Etiket: IMF

  • IMF Başkanı değişmedi: Kristalina Georgieva yeniden seçildi

    IMF Başkanı değişmedi: Kristalina Georgieva yeniden seçildi



    Uluslararası Para Fonunun (IMF) başkanlığına Kristalina Georgieva’nın yeniden seçildiği duyuruldu.
    IMF, İcra Direktörleri Kurulu’nun 1 Ekim itibarıyla ikinci 5 yıllık dönemde IMF başkanlığı görevini yürütmesi için Georgieva’yı seçtiğini duyurdu.

    Kararın oy birliğiyle alındığı belirtilirken, Georgieva’nın görev süresi boyunca bir dizi büyük küresel şokla başa çıkmadaki “güçlü ve çevik” liderliği takdir edildi.

    Yapılan açıklamada kurulun, Georgieva’nın etkili politika tavsiyesi, kapasite geliştirme ve finansman yoluyla fonun üyelerine verdiği desteği güçlendirmeye odaklandığı ifade edildi.

    Georgieva ise IMF başkanlığına yeniden seçilmesinin ardından yaptığı açıklamada, ikinci 5 yıllık dönem için başkanlık görevine devam edecek olmaktan onur duyduğunu belirtti.

    IMF’nin son yıllarda üye ülkelerin pandemi, savaş ve çatışmalar ile yaşam maliyeti krizi de dahil olmak üzere art arda gelen şoklarla başa çıkmalarına yardımcı olduğuna işaret eden Georgieva, makroekonomik ve finansal istikrar, büyüme ve istihdam açısından artan önemine paralel olarak iklim değişikliği, kırılganlık ve çatışma ile dijital dönüşüm konularındaki çalışmalarını da hızlandırdığını aktardı.

    Georgieva, IMF’nin mali desteği, politika tavsiyeleri ve kapasite geliştirme çalışmalarının, ülkelerin yüksek belirsizlik ve ekonomik koşullardaki ani değişimlerle başa çıkma kapasitesine katkıda bulunduğunu belirterek, ülkelerin bir araya gelerek küresel zorlukların üstesinden gelmelerinde daha “etkili, keskin ve samimi” ortam oluşturmak için çabalamaya devam edeceklerini ifade etti.

    2019’DAN BERİ BAŞKAN

    Bulgaristan vatandaşı olan Georgieva, 2019’dan bu yana IMF başkanlığı görevini yürütüyor.

    Georgieva, daha önce Dünya Bankası ve Avrupa Komisyonu’nda çeşitli pozisyonlarda görev yapmıştı.

    Beş yıllık görev süresi 30 Eylül’de dolacak Georgieva, fonun bir sonraki başkanının seçilme sürecinde tek aday olarak gösterilmişti.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Mısır IMF ile anlaştı

    Mısır IMF ile anlaştı



    Mısır ile Uluslararası Para Fonu (IMF), Aralık 2022’de imzalanan 3 milyar dolar tutarındaki önceki kredi anlaşması yerine, ekonomik reform programı kapsamında 8 milyar dolar değerinde bir kredi anlaşması imzalandı.

    Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, halihazırda Kahire’yi ziyaret eden IMF heyeti başkanı Ivanna Vladkova Hollar ile basın toplantısı düzenledi.

    Hollar, Gazze savaşı nedeniyle art arda yaşanan ekonomik zorluklar ve Süveyş Kanalı gelirlerindeki düşüş sonrası kredinin değerinin 3 milyar dolardan 8 milyar dolara çıkarıldığını belirtti.

    Medlubi de hükümetin, 5 aydan fazla süren görüşmelerin ardından IMF ile kredi anlaşması imzaladığını söyledi.

    Mısır’ın döviz gelirleri, İsrail’in Gazze Şeridi’ne savaş açtığı ekim ayından bu yana turizm sektöründeki gerilemeden ve Kızıldeniz’in güneyindeki Husi saldırıları nedeniyle Süveyş Kanalı’ndaki gemilerin transit ücretlerinde yaşanan düşüşten olumsuz etkilenmişti.

    Mısır Merkez Bankası, bugün, politika faizini 600 baz puan artırarak yüzde 27,25’e yükseltmişti.

    Alınan karar sonrası Mısır para biriminin dolar karşısındaki değer kaybı hızlanmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bakan Şimşek’in hedefi 2026’da Türkiye’nin ‘yüksek gelirli ülke’ olması; peki IMF tahmini ne diyor?

