağı konusunda uyardı.

    REKLAM

    Joe Biden yönetimi, Ukrayna ile savaş halindeki Rusya’nın azalan silah stoklarını yenilemek için çaba harcadığını ve bu çerçevede İran’dan yakın menzilli balistik füzeler talep ettiğini iddia ediyor.

    Washington, henüz füzelerin İran’dan Rusya’ya geçtiğini teyit etmedi. Ancak ABD’li yetkililer İran makamlarının bir anlaşmanın yakın olduğu yönündeki açıklamalarından endişe duyduklarını dile getiriyor.

    Biden yönetiminden üst düzey bir yetkiliye göre, G-7 ülkelerinin üzerinde düşündüğü yaptırım eylemlerinden biri, İran’ın ulusal havayolu şirketi Iran Air’in Avrupa’ya uçuşlarını yasaklamak.

    Aralarında ABD, Kanada, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya ve Japonya’nın bulunduğu G-7 grubu ülkelerinin liderleri, yaptıkları ortak açıklamada, “İran’ın Rusya’ya balistik füze veya ilgili teknolojileri teslim etmeye başlaması durumunda, önemli yeni yaptırımlar da dahil olmak üzere hızlı ve koordineli bir şekilde karşılık vereceğiz.” dedi.

    İran’ın BM Misyonu ise geçen ay yaptığı açıklamada balistik füze satışını engelleyecek herhangi bir yasal kısıtlama bulunmadığını ancak “Rusya-Ukrayna çatışması sırasında savaşı körüklememek için silah ticaretinden kaçınmanın ahlaki bir yükümlülük olduğunu” belirtmişti.

    ABD ve Avrupa halihazırda İran’a karşı bireyleri hedef alan ve Tahran’ın ticaret, finansal hizmetler, enerji, teknoloji ve diğer sektörlere erişimini sınırlayan kapsamlı yaptırımlar uyguluyor. 

    İran’a yönelik yaptırımlar, ABD’nin şu ana kadar herhangi bir ülkeye uyguladığı en geniş ve kapsamlı yaptırımlar olup binlerce kişi ve kuruluşu hedef alıyor. 

    Biden yönetimi, ocak ayında yaptığı açıklamada, ABD istihbarat yetkililerinin Rusya-İran anlaşmasının tamamlanmadığını tespit ettiklerini ancak Rusya’nın İran’dan füze almak için yürüttüğü müzakerelerin aktif bir şekilde ilerlediğinden endişe duyduklarını kaydetmişti.

    Beyaz Saray’ın iddiasına göre İran, eylül ayında Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’ya bir dizi balistik füze sistemlerini göstermek üzere Tahran’da ağırladı.

    ABD ve diğer müttefikleri, İran’a balistik füzelerle ilgili malzemelerin tedarikini, satışını veya transferini engellemeyi amaçlayan adımları daha önce atmışlardı. 

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, bugün Viyana’da düzenlenen bir basın toplantısında “İran’a bunu yapmaması için çok net mesajlar gönderdik, bu konu birçok ülke arasında önemli bir tartışma konusu” diye konuştu. 

    Biden yönetimi Kremlin’in Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta ihtiyaç duyduğu silahlar için İran ve Kuzey Kore’ye bağımlı hale geldiğini öne sürüyor. Bu iddialarını istihbarat raporları ile kanıtlamaya çalışıyor. 

    Rusya, Kuzey Kore’den balistik füzeler satın aldı ve Ukrayna’ya karşı kullandı. Ukraynalı yetkililer ise, Rus güçleri tarafından konuşlandırılan Kuzey Kore füzelerinin sık sık hedefi ıskaladığını öne sürüyor. 

    Beyaz Saray’a göre Rusya İran’dan yüzlerce tek yönlü (kamikaze) saldırı insansız hava aracı ve insansız hava aracı üretimiyle ilgili ekipman aldı. 

    Ayrıca Biden yönetimi, Tahran’ı, Moskova’nın doğusunda bir insansız hava aracı üretim tesisi kurmak için Rusya’ya malzeme sağlamakla da suçladı.

