Etiket: ilaç firmaları

  • Rapor: Avrupa, Suriye’den gelen uyuşturucu Captagon tabletleri ticaretinde kilit rol oynuyor

    Rapor: Avrupa, Suriye’den gelen uyuşturucu Captagon tabletleri ticaretinde kilit rol oynuyor


    Bu haberin orjinalinin yayınlandığı dil İngilizce

    Yayımlanan son bir rapora göre Avrupa, Orta Doğu’ya Suriye’den giden uyuşturucu Captagon tabletleri için ana geçiş güzergahı haline geldi.

    Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (EMCDDA) ve Almanya Kriminal Polis Ofisi Avrupa’yı önemli bir uyuşturucu kaçakçılığı rotası olarak nitelendirdi.

    REKLAM

    Hazırlanan son raporda, Avrupa topraklarının Captagon tabletlerinin Arap yarımadasına taşınması için giderek daha fazla kullanıldığı belirtildi.

    Hap ya da toz halinde satılan Captagon, Orta Doğu’da popüler olan, yüksek derecede bağımlılık yapıcı, amfetamin benzeri bir uyuşturucu.

    Suriye ve Lübnan’da üretilen bu uyuşturucu henüz çok tanınmıyor fakat özellikle Suudi Arabistan’da büyük bir pazara sahip olduğu belirtiliyor.

    Rapor ise Captagon kaçakçılığında Avrupa Birliği’nin (AB) sevkiyatları yönlendirmede, uyuşturucunun yeniden paketlenmesinde ve teslimatında kullanıldığını işaret ediyor. 

    Beşar Esad yönetimine bağlı militan grupların bu uyuşturucu trafiğinden finansal fayda sağladıkları da raporda belirtilen diğer önemli bir konu.

    Raporda, 2018’den bu yana 127 milyondan fazla Captagon tabletinin yetkililer tarafından ele geçirildiği belirtildi.

    İtalyan polisi 2020’de “türünün dünyadaki en büyüğü” olarak nitelendirilen operasyonda yaklaşık bir milyar euro değerinde 84 milyon tablet ele geçirdi.

    Captagon nedir?

    Captagon, 1960’larda dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB), narkolepsi ve depresyon için bir ilaç olarak öne çıktı. Almanya’da teofilin maddesinin sinir sistemi üzerine etkileri araştırılırken bulundu. 

    Amfetamin ailesine ait bir bileşen olan fenetilin tabletinin adını ifade eden Captagon, 1986’da Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kara listeye alındı ve çoğu ülkenin kullanımını durdurmasına neden oldu.

    Fakat son dönemlerde kullanımında yeniden artış gözlemlenmeye başladı.

    New Lines Enstitüsü Direktörü Caroline Rose, geçen haziranda Euronews’e yaptığı açıklamada, öğrencilerin konsantre olabilmek; taksi, kamyon şoförleri ve hatta askerlerin uyumamak ve verimli çalışması için; diyet yapanların ise öğün atlatmak için Captagon’a başvurduğunu söyledi.

    REKLAM

    Suriye’de 2011 yılında patlak veren iç savaşın ardından Avrupa’daki baskılara rağmen uyuşturucu üretimi hızla arttı.

    Rose, bu ticaretin Suriye rejimi için “önemli bir alternatif gelir kaynağı” olduğunu ve Meksika kartellerinin toplam ticaretinin yaklaşık üç katını oluşturduğunu söyledi.

    “Avrupa Captagon ticaretinde suçu paylaşıyor”

    Avrupa’da Captagon’dan daha yaygın olarak speed veya ecstasy gibi diğer amfetaminler tüketiliyor.

    Yedi Avrupa ülkesinden sağlanan bilgilere göre, bölgedeki tüketim, ele geçirilen tablet sayısına kıyasla çok az.

    Raporda, Avrupa’da Captagon tesislerinin bulunduğu belirtildi.

    REKLAM

    Avrupa pazarı için birincil amfetamin kaynağı olan Hollanda, Captagon tabletleri için büyük ölçekli üretim tesislerinin ortaya çıkmasına tanık oldu ve her yıl bu tür bir veya iki tesise baskın düzenleniyor.

    Fakat Avrupa’nın rolü bununla bitmiyor.