    Bakan Şimşek’in hedefi 2026’da Türkiye’nin ‘yüksek gelirli ülke’ olması; peki IMF tahmini ne diyor?


    IMF tahminlerine göre 2026’da Türkiye’de kişi başına gayrisafi yurt içi hasıla 13 bin dolar olacak. Gayrisafi milli hasılaya dayanan Dünya Bankası’nın gelir sınıflandırma eşikleri her sene güncelleniyor. Tahminlere göre yüksek gelirli ülkeler kategorisine girmek kolay değil.

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek Türkiye’nin 2026 yılında “Dünya Bankasının tanımıyla yüksek gelirli gelişmiş ülkeler kategorisine girmiş olacağını” söyledi. Peki, bu kategoriler nasıl belirleniyor? Bu hedef gerçekçi mi? Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) tahminlerine göre 2026’da Türkiye’de kişi başına düşen gelir ne olacak?

    REKLAM

    Dünya Bankası, ülkeleri kişi başına gelirlerine göre sınıflandırırken dört gruba ayırıyor.

    • Düşük gelir grubundaki ülkeler

    • Alt orta gelir grubundaki ülkeler

    • Üst orta gelir grubundaki ülkeler

    • Yüksek gelir grubundaki ülkeler

    Dünya Bankası’nın bu sınıflandırması Atlas sistemi denilen ve gayri safi milli hasılaya (GSMH) dayanan bir hesaplama. Her yıl bu grupların sınıflandırılmasına esas alınan kişi başına göre gelir değişiyor. 2020 yılında yıllık kişi başına düşen GSMH 12 bin 695 Amerikan dolar ve üzerinde olan ülkeler “yüksek gelir” grubunda yer alırken bu miktar 2022 yılında 13 bin 845 dolara yükseldi. Bu sınır kademeli olarak artış eğiliminde.

    Dünya Bankası’nın 1987’den bu yana olan verilerine göre Türkiye hiçbir zaman yüksek gelirli ülke olmadı. 1987-1996 arasında alt-orta sınıfta yer alan Türkiye 1997’de üst orta sınıfa yükseldi. 2004 yılından bu yana da hep üst orta gelir grubundaki ülkeler listesinde yer alıyor.

    Atlas sistemine göre Türkiye’de kişi başına düşen gelir 1960-2006 arasında hep dünya ortalamasının altına seyretti. 2007-2017 arasında ise Türkiye’de kişi başına milli gelir dünya ortalamasının üstünde seyretti. 2018’den bu yana ise dünya ortalaması Türkiye’den daha yüksek.

    2022’de yüksek gelirli ülke sınıfı için kişi başı gelirin en az 13 bin 845 dolar olması gerekiyordu. Türkiye’nin kişi başına geliri ise 10 bin 595 dolarda kaldı.

    2022 listesine göre dünyada 83 ülke yüksek gelir grubunda yer alıyor.

    Dünya Bankası ve IMF hesaplaması farklı

    Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin ekonomik büyümesini sürdüreceğini öngörüyor. IMF’nin Nisan 2023 tahminlerine göre Türkiye’nin 2023 sonunda gayri safi yurt için hasılası (GSYH) ilk kez 1 trilyon dolar barajını aşacak ve 1,03 trilyon dolar olacak. 2026’da ise Türkiye’nin ekonomi büyüklüğü 1,21 trilyon dolara ulaşacak.

    Türkiye’nin yüksek gelirli ülkeler kategorisine girebilmesi için 2026 yılında eşiğin kaç dolar olacağı önemli çünkü son yıllarda ciddi bir artış görülüyor. Dünya Bankası’nın Atlas hesabı GSMH’ye; IMF’nin milli gelir hesabı ise GSYH’ye dayanıyor.

    Bir ekonomide, belirli bir dönemde, ülkede yerleşik üretim birimleri tarafından üretilen nihai mal ve hizmetlerin değerlerinin toplamı GSYH’yi gösteriyor. GSMH ise milliyet esasını dikkate alarak milli üretim faktörlerinin yurtdışında elde ettikleri gelirleri ve yabancı üretim faktörlerine yapılan ödemeleri de kapsıyor.

    IMF verisine göre Türkiye’nin 2022 yılında kişi başına düşen GSYH’si 10 bin 618 dolar oldu. 2023 yılında bu miktarın 11 bin 932 dolar olması bekleniyor. 2026 yılında ise kişi başına GSYH 13 bin 574 dolara ulaşacak.