    İran önce Rusya’ya insansız hava aracı tedarik ettiğini reddetti. Daha sonra Rusya’nın Ukrayna işgali başlamadan kısa bir süre önce az sayıda sattığını kabul etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 6 milyar dolar transfer edildi, İran ile ABD arasında mahkum değişimi yapılacak

    6 milyar dolar transfer edildi, İran ile ABD arasında mahkum değişimi yapılacak


    10 Ağustos’ta açıklanan anlaşma, İran’ın dondurulmuş halde bulunan 6 milyar dolarının Katar’daki hesaplara aktarılmasının ardından ABD’de bulunan 5 İranlı mahkuma karşılık İran’da bulunan 5 Amerikalı mahkumun değişimini içeriyor.

    Katar, İran’a ait 6 milyar dolarlık dondurulmuş fonun Doha’daki banka hesaplarına aktarıldığını onayladı.

    REKLAM

    İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani de 5 İranlı ile 5 Amerikalının değiş tokuş edileceği mahkum takasının bugün yapılacağını açıkladı.

    Reuters’e konuşan bir kaynak Katar aracılığıyla İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında varılan mahkum değişimi anlaşmasının ön şartı olan transferin tamamlandığını söyledi.

    Aynı kaynak Katar’a ait bir uçağın 5 Amerikalıyı Doha’ya getirmek üzere İran’da hazır bekletildiğini belirtti.

    10 Ağustos’ta açıklanan anlaşma İran’ın yaptırımlar kapsamında Güney Kore’de dondurulmuş halde bulunan 6 milyar dolarlık petrol gelirlerinin İsviçre üzerinden Katar’daki hesaplara aktarılmasının ardından ABD’de bulunan 5 İranlı mahkuma karşılık İran’da bulunan 5 Amerikalı mahkumun değişimini içeriyordu.

    Serbest kalacak Amerikalılar Emad Sharqi, Morad Tahbaz, Siamak Namazi ve isminin açıklanmasını istemeyen iki kişiden oluşurken serbest bırakılacak İranlı mahkumların isimleri paylaşılmadı.

    Aylar süren dolaylı görüşmelerin ardından varılan anlaşmanın başarılı bir şekilde tamamlanması ile olası bir nükleer anlaşmaya olanak sağlayacak güven ortamının oluşmasına katkıda bulunması bekleniyor.

    ABD ve İran iki ülke arasındaki gerilimi düşürmek ve Tahran’ın nükleer programı konusunda bir uzlaşıya varmak için görüşmeleri sürdürüyor. Görüşmeler kapsamında İran’dan Amerikalıları hedef alan saldırılar düzenlememesi ve uranyum zenginleştirme faaliyetini nükleer silah seviyesinin altı olan yüzde 60 ile sınırlandırmasını istiyor.

    ABD ayrıca İran’ın Rusya’ya İHA ve askeri yedek parça satmasını durdurmak istiyor. Öte yandan İran, Rusya’ya silah ihraç ettiği iddialarını reddediyor.

    ABD Başkanı Joe Biden, 2015 yılında İran ile imzalanan fakat Eski Başkan Donald Trump’ın tek taraflı olarak çekilmesi ile çöken nükleer anlaşmayı canlandırmak için gösterdiği çabalar sonuçsuz kalmıştı. 

    İran’ın istemesi durumundan iki hafta içerisinde nükleer silah üretebilecek kapasiteye ulaştığını düşünen uzmanlarsa artık anlaşmaya geri dönüşün mümkün olmadığını savunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Savaşın eşiğinden dostluğa’: İran ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin tarihçesi

    ‘Savaşın eşiğinden dostluğa’: İran ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin tarihçesi


    İran ve Suudi Arabistan Çin’in arabuluculuğunda yedi yıldan uzun bir süre sonra ilişkileri düzeltme ve diplomatik temsilcilikleri yeniden açma konusunda anlaştı.

    Çin’de bir araya gelen iki ülke temsilcisi, iki ay içinde elçilik ve misyonlarını yeniden açacaklarını ve 20 yıldan uzun bir süre önce imzalanan güvenlik ve ekonomik işbirliği anlaşmalarını uygulayacaklarını duyurdu.

    Pekin’in Tahran ve Riyad arasında aldığı rol, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) on yıllardır güvenlik ve diplomatik girişimlerini geride bırakarak ana arabulucu olduğu Orta Doğu’daki dinamikleri sarstı.

    Peki iki ülke ilişkilerinin yakın tarihinde neler yaşandı? Hangi krizler ilişkilerde kilit rol oynadı? 

    1979 – İran Devrimi

    Suudi Arabistan, İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’nin İslam Devrimi sırasında Şii Müslüman din adamları tarafından devrilmesine tepkili bir tutum takındı.

