Etiket: içme suyu

  • Kimyasal Tespit Edilmişti,  Yalova Valiliği’nden Su İçmeyin Uyarısı

    Kimyasal Tespit Edilmişti, Yalova Valiliği’nden Su İçmeyin Uyarısı


    29 Ocak akşamı Kurtköy derivasyonunda suda köpüklenme belirlenmiş arından ise tüm kentte su kesintisine gidilmişti. Su kesintisi devam ederken Yalova Valiliği suyla ilgili analizlerle ilgili açıklama yaptı. Şebeke suyunun kullanımı hakkında yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “İlimizin su kaynağını besleyen Kadıköy/Kurtköy regülatör havuzunda gözlemlenen köpüklenme ile ilgili olarak, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Laboratuvarı tarafından yapılan ilk analiz sonuçlarına göre suyun yalnızca hijyen amaçlı kullanımında herhangi bir risk bulunmadığı belirlenmiştir. Ancak, kesin ve kapsamlı analiz süreçleri devam etmektedir. Sonuçlar açıklanana kadar suyun yalnızca genel temizlik ve hijyen amaçlı kullanılması önerilmekte olup, içme suyu olarak tüketilmemesi, gıda hazırlığında (yemek, çay vb.) kullanılmaması ve ağız hijyeni için tercih edilmemesi gerekmektedir. Ayrıntılı analizlerin tamamlanmasının ardından kamuoyu bilgilendirilecek ve gerekli duyurular yapılacaktır.”

    Kaynak: İHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bir Kent Kuraklık Tehlikesiyle Karşı Karşıya: Hiçbir Şey Fayda Etmedi

    Bir Kent Kuraklık Tehlikesiyle Karşı Karşıya: Hiçbir Şey Fayda Etmedi


    İzmir, aralık ayında ortalamanın üstünde yağış aldı. Aralık ayının genel olarak yağış ortalaması metrekarede 145,9 kilogram olarak gerçekleşiyor. Bu yıl ise kentte aralık ayı yağış ortalaması metrekareye 197,9 olarak ölçüldü. Bu 2021 yılından bu yana en yüksek oran oldu. Yağış her ne kadar artsa da İzmir’in içme suyunu karşılayan Tahtalı Barajı’nın dolmasına kayda değer bir etki yapmadı.

    1 Aralık tarihinde yüzde 11,2 olan doluluk oranı, ay sonunda yüzde 12,29 olarak gerçekleşti. TÜBA Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, yılın ilk 2 ayı ayında güzel yağışlar olacağını ancak bunun barajları doldurmasının beklenmemesi gerektiğini söyledi.

    Bir Kent Kuraklık Tehlikesiyle Karşı Karşıya: Hiçbir Şey Fayda Etmedi - Resim : 2

    “BU YIL BÜYÜK BİR SU SORUNU ÇEKECEĞİZ”

    Prof. Dr. Yaşar, “2025 güzel yağışlı bir yıl olacağa benziyor. İlk 2 ayı oldukça soğuk geçecek. Son 50-60 yılın en sert kışını yaşamaya başladık. Hava çok soğuyunca yağışlar azalır. Aralık ayında kıpırdanma oldu. Yeni yılda ciddi ve güzel yağış bekliyorum. Ancak bu yağışların barajları dolduracağı beklenmesin. Eğer nisan ayında yüzde 25’leri görürsek çok çok iyi. Sanırım bu yıl büyük bir su sorunu çekeceğiz” dedi.

    Bir Kent Kuraklık Tehlikesiyle Karşı Karşıya: Hiçbir Şey Fayda Etmedi - Resim : 3

    “ÇOK DAHA PAHALI SU KULLANACAĞIZ”

    Yer altı kuyularında derine inildikçe suyun ağır metaller içerebileceğini ve ayrıca bu işlem sırasında çok daha fazla enerji tüketimi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yaşar, “Doluluk oranının en fazla yüzde 25 olacağını düşünüyorum ve bu koşullarda oldukça iyi bir oran. Tekrar yer altına başvuracağız. Kuyuları zaten çok aşağı indirdik. Derine indikçe hem daha çok enerji harcarız hem ağır metal çekeriz. Bu metallerin temizlenme işi ve basılma işi de var. İzmir zaten suyun en pahalı olduğu illerden biri ve bu yüzden de çok daha pahalı su kullanacağız” diye konuştu.