    Raporda Avrupalı suç şebekelerinin doğrudan bir dahli olmadığı belirtilse de, Suriyeli araştırmacı gazeteci Taim Alhajj’a göre “Avrupa’daki organize çeteler Esad ailesiyle koordinasyon içinde çalışıyor”.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Türkiye’de döviz krizi, ithal ilaç sıkıntısına yol açtı’

    ‘Türkiye’de döviz krizi, ithal ilaç sıkıntısına yol açtı’


    Fransız Haber Ajansı’nda (AFP) yayımlanan bir haber analizde, Türkiye’de yaşanan kur krizinin, yurt dışından gelen ilaçların tedarikinde ciddi sıkıntılar yarattığı yorumu yapıldı.

    Artan döviz fiyatlarıyla birlikte ithal ilaçların eczane raflarından giderek yok olduğuna işaret edilen analizde, bu ilaçları almak zorunda olan vatandaşların ihtiyaçlarını karşılayabilmek için çok mücadele verdiği aktarıldı.

    İthal ilaçları almak için eczane eczane gezen vatandaşlarla yapılan röportajlara yer verilen yazıda, başta kanser, diyabet ve kalp hastalıklarıyla ilgili ithal ilaçların eczanelerden tedarik edilmesinde yaşanan sıkıntılardan örnekler verildi.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın ilaç sıkıntısı yaşandığına dair haberleri yalanladığı kaydedilen yazıda, Türk Tabipleri Birliği Merkez Kurulu Genel Sekreteri Vedat Bulut’un Türk lirası değer kaybederken ilaçları pahalı satmak zorunda kalan şirketleri suçlamanın “acımasız” olduğu yolundaki görüşlerine yer verildi.

    Türkiye’de sağlık uzmanlarına göre, uzun vadeli çözüm Türkiye’de sağlık endüstrisinin ithalata bağımlılığını azaltmak için çalışmaktan geçiyor.

    Eczanelerde bine yakın ilaç bulunamıyor

    Türkiye Eczacılar Birliği, kasım ayında yaptığı açıklamada, 654 ilacın tedarikinde zorluk çekildiğini açıkladı. Bununla birlikte kasım ayından bu yana son gelişmelerle birlikte uzmanlara göre tedariğinde zorluk çekilen ilaçların sayısının bini geçtiği tahmin ediliyor.

    Ankara Eczacılar Odası Başkanı Taner Ercanlı, “liranın değer kaybetmesi yüzünden durum daha da kötüleşti” diyerek durumun ciddiyetini özetledi.

    Sağlık Bakanlığı’nın, hükümet tarafından kabul edilen bir döviz kuruna dayalı olarak her şubat ayında ilaçlar için standart fiyat belirlediği hatırlatılan yazıda, bu yıl için euroya 4,57 lira kur belirlendiği , ancak şimdi piyasada bir euro almak için yaklaşık 20 lira gerektiği hatırlatıldı.

    Ercanlı, bunun, ilaç üreticilerinin diğer pazarlarda daha fazla para kazandıkları için “maalesef” Türkiye’ye ilaç satmaktan vazgeçtikleri anlamına geldiğini ifade etti.

    Konuyla ilgili olarak eczacılar, kura bağlı fiyat değerlendirmesini yılda bir kere değil, üç kere yapılmasını istiyor.

    Bu sorunların dışında Covid-19 salgınıyla birlikte küresel tedarik zincirlerinde yaşanan sıkıntı, ham madde fiyatlarında artışa neden olurken, yerli imal edilen ilaçların fiyatları da önemli ölçüde artmak sorunda kaldı.

    Türk ilaç tedarikçilerin diğer şikayetçi olduğu bir konu ise hükümetin kendilerine yapması gereken ödemeleri sürekli geciktirmesi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Safrandan yapılan antik Yunan ilacının Covid tedavisinde işe yaradığı ileri sürüldü

    Safrandan yapılan antik Yunan ilacının Covid tedavisinde işe yaradığı ileri sürüldü


    Aralık ayı başında ‘European Journal of Internal Medicine’ dergisinde yayınlanan bir rapora göre, safran bitkisinden elde edilen bir tür antik Yunan ilacı, şiddetli Covid-19 hastalarının tedavisinde kullanılabiliyor ve Covid hastalarının iyileşmesine yardımcı olarak ölüm oranını yüzde 50 seviyesinde azaltıyor.