    Tahmin ve eğilimlere göre kolay değil

    GSYH-GSMH hesaplamaları ve ölçümleri birbirinden farklı ancak birbirlerine oldukça yakın seyrediyor. Bundan dolayı IMF’nin 2026 tahminine bakılırsa Türkiye’nin yüksek gelirli ülkeler sınıfına girebilmesi için Dünya Bankası’nın hazırladığı eşik değerin yükselmemesi gerekiyor. Oysa son yıllarda bu miktar belirgin şekilde artıyor. Bu artış eğilimin sürmesi ve IMF tahminlerine yakın bir milli bir ortaya çıkması durumunda Türkiye’nin yüksek gelirli ülkeler sınıfına girmesi kolay olmayacak.

    REKLAM

    Bakan Şimşek ne demişti?

    Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek 15 Eylül’de yaptığı açıklamada “Yuvarlamam gerekirse (bu yıl) yaklaşık 1,1 trilyon dolarlık bir ekonomi haline geleceğiz. Bu önemli. Bu program dönemi sonunda yani 2026’da, Türkiye, 2026’da Dünya Bankasının tanımıyla yüksek gelirli gelişmiş ülkeler kategorisine girmiş olacak. Bu çok önemli bir eşik. İnanıyorum ki biz bunu başaracağız. Bunun ön koşulu fiyat istikrarıdır.” yorumunda bulunmuştu.

    Türkiye’nin geliri artarken diğer ülkelerinki de artıyor

    Türkiye’nin ekonomi büyüklüğü ve kişi başına gelirinin artması öngörülüyor. Ancak bu durum Türkiye’nin diğer ülkelerden daha iyi konuma geldiğini göstermeyebilir. Çünkü Türk ekonomisi büyürken diğer ülkelerin ekonomisi de farklı oranlarda büyümeye devam ediyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HRW: IMF’nin şart koştuğu kemer sıkma önlemleri insan haklarını baltalıyor

    HRW: IMF’nin şart koştuğu kemer sıkma önlemleri insan haklarını baltalıyor


    Bu haberin orjinalinin yayınlandığı dil İngilizce

    İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün yayınladığı rapora göre, IMF kredileriyle bağlantılı kemer sıkma önlemleri dünya genelinde insan haklarını aşındırıyor

    İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Mart 2020 ile Mart 2023 arasında Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından onaylanan 38 kredi programının, uygulandığı ülkelerde her sekiz kişiden birinin ekonomik, sosyal ve kültürel haklarını doğrudan etkileyerek eşitsizliğin artmasına yol açtığını belirtti.

    REKLAM

    Kemer sıkma önlemlerini şart koşan kredilerden yararlanan ülkelerde toplamda 1,1 milyar insan yaşıyor.

    IMF kredi programlarının koşulları neler?

    HRW’ye göre IMF kredileri, ülkelerin sağlık ve eğitim gibi hayati hizmetlere yatırım yapmalarına yardımcı olmak için tasarlandı, ancak pratikte bunu imkansız kılan şartlarla birlikte veriliyorlar.

    Bir IMF kredisinin temel koşullarından biri, vergi artışları ve kemer sıkma politikaları yoluyla kamu borçlarının azaltılması oluyor.

    IMF aynı zamanda ülkelerin bunu “sosyal harcamaları koruyarak” yapmaları konusunda ısrar ediyor ki bu da ülkelerin belirli sosyal programlara ve sosyal güvenlik ağlarına yaptıkları harcamaları ifade ediyor.

    Kurum, ülkelerin sağlık, eğitim ve sosyal koruma programları gibi sosyal harcamalara ayırmaları gereken asgari miktarları belirleyerek sosyal harcama tabanları oluşturuyor.

    Ancak HRW, sosyal harcama tabanlarının kamu harcamalarındaki azalmanın olumsuz etkilerini dengeleme konusunda yeterince etkili olmadığını vurguladı.

    HRW tarafından hazırlanan raporda Ürdün örneği özel olarak ele alınıyor. Ülke 2012’den bu yana IMS kredi programlarından yararlanırken, hem yoksulluk hem de borç hala yüksek düzeylerde.

    Kamu harcamalarındaki kesintilerin olumsuz etkilerini dengelemek neden sadece teoride kalıyor?