    Bir Kent Kuraklık Tehlikesiyle Karşı Karşıya: Hiçbir Şey Fayda Etmedi - Resim : 4

    KAYIP KAÇAK ORANLARINA DİKKAT

    Bu yıl için ciddi kuraklık tehlikesi bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Yaşar, “Tahtalı Barajı’nın doluluk oranı 2008 yılında yüzde 2’ye düşmüştü. 1970, 1992 ve 2008 yıllarındaki kuralık-yağış oranları bu yıl ile yarışabilir bir yıl olabilir. Nüfusta ciddi bir artış var. Yeni su kaynakları gerekiyor. Kayıp kaçak oranlarının aşağılara indirilmesi lazım. Nüfusa, tarıma, sanayiye su lazım. Suyu bilimsel olarak kullanmamız şart. Barajlardan tarlalara giden sularda yüzde 60’a yakın kayıp oluyor. Arıtma sularının kesinlikle tarıma kazandırılması gerekiyor. Su varsa devlet var” ifadelerini kullandı.

    Kaynak: DHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • BM: Gazze’de sıcaklık ve kirlilik nedeniyle su yoluyla bulaşan hastalıklar yayılıyor

    BM: Gazze’de sıcaklık ve kirlilik nedeniyle su yoluyla bulaşan hastalıklar yayılıyor


    Birleşmiş Milletler (UN) Gazze’de temiz suya erişim sıkıntısı ve artan sıcaklıklar nedeniyle su yoluyla bulaşan hastalıkların yayıldığını bildirdi.

    REKLAM

    Gazze’de görev yapan BM insani yardım koordinatörü Jamie McGoldrick cuma günü Kudüs’ten yaptığı açıklamada, “İnsanlar ihtiyaç duyduklarından çok daha az suya ulaşıyorlar ve sonuç olarak güvenli ve temiz su eksikliği ve sanitasyon sistemlerinin bozulması nedeniyle su kaynaklı hastalıklar ortaya çıktı.” şeklinde konuştu. 

    Üç aylık görev süresinin sonunda Gazze’ye yaptığı son ziyaret sonrası konuşan McGoldrick, “Önümüzdeki aylarda, şu anda insanların kalabalık olduğu bölgelere nasıl daha iyi su tedarik edebileceğimizin yolunu bulmalıyız.” dedi.

    Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre, kirli su ve hijyen eksikliği kolera, ishal, dizanteri ve hepatit A gibi hastalıklara neden oluyor. 

    DSÖ, İsrail’in saldırılarını artırdığı 7 Ekim’den bu yana 345 binden fazla ishal vakası kaydedildiğini açıklamıştı. DSÖ’ye göre bu vakaların 105 binden fazlası 5 yaş altı çocuklar.

    Gazze Şeridi’nin tek doğal su kaynağı, Mısır’ın kuzeyindeki Sina Yarımadası’ndan Gazze’ye ve oradan İsrail’e kadar Akdeniz kıyısı boyunca uzanan Kıyı Akifer Havzası.

    Ancak bu akifer havzasının kalitesi yıllar içinde, Gazze nüfusunun ihtiyacını karşılamak için yağmur suyuyla değiştirilebileceğinden daha hızlı bir şekilde pompalandığı için büyük ölçüde bozuldu. 

    İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, 9 Ekim’de “Elektrik, su, yemek ve yakıt yok. Her şey kapalı.” diyerek Gazze Şeridi’nin havadan, karadan ve denizden tamamen abluka altına alındığını açıklamıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • DSÖ: Kolera salgını yeniden artışta; aşı stoklarımız kritik seviyede

    DSÖ: Kolera salgını yeniden artışta; aşı stoklarımız kritik seviyede


    Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) bir yetkili, hatalığın yeniden yükselişe geçtiği bir ortamda küresel kolera aşısı stokunun halihazırda “boş ya da son derece yetersiz” olduğu uyarısında bulundu. 