    1980-1988 – İran-Irak savaşı

    İran yönetimi, Bağdat’ın kimyasal silah kullandığı 1980-88 İran-Irak savaşı sırasında Irak’a verilen destekten dolayı Suudi Arabistan’a tepki gösterdi.

    1987-88 – Mekke

    Suudi Arabistan ve İran arasındaki ilişkiler Temmuz 1987’de Müslümanların kutsal kenti Mekke’de çıkan çatışmalarda 275’i İranlı 402 hacının ölmesiyle kopma noktasına geldi. İran’ın başkenti Tahran’daki protestocular Suudi elçiliğini işgal etti ve Kuveyt elçiliğini ateşe verdi. 

    Bir Suudi diplomat elçilik binasından düşerek ağır yaralandı ve hayatını kaybetti. Riyad da Tahran’ı diplomatın Suudi Arabistan’daki bir hastaneye naklini geciktirmekle suçladı. Bu olayın ardından Suudi Arabistan Kralı Fahd, 1988’de İran ile ilişkileri kesti. 1991’e kadar iki ülke arasında bir görüşme olmadı.

    1997 – Zirve

    Suudi Veliaht Prensi Abdullah, İslam Devrimi’nden bu yana ilk defa aralık ayında İslami bir zirve kapsamında İran’ı ziyaret eden en üst düzey Suudi isim oldu.

    1999 – İlişkilerde iyileşme sinyalleri

    İran Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi 1997’deki ilk zaferinden sonra Riyad’la yakınlaşmak için girişimlerde bulundu. 2001’de yeniden seçimleri kazanmasının ardından Suudi Kralı Fahd, seçim başarısından dolayı kendisini kutlayarak bunun “reformist politikasının bir onayı” olduğunu söyledi. Bu mesajın ardından Hatemi de 1979’dan bu yana ilk kez Suudi Arabistan’ı ziyaret etti. İki ülke arasında Nisan 2001’de imzalanan güvenlik anlaşması ile ilişkiler iyileşme yoluna girdi.

    2003-2012 Bölgesel gerilimler yükselişte

    2003’te Irak’ta Saddam Hüseyin’i deviren Amerika Birleşik Devletleri (ABD) öncülüğündeki işgal, ülkedeki Şii çoğunluğun güçlenmesine ve siyasi çizginin İran’a doğru kaymasına neden oldu.

    Suudi Arabistan’a yakınlığı ile bilinen Lübnanlı Refik el-Hariri’nin 2005’te öldürülmesi, İran ve Suriye’nin de aralarında bulunduğu ülkelerle ABD müttefiki Sünni Arap ülkelerini karşı karşıya getiren bir iktidar mücadelesine zemin hazırladı. Bu sırada Lübnan’da İran destekli Hizbullah hızla büyümeye ve güçlenmeye başladı. 

    Yaklaşık 15 yıl sonra, Birleşmiş Milletler destekli bir mahkeme Hariri cinayetiyle ilgili olarak üç Hizbullah üyesini gıyabında mahkum etti. Hizbullah ise kararı tanımadı. 

    2006’da İsrail ve Hizbullah arasında yaşanan savaş, iki taraf arasında farklı ittifakların kurulduğu şüphelerinin artmasına neden oldu. İran’ın nükleer enerji programı ve Hatemi yerine sert milliyetçi halefi Mahmud Ahmedinejad yönetiminin Körfez bölgesindeki girişimleri Suudilerde bu bölgeye Tahran’ın hakim olmaya çalışltığı yönündeki endişelerin derinleşmesine neden oldu.

    Wikileaks internet sitesinde yayınlanan ve dünyada büyük yankı uyandıran belgelerin birinde ise Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ın 2008 yılında kendi diplomatlarına ABD’nin “yılanın başını kesmesi gerektiğini” söylediği işaret edilmişti. 

    2011 – Arap Baharı

    Suudi Arabistan, demokrasi yanlısı ayaklanmaların Tunus ve Mısır’dan doğuya, Körfez’e doğru ilerlemesini endişe ile karşıladı. Bahreyn’deki protestolar, adadaki Şii çoğunluğun iktidarı ele geçirmesi ve İran’la ittifak kurması korkusu nedeniyle “kırmızı çizgi” olarak görülüyordu.

    Suudi birlikleri bu noktada Bahreyn’in Sünni kraliyet ailesinin talebi üzerine devreye girerek Bahreynli Şiilerin ayaklanmalarını bastırmaya yardımcı oldu. Riyad, polis ve Şiiler arasında çıkan çatışmaların ardından bazı Şiileri yabancı bir devletle (İran) işbirliği yapmakla suçladı.