    HRW’ye göre IMF’nin kredi şartlarının pratikte işe yaramamasının en önemli nedenlerinden biri, IMF kredi programlarından önce var olan sorunların genellikle çok belirsiz bir şekilde değerlendirilmesi.

    Bu da krediden sonra ihtiyaç duyulan sosyal harcama artışının boyutunu bilmenin neredeyse imkansız olduğu anlamına geliyor ve temel insan haklarına erişimde bir kesintiye yol açıyor.

    HRW’ye göre ikinci olarak, katsayılar genellikle hükümetlerin kamu harcamalarını azalttığında bireylerin kaybedeceklerini uygun şekilde telafi edemeyecek kadar geniş tanımlanıyor.

    HRW’de ekonomik adalet ve haklar konusunda kıdemli araştırmacısı olan Sarah Saadoun, Euronews’e Sri Lanka’da ev işçisi olarak haftanın yedi günü çalışarak günde 1 dolar kazanan bir kadının durumunu anlattı.

    REKLAM

    “Oradaki ekonomik krizin etkisi kadının kazancının yarı yarıya azalması anlamına geliyordu. Dahası, kamu harcamalarını azaltmak amacıyla hükümet elektrik sübvansiyonlarını kesti” diyen Saadoun “Bu kadın oğluyla birlikte annesinin yanına taşınmak zorunda kaldı, yani hayatta kalmak için tamamen akrabalarına ve işverenine bağımlı hale geldi,” ifadelerini kullandı.

    Sri Lankalı ev işçisi, 1994 yılından bu yana ülkesinin sosyal koruma sisteminden yardım alıyordu, ancak söz konusu sistemi iyileştirmek amacıyla bu yardımlar kesildi. Yeni kurulan programa ise uygun olup olmadığını henüz öğrenemedi.

    Kamu harcamalarındaki kesintilerin etkilerini hafifletmek için gereken kesin kriterlerin değerlendirilmesinin karmaşık olduğunu belirten Saadoun Sri Lankalı kadın örneğinin bu zorluğu ortaya koyduğunu, elektrik sübvansiyonlarının kesilmesinin birçok kişinin enerji için daha fazla harcama yapması gerektiği anlamına geldiğini vurguladı.

    Normalde devletin bunu bir şekilde telafi etmesi gerekiyordu. Örneğin eğitime katkılar vererek oğlunun eğitimi için daha az ödeme yapmasını sağlamalı ya da sağlık hizmetlerinin maliyetini düşürerek bu alandaki maliyetleri düşürmeliydi.

    Ancak bu durum 1,1 milyar insana yayıldığında, kamu harcamalarındaki kesintilerin etkisinin ve her bir birey üzerindeki sonuçlarının nasıl hafifletileceğinin değerlendirilmesi neredeyse imkansız hale geliyor.

    REKLAM

    ‘Yoksulları ve savunmasızları korumak’

    HRW’ye göre uluslararası finans kuruluşlarının, üye devletler kanalıyla da insan hakları yükümlülükleri bulunuyor.

    Bu nedenle Örgüt, IMF’nin kredi verirken, politikaların hayata geçirilmeden önce insan hakları üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi gibi daha sıkı tedbirler uygulaması gerektiğini vurguluyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron: Dünya Bankası ve IMF’de reform konusunda tam görüş birliği var

    Macron: Dünya Bankası ve IMF’de reform konusunda tam görüş birliği var


    Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Dünya Bankası ve IMF’nin “daha verimli, daha adil ve günümüz dünyasına daha uygun” hale getirilmesi konusunda görüş birliğine varıldığını kaydetti.

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi küresel finans kuruluşlarında reform yapılacağını söyledi. 

    Paris’te düzenlenen yaklaşık 40 devlet ve hükümet başkanının katıldığı dünya liderleri zirvesinde konuşan Macron, bu kurumların “daha verimli, daha adil ve günümüz dünyasına daha uygun” hale getirilmesi konusunda görüş birliğine varıldığını kaydetti. 

    Dünya liderleri de İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan Bretton Woods kurumları olarak adlandırılan Dünya Bankası ve IMF’de reform yapılması fikrine destek verdi.

    Almanya Başbakanı Olaf Scholz “bu bankaların nasıl yönetildiği ve faaliyetlerinin çerçevesi” ile ilgili reformların arkasında olduklarını ifade etti. 

    Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, zirvenin kapanış oturumunda halihazırdaki Dünya Bankası ve IMF’nin dünyanın beklentilerini karşılamadığını ifade etti.

    IMF’nin Arjantin’e “çok sorumsuzca büyük bir kredi verdiğini ve Arjantin devlet başkanının bu parayla ne yaptığını bilmediklerini” belirten Silva, bugün Arjantin’in IMF’ye geri ödeyecek yeterli doları olmadığını hatırlattı. 

    Fransa, iki gün sürecek Yeni Küresel Finansman Paktı Zirvesi’ni, reform için fikirlerin tartışılması için bir fırsat olarak nitelendirmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • IMF’den Fransa’ya bütçe açığı uyarısı: Kamu borçları dizginlenmeli

    IMF’den Fransa’ya bütçe açığı uyarısı: Kamu borçları dizginlenmeli


    Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) Fransa’ya uyarı geldi. IMF, ülkede borçların büyümemesi için 2023’ten itibaren kamu açığının dizginlenmesi gerektiğini vurguladı. 

    Rusya savaşından dolayı yükselen gaz ve elektrik fiyatlarını donduran ülkenin hane halklarına nakit transferi ve akaryakıt fiyatlarında indirim yaparak enerji fiyatlarındaki şokun ekonomik etkilerini hafiflettiğinin altını çizen para fonu, 2021-2022’de ekonomik çıktının yüzde 2’sinden fazlasına mal olan bu önlemlerin yüksek bir maliyeti olduğunu belirtti. 

    Bu sebeple IMF, hükümetten fiyat kontrollerini aşamalı olarak kaldırmasını ve krizden en fazla mağdur olanlara yönelik yardımlara odaklanması gerektiğini işaret etti.

    Fransız hükümeti gelecek yıl bütçe açığını Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) yüzde 5’i oranında sabit tutmayı hedefliyor. Ancak IMF, GSYH’nin çeyrek puanı kadar mali sıkılaştırmaya gidilmesini Paris’e tavsiye ederken bunun kısmen daha iyi hedeflenmiş enerji yardımı ile yapılabileceğini belirtiyor. 

    “Yaşanan 2 kriz ve etkisi azalmış salgına yönelik destekler Fransa’nın 2023 kamu bütçesini konsolide etmesini gerektiriyor” denilen raporda, Paris’in bunun yerine bütçe açığını düşürmeyi 2024’e ertelediğine işaret edildi.

    Orta vadede açığın azalmasını bekleyen IMF, bununla birlikte borç yükünü dengeleyecek seviyelerin üzerinde kalınacağını ve diğer Avrupa ülkeleriyle aradaki farkın açılacağını tahmin ediyor. 

    IMF, Fransa için büyüme tahminini 2022 için yüzde 2,5’ta tutarken 2023 için ise yüzde 0,75 olarak öngörüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • IMF, Rusya işgalindeki Ukrayna’ya 1.4 milyar dolarlık acil durum paketini onayladı

    IMF, Rusya işgalindeki Ukrayna’ya 1.4 milyar dolarlık acil durum paketini onayladı


    Uluslararası Para Fonu (IMF), Rusya’nın Ukrayna’daki işgalinin ekonomik etkisini hafifletmek ve acil harcama ihtiyaçları için Kiev’e 1.4 milyar dolarlık acil durum paketini onayladı.

    IMF Genel Müdürü Kristalina Georgieva, Ukrayna’da bu yıl derin bir durgunluk olacağını öngörerek, “Ukrayna’daki Rus askeri işgali, büyük bir insani ve ekonomik krizden sorumlu oldu.” dedi.

    Georgieva, “Finansman ihtiyaçları büyük ve acil; savaş devam ettikçe önemli ölçüde artabilir. Savaş bittiğinde, Ukrayna’nın ek büyük desteğe ihtiyacı olacak.” diye konuştu.

    IMF, Ukraynalı yetkililerin kendileriyle mevcut bir stand-by kredi düzenlemesini iptal ettiğini, ancak koşullar izin verdiğinde yeni ekonomik program tasarlamak için fonla birlikte çalışacaklarını duyurdu.

    Ukrayna’nın IMF’deki kotasının yüzde 50’sine eşdeğer olan Hızlı Finansman Aracı (RFI) kapsamındaki ödemenin, kısa vadede acil harcama ihtiyaçlarının karşılanmasına yardımcı olacağı kaydedildi. Bu adımın ayrıca diğer ortakların finansmanı hızlandırmaya yardımcı olacağı belirtildi.