    Birleşmiş Milletler’e bağlı sağlık ajansı, küresel ölüm oranlarının arttığını, dünya çapında bu yıl kolera salgını bildiren yaklaşık 30 ülke olduğunu ve bunun da normal bir yıla göre yaklaşık üçte bir oranında daha yüksek bir seviye olduğunu belirtti. 

    Ajansın kolera ve salgın ishalli hastalıklarla mücadele birimi direktörü Dr. Philippe Barboza, “Elimizde aşı kalmadı. Daha fazla ülke (aşı) talep etmeye devam ediyor ki bu son derece zorlu bir süreç.” ifadesini kullandı.

    Barboza, Dünya Sağlık Örgütü’n yanı sıra diğer kuruluşlar tarafından yönetilen aşı tedarikine ilişkin Uluslararası Koordinasyon Grubu tarafından kaydedilen acil durum stokuna atıfta bulundu. 

    Grubun stoklarına normal şartlarda yılda yaklaşık 36 milyon doz aşı girişi olsa da aşı kıtlığı, DSÖ’nün ekim ayında standart iki doz aşılama stratejisini geçici olarak askıya almasına neden oldu.

    Sorunun bir kısmının Hindistanlı bir üreticinin ihracatı durdurma kararından kaynaklandığını belirten Barboza, bu konuya dair ayrıntı vermemekle birlikte Güney Afrikalı bir üreticinin üretime başlamayı planladığını bunun da birkaç yıl alacağını kaydetti. 

    “Kolera için aşı geliştirmek, yani temelde yoksul ülkeler için bir aşı geliştirmek, aşıdan elde edilen gelirin çok daha yüksek olduğu Covid aşıları geliştirmekten muhtemelen çok daha az cazip.” sözleriyle Hindistanlı üreticinin neden üretimi durdurduğuna dair ipucu verdi ve tepkisini dile getirdi. 

    DSÖ yetkilisi Barboza, sözlerini şu şekilde sonlandırdı:

    “21. yüzyılda insanların çok iyi bilinen ve tedavisi çok kolay olan bir hastalıktan ölmesi kabul edilemez.”

    2022’de 26 ülkede kolera görüldü

    Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) verilerine göre, 2017’den 2021’e kadar dünya genelinde kolera vakasının görüldüğü ülke 20’nin altındayken sadece 2022’de 26 ülkede kolera salgını görüldü.

    Şiddetli yağışların sele yol açtığı Haiti ve Pakistan, iç çatışmaların sürdüğü Suriye ve komşu ülke Lübnan’daki salgın, diğer ülkelere göre daha büyük tehlike arz ediyor.

    Küresel sağlık kuruluşları ve hükümetlerin tedbirleri sonucu yıllardır azalan kolera virüsü, çeşitli çevresel nedenlerle yeniden etkisini artırmaya başladı.

    İklim değişikliğinin neden olduğu kasırga, şiddetli yağış ve kuraklık gibi afetlerin temiz suya erişimi olumsuz etkilemesi, kolera salgınını tetikleyen birincil etken olarak biliniyor.

    Bunun yanı sıra yoksulluk ve çatışmalar da koleranın yayılmasına sebep olan faktörler arasında bulunuyor.

    Kolera mikrobu

    “Vibrio cholerae” isimli bakterinin yol açtığı bulaşıcı bir ince bağırsak hastalığı olan kolera, enfekte olduğu kişide sulu ishal, kusma ve kas krampları gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor.

    Bakterinin O1 ve O139 olarak adlandırılan alt türleri bulaşıcı özelliğe sahip olurken son yıllardaki vakaların büyük çoğunluğunu O1 alt türü oluşturuyor.

    Dünyada ilk olarak 19. yüzyılın başlarında Hindistan’da ortaya çıkan virüs, kısa zamanda kıtalara yayılarak salgınlara neden oldu.

    Tarih boyunca 6 büyük kolera salgını görüldü, bu salgınlarda milyonlarca kişi hayatını kaybetti.

    Son yüzyılda ise 1961’de Güneydoğu Asya’da patlak veren salgın, 1971’de Afrika, 1991’de ise Amerika kıtasında görüldü.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***