Etiket: insan hakları savunucusu

  • Kavala, 2023 Vaclav Havel Ödülü için üç kişilik aday listede

    Kavala, 2023 Vaclav Havel Ödülü için üç kişilik aday listede


    Ödülü kazanan isim, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) genel kurulunun 9 Ekim’de Strasbourg’da başlayacak genel kurul toplantılarında belli olacak

    Türkiye’de cezaevinde bulunan iş insanı Osman Kavala, Avrupa Konseyi’nin 2023 Vaclav Havel İnsan Hakları Ödülü için daraltılmış üç kişilik aday listesine alındı.

    REKLAM

    Çekya’nın başkenti Prag’da toplanan 5 kişilik ödül komitesi, Kavala ile birlikte Polonya’daki insan hakları ve kadın hakları aktivisti Justyna Wydrzynska ile Ukraynalı insan hakları savunucusu Yevgeniy Zakharov’u da üç kişilik listeye aldı.

    Ödülü kazanan isim, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) genel kurulunun 9 Ekim’de Strasbourg’da başlayacak genel kurul toplantılarında belli olacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’de siyasi görüşünden dolayı ayrımcılık yaşadığını söyleyenlerin oranı yüzde 54,3.

    Türkiye’de siyasi görüşünden dolayı ayrımcılık yaşadığını söyleyenlerin oranı yüzde 54,3.


    İnsan hakları alanında çalışmalar yapan Eşit Haklar için İzleme Derneği ‘Türkiye’de Ayrımcılık Araştırması Kasım 2022’ raporunu açıkladı.

    Dernek 26 ilde 1531 kişi ile ayrımcılığa uğrayıp uğramadığına dair görüşmeler gerçekleştirdi.

    Raporda yer alan verilere göre, Türkiye’de siyasi görüşünden dolayı her zaman ayrımcılığa uğradığını düşünenlerin oranı yüzde 54,3.

    Ankete katılınların yüzde 25,8’i etnik kökene dayalı ayrımcılığa her zaman maruz kaldığını belirtirken, yüzde 26,5’i dini inanca veya inançsızlığa dayalı ayrımcılığa, yüzde 36,6’sı da göçmen olduğu için ayrımcılığa maruz kaldığını söyledi.

    Yine ülkede her zaman cinsiyete dayalı ayrımcılığa uğradıklarını düşünenlerin oranı yüzde 36,3.

    2020’de siyasi görüşünden dolayı ayrımcılığa uğradığını düşünenlerin oranı yüzde 51

    2018 yılında siyasi görüşünden ötürü ayrımcılığa maruz kalanların oranı yüzde 42 iken, bu oran 2020’de yüzde 51,1’i buluyor.

    Dini inancından dolayı ayrımcılığa maruz kalanların oranı da neredeyse iki katı artıyor. 2018’de ankete katılanların yüzde 27’si dini inancından ötürü ayrımcılık yaşadığını belirtirken, iki yıl sonra bu oran yüzde 43,9 oluyor.

    Raporda, etnik kökenli ayrımcılığa maruz kalanların oranı 2018’de yüzde 26 iken, 2020’de yüzde 46,2. Bununla birlikte 2018’de cinsiyetinden dolayı ayrımcılığa maruz kalanların oranı yüzde 34 olurken, 2020’de bu oran yüzde 46,3.

    Toplumun yüzde 36,3’ü dini hizmetler veya din kurumlarında hiç bir zaman ayrıcımlık olmadığını düşünüyor

    Eşit Haklar için İzleme Derneği’nin yürüttüğü çalışmada, ayrımcılığın en fazla yapıldığı alan/kurumlar yüzde 38,3 ile iş hayatında devlet sektöründe.

    İş hayatında özel sektörde ayrımcılığın en fazla yapıldığı alanlar olarak görülüyor, oranı yüzde 34,7. Bunu yüzde 31,5 ile devlet kurumları veya belediyeler tarafından sunulan sosyal yardımlar takip ediyor.

    Dini hizmetler veya din kurumlarında hiç bir zaman ayrcımlığın olmadığını söyleyenlerin oranı ise yüzde 36,3

    Rapora katkıda bulunanların yüzde 40,5’i yaşadığı ayrımcılığın siyasi görüşünden kaynaklandığını ifade ederken, yüzde 22,3’ü cinsiyete dayalı ayrımcılığa maruz kaldığını dile getiriyor.