    RFI, tam teşekküllü bir programa ihtiyaç duymadan IMF üyesi ülkelere hızlı finansman sağlıyor.

    IMF, iki hafta içinde 2 milyondan fazla insanın ülkeden kaçmasına ve önemli altyapının büyük çapta tahrip olmasına atıfta bulunarak, savaşın şimdiden çok ciddi sonuçlara yol açtığını kaydetti.

    Dünya Bankası’nın yönetim kurulu da, pazartesi günü Ukrayna için 723 milyon dolarlık kredi ve hibe paketini onaylamıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • IMF: Ukrayna’daki savaşın dünya ekonomisine ciddi etkileri olacak

    IMF: Ukrayna’daki savaşın dünya ekonomisine ciddi etkileri olacak


    Uluslararası Para Fonu (IMF) Ukrayna’daki savaşın küresel ekonomi üzerinde ciddi etkileri olacağını söyledi.

    IMF tarafından cumartesi günü yapılan açıklamada, “Durum oldukça değişken ve büyük bir belirsizliğe işaret etse de ekonomik sonuçları halihazırda ciddi görünüyor.” ifadeleri kullanıldı.

    Ukrayna’daki savaşın enerji ve tahıl fiyatlarını artırdığını belirten IMF, Rusya’ya yapılan yaptırımlar ve komşu ülkelere akın eden bir milyondan fazla Ukraynalı mültecinin durumuna da dikkat çekti.

    Krizin fiyatlar üzerindeki baskının zaten yüksek olduğu bir dönemde ekonomik faaliyetler ve enflasyon üzerinde şok etkisi yaratacağı belirtildi.

    Ukrayna’nın 1,4 milyar dolarlık acil durum finansmanı talebinin önümüzdeki hafta onaylanmak üzere genel kurula sunulacağını bildiren açıklamada, Moldova’daki yetkililerle de finansman seçenekleri hakkında görüşüldüğü belirtildi.

    Ukrayna önemli ekonomik hasarla karşı karşıya kalacak

    IMF’ye göre, Rus işgali nedeniyle altyapısı zarar gören Ukrayna halihazırda önemli bir ekonomik hasarla karşı karşıya.

    Finansman ihtiyacını bu aşamada net olarak değerlendirmenin zor olduğunu söyleyen IMF, “Ukrayna’nın ciddi toparlanma ve yeniden inşa maliyetleriyle karşılaşacağı açık.” ifadelerini kullandı.

    IMF geçen hafta, 1,4 milyar dolarlık acil durum talebi önümüzdeki hafta görüşülecek Ukrayna’nın IMF’de Haziran ayına kadar 2,2 milyar dolarlık kullanılabilir fonu olduğunu açıklamıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • IMF Başkanı Kristalina Georgieva: Euro Bölgesi’ndeki enflasyon geçici

    IMF Başkanı Kristalina Georgieva: Euro Bölgesi’ndeki enflasyon geçici


    Enflasyon baskısının yoğunlaşması, Covid-19 vakalarının artması ve Omicron varyantının yeni belirsizlikler oluşturmasıyla Avrupa ve dünyanın ekonomik toparlanması risk altında mı? Konuyu Brüksel’de Uluslararası Para Fonu Başkanı Kristalina Georgieva’ya sorduk.

    Euro Bölgesi’ndeki enflasyonun geçici olduğunu kaydeden Georgieva, kemer sıkma politikasının gündemlerinde olmadığını söyledi.

    Georgieva, Avrupa Birliği’nin pandemiden kurtulmaya öncelik vermesi; “onu yeşil ve dijital bir geleceğe götürecek yapısal reformları desteklemesi gerektiğinin” altını çizdi.

    Efi Koutsokosta, Euronews :

    “Avrupa’ya tekrar hoş geldiniz. Bu son Covid-19 dalgası ve Omicron varyantı, Avrupa’nın ekonomik toparlanmasını gerçekten riske atabilir mi?”