    ABD, Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisine suikast düzenlemeye yönelik bir İran planını ortaya çıkardığını açıkladı. Riyad kanıtların çok güçlü olduğunu ve Tahran’ın bedel ödeyeceğini söyledi. İran ise Amerikan açıklamasını Tahran ile Riyad’ın arasını açmayı amaçlayan bir uydurma olarak nitelendirerek reddetti.

    2011 – Suriye iç savaşı, ABD-İran ilişkileri, nükleer müzakereler

    Ilımlı politikacıları ile tanınan Hasan Ruhani’nin Haziran 2013’te İran Cumhurbaşkanı seçilmesi İran’ın şimdiye kadarki çatışmacı dış politikasını uzlaşmacı bir yöne çevirdi. İran aynı yılın kasım ayında nükleer faaliyetlerini sınırlandırmak için Batılı ülkelerle geçici bir anlaşma imzaladı. Bu sayede İran’ın Körfez bölgesindeki Arap komşuları ile arasındaki ilişkiler iyileşmeye başladı.

    Suudi Arabistan liderliğindeki Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi aralıkta İran ile “içişlerine karışmama” temelinde iyi komşuluk ilişkileri kurulması çağrısında bulundu.

    Ancak İran-Suudi ilişkileri, Suriye’deki iç savaşa da yansıyan bölgesel güç mücadelesi nedeniyle durma noktasında olmayı sürdürdü. Riyad, Tahran’ın yakın müttefiki olan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı savaşan isyancıların önde gelen destekçilerinden biri.

    2015’te ise Yemen kirizi iki ülkenin adeta “düşman” olmasına neden oldu. İran’a bağlı bir grubun başkent Sana’da hükümeti devirmesi sonrasında yılında Suudi Arabistan, Batı destekli bir koalisyonun başında Husi hareketine karşı ülkeye askeri müdahalede bulundu. 

    2016 – Suudi Arabistan’da idamlar, İran’da karşı protestolar

    Suudi Arabistan 2 Ocak 2016 tarihinde aralarında önde gelen Şii din insanı Nimr el-Nimr’in de bulunduğu yaklaşık 50 kişiyi idam etti. Tahran’daki protestocular Suudi elçiliğine saldırdı. İran’ın en üst düzey lideri Ayetullah Ali Hamaney ise Nimr’in idamı için “ilahi intikam” sözü verdi.

    Bu açıklamadan bir gün sonra Suudi Arabistan İran ile ilişkilerini kesti. İran ise 7 Ocak’ta Suudi Arabistan’ı Yemen’deki büyükelçiliğine hava saldırısı düzenlemekle suçladı. Suudi yetkililer bu iddiayı propaganda olarak nitelendirerek reddetti.

    29 Mayıs 2016’da İran, Suudi Arabistan’ı “sabotaj” yapmakla ve hacıların güvenliğini sağlayamamakla suçlayarak hacılarının yıllık hac ziyaretine katılmalarını yasakladı.

    2019’dan bugüne

    14 Eylül 2019’da Suudi Arabistan, petrol tesislerine yapılan ve krallığın arzının yarısını kesen saldırılardan İran’ı sorumlu tuttu. İran olayla ilgisini reddetti; Yemen’deki İran yanlısı Husi grubu saldırıların sorumluluğunu üstlendi.

    Suudi Arabistan Aramco saldırısında İran’ı suçladı, ABD ise ‘saldırı savaş nedeni’ dedi 

    3 Ocak 2020’de İranlı askeri komutan Kasım Süleymani, Bağdat’ta bir ABD insansız hava aracı saldırısında öldürüldü.

    9 Nisan 2021’de İran ve Suudi Arabistan, Bağdat’ın ev sahipliğinde ilk doğrudan görüşmelerini gerçekleştirdi. Nisan 2021 ile Eylül 2022 arasında, çoğunlukla Irak ve Umman’ın arabuluculuğunda dört tur görüşme yapıldı.

    İran 13 Mart 2022’de, planlanan beşinci tur öncesinde, Suudi Arabistan’da aktivistlerin 41 Şii Müslüman’ı da içerdiğini söylediği toplu idamlardan bir gün sonra görüşmelerden çekildi.