    Kudüs İbrani Üniversitesi ve Hadassah Tıp Okulu’ndan İsrailli araştırmacılar ‘kolşisin’ adlı bu ilacı bir süredir test ediyorlardı.

    Binlerce yıl öncesine, eski Mısır’a kadar uzanan bu ilaç modern zamanlara kadar hayatta kalan birkaç antik reçeteden biri. Son zamanlara kadar ağrılı artrit (romatizma, kireçlenme) ve Kuzey Afrika kökenli Yahudiler arasında yaygın olan Akdeniz Ateşi’ne (FMF) yol açabilen gutun neden olduğu iltihabı tedavi etmek için kullanılmaktaydı.

    Prof. Ami Schattner, son 20 yıldır bu antik ilaç ile kontrollü şekilde tedavi edilen tüm hastaları araştırdı ve analiz etti ve potansiyel kullanım alanı içerisinde Covid-19’un da olabileceğini fark eden kişi oldu.

    6 bin hasta üzerinde testler yapıldı

    Schattner, şimdiye kadar, 6 bin koronavirüs hastasında kolşisinin test edildiği dört adet kontrollü çalışma yayınladı.

    Tüm çalışmalarda “Koronavirüs endekslerinde önemli bir iyileşme kaydedildiği ve en önemlisi, ölüm oranlarında önceki yıl kolşisinle tedavi edilmeyenlere göre yaklaşık yüzde 50 azalma olduğu” belirlendi.

    Her ne kadar safran pahalı olsa da ilaç ucuz çünkü günde sadece yarım miligram doz gerekiyor. Ayrıca kullanımının güvenli olduğu da kanıtlanmış durumda

    Schattner, ilacın bazı hastalardaki tek yan etkinin ishal nöbetleri olduğunu belirtiyor. Hastaların yaklaşık yüzde 10’unun bu nedenle ilacı kullanmayı bıraktığı aktarılıyor.

    İlaç, Kanada, Yunanistan, Güney Afrika, İspanya ve Brezilya da dahil olmak üzere dünya çapında Covid-19 tedavisinde test edildi ve bu testlerin çoğu, doğruluk olasılığını artıran çift körlü plasebo çalışmaları oldu.

    Mısır papiruslarında kayıtlı

    Kolşisinden ilk kez MÖ 1550’de yazılmış bir Mısır papirüsünde bahsediliyor. Daha sonra antik Yunanistan’da ve Bizans döneminde doktorlar tarafından kullanılmış. 1000 yıl önce de Arap doktorlar tarafından kullanılagelmiş.

    İlacın FMF’yi tedavi etmekte kullanılmasına ise yaklaşık 50 yıl önce başlandı. Kısa bir süre önce de akut perikardit (kalp çevresinde şişlik) tedavisinde ve kalp cerrahisi sonrası post-kardiyak yaralanma sendromu ve atriyal fibrilasyonun önlenmesinde kullanılmaya başlandı.

    Schattner, “Bilindiği gibi, kalp krizi geçiren hastaların tekrarlama ve felç geçirme riski önemli ölçüde artar, Son yıllarda yapılan araştırmalar, arterlerdeki aterosklerotik tabakalar üzerindeki anti-inflamatuar aktivitesi sayesinde, küçük günlük dozlarda kolşisinin bu hastaları etkili bir şekilde koruyabildiğini tespit etmiştir” diyor.

    İlaç, Covid hastalarına yardım etmek için ne zaman kullanılmaya başlayabilir?

    Schattner’e göre bu ön sonuçları doğrulamak için daha fazla kontrollü çalışmaya ihtiyaç var. Ancak ilacın şu anda kullanılmaya başlamaması için hiçbir neden yok.

    Schattner, “Kolşisinin koronavirüs hastaları üzerindeki etkisine ilişkin ilk veriler çok umut verici olsa da, daha fazla hastanın kontrollü çalışmalarda olması gerekiyor” diyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupa İlaç Ajansı, Covid-19’a karşı ‘Xevudy’ adlı yeni ilaca onay verdi

    Avrupa İlaç Ajansı, Covid-19’a karşı ‘Xevudy’ adlı yeni ilaca onay verdi


    Avrupa İlaç Ajansı (EMA), Covid-19 tedavisi için “Xevudy” isimli ilacı onayladığını duyurdu.