    Ankete katılanların yüzde 84’ü ayrımcılığa maruz kaldığında herhangi bir girişimde bulunmuyor

    Ankette en önemli tespit ise ayrımcılığa maruz kalanların yüzde 84,2’sinin herhangi bir girişimde bulunmaması.

    Yüzde 5,3’ü CİMER’e başvurduğunu belirtirken, yüzde 4,1’i dava açtığını, yüzde 2,0’ı ise savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu söylüyor.

    Raporda Anayasa Mahkemesi’nde 2012-2022 arasında 450.000 bireysel başvuru yapıldığı ve ayrımcılık yasağı üzerinden incelenen 316 karar yayımlandığı belirtiliyor. Buna göre bu kararlardan 27’sinde ihlal kararı verilmiş.  

    Ayrımcılıkla ilgili girişimde bulunulmamasının nedenine ise katılımcıların yüzde 73,7’si ‘Bir sonuç alamayacağımızı düşündük’ yanıtını veriyor. 

    Bu soruya ankete katılanların yüzde 10,2’si ‘’Haklarımızı bilmiyorduk’’, yüzde 7,0’ı ‘’Başımıza bir şey gelmesinden korktuk’’ diyor.

    Türkiye’de mevcut kanunlar ayrımcılığın önlenmesi için yeterli mi?

    Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu 2021 faaliyet raporunda, katılımcılara  ‘’Herhangi bir yere başvurduysanız, başvurunuzdan olumlu ya da olumsuz ne tür bir sonuç aldınız?’’ sorusu yöneltiliyor. 

    Katılımcıların yüzde 17,3’ü ‘’olumsuz’’ yanıtını verirken,‘’olumlu’’ sonuçlandı diyenlerin oranı yüzde 4,7.

    Ankette yer alan bir diğer sorusu da ”Maruz kaldığınız ayrımcılıkla ilgili neden bir mekanizmaya başvurmadınız?” 

    Bu soruya 2018 yılında katılımcıların yüzde 73,6’sı ‘’ Sonuç alamayacağımı ve/veya aleyhime sonuçlanacağını düşündüm’’ derken, yüzde 20,7’si ‘’Hak arama yollarımı ve/veya haklarımı bilmiyorum’’ diyor.

    2022’ye gelindiğinde ise  aynı soruya ”Sonuç alamayacağımı ve/veya aleyhime sonuçlanacağını düşündüm” yanıtını verenlerin oranı yüzde 79,8’e, ”Hak arama yollarımı ve/veya haklarımı bilmiyorum” diyenlerin oranı ise yüzde 14,8’e yükselmiş. 

    Sizce Türkiye’de mevcut kanunlar ayrımcılığın önlenmesi için yeterli mi? sorusuna totalde katılımcıların yüzde 10,4’ü evet, yüzde 85,7’si de hayır yanıtını veriyor.

    Ankete katılanların yüzde yüzde 65,0’ı Türkiye’de devlet kurumlarının ayrımcılığın önlenmesi için yeterince çaba göstermediği kanaatinde. 

    Ayrıca Türkiye’de ayrımcılık yapanların yaptıklarının karşılığı olan cezaları almadığına dair oluşan olumsuz kanının oranı yüzde 81,6.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye İnsan Hakları Vakfı: Özgürlükler sistematik saldırı altında, sorumlu iktidar

    Türkiye İnsan Hakları Vakfı: Özgürlükler sistematik saldırı altında, sorumlu iktidar


    Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) tarafından hazırlanan bir raporda, ülkede ifade; medya, toplantı, gösteri ve örgütlenme özgürlüklerinin sistematik bir saldırı altında olduğuna dikkat çekilerek, “sorunun temelinde sadece uygulamaya ilişkin yanlışlar değil, esas olarak mevcut siyasi yapının, iktidarın ve rejimin kendisi vardır” tespiti yapıldı.

    TİHV Akademi tarafından, “Kuşatma Altındaki Yurttaşlık Alanı” başlıklı 73 sayfalık raporda, temel özgürlükleri hedef alan baskıların 2015-2019 yılları arasındaki beş yıllık dönemde nasıl bir seyir izlediği mercek altına alındı.

    Raporun TİHV Dokümantasyon Merkezi’nin verileriyle hazırlandığına işaret edilen TİHV yazılı açıklamasında, “Rapor, demokratik yurttaşlık alanının siyasi iktidar tarafından nasıl ve hangi mekanizmalarla kuşatılıp daraltıldığını somut veriler ışığında görünür kılmayı amaçlıyor. “denildi.