    21 Nisan 2022’de ise beşinci tur görüşmeleri gerçekleştirildi.

    19 Ekim 2022’de İran lideri Hamaney’in başdanışmanı Suudi ve İran elçiliklerinin yeniden açılması çağrısında bulundu.

    Çin Devlet Başkanı Şi Cinping 9 Aralık 2022’de Suudi Arabistan’ı ziyaret etti ve Veliaht Prens Muhammed bin Salman ile görüştü. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Şi ile görüşmek üzere 16 Şubat 2023’te Çin’i ziyaret etti.

    İran ve Suudi Arabistan 11 Mart 2023’te, yıllar süren düşmanlığın ardından Çin’in aracılık ettiği bir anlaşmayla ilişkileri yeniden kurmayı kabul etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Azerbaycan’ın Tahran Büyükelçiliğine silahlı saldırı düzenlendi, saldırgan yakalandı

    Azerbaycan’ın Tahran Büyükelçiliğine silahlı saldırı düzenlendi, saldırgan yakalandı


    Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, Tahran’daki büyükelçiliklerine silahlı saldırı düzenlendiğini, güvenlik amirinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

    Bakanlıktan yapılan açıklamada, Bakü saatiyle 08.30 sıralarında Azerbaycan’ın Tahran Büyükelçiliğine silahlı saldırı düzenlendiği bildirildi.

    Açıklamada, kalaşnikof otomatik silahla ateş açan saldırganın büyükelçiliğin güvenlik amirini katlettiği, iki güvenlik görevlisini ise yaraladığı belirtildi. 

    Olaya ilişkin değerlendirmede bulunan Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu, Azerbaycan’ın Tahran Büyükelçiliğine yapılan hain saldırıyı en güçlü şekilde kınadıklarını, “Can Azerbaycan’ın her daim yanında olduklarını” vurguladı.

    Saldırgan yakalandı

    İran’daki Tahran Polis Komutanı Hüseyin Rahimi, Azerbaycan’ın  Tahran Büyükelçiliğine silahlı saldırı düzenleyen saldırganın yakalandığını söyledi.

    Fars Haber Ajansı’na göre, Rahimi, sabah saatlerinde başkent Tahran’da meydana gelen silahlı saldırıyla ilgili bilgi verdi. 

    Rahimi, “Azerbaycan Büyükelçiliği çalışanlarının elçiliğe girişleri sırasında bir kişi silahlı saldırı düzenledi ve bir kişinin ölümüne, iki kişinin yaralanmasına neden oldu.” dedi. 

    Saldırganın yakalandığını aktaran Rahimi, “Saldırgan iki küçük çocukla binaya giriyor. İlk belirlemelere göre saldırıyı şahsi ve ailevi sorunlar nedeniyle düzenlediği belirlendi.” ifadelerini kullandı.

    Dağlık Karabağ ve İsrail gerginliği

    Sınır komşusu iki ülke arasındaki ilişkilerde Dağlık Karabağ meselesi nedeniyle uzun süredir gergin. Gerginliğin arkasında genel olarak İran’ın Ermenistan’la;  Azerbaycan’ın da İsrail’le olan ilişkileri yatıyor.

    Dağlık Karabağ bölgesinde Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki çatışmalarda Tahran yönetiminin Erivan’a yakın durması Bakü’yü kızdırıyor. İran Ekim ayında Azerbaycan sınırı yakınlarında bir askeri tatbikat başlatarak, İslam Cumhuriyeti’ni sarsan ülke çapındaki protestoların ortasında savaş gücünü gösterdi. 

    Öte yandan Azerbaycan, Tahran’ın bölgedeki en büyük düşmanlarından biri olarak gördüğü İsrail ile de yakın ilişkiler içinde. Azerbaycan’ın İsrail’le silah ve askeri anlaşmalar yapması ve son olarak Tel Aviv’e büyükelçi ataması İran’ın tepkisine neden oluyor.

    İran, ülkenin kuzeyinde yaşayan Azeri halkın Tahran’a karşı ayaklanmasından da endişe duyuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB: İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu terör listesine almak için önce mahkeme kararı gerekli

    AB: İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu terör listesine almak için önce mahkeme kararı gerekli


    Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun AB’nin terör listesine alınmasının ancak üye ülkelerden birinde verilecek mahkeme kararı sonrasında mümkün olabileceğini söyledi.