    EMA’dan yapılan açıklamada, GlaxoSmithKline (GSK) ile Vir Biotechnology şirketlerinin birlikte geliştirdiği Xevudy isimli ilacın 12 yaşından büyük ve 40 kilogramın üzerindeki hastalarda kullanılabileceği bildirildi.

    Hastaların hastalığın ağırlaşma tehlikesi bulunmayan ve oksijen tedavisine ihtiyaç duymayan hastalarda kullanılması gerektiğine de dikkat çekildi.

    Bu onayla EMA, kasımda onay verdiği Regkirona ve Ronapreve’nin ardından Covid-19’un tedavisi için üçüncü ilacı tavsiye etmiş oldu.

    Açıklamada, bu ilacın da öncekiler gibi “monoklonal antikor” tedavisi olduğu, bunun virüsün insan hücrelerine girmek için kullandığı SARS-CoV-2’nin spike proteinine bağlanmak üzere tasarlanmış proteinlerden oluştuğu aktarıldı.

    Öte yandan Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin liderleri, Covid-19 hastalarının tedavisi için üretilen ilaçların aşılarda olduğu gibi AB ülkelerince ortaklaşa alınmasına yönelik çalışmaların ilerletilmesini talep etti.

    Liderler Brüksel’de yapılan zirve toplantılarında Covid-19’la ilgili görüşmelerin ardından yayımladıkları bildiride aşılamaya ek olarak Covid-19 ilaçlarına ilişkin ortak hareket edilebileceğini vurguladı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kanadalı ilaç firması Medicago, yüzde 71 etkili bitki bazlı Covid-19 aşısı geliştirdi

    Kanadalı ilaç firması Medicago, yüzde 71 etkili bitki bazlı Covid-19 aşısı geliştirdi


    Kanadalı ilaç firması Medicago ürettikleri bitki bazlı Covid-19 aşısının koronavirüse karşı yüksek koruma sağladığını açıkladı. Firma Kanada’da ve dünyada yeni aşıları için onay almak üzere başvuruda bulunacaklarını açıkladı.

    Quebec merkezli firma son aşama çalışma sonuçlarına göre ürettikleri iki doz aşının Delta varyantı dahil virüsün bütün mutasyonları için yüzde 71 etkili olduğunu bildirdi. Firma deneyler sırasında Omicron varyantının henüz ortaya çıkmadığının ve bu nedenle araştırma çalışmalarının bu varyantı içermediğinin altını çizdi.

    Firma Kanada’da onay için derhal başvuruda bulunacaklarını, ayrıca Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve diğer ülkelerde de onay arayışına gireceklerini belirtti.

    Medicago’nun yan etkileri neler?

    Medicago’nun çalışmasında 24 bin yetişkine ya aşı ya da etkisiz sıvı verildi ve bu kişilerin Covid-19 hastalığı ve belirtilerine karşı durumu takip edildi.

    Firma aşı olduktan sonra en fazla üç gün süreyle ateş ve yorgunluk gibi “hafif ve orta” yan etkilerin hissedildiğini, aşının güvenliğiyle ilgili bika sorunlarla karşılaşılmadığını bildirdi.

    Bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyurulan araştırma sonuçlarıyla ilgili henüz bağımsız uzman değerlendirmesi bulunuyor.

    Medicago aşısının özellikleri nedir?

    Medicago bitkileri virüs benzeri partikülleri üreten yaşam fabrikası olarak kullanıyor.

    Bu partiküller koronavirüsü kaplayan dikenli proteinlerini taklit ediyor. İngiliz ortağı GlaxoSmithKline (GSK) da bağışıklık artıran bir kimyasal olan yardımcı madde ile aşının etkisine katkı veriyor.

    Firmanın kullandığı Nicotina Benthamiana bitkisi Avustralya’ya özgü bir tütün çeşidi.

    Bitki ilaç sanayinde monoklonal antikor ve diğer rekombinant proteinlerin üretilmesinde sıklıkla kullanılıyor.

    Her ne kadar birçok Covid-19 aşısı dünya çapında piyasaya sürülse de küresel sağlık yetkilileri gelişmekte olan ülkeler için aşı arzını arttırabilmek amacıyla yeni aşı adaylarını bekliyor.

    Uzmanlar, özellikle Omicron varyantının yayılmasıyla kroonavirüsün dünyanın aşılanmamış bölgelerinde gelişmeye devam edeceği uyarısında bulunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***