    “Kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırıldı”

    Raporda, Türkiye’nin 2010 Anayasa referandumundan itibaren tedricen anayasızlaştırıldığı, 2017 Anayasa değişikliği ile kuvvetler ayrılığı ve parlamenter rejimin fiilen ortadan kaldırıldığı ifade edildi.

    Söz konusu dönemde hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve yargısal denetimin yok denecek düzeye geriletildiği kaydedilen raporda, siyasal çoğulculuk ve seçim güvenliğinin de ağır biçimde zedelendiği uyarısı yapıldı.

    Rapora göre anayasasızlaştırma ve her sorunun “beka meselesi” olarak sunulduğu güvenlikleştirme bir döngü halinde birbirini beslerken, polis şiddeti ve yargısal tacizlerle yurttaşlık alanı hızla daraltıldı.

    TİHV raporunda, ifade, medya, toplantı, gösteri ve örgütlenme özgürlüklerine ilişkin saldırılar verilerle ayrıntılı bir şekilde ortaya kondu:

    İfade özgürlügü ihlalleri (2015-2019)

    • 6.479 kişi gözaltına alındı,

    • 2.801 kişi tutuklandı,

    • 1.372 dava açıldı,

    • 727 kişiye 27.448 ay hapis cezası verildi,

    • 184 yayın kuruluşu kapatıldı,

    • 137 kişi yaralandı,

    • 5 gazeteci öldürüldü.

    Toplantı ve gösteri özgürlügü ihlalleri (2015-2019)

    • 20.071 kişi gözaltına alındı,

    • 662 kişi tutuklandı,

    • 4.907 kişiye ceza davası açıldı,

    • 999 kişiye toplam 13.370 ay hapis cezası verildi,

    • 4.450 kişi kolluk güçlerinin fiziksel şiddetine maruz kaldı,

    • 1.022 kişi bombalı sivil şiddet saldırılarında yaralandı,

    • 19 kişi kolluk güçlerinin müdahalesi sonucu öldü,

    • 141 kişi bombalı sivil şiddet saldırıları sonucu öldü.

    Toplantı ve örgütlenme özgürlüğü ihlalleri (2015-2019)

    • 15.070 kişi gözaltına alındı,

    • 2.709 kişi tutuklandı,

    • 551 kişiye toplam 32.523 ay hapis cezası verildi,

    • 1.788 örgüt kapatıldı,

    • 127 belediye başkanının yerine kayyım atandı,

    • 120 belediye başkanı tutuklandı,

    • 11 milletvekilinin vekilliği düşürüldü,

    • 17 milletvekili tutuklandı,

    • 351’i kolluk güçlerinin fiziksel şiddet kullanımına, 255’i sivil grupların şiddet saldırılarına, 11’i ise kendisini “polis” veya “devlet görevlisi” olarak tanıtan kişilerce kaçırılıp zorla alıkondukları süre boyunca maruz kaldıkları işkence ve kötü muameleye bağlı olarak toplam 617 kişi yaralandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Suudi Arabistan’da 3 yıldır tutuklu bulunan Prenses Besme serbest bırakıldı

    Suudi Arabistan’da 3 yıldır tutuklu bulunan Prenses Besme serbest bırakıldı


    Suudi Arabistan’da yaklaşık 3 yıldır cezaevinde tutulan Prenses Basmah (Besme) bint Suud bin Abdulaziz Al Suud ve kızı Suhud eş-Şerif tahliye edildi.

    Suudi Arabistanlı aktivistlerin bilgilendirme platformu olarak kullandığı “Düşünce Tutukluları” Twitter hesabından konuya dair açıklama yapıldı.

    Açıklamada, Prenses Besme ve kızı Suhud’un 6 Ocak Perşembe günü Riyad’daki El-Hair Cezaevinden serbest bırakıldığı ifade edildi.

    Suudi Arabistan’daki insan haklarıyla ilgili uygulamaları belgeleyen “El-Kıst (ALQST) İnsan Hakları Kuruluşu” da yaptığı yazılı açıklamada, Besme ve kızının serbest bırakıldıklarını doğruladı.

    Açıklamada ayrıca tutukluluğu süresince Besme’ye herhangi bir suçlama yöneltilmediği kaydedildi.

    CNN Arapça kanalına açıklama yapan Prenses’in hukuk danışmanı Henri Estramant da Besme ile kızının perşembe günü serbest bırakıldığını ve Cidde’deki evlerine gittiklerini aktardı.