    Bu arada Reuters, bununla birlikte AB ülkelerinin Brüksel’deki bugünkü dışişleri bakanları toplantısında üye ülkelerin İran’daki insan hakları ihlalleriyle ilgili 37 kişiyi daha yaptırımlar listesine alacağını duyurdu.

    AB ülkelerinin Brüksel’deki dışişleri bakanları toplantısının girişinde konuşan Borrell, bir gazetecinin İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun terör listesine alınıp alınmayacağına yönelik sorusu üzerine, “Bakın, bununla ilgili birçok ilginç fikir var. Ancak bu mahkeme kararı olmadan karar verilemeyecek bir şey. ‘Senden hoşlanmıyorum, bu yüzden terörist sayıyorum’ diyemezsiniz. Bunun için önce üye ülkelerden birinde somut bir kınama, yasal bir beyan olmalı. Sonrasında biz Avrupa düzeyinde konu üzerinde çalışırız.” diye konuştu.

    Borrell, bakanların bugün yalnızca insan hakları çerçevesinde bireylere yönelik yeni yaptırımları ele alacaklarını bildirdi.

    Avrupa Parlamentosu’nda (AP) 19 Ocak’ta kabul edilen karar tasarısında, İranlı liderlere yaptırım ve Devrim Muhafızları Ordusu’nun AB’nin terör listesine alınması talep edilmişti. İran Meclisi de buna karşılık hükümete AB ülkelerinin ordularını terör listesine alma çağrısı yapan karşı tasarı hazırlamıştı.

    Ukrayna

    Borrell, bakanların gündemindeki en önemli konunun Ukrayna’daki savaş olacağını vurgulayarak, Ukrayna’ya ek mali yardım konusunda üye ülkelerin dışişleri bakanlarının uzlaşacağı yönünde umutlu olduğunu ancak bugün resmi bir karar alınmayacağını söyledi.

    Yüksek Temsilci, geçen hafta Almanya’da yapılan Ukrayna Savunma Temas Grubu toplantısından sonra, birçok üye ülkenin askeri taahhütler verdiğini ve sağlanacak askeri desteğin seviyesinin bakanlar tarafından bugün de ele alınacağını dile getirdi.

    Borrell, Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba’nın da toplantıda hazır bulunacağını duyurdu.

    Filistin

    Bakanların gündemindeki önemli bir diğer konunun Filistin olduğunu belirten Borrell, Filistin’in içinden geçtiği zor durumda birlikte nasıl daha iyi çalışılabileceğini görüşeceklerini bildirdi.

    Borrell, “sahadaki durumun kesinlikle çok endişe verici” olduğunu ifade ederek, öğle yemeğinde gayriresmi toplantı için Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye ile bir araya geleceklerini kaydetti

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD’den ‘Rusya ve İran tam savunma ortaklığına gidiyor’ uyarısı

    ABD’den ‘Rusya ve İran tam savunma ortaklığına gidiyor’ uyarısı


    ABD yönetimi, Rusya’nın İran’a hava savunma sistemleri, helikopterler ve savaş uçakları da dahil olmak üzere bir dizi gelişmiş askeri yardım sağlamak için harekete geçtiğini öne sürdü. Tahran’ın ise Ukrayna savaşında kullanılan İHA’lar göndererek Moskova’ya destek olduğu belirtildi. 

    Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, Rusya’nın İran’a daha önce görülmediği kadar askeri ve teknik destek sağladığını, iki ülkenin ilişkilerinin “tam teşekküllü bir savunma ortaklığına” dönüştüğünü söyledi.

    Kirby, Zoom üzerinden Beyaz Saray muhabirlerine ABD’nin dış politikasındaki son gelişmeleri değerlendirdi ve istihbarat raporlarına dayanarak gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    İran’ın Rusya’ya Ukrayna’da kullanmak üzere İHA desteği sağladığını belirten Kirby, “Bunun karşılığında Rusya da İran’a daha önce görülmeyen derecede askeri ve teknik destek sağlıyor. İki ülkenin ilişkileri tam teşekküllü bir savunma ortaklığına dönüşüyor. Bu durum sadece Ukrayna’ya değil, İran’ın bölgedeki komşularına da tehdit teşkil ediyor. Bu bilgiyi Orta Doğu’daki ve dünyadaki ortaklarımızla paylaştık.” dedi.

    Kirby, İran’ın Rusya’nın askeri anlamda “bir numaralı destekçisi” olduğunu kaydederek, ağustos ayından bu yana İran’ın Ukrayna’ya yüzlerce İHA verdiğini vurguladı.

    “Ukrayna’da insanlar, İran’ın eylemleri nedeniyle ölüyor.” ifadesini kullanan Kirby, İran’ın desteğini gelecek aylarda da arttıracağını ve Rusya’ya yüzlerce balistik füze satmayı düşündüğünü aktardı.

    “Moskova, Tahran’a helikopter ve hava savunma sistemi gibi ekipman desteği veriyor olabilir”

    Kirby, “Moskova ve Tahran’ın Rusya’da silahlı İHA üretmek için ortak bir üretim bandı kurmayı düşündüğüne ilişkin haberleri de gördük. İran’ı yolundan dönmeye ve bu adımları atmamaya davet ediyoruz.” dedi.

    Rusya’nın da İran ile silah geliştirme gibi alanlarda iş birliği arayışında olduğunu dile getiren Kirby, “Rusya’nın İran’a gelişmiş askeri malzemeler verme niyeti olduğundan endişe duyuyoruz. Moskova, Tahran’a helikopter ve hava savunma sistemi gibi ekipman desteği veriyor olabilir.” ifadesini kullandı.

    Kirby, bölgedeki güvenliğin sağlanması ve iki ülkenin bu eylemlerinden vazgeçmesini sağlamak için ellerinden geleni yapacaklarını da sözlerine ekledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail ile ABD arasında 3 milyarlık askeri helikopter ve ikmal uçağı satın alım anlaşması

    İsrail ile ABD arasında 3 milyarlık askeri helikopter ve ikmal uçağı satın alım anlaşması


    İsrail, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile 3,1 milyar dolar değerinde askeri helikopter ve ikmal uçağı satın alımı konusunda anlaşmaya vardı.

    İsrail Savunma Bakanlığı, ABD’den 12 adet Lockheed Martin marka CH-53K tipi helikopter ve Boeing’den de iki adet KC-46 tipi yakıt ikmal uçağı satın almak için anlaştıklarını açıkladı.

    Bakanlık 6 ilave helikopter satın alma seçeneğinin de bulunduğu anlaşmanın İsrail’in hava kuvvetleri kapasitesinin yükseltilmesi çerçevesinde gerçekleştirildiğini kaydetti.

    İlk helikopterlerin 2026’da teslim alınacağının ifade edildiği açıklamada, yakıt ikmali uçaklarının ise teslimat tarihinin 2025’ten önce olmayacağı kaydedildi.

    Bu tarihin Tel Aviv tarafından öne çekilmek istendiği ve toplamda 4 adet uçak alınması hedeflendiği belirtiliyor. Zira İsrail medyası, yakıt ikmal uçaklarının İran’ın nükleer tesislerini hedef alabilecek bir hava saldırısı için çok önemli olabileceğini öne sürdü. Fakat Savunma Bakanlığı hava kuvvetlerindeki ikmal uçaklarının yeterli kapasitede olduğunu belirtiyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İran’dan petrolü kaçak satma ve parayı gizlice ülkeye sokma itirafı

    İran’dan petrolü kaçak satma ve parayı gizlice ülkeye sokma itirafı


    İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhsin Rizayi, ABD yaptırımları nedeniyle petrolü kaçak yollarla sattıklarını ve karşılığında aldıkları parayı da ülkeye gizlice getirdiklerini söyledi.

    İran resmi ajansı IRNA’nın haberine göre, Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin Ekonomi İşlerinden Sorumlu Yardımcısı Rızayi, ABD yaptırımlarını aşma yollarıyla ilgili açıklamada bulundu.

    ABD yönetiminin 3 yıldır “yasal gerekçe olmadan” İran’ı ekonomik ablukaya aldığını belirten Rızayi, “Petrolümüzü kaçak satıyoruz ve karşılığında elde ettiğimiz doları kurun yükselmemesi için ülkeye gizli bir şekilde getirmek zorunda kalıyoruz.” dedi.

    İçerideki yaptırımların dışarıdaki yaptırımlardan daha tehlikeli olduğunu savunan Rızayi, müteşebbislerin ve gençlerin önünü kapatan engelleri kaldırmaya çalıştıklarını ifade etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan: Nükleer müzakereler ‘çok yakında’ yeniden başlayacak

    İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan: Nükleer müzakereler ‘çok yakında’ yeniden başlayacak


    İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Batılı ülkelerle yapılan nükleer müzakerelerin “çok yakında” yeniden başlayacağını söyledi.

    Abdullahiyan, İngiltere, Fransa, Rusya, Çin ve Almanya’ya atıfta bulunarak, “Şu anda Viyana müzakere dosyalarını gözden geçiriyoruz ve çok yakında İran’ın 4 +1 müzakereleri yeniden başlayacak” dedi.

    Birleşmiş Milletler 76. Genel Kurul görüşmeleri için bulunduğu New York’ta gazetecilerin sorularını cevaplayan Abdullahiyan, “İran’daki yeni hükümetin dış politikasında somut, doğrulanabilir sonuçlara yol açacak yapıcı bir müzakere türü görüyoruz.” ifadesini kullandı.

    Üst düzey bir İranlı yetkili, Abdullahiyan’ın kullandığı “çok yakında” ifadesinin ne anlama geldiği sorulduğunda, “birkaç gün anlamına gelebilir, birkaç hafta anlamına gelebilir. İnceleme sürecini bitirir bitirmez, vakit kaybetmeden müzakere masasına döneceğiz” diye konuştu.

    “ABD’den zerre kadar olumlu eylem görmedik”

    Beyaz Saray’dan “diplomatik çelişkili mesajlar” aldıklarını söyleyen Abdullahiyan, “Son birkaç ayda, ABD yönetiminin zerre kadar olumlu bir eylemi görmedik.” dedi.

    Avrupalıların aracılık ettiği görüşmeler, tarafların, ABD’nin eski başkanı Donald Trump’ın çekildiği 2015 anlaşmasına geri dönmesi üzerine kurulu.

    Avrupa ülkeleri, Kapsamlı Ortak Eylem Planı olarak bilinen anlaşmayı başlatmaya çalışıyor. Trump, anlaşmanın bir parçası olarak Washington’un kaldırdığı İran yaptırımlarını yeniden başlatmıştı. Bunun üzerine Tahran da taahhütlerinin çoğundan geri adım attı. Trump’ın halefi Joe Biden anlaşmaya geri dönmek istediğini belirtti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD: İran’ın yeni Cumhurbaşkanı, işlediği insan hakları ihlallerinden sorumlu tutulacak

    ABD: İran’ın yeni Cumhurbaşkanı, işlediği insan hakları ihlallerinden sorumlu tutulacak


    Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, insan hakları ihlalleri suçlamasıyla ABD’nin yaptırım listesinde bulunan, İran’da yeni seçilen Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile ilgili “Yeni Cumhurbaşkanı, işlediği insan hakları ihlallerinden sorumlu tutulacak.” diye konuştu.

    Psaki, Beyaz Saray’da düzenlediği günlük basın toplantısında gündemi değerlendirdi ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    İran’daki yönetim değişikliğinin ardından bu ülke ile nükleer görüşmelerin nasıl devam edeceğinin sorulması üzerine, “Başkan Joe Biden, bu görüşmelerde karar verici kişi olarak İran Lideri Ali Hamaney’i görüyor. Bu durum seçimlerden önce de öyleydi, bugün de öyle, muhtemelen ilerde de öyle olacak.” dedi.

    İran yönetimine “siyasi tutuklular” ve “insan hakları” çağrısı

    Psaki, İran’da yeni seçilen Cumhurbaşkanı Reisi’nin geçmişteki insan hakları ihlalleriyle ABD’nin yaptırım listesinde olduğunun anımsatılması üzerine, “Yeni Cumhurbaşkanı, işlediği insan hakları ihlallerinden sorumlu tutulacak. İran yönetimine siyasi tutukluların serbest bırakılması, insan hakları ve temel özgürlüklere saygı duyulması için güçlü bir çağrıda bulunuyoruz.” diye konuştu.

    İran ile nükleer görüşmelerin sürdüğünün ancak henüz herhangi bir anlaşmaya varılmadığının altını çizen Psaki, “İran dünya sahasında, insan hakları ya da bölgedeki ilişkileri gibi konularda dünyada iyi bir aktör değil. Biz ulusal çıkarlarımız için bir nükleer anlaşma peşindeyiz ancak bu noktayı atlamayacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

    Biden- Gani görüşmesini değerlendirdi

    Psaki, Biden’ın 25 Haziran Cuma günü Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani ile yapacağı görüşmeye de “çok değer verdiğini” belirtti.

    Sözcü Psaki, Biden ve Gani’nin söz konusu görüşmede ortak çalışma alanlarını ve insan hakları yardımları mevzusunu görüşeceklerini kaydetti.