    Kristalina Georgieva, Uluslararası Para Fonu Başkanı :

    “Euro Bölgesi’ndeki toparlanmanın güçlü olduğunu görüyoruz. Bu yıl yüzde 5, gelecek yıl için yüzde 4,3 büyüme öngörüyoruz. Bu, geçen yıl yüzde altı buçuk küçülmeden sonra geldi. Dolayısıyla bu geri dönüş çok etkileyici. Bu, üç temel üzerine kuruldu. Aşılar, politika desteği, işletmelerin ve insanların pandemi ile nasıl çalışacağını öğrenmesi. Üçüncü çeyrekte gördüğümüz çok önemli bir artıştı. Ancak sorunumuzun gösterdiği gibi, dördüncü çeyrekte büyüme beklentileri daha zayıf. Enfeksiyonlardaki artışla zayıflıyor. Bu anlamda, yeni varyantın belirsizliği toparlanmaya yardımcı olmuyor.”

    Euronews :

    “Bu göçük ne kadar derin olabilir?”

    Kristalina Georgieva :

    “Euro Bölgesi için önemli bir düşüş beklemiyoruz. En önemli unsurun, vakalarda artış olmasına rağmen, işletmelerin ve tüketicilerin nispeten daha sağlıklı faaliyet göstermesi olduğunu düşünüyoruz. Onlar sürekli politika önlemleriyle de destekleniyor.”

    Euronews :

    “Sizin tahmininizde de gördüğümüz bir faktör daha var, o da enflasyon. Peki, yükselen enflasyon ekonomik ilerleme ve yaşam standartları için gerçek bir tehdit mi?”

    Kristalina Georgieva :

    “Euro Bölgesi’nde enflasyon geçici. Bu, enerji fiyatı, arz kesintileri tarafından yönlendiriliyor. Bu gerçekle birlikte yıllarca süren kapanışlardan sonra talebin daha fazla arttığını görüyoruz. Bunun 2022’de düşmesini bekliyoruz. Dolayısıyla, gelecek yılın sonunda enflasyon nispeten zayıf olacak. Yani Avrupa Merkez Bankası’nın yüzde 2 hedefinin altında. İşte bu yüzden mesajımız şu: Para politikasını sıkılaştırmak için acele etmeyin, çünkü büyüme beklentilerini bozabilirsiniz. Diğer bir deyişle, Euro bölgesindeki enflasyon beklentileri iyi sabitlenmiş durumda. Şimdi bu söyleniyor, eğer ücretler üzerinde bir baskı varsa, bir emlak piyasası sorunu varsa veya Çin…”

    Euronews:

    “Bunu şimdiden görebiliyoruz…”

    Kristalina Georgieva

    “…bu sorunlar daha belirgin hale gelirse tabii ki şartlar değişebilir. İşte bu yüzden Avrupa Merkez Bankası çok ihtiyatlı olmalı, risklerin yukarı yönlü olduğunu kabul etmeli.”

    Euronews:

    “Ancak pandeminin bitmesinin çok uzak olduğu dikkate alındığında, Avrupa’da hükümetlerin ekonomilerini ve sağlık sistemlerini desteklemek için biriktirdiği borçlar konusunda sorular var. AB’nin konuyu gelecek yıl ele alması bekleniyor. Bu noktada ne yapılmalı?”

    Kristalina Georgieva:

    “O halde şunu söyleyebilirim, tam olarak bu nedenle, Merkez Bankası’nın finansal koşulları zamanından önce ve sağlam bir neden olmadan sıkılaştırmamaya çok dikkat etmesi gerekiyor, çünkü bugün yüksek borç seviyelerine, salgın öncesine göre daha düşük seviyede bir borç servisi eşlik ediyor. Mali kurallar konusunda ise 2023’te mali kuralları yeniden kurmak istersek, bu Euro Bölgesi’ndeki toparlanmaya ters etki yapacak ve aslında bu, istenmeyen bir durum. Bu yüzden mali durumlarını gözden geçiren ülkelere tavsiyemiz şu: Lütfen yapmayın. Kuralları değiştirmeyi düşünün, böylece daha basit olurlar, uygulanabilirler ve daha çok ulusal mülkiyete dayanırlar.”

    “Kemer sıkma politikasını uygulamak istemiyoruz”

    Euronews:

    “Biliyorsunuz, Uluslararası Para Fonu on yıl önce, mali krizden sonra kemer sıkma önlemlerinin öncüsüydü. Avrupa’nın borçları birikirken şimdi de aynı değerlendirmeyi yapar mısınız?”

    Kristalina Georgieva:

    “Avrupa’nın borcunun artmasının iyi bir nedeni var: ekonomi durduğunda bir tampon koymak ; böylece haneler ve işletmeler çalışmaya devam edecekti. Pandemi öncesi seviyelerde işsizlik var, her yerde iflas yok. Bu, politika kararlarının çok sağlıklı bir sonucu. Ve elbette, güçlü bir toparlanma, orta vadeli yeniden yapılandırma destekleri görmek istiyoruz. Bunu kemer sıkma politikalarının boğucu gücüyle yapmak istemiyoruz.”

    Euronews:

    “Ancak yine de toparlanma ve borç seviyelerinin Avrupa’da eşit olarak dağılmadığını görüyoruz. İtalya, Yunanistan ve İspanya gibi ülkelerin başı çok daha büyük dertte. Güney ile kuzey arasındaki eski ayrımın yeniden canlandığını görüyor musunuz?”

    “Avrupa, dijital gelecek için reformları desteklemeli”

    Kristalina Georgieva:

    “Avrupa’nın güzel yanlarından biri, bir kriz anında Avrupa’nın bir araya gelmesi ve ‘Yeni Nesil AB’nin sunduğu dayanışma eyleminin dikkate değer olmasıdır. Ne yapıyor peki ? En çok ihtiyacı olan ülkelere daha fazla yardım yönlendiriyor ve Avrupa borçlanma kapasitesini ilk kez Avrupa halkının hizmetine sunuyor. Yeşil gündem nedeniyle bu tür bir dayanışma ve dostluğun devam etmesini bekliyoruz.”

    Euronews:

    “Özetlersek, kuralları geri getirirken borcu azaltmak, yeşil ve dijital yatırımı artırmak. Bu nasıl yapılabilir ve Avrupa neye öncelik vermeli?”

    Kristalina Georgieva:

    “Her şeyden önce, Avrupa’nın pandemiden kurtulmaya öncelik vermesi ve onu yeşil ve dijital bir geleceğe götürecek yapısal reformları ve yapısal dönüşümü desteklemesi gerekiyor. Bu kolay bir iş değil, çünkü hem kamu hem de özel yatırımı ve Avrupa’nın işgücünün yeniden vasıflandırılmasını gerektiriyor. Avrupa’nın bundan 10, 15, 20 yıl sonra nasıl olmasını istiyoruz?: Yenilikçi, canlı, yüksek becerili, çevik, dünyayı ileriye taşıyabilen olmasını istiyoruz.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • IMF Başkanı: Enflasyonla mücadele için faizleri artırmak zengin-fakir uçurumunu derinleştirebilir

    IMF Başkanı: Enflasyonla mücadele için faizleri artırmak zengin-fakir uçurumunu derinleştirebilir


    Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, merkez bankalarının enflasyonla mücadele için faizleri yükseltmesinin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki uçurumu tehlikeli bir şekilde büyüteceği uyarısında bulundu.

    Georgieva, Küresel Kalkınma Merkezi tarafından düzenlenen etkinlikte, küresel ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Enflasyonun endişe kaynağı olduğunu vurgulayan Georgieva, ancak bunun evrensel bir olgu olmadığını, ABD gibi bazı ekonomilerde sorun teşkil ettiğini belirtti.

    Georgieva, ülkeler arasındaki tehlikeli ayrışmanın giderek daha fazla kalıcı hale geldiğine dikkati çekerek, enflasyonla mücadeleye yönelik faiz artırımlarının bu ayrışmayı körükleyebileceğini kaydetti.

    ABD’de yıllık enflasyon yüzde 7’ye çıkarak yaklaşık 40 yıldır en yüksek seviyesini görmüştü. Federal Reserve de faiz artırımlarına beklenenden daha erken başlanabileceği sinyalini vermişti.

    Georgieva bu durumun dolaylı olarak yükselen ekonomileri de etkileyere ayrışmayı daha da derinleştirebileceğini belirtti. Gelişmiş ülkelerdeki faiz artışları borçlanma maliyetlerini yükselttiği için yükselen ekonomilere yapılan yatırımlarda da sıkışmaya yol açıyor.

    Buna ilave olarak Georgieva 2022’de daha fazla belirsizlik öngördüklerini, toparlanma ivmesinin biraz daha zayıf olmasını beklediklerini söyledi.

    Georgieva, toparlanmanın zayıflayacağından endişe duyduklarına işaret ederek, dünyanın iki büyük ekonomisi ABD ve Çin’in yazdan bu yana yavaşladığını ve Covid-19 salgınında Omicron varyantının ortaya çıktığını anımsattı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***