    Suudi Arabistan makamları ise konuya dair herhangi bir açıklama yapmadı.

    Sahte pasaport çıkarmaya teşebbüs’ suçlamasıyla tutuklandı

    Basında yer alan açıklamalara göre iş insanı ve yazar kimliğinin yanı sıra insan hakları aktivisti olarak tanınan Prenses Besme, Mart 2019’da tedavi görmek için yurt dışına seyahat hazırlıkları yaptığı sırada, kızlarından biriyle “sahte pasaport çıkarmaya teşebbüs” gerekçesiyle tutuklanmıştı.

    Besme’nin ailesi tarafından Birleşmiş Milletlere yapılan başvuruda, prensesin ülkesi Suudi Arabistan’da yapılan ihlalleri eleştirmesinden dolayı tutuklanmış olabileceği öne sürülmüştü.

    Suudi Arabistan makamları ise Prenses Besme’nin tutuklanması konusunda herhangi bir açıklama yapmamıştı.

    Sağlık sorunları gerekçesiyle serbest bırakılmasını istemişti

    Prenses Besme, kendisine ait resmi Twitter hesabıyla ilişkilendirilmiş internet sitesinde Nisan 2020’de yayımlanan mektubunda, herhangi bir suçlama olmadan keyfi olarak El-Hair Cezaevinde tutulduğunu ve sağlık durumunun ciddileştiğini belirtmiş, ardından hayatını tehdit eden hastalıklar için tedaviye ihtiyaç duyduğunu ve amcası Kral Selman ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a kendisini serbest bırakmaları çağrısında bulunmuştu.

    Tutuklu bulunduğu hapishaneden Kral ve Veliaht Prens’e gönderdiği mektuplara rağmen tıbbi yardım ve yanıt alamadığını belirten 57 yaşındaki Prenses, açıklama yapılmadan kızı Suhud ile birlikte hapse atıldığını ileri sürmüştü.

    Aileye göre Prenses Besme, eski Veliaht Prens Muhammed bin Nayif’i destekliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AYM’den Ömer Faruk Gergerlioğlu için ‘hak ihlali’ kararı

    AYM’den Ömer Faruk Gergerlioğlu için ‘hak ihlali’ kararı


    Anayasa Mahkemesi, milletvekilliği düşürülen Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı” ile “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı”nın ihlal edildiği yönünde karar verdi.

    Ayrıca AYM, Gergerlioğlu hakkında ilk cezayı veren Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazı gönderilerek tahliye edilmesi için gerekli işlemin yapılmasına hükmetti.

    Kararı Gergerlioğlu’nun oğlu Salih Gergerlioğlu Twitter hesabından duyurdu.

    Gergerlioğlu sosyal medya hesabından, “Anayasa Mahkemesi, babam hakkında ‘hak ihlali’ kararı verdi. Tahliye oluyor babam tahliye oluyor” ifadesini kullandı.

    Oğul Gergerlioğlu bir sonraki iletisinde ise “Kavuşuyoruz” yazdı.

    90 günü aşkın süredir cezaevinde bulunan insan hakları savunucusu ve HDP Kocaeli Milletvekili Gergerlioğlu, AYM’ye bireysel başvuruda bulunmuştu.

    Eski HDP milletvekilinin AYM’ye yaptığı bireysel itirazda, “Başvuru, başvurucunun sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşım gerekçe gösterilerek terör örgütünün propagandasını yapma suçundan cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü, dokunulmazlık hakkını kazanan bir milletvekili hakkında yargılamaya devam edilmesinin de seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir” ifadelerine yer verilmişti.

    Bu arada Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararının ardından Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne milletvekili sıfatıyla geri dönmesi için süreç başlamış olacak.

    Ne olmuştu?

    Sosyal medyada bir haberi paylaştığı için 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Gergerlioğlu’nun milletvekilliği, hakkında kesinleşmiş hüküm bulunduğu gerekçesiyle 17 Mart’ta düşürülmüştü. Gergerlioğlu karara tepki olarak HDP’nin Meclis’teki grup odasında “Adalet Nöbeti” adı altında protesto eylemi düzenlerken 21 Mart’ta gözaltına alınmış ve TBMM’den çıkartılmıştı. Emniyetteki İfadesinin ardından serbest bırakılan Gergerlioğlu 2 Nisan’da